Türk Boğazları Meselesi (Ayhan Candan)

Tarih: 31/01/2017   /   Toplam Yorum 0   / Yazar Adı:      /   Okunma 1860

Karadeniz’i Akdeniz’e ve Asya’yı Avrupa’ya bağlayan boğazlar siyasi askeri ve ekonomik ehemmiyeti dolayısıyla yüzyıllar boyunca birçok devletin ilgisini çekmiş ve her zaman mücadele sebebi olmuştur. Boğazları hakimiyeti altında tutan devlet kara ve deniz harekâtlarında büyük üstünlük sağlamaktadır. Sırasıyla eski dönemlerde Truvalılar Atinalılar Ispartalılar ve İranlılar; Roma İmparatoru Konstantin Bizanstionu merkez yapmasından ve Bizans imparatorluğu kurulmasından sonra Hunlar Avarlar İranlar ve Araplar İstanbul ve boğazları ele geçirmek için kıyasıya mücadele ettiler. Osmanlı devletinin kurulmasıyla kısa sürede bölgede güçlenerek diğer devletlerin aksine 1353 te Çanakkale boğazını geçerek Rumeli’ye hakim olmaya başladılar. 29 Mayıs 1453 te Bizans’ı yenerek boğazların egemenliği tamamen Türklerin eline geçti. Boğazların güvenliğini artırmak amaçlı Fatih Sultan Mehmet Kilitbahir ve Seddülbahir kalelerini ve Çanakkale boğazı ağzındaki bulunan Bozcaada’ya hisar inşa etti. (A. C.)

 

1484’de Fatih Sultan Mehmet’in hemen hemen tüm Karadeniz kıyılarını egemenliği altına alınca Karadeniz yabancı gemilerin serbestçe geçmelerine kapalı iç deniz özelliği kazanmıştır. Bunun sonucunda boğazlardan geçiş ve Karadeniz’de ticaret yapabilmek için Osmanlı devletinin ilgili devletlere verdiği ayrıcalıklar sayesinde düzenlenmiş oldu. Boğazların uzun süre egemenliği altında tutulması sonucunda, Rusya güçlenerek Karadeniz sahillerine sahip olma gelişiminde bulundu. İstanbul antlaşması ile 3 Temmuz 1700 Azak kalesi ve civarı Ruslara bırakıldı ve Rus gemileri Azak denizinde sefer yapma hakkı buldu.1711 Purut da Rusya büyük bir hezimete uğradı 1713 te Edirne Antlaşmasıyla tekrar Osmanlı devletinin eline geçti. Böylece Karadeniz Türk gölü olma özelliğini sürdürmeye devam etti. Büyük Petro hayal ve gerçeği karıştırarak daha büyük başarılar elde edeyim derken bu sefer Purut ve Edirne Antlaşmaları ile Azak ve Tayganı elinden çıkarmaya mecbur oldu. Bununla birlikte Karadeniz ve boğazlar meselesi uzun bir zaman önemini kaybetti.[1]

1739 da Belgrat Anlaşmasıyla Azak kalesinin yıkılması kalenin bulunduğu yerden her iki devletinde terk etmesi esasına dayanan bir anlaşma yapıldı.21 Temmuz 1774 küçük kaynarca anlaşması ile Karadeniz’e çıkmaya ve serbestçe ticaret yapma hakkı kazandı. Rusya'ya diğer devletlere tanınan ticari geçiş hakkı verilmek mecburiyetinde kalındı bunun sonucunda boğazlar uluslararası hukukun konusu oldu.1798 mısırı işgal eden Fransa’ya karşı askeri önlem almak zorunda kalmasıyla Osmanlı devletinin Rusya ile 23 Aralık 1798 ve İngiltere ile 5 Ocak 1799 da ittifak yapmasıyla bu konuda ilk defa taviz verilmiştir. Bunun sonucunda Rus savaş gemileri boğazlardan geçerek Akdeniz’e ulaşmıştır.5 Ocak 1809 da Kale-i Sultaniye (Çanakkale Anlaşmasını) imzaladı. Buna göre boğazlar meselesi barış zamanında boğazların yabancı savaş gemilerine kapalılığı bu hususun Osmanlı devletinin eskiden beri benimsediği önemli bir kural olduğu kabul ettirildi. Boğazlardan ticari amaçla geçiş ve Karadeniz’de serbestçe ticaret hakkı, Rusya ile Akkirman Anlaşması ile teyit edildi.(/7 Ekim 1826) 14 Eylül 1829 da barış zamanında boğazlardan ticari geçiş yanında, Karadeniz’in bütün yabancı devletlerin ticaret gemilerine açılması ile Karadeniz bir ticaret gölü olma özelliğini kaybetti.[2]

