Savaşlar da Söyler ( Cengiz Demir )

Tarih: 25/06/2009   /   Toplam Yorum 2   / Yazar Adı:      /   Okunma 9815

Osmanlı İmparatorluğu son dönem savaşları Anadolu insanının gönlünde hep acılarıyla, “gidipte gelmeyen” oğul, nişanlı, eşlerin hatırasıyla yer etmiştir. O dönemin türküleri bu duyguları çok güzel sembolize eder. Cengiz Demir, neredeyse her evden en az bir şehidin çıktığı, her evden bir ağıtın yükseldiği o dönemle ilgili türkülerden bir demetinin öykülerini sunuyor bizlere… Adanalı yüreği yanık bir bacımız “Yemen yolu çukurdandır / Karavana bakırdandır / Zenginimiz bedel verir /Askerimiz fakirdendir” diye üzüntüsünü belirtirken Sivas’tan bir askerimiz ise “Ben Gidiyom Rüştü Beyim Sana Bir Nişan/ Susuzluktan Alaylarım Perişan/ Hiç İflah mı Olur da Yemen’e düşen” diyor. Birinci Dünya Savaşı’nda 1315 doğumlular da ihtiyat ve geri hizmet maksadıyla askerlik hizmeti için çağrılmaları ise bir Tokat Türküsü’ne konu olacaktır: Hey onbeşli onbeşli/ Tokat yolları taşlı/ Onbeşliler gidiyor/ Sevenlerin gözü yaşlı. Sarıkamış felaketi ise bir aşığımızın sazının tellerine şöyle yansır: Sarıkamış Altın Bulak/ Soğanlıyı Biz Nerden Bilek/ Bizim Uşak Göycek Gezer/Ağca Zıbın Kara Yelek
Cengiz Demir, Radyo 15 ( FM 101.2) Genel Yayın Yönetmeni. Aynı zamanda Türk Halk Müziğine yönelik araştırmalar yapan Demir’in “Bir Radyomuz Vardı” adlı kitabı da bulunuyor. Sunduğumuz çalışması Kültür Dergisi Mart 2008 Birinci Dünya Savaşı Özel Sayısı’nda yayımlanmıştı.

 

   İnsanlık tarihi aynı zamanda çatışmaların ve savaşlarında tarihidir.  Toplumlar ya rahatsız edilir ya da rahatsız ederler. Sebep ne olursa olsun hiçbir savaş yok ki geride büyük bir trajedi, travmaya uğramış bir toplum ve gözyaşı bırakmasın.

 

Asırlardır her trajediye ağıt yakan rikkatli kalplerin sahibi kara yağız insanımız. Birinci Dünya Savaşıyla yedi düvele karşı cepheden cepheye koşan Mehmetçiğe, tabiri caizse ağıt yakmakla baş edememiştir. Zira her evden bir şehit veriliyor ve her evden bir ağıt yükseliyordu.

 

   Hani icatlar ihtiyaçlardan doğarmış derler ya; savaşlardan sonra ise geride kalan insanların çektiği çile, döktüğü gözyaşı, ayrılık acısı hiçbir şeyle dindirilememiş olacak ki, çekilen çileler türkülere, ağıtlara dönüşmüştür. İnancı gereği kaybettiği yakını için, imanı gereği isyan etmeyen Anadolu  insanı derdini dağa taşa, turnaya, toprağa ve ırmağa dökmüştür. İçi kor kor yandığında, türkü yakmıştır. Onun için yalnızca türkülere has bir özelliktir türkü yakmak. Yanan yüreğin söz ve ezgiyle taşmasıdır.

 

   Oğlunu Yemen’e veren ana, kocasını Sarıkamış’ta kaybeden kadın ve nişanlısını Çanakkale’de yitiren genç kız,  tevekkülle türkü yakmaktan başka ne yapabilirdi ki.

 

Yemen’e gönderdiği kardeşlerinin geri gelmeyeceğini anlayan Çukurovalı nazenin genç kız, köyünün ıssız yerlerinde amaçsızca dolaşırken yüreği dağlı gönlü yaslı ve umudunu kaybetmiş olarak, yürek yangınını şöyle dile getirir.

