Kuma Yazılan Destan , Hatıralarla Kanal-Filistin Cephesi ( Tarık Suat Demren )

Tarih: 30/11/2008   /   Toplam Yorum 2   / Yazar Adı:      /   Okunma 15688

“ Bu cephede olan bitenler fazla bilinmediği gibi salt "Araplar Osmanlı'ya ihanet etti" şeklinde yaygın bir tasavvur da zihinlere yerleş(tiril)miştir. Kudretli İttihatçı Cemal Paşa'nın, yöredeki sert tutumu ve bazı önde gelen Arap aydınlarını isyan hazırlığı suçlamasıyla tartışmalı bir şekilde astırması Türk-Arap ilişkilerinde sarsıntıya yol açsa da İngilizlerin kışkırtması ve vaadi ile ayaklanan Mekke Şerif'i Hüseyin'in bedevi birlikleri haricinde koca Arap coğrafyasında toplu isyan görülmemiştir. Asıl büyük cephe sonradan Filistin'de kurulmuştu ve sadece Filistin'de bir milyon Arap yaşıyordu; ama tek bir Arap ayaklanmamıştı. Yani Arapların ezici çoğunluğu, Osmanlı'ya sadık kaldı. Bu "Araplar arkadan vurdu" söyleminin başlıca kaynaklarından birisi Falih Rıfkı Atay'ın aynı cephedeki görevi sırasındaki anılarını anlattığı Zeytindağı adlı kitabıdır. Kitabın başından itibaren işlenen Arap düşmanlığı sonlarına doğru Türk ve Arap Osmanlı askerlerinin İngilizlere karşı kahramanca çarpıştığını anlatan satırlara bırakır ama yazarın kendisi de dahil ulusçu aydınlarımızın büyük çoğunluğu buradaki paradoksu görmez.. “
Tarık Suat Demren, Birinci Dünya Savaşı’nın en önemli cephelerinden biri olan Kanal Filistin Cephesi’ne dair pek az bilinen yönlerine ait yazısını bizlerle paylaşıyor. Söz konusu makale, Kültür Dergisi Mart 2008 1. Dünya Savaşı Özel Sayısı’nda yayınlanmıştı.

 

Suçu direk modernizmin insan duygularını mekanikleştirici etkisine atmak istemem ama galiba gitgide daha az latif duygularla doğuyoruz. Rasyonalizmin keskin dişlileri ruhumuzun inceliklerini yok ediyor. Ne kadar kolay geliyor artık rakamlardan, istatistiklerden bahsetmek. Bu bahis, bir savaşın korkunç bilânçosu da olsa.

Bugünden geçmişe bakarken "Şurada yapılan  muhaberede 150.000 şehit verildi", "şu hattın savunmasında 80.000 kayıp verildi" demek, "Şu harekâtta tek silah atmadan 80.000 askerimiz donarak şehit oldu" demek.. "Şu büyük savaşa 2.5 milyon insanımız yaşamını yitirdi" demek.. Bu onbinli, yüzbinli, milyonlu rakamlar bir çırpıda söyleniverirken kaçımız hayatını kaybeden her insanın bir dünyası olduğunu düşünüyor, her bir şehidin, o dünyaya merkez olan hayatlarını üst üste koyup da rakamı tekrar söylemeyi deniyor? Kaçımız o ağırlığın altında eziliyor?

Bunu yapamıyorsak,  "bir kişinin ölümü trajedi, bir milyon kişinin ölümü ise istatistiktir." diyen Josef Stalin'e kızmaya, onu acımasız bir mahlûk olarak nitelendirmeye hakkımız var mı?

Savaş acı. Savaş kan. Savaş açlık, yokluk, perişanlık, sefalet. Savaş hastalık, sakatlık. Savaş gözyaşı, ayrılık. Bütün bunları göz ardı edip büyük bir soğukkanlılıkla bir herhangi bir sosyal vakıayı anlatır gibi savaşlardan bahsetmek çok zor.