             Mehmet Ali Paşanın Mısır'da, Osmanlı Devleti'nin egemenliği altından çıkmak ve topraklarına Suriye'yi katmak amacıyla, 1831 yılında isyan etti. Osmanlı Padişahı II. Mahmut, Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa isyana durduramayacağını anlayınca büyük devletlerden yardım istedi. Osmanlı Devleti'nin yardım isteğinde bulunduğu devletler olumlu cevap veremediler. Çünkü Avusturya'nın deniz gücü sınırlı idi. Fransa, Mısırlılara yakınlık göstermekteydi. İngiltere ise Rusya ve Fransa ile olan ilişkilerini bozmamak için, olumlu cevap vermemişti. Rusya'ya gelince, bu devlet yukarıda bahsettiğimiz politika değişikliği sebebiyle Osmanlı Devleti üzerinde nüfuz sahibi olarak ve ekonomik çıkarlarını daha iyi koruyabilmek düşüncesiyle, II. Mahmut'un yardım çağrısına olumlu cevap verdi. II. Mahmut’un, Rus Çarı I. Nikola'nın yardım talebini kabul etti. Bunun üzerine bir Rus filosu Beykoz’a asker çıkardı. Bu durum İngiltere ve Fransa’yı harekete geçirdi ve Kütahya’da 1833’te anlaşma sağlandı. Devleti tehdit eden bu tehlike geçici olarak önlenmiş oldu. 8 Temmuz 1833 tarihinde Hünkâr İskelesi anlaşmasıyla 8 yıl süresinde taraflar tehlike anında birbirlerine yardım etmeyi kabul etmişlerdir. Avrupalı devletler Rusya’nın bu ayrıcalıklı haklarını 1841 yılında Londra Boğazlar Antlaşmasıyla sona erdirmeyi başardılar.[3] Bu anlaşma ile Boğazlar ilk defa çok taraflı Uluslararası statüye kavuşması ve büyük devletlerin farklı çıkar yolları aramalarına sebep olacaktır. Osmanlı Devleti’nin barış zamanlarında savaş gemilerinin geçişlerine izin vermemesi kaidesi, 1856 Paris Antlaşmasıyla savaş zamanında ekleyerek Osmanlı Devletinin egemenlik haklarını daralmıştır. Antlaşmayı imzalayan devletler ve elçiliklerin küçük savaş gemilerinin boğazdan geçişleri padişahın iznine tabidir. Bu şartlar Rusya’yı memnun etmedi, çünkü Karadeniz egemenliğini kaybetmiş oldu. 1870 Almanya – Fransa savaşıyla sıkıntıya düşen Avrupa siyasi halinden kazanç elde etmek için tek taraflı anlaşma maddelerini yok saydığını duyurdu. Almanya’nın Rusya ile beraber hareket etmesi sonucunda İngiltere öncülüğünde Londra’da Osmanlı, Almanya, Avusturya, İngiltere, Fransa, İtalya ve Rusya 17 Ocak 1871 tarihinde Londra da konferansta toplandılar ve 13 Mart 1871 Londra Anlaşmasını imzaladılar. Buna göre Karadeniz’in tarafsızlığı kaldırılarak, Osmanlı’nın barış zamanlarında boğazları kapalılığı ilkesi kaldırıldı. Türk Devleti istediği zaman boğazlara dost ve müttefik donanmalarına açabilecekti.[4]

1877-1878 Osmanlı Rus Savaşında büyük bir hezimete uğrayan Osmanlı’dan boğazlardan bazı ayrıcalıklar elde etmek isteyen Rusya İngiltere’nin araya girmesiyle 13 Temmuz 1878 Berlin Antlaşmasıyla yeni bir ve değişiklik olmadığından İngiltere güvenceyi sağlamak amacıyla böyle bir antlaşma yaptı. Londra anlaşmasının aynen devam etmesi kararlaştırıldı. Boğazların hukuki statüsü Berlin antlaşmasına sonradan bazı küçük değişiklikler yapılarak hükümler geçerliliğini 1. Dünya Savaşına kadar sürdürmüş oldu.[5]