 

Kara çadır is mi tutar

Martin tüfek pas mı tutar

Ağlayalım anam bacım

Elin kızı yas mı tutar

 

Gitme Yemen'e Yemen'e

Yemen sıcak dayanaman

Tan borusu er vurulur

Sen küçüksün uyanaman

 

Yemen yolu çukurdandır

Karavana bakırdandır

Zenginimiz bedel verir

Askerimiz fakirdendir

 

Gitme Yemen'e Yemen'e

Karışı'n toza dumana

Mektubunu sal kardaşım

Bacını koyma gümana

 

Tarlalarda biter kamış

Uzar gider vermez yemiş

Şol Yemen'de can verenler

Biri Memet biri Memiş

Çukurovada ki çığlık Sivas ‘ta ise benzeri bir ağıta döner; ve türküyü yakan der ki:

 

 

Ben Gidiyom Rüştü Beyim Ağlama

Köz Koyupta Ciğerimi Dağlama

Alay Gitti Beni Burda Eğleme

 

 Yemene De Benim Ağam Yemen'e

 Endi M'ola Mehrali Bey Yemen'e (Oy Oy Yemen'e)

 Gurdu M'ola Çadırları Çimene

 Oğul Köz Düştüğü Yeri Yakar Kime Ne

 Dert Benim Vallah Kime Ne

 

Ben Gidiyom Rüştü Beyim Sana Bir Nişan

Susuzluktan Alaylarım Perişan

Hiç İflah Mı Olur Da Yemene Düşen

 

 Yemene De Benim Ağam Yemen'e

 Endi M'ola Mehrali Bey Yemen'e (Oy Oy Yemen'e)

 Gurdu M'ola Çadırları Çimene

 Oğul Köz Düştüğü Yeri Yakar Kime Ne

 Dert Benim Vallah Kime Ne

 

Mehrali'yi Sokaklarda Tuttular

Ağamı Da Bir Gurşuna Sattılar

Mehrali'yi Yemen'e Attılar

 

 Yemene De Benim Ağam Yemen'e

 Endi M'ola Mehrali Bey Yemen'e (Oy Oy Yemen'e)

 Gurdu M'ola Çadırları Çimene

 Oğul Köz Düştüğü Yeri Yakar Kime Ne

 Dert Benim Vallah Kime Ne

 

Yemen adı mutlulukla anılsa ve kahvenin vatanı olarak hafızalarımızda yerini alsa da, biz Yemeni orada bıraktığımız yiğitlerimizin ve onların ardından yakılan hasret kokan hüzün dolu türkülerinden biliriz. Bu türküleri öyle benimsemiş ve sevmişiz ki bu coğrafyanın hangi bölgesinde olursa olsun, kulağımıza:

 

 

Havada Bulut Yok Bu Ne Dumandır

Mehlede Ölüm Yok Bu Ne Şivandır

Şu Yemen Elleri Ne De Yamandır

 

 Ano Yemen'dir Gülü Çemendir

 Giden Gelmiyor Acep Nedendir

 

Şu Dağın Ardında Redif Sesi Var

Varın Bakın Çantasında Nesi Var

Bir Çift Pabuç İle Bir De Fesi Var

 

 Burası Muş'tur Yolu Yokuştur

 Giden Gelmiyor Acep Ne İştir

 

Kışlanın Önünde Çalınır Sazlar

Ayağım Yalınayak Yüreğim Sızlar

Yemen'e Gidene Ağlıyor Kızlar

 

 Burası Muş'tur Yolu Yokuştur

 Giden Gelmiyor Acep Ne İştir

 

Diye sesler gelmeye başlasa, gayri ihtiyari neredeyse hepimiz bu türkünün sözlerine iştirak eder ve birlikte söyleriz.

 

Hiç dikkat ettiniz mi Yemen türküsü, Çanakkale türküsü, Urfa türküsü ve daha bir çok kahramanlık türküsünü gayr-i ihtiyari ezberlemişizdir.

Çünkü gitmesek de, hepimizin kalbi Yemen’de, Çanakkale’de ve diğer cenk meydanlarında atar.

 

Nasıl atmasın ki. Bu toprakların her metrekaresi şüheda kanıyla sulanmıştır. İstiklal Marşı Şairimiz, merhum Mehmet Akif ERSOY’un da İstiklal Marşında dediği gibi,

 

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?

Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!

Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

 

Toprağı şüheda kanıyla sulanmış bir milletin edebiyatı da, elbette bu kahramanlıklara bigane kalamazdı.

 

…………..

