Çamlıtekke Karargâhı ve Anafartalar Grubu Üzerine Notlar (Muzaffer Albayrak)

Tarih: 29/05/2011   /   Toplam Yorum 5   / Yazar Adı:      /   Okunma 23458

Çamlıtekke Karargâhı, Çanakkale Muharebeleri esnasında, Anafartalara yapılan çıkarma sonrasında önem kazanmış, Anafartalar harekâtının merkezi ve idare yeri olma özelliğine sahip olmuş askeri bir mevkinin adıdır.
Bu yazımızın amacı; 14-15 Mayıs tarihinde yapmış olduğumuz Çanakkale gezisinde ziyaret ettiğimiz Çamlıtekke Karargâhı’nın konumunu -bilmeyenler- için tarif etmek; Anafartalar Grup Komutanlığı’nın teşkili, Anafartalar muharebelerine gelinen süreçte bu karargâhta yaşanan bazı mühim hadiseleri hatırlayıp, bunlara dair düşüncelerimizi paylaşmaktır. (M. A.)

 

 

Çamlıtekke Karargâhı, Çanakkale Muharebeleri esnasında, Anafartalara yapılan çıkarma sonrasında önem kazanmış, Anafartalar harekâtının merkezi ve idare yeri olma özelliğine sahip olmuş askeri bir mevkinin adıdır.

 

Ece Ovası ile Anafartalar Ovası arasındaki dağ silsilesinin Ece Ovası’na bakan tarafında bulunan bu karargâh mahallini bulmanın en kolay yolu, Büyük Anafarta köyünün doğu çıkışından itibaren Kumköy yolu yönünde 2 km gidilince çam ağaçlıklı yerden sola inen patikayı takip edince karargâhın bulunduğu bugün tarla olarak kullanılan açıklığa ulaşılır. Karargâh deniz yönündeki tepeye sırtını vermiş, Uzunhızırlı göleti yönüne bakmaktadır. Çanakkale Muharebeleri esnasında Anafartalar muharebelerinin idare edildiği karargâh olmasından dolayı Ece Ovası yönünden buraya bir yol açılıp taş döşenmişti. Karargâhın bulunduğu yerde de yol ve bina kalıntıları bulunmaktadır. Bunlar arasında yerlerde görülen üzerinde Rumca “Maydos” yazan tuğlalar, karargâhtan geriye kalan izler olarak görülmektedir.

 

 

Buradaki karargâh ismini, karargâhtan Anafarta köyü yönünde 500 metre gidildiğinde sağ tarafta büyük selvi ve meşe ağacının bulunduğu mevkide olduğunu, yerde yatan eski mezar taşlarından anladığımız tekkeden almaktadır. Bu asırlık ağaçların bulunduğu mevkide eskiden var olan tekkenin ismi “Çamlı Tekke” idi. Hemen yakınında dere içinde bulunan karargâh da ismini bu tekkeden almıştı: “Çamlıtekke Karargâhı”.

 

Çamlıtekke Karargâhı’nın konumunu bu şekilde tespit ettikten sonra bu karargâhın, Çanakkale Muharebeleri içinde öne çıkan üç yönünü hatırlatmaya çalışalım.

 

Bunların birincisi; başlangıçta Anafartalar müfrezesi ve bu müfrezeyi oluşturan üç taburun idare yeri, devamında da Anafartalar Grup Komutanlığı karargâhı olması;

 

İkincisi; Anafartalar Grup Komutanı Feyzi Bey’in görevden alınıp yerine Mustafa Kemal’in getirilmesi hadisesinin yaşandığı yer olması;

 

Üçüncüsü; Mustafa Kemal’in Conkbayırı Muharebesinde göğsü üzerinde bir şarapnelle kırılan saatini Liman von Sarders’e hediye ettiği, mukabilinde Liman’ın kendi saatini verdiği hadisenin yaşandığı yer olmasıdır.

 

1- Çamlıtekke Karargâhı:

Çamlıtekke Karargâhı; Beşinci Ordu yapılanması içinde sorumluluk alanı Anafartalar Bölgesi olan birliklerin idare yeriydi. Bu bölge, Anafartalar çıkarmasına kadar Tayfur Bölgesiyle sınır olup Koyun Limanı’yla (hariç) Azmakdere (dahil) arasındaki bölge, Anafartalar Bölge Komutanlığı’nın sorumluluğuna verilmişti. Bölge komutanlığı, Çamlıtekke’de bulunuyordu.

 

 

 

 

Anafartalar Bölgesi Komutanlığı, 5. Ordu yapılanması içinde Haziran ayından itibaren Kuzey Grubu’na bağlı olarak görülmektedir. Komutanı Alman Yarbay Wilmer, kurmay başkanı Binbaşı Haydar Mehmed’dir.

 

Anafartalar çıkarması başladığında bu bölgede bulunan birlikler; Gelibolu Jandarma Taburu, Bursa Jandarma Taburu, 31. Alay 2. Taburu, 32. Alay 1. Taburu idi. (32 Alay 1. Taburu, 6 Ağustos gecesi Conkbayırı-Kocaçimen bölgesine karşı yapılan kuşatma taarruzu üzerine takviye olarak 6-7 Ağustos gecesi Asmalıdere’ye nakledilmiş, Anafartalar Bölge Komutanlığı ile bağlantısı kalmamıştır.)

 

6-7 Ağustos gecesi Anafartalar çıkarması başladığında kuzeyden güneye olmak üzere; Kireçtepe’yi Gelibolu Jandarma Taburu’ndan iki bölük, Büyük Kemikli-Küçük Kemikli arasını Bursa Jandarma Taburu, Lalababa-Mestantepe-Azmakdere bölgesini 31. Alay 2. Taburu müdafaa etmekteydi.

 

7 Ağustos günü bu üç tabur, karaya çıkan 22 taburluk İngiliz kolordusunu kademeli bir geri çekiliş hareketi ile oyalamış, Saros bölgesinden gelen 7 ve 12. tümenlerin bölgeye yetişmesi için gereken zamanı kazandırmıştır.

 

Bu taburların hareketi hakikaten övgüye değerdir. Sayılarının azlığına bakmayarak üstün düşman kuvvetine karşı cesurca ve fedakârlıkla müdafaada bulunmuşlar, İngilizleri 7-8 Ağustos günlerinde stratejik öneme sahip Kavaktepe-Tekketepe hattına yaklaştırmamışlardı.

 

8 Ağustos sabahı ortalık ağardığında görünen şuydu:

Karaya çıkan İngilizler, kuzeyde Karakol Dağı’na güneyde Lalababa üzerinden Mestantepe’ye kadar ilerleyebilmişti.