Hemen tüm savaşlar gibi 1.Dünya Savaşı da bir paylaşım savaşıydı. Osmanlı İmparatorluğu’nda söz sahibi olan Enver Paşa ve arkadaşları son dönem giderek artan Alman hayranlığının ve nüfuzunun da etkisiyle bildiğimiz bir senaryoyu gösterime koyarak ülkeyi savaşa soktular. Enver Paşa  "Balkanlardaki anlaşmazlık devam ederse harbin çıkması kesindir, bu da bizim için hayat demek" derken, çıkacak savaşın Osmanlı'yı tekrar eski muktedir günlerine döndüreceğini tahayyül etmişti şüphesiz. Evdeki hesabın çarşıya uymadığını biliyoruz, bu yanlış hesabın ne denli büyük acılara yol açmış olduğunu da..

Yazımın konusu olan Suriye-Filistin cephesi bu savaşın belki de en az bilinen bir yönü.

İngilizler 1914 yılı aralık ayında  Mısır ve Süveyş Kanalı'na tamamen egemen oldular. Kanal hem İngilizler hem de bizim için hayatî öneme haizdi.

Kanal harekatı  Almanların isteği doğrultusunda planlanmış bir harekattı, 4.Ordu  Komutanı Cemal Paşa Ocak 1915'te  iki koldan Süveyş Kanalı'na harekat düzenledi fakat başarılı olamadı. Şubat başında  Birüsseba-Gazze'ye geri dönüldü.

1916 yılında  2. Kanal Harekâtı yapıldı. O sırada Mekke Emiri Şerif Hüseyin İngilizlerin kışkırtmasıyla  ayaklandı. Ayaklanmanın bastırılması için 4. Ordu'dan bir kısım birlikler Hicaz'a gönderildi. Ordunun geri kalan kısmıysa, Gazze-Şeria-Birüsseba hattında savunmaya çekildi.

1917'de İngilizler, Gazze'ye saldırdı. 1. ve 2. Gazze Savaşları yapıldı. İngilizler iyi bir savunma yapan birliklerimiz karşısında çekilmek zorunda kaldılar. Kuvvetlerini tahkim eden İngilizler Filistin cephesinde toplanınca Yıldırım Ordularının Irak cephesinde kullanılmasından vazgeçilerek Filistin ve Suriye'de kullanılmasına karar verildi.  İngilizler, 24 Ekim 1917'de taarruza başladılar. Birüsseba-Gazze Savaşı'nı kazandılar. 9 Kasım 1917'de de Kudüs düştü. İngiliz kuvvetlerinin Mart 1918 başı ile 18 Mayıs arasındaki Telazur, 1. ve 2. Salt-Amman taarruzları başarıyla durduruldu ancak yığınaklarını artıran İngiliz ordusunun 19 Eylül 1918'de Filistin'de başlattığı taarruza Limon Van Sanders Paşa'nın hatalı savunması, zorlu arazi şartları ve sair imkânsızlıklar da eklenince Filistin tamamen İngilizlerin eline geçti.

Filistin elden çıkmasına, en yakın Osmanlı kuvvetlerinin Medine'den 1300 km. uzakta kalmasına, Osmanlı Devleti resmen mağlup olmasına ve Mondros Mütarekesi'ni imzalamasına rağmen, mütarekenin 16. maddesine göre teslim olması gerekirken olmayıp son ana kadar direnen Medine müdafisi Fahreddin Paşa'nın hikâyesi ve olağanüstü direnişi de ayrı bir destansı anektod olarak tarihe geçmişti.

Kanal harekatı ile ilgili olarak yaygın bir yanlış kanaat vardır. Sanıldığı gibi Kanal harekatı Mısır'ın ve Kanal'ın 'ele geçirilmesi' amacı ile yapılmamış, Mısırı ele geçirmekten çok İngilizlerin kanal boyunca güvende olmadıklarını hissettirmek, Batı cephesine sevk edilmekte olan Hint Kıtalarını Mısır'da oyalanmak zorunda bırakmak ve Çanakkale'ye bir çıkarma kuvveti göndermelerine engel olmak için yapılmış ve Çanakkale savunmasının bir dereceye kadar da olsa tamamlanmasına[1] imkan sağlamıştı.