 

Çanakkale’de cepheye sürecek yetişkin kalmayınca, yaşı küçük, bıyıkları henüz terlememiş delikanlılarda askere alınmıştır.

 

Henüz  okul çağındaki çocukların askerlik hizmetine alınmasına ilişkin çıkarılan kanun bunun en önemli göstergelerinden biridir. Balıkesir’de yayınlanan Karasi Gazetesi’nde verilen bilgiye göre, 21 yaşındakilerin askere alınacağı bildirilmektedir.

Birinci Dünya Savaşı’nda 1307-1309 (1891-1893) doğumlular silah altında bulunmaktadır. Osmanlı Devleti silah altında bulunan 1891-1893 doğumlulara ilave olarak ilan edilen seferberlikle 1875-1890 doğumlular da kıta hizmetine çağrılmıştır. Daha sonra ise bir Tokat Türküsü’ne konu olacak 1315 doğumlular da ihtiyat ve geri hizmet maksadıyla askerlik hizmeti için çağrılacaktır.

 

Hey onbeşli onbeşli,

Tokat yolları taşlı.

Onbeşliler gidiyor,

Sevenlerin gözü yaşlı.

 

Çanakkale savaşının cephe gerisinde de öyle şeyler yaşanmıştır ki; binlerce kilometre uzaktan gelen düşman askerlerini bile etkilemiş ve günlüklerine yazdıkları bu acı hatıralar yıllar sonra torunları tarafından anlatılmıştır.

 

Dedesinden Çanakkale’yi defalarca dinlemiş olan üniversiteli bir Anzak genç kız şöyle anlatır.

Dedem şöyle anlatmıştı;

 

Türk siperleriyle aramız çok yakındı, öyle ki ateş kesildiği zaman kısık sesle konuşur ve gürültü yapmamaya çalışırdık.

Neredeyse her gece aynı saatlerde Türk siperlerinden bir ses yükselirdi. O Türkün söylediği müziğin ne olduğunu ve ne dediğini hiç birimiz anlamıyorduk. Ama öyle içli ve dokunaklı söylüyordu ki dinlenmeye doyamıyorduk. Hatta diğer siperlerden de bu müziği dinlemeye gelen arkadaşlarımız olurdu. Her akşam Türkün söylediği müziği kaçırmıyor ve hepimiz etkileniyorduk. Gündüz savaştığımız insanın gece söylediği türküyü dinlemek ilginç ama gerçekti. Yine bir akşam konser bekler gibi Türkün söyleyeceği türküyü bekledik ama o boşunaydı. Türk siperlerinden ses çıkmadı. İkinci akşam üçüncü akşam da ses çıkmayınca Türkçe bilen arkadaşımıza kısaca O meçhul askerin neden artık türkü söylemediğini yazıp bir taşa bağlayarak Türk siperlerine attık. Çok geçmeden yüreğimizi yakan bir cevap geldi. Taşa sarılı kağıdı açığımızda şu ifade vardı. “O arkadaşımızı geçen hafta vurdunuz”

 

Çanakkale’de şehit düşen yanık sesli yiğidimiz belki Yemen Türküsünü söylüyordu. Kimbilir belki de Çanakkale Türküsünün ağıdını yakıyordu.

 

Çanakkale İçinde Aynalı Çarsı,

Ana Ben Gidiyom Düşmana Karsı.

Of Gençliğim Eyvah.

 

Çanakkale İçinde Bir Uzun Selvi,

Kimimiz Nişanlı Kimimiz Evli.

Of Gençliğim Eyvah.

 

Çanakkale Üstünü Duman Bürüdü,

On Üçüncü Fırka Yürüdü.

Of Gençliğim Eyvah.

 

Çanakkale İçinde Bir Dolu Testi,

Analar Babalar Mektubu Kesti.

Of Gençliğim Eyvah.

 

Peki ya Sarıkamış, Sarıkamış Çanakkale’den farklımıydı.

Bir inat uğruna umutların dahi donduğu bir havada doksan bini yiğidi cepheye sürmek hangi aklın ürünüydü acaba. Enver Paşa’nın basireti mi bağlanmıştı; yoksa hırs mı gözünü bürümüştü.

Termometreler o günlerde –kaç dereceyi gösteriyordu bilmiyoruz ama 90 bin yiğit bir yandan düşmanla bir yandan da ağır kış şartlarıyla mücadele ediyordu. En acısı da askerlerin önemli bir kısmı daha tek kurşun atamadan soğuğa yeniliyor ve kurşundan daha ağır havada birer birer cansız yere düşüyordu.