 

Anafartaları canlarını hiçe sayarak üstün düşman kuvvetlerine karşı savunan, düşmanı oyalayarak imdat kuvvetlerinin yetişmesi için gereken süreyi kazandıran bu kahraman taburları daha yakından tanıyalım:

 

Bursa Jandarma Taburu

Bursa Jandarma Taburu’nun üçte ikisi jandarma eri olup, üçte biri Bursa, İnegöl, Karacabey, Kemalpaşa kazalarındaki yedek personelden oluşuyordu. Tabur, 1914 Temmuz ayında Gelibolu’ya gelerek 3. Kolordu emrine girmişti. Burada 9. Tümen emrine verildi. Dört bölükte toplam 976 erden oluşan taburun kumandanı Yüzbaşı Hasan Tahsin Bey’di.

 

Taburun görevi Ece Limanı’ndan Tekke Burnu’na kadar olan sahilin örtme ve gözetlenmesiydi.

 

24 Nisan günü, yani çıkarmadan bir gün evvel 3. Kolordu Komutanlığı emri ile tabura; görev yerini 19. Tümen’e bağlı 77. Alayın 3. Taburu’na devrederek, yeniden düzenlenmek için Gelibolu’ya gitmek üzere Kilya iskelesinde toplanması emredilmişti. 25 Nisan günü çıkarmaların başlaması üzerine Gelibolu’dan gelerek Kilya iskelesine çıkan 3. Kolordu Komutanı Esat Paşa, Bursa Jandarma Taburu’na rastlamıştı. Tabura hemen Kabatepe’ye hareket ederek düşmanın Kumtepe’ye yapması muhtemel çıkarmaya engel olması emri verildi.

 

Bursa Jandarma Taburu, 26 Nisan günü Seddülbahir’e çıkmayı başaran İngilizler karşısında geri çekilen 26. Alay birliklerinin Alçıtepe önünde kurdukları savunma hattının sol tarafında, bu alayın emrinde olarak muharebelere katıldı. Birinci Kirte muharebesinde Kerevizdere önünde, Eskihisarlık tepesine yönelik cephede Fransız kuvvetlerine karşı 19. Alay emrinde savaştı.

 

Bursa Jandarma Taburu 28 Nisan-3 Mayıs arasında cephe hattında çok zayiat vermiş mevcudu bölük seviyesine düşmüştü.

 

İyice yıpranan tabur, İkinci Kirte Muharebesinden sonra ikinci hatta alınarak Domuzdere-Kerevizdere kıyı hattının gözetlenmesine verilmişti.

 

Tabur Komutanı Binbaşı Tahsin 25 Mayıs’ta bağlı bulunduğu komutanlığa verdiği raporda; Bursa Seyyar Jandarma Taburu’nun 26 Nisan’dan beri girdiği muharebelerde 150 şehit, 400 yaralı verdiğini dinlendirilmek için geriye alınmasını talep etti. Bu rapor üzerine tabur Soğanlıdere’ye alınarak ikmal edilmeye çalışıldı.

 

Bursa Jandarma Taburu, 19 Haziran’da Anafartalar Müfrezesi kuruluşuna girmiştir. Bu bölgede, kuzeyinde Gelibolu Jandarma taburu olduğu halde Karakol Dağı’ndan Mestantepe’ye kadar olar sahilin müdafaasında görevlendirildi.

 

Anafartalar çıkarması başladığında tabur karargâhı ve iki bölüğü Küçük Anafarta köyü civarında, bir bölüğü Büyük Kemikli’de Softatepe’de, diğeri ise Mestantepe-Lalababa arasındaydı.

 

Düşman çıkarması başladığında sahilde bulunan takımlar İngilizleri ateşleriyle karşıladılar. Karaya çıkan düşman tümenini Küçük Anafarta önlerinde oyalayarak Tekke Tepe-Kavak Tepe hattının düşman eline geçmesine mani oldular. Çok akıllıca ve kahramanca hareket eden tabur komutanı ve erler, Saros bölgesinden gelen 7 ve 12. Tümenler bölgeye ulaşıncaya kadar düşmanı ilerlemekten alıkoydular.

 

9 Ağustos günü Birinci Anafartalar muharebesinde 12. Tümen’in emrinde çarpışan tabur 27 Ağustos’a kadar devam eden muharebelerde İsmailoğlu Tepe-İbrikçe hattında görevini başarıyla yerine getirdi.

 

Gelibolu Jandarma Taburu

Seferberliğin ilanıyla kurulan tabur başta üç bölük iken, Uşak jandarma bölüğünün katılmasıyla dört bölük olmuştu. 872 erden oluşan taburun kumandanı Yüzbaşı Kadri Bey’di.

Gelibolu Jandarma Taburu Çanakkale Savaşları esnasında 3. Kolordu bünyesinde Kireçtepe-Turşun Köy bölgesinde kıyı savunmasında görevlendirildi. Haziran ayında Anafartalar Müfrezesinin kurulmasıyla bu kuruluşun içine dahil edildi.

 

Suvla Koyu’na çıkıp 7 Ağustos’ta Karakol Dağı’nı ele geçirdikten sonra Kireçtepe sırtlarında ilerlemeye başlayan İngiliz tümeni, karşısında Gelibolu Jandarma Taburu’nun iki bölüğünü bulmuştu. Taburun diğer iki bölüğü Ece limanı bölgesini müdafaada bırakılmıştı.

 

Bu iki bölük, 15 Ağustos’a kadar aldığı üç bölüklük takviye kuvvetle Kireçtepe hattını düşmana kapatmıştı. 15 Ağustos’ta Anafarta ovasında başarılı olamayan İngilizler, Kireçtepe Sırtlarından Kavaktepe-Tekketepe hattına ulaşmak için bir taarruz yaptılar. 10. İngiliz Tümeninin yaptığı bu taarruz 7 Ağustos’tan beri çok zayiat vermiş ve yıpranmış ancak her şeye rağmen yiğitçe bu tepeyi savunmuş olan Gelibolu Jandarma Taburu ve emrine girdiği 5. Tümen’e bağlı takviye kuvvetlerle karşılandı. Üstün kuvvetler karşısında çok kayıp veren tabur geri çekilmek zorunda kaldı. Taburun fedakar komutanı Yüzbaşı Kadri, bu muharebelerde başından aldığı yarayla birkaç gün sonra hastanede şehit düşmüştü.

 

31. Alay 2. Tabur

31. Alay’ın 2. Taburu, 25 Nisan günü Kumkale’ye çıkarma yapan Fransızları ilk karşılayan birlikti. Bu taburun ikinci bölüğü (31. Alayın 6. Bölüğü) çıkarmanın ilk saatlerinden itibaren dört saat boyunca tek başına donanma bombardımanına ve Fransız kuvvetlerine karşı kahramanca direnmişti.

 

Fransızların Kumkale’yi tahliye etmeleri üzerine 31/2 Tabur, Mayıs ayında Seddülbahir cephesine nakledilmiş, ikinci Kirte muharebesine katılmıştır. Çok zayiat vermiş olan tabur Mayıs ayı sonunda Soğanlıdere bölgesinde yeniden ikmal edip düzenlenmek üzere ihtiyata çekilmişti.

