İki Yazı, Bir Polemik…

Tarih: 04/11/2008   /   Toplam Yorum 8   / Yazar Adı:      /   Okunma 16903

Son yapılan yol çalışmaları özellikle Avustralya’da ciddi tepkilere yol açarken, Türkiye kamuoyunun beklenen hassasiyeti ( basında çıkan birkaç habere rağmen) göstermediğini düşünüyorum. Bu anlayışla gidilirse yakın zamanda Çanakkale Muharebe Alanları otoparklarla, iki arabanın rahatlıkla geçeceği otoyollarla ve granit mermer taşlarından yapılmış merdivenlerle inilen betonarme ( sözde ) şehitliklerle ve traşlanmış tepelerle dolu bir bölgeye dönüşecek. Sizlere bugün iki ayrı yazı sunmak istiyorum . İlk yazı ülkemizin Avustralya büyükelçisi Murat Ersavcı’nın Sydney Morning Herald gazetesinde 28 Ekim 2008 tarihinde çıkan yazısı. Ersavcı bölgeye gelen ziyaretçilerin güvenliği, rahatlığının önemli olduğunu savaş alanlarına özenle bakılmakta olduğunu belirtiyor. Bill Sellars’ın medyaya yaptığı açıklamaları “saldırganca” bulduğunu ifade ediyor. Dikkati çeken nokta, Büyükelçinin yazısında şu günlerde yapılan çalışmalardan bahsetmek yerine üç yıl önce yapılan Anzak Koyu düzenlemelerini anlatması. Sebebi açık. Bu makale bir yıl önce başka bir Avustralyalı tarihçi Prof. Bill Gammage’i eleştiren yazının büyük bir oranda tekrarını içeriyor. Anlaşılan bu gibi durumlar için hazır makalelerimiz var. Yeri gelince ufak tefek rötuşlarla yeniden yayınlanıyor (!) Hemen ardından Avustralyalı araştırmacı-yazar Bill Sellars’ın Turkish Daily News’ gazetesinde yayınlanan cevabi yazısını okuyacaksınız. Sellars yazısında bu çalışmalara çok sayıda Türk tarihçi ve uzmanın da karşı çıktığını anlatıyor. (T.Y.)

 

Gelibolu Dersleri

Murat Ersavcı

Türkiye’nin Avustralya Büyükelçisi

( 28 Ekim 2008 - Sydney Morning Herald )

 

 

 

Yüz binlerce Türk gibi ben de Gelibolu’yu ve Çanakkale Boğazını her ziyaret ettiğimde tarihin hayatımıza nasıl girdiğini hatırlarım.

 

Gelibolu’nun benim ailem üzerinde birçok etkisi vardır. Gelibolu’da hem eşimin ailesinden hem de benim ailemden birçok bireyleri kaybettik. Onlar burada yatıyorlar. Onlar hayatlarını, ülkelerini savunurken genç yaşta kaybetti. Onların akrabaları aynen Avustralya’da olduğu gibi onları hiç unutmadılar ve hala onların yasını tutuyorlar.

 

Hayatlarını burada kaybeden onlar ve diğer Türk askerleri, bu korkunç savaşta canlarını verenlerin anılarının Türkiye’yi birkaç onyıl içerisinde eski düşmanlarına, özellikle de Anzac ülkelerine yakınlaştıracağını bilemezlerdi ve ben, “Bunu bilmekten mutlu olurlardı” diye düşünüyorum. 

 

Çanakkale savaşı stratejik değerlendirme hatalarının sonucu olan bir istila hareketiydi. Bu savaşın Türkler, Avustralyalılar ve Yeni Zelandalılar için destansı ulus kurucu özellikleri vardı. Türkiye Cumhuriyeti küllerinden doğmuştur. Hatırlatmakta yarar var: Çanakkale savaşının amacı Türkiye’yi haritadan silmekti.

 

Bu savaşın önemini ve modern Avustralya ile Yeni Zelanda’nın ulusal kimliklerinin oluşturmasında oynadığı rolü hiç kimse yadsıyamaz.

  

Savaşın yarattığı derin yaralar, modern Türkiye’nin kurucusu ve Gelibolu savunmasının başaktörlerinden biri olan Kemal Atatürk başta olma üzere savaş sonrası dönemin liderlerinin uzlaşmacı ruhu tarafından sarıldı.

 

Biliyorum sık sık tekrar edildi, fakat Atatürk’ün 1930’larda söylediği bu sözleri hatırlatmada fayda var:

 

Bu memlektin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar! Burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükün içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz!

Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu topraklarda can verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.

 

 

Gelibolu’ya gelen barış ortamına karşın Gelibolu sarsıcı yönünü asla kaybetmemiştir. Bugün savaş alanlarının içinde dolaşırken, bölgede ormanlık alanlarda yürürken ortalıkta hala toprağa karışmış insan kemikleri bulunabiliyor. Savaş alanlarına bakmak, ilgilenmek, mezarların ve anıtların bakımını yapmak hiçbir zaman bitmeyecek bir iştir. Savaş alanlarına “Gelibolu Barış Parkı Uzun Devreli Geliştirilme ve Koruma Planı” kapsamında özenle bakılmaktadır.

 

Bu planın bir amacı da yol şebekesini, Nisan ayındaki ulusal törenler sırasında ve başka zamanlarda gelen ziyaretçilerin daha rahat ulaşabilmesini sağlamak için, tarihi özelliği tahrip etmemek gibi zorlu bir çaba da gösterilerek dikkatli bir şekilde düzeltmek ve geliştirmektir.

 

Bu nedenle Sayın Bill Sellars ve bazı yayın organları tarafından geçenlerde Türk yetkililere karşı yapılan saldırıdan endişe duyduğumu belirtmek isterim.

 

Sayın Sellars tarafından yapılan açıklamadaki özgün ifadelere bakmadan önce, temel olanına değinmek istiyorum. Gelibolu Türkiye’dedir. Fakat Sellars, “Türk yetkililer tarihten ders almamışlar. Toprağın kendisine ve temsil ettiği tarihe saygı duyulmuyor” diyebilmektedir.