 

Ya onları bekleyenler. Onlar ne yapıyordu dersiniz.

Her biri kaderine razı, boynu bükük Sarıkamış’ın Destanını yazıyordu.

 

Sarıkamış Altın Bulak

Soğanlıyı Biz Nerden Bilek

Bizim Uşak Göycek Gezer

Ağca Zıbın Kara Yelek

 

Yüz Başılar Bin Başılar

Tabur Tabur Karşılar

Bir Kar Yağar İnce İnce

Yatan Şehitler Işılar

 

Gözünü Sevdiğim Eşe

Tekerin Dayandı Taşa

Seferberliği Durdur

Elin Öpem Enver Paşa

 

…………..

 

 

 

            I. Dünya Savaşı’nda Amiral Rauf Orbay emrindeki Hamidiye kruvazörü geceleyin üç bacasından birini kamufle ederek Odesa limanına girmiş ve Rusların Osmanlı donanmasını vurmaya hazırlandıkları, Kazbek ve Kagül isimli kruvazörlerini  saklandığı yerinde yakalamıştı. Odesa limanını bombardımana tutarak Kazbek’i batırmış, Kagül kruvazörünü de ağır yaralamıştı. Bu başarı yurtta büyük sevinç yaratmıştı. Bu sevinci,   Azeri  Şair Muallim Ahmed Cevad Bey (Genceli) şu şekilde dile getirmiştir.

 

Çırpınırdın Karadeniz bakıp Türk’ün bayrağına

Ah ederdim , hiç ölmezdim düşebilsem ayağına

Sırmalar saçsam yoluna, inciler döksem yoluna

Vefalı Türk geldi diye, yol ver Türk’ün bayrağına

 

Hamidiye ol Türk kanı, hiç vakt  bilmez onun şanı

Kazbek oldu ilk kurbanı, eğil Türk’ün bayrağına

Türk elinden esen yeller, sana şirin selam söyler

Olsun bütün Kafkas eller kurban Türk’ün bayrağına

 

 

Tufan gibi çoşacağız,Kafkasları aşacağız

Şanlı Türk’ün bayrağını yükseklere asacağız

 

 

            Bu şiir daha sonra Üzeyir Hacı Beyli tarafından bestelenmiştir. Günümüzde de bu türküyü severek dinliyor ve söylüyoruz.

 

 

……………..

 

 

Bizimle aynı kökenden gelen Azeri kardeşlerimiz de acılarını türkülerle dile getirmişlerdi.

 

Birinci Cihan Savaşı dönemi Kafkasya cephesinde Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya orduları arasında ki savaş sırasında Rusya ordusunda hizmette bulunan Ermenilerin yaptığı mezalim herkesin malumudur. Ermenilerin tüm bu “hizmetleri”ne rağmen, 1917 tarihli Rus devrimine kadar gerek Batı devletleri, gerekse Rusya defalarca Ermenilere bağımsızlık vaat etseler de, “tek ve bölünmez Ermenistan” kurmak görüşünün gerçekleştirilmesi için gerekenleri yapmamışlardı.

 

Ermenilerin Azerbaycan Türklerine karşı yaptıkları soykırım Mart 1918 tarihinde Bakü’de başlamış ve onun devamı olarak Şemahi, Guba, Gökçay, Karabağ, Zengezur, Nahçıvan, Şeki, Lenkeran’da, özellikle bugün bir tek Azerbaycan Türkünün kalmadığı Ermenistan’da görülmedik bir şekilde uygulanmıştı.

 

Azerbaycan Cumhuriyeti devlet arşivlerinde ki binlerce belgeler, özellikle Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin tesis ettiği ve 15 Temmuz 1918 ile Mart 1920 tarihine kadar faaliyet gösteren Fevkalade Soruşturma Kurulunun çalışmaları sonucu ortaya çıkan belgeler Ermenilerin, Azerilere  karşı Bakü, Şemahi, Guba, Zengezur, Şuşa ve Azerbaycan’ın diğer kazalarında uyguladıklarını bütün yönleri ile ortaya koyuyor. Azerilere karşı yapılan toplu katliam ve sürgünler neticesinde Ermenistan’da Azeri kalmamıştır.

