Elveda Haydarpaşa ( Tuncay Yılmazer )

Tarih: 21/05/2008   /   Toplam Yorum 4   / Yazar Adı:      /   Okunma 7648

Daha önceden bir takım şeyler duymuş ama gerçekleşebileceğine pek ihtimal vermemiştim. Ancak 15 Mayıs 2008 tarihli Taraf gazetesi’ndeki haberle irkildim. Haydarpaşa Garı yasal düzenlenmesi yapılan projenin tamamlanmasıyla oteller ve bir gökdelenin arasında kaybolacakmış. Dünya Ticaret Merkezi adını alacak tarihi binanın Kasım ayı itibarıyla boşaltılması öngörülüyormuş. Çok şaşırdığımı, üzüldüğümü belirtmem gerekli. Haydarpaşa Garı İmparatorluktan Cumhuriyet’e sancılı dönüşümün , hatırlamak istemediğimiz bir çok olayın canlı şahidi değil mi? Dışardan emperyalizmin içeriden dışlayıcı milliyetçiliğin yıktığı bir ülkeden bize kalan en önemli hatıralardan birisi değil mi? 100 yıl önce emperyalizmin sembollerinden kabul edilen bir bina, içinde bulunduğumuz dönemde başka emperyal sembollerle ( gökdelenler, alışveriş merkezleri vs. ) ile çevriliyor mu diyelim. Eğer hatıralar anlatacak bir şeyleri varsa değerlidirler. Görmesini, hissetmesini bilen için Haydarpaşa Garı’nın bizlere anlatacağı çok şey var. Sıradan yapılar arasında kaybolmayı, susturulmayı hiç mi hiç hak etmiyor.

 

 

Daha önceden bir takım şeyler duymuş   ama gerçekleşebileceğine pek ihtimal vermemiştim. Ancak 15 Mayıs 2008 tarihli Taraf gazetesi’ndeki haberle irkildim.  Haydarpaşa Garı yasal düzenlenmesi yapılan projenin tamamlanmasıyla oteller ve bir gökdelenin arasında kaybolacakmış. Dünya Ticaret Merkezi adını alacak tarihi binanın Kasım ayı itibarıyla boşaltılması öngörülüyormuş. Çok şaşırdığımı, üzüldüğümü belirtmem gerekli.

 

Hergün boğazı geçmekle kendimi çok şanslı sayıyorum.  Sabah, imparatorluğun en parlak devirlerinin nişanelerini seyrederken ( Sultan Ahmed, Topkapı Sarayı ve Ayasofya) günün son ışıklarının yavaş yavaş sahneden çekildiği anlarda ise Anadolu yakasındaki  görkemli binaların geçit törenini izlemek … Selimiye Kışlası, şimdiki Marmara Üniversitesi’nin binası ( Abdülhamit dönemi Haydarpaşa Askeri Tıp Okulu ) ve Haydarpaşa Gar binası… Kendini arayan , “yıkılmadım ayaktayım” demeye çalışan bir imparatorluğun son yıllarında İstanbul’a vurduğu damgalar… Yapı stilleriyle hem batılı hem doğulu olmak isteyen dünya görüşünün mimari yansımaları aynı zamanda…  

 

Tarihi eserler görmesini bilenler için çok şey anlatır aslında. Bazen sevinçlerimizin bazen de çok fazla hatırlanmak istemeyen meş’um olayların da sembolleridir onlar.  Yapıldığı günden bu yana kimbilir nelere şahit oldu Haydarpaşa garı