 

Bu sözler faydalı değil. Türkiye’de birçok kişi tarafından saldırganca bulunacaktır. Gelibolu yarımadası Türkiye’nin ayrılmaz bir parçasıdır ve orada uygulanan özel koşullar Türkiye tarafından gönüllü olarak ve barış ve karşılıklı saygı amacı ile yapılan anlaşmaların sonucudur.

 

Gelibolu ruhunu Avustralya’da, Yeni Zelanda’da Türkiye’de ve başka yerlerde yaşatmak için çabalayan her birimiz bu sözlerin işimizi biraz daha zorlaştırdığını fark edecektir.  

 

Ancak, RSL Ulusal Başkanı Tümgeneral Bill Crews tarafından yapılan açıklamadan dolayı da mutluyum. Crews açıklamasında, “Türklerin tarihini anlamadıkları eleştirilerini kabul edilemez buluyorum. Orası modern Türkiye’nin doğduğu yerdir.” Sayın Crews’e bu anlayışlı sözlerinden dolayı teşekkür ederim.

 

Hükümetim, sadece savaş bölgelerinin bakımı değil ve ziyaretçilerin sağlığı, rahatlığı ve güvenliği için de her yıl büyük çabalar ve önemli miktarda para sarf etmektedir.

 

Sadece binlerce Avustralyalının ve Yeni Zelandalının törenlere katılımı nedeniyle oluşan trafiği düzenlemek ve kontrol altında tutmak bile çok zorlu bir uğraştır. Alanlara ulaşmak için önlemler alınmaktadır. Bu, anlaşmaların ihlal edildiği anlamına gelmez.

 

Gerekli alanlara ulaşabilmek için yapılacaklar 1924 tarihli Lozan Anlaşmasında açık bir şekilde belirtiliyor. Türkiye tarafından sıcak ilişkileri devam ettirmek için adı Anzak Koyu olarak kabul edilen bölgeye ulaşımı sağlayan yol, sayıları artan ziyaretçileri kaldırabilmek için ülkelerimiz arasındaki yakın işbirliği ile tamir edilmekte  ve biraz da genişletilmektedir.

 

Duyulan ihtiyaç, gerçektir. Çoğu genç olmak üzere on binlerce Türk, Avustralyalı ve Yeni Zelandalı her yıl Çanakkale Savaş alanlarını ziyaret etmektedir.

 

Devamlı artan bu ziyaretçileri ağırlamak ve ülkelerimiz tarihinin bu önemli parçasını korumak Türk yetkililer için muhteşem bir görevdir. 

 

Bu çalışmaların yapılmaması durumunda, kalabalığın doruğa ulaştığı bazı özel günlerde karşılaşılacak izdihamın etkileri çok daha olumsuz olacaktır.

 

 

http://www.smh.com.au/news/world/lessons-of-gallipoli/2008/10/27/1224955952386.html

 

………………………………………..

 

4.7.2007 tarihli Canberra Times, 5.7.2007 tarihli Turkish Daily News gazetelerinde yayınlanan makaleyi ise aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz. Yazının büyük bir  bölümünün yukarıdaki makaleyle neredeyse kelimesi kelimesine aynı olduğu dikkati çekiyor.

 

http://www.turkishembassy.org.au/assets/docs/article_tdn.pdf

 

 

 

……………………………………….

 

 

Gelibolu’dan Alınmayan dersler

Bill Sellars

Tarihçi-Yazar

( 1 Kasım 2008 - Turkish Daily News )

 

 

Türkiye’nin Avustralya büyükelçisi Murat Ersavcı’nın 28 Ekim tarihli “Sydney Morning Herald”  gazetesinde çıkan yazısındaki birçok konuya katılıyorum.

 

 

Türkiye, Avustralya ve Yeni Zelanda arasında Birinci Dünya Savaşından sonra gelişmeye başlayan güçlü bağlar olduğu kuşkusuzdur. Bu güçlü ilişkilerin temeli 1915 Çanakkale savaşında tarafların yaşadıkları tecrübeler ve acılara dayanmaktadır.

 

 

Büyükelçinin haklı olarak vurguladığı gibi, Türkiye yabancı misafirlerin savaş alanlarını ziyaret etmelerini kolaylaştırmak için çok çalışmakta, bu çalışmalar özellikle 25 Nisan tarihindeki Anzak Günü civarında yoğunlaşmaktadır.

 

Türkiye 1915 savaşlarının yapıldığı alanların korunması için Türkiye, Avustralya ve Yeni Zelanda hükümetleri ile anlaşmalar yapmıştır.

 

 

En başta, Sayın Ersavcı’nın “Gelibolu Türkiye’dedir” beyanına katılıyorum.

 

Fikirlerimizin ayrıldığı nokta ise, savaş alanlarına son zamanlarda verilen zararlarla ilgili tartışmalardır.

 

Sayın Ersavcı’nın yazdığına göre, Anzak Koyu’na giden yol, sayıları giderek artan ziyaretçilerin erişimine olanak vermek için tamir edilmekte ve biraz da genişletilmektedir.

 

Gerçek şu ki, son zamanlarda yapılan yol tamirat ve genişletme çalışmaları İkinci Sırt olarak bilinen bölgenin paralelinde olan yolda yapılmaktadır. Bu bölge savaşın ilk gününden son gününe kadar çarpışmalara sahne olan cephedir ve Anzak koyu boyunca yer alan tepelerin 800 metre altındaki sahil yolu değildir.

 

Sahil yolunun genişletilmesini amaçlayan işler 2005 yılı başında yapılmıştı ve tarihi bölgelerin tahribatına sebeb olduğu için tartışmalara neden olmuştur.

 

Türkiye, Savaş alanlarının korunması konusunda Avustralya ve Yeni Zelanda ile beraber çalışmayı kabul etmiştir. 2005 yılında Anzak koyunda yapılan tahribattan sonra varılan anlaşmalardan birine göre, bölgede arkeolojik ve tarihi bakımdan eksiksiz bir araştırma yapmak üzerek uzmanlardan oluşan karma bir heyet kurulması, ve –henüz başlamamış olan- bu araştırma bitene kadar bölgede her hangi bir çalışma, özellikle de kazı yapılmaması ile ilgiliydi.