 

 

   İşte 1918 – 1920 yılları arasında Azerilerin Osmanlı  Askerini yani Mehmetçiği beklerken, şairin müthiş bir sembolle laleye benzettiği askerimiz için bir şiir yazılır. Osmanlı Askerinin başında kırmızı renkli bir fes vardır; ve bu fesin üzerinden sarkan püskül tıpkı bir lale gibidir. Şair özlemini, hasretini, zulümden ve katliamdan kurtarması için beklediği Türk Askerini lale ile sembolize etmiş; ve şiirinde de bu canhıraş beklentiyi ifade etmiştir. Daha sonra türküye dönüşen bu şiir onlarca yıldır söylenir. Bir de bu bakışla bu güzel türküyü dinlemeniz dileğiyle.

 

 

Yazın evvelinde Gence çölünde

Çıhıblar gene de dize laleler

Yağışdan ıslanan yarpağlarını

Seripler dereye düze laleler

 

Heyalımdan neler gelibde geçer

Yaz geler ellere durnalar göçer

Bulağlar simaver ağ daşlar şeker

Benzeyir çemende köze laleler

 

Meylim üzündeki gara haldadır

Hicranın elacı ilk vüsaldadır

Ne vahdır aşığın gözü yoldadır

Bir gonağ gelesiz bize laleler

 

 

Talman Hacıyev

 

 

Türk milleti özellikle Osmanlı Devletinin son zamanlarında birçok cephede savaşmıştır. Birinci Dünya Savaşının yaşattığı acılar yıllarca toplumun hafızasından silinmemiş ve yakılan türkülerle de her bir  savaş ölümsüzleşmiştir.

Merhum Mehmet Akif ERSOY’un “Allah  bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın”

Diye dua ettiği gibi bizde benzer şekilde “Allah bu millete bu ağıtları bir daha yaktırmasın” diye dua ediyoruz.

 

 

                                                                                                             Cengiz DEMİR

 

Cengiz Demir, Radyo 15 ( FM 101.2) Genel Yayın Yönetmeni. Aynı zamanda Türk Halk Müziğine yönelik araştırmalar yapan Demir’in “Bir Radyomuz Vardı” adlı kitabı da bulunuyor. Sunduğumuz çalışması Kültür Dergisi Mart 2008 Birinci Dünya Savaşı Özel Sayısı’nda yayımlanmıştı.

 


  9815 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

22/05/2017 - 05:29 Müstahkem Mevkii’nin Anafartalar’daki Sesi - Küçük Anafartalar Topları (Bayram Akgün)

09/05/2017 - 08:12 Kûtulamâre Kuşatması’ndan Esarete Yüzbaşı Sandes’in Hatıraları - Çev. Tuncay Yılmazer

02/05/2017 - 11:45 İzmir-Bayındır İlçesinden Çanakkale Harbine Katılanlar (Necat Çetin)

28/04/2017 - 08:49 Kûtulamâre Zaferi 1916 (Muzaffer Albayrak – Vahdettin Engin)

23/04/2017 - 21:24 Türk Ordusu’nda Künye Uygulamasına İlişkin İlk Girişimler ve İlk Künyelerle İlgili Kısa Bilgiler (The First Attempts On The Use Of Identity Tags In Turkish Army And Information About The Early Identity Tags) (Burhan SAYILIR)

13/04/2017 - 05:43 Müstahkem Mevki’nin Kara Savunması İçin Top Desteği Sağlaması (Bayram Akgün)

07/04/2017 - 14:30 Çanakkale Muharebelerinde İdari ve Lojistik Faaliyetler (Ayhan Candan)

06/04/2017 - 19:17 Kabataş Erkek Lisesi 1.Büyüteç Tarih Öğrenci Sempozyumu (8-9 Nisan 2017)

04/04/2017 - 21:12 Resmi Belgelere (Nüfus Ölüm-Genelkurmay-Kayıtsız Ölüm Defterleri) Göre İzmir - Beydağ Şehitleri (Necat Çetin-A.Levent Ertekin)

31/03/2017 - 07:25 Çanakkale nin Şehit Kalemleri (İsmail Sabah)

27/03/2017 - 19:43 Çanakkale Müstahkem Mevkii’ye Bağlı Top Mermisi Çeşitleri (Bayram Akgün)

25/03/2017 - 20:58 GeliboluyuAnlamak Özel- 100. Yılında Gazze Muharebeleri Kahramanlarını Anıyoruz (Tuncay Yılmazer)