1.Dünya Savaşı sürecinde Türk Boğazlarında uygulanacak geçiş rejiminin ehemmiyeti çok dikkatli bir şekilde ortaya çıkmıştır. İttifak Devletlerinin Savaşı kaybetmesiyle ABD ve İngiltere Boğazların tüm yabancı devlet gemilerine açılması ve kendi menfaatleri yönünde gelişmesi yönünde caba harcamışlardır. 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi’nin 1. Maddesinde, Çanakkale ve Karadeniz Boğazları’nın yabancı devlet gemilerine açılması ve Boğazların İtilaf Devletlerinin hakimiyetine girmesi öngörülmüştür.[6]  10 Ağustos 1920’de imzalanan Sevr Antlaşmasının Boğazlarla ilgili maddelerine göre Boğazlar Uluslararası bir statüye girmekteydi. Çanakkale ve İstanbul Boğazından geçiş savaş esnasında her çeşit savaş ve ticaret gemilerine serbest olacaktı. Boğazların kontrolü Uluslararası bir komisyon tarafından yürütülecekti. Osmanlı Devleti Boğazların hakimiyeti tümüyle kaybetmiş olacaktı. Boğazlarda seyrüseferin, gerek barış gerek savaş hallerinde, milliyet farkı gözetmeksizin bütün ticaret ve harp gemilerine, askeri ve ticari uçaklara açık olmasına hükmedilmiştir. Ayrıca Boğazların ablukaya tabi tutulmaması, Milletler Cemiyeti Konseyi’nin kararlarının icrası haricinde Boğazlarda harp hali hakkının kullanılmaması ve düşmanca hiçbir harekete başvurulmaması esasa bağlanmıştır. Çanakkale Boğazı’nın Avrupa kıyısının ise Yunanistan’a verilmesi öngörülmüştür.[7] Osmanlı yetkilileri tarafından kabul edilen bu uygulama TBMM’ce kabul olmayınca uygulanmayan bir anlaşma olmuştur.[8]

Sevr antlaşması uygulama alanı bulunmayınca, Kurtuluş Savaşının kazanılması  sonucunda Boğazların durumu Türkiye Cumhuriyetinin tapu mahiyetinde olan 24 Temmuz 1923 tarihinde Türkiye ile Büyük Britanya, Fransa, Rusya, Romanya, Bulgaristan, Yunanistan, Japonya ve Yugoslavya arasında İsviçre’nin Lozan şehrinde            imzalanan ve Türkiye’yi İsmet Paşa’nın başkanlığında bir heyetin temsil ettiği Boğazlarının statüsüdür. Bu konferansta en çok zaman alan tartışma konusu Boğazlar meselesi olmuş ve bu tartışmalarda Türkiye ile Rusya, İngiltere’ye karşı beraber hareket etmişlerdir. Lozan Barış Antlaşması’nın 23. Maddesi ve ona ekli “Boğazların Tabi Olacağı Usule Dair Mukalevename” boğazlardan geçiş hükmü; barışta ve savaşta denizden ve havadan geçiş ve ulaşım serbestliği ilkesi kabul edilerek 1841’den beri devam eden Uluslararası statünün sürdürülmesi kararlaştırılmıştır.[9] Bu hükümler Türk karasuları ve hava sahasında ve Boğazlar üzerindeki hava sahasında Türk hakimiyetini kısıtlamaktadır. Boğazlardan geçiş serbestisi kaidesinin uygulanması için düşünülen ilk önlem ise Boğazların askersizleştirilmesi olmuştur. Sözleşmeye göre bu tedbir Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının her iki kıyılarını, Marmara Adalarını ve Çanakkale giriş noktasındaki Türk ve Yunan adalarını kapsamaktadır. İstanbul’un güvenliği için 12.000 kişilik bir garnizon ile bir deniz üssünün tesisi zaruri görülmüştür. Buna karşılık İsmet Paşa, yaptığı konuşmada Boğazların askersizleştirilmesinin gerek Türkiye için, gerekse dünya barışı yönünden ortaya çıkarabileceği muhtemel zararları anlatmaya çalışmış ve uzun süren tartışmalardan sonra kabul edilmiştir. Askersiz bölge İstanbul Boğazı’nda 15 Km.’ye, Çanakkale Boğazı’nda 20 Km.’ ye indirilecek şeklinde düzenleme yapılmıştır.[10] Bölgenin herhangi bir saldırıya maruz kalması halinde güvenliği sözleşmeyi imzalayan devletler ve Milletler Cemiyeti’nin güvencesi altına alındı.