 

Tabur 21 Haziran’da Anafartalar Müfrezesi kuruluşunda görünmektedir. Anafartalar ovasında İsmailoğlu tepeye yerleşen tabur Anafartalar çıkarmasının ilk anlarında Pırnar Tepe üzerinden düşmanı karşılamış, sonrasında kademeli olarak geri çekilerek İsmailoğlu Tepe’den Mestantepe’ye ilerleyen düşmana karşı savunma görevini yerine getirmiş, 9 Ağustos Birinci Anafartalar Muharebesinde 12. Tümen emrinde Mestantepe’ye karşı yapılan taarruza katılmıştır.

 

 

 

Görüldüğü üzere güzel bir tesadüf eseri olarak Anafartalar ovasını düşmana kapayan taburlar, daha önceden muharebelere katılmış, savaş tecrübesi edinmiş, muharebe içinde pişmiş, özgüvenleri tam taburlardan idi. Seddülbahir cephesinde savaşmış Bursa Jandarma Taburu ile hem Kumkale hem de Seddülbahir cephesinde muharebelere katılmış 31. Alay 2. Taburu’nun böyle kritik bir yerde ve zamanda orada bulunmaları Türk ordusu açısından bir şanstı.

 

Çamlıtekke Karargâhı; Wilmer’den sonra Anafartalar Grup Karargâhı olarak önce Ahmet Feyzi tarafından, hemen ardından Mustafa Kemal ve onun 10 Aralık’ta ayrılmasını müteakip düşmanın tahliyesine kadar Fevzi Paşa (Çakmak) tarafından kullanılmıştır.

 

Ahmet Feyzi Bey’in Anafartalar Grup Komutanlığından Azli:

Düşmanın Anafartalara bir kolordu çıkarması üzerine, 5. Ordu Kumandanı Liman von Sanders, Saros bölgesindeki 16. Kolordu Komutanı Albay Feyzi Bey’e; 7 ve 12. Tümenlerle Anafartalara hareket etmesini, Conkbayırı ve Kocaçimen Tepe’deki kuvvetler de emrine verilerek bu birliklere Anafartalar Grubu isminin verildiğini bildirmişti.

 

16. Kolordu Kumandanı Albay Feyzi Bey, 7 Ağustos sabahı saat 7’de her iki tümeni Anafartalar istikametinde harekete geçirdi. Kendisi Yalova’da bulunan 5. Ordu Kumandanı Liman von Sanders’le görüşmek üzere otomobille hareket ederek öğleden sonra saat 2’de ordu karargâhına ulaştı.

 

7 Ağustos günü Yalova’da Liman’ın karargâhına gelen Feyzi Bey, yapılan toplantıda 8 Ağustos sabahı düşmana taarruzla görevlendirildi.

 

İlginçtir Liman’ın, bu ana kadar düşmanın ne kadar ilerlediğinden haberi yoktu. Feyzi Bey’e verdiği talimatta: “Düşmanın şimdiye kadar Küçük Anafarta’yı ve Turşun Köyü işgal etmiş olduğunun muhtemel olduğunu, bu yüzden 7 ve 12. Tümenlerin biraz geride toplanmasını Turşun ve Küçük Anafarta taraflarına kuvvetli emniyet kıtaları gönderilmesini” emrediyordu.

 

Liman’ın bu emri yanlış bir bilgi zerine kurulmuştu. Burada ortaya çıkan sonuç şudur: Liman bu bilgiyi Anafartalar müfrezesinden almıştır. Çamlıtekke’deki karargâhından Liman’a sürekli bilgi aktaran Wilmer, demek ki 7 Ağustos günü kendi bölgesinde olup bitenin farkında değildir.

 

Anafartalar çıkarması esnasında buradaki Türk birliklerinin takdire şayan bir taktik anlayışla 25 bin kişilik İngiliz kolordusunu iki gün boyunca oyalaması, Wilmer’in başarısı gibi gösterilir.

 

Ancak bizim kanaatimiz bu yönde değildir. Anafartalar bölgesi komutanı olarak Wilmer, üst makamlardan almış olduğu düşmanın oyalanması emrini birliklere iletmiştir. Bunun dışında Anafartalar ovasının savunulmasında aktif olarak bulunduğunu ve birliklerin harekatına yön verdiğini söylemek pek mümkün değildir. Yukarıda da bahsettiğimiz üzere Anafartalar savunmasında şan ve şeref, bu bölgeyi vazife bilinci içinde kahramanca ve fedakarca savunan tabur komutanları ve erlerine aittir.

 

Feyzi Bey görev bölgesine giderken kendi çabasıyla mevcut durumu öğrenmeğe çalışmış, elde ettiği bilgiye göre Liman’ın verdiği bilginin yanlış olduğu anlaşılmıştı. Bu yanlış bilgiye istinaden Liman’ın verdiği, 8 Ağustos günü iki tümenle Anafartalardaki düşmanın sol cenahına saldırma emri de yanlıştı. Zira düşman Anafartalara kadar ilerlememişti ve ortada iki tümenle taarruz edilecek düşmanın sol cenahı yoktu.

 

Bunun üzerine Kocaçimen’e gitmekte olan Feyzi Bey bundan vazgeçerek ertesi gün (8 Ağustos) için planlanan taarruzda 7 ve 12. Tümenlerin harekâtını doğrudan doğruya idare etmek üzere Çamlıtekke’ye gitmenin daha faydalı olacağına karar verdi. Feyzi Bey ve maiyeti güneş batarken Wilmer’in Çamlıtekke’deki karargâhına ulaştı.

 

Liman’ın vermiş olduğu 8 Ağustos sabahı hücum emri uzak mesafeden gelen 12. Tümen’in zamanında toplanamamasından öğleden sonraya ertelendi.

 

Albay Feyzi Bey 8 Ağustos öğleden önce 11.30’da 7 ve 12. tümen komutanlarına yazılı emirle akşam üzeri taarruz edileceğini hazırlıkların hızla bitirilmesini emretmişti.

 

Saat 14’te Çamlıtekke karargahında yapılan toplantıda 12. Tümen’in Sülecik-Mestantepe hattında, 7. Tümenin Damakçılık Bayırı doğrultusunda taarruz istikameti belirlendi.

 

Ne var ki 7 Tümen Komutanı Albay Halil ve 12 Tümen Komutanı Yarbay Selahaddin Adil birliklerin çok yorgun olduğunu, yürüyüşte döküntü verdiklerini akşam üzeri yapılacak taarruzun kötü bir netice vermesinden endişe ettiklerini bildirdiler.