Nitekim 4. Ordunun Kurmay Başkanı Ali Fuad Erden hatıralarında şöyle diyor:

"Süveyş Kanalı'na karşı bir teşebbüs icrası hedefi kesinlikle belirtilen bir emir değildi; maksadı genel olarak ifade eden bir direktifti. Maksat, Mısır'daki İngiliz kuvvetlerini bağlamak, Asya ve Avustralya kıtalarından Batı Cephesi'ne gelmekte ve gelecek olan kuvvetleri orada tespit etmekti. Mısır'ın fethi. ne Alman başkumandanlığı'nın direktifinde bahsedilmiş, ne de Osmanlı Başkumandanlık Vekaleti'nin emrinde ifade edilmiştir.  Hedef kanala karşı bir teşebbüsten ibaretti. Mısır'ın fethi, hayali bir propaganda idi. Madalyonun kamuoyuna dönük yüzü idi." [2]

Kamuoyuna yönelik daha ne yalanların söylendiği göz önüne alınırsa bu masum bile kalabilir.

Tarihten bahsetmek kolay, oysa  zamanın şartlarında ise ne zorluklar çekilmiş, yaşayan bilir ancak. Kanal harekâtının yapılabilmesi için Sina Çölü'nün geçilmesi gerekiyordu. Hemen aynı tarihlerde Sarıkamış'ta soğuktan donan Mehmetçiklerin tertipleri Sina'nın kavurucu sıcağında yaşam mücadelesi veriyorlardı.. Kader..

Ali Fuad Erden'in "Çadırsız, ağırlıksız, telsizsiz, telgrafsız ve uçaksız bir seferi kuvvet" dediği 8. seferî kuvvet için "kolordunun en iyi alay ve taburlarından oluşturulmuştu" der. Çöl erzakı –ordu kumandanı ve er için- günde 600 gram peksimet, 150 gram hurma, yahut zeytin, 23 gram şeker, 9 gram çay. Bir matara su, başka yok. Yıkanmak, çamaşır yıkamak yasak. Çöl yürüyüşüne mahsus talimatta ordugah yerine varıldığında çalı çırpı toplanıp çay yapılmasına kadar ayrıntı var ama şu eklemeyle: "Çay pişirmeye imkan olmadığı zamanlarda çay soğuk su ile hazırlanacaktır ve şeker olmadığında şekersiz içilecektir."[3]

Yüz binlerce cana mal olması yanında savaşlar doğaya da büyük zararlar veriyor. Birinci Dünya Savaşı'na girilmesinden sonra 6 ay içinde trenlerde yakıt olarak kullanılan kardif kömürü tükenir. Suriye demiryolları askeri komiserliği "şimendifer depolarında ancak üç bin ton kardif kömürü bulunduğunu, bu kömürün de Çanakkale'ye gidecek olan kuvvetlerin nakliyatı için sarfedileceğini, kardif kömürünü tedarik edilmedikçe askeri nakliyatın temin edilemeyeceğini" bildirir.[4]

Tabii ki gerekli tedarik sağlanamaz. Ama harp devam etmektedir, tren ise ikmal için can damarına denebilecek bir vasıtadır. Cemal paşa emir verir: "makineler odunla işletilecektir. odun işletme idareleri tarafından müteahitler vasıtasıyla tedarik edilecektir."

Fakat Suriye'de zaten çok fazla olmayan ormanlar trenlerin yakıt ihtiyacını gidermekten çok uzaktır. Bunun üzerine yeni bir emir gelir. Yemiş ağaçlarının, Suriye'nin servetlerinden olan kayısı ağaçlarının, Filistin'in  serveti olan zeytin ağaçlarının , Lübnan'ın serveti olan Dut ağaçlarının  % 40'ı kesilecektir. 1916 sonbaharında bu oran da yetmez, %50'ye çıkarılır. Hicaz bölgesindeki demiryolu hattında ise yakıt sıkıntısı o kadar çoktur ki,  kesilecek ağaç bulunamayınca hususî binaların yıkılarak kapı, pencere vesâir odunlarından yakıt ihtiyacının karşılanması için Fahrettin Paşa’ya tam yetki verilmiştir.[5]