Türkiye, bir taraftan Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nin gereklerini barışçıl bir şekilde yerine getirirken, diğer taraftan 1933 yılından itibaren Sözleşme’nin değiştirilmesine yönelik taleplerini, diplomatik geleneklere uygun bir şekilde dile getirmeye başlamıştır. Bu kapsamda Türkiye, 1923 yılında Lozan Boğazlar Sözleşmesi yapılırken mevcut olan siyasi şartların köklü bir şekilde değiştiğini, dolayısıyla boğazlar konusunda yeni bir konferans toplanmasının kaçınılmaz hale geldiğini ortaya koyan bir dizi diplomatik girişim başlatmıştır. İtalya lideri Mussolini’ nin izlediği siyaset yüzünden Akdeniz’de ortaya çıkan güvensizlik ve gitgide nazikleşen Boğazların durumu, Türk Hükümeti'nin dikkatini tekrar bu konuya çekmeye başlamıştır. Japonya’nın Milletler Cemiyeti’nden çekilmesi ve İtalya’nın Türk sahilleri çevresindeki 12 ada ile ilgilenmeye başlaması üzerine Türk Hükümeti Boğazlar Sözleşmesi’nin tadili için Milletler Cemiyetine başvurmuştur. Milletler Cemiyeti Genel Kurulu’nda 1935 yılının Eylül ayında, İtalya’nın Habeşistan’ı işgal etmesi nedeniyle yapılan toplantı sırasında Boğazlar konusundaki talebini bir kez daha gündeme getirmiştir. Türkiye yeni bir konferans toplanmasına yönelik bu nihai diplomatik girişimini isabetli bir zamanlama ile 11 Nisan 1936 tarihinde Lozan Boğazlar Sözleşmesi’ne taraf olan tüm devletlere birer nota göndererek sonuçlandırma yoluna gitmiştir. Bu nota aynı gün Milletler Cemiyeti Genel Sekreteri’ne ve onun aracılığıyla Cemiyet üyelerine de gönderilmiştir. Bu son girişim, başta İngiltere olmak üzere, Sovyetler Birliği, Fransa ve diğer devletler tarafından benimsenmiş ve 22 Haziran 1936 tarihinde İsviçre’nin Montrö kentinde yeni bir konferans toplanmasına karar verilmiştir. Yaklaşık bir ay süren ve çetin müzakerelere sahne olan Konferans sonunda, 20 Temmuz 1936 tarihinde Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalanmıştır. Toplam 29 maddelik ana metin, bu ana metne ilişkin 4 ek ve bir de Protokol’den oluşan Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Konferansa katılan Bulgaristan, Büyük Britanya, Fransa, Japonya, Romanya, Sovyetler Birliği, Türkiye, Yugoslavya ve Yunanistan tarafından 20 Temmuz 1936 yılında imzalanmış, 9 Kasım 1936 tarihinde yürürlüğe girmiştir114. Boğazlar’ın Türkiye tarafından yeniden askerleştirilmesine ilişkin uygulama ise, Protokol’ün 1’inci madde hükmü gereği, ana Sözleşme’nin yürürlüğe girmesinden önce 15 Ağustos 1936 tarihinde başlamıştır.[11]

Montrö Boğazlar Sözleşmesinin süresi 20 yıl ve her 5 yılda bir incelenecekti. Fakat sözleşme bitiminden 2 yıl öncesine kadar taraflardan hiç birisi feshi için istekte bulunmazsa 2 yıl sonraya kadar geçerliliği devam edecekti.1956’da bitmesi gereken sözleşme başvuru olmaması dolayısıyla günümüze kadar etmiştir. Boğazlarda Türk egemenliği artmasıyla birlikte tam anlamda bir hakimiyet söz konusu değildir. Bu sözleşme sayesinde Mustafa Kemal ve Tük yetkililerin siyasi alanda büyük bir başarı elde etmişlerdir. Türkiye’nin boğazlar üzerindeki hakimiyeti perçinleşmiştir. 1945 yılında Yalta ve Potsdam konferanslarında müttefikler kendi aralarında boğazlar ile ilgili görüşmeler yapmışlardır. 2. Dünya Savaşı sonrasında Uluslararası arenada tekrar tartışmalara neden olmuştur. Siyasi ve askeri alanda önemli gelişmelerin yaşanması Boğazların hukuki statüsünde bir değişiklik olmamıştır. Türkiye 1991 yılında Boğazlarda bazı değişiklikler yapma girişiminde  bulunsa da bunda pek başarı sağlayamamıştır. Bu başarıyı  ancak; uluslararası arenada gücünü arttırmasıyla sağlayabilir.[12]

Montrö Boğazlar Sözleşmesinin mevcut haliyle devam ettirilmesinin, ancak sözleşmenin düzenlemediği ya da zamanla ortaya çıkan boşluk ve ihtiyaçların, uluslararası hukuk ve taraf olunan diğer uluslararası düzenlemeler göz önünde tutularak günümüz gereklerine göre düzenlenerek uygulanmasının, Türk Boğazları rejiminin geleceği ve uluslararası barışın devamı için en faydalı yol olacağı düşünülmektedir.