17/03/2017 - 21:15 18 Mart Özel Makalesi - Yaşayanların Ağzından 18 Mart Boğaz Muharebesi (Ahmet Yurttakal)

16/03/2017 - 08:51 18 Fotoğrafla Çanakkale Boğaz Muharebesi 18 Mart 1915 - 18 March 1915 Dardanelles Assault with 18 photographs (Ahmet Yurttakal)

13/03/2017 - 05:47 Çanakkale Muharebeleri’nde Bir Hile: Sahte Toplar (Bayram Akgün)

07/03/2017 - 04:27 Çanakkale Zaferi’nden Mescid-i Nebevi’ye (Enver Paşa’nın 1916 Filistin-Hicaz ziyareti) (Tuncay Yılmazer)

23/02/2017 - 07:48 Gelibolu Savunması Bir Karargâh Çalışması - General G.S. Patton (Haluk Oral)

09/02/2017 - 06:24 İkinci Kirte Muharebesi (6-8 Mayıs 1915 Taarruzları) (Yücel Özkorucu)

31/01/2017 - 12:29 Türk Boğazları Meselesi (Ayhan Candan)

24/01/2017 - 05:39 Kanlı Bir Mendil Hikayesi (Ömer Arslan)

19/01/2017 - 10:32 Irak Cephesinde Gönüllü Kahramanlar Osmancık Taburu (Muzaffer Albayrak)

23/12/2016 - 20:32 Atlas Tarih Dergisi Aralık-Ocak Sayısında 1916 Sina Filistin Hicaz Cephesi (Tuncay Yılmazer)

13/12/2016 - 07:23 Birleşik Harekat Tecrübesi Olarak Cihan Harbinde Türk-Alman Askeri İttifakı (Gültekin Yıldız)

02/12/2016 - 20:23 Çanakkale Kara Muharebelerinde Ağıl Dere (Şaban Murat Armutak)

15/11/2016 - 11:48 Çanakkale de Bir Melek Hanım (Muzaffer Albayrak)

01/11/2016 - 05:41 Çanakkale Kara Muharebelerinde Asma Dere (Şaban Murat Armutak)

24/10/2016 - 06:55 42. Alay / Gelibolu 1915 - Ahmet Diriker (Oğuz Çetinoğlu)

10/09/2016 - 11:12 Seddülbahir Kahramanı Bigali Mehmet Çavuş (Ömer Arslan)

03/07/2016 - 14:42 Çanakkale’den 100. Yılında Somme’a:Bir Savaş, İki Muharebe (Mustafa Onur Yurdal)

11/06/2016 - 14:37 I.Dünya Savaşı nda Şii Ulemasının Cihat Fetvaları Çerçevesinde Irak Cephesi (Ziya Abbas)

01/06/2016 - 06:23 Kutülamare- Yarbay Mehmed Reşid Bey in Günlüğü (İ. Bahtiyar İstekli)

23/05/2016 - 12:01 Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Muharebelerinde Sağlık Alanındaki Faaliyetleri (Ayhan Candan)

16/05/2016 - 07:38 Bir Osmanlı Kurmay Subayı- Iraklı Kürt Devlet Adamı, Mehmet Emin Zeki Bey in Yaşam Öyküsü (Tuncay Yılmazer)

10/05/2016 - 13:00 Mezopotamya da Bir Savaş 1915-1916 KutülAmare – Nikolas Gardner ( Tuncay Yılmazer )

07/05/2016 - 07:31 Birinci Dünya Savaşının İslam Dünyasına Etkileri (Yüksel Nizamoğlu)

30/04/2016 - 19:20 Çanakkale Savaşı: Bir Siyasi Mücadele Alanı (Özgür Öztürk)

23/04/2016 - 19:13 25 Nisan 1915 Anzak Çıkarması İlk Saatleri – Daha Erken Müdahale Edilebilir miydi? ( Ahmet Yurttakal )

17/04/2016 - 21:26 Maskirovka Harekatı - KutülAmare bir zafer midir? ( Tuncay Yılmazer )

13/04/2016 - 05:30 Çanakkale Savaşları ve Barbaros’un Batışı (İsmail Bilgin)

28/03/2016 - 11:20 Çanakkale Muharebelerinde Osmanlı Ordusunun Asker Kaybı (Ayhan Candan)

26/03/2016 - 09:55 Eğitimli Neslin Birinci Dünya Savaşı ile İmtihanı ( Dr. Nuri Güçtekin )