Bu cephede olan bitenler fazla bilinmediği gibi salt "Araplar Osmanlı'ya ihanet etti" şeklinde yaygın bir tasavvur da zihinlere yerleş(tiril)miştir. Kudretli İttihatçı Cemal Paşa'nın, yöredeki sert tutumu ve bazı önde gelen Arap aydınlarını isyan hazırlığı suçlamasıyla tartışmalı bir şekilde astırması Türk-Arap ilişkilerinde sarsıntıya yol açsa da  İngilizlerin kışkırtması ve vaadi ile ayaklanan Mekke Şerif'i Hüseyin'in bedevi birlikleri haricinde koca Arap coğrafyasında toplu isyan görülmemiştir. Asıl büyük cephe sonradan Filistin'de kurulmuştu ve  sadece Filistin'de bir milyon Arap yaşıyordu; ama tek bir Arap ayaklanmamıştı. Yani Arapların ezici çoğunluğu, Osmanlı'ya sadık kaldı.

Bu "Araplar arkadan vurdu" söyleminin başlıca kaynaklarından birisi Falih Rıfkı Atay'ın aynı cephedeki görevi sırasındaki anılarını anlattığı Zeytindağı adlı kitabıdır. Kitabın başından itibaren işlenen Arap düşmanlığı sonlarına doğru Türk ve Arap Osmanlı askerlerinin  İngilizlere karşı kahramanca çarpıştığını anlatan satırlara bırakır ama  yazarın kendisi de dahil ulusçu aydınlarımızın büyük çoğunluğu buradaki paradoksu görmez..

Atay, kitabının önsözünde de "Bizden Belgrad'ı aldıkları zaman düşman delegeleri Niş kasabasını da istemişlerdi. Osmanlı delegesi ayağa kalkarak, ‘Ne hacet!" dedi; "bari İstanbul'u da size verelim.’ Babalarımız için Niş, İstanbul'a o kadar yakındı. Biz eğer Vardar'ı, Trablus'u Girid'i ve Medine'yi bırakırsak, Türk mileti yaşayamaz sanıyorduk." der[6]

Atay'ın bu sözleri ulus devleti kutsamak, imparatorluğun yükünden bahisle "başımızdan defettik, rahatladık" demek için söylüyor olsa da, atalarımızın "vatan toprağı"na olan bakışındaki farklılığını göstermeye yetiyor.

Dağılan impatorluğun küllerinden bir ulus devlet çıkarılırken eğilip bükülen tarihin büyük yalanlarındandır "Arap ihaneti" savı.  Dr. Ramazan Balcı'nın şu sözleri gösteriyor ki "Osmanlılık" İmparatorluğun son zamanlarına kadar büyük bir birlik vesilesi imiş:

 "Mısır Akınına koşup giden birlikler arasında Osmanlı coğrafyasını temsil eden bütün unsurlar vardı. Arnavut bölüğü, Kürt taburları, Urban müfrezesi, Arap alayları, Ermeni birliği, Mevlevî taburları, Kadiri bölükleri, Çerkes gönüllüleri, Dürzi takımları ve Anadolunun askerliği peygamber ocağı sayan ulu gönüllü Mehmetçikleri hep aynı sevdaya gönül vermişlerdi. Sancak hepsinin gözünde birlik demekti, düzen demekti. Onun dalgalandığı yerde namusları emniyetteydi, hukukları korunurdu".[7]

 Bugün ulus devletin, kendi kabullerinden farklı düşünenleri "yok sayan" eğilimi yanında ne kadar kuşatıcı kalıyor bu satırlar, değil mi?

Hulasa bu zorlu cephedeki ricat Osmanlı için sonun başlangıcı olmuştur.  Ve maalesef o coğrafya Osmanlı'nın çekilmesinden bugüne halen huzur yüzü görmemiştir; tıpkı daha o yıllarda Selahattin Günay'a ağlaya ağlaya ”Bizi kimlere bırakıp gidiyorsun Türk" diyen[8]  Arap gencinin de hissettiği gibi..