 

Ayhan Candan

Çanakkale Savaşı Araştırmacısı, Alan kılavuzu 

 

 

KAYNAKÇA

BEYDİLLİ Kemal,Boğazlar Meselesi, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, C.6, İstanbul(1988-2013), s.266-269.

 

DOĞRU Sami, Türk Boğazlarının Hukuki Statüsü: Sevr ve Lozan’dan Montrö’ye Geçiş, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.15, S.2, 2014,s.123-149.

 

DÖRDÜNCÜ Muharrem, 1774 Küçük Kaynarca Antlaşmasından 1841  Londra Sözleşmesine Kadar Boğazlar Meselesi, AKÜ. Sosyal Bilimler Dergisi C.3, S.1 Haziran 2001, s.73-79.

 

ERAT Muhammet(Ed.),Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, Kriter Yayınevi,2013 İstanbul.

 

OĞUZ Yüksel, Montreux’den Günümüze Türk Boğazları( Uygulamalar, Sorunlar, Çözümler) Basılmamış Yüksek Lisans Tezi,  Ankara, 2007.

 

TUKİN Cemal, Boğazlar Meselesi, Pan Yayıncılık, İstanbul 1999.

 

 



[1] Cemal TUKİN, Boğazlar Meselesi, İstanbul 1999, s.64.

[2] Kemal BEYDİLLİ, Boğazlar Meselesi, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, C.6, İstanbul(1988-2013), s.266.

[3]  Muharrem DÖRDÜNCÜ, 1774 Küçük Kaynarca Antlaşmasından 1841 Londra Sözleşmesine Kadar Boğazlar Meselesi, AKÜ. Sosyal Bilimler Dergisi C.3, S.1 Haziran 2001, s.84.

[4]  Beydilli, a.g.m. s.267.

[5] Tukin,a.g.e.,s.391.

[6] Sami DOĞRU, Türk Boğazlarının Hukuki Statüsü: Sevr ve Lozan’dan Montrö’ye Geçiş, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.15, S.2, 2014,s.140-141.

[7] Yüksel OĞUZ, Montreux’den Günümüze Türk Boğazları( Uygulamalar, Sorunlar, Çözümler) Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, 2007 Ankara, s.16.

[8] Muhammet ERAT,(Ed.),Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, 2013 İstanbul,s.205.

[9] Doğru, a.g.m. s.143-144

[10] Oğuz,a.g.e. s.27-28.

[11] Doğru, a.g.m. s.154-155.

[12] Erat, a.g.e. s.343-345.


  1860 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

09/09/2017 - 05:40 Florence Nightingale’in Eli Anadolu’ya da Değmişti-Kırım Savaşından Unutulan İlk Prefabrik Hastane: Erenköy (Renkioi) (Mustafa Onur Yurdal)

22/08/2017 - 07:18 Kuşatma ve Esaretin Adı KÛTULAMÂRE Esir Bir İngiliz Subayın Anıları - Edward W.C. Sandes -(Muzaffer Albayrak)

09/08/2017 - 18:07 19. Tümen Kurmay Başkanı İzzettin Çalışlar’ın Çeşitli Konferans ve Yayınlarında Conkbayırı Süngü Taarruzu (Melike Bayrak-Mustafa Onur Yurdal)

27/07/2017 - 13:33 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması 2.Bölüm - 2.Gazze Muharebesi (Tuncay Yılmazer )

11/07/2017 - 10:07 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması : Gazze Muharebeleri ( 1.Bölüm) (Tuncay Yılmazer)

22/05/2017 - 05:29 Müstahkem Mevkii’nin Anafartalar’daki Sesi - Küçük Anafartalar Topları (Bayram Akgün)

09/05/2017 - 08:12 Kûtulamâre Kuşatması’ndan Esarete Yüzbaşı Sandes’in Hatıraları - Çev. Tuncay Yılmazer

02/05/2017 - 11:45 İzmir-Bayındır İlçesinden Çanakkale Harbine Katılanlar (Necat Çetin)

28/04/2017 - 08:49 Kûtulamâre Zaferi 1916 (Muzaffer Albayrak – Vahdettin Engin)