 

İkinci Sırt yolunun her iki tarafında hendekler kazılırken bu sözler Türk Yetkililer tarafından göz ardı edilmiştir.

 

Büyükelçi tarafından 27 Ekim tarihinde Avustralya medyasına verilen “Birisi yolun kenarında kazılar yapmış, bir şeyler kazmış” demecine katılıyorum.

 

Savaş alanlarında onarılamaz zararlara yol açan, toprağa düşen ve bir mezarları dahi olmayan binlerce insanı rahatsız eden, kemiklerin Türk yetkililer tarafından alelacele götürülmesine neden olan çalışmalar işte bu çalışmalardır. Gerçekten birileri bir şeyler kazmıştı ve bu kazılar Türk Devletinin Karayolları İdaresine ait ağır iş makineleri ile yapılmıştı.

 

Ancak, “Ben dedim ki,” , “O dedi ki,” türü tartışmalara takılmaktansa, “Onların” ne dediklerine kulak vermek daha iyi olmaz mıydı? Burada “Onlar”, Sayın Ersavcı ya göre tarihi yerlerin tahrip edilmesinden Türk yetkililerin sorumlu oldukları açıklamalarından rahatsız olacak bazı Türkler olmaktadır. 

 

Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi ve “Türk gözü ile Gelibolu 1915” kitabının yazarı Profesör Haluk Oral, Türkiye’nin önde gelen gazetelerinden Hürriyet’in 27 Ekim tarihli nüshasında, ülkenin en ünlü şairlerinden Mehmet Akif’in, yarımadayı savunurken toprağa düşenler hakkındaki dizelerini anımsatmıştır. “Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer

 

Oral’ın ifadesine göre “Ecdad hakikaten de gökten inerse, buldozerlerle parçalanmış kafatasları arasında öpecek alnı bulmakta bir hayli zorlanır.”

 

Aynı yazıda, savaş alanları ile ilgili iki dilde bir rehber kitap yazan tarihçi Şahin Aldoğan’ın, “2005 yılında yaşanan olaylardan ve Avustralya ile Yeni Zelanda’nın protestolarından sonra herhangi sorun hakında çözümün müştereken bulunması kararlaştırılmıştı” yazmış olduğuna da atıfta bulunulmuştur.

 

“O zaman her üç ülkenin yetkilileri ile birlikte tarihçiler oturdu ve konuştu. Orada, tarihçilere danışılmadan bölgede hiçbir değişiklik yapılmaması için karar alındı. Herhangi bir değişiklik planından önce de, buldozerlerden önce bölgeye tarihçilerin girmesine karar verildi. Ama bu sefer de görüldü ki bu kimsenin umurunda değil. Kepçe operatörleri, sanki Ankara-Bolu otoyolunda çalışırmış gibi pervasızca kazıyorlar ortalığı. ‘ demektedir Aldoğan.

 

Çanakkale Mimarlar Odası Başkanı Ünal Ömercioğlu, tepkisini “Tarihe saygı buldozer operatörünün inisiyatifine bırakılamaz.” sözleriyle ifade etmiştir.

 

Ünal Ömercioğlu, 29 Ekim’de yerel “Çanakkale Olay” gazetesine verdiği bir röportajda ayrıca, İkinci Sırtta yapılan son çalışmalarla ilgili planların onay için Çanakkale Doğa ve Kültür Koruma Kuruluna sunulması yasa gereği iken bunun yapılmadığını da vurgulamıştır. 

 

Aynı gazetenin 28 Ekim sayısında,  savaşın uzmanı yazar Yetkin İşcen ile yapılan bir röportaj da yer almıştır.

 

İşcen’e göre, “Özel koruma altında bulunması ve bilim insanları ile tarihçiler tarafından yönetilmesi gereken bu bölge, bölgeyi bilmeyen ve konu ile hiçbir ilgisi olmayan Orman Bakanlığı personeline bırakılmıştır.”

 

İşcen e göre “Bu anlayış ile tarihi bölgede yapılan işler ormanda sanki bir yangın yolu açar gibi yapılıyor. Kimseye sormadan, tarihçilere danışılmadan.”

 

Belki Büyükelçi burada da haklı, en azından kısmen... Evet, onlar rahatsız olmuş gibiler.

 

Belki en iyisi yazımı Türkiye’den birkaç satır ile bitirmek olacak. Çok duygusal Türk Milli Marşı, İstiklal Marşından bir kıtayı sunuyorum.

 

“Bastığın yerleri « toprak » diyerek geçme, tanı!
Düşün, altında binlerce kefensiz yatanı.”

( Bill Sellars Gelibolu yarımadasında yaşayan Avustralyalı bir yazardır. )

 

http://www.turkishdailynews.com.tr/article.php?enewsid=118954

 

 


  16903 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

488_Cemalettin YILDIZ 06-12-2008, 09:15:28
Bill Sellars a Anzak Koyu Sahil yolu çalışmalarında,57.Alay Şehitliği Otoparkı yapım çalışmalarında ve son olarak Kanlı Sırt Conkbayırı yolu çalışmalarında gösterdiği karşı duruştan dolayı teşekkür ediyorum.Fakat ona bir Türk atasözünü hatırlatmadan geçemiyeceğim. "Nalıncı keseri gibi hep bana ,hep bana değil, bir sana bir bana olmalı. " Ben milli park alan kılavuzuyum. Bu yılki kanlısırt çonkbayırı yolu çalışmalarının yapıldığı gün grubumla alanı gezerken ,Cemal deresi ağzında milli park müdürü vearkeoloğ Murat Bey inşaat kepçesinin açtığı çukurdan bir şeyler topluyorlardı. Az ilerde KILIÇBAYIRINDA ise Avustralya konsolosu ve tercümanı yol makinasının önünden bir şeyler topluyordu. İnşaat kepçesi ise KILIÇBAYIRI CESARETTEPE yolunu kazıyordu.Bu görüntü bana iki yetkilinin anlaştğı izlenimini verdi.Ben aynı zamanda GTMParkı Tarih ,Kültür Danışma Kurulu üyesiyim.Hem Bomba Sırtı otoparkı hemde sahil yolu çalışmalarında iki tarafın yetkililerinin anlaşarak işe başladıklarına şahit oldum. Saygılarımla.
 