 

Kaynaklar 



[1] Ramazan  Balcı Osmanlı’yı Yıkan Cephe: Filistin  Nesil yayınları , s.55

 

[2] Ali Fuad  Erden  Suriye Hatıraları  - Türkiye İş Bankası Kültür yayınları, s.2

 

[3] A.g.e s. 18

 

[4] A.g.e s.240

 

[5] A.g.e s.260-264

 

[6] Falih Rıfkı Atay, Zeytindağı , Pozitif yayınları, s.10

 

[7] Balcı , s.24

 

[8] Selahattin Günay,  Bizi Kimlere Bırakıp Gidiyorsun Türk?’ Türkiye İş Bankası Kültür yayınları, s.116

 


  15688 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

09/09/2017 - 05:40 Florence Nightingale’in Eli Anadolu’ya da Değmişti-Kırım Savaşından Unutulan İlk Prefabrik Hastane: Erenköy (Renkioi) (Mustafa Onur Yurdal)

22/08/2017 - 07:18 Kuşatma ve Esaretin Adı KÛTULAMÂRE Esir Bir İngiliz Subayın Anıları - Edward W.C. Sandes -(Muzaffer Albayrak)

09/08/2017 - 18:07 19. Tümen Kurmay Başkanı İzzettin Çalışlar’ın Çeşitli Konferans ve Yayınlarında Conkbayırı Süngü Taarruzu (Melike Bayrak-Mustafa Onur Yurdal)

27/07/2017 - 13:33 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması 2.Bölüm - 2.Gazze Muharebesi (Tuncay Yılmazer )

11/07/2017 - 10:07 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması : Gazze Muharebeleri ( 1.Bölüm) (Tuncay Yılmazer)

22/05/2017 - 05:29 Müstahkem Mevkii’nin Anafartalar’daki Sesi - Küçük Anafartalar Topları (Bayram Akgün)

09/05/2017 - 08:12 Kûtulamâre Kuşatması’ndan Esarete Yüzbaşı Sandes’in Hatıraları - Çev. Tuncay Yılmazer

02/05/2017 - 11:45 İzmir-Bayındır İlçesinden Çanakkale Harbine Katılanlar (Necat Çetin)

28/04/2017 - 08:49 Kûtulamâre Zaferi 1916 (Muzaffer Albayrak – Vahdettin Engin)

23/04/2017 - 21:24 Türk Ordusu’nda Künye Uygulamasına İlişkin İlk Girişimler ve İlk Künyelerle İlgili Kısa Bilgiler (The First Attempts On The Use Of Identity Tags In Turkish Army And Information About The Early Identity Tags) (Burhan SAYILIR)

13/04/2017 - 05:43 Müstahkem Mevki’nin Kara Savunması İçin Top Desteği Sağlaması (Bayram Akgün)

07/04/2017 - 14:30 Çanakkale Muharebelerinde İdari ve Lojistik Faaliyetler (Ayhan Candan)

06/04/2017 - 19:17 Kabataş Erkek Lisesi 1.Büyüteç Tarih Öğrenci Sempozyumu (8-9 Nisan 2017)

04/04/2017 - 21:12 Resmi Belgelere (Nüfus Ölüm-Genelkurmay-Kayıtsız Ölüm Defterleri) Göre İzmir - Beydağ Şehitleri (Necat Çetin-A.Levent Ertekin)

31/03/2017 - 07:25 Çanakkale nin Şehit Kalemleri (İsmail Sabah)

27/03/2017 - 19:43 Çanakkale Müstahkem Mevkii’ye Bağlı Top Mermisi Çeşitleri (Bayram Akgün)

25/03/2017 - 20:58 GeliboluyuAnlamak Özel- 100. Yılında Gazze Muharebeleri Kahramanlarını Anıyoruz (Tuncay Yılmazer)

17/03/2017 - 21:15 18 Mart Özel Makalesi - Yaşayanların Ağzından 18 Mart Boğaz Muharebesi (Ahmet Yurttakal)