 

Bilhassa 7. Tümen Komutanı Halil bugün yapılacak bir taarruza şiddetle karşı çıkmış görüşlerini yazılı olarak da takdim etmişti. 12. Tümen Komutanı Selahaddin Adil aynı mahzurları ileri sürmekle beraber: “Ben askerim, verilen emri icra ederim” demiştir.

 

Müşkül bir durumda kalan Feyzi Bey, yaptığı durum değerlendirmesinde tümen komutanlarına hak vermişti. İngilizlerin o anki vaziyeti de acil bir taarruzu icap ettirmiyordu. Akşam üzeri yapılacak taarruzdan vazgeçti. Tümen komutanlarına geceden istifade ederek düşmana yaklaşmalarını 9 Ağustos sabahı saat 04.30’da taarruzun başlamasını emretti.

 

Albay Feyzi alınan bu kararı Çamlıtekke karargâhından Yarbay Wilmer vasıtasıyla ordu komutanı Liman’a bildirdi. Liman bu kararı onaylamayınca Feyzi Bey bizzat telefonla aynı durumu anlattıysa da Liman: “Ne olursa olsun verdiğim emir bugün icra edilecektir” demişti.

 

Çamlıtekke Karargâhı’nda cereyan eden bu hadiselere başından sonuna kadar Wilmer müdahil olmuştu. Feyzi Bey’in tümen komutanlarıyla yaptığı görüşmeyi Liman’a yetiştirdiği gibi, 8 Ağustos öğleden sonrası için hazırlanan taarruz tertibatını Liman Paşa’nın tasvip etmediğini Feyzi Bey’e söylemişti. Feyzi Bey’in Liman tarafından azledilmesi sürecinde, Wilmer’in Çamlıtekke’de olup bitenlere dair Liman’a yaptığı jurnallerin rolü olmuştur.

 

Her şeye rağmen bütün mesuliyeti üstlenen Albay Feyzi Bey, Seddülbahir’de iyi hazırlık yapılmadan acele girişilen taarruzların ne kadar feci neticeler verdiğini bizzat yaşayarak öğrenmiş olan iki tümen komutanının görüşünü kabul edip, iyi niyetle taarruzu erteleyerek kendi askerlik hayatına son vermiş oldu. Liman verdiği taarruz emrini yerine getirmeyen Feyzi Bey’i derhal görevden aldı ve yerine 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal’i tayin etti.

 

Görevden alınan Albay Feyzi Bey İstanbul’a döndükten on gün sonra emekli edildi. Bu onun Anafartalar taarruzu konusunda yaşanan tartışmalarda suçlu ve haksız görüldüğü anlamına geliyordu. Ancak Enver Paşa, Ağustos ayı sonunda Çanakkale’ye giderek Anafartalar cephesini ziyaretinde, 8 Ağustos günü burada yaşananlar hakkında gerçekleri öğrenmiş olacak ki; Feyzi Bey, Eylül ayı başında Viyana Sefareti Askeri Ataşeliğine tayin edilmiş, hemen arkasından da harpteki hizmetlerine mahsus olarak üçüncü rütbeden Osmanî Nişanı gönderilmek suretiyle iade-i itibarda bulunulmuştur.

 

Mustafa Kemal’in Kırık Saati

Albay Ahmed Feyzi Bey’in emre muhalefetten görevden alınması üzerine yerine 8 Ağustos saat 21.45’te, 19. Tümen Komutanı Albay Mustafa Kemal tayin edildi. Liman von Sanders, tayin emrini bildiren yazısında Mustafa Kemal’in hemen Çamlıtekke’ye hareket ederek Anafartalar Grup Komutanlığını devralmasını istiyordu. Bu emirde 7 ve 12. Tümenler tarafından yapılması emredilmiş olan taarruzun 9 Ağustos şafak vakti başlamasını da emrediyordu.

 

Aslında değişen bir şey olmamıştı. Taarruz tümen komutanlarının talebi ve Feyzi Bey’in onayı ile ertelendiği 9 Ağustos şafak vakti aynı tertip üzere yapıldı. Değişen Anafartalar Grup Komutanının ismi oldu.

 

Mustafa Kemal 8/9 Ağustos gecesi saat 1.30’da Çamlıtekke’ye gelerek komutayı devraldı. 9 Ağustos saat 04’te yayınladığı grup emrinde; 12. tümen’in Mestantepe, 7. Tümenin Damakçılık bayırı doğrultusunda taarruzuna dair, 8 Ağustos günü önceki grup komutanı tarafından verilen taarruz emrinin uygulanmasını istiyordu. Raporların Büyük Anafartalar köyünün 2 km kadar kuzeydoğusundaki Çamlıtekke’ye gönderilmesini emrediyordu.

 

Neticede 9 Ağustos günü 7 ve 12. Tümenler, iki günlük oyalanmadan sonra harekete geçen İngiliz kolordusuna hücum ederek sahile yakın bir noktaya kadar gerilettiler.

 

Ertesi gün 10 Ağustos 1915’te bu defa kritik bir durumda bulunan Conkbayırı’nda meşhur süngü hücumu yapılarak Conkbayırı-Kocaçimen hattı düşmandan temizlendi.

 

İşte bu Conkbayırı taarruzunu idare ederken bir şarapnel parçası Mustafa Kemal’in göğsüne çarpıp saatini kırmıştı. Aynı günün akşamı Mustafa Kemal, Çamlıtekke’deki grup karargâhına gelen Liman von Sanders’e Conkbayırı muharebesi hakkında raporunu verdikten sonra, göğsüne çarpıp saatini kıran şarapnelden bahsetti ve hayatını kurtaran bu kırık saati Liman’a bir hatıra olmak üzere hediye etti. Liman mukabele olarak düşmanı Conkbayırı’ndan atan Mustafa Kemal’i takdir nişânesi olmak üzere kendi altın saatini verdi.

 

Bu kırık saatin akıbeti ise meçhul. Rivayete göre aradan seneler geçtikten sonra Harbiye Vekaleti’nce bu kırık saat Askeri Müze’ye koymak için Liman’ın ailesinden talep edilince, saatin Liman’ın vefatından sonra Münih’teki evine giren bir hırsız tarafından çalınmış olduğu cevabı alınmıştır.

 

Kaynakça:

 

Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, Çanakkale Cephesi Harekatı 5. cilt, 3. kitap, Genelkurmay Yayını, Ankara, 1980.

Cemil Conk, Çanakkale Conkbayırı Savaşları, Genelkurmay Yayını, Ankara, 1959.

Hayri Bey (Yarbay), Harb-i Umûmi’de Çanakkale Kara Muharebeleri/Anafartalar Grubu Muharebeleri, Erkân-ı Harbiye Mektebi Matbaası, İstanbul, 1336 (1920).

Liman von Sanders, Türkiye’de Beş Sene, Yeditepe Yayınevi, İstanbul, 2008.

Mustafa Kemal, Anafartalar Muharebatına Ait Tarihçe, TTK Yayını, Ankara 1990.