518_Serpil Karacan Sellars 16-12-2008, 12:55:48
Sayın Cemalettin Bey,

Anadolu deyişlerimiz ne kadar da zengin. Belki buradan işe girmek daha doğru olacak. Evet şamar oğlanı sözü, sanırım Bill’in ve benim konumumu nasıl da güzel tarif etmekte.
Halen biz – daha açık söylemek gerekirse Türkler- korkarım birilerinin Çanakkale muharebe alanları hiçbir çıkar gözetmeden savunmasını anlamakta zorlanıyoruz. Öncellikle, Bill Avustralya’nın savunucusu değil, hiç bir zaman da olmadı. Anzak Koyu hadisesinde hem Bill, hem de ben, Türk otoritelerine – ki onlar da sütten çıkmış ak kaşık değil- hem de Avustralya otoritelerine çok ağır eleştiriler yaptık. Türk tarafında bunlar geldi geçti ama Avustralya’da Bill, senatoda konu hakkında soruşturma açılmasına neden oldu. Kendisinin de şahitlik ettiği bu soruşturmada Avustralyanın o dönemdeki hükümeti Bill’i hedef aldı. En azından, yapılan tahribattan geri dönülemese de, Avustralya bu konuda suçlu bulundu ve üst düzey kişiler görevden alındı. Bunu, hani bize bir örnek teşkil eder umudu ile yazıyorum.
Neyse, o dönemde herkes neredeydi diye sormaktan kendimi geri alamıyorum, bu soruşturma ki herkese açık idi, burada “doğrucu Mehmetler” çıkmadı ne yazık ki. Ve yine Don Kişotluk Bill’e kaldı. Ancak haklı olduğu da apaçık ortaya da çıktı, bizim tarafta gün ne zaman ağıracak diye sormak gerekiyor tabii.
Kılıçbayırında şahit oduğunuz hadiseye biz şahit olmadık ama bunu da savunmadık. Ancak dürüstçe bildiğimiz şu, biz Avustralya konsolusuna yol çalışması konusunda bilgi verdiğimizde hadiseyi bilmiyordu. Ancak olaydan daha da önce, çok açık olarak, bu yol çalışmasının yapılacağını biliyordu ve “yol çalışmasının asfalt dökülerek ve ağır iş makineleri ve buldozerlerin kesinlikle kullanılmayacağı taahütünün de Türk tarafından kendilerine verildiğini,” de beyan etmiştir. Söz konusu çalışmaları hepimiz gördük!
Unutmayınız ki, her iki ülke başbakanına da savaş alanı üzerinde yapılan hatalar konusunda en sert makaleyi yazan da ben oldum. Birini diğerinden ayırt etmeden. Çünkü bu onun, bunun hesabı meselesi değil, bu tarihi korumanın ve gelecek nesillere taşıyabilmenin hesabıdır ve borçudur. Keza Bombasırtı, keza Morto Koyu ve korkarım şimdi Nuri Yamut… Her defasında hatalara karşı, kimin olursa olsun tavır aldık. Lakin şamar oğlanı olmaktan kurtulamadık ve korkarım onuncu köy değil, hele de böylesi objektif ve dürüst isek Turkiye’de herhalde onbirinci köye havale edilmemiz gerekecek.
Hani şu kurullar ve danışıklı dövüş meselesine de gelince, hangi kurullarda yabancılar yer alıyor diye düşünüp takkeyi önümüze koyalım lütfen. Bu kurulda bulunup bulunmamaları ayrı bir tartışma konusu olabilir ama zaten bölgeyi korumak milli parkın, sizin de dahil olduğunuz kurulun ve vatandaş olarak bizim de görevimiz değil mi? Yani şimdi Nuri Yamut Avustralya’nın onayı ile yapıldı mı? Yarımadayı kim yönetiyor? Görünen köy kılavuz istemez, iğneyi kendimize çuvaldızı başkasına.
Hayal gibi görülse de belki bir gün en azından Çanakkale muharebe alanınlarının korunması konusunda aynı noktada durduğumuzu göreceğiz, en azından biz yazdıklarımızla bu tarihi koruyamaz isek de, zayıf bir teseli de olsa, bu yazılar tarihe bizim dürüst duruşumu kayıt etmiş olacak.
Belki başka ülkeden bir deyiş ile uzun sözü bağlayalım, daha çok ‘kral çıplak’ diyecek yüreklilerin ortaya çıkması umudu ile…

Saygılarımla
Serpil Karacan Sellars

 
526_egilmez 19-12-2008, 23:56:46
Bill Avustralya senatosuna verdigi onergede;

1) Lozan'in 129 maddesine atifta bulunarak, Anzak koyunun Turkiye Cumhuriyeti egemenliginde olmadigini iddia etmistir.

"However, while setting out role of the Turkish state in building roads through the battlefield area, Article 129 goes further, delineating the ANZAC battlefield area as having special status and as being granted to the then British Empire."

2) Sonuc bolumunde, Avustralya tarafindan Turkiye'ye atanacak bir gorevlinin Turk makamlarinin yaptigi planlari "durdurma" veya "karsi cikma" hakki olup olmadiginin acikca belirlenmesini istemistir.

"On Friday June, the government announced that it would appoint an Australian official,
to be based in Turkey, to liaise with Turkish officials on future developments on the
battlefield. While supporting this decision, it needs to be made clear whether this person
will have any rights of blocking or opposing plans put forward by Turkish officials"

BILL YASADIGI ULKENIN EGEMENLIK HAKLARINA SAYGI DUYMASINI OGRENMESI LAZIM DEGIL MI?
 
542_Bill Sellars 27-12-2008, 12:00:15
Sevgili okurlar,

Eğilmez’in 19.12.2008 tarihinde gönderdiği yorumlara birçok nedenden oldukça üzüldüğümü ifade etmek zorundayım.