16/03/2017 - 08:51 18 Fotoğrafla Çanakkale Boğaz Muharebesi 18 Mart 1915 - 18 March 1915 Dardanelles Assault with 18 photographs (Ahmet Yurttakal)

13/03/2017 - 05:47 Çanakkale Muharebeleri’nde Bir Hile: Sahte Toplar (Bayram Akgün)

07/03/2017 - 04:27 Çanakkale Zaferi’nden Mescid-i Nebevi’ye (Enver Paşa’nın 1916 Filistin-Hicaz ziyareti) (Tuncay Yılmazer)

23/02/2017 - 07:48 Gelibolu Savunması Bir Karargâh Çalışması - General G.S. Patton (Haluk Oral)

09/02/2017 - 06:24 İkinci Kirte Muharebesi (6-8 Mayıs 1915 Taarruzları) (Yücel Özkorucu)

31/01/2017 - 12:29 Türk Boğazları Meselesi (Ayhan Candan)

24/01/2017 - 05:39 Kanlı Bir Mendil Hikayesi (Ömer Arslan)

19/01/2017 - 10:32 Irak Cephesinde Gönüllü Kahramanlar Osmancık Taburu (Muzaffer Albayrak)

23/12/2016 - 20:32 Atlas Tarih Dergisi Aralık-Ocak Sayısında 1916 Sina Filistin Hicaz Cephesi (Tuncay Yılmazer)

13/12/2016 - 07:23 Birleşik Harekat Tecrübesi Olarak Cihan Harbinde Türk-Alman Askeri İttifakı (Gültekin Yıldız)

02/12/2016 - 20:23 Çanakkale Kara Muharebelerinde Ağıl Dere (Şaban Murat Armutak)

15/11/2016 - 11:48 Çanakkale de Bir Melek Hanım (Muzaffer Albayrak)

01/11/2016 - 05:41 Çanakkale Kara Muharebelerinde Asma Dere (Şaban Murat Armutak)

24/10/2016 - 06:55 42. Alay / Gelibolu 1915 - Ahmet Diriker (Oğuz Çetinoğlu)

10/09/2016 - 11:12 Seddülbahir Kahramanı Bigali Mehmet Çavuş (Ömer Arslan)

03/07/2016 - 14:42 Çanakkale’den 100. Yılında Somme’a:Bir Savaş, İki Muharebe (Mustafa Onur Yurdal)

11/06/2016 - 14:37 I.Dünya Savaşı nda Şii Ulemasının Cihat Fetvaları Çerçevesinde Irak Cephesi (Ziya Abbas)

01/06/2016 - 06:23 Kutülamare- Yarbay Mehmed Reşid Bey in Günlüğü (İ. Bahtiyar İstekli)

23/05/2016 - 12:01 Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Muharebelerinde Sağlık Alanındaki Faaliyetleri (Ayhan Candan)

16/05/2016 - 07:38 Bir Osmanlı Kurmay Subayı- Iraklı Kürt Devlet Adamı, Mehmet Emin Zeki Bey in Yaşam Öyküsü (Tuncay Yılmazer)

10/05/2016 - 13:00 Mezopotamya da Bir Savaş 1915-1916 KutülAmare – Nikolas Gardner ( Tuncay Yılmazer )

07/05/2016 - 07:31 Birinci Dünya Savaşının İslam Dünyasına Etkileri (Yüksel Nizamoğlu)

30/04/2016 - 19:20 Çanakkale Savaşı: Bir Siyasi Mücadele Alanı (Özgür Öztürk)

23/04/2016 - 19:13 25 Nisan 1915 Anzak Çıkarması İlk Saatleri – Daha Erken Müdahale Edilebilir miydi? ( Ahmet Yurttakal )

17/04/2016 - 21:26 Maskirovka Harekatı - KutülAmare bir zafer midir? ( Tuncay Yılmazer )

13/04/2016 - 05:30 Çanakkale Savaşları ve Barbaros’un Batışı (İsmail Bilgin)