24/03/2016 - 10:00 Birinci Dünya Savaşı nda Yozgat Lisesi (Dr. Nuri Güçtekin)

21/03/2016 - 06:35 Çanakkale Seferberliği: Savaş, Eğitim, Cephe Gerisi (Mustafa Selçuk)

17/03/2016 - 08:15 18 MART ÖZEL - Çanakkale Zaferi ve Cevat Paşa (Ahmet Yurttakal)

11/03/2016 - 06:49 Zaferi Kanla Yazan Fındıklılı Mehmet Muzaffer (İsmail Bilgin)

02/03/2016 - 12:48 Kut’ül Amare Zaferi -2 (İsmail Bilgin)

29/02/2016 - 11:29 Kut’ül Amare Zaferi -1 (İsmail Bilgin)

22/02/2016 - 12:27 Gertrude Bell Irak Sınırını Çizen Kadın (Veysel Sekmen)

14/01/2016 - 08:43 Çanakkale Şehidi Feyzi Çavuş’un Zevcesi Zehra Hanımın Padişaha Mektubu (Osman Koç)

23/12/2015 - 16:47 Çanakkale Savaşlarında Binbaşı Halis Bey’e Ait Bir Ganimetin Öyküsü (Serdar Halis Ataksor)

10/12/2015 - 18:03 Mesudiye Zırhlısının Dramı (Cemalettin Yıldız)

06/12/2015 - 20:29 Kut’ülamarenin Türklere Tesliminden Sonra Irak İngiliz Ordusunun Faaliyetlerine Dair Rapor (Haz. Serdar Halis Ataksor)

01/12/2015 - 10:11 10 Ağustos 1915 Conkbayırı Süngü Hücumu (Muzaffer Albayrak)

17/11/2015 - 21:09 Çanakkale Deniz Muharebelerinde Verilen Zayiatlar (Ahmet Yurttakal)

10/11/2015 - 05:19 Reis-i Cumhur Mustafa Kemal in Çanakkaleyi ziyaretleri (M. Onur Yurdal )

08/11/2015 - 22:04 Mustafa Kemal Paşanın Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşına girişiyle ilgili görüşlerine dair bir belge

Osmanlı Devleti Umumi Harpte Tarafsız Kalabilir miydi? - Yusuf Akçura (Değerlendirme: Muzaffer Albayrak)

Nazım’ın Dayısı Çanakkale Şehidiydi (Melih Şabanoğlu)

Çanakkale Destanının Ölümsüz Efsaneleri (Osman Koç)

21/10/2015 - 04:02 100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale’de Programı

17/10/2015 - 11:50 Çanakkale Savaşı'nın Kanada'da Bıraktığı İzler (Birol Uzunmehmetoglu)

27/09/2015 - 16:01 1917 Yılında Hicaz Cephesi:Arap İsyanının Yayılması ve Medine’nin Tahliyesi Programı (Yüksel Nizamoğlu)

22/09/2015 - 13:07 III. Kolordu’nun Çanakkale Muharebeleri’ne Hazırlanış Süreci (İsmail Bilgin)

15/09/2015 - 04:28 Kutü-l Amare Kahramanı Halil Kut Paşa (Enes Cifci)

11/08/2015 - 04:07 Türkiye Büyük Savaş a Nasıl Girdi? ( Emre Kızılkaya )

29/07/2015 - 03:30 1915 Gelibolu Harbi Günlüğü- Kazım Şakir (İ. Bahtiyar İstekli)

07/07/2015 - 02:49 Suyu Arayan Adamların Öyküsü - Millete Deva Olmak , Osmanlı Savaş Esirleri, TIP ve Milliyetçilik ( 1914-1939 ) -Yücel Yanıkdağ (Tuncay Yılmazer)

30/06/2015 - 03:55 Tarih, Otobiyografi ve Hakikat Yüzbaşı Torosyan Tartışması ve Türkiye’de Tarih Yazımı (Derleyen: Bülent Somay)

21/06/2015 - 16:34 Türklere Esir Olmak (Doğan Şahin)

23/05/2015 - 04:36 Çanakkale Savaşı

16/05/2015 - 15:30 İtilaf Devletleri Askerlerinin Gözüyle Çanakkale

12/05/2015 - 12:50 Muaveneti Milliye Muhribi Torpito Zabiti Ali Haydar Öztalay (Çimen Yüksel)