Üzüldüm, çünkü bu kişinin bana yönelttiği saldırının altına adını yazacak cesareti bile yok... Eğilmez adını bu kadar açık bir iftiranın altına yazmaktan rahatsız olmuş olsa gerek.

Üzüldüm, çünkü belli ki bu kişi İngilizcede tırnak işaretlerini kullanırken dili ve yapılan alıntıdaki sözcüklerle yorumları tam anlamamış. Bu forumun Türkçe bilen okuyucularının konuyu doğru anlamalarını sağlamak bakımından yorumların tam ve doğru bir çevirisinin verilmemiş olması da gerçek bir talihsizlik.

Gelibolu Yarımadasındaki savaş alanlarının Türk egemenliğinde olduğu ile ilgili görüşlerim açıktır. Bunu bu kişi de biliyor. En azından, benim 2005 yılında Avustralya Senatosuna yaptığım yazılı başvuruyu okumuş olsa idi biliyor olması gerekirdi.

Bu kişi, benim Senatoya yaptığım yazılı başvuru metninden yaptığı alıntıyı doğru yapmış. O başvuruda “Bununla birlikte, Madde 129 Türk devletinin savaş alanlarında yol inşa etme işlevini belirlerken daha da ileri gitmekte, ANZAC savaş alanlarını özel bir statü sahibi ve o zaman Britanya İmparatorluğu olan devlete verilmiş olarak yeniden tanımlamaktadır.” Denmektedir.

Aslında 129cu maddenin söz konusu kısmı şöyledir: “Türk Hükümeti tarafından, Britanya İmparatorluğuna bırakılacak topraklar arasında 3 sayılı haritada gösterilen ve Anzac (Arı Burnu) olarak bilinen bölge de vardır”

Ne var ki, bu kişi “Özel statü” ya da “Verilmiştir” ifadelerinin egemenliğin O zamanki Britanya İmparatorluğuna teslim edilmiş olması anlamına gelmediğini anlamaktan acizdir.

Ayrıca, eğer bu kişi dürüst ve adil olsa idi, yazımda Lozan Anlaşmasından yaptığım ve mezarlıklarla ilgili olarak Türkiye ve Yunanistan’a bırakılan topraklar konusundaki alıntıyı da kullanırdı. Bu ifade, Eğilmez’in yaptığı alıntıdan hemen önce gelmekteydi.

“Yukarıdaki hükümler bu şekilde verilen topraklar üzerindeki Türk veya Yunan egemenliğini etkilemeyecektir.”

Eğer Gelibolu savaş alanlarının Türk egemenliğinde olmadıklarını iddia ediyor olsaydım, her halde bu cümleyi kullanmazdım.

Bu kişi doğru dürüst araştırma yapmakta zorluk çekiyorsa, Senatoya yaptığım başvurudaki şu yorumu da dikkate alabilirdi:

“Benim Lozan’a atıfta bulunmam, ‘Ebedi olarak Türk Hükümetine bırakılmıştır’ ifadesinden Commonwealth hükümetine verilmiş haklar var ise bu hakların neler olduğunu anlama isteğimden kaynaklanmaktadır. Toprakların Türk egemenliğinde olduğu tartışılamaz …”

Bir kez daha vurguluyorum ki sadece bilgi istemiş ve “Toprakların Türk egemenliğinde olduklarından kuşku olmadığı” şeklindeki görüşümü açık bir şekilde ifade etmiştim.

Egilmez, Senatoya yaptığım başvurudan aldığı şu ifadeyi de kullanmıştır: “Hükümet, Haziran ayının bir Cuma günü, Türkiye’de görev yaparak, savaş alanlarında gelecekte yapılacak çalışmalar konusunda Türk yetkililerle ilişkileri yürütecek resmi bir Avustralya temsilcisi atayacağını beyan etmiştir. Bu kararı desteklemek için bu kişinin Türk yetkililer tarafından yapılan planları engellemek veya bu planlara itiraz hakkının bulunup bulunmadığının açıkça anlaşılması gerekir.”

Aslında benim yorumumun tamamı şöyleydi:

“Hükümet, Haziran ayının bir Cuma günü, Türkiye’de görev yaparak, savaş alanlarında gelecekte yapılacak çalışmalar konusunda Türk yetkililerle ilişkileri yürütecek resmi bir Avustralya temsilcisi atayacağını beyan etmiştir. Bu kararı desteklemek için bu kişinin Türk yetkililer tarafından yapılan planları engellemek veya bu planlara itiraz hakkının bulunup bulunmadığının, görevinin ne olacağının ve tabii ki Türk hükümetinin bu öneriyi kabul edip etmediğinin açıkça anlaşılması gerekir.”

Bu kişi bu yorumu da anlamamış ya da bilerek çarpıtmaya çalışmıştır. Burada söz konusu olan, Türkiye’ye atanacak Avustralyalı memurun görev ve sorumluluklarının açıkça tanımlanması talebi ve bu görev ve sorumlulukların Türk hükümeti tarafından kabul edilip edilmediği sorusu idi.

Bu kişinin bir bilgi talebi ile bir vakıanın ifadesi arasındaki farkı idrakten aciz olduğu açıkça görülmektedir.

En acısı, bu kişinin burada tartışılan ana konu hakkında görüş ifade etmeye teşebbüs dahi, etmemiş olmasıdır. Burada söz konusu olan mesele, Gelibolu Yarımadasındaki savaş alanlarının, Türkiye’nin burada yazdığı tarihin ve dünyanın her köşesinden gelen kahraman askerlerin huzur içinde yan yana yattığı bu kutsal yerlerin korunması meselesidir. Belki de bu konu kendilerini ilgilendirmemektedir –ki en acısı da budur.

Ben sadece yaşamımı sürdürmeyi seçtiğim ülkenin egemenliğine saygı duymakla kalmıyorum, bu ülkenin tarihine, Kemal Atatürk ve Çanakkale Savaşlarındaki silah arkadaşlarınca bırakılan bu büyük mirasa da saygı duyuyorum.