28/03/2016 - 11:20 Çanakkale Muharebelerinde Osmanlı Ordusunun Asker Kaybı (Ayhan Candan)

26/03/2016 - 09:55 Eğitimli Neslin Birinci Dünya Savaşı ile İmtihanı ( Dr. Nuri Güçtekin )

24/03/2016 - 10:00 Birinci Dünya Savaşı nda Yozgat Lisesi (Dr. Nuri Güçtekin)

21/03/2016 - 06:35 Çanakkale Seferberliği: Savaş, Eğitim, Cephe Gerisi (Mustafa Selçuk)

17/03/2016 - 08:15 18 MART ÖZEL - Çanakkale Zaferi ve Cevat Paşa (Ahmet Yurttakal)

11/03/2016 - 06:49 Zaferi Kanla Yazan Fındıklılı Mehmet Muzaffer (İsmail Bilgin)

02/03/2016 - 12:48 Kut’ül Amare Zaferi -2 (İsmail Bilgin)

29/02/2016 - 11:29 Kut’ül Amare Zaferi -1 (İsmail Bilgin)

22/02/2016 - 12:27 Gertrude Bell Irak Sınırını Çizen Kadın (Veysel Sekmen)

14/01/2016 - 08:43 Çanakkale Şehidi Feyzi Çavuş’un Zevcesi Zehra Hanımın Padişaha Mektubu (Osman Koç)

23/12/2015 - 16:47 Çanakkale Savaşlarında Binbaşı Halis Bey’e Ait Bir Ganimetin Öyküsü (Serdar Halis Ataksor)

10/12/2015 - 18:03 Mesudiye Zırhlısının Dramı (Cemalettin Yıldız)

06/12/2015 - 20:29 Kut’ülamarenin Türklere Tesliminden Sonra Irak İngiliz Ordusunun Faaliyetlerine Dair Rapor (Haz. Serdar Halis Ataksor)

01/12/2015 - 10:11 10 Ağustos 1915 Conkbayırı Süngü Hücumu (Muzaffer Albayrak)

17/11/2015 - 21:09 Çanakkale Deniz Muharebelerinde Verilen Zayiatlar (Ahmet Yurttakal)

10/11/2015 - 05:19 Reis-i Cumhur Mustafa Kemal in Çanakkaleyi ziyaretleri (M. Onur Yurdal )

08/11/2015 - 22:04 Mustafa Kemal Paşanın Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşına girişiyle ilgili görüşlerine dair bir belge

Osmanlı Devleti Umumi Harpte Tarafsız Kalabilir miydi? - Yusuf Akçura (Değerlendirme: Muzaffer Albayrak)

Nazım’ın Dayısı Çanakkale Şehidiydi (Melih Şabanoğlu)

Çanakkale Destanının Ölümsüz Efsaneleri (Osman Koç)

21/10/2015 - 04:02 100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale’de Programı

17/10/2015 - 11:50 Çanakkale Savaşı'nın Kanada'da Bıraktığı İzler (Birol Uzunmehmetoglu)

27/09/2015 - 16:01 1917 Yılında Hicaz Cephesi:Arap İsyanının Yayılması ve Medine’nin Tahliyesi Programı (Yüksel Nizamoğlu)

22/09/2015 - 13:07 III. Kolordu’nun Çanakkale Muharebeleri’ne Hazırlanış Süreci (İsmail Bilgin)

15/09/2015 - 04:28 Kutü-l Amare Kahramanı Halil Kut Paşa (Enes Cifci)

11/08/2015 - 04:07 Türkiye Büyük Savaş a Nasıl Girdi? ( Emre Kızılkaya )

29/07/2015 - 03:30 1915 Gelibolu Harbi Günlüğü- Kazım Şakir (İ. Bahtiyar İstekli)

07/07/2015 - 02:49 Suyu Arayan Adamların Öyküsü - Millete Deva Olmak , Osmanlı Savaş Esirleri, TIP ve Milliyetçilik ( 1914-1939 ) -Yücel Yanıkdağ (Tuncay Yılmazer)