23/04/2017 - 21:24 Türk Ordusu’nda Künye Uygulamasına İlişkin İlk Girişimler ve İlk Künyelerle İlgili Kısa Bilgiler (The First Attempts On The Use Of Identity Tags In Turkish Army And Information About The Early Identity Tags) (Burhan SAYILIR)

13/04/2017 - 05:43 Müstahkem Mevki’nin Kara Savunması İçin Top Desteği Sağlaması (Bayram Akgün)

07/04/2017 - 14:30 Çanakkale Muharebelerinde İdari ve Lojistik Faaliyetler (Ayhan Candan)

06/04/2017 - 19:17 Kabataş Erkek Lisesi 1.Büyüteç Tarih Öğrenci Sempozyumu (8-9 Nisan 2017)

04/04/2017 - 21:12 Resmi Belgelere (Nüfus Ölüm-Genelkurmay-Kayıtsız Ölüm Defterleri) Göre İzmir - Beydağ Şehitleri (Necat Çetin-A.Levent Ertekin)

31/03/2017 - 07:25 Çanakkale nin Şehit Kalemleri (İsmail Sabah)

27/03/2017 - 19:43 Çanakkale Müstahkem Mevkii’ye Bağlı Top Mermisi Çeşitleri (Bayram Akgün)

25/03/2017 - 20:58 GeliboluyuAnlamak Özel- 100. Yılında Gazze Muharebeleri Kahramanlarını Anıyoruz (Tuncay Yılmazer)

17/03/2017 - 21:15 18 Mart Özel Makalesi - Yaşayanların Ağzından 18 Mart Boğaz Muharebesi (Ahmet Yurttakal)

16/03/2017 - 08:51 18 Fotoğrafla Çanakkale Boğaz Muharebesi 18 Mart 1915 - 18 March 1915 Dardanelles Assault with 18 photographs (Ahmet Yurttakal)

13/03/2017 - 05:47 Çanakkale Muharebeleri’nde Bir Hile: Sahte Toplar (Bayram Akgün)

07/03/2017 - 04:27 Çanakkale Zaferi’nden Mescid-i Nebevi’ye (Enver Paşa’nın 1916 Filistin-Hicaz ziyareti) (Tuncay Yılmazer)

23/02/2017 - 07:48 Gelibolu Savunması Bir Karargâh Çalışması - General G.S. Patton (Haluk Oral)

09/02/2017 - 06:24 İkinci Kirte Muharebesi (6-8 Mayıs 1915 Taarruzları) (Yücel Özkorucu)

31/01/2017 - 12:29 Türk Boğazları Meselesi (Ayhan Candan)

24/01/2017 - 05:39 Kanlı Bir Mendil Hikayesi (Ömer Arslan)

19/01/2017 - 10:32 Irak Cephesinde Gönüllü Kahramanlar Osmancık Taburu (Muzaffer Albayrak)

23/12/2016 - 20:32 Atlas Tarih Dergisi Aralık-Ocak Sayısında 1916 Sina Filistin Hicaz Cephesi (Tuncay Yılmazer)

13/12/2016 - 07:23 Birleşik Harekat Tecrübesi Olarak Cihan Harbinde Türk-Alman Askeri İttifakı (Gültekin Yıldız)

02/12/2016 - 20:23 Çanakkale Kara Muharebelerinde Ağıl Dere (Şaban Murat Armutak)

15/11/2016 - 11:48 Çanakkale de Bir Melek Hanım (Muzaffer Albayrak)

01/11/2016 - 05:41 Çanakkale Kara Muharebelerinde Asma Dere (Şaban Murat Armutak)

24/10/2016 - 06:55 42. Alay / Gelibolu 1915 - Ahmet Diriker (Oğuz Çetinoğlu)

10/09/2016 - 11:12 Seddülbahir Kahramanı Bigali Mehmet Çavuş (Ömer Arslan)

03/07/2016 - 14:42 Çanakkale’den 100. Yılında Somme’a:Bir Savaş, İki Muharebe (Mustafa Onur Yurdal)

11/06/2016 - 14:37 I.Dünya Savaşı nda Şii Ulemasının Cihat Fetvaları Çerçevesinde Irak Cephesi (Ziya Abbas)

01/06/2016 - 06:23 Kutülamare- Yarbay Mehmed Reşid Bey in Günlüğü (İ. Bahtiyar İstekli)

23/05/2016 - 12:01 Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Muharebelerinde Sağlık Alanındaki Faaliyetleri (Ayhan Candan)

16/05/2016 - 07:38 Bir Osmanlı Kurmay Subayı- Iraklı Kürt Devlet Adamı, Mehmet Emin Zeki Bey in Yaşam Öyküsü (Tuncay Yılmazer)