William Tyson Sellars

 
546_Haluk Oral 31-12-2008, 17:22:27
Sayın eğilmez,
Yazdığınız yorumu şaşkınlıkla okudum. Amacınızın "bağcıyı döğmek" olduğu açıkça belli. Sanki birileri tarafından yazdırılmış, hem de kötü niyetli birileri tarafından.

Bill Sellars'ın yazısı içinde benim de ismim geçiyor ve bu yazının altına imzamı her zaman koyarım. Ne dersiniz, Türk vatandaşı olduğuma göre, bu da beni "Vatan Haini" mi yapar?
"Gelibolu Tarihi Açık Hava Müzesi" (Bir türlü "Park" olarak göremiyorum!) hakkında ne biliyorsunuz? Orda olanlar hakkında Bill Sellars, Şahin Aldoğan veya Yetkin İşcen kadar araştırma yaptınız mı?
Yoksa amacınız 'çamur at izi kalsın' mı sadece?

Ben bir Türk olarak ülkemin tarihinde çok önemli bir yeri olan, pek çok değerin yanı sıra bu millete Mustafa Kemal'i kazandıran Çanakkale Savaşı'nın gözümün önünde tekrar tekrar canlanmasını sağlayan savaş alanlarının değiştirilmeden korunması, orada ölen her milletten askerin kemiklerinin dozerlerle parçalanmaması için elimden geleni yapacağım. Bu uğurda çalışacak, tarihe saygılı insanların Türk, Avustralyalı ya da hangi milletten olursa olsun yanında olacağım.

Ne yazık ki tarihimizle gurur duyduğumuzu göstermek için tarihimizi dozerlere çiğnetiyoruz. Bu konuda fikir beyan eden birkaç insandan bu ülkenin vatandaşı olmayanı seçip ona saldırmak mertliğe sığar mı?

 
547_Aydın 01-01-2009, 16:18:16
Yine Çanakkale'deyim. Burada yazı yazanları tanımam ama öncellikle karamsarım çünkü burada yapılanlar korkunç. Bıill Sellars aslına bakarsak az demiş. Yurtdşında çıkan haber ve radyo söyleşilerini de dinledim ve destekliyorum.
Milliyetçi veya ulusalcı çizgide cevap yazanlar, yorumcuların hiçbiri yukarıdaki metinlere yer vermemiş, bence Sayın Ersavcı'nın ilkokul ödevinde boşluk doldurur biçimde böylesi bir konuda cevap vermesi bence hepinizi utandırmalı beni utandıryor.
İkinci konu eğer Sayın Yıldız bu kurullarda iseniz ki öyle olduğunuza göre bari vicdanen susunuz!
Sayın Eğilmez biz ulus olarak eğilmeyiz ama ancak şehitlerimizin hatırı önünde eğiliriz, yakında betona çarpmaz isek tabii. Sembolik mezarlıklarda.
Ancak ben Sellars'ın gösterdiği mücadele önünde saygı ile eğiliyorum. Bugün gezerken aklıma takılan tek şey, Bombasırtında Atatürk'ün Çanakkale Ruhunu tarif ettiği yere otopark kurulunca acaba Türkiye'de bu ruh gömüldü mü diye düşündüm. Belki Sayın Oral gibiler varsa ümit vardır yoksa kalacağız Gallipoli Spirit'e
 

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

15/03/2017 - 13:17 18 Mart Zaferi ve Kahramanları Sergisi

03/03/2017 - 18:04 Çanakkale Gazisi Bigalı Mehmet Çavuş Anma Programı - 4 Mart 2017 Bahçeli Köyü/Biga

13/02/2017 - 08:53 Atlas Tarih Dergisi Şubat Sayısında 1. ve 2. Gazze Muharebesi Dosyası (Tuncay Yılmazer)

05/01/2017 - 11:29 Duyuru: Tarihin Akışını Değiştiren Savaş Çanakkale - 17 Ocak 2017 Muzaffer Albayrak Söyleşisi

28/12/2016 - 18:07 15 Temmuz Darbesinin Gölgesinde Bir Yıl: Çanakkale, KutülAmare, Somme dan Halil İnalcık Hocaya... 10 Yaşına Giren GeliboluyuAnlamak ta 2016 böyle geçti (Tuncay Yılmazer)

11/12/2016 - 15:52 GeliboluyuAnlamak tan Duyuru: Teröre Lanet

24/11/2016 - 06:22 Kronik Kitap Dört Yeni Eserle Yayın Hayatına Başladı

17/11/2016 - 07:02 Tarih Bir Din Değil İlim Sahasıdır (Seyit Ahmet Sılay)

29/09/2016 - 18:50 Dr. Kilisli Rıfat ın İzinde Osmanlı dan Türk e ve Ötesi (Nükhet Kardam)

09/08/2016 - 13:11 Aşk Cephesi – Bahadır Yenişehirlioğlu ( Sinem Şahin )

04/08/2016 - 17:27 Çanakkale Muharebelerine Dair Bir Site; canakkalemuharebeleri1915.com

16/07/2016 - 09:28 GeliboluyuAnlamak tan Duyuru: Darbelere Hayır! Demokrasiye Evet

15/07/2016 - 09:35 Birinci Dünya Savaşı Araştırmaları Sitesi cihanharbihatiralari.com (Mehmet Beşikçi)

07/04/2016 - 07:10 Konferans - Kut ül Amare Zaferi ( İPTAL DUYURUSU )

31/03/2016 - 06:05 Türkiye nin Bağdat Büyükelçiliği Kutü-l Amare Zaferini her yıl kutluyor ( Faruk Kaymakçı)

24/03/2016 - 03:58 Çanakkale Savaşı nın Dünya Tarihindeki Yeri - NTV Mete Çubukcu ile Pasaport Programı - 18 Mart 2016

16/03/2016 - 08:38 Çanakkale Savaşının 101. yıldönümü Yeni Bakışlarda konuşuldu.