09/05/2015 - 08:24 Osmanlılar ve Ermeniler / Bir İsyan ve Karşı Harekâtın Tarihi (Edward J. Erickson)

03/05/2015 - 15:39 Neuve Chapelle’den Gelibolu’ya: Bir Askeri Planın Gelibolu’da Uygulamaya Konulması ( Mustafa Onur Yurdal )

28/04/2015 - 03:52 Cephe Arkadaşı Çanakkale Cephesi

25/04/2015 - 03:07 Çanakkale Müstahkem Mevkii Bataryalarının 25 Nisan 1915 ‘teki Rolü (Bayram Akgün)

24/04/2015 - 15:07 25 Nisan 1915 üzerine Gelibolu’yu Anlamak’ta çıkmış makalelerden seçmeler (Tuncay Yılmazer)

18/04/2015 - 17:10 Çanakkale Şehitleri Listesinde Ezineli Yahya Çavuş’un Adı Yok (Osman Koç)

10/04/2015 - 00:06 Kıyamet Koptuğunda - Hasan Cevdet Bey

03/04/2015 - 01:36 Rusya’daki 90.000 Osmanlı Savaş Esiri ve Sarıkamış Muharebesi (Yücel Yanıkdağ)

27/03/2015 - 17:57 Bir Hikayenin Daha Sonu: Topçamlar Tabyası (Bayram Akgün)

14/03/2015 - 07:57 Düşmana Korku Salan Efsanevi İntepe Topçularından Topçu Üsteğmen Mehmet Ali Bey (Muzaffer Albayrak)

11/03/2015 - 02:38 Seddülbahir’de Yalnız Top-210/40’lık Roon Topu (Bayram Akgün)

01/03/2015 - 13:31 Çanakkale Muharebeleri’nin İdaresi, Komutanlar - Strateji (Ed.: Lokman Erdemir, Kürşat Solak)

24/02/2015 - 17:39 Çanakkale Cephesinde Bir Damla Su İçin- Gelibolu Yarımadasında Jeoloji ve Muharebe İlişkisi ( İsmail Bilgin )

15/02/2015 - 17:55 Hashtag Tarih Dergisi Şubat 2015 Sayısında Kitap Değerlendirme Yazısı

08/02/2015 - 07:11 “Hafız Hakkı Paşanın Sarıkamış Günlüğü” Kitabıyla İlgili Mülahazalar (İsmail Bilgin)

// Bir Asır Sonra Ermeni Tehciri ve Çanakkale Üzerine… 100. Yıl Nasıl Anılmalı? (Tuncay Yılmazer)

23/12/2014 - 08:24 Sarıkamış İhata (Kuşatma) Harekâtı (İsmail Bilgin)

17/12/2014 - 02:24 Kut ül Amare Zaferi (Necmettin Özçelik)

08/12/2014 - 18:22 1. Dünya Harbi

06/12/2014 - 13:44 The Water Diviner – Son Umut Filminin Galasından Notlar… ( Tuncay Yılmazer )

01/12/2014 - 17:22 Cevat Çobanlı Paşa Çanakkale Kahramanı -Ahmet Yurttakal

16/11/2014 - 01:54 Goltz Paşa nın Mirası, Türkiye nin Geleceği – Osmanlı Devletinin 1. Dünya Savaşı na Girişi üzerine ( Tuncay Yılmazer )

10/11/2014 - 04:07 Turkish–Australian Reapprochement In The Light Of The Gallipoli Campaign (Kenan Çelik)

04/11/2014 - 01:37 Boğaziçi’nden Çanakkale’ye Şirket-i Hayriye Vapurları (Gözde Keskin)

19/10/2014 - 06:44 Beyrut Müftüsü Mustafa Neca Efendi’nin Anafartalar Grubuna Hitabı (Osman Koç)

11/10/2014 - 10:34 Bir Çanakkale Şehidinin Hikâyesi: Koca Ali Oğlu Mustafa (Necat Çetin)

14/09/2014 - 07:01 Suçlu Sırbistan- Ayağa Kalk ! Avrupa 1914’te Savaşa Nasıl Sürüklendi ? Sleepwalkers (Uyurgezerler) Christopher Clark- Tuncay Yılmazer

06/09/2014 - 07:14 Bilgeliğin Yedi Sütunu- Thomas Edward Lawrence (Nagihan Haliloğlu)