10/05/2016 - 13:00 Mezopotamya da Bir Savaş 1915-1916 KutülAmare – Nikolas Gardner ( Tuncay Yılmazer )

07/05/2016 - 07:31 Birinci Dünya Savaşının İslam Dünyasına Etkileri (Yüksel Nizamoğlu)

30/04/2016 - 19:20 Çanakkale Savaşı: Bir Siyasi Mücadele Alanı (Özgür Öztürk)

23/04/2016 - 19:13 25 Nisan 1915 Anzak Çıkarması İlk Saatleri – Daha Erken Müdahale Edilebilir miydi? ( Ahmet Yurttakal )

17/04/2016 - 21:26 Maskirovka Harekatı - KutülAmare bir zafer midir? ( Tuncay Yılmazer )

13/04/2016 - 05:30 Çanakkale Savaşları ve Barbaros’un Batışı (İsmail Bilgin)

28/03/2016 - 11:20 Çanakkale Muharebelerinde Osmanlı Ordusunun Asker Kaybı (Ayhan Candan)

26/03/2016 - 09:55 Eğitimli Neslin Birinci Dünya Savaşı ile İmtihanı ( Dr. Nuri Güçtekin )

24/03/2016 - 10:00 Birinci Dünya Savaşı nda Yozgat Lisesi (Dr. Nuri Güçtekin)

21/03/2016 - 06:35 Çanakkale Seferberliği: Savaş, Eğitim, Cephe Gerisi (Mustafa Selçuk)

17/03/2016 - 08:15 18 MART ÖZEL - Çanakkale Zaferi ve Cevat Paşa (Ahmet Yurttakal)

11/03/2016 - 06:49 Zaferi Kanla Yazan Fındıklılı Mehmet Muzaffer (İsmail Bilgin)

02/03/2016 - 12:48 Kut’ül Amare Zaferi -2 (İsmail Bilgin)

29/02/2016 - 11:29 Kut’ül Amare Zaferi -1 (İsmail Bilgin)

22/02/2016 - 12:27 Gertrude Bell Irak Sınırını Çizen Kadın (Veysel Sekmen)

14/01/2016 - 08:43 Çanakkale Şehidi Feyzi Çavuş’un Zevcesi Zehra Hanımın Padişaha Mektubu (Osman Koç)

23/12/2015 - 16:47 Çanakkale Savaşlarında Binbaşı Halis Bey’e Ait Bir Ganimetin Öyküsü (Serdar Halis Ataksor)

10/12/2015 - 18:03 Mesudiye Zırhlısının Dramı (Cemalettin Yıldız)

06/12/2015 - 20:29 Kut’ülamarenin Türklere Tesliminden Sonra Irak İngiliz Ordusunun Faaliyetlerine Dair Rapor (Haz. Serdar Halis Ataksor)

01/12/2015 - 10:11 10 Ağustos 1915 Conkbayırı Süngü Hücumu (Muzaffer Albayrak)

17/11/2015 - 21:09 Çanakkale Deniz Muharebelerinde Verilen Zayiatlar (Ahmet Yurttakal)

10/11/2015 - 05:19 Reis-i Cumhur Mustafa Kemal in Çanakkaleyi ziyaretleri (M. Onur Yurdal )

08/11/2015 - 22:04 Mustafa Kemal Paşanın Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşına girişiyle ilgili görüşlerine dair bir belge

Osmanlı Devleti Umumi Harpte Tarafsız Kalabilir miydi? - Yusuf Akçura (Değerlendirme: Muzaffer Albayrak)

Nazım’ın Dayısı Çanakkale Şehidiydi (Melih Şabanoğlu)

Çanakkale Destanının Ölümsüz Efsaneleri (Osman Koç)

21/10/2015 - 04:02 100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale’de Programı

17/10/2015 - 11:50 Çanakkale Savaşı'nın Kanada'da Bıraktığı İzler (Birol Uzunmehmetoglu)

27/09/2015 - 16:01 1917 Yılında Hicaz Cephesi:Arap İsyanının Yayılması ve Medine’nin Tahliyesi Programı (Yüksel Nizamoğlu)

22/09/2015 - 13:07 III. Kolordu’nun Çanakkale Muharebeleri’ne Hazırlanış Süreci (İsmail Bilgin)

15/09/2015 - 04:28 Kutü-l Amare Kahramanı Halil Kut Paşa (Enes Cifci)

11/08/2015 - 04:07 Türkiye Büyük Savaş a Nasıl Girdi? ( Emre Kızılkaya )