11/03/2016 - 06:46 Konferans - Çizgilerle 1. Dünya Savaşı

19/02/2016 - 06:58 Konferans - Vahdettin Engin - İkinci Abdülhamit'in Politikaları

15/02/2016 - 07:10 Birinci Dünya Savaşı’nda Gördüklerim ve Yaşadıklarım - Erich Ludendorff

08/02/2016 - 09:09 Osmanlı Devleti nin I. Dünya Savaşı na Girişi (Ali Kaşıyuğun)

01/02/2016 - 09:01 İki Siper Bir Mektup Bir Çanakkale Projesi Değerlendirmesi (Celal Yıldırım)

25/01/2016 - 11:57 Gelibolu Yarımadasında Geçmişin İzleri ve İz Bırakanlar (Gürsel Akıngüç)

18/01/2016 - 12:52 Seddülbahir 32 Saat Dizisi Üzerine... Bizi Affedin ( Seyit Ahmet Sılay )

18/01/2016 - 10:27 İstanbul Büyükşehir Belediyesi Konferans - Osmanlının Suriye Politikası

13/01/2016 - 08:08 Şiir ve Öykü Yarışması

05/01/2016 - 12:42 PROGRAM: İtilaf Devletlerinin Çanakkale den Tahliyelerinin 100. Yılı-Onlar Giderken

03/01/2016 - 10:32 Konferans - Çanakkale Savaşlarında Tahliye Harekatı - Kenan Çelik

14/12/2015 - 06:31 Konferans - Haluk Oral - Bir Kırılma Noktası Çanakkale

26/11/2015 - 18:34 Gelibolu Yarımadası Savaş Alanlarının Hava Fotoğrafları (Gökhan Tarkan Karaman)

13/11/2015 - 21:12 Konferans -Çanakkale’de Bir Edebi Heyet

15/10/2015 - 13:23 Konferans - Çanakkale'de Yitirilen Tahsilli Gençlik

29/05/2015 - 14:34 Benim Çanakkale kahramanım Mahmut Sabri Bey’dir- Atlas Tarih Çanakkale Özel Sayısında Tuncay Yılmazer Röportajı

15/05/2015 - 16:25 İBB Konferans - Cepheden Mektuplar (Doç.Dr.Ömer Çakır)

27/04/2015 - 02:44 Çanakkale Söyleşileri 25 Nisan 1915 Müttefiklerin Çıkarma Harekatı-Kenan Çelik

15/04/2015 - 08:30 Atlas Tarih’ten Çanakkale Özel Sayısı

08/04/2015 - 17:12 Derinlerden Siperlere: Çanakkale 1915 Sergisi

30/03/2015 - 17:08 Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı na Çağrı, Kamuoyuna Duyuru

26/03/2015 - 09:02 Konferans-18 Mart Kahramanı Cevat Paşa

24/03/2015 - 17:04 “İki Siper Bir Mektup” Bir Çanakkale Projesi (Celal Yildirim-Hatice Solmuş TED Mersin Koleji)

21/03/2015 - 04:13 CNNTürk Serdar Tuncer ile Başka Şeyler Programı Kaydı

17/03/2015 - 04:46 Çanakkale Muharebeleri- 100 Yıl önce 100 Yıl sonra (Tuncay Yılmazer)

13/03/2015 - 18:27 CNNTürk Serdar Tuncer ile Başka Şeyler- Çanakkale Savaşı Özel- Programı (14.3.2015 saat 00.00)

04/03/2015 - 16:22 CNR Kitap Fuarı’nda Çanakkale Muharebeleri Paneli ( 07.03.2015 saat : 15.30 Yeşilköy CNR Dünya Ticaret Merkezi )

16/02/2015 - 14:00 Acı bir Çanakkale Türküsüne adanan 4 yıllık bir emeğin takdimi- Harmanyeri 1915 (Yönetmen: Gürdal Uğur)

01/02/2015 - 03:46 100. Yıl’da Muhteşem Soru… Seyit Onbaşı’nın Kaldırdığı Mermi Kaç Kiloydu ? (Tuncay Yılmazer )

18/01/2015 - 15:05 Kireçtepe Jandarma Şehitliği Restorasyonu ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne Sorular (Tuncay Yılmazer)

10/01/2015 - 14:53 Konferans - Osmanlıyı Yıkan Cephe-Filistin

28/12/2014 - 13:48 Milli Park’tan Tarihi Alan Başkanlığına, Hollywood tartışmalarından Muhafazakarlığın Savruluşuna… Gelibolu’yu Anlamak’ta 2014 (Tuncay Yılmazer )

24/11/2014 - 14:52 Son Savruluş – Çanakkale Muharebe Alanlarına Hollywood Modeli Tema Parkı ! (Tuncay Yılmazer )

15/11/2014 - 01:37 Konferans - Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti

01/11/2014 - 03:54 Gelibolu yarımadasında utanç verici olay / The shameful event in Gallipoli Peninsula

09/10/2014 - 10:13 Uluslararası Sempozyum - Büyük Savaş ve Osmanlı Devleti: Savaşa Giden Süreç

24/09/2014 - 17:06 Çanakkale’de Yeni Şehitlik! (Gürsel Göncü)

12/09/2014 - 15:51 Çanakkale Savaşlarının 100. Yılı Özel Sayısı Makale Çağrısı

// - 09:52 Geliboluyu Anlamak’tan Kamuoyuna Duyuru

// - 06:37 Çanakkale Muharebeleri Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kanun Tasarısı Üzerine ( Tuncay Yılmazer )

// - 15:33 Gelibolu Yarımadasında Yeni Bir Dönem: Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’nın Kurulması (Dr. Mithat ATABAY)

23/05/2014 - 17:16 100.Yıldönümünde Birinci Dünya Savaşı’nı Hatırlamak” Sempozyumu

16/05/2014 - 16:24 SOMA MADENCİLERİNİ RAHMETLE ANIYORUZ

11/05/2014 - 13:05 Gelibolu Yarımadası Savaş Alanlarının Korunması ve Unesco Kültürel Mirası İlan Edilmesi (Dr. Mithat ATABAY)

09/05/2014 - 23:03 Çanakkale Muharebelerinin Komuta Kademesi ve İdaresi Çalıştayı İzlenimleri (Ahmet Yurttakal)

02/05/2014 - 06:00 Çanakkale Muharebelerinin Komuta Kademesi ve İdaresi Çalıştayı

15/04/2014 - 18:40 Savaş Tarihi Araştırmaları Uluslararası Kongresi (100. Yılında I. Dünya Savaşı ve Mirası)

06/04/2014 - 22:18 DOKUN Dergisi’nde Tuncay Yılmazer İle Söyleşi...