Necdet Koparan, Türk Jandarma Teşkilatı, Yük. Lisans Tezi, Ankara, 2007.

 

***

ÇAMLITEKKE KARAGAHINA FARKLI BİR GÖRÜŞ
Sayın Murat ARMUTAK'ın görüşü aşağıda yer almaktadır.

 

Muzaffer Albayrak beyin Çamlı Tekke olarak belirttiği noktanın hatalı olduğunu düşünüyorum. Çamlı Tekkenin yeri Çamlıtekke Kararğahı olarak belittiğiniz tarlanın 100 m. güneybatısında bulunan ağaçlık alandır.
1. Osmanlı 1/25.000 lik haritada Tekke olarak gösterilmektedir.
2. İngiliz 1/50.000 lik haritada yine tekke olarak yazılmıştır.Bu harita üzerine sizin Çamlı Tekke olarak belittiğiniz noktayıda işaretledim.
3.Çamlı Tekke ve yöresini gösteren uydu görüntüsü ve yakın görünümü de gönderiyorum. Yakın görünümde sizin Çamlı Tekke olarak belirttiğiniz yeri de işaretledim .  Yanında fotoğraf çektirdiğiniz büyük ağaçlarda görülüyor.
 
Ayrıca yazıda Çamlı Tekke olarak belirttiğiniz noktada bir mezarlık olduğunu söylüyorsunuz ama haritalarda mezarlık olarak işaret yok olsaydı mutlaka işaretlenirdi. Belki münferit bir mezar olabilir.
 
Murat ARMUTAK
 


25 000 lik Osmanlı Haritası

 


50 000 lik İngiliz Haritası

 


Çaml Tekke ve Yöresi

 

Yakından Görünüm


  23458 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

1825_Mustafa Onur Yurdal 12-04-2012, 00:52:59
Muzaffer beyi tebrik etmek lazım öncelikle,karargahın yerinin doğru olup olmadığından önce.Çünkü açıkçası ben de dahil Çanakkale'de bulunan birçok kişi bu karargahı aramaya niyet etmiş, fakat ne kadar emek harcadıkları ortadadır.
Karargahın yeri ile ilgili,
1-Tuğlalar Çamlıtekke'nin bulunduğu yerde mi bulundu yoksa karargah olarak belirtilen yerde mi?Eğer karargah olarak belirtilen yerde bulundu ise burası karargahın doğru yerinin kati kanıtlarından biridir.Çünkü yerel halktan özellikle Büyükanafarta köyü yerlilerinden olanlar karargahın bulunduğu yerin tuğlalarla dolu yıkıntı olduğunu bize söylemektedirler. Tabi tuğlaların tekkenin bulunduğu yerden veya karargahın asıl yerinden buraya gelme ihtimalini unutmamak lazım.Maydos tuğlaları meşhurdur ve her yapıda görebilirsiniz.Nitekim bizler de tekke'nin bulunduğu civarda bu tuğlalarla az da olsa karşılaştık,zaten Tekke'nin varlığı yıkıntılardan da belli oluyor.
2-Tekkedeki Mezarlığın harita üzerinde işaretlenmesi durumuna gelince,
Münim Mustafa'nın Çanakkale cephesindeki anılarının da anlatıldığı "Cepheden Cepheye" adlı eserde Kadri Baba Tekkesinden bahseder. Kendim de bizzat bu tekkeye Yıldız tabyasını ararken tesadüfen vardım. Daha sonra özel olarak Tekkeye gittik. Tekke'nin etrafı orada inzivaya çekilmiş evliyaların mezarları ile doludur. ama hiçbir haritada buranın mezar olarak gösterildiğini görmedim. Yanlış da bilmiyorsam, Tekkede inzivaya çekilen Dervişler tekkenin etrafına defnedilirler.Bu pencereden baktığımızda,Tekkelere hizmet eden dervişlerin buraya defnedildiği olağan olduğundan haritada Tekke olarak işaretlenen bir yerin ayrıca mezarlık olarak işaretlenmeyeceği kanısındayım.Bu sebeple Murat beye katılmıyorum.
3-M.Kemal Anafartalar Muharebatına Ait Tarihçe kitabında karargahın, gümbürdek bayırının 1,5 km kadar cenubunda olduğundan bahsetmiştir. Bu açıdan da karargahın arandığı ve bulunduğu muhit oldukça isabetli.
4-Karargah olarak gösterilen yer bugün bulunan yola çok yakın.Savaş sırasında harp yolu neresiydi bitki örtüsü nasıldı bu çok önemli. Çünkü, savaş sırasında karargaha giden yolun çok kötü olduğunu biliyoruz.Liman Paşa M.Kemal'in hastalığı nüksettiğinde onu ziyarete gittiğinde, araba durduktan sonra bir süre yürüyerek gittiğini, yola göre karargahın çok iyi durumda olması üzerine M.Kemal'in,Liman Paşaya karargah yolunu gösteren askerlere böyle güzel karargah yerine düzgün bir yol yapılması yönünde telkinde bulunduğunu bilmekteyiz.Bu da karargahın tuğlalarla yapılmış olması ve günümüze en azından kalıntılar bırakacak kadar iyi durumda olduğu ortaya çıkıyor.
1. maddedede söylediğim gibi Maydos tuğlaları karargah olarak belirtilen yerde bulunduysa,tuğlalar tekkeden veya başka yerden gelmediyse -ki karargahın bulunduğu alanda oldukça fazla miktarda b tuğlalardan olduğu söyleniyor bu kadar çok tuğla başka yerden gelemeyeceğine göre- 1. ve 4. maddede bahsettiklerimi birleştirince buranın karargahın doğru yeri olduğuna eminim ve tebrik ederim.Gerçekten,açıkçası benim de naçizane çok aramam oldu,Gümbürdekbayırından itibaren adım adım aradım fakat bulamamıştım.Çünkü ben aramalarımı Gümbürdekbayırı ile Tekke arasında yaparak büyük bir hata yapmışım.Tebrik ederim,benim için büyük birşey bu karargahın doğru yerinin tespiti.
 
1826_Muzaffer Albayrak 12-04-2012, 10:18:47
Mustafa Onur Yurdal Bey'e Cevap

Öncelikle samimi ve nazik tebriklerinizden dolayı teşekkür ederim. Anafartalar cephesi muharebelerinin doğru anlaşılabilmesi için grup karargahının yerinin tayini bizim için de çok önem taşımaktaydı. Tuncay Bey'le son Çanakkale seyahatimizde karargahın yerinin tespitine yönelik bir gezi planı yapmıştık. Bu hususta bize rehberlik yaparak karargahın yerinin tespitinde çok yardımcı olan Büyük Anafarta köyünden Mehmet Abi'yi belirtmeden geçemeyiz.