29/07/2015 - 03:30 1915 Gelibolu Harbi Günlüğü- Kazım Şakir (İ. Bahtiyar İstekli)

07/07/2015 - 02:49 Suyu Arayan Adamların Öyküsü - Millete Deva Olmak , Osmanlı Savaş Esirleri, TIP ve Milliyetçilik ( 1914-1939 ) -Yücel Yanıkdağ (Tuncay Yılmazer)

30/06/2015 - 03:55 Tarih, Otobiyografi ve Hakikat Yüzbaşı Torosyan Tartışması ve Türkiye’de Tarih Yazımı (Derleyen: Bülent Somay)

21/06/2015 - 16:34 Türklere Esir Olmak (Doğan Şahin)

23/05/2015 - 04:36 Çanakkale Savaşı

16/05/2015 - 15:30 İtilaf Devletleri Askerlerinin Gözüyle Çanakkale

12/05/2015 - 12:50 Muaveneti Milliye Muhribi Torpito Zabiti Ali Haydar Öztalay (Çimen Yüksel)

09/05/2015 - 08:24 Osmanlılar ve Ermeniler / Bir İsyan ve Karşı Harekâtın Tarihi (Edward J. Erickson)

03/05/2015 - 15:39 Neuve Chapelle’den Gelibolu’ya: Bir Askeri Planın Gelibolu’da Uygulamaya Konulması ( Mustafa Onur Yurdal )

28/04/2015 - 03:52 Cephe Arkadaşı Çanakkale Cephesi

25/04/2015 - 03:07 Çanakkale Müstahkem Mevkii Bataryalarının 25 Nisan 1915 ‘teki Rolü (Bayram Akgün)

24/04/2015 - 15:07 25 Nisan 1915 üzerine Gelibolu’yu Anlamak’ta çıkmış makalelerden seçmeler (Tuncay Yılmazer)

18/04/2015 - 17:10 Çanakkale Şehitleri Listesinde Ezineli Yahya Çavuş’un Adı Yok (Osman Koç)

10/04/2015 - 00:06 Kıyamet Koptuğunda - Hasan Cevdet Bey

03/04/2015 - 01:36 Rusya’daki 90.000 Osmanlı Savaş Esiri ve Sarıkamış Muharebesi (Yücel Yanıkdağ)

27/03/2015 - 17:57 Bir Hikayenin Daha Sonu: Topçamlar Tabyası (Bayram Akgün)

14/03/2015 - 07:57 Düşmana Korku Salan Efsanevi İntepe Topçularından Topçu Üsteğmen Mehmet Ali Bey (Muzaffer Albayrak)

11/03/2015 - 02:38 Seddülbahir’de Yalnız Top-210/40’lık Roon Topu (Bayram Akgün)

01/03/2015 - 13:31 Çanakkale Muharebeleri’nin İdaresi, Komutanlar - Strateji (Ed.: Lokman Erdemir, Kürşat Solak)

24/02/2015 - 17:39 Çanakkale Cephesinde Bir Damla Su İçin- Gelibolu Yarımadasında Jeoloji ve Muharebe İlişkisi ( İsmail Bilgin )

15/02/2015 - 17:55 Hashtag Tarih Dergisi Şubat 2015 Sayısında Kitap Değerlendirme Yazısı

08/02/2015 - 07:11 “Hafız Hakkı Paşanın Sarıkamış Günlüğü” Kitabıyla İlgili Mülahazalar (İsmail Bilgin)

// Bir Asır Sonra Ermeni Tehciri ve Çanakkale Üzerine… 100. Yıl Nasıl Anılmalı? (Tuncay Yılmazer)

23/12/2014 - 08:24 Sarıkamış İhata (Kuşatma) Harekâtı (İsmail Bilgin)

17/12/2014 - 02:24 Kut ül Amare Zaferi (Necmettin Özçelik)

08/12/2014 - 18:22 1. Dünya Harbi

06/12/2014 - 13:44 The Water Diviner – Son Umut Filminin Galasından Notlar… ( Tuncay Yılmazer )

01/12/2014 - 17:22 Cevat Çobanlı Paşa Çanakkale Kahramanı -Ahmet Yurttakal

16/11/2014 - 01:54 Goltz Paşa nın Mirası, Türkiye nin Geleceği – Osmanlı Devletinin 1. Dünya Savaşı na Girişi üzerine ( Tuncay Yılmazer )

10/11/2014 - 04:07 Turkish–Australian Reapprochement In The Light Of The Gallipoli Campaign (Kenan Çelik)