15/03/2014 - 18:00 Hatıralarıyla Çanakkale Muharebelerinin Komutanları Paneli

09/03/2014 - 14:19 Çanakkale Savaşları Resmi Koleksiyoneri Seyit Ahmet SILAY

06/03/2014 - 22:33 Konferans -'Çanakkale Muharebelerinde Bir Kahraman Asker Gazi Binbaşı Halis Bey

28/01/2014 - 07:35 Sadece Bir Emir Kipi...İsrail'i Kur! - Wladimir Jabotisnky ( Çev. Atilla Aşçı )

14/01/2014 - 16:21 Balkan Harbi - Trakya Seferi Kitabını Yeniden Hatırlamak (Şahin Aldoğan, Selim Meriç)

06/01/2014 - 12:12 Birinci Dünya Savaşı’nın Yüzüncü Yılında Savaşa Dair Önemli Bir Eser: “GRİFF NACH DER WELTMACHT: Die Kriegszielpolitik des kaiserlichen Deutschland 1914/1918” Kadir Kon

30/12/2013 - 22:51 Şehit Teğmen İbrahim Naci’den Çanakkale’de tarihin betonlaşmasına… 2013 Yılının muhasebesi ( Tuncay Yılmazer )

06/12/2013 - 22:00 32. Gün Programında Çanakkale Muharebe Alanlarında Betonlaşma Konusu Tartışmaya Açıldı

11/11/2013 - 05:23 Yüzüncü Yıla Doğru Yazıları-2 : Çanakkale Muharebe Alanları’ndaki Betonlaşma Meselesi Neden İlgi Görmüyor? ( Tuncay Yılmazer )

03/11/2013 - 20:03 Çanakkale Muharebe Alanlarında İnşaat Çalışmaları Tüm Hızıyla Devam Ediyor… (Tuncay Yılmazer)

05/10/2013 - 11:07 Zaman Gazetesi'nde 05.10.2013'te Yayınlanan Haber- Çanakkale Şehitlikleri'nde Betonlaşma Tehlikesi ( Burak Can- Mehmet Güler)

11/09/2013 - 21:28 Derinlerden Yansımalar: Çanakkale Savaşı Batıkları (Mithat Atabay, Okan Taktak, Savaş Karakaş, Selçuk Kolay)

25/08/2013 - 15:29 Zığındere Vadisinden Geçecek Yol Tarihi Tahrip Edecektir! (Tuncay Yılmazer)

14/08/2013 - 18:40 Ağadere'ye Sahip Çık (Murat Sayar)

28/07/2013 - 14:53 NTV Tarih’in Kapanması Üzerine Birkaç Not… ( Tuncay Yılmazer )

08/07/2013 - 20:00 Çanakkale Muharebe Alanlarının Şehitlik İnşasıyla İmtihanı! (Muzaffer Albayrak)

26/06/2013 - 21:59 100. Yıl’a Doğru Yazıları- Çanakkale’de Şehitliklerin İhyası Gerçekten Gerekli mi? ( Tuncay Yılmazer )

10/05/2013 - 14:36 İlber Ortaylı Seyahatnamesi

23/04/2013 - 18:49 Tarihçi-Yazar Muzaffer Albayrak İle Söyleşi (Yunus Emre Tozal)

21/04/2013 - 14:44 GEO Dergisi Nisan 2013 Sayısında Hayal Kırıklığı ( Tuncay Yılmazer )

09/04/2013 - 13:18 Meclisin Unuttuğu Kahraman Nezahet-Ozan Bodur

23/03/2013 - 21:43 Ayraç Kitap Dergisi Çanakkale Özel Sayısı

22/03/2013 - 22:03 Çukurova Üniversitesi'ndeki Konferans ile İlgili Gelibolu’yu Anlamak Okurlarına Açıklama ( Tuncay Yılmazer )

21/03/2013 - 20:14 Çukurova Üniversitesi'nde Çanakkale Savaşı Konferansı ( 22.3.2013)

16/03/2013 - 10:44 18 Mart Üniversitesi ve AÇASAM “2015’e Doğru Çanakkale Muharebelerini Anlamak ve Anlatmak” Paneli ( 19.3.2013)

12/03/2013 - 07:39 Şehit Teğmen İbrahim Naci’nin Günlüğü’nden Çanakkale Muharebeleri Konulu Panel

08/03/2013 - 07:01 Gelibolu'yu Anlamak twitter'da....www.twitter.com/gelibolu2015

01/03/2013 - 13:59 NTV Tarih'te Şehit Teğmen İbrahim Naci Bey Dosyası

24/02/2013 - 20:18 Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde Safiye Hüseyin Konferansı (İsmail Bilgin)

19/02/2013 - 14:35 TRT Avaz 'da Çanakkale Programı

18/02/2013 - 07:22 Çanakkale Muharebeleri’nde Kahraman Bir Hemşire: Safiye Hüseyin Elbi Konferansı

07/02/2013 - 17:03 Prof. Dr. Vahdettin Engin'in 'Asayiş' adlı eseri kitapçılarda...

04/02/2013 - 11:05 Sör Siyonist , İngiltere'den Filistin'e Toprak Kavgası -Çiğdem Bayraktar Ör ( Prof. Dr. Vahdettin Engin )

18/01/2013 - 06:39 Çanakkale Valiliğince Yayımlanan 'Çanakkale'de Kahramanlar Geçidi, 57. Piyade Alayı' İsimli Kitaba Dair Eleştiriler (Şahin Aldoğan-Selim Meriç)

12/01/2013 - 20:34 Sarkis Torosyan'a Enver Paşa'nın Verdiği İddia Edilen Belge Üzerine (Prof.Dr.Taha Niyazi Karaca)