Yukarıda maddeler halinde izah edilen hususlara aynı sıra ile mukabele edersek meramımızı şu şekilde ifade edebiliriz:

1- Yazıda belirttiğim ve fotoğraflarını gösterdiğim tuğlalar, birinci krokide yeri gösterilen Çamlıtekke karargahının bulunduğu yerden alınmıştır. Karargah mevkiinde bu tuğlalardan çok var.

2- Çamlıtekke mevkiine adını veren tekkenin yerine gelince. Biz tekkeyi ararken yukarıda resmimizin de bulunduğu büyük ağaçların arasında mezarlık olan bir yer bulduk. Tam da sizin bahsettiğiniz gibi, tekkenin etrafında tekke mensuplarının mezarlığının olduğu tecrübesinden yola çıkarak burasının tekke mevkii olduğu kanaatine vardık. Ancak Murat Bey'in haritasına bakınca tekke mevkiinin açık olarak bizim işaretlediğimiz mezarlık alanının güneyinde şimdiki asfalt yolun öbür tarafına denk geldiğini kabul etmek durumundayız. Murat Bey burada itirazında haklı.

Ancak haksız olduğunu düşündüğüm bir nokta var.
Benim Çamlıtekke mezarlığı olarak işaretlediğim yerin "bir mezarlık olmayacağını zira haritalarda böyle bir mezarlığın olmadığını şayet olsaydı mutlaka işaretleneceğini belki münferit bir mezar olabileceğini" yazıyor.

Bir defa bahsettiğimiz yerde bir değil birden fazla mezar var. Yaklaşık yarım dönümlük bir alanda çok sayıda taş var. Bazıları toprağa gömülmüş ucu görünüyor, bazıları daha belirgin. Dolayısıyla burası münferit bir mezar değil apaçık bir mezarlık. Haritalarda gösterilmemesi olmadığı anlamına gelmez. Unutulmuştur veya çok eski ve taşları toprağa gömülmüş olduğundan fark edilmemiştir. Burası yolun öbür tarafında kalan tekkenin mücavir alanında kurulmuş tekke mezarlığı olmalı.

3- Karargahın yeri doğru, tarihi bilgiler de yazdığınız gibi bunu teyit ediyor.

4- Karargahdan Ece Ovası yönüne giden yol bir vadinin içinden geçtiği için yağmurlarda dere gibi su tutan bir yer olmalı. Bu yüzden araba geçmesine müsaade etmeyebilir. Yolun bir kısmının tesviye edilip taş döşendiği doğru.

Bu vesile ile şunu anlıyoruz ki "Çanakkale Muhibleri" sadece muharebeleri değil, muharebelerin geçtiği özel mekanları da merak ediyor, araştırıyor. Bizim yaptığımız gezi ve elde ettiğimiz netice Mustafa Bey'in de merak ettiği ve üzerinde emek sarfettiği bir konu imiş. Yardımcı olabildiysek ne mutlu bize.

Eminim ki bizim de merak ettiğimiz, üzerinde düşündüğümüz bu gibi özel mevkilere dair bilgi sahibi olan, araştırma yapan ve bunu sahaya uyarlayan Çanakkale muhibleri vardır.
Sitenin sahibi Tuncay Bey'den de müsaade isteyerek bu konuda çalışması ve araştırması olanları sahaya uyarlanmış, imlenmiş çalışmalarını burada bizimle paylaşmaya davet ediyorum.

Selam ve saygılarımla
Muzaffer Albayrak
 
1830_Mustafa Onur YURDAL 13-04-2012, 08:42:17
Muzaffer Bey tekrar teşekkür ederim sizin de nezaketle verdiğiniz cevaplar için.
Öncelikle karargahın bulunmasına dair sevincimi gizleyemedim. Yazınızı daha önce görmüş fakat etraflıca incelemek kısmet olmamıştı.Bu sebepten yorumumu yeni yazabildim. Söylediklerinize kalben katılıyorum.
Çanakkale'ye gönül vermiş herkes bilir ki arazi bilinmeden -hele ki Gelibolu yarımadasında dere-tepe çok olunca- savaşı anlamak güçleşiyor.
Birçok kişi emekler veriyor.
Geçmişte, Haluk Oral'ın Yüzbaşı Tevfik Bey'in mezarını tespit etmeye çalışması,
yine Ahmet Yurttakal Bey'in Hacıpaşa çiftliği ile ilgili uğraşları,Kurtgediğindeki Yahya efendi Şehitliğini arayışı,
Sizin bu değerli karargah çalışmanız
hepsi ayrı ayrı sevindirici başka arkadaşların dostların da çalışmaları oldu fakat bunları paylaşamadılar yazılı olarak.
Bu sebeple Çanakkale ile ilgili bilgiler hep dağınık kalıyor, Çanakkale savaşı bir derya,deniz iken okyanusa dönüşüyor. Ben de bu çalışmaları paylaşılması taraftarıyım.Böyle bir çalışmam olduğunda, Tuncay bey de uygun gördükleri,yayınlanmaya değer buldukları takdirde buradan paylaşmaya hazırım ve ben de sizin aracılığınızla,müsaadelerinizle bu çalışmaları yapmaya ve paylaşmaya davet ediyorum. Çünkü bugün hemen herkeste Şevki Paşa'nın paftaları da bulunuyor artık, biraz gayretle birçok şey ortaya çıkabilir diye düşünüyorum.
Tekrar emeğinize sağlık, iyi çalışmalar.
 

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

09/09/2017 - 05:40 Florence Nightingale’in Eli Anadolu’ya da Değmişti-Kırım Savaşından Unutulan İlk Prefabrik Hastane: Erenköy (Renkioi) (Mustafa Onur Yurdal)

22/08/2017 - 07:18 Kuşatma ve Esaretin Adı KÛTULAMÂRE Esir Bir İngiliz Subayın Anıları - Edward W.C. Sandes -(Muzaffer Albayrak)

09/08/2017 - 18:07 19. Tümen Kurmay Başkanı İzzettin Çalışlar’ın Çeşitli Konferans ve Yayınlarında Conkbayırı Süngü Taarruzu (Melike Bayrak-Mustafa Onur Yurdal)

27/07/2017 - 13:33 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması 2.Bölüm - 2.Gazze Muharebesi (Tuncay Yılmazer )

11/07/2017 - 10:07 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması : Gazze Muharebeleri ( 1.Bölüm) (Tuncay Yılmazer)

22/05/2017 - 05:29 Müstahkem Mevkii’nin Anafartalar’daki Sesi - Küçük Anafartalar Topları (Bayram Akgün)

09/05/2017 - 08:12 Kûtulamâre Kuşatması’ndan Esarete Yüzbaşı Sandes’in Hatıraları - Çev. Tuncay Yılmazer

02/05/2017 - 11:45 İzmir-Bayındır İlçesinden Çanakkale Harbine Katılanlar (Necat Çetin)

28/04/2017 - 08:49 Kûtulamâre Zaferi 1916 (Muzaffer Albayrak – Vahdettin Engin)