30/06/2015 - 03:55 Tarih, Otobiyografi ve Hakikat Yüzbaşı Torosyan Tartışması ve Türkiye’de Tarih Yazımı (Derleyen: Bülent Somay)

21/06/2015 - 16:34 Türklere Esir Olmak (Doğan Şahin)

23/05/2015 - 04:36 Çanakkale Savaşı

16/05/2015 - 15:30 İtilaf Devletleri Askerlerinin Gözüyle Çanakkale

12/05/2015 - 12:50 Muaveneti Milliye Muhribi Torpito Zabiti Ali Haydar Öztalay (Çimen Yüksel)

09/05/2015 - 08:24 Osmanlılar ve Ermeniler / Bir İsyan ve Karşı Harekâtın Tarihi (Edward J. Erickson)

03/05/2015 - 15:39 Neuve Chapelle’den Gelibolu’ya: Bir Askeri Planın Gelibolu’da Uygulamaya Konulması ( Mustafa Onur Yurdal )

28/04/2015 - 03:52 Cephe Arkadaşı Çanakkale Cephesi

25/04/2015 - 03:07 Çanakkale Müstahkem Mevkii Bataryalarının 25 Nisan 1915 ‘teki Rolü (Bayram Akgün)

24/04/2015 - 15:07 25 Nisan 1915 üzerine Gelibolu’yu Anlamak’ta çıkmış makalelerden seçmeler (Tuncay Yılmazer)

18/04/2015 - 17:10 Çanakkale Şehitleri Listesinde Ezineli Yahya Çavuş’un Adı Yok (Osman Koç)

10/04/2015 - 00:06 Kıyamet Koptuğunda - Hasan Cevdet Bey

03/04/2015 - 01:36 Rusya’daki 90.000 Osmanlı Savaş Esiri ve Sarıkamış Muharebesi (Yücel Yanıkdağ)

27/03/2015 - 17:57 Bir Hikayenin Daha Sonu: Topçamlar Tabyası (Bayram Akgün)

14/03/2015 - 07:57 Düşmana Korku Salan Efsanevi İntepe Topçularından Topçu Üsteğmen Mehmet Ali Bey (Muzaffer Albayrak)

11/03/2015 - 02:38 Seddülbahir’de Yalnız Top-210/40’lık Roon Topu (Bayram Akgün)

01/03/2015 - 13:31 Çanakkale Muharebeleri’nin İdaresi, Komutanlar - Strateji (Ed.: Lokman Erdemir, Kürşat Solak)

24/02/2015 - 17:39 Çanakkale Cephesinde Bir Damla Su İçin- Gelibolu Yarımadasında Jeoloji ve Muharebe İlişkisi ( İsmail Bilgin )

15/02/2015 - 17:55 Hashtag Tarih Dergisi Şubat 2015 Sayısında Kitap Değerlendirme Yazısı

08/02/2015 - 07:11 “Hafız Hakkı Paşanın Sarıkamış Günlüğü” Kitabıyla İlgili Mülahazalar (İsmail Bilgin)

// Bir Asır Sonra Ermeni Tehciri ve Çanakkale Üzerine… 100. Yıl Nasıl Anılmalı? (Tuncay Yılmazer)

23/12/2014 - 08:24 Sarıkamış İhata (Kuşatma) Harekâtı (İsmail Bilgin)

17/12/2014 - 02:24 Kut ül Amare Zaferi (Necmettin Özçelik)

08/12/2014 - 18:22 1. Dünya Harbi

06/12/2014 - 13:44 The Water Diviner – Son Umut Filminin Galasından Notlar… ( Tuncay Yılmazer )

01/12/2014 - 17:22 Cevat Çobanlı Paşa Çanakkale Kahramanı -Ahmet Yurttakal

16/11/2014 - 01:54 Goltz Paşa nın Mirası, Türkiye nin Geleceği – Osmanlı Devletinin 1. Dünya Savaşı na Girişi üzerine ( Tuncay Yılmazer )

10/11/2014 - 04:07 Turkish–Australian Reapprochement In The Light Of The Gallipoli Campaign (Kenan Çelik)