23/04/2017 - 21:24 Türk Ordusu’nda Künye Uygulamasına İlişkin İlk Girişimler ve İlk Künyelerle İlgili Kısa Bilgiler (The First Attempts On The Use Of Identity Tags In Turkish Army And Information About The Early Identity Tags) (Burhan SAYILIR)

13/04/2017 - 05:43 Müstahkem Mevki’nin Kara Savunması İçin Top Desteği Sağlaması (Bayram Akgün)

07/04/2017 - 14:30 Çanakkale Muharebelerinde İdari ve Lojistik Faaliyetler (Ayhan Candan)

06/04/2017 - 19:17 Kabataş Erkek Lisesi 1.Büyüteç Tarih Öğrenci Sempozyumu (8-9 Nisan 2017)

04/04/2017 - 21:12 Resmi Belgelere (Nüfus Ölüm-Genelkurmay-Kayıtsız Ölüm Defterleri) Göre İzmir - Beydağ Şehitleri (Necat Çetin-A.Levent Ertekin)

31/03/2017 - 07:25 Çanakkale nin Şehit Kalemleri (İsmail Sabah)

27/03/2017 - 19:43 Çanakkale Müstahkem Mevkii’ye Bağlı Top Mermisi Çeşitleri (Bayram Akgün)

25/03/2017 - 20:58 GeliboluyuAnlamak Özel- 100. Yılında Gazze Muharebeleri Kahramanlarını Anıyoruz (Tuncay Yılmazer)

17/03/2017 - 21:15 18 Mart Özel Makalesi - Yaşayanların Ağzından 18 Mart Boğaz Muharebesi (Ahmet Yurttakal)

16/03/2017 - 08:51 18 Fotoğrafla Çanakkale Boğaz Muharebesi 18 Mart 1915 - 18 March 1915 Dardanelles Assault with 18 photographs (Ahmet Yurttakal)

13/03/2017 - 05:47 Çanakkale Muharebeleri’nde Bir Hile: Sahte Toplar (Bayram Akgün)

07/03/2017 - 04:27 Çanakkale Zaferi’nden Mescid-i Nebevi’ye (Enver Paşa’nın 1916 Filistin-Hicaz ziyareti) (Tuncay Yılmazer)

23/02/2017 - 07:48 Gelibolu Savunması Bir Karargâh Çalışması - General G.S. Patton (Haluk Oral)

09/02/2017 - 06:24 İkinci Kirte Muharebesi (6-8 Mayıs 1915 Taarruzları) (Yücel Özkorucu)

31/01/2017 - 12:29 Türk Boğazları Meselesi (Ayhan Candan)

24/01/2017 - 05:39 Kanlı Bir Mendil Hikayesi (Ömer Arslan)

19/01/2017 - 10:32 Irak Cephesinde Gönüllü Kahramanlar Osmancık Taburu (Muzaffer Albayrak)

23/12/2016 - 20:32 Atlas Tarih Dergisi Aralık-Ocak Sayısında 1916 Sina Filistin Hicaz Cephesi (Tuncay Yılmazer)

13/12/2016 - 07:23 Birleşik Harekat Tecrübesi Olarak Cihan Harbinde Türk-Alman Askeri İttifakı (Gültekin Yıldız)

02/12/2016 - 20:23 Çanakkale Kara Muharebelerinde Ağıl Dere (Şaban Murat Armutak)

15/11/2016 - 11:48 Çanakkale de Bir Melek Hanım (Muzaffer Albayrak)

01/11/2016 - 05:41 Çanakkale Kara Muharebelerinde Asma Dere (Şaban Murat Armutak)

24/10/2016 - 06:55 42. Alay / Gelibolu 1915 - Ahmet Diriker (Oğuz Çetinoğlu)

10/09/2016 - 11:12 Seddülbahir Kahramanı Bigali Mehmet Çavuş (Ömer Arslan)

03/07/2016 - 14:42 Çanakkale’den 100. Yılında Somme’a:Bir Savaş, İki Muharebe (Mustafa Onur Yurdal)

11/06/2016 - 14:37 I.Dünya Savaşı nda Şii Ulemasının Cihat Fetvaları Çerçevesinde Irak Cephesi (Ziya Abbas)

01/06/2016 - 06:23 Kutülamare- Yarbay Mehmed Reşid Bey in Günlüğü (İ. Bahtiyar İstekli)

23/05/2016 - 12:01 Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Muharebelerinde Sağlık Alanındaki Faaliyetleri (Ayhan Candan)

16/05/2016 - 07:38 Bir Osmanlı Kurmay Subayı- Iraklı Kürt Devlet Adamı, Mehmet Emin Zeki Bey in Yaşam Öyküsü (Tuncay Yılmazer)

10/05/2016 - 13:00 Mezopotamya da Bir Savaş 1915-1916 KutülAmare – Nikolas Gardner ( Tuncay Yılmazer )

07/05/2016 - 07:31 Birinci Dünya Savaşının İslam Dünyasına Etkileri (Yüksel Nizamoğlu)

30/04/2016 - 19:20 Çanakkale Savaşı: Bir Siyasi Mücadele Alanı (Özgür Öztürk)

23/04/2016 - 19:13 25 Nisan 1915 Anzak Çıkarması İlk Saatleri – Daha Erken Müdahale Edilebilir miydi? ( Ahmet Yurttakal )

17/04/2016 - 21:26 Maskirovka Harekatı - KutülAmare bir zafer midir? ( Tuncay Yılmazer )

13/04/2016 - 05:30 Çanakkale Savaşları ve Barbaros’un Batışı (İsmail Bilgin)

28/03/2016 - 11:20 Çanakkale Muharebelerinde Osmanlı Ordusunun Asker Kaybı (Ayhan Candan)

26/03/2016 - 09:55 Eğitimli Neslin Birinci Dünya Savaşı ile İmtihanı ( Dr. Nuri Güçtekin )

24/03/2016 - 10:00 Birinci Dünya Savaşı nda Yozgat Lisesi (Dr. Nuri Güçtekin)

21/03/2016 - 06:35 Çanakkale Seferberliği: Savaş, Eğitim, Cephe Gerisi (Mustafa Selçuk)

17/03/2016 - 08:15 18 MART ÖZEL - Çanakkale Zaferi ve Cevat Paşa (Ahmet Yurttakal)

11/03/2016 - 06:49 Zaferi Kanla Yazan Fındıklılı Mehmet Muzaffer (İsmail Bilgin)

02/03/2016 - 12:48 Kut’ül Amare Zaferi -2 (İsmail Bilgin)

29/02/2016 - 11:29 Kut’ül Amare Zaferi -1 (İsmail Bilgin)

22/02/2016 - 12:27 Gertrude Bell Irak Sınırını Çizen Kadın (Veysel Sekmen)

14/01/2016 - 08:43 Çanakkale Şehidi Feyzi Çavuş’un Zevcesi Zehra Hanımın Padişaha Mektubu (Osman Koç)

23/12/2015 - 16:47 Çanakkale Savaşlarında Binbaşı Halis Bey’e Ait Bir Ganimetin Öyküsü (Serdar Halis Ataksor)

10/12/2015 - 18:03 Mesudiye Zırhlısının Dramı (Cemalettin Yıldız)

06/12/2015 - 20:29 Kut’ülamarenin Türklere Tesliminden Sonra Irak İngiliz Ordusunun Faaliyetlerine Dair Rapor (Haz. Serdar Halis Ataksor)

01/12/2015 - 10:11 10 Ağustos 1915 Conkbayırı Süngü Hücumu (Muzaffer Albayrak)

17/11/2015 - 21:09 Çanakkale Deniz Muharebelerinde Verilen Zayiatlar (Ahmet Yurttakal)

10/11/2015 - 05:19 Reis-i Cumhur Mustafa Kemal in Çanakkaleyi ziyaretleri (M. Onur Yurdal )

08/11/2015 - 22:04 Mustafa Kemal Paşanın Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşına girişiyle ilgili görüşlerine dair bir belge

Osmanlı Devleti Umumi Harpte Tarafsız Kalabilir miydi? - Yusuf Akçura (Değerlendirme: Muzaffer Albayrak)

Nazım’ın Dayısı Çanakkale Şehidiydi (Melih Şabanoğlu)

Çanakkale Destanının Ölümsüz Efsaneleri (Osman Koç)

21/10/2015 - 04:02 100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale’de Programı

17/10/2015 - 11:50 Çanakkale Savaşı'nın Kanada'da Bıraktığı İzler (Birol Uzunmehmetoglu)

27/09/2015 - 16:01 1917 Yılında Hicaz Cephesi:Arap İsyanının Yayılması ve Medine’nin Tahliyesi Programı (Yüksel Nizamoğlu)

22/09/2015 - 13:07 III. Kolordu’nun Çanakkale Muharebeleri’ne Hazırlanış Süreci (İsmail Bilgin)

15/09/2015 - 04:28 Kutü-l Amare Kahramanı Halil Kut Paşa (Enes Cifci)

11/08/2015 - 04:07 Türkiye Büyük Savaş a Nasıl Girdi? ( Emre Kızılkaya )

29/07/2015 - 03:30 1915 Gelibolu Harbi Günlüğü- Kazım Şakir (İ. Bahtiyar İstekli)

07/07/2015 - 02:49 Suyu Arayan Adamların Öyküsü - Millete Deva Olmak , Osmanlı Savaş Esirleri, TIP ve Milliyetçilik ( 1914-1939 ) -Yücel Yanıkdağ (Tuncay Yılmazer)

30/06/2015 - 03:55 Tarih, Otobiyografi ve Hakikat Yüzbaşı Torosyan Tartışması ve Türkiye’de Tarih Yazımı (Derleyen: Bülent Somay)

21/06/2015 - 16:34 Türklere Esir Olmak (Doğan Şahin)

23/05/2015 - 04:36 Çanakkale Savaşı

16/05/2015 - 15:30 İtilaf Devletleri Askerlerinin Gözüyle Çanakkale

12/05/2015 - 12:50 Muaveneti Milliye Muhribi Torpito Zabiti Ali Haydar Öztalay (Çimen Yüksel)

09/05/2015 - 08:24 Osmanlılar ve Ermeniler / Bir İsyan ve Karşı Harekâtın Tarihi (Edward J. Erickson)

03/05/2015 - 15:39 Neuve Chapelle’den Gelibolu’ya: Bir Askeri Planın Gelibolu’da Uygulamaya Konulması ( Mustafa Onur Yurdal )

28/04/2015 - 03:52 Cephe Arkadaşı Çanakkale Cephesi

25/04/2015 - 03:07 Çanakkale Müstahkem Mevkii Bataryalarının 25 Nisan 1915 ‘teki Rolü (Bayram Akgün)

24/04/2015 - 15:07 25 Nisan 1915 üzerine Gelibolu’yu Anlamak’ta çıkmış makalelerden seçmeler (Tuncay Yılmazer)

18/04/2015 - 17:10 Çanakkale Şehitleri Listesinde Ezineli Yahya Çavuş’un Adı Yok (Osman Koç)

10/04/2015 - 00:06 Kıyamet Koptuğunda - Hasan Cevdet Bey

03/04/2015 - 01:36 Rusya’daki 90.000 Osmanlı Savaş Esiri ve Sarıkamış Muharebesi (Yücel Yanıkdağ)

27/03/2015 - 17:57 Bir Hikayenin Daha Sonu: Topçamlar Tabyası (Bayram Akgün)

14/03/2015 - 07:57 Düşmana Korku Salan Efsanevi İntepe Topçularından Topçu Üsteğmen Mehmet Ali Bey (Muzaffer Albayrak)

11/03/2015 - 02:38 Seddülbahir’de Yalnız Top-210/40’lık Roon Topu (Bayram Akgün)

01/03/2015 - 13:31 Çanakkale Muharebeleri’nin İdaresi, Komutanlar - Strateji (Ed.: Lokman Erdemir, Kürşat Solak)

24/02/2015 - 17:39 Çanakkale Cephesinde Bir Damla Su İçin- Gelibolu Yarımadasında Jeoloji ve Muharebe İlişkisi ( İsmail Bilgin )

15/02/2015 - 17:55 Hashtag Tarih Dergisi Şubat 2015 Sayısında Kitap Değerlendirme Yazısı

08/02/2015 - 07:11 “Hafız Hakkı Paşanın Sarıkamış Günlüğü” Kitabıyla İlgili Mülahazalar (İsmail Bilgin)

// Bir Asır Sonra Ermeni Tehciri ve Çanakkale Üzerine… 100. Yıl Nasıl Anılmalı? (Tuncay Yılmazer)

23/12/2014 - 08:24 Sarıkamış İhata (Kuşatma) Harekâtı (İsmail Bilgin)

17/12/2014 - 02:24 Kut ül Amare Zaferi (Necmettin Özçelik)

08/12/2014 - 18:22 1. Dünya Harbi

06/12/2014 - 13:44 The Water Diviner – Son Umut Filminin Galasından Notlar… ( Tuncay Yılmazer )

01/12/2014 - 17:22 Cevat Çobanlı Paşa Çanakkale Kahramanı -Ahmet Yurttakal

16/11/2014 - 01:54 Goltz Paşa nın Mirası, Türkiye nin Geleceği – Osmanlı Devletinin 1. Dünya Savaşı na Girişi üzerine ( Tuncay Yılmazer )

10/11/2014 - 04:07 Turkish–Australian Reapprochement In The Light Of The Gallipoli Campaign (Kenan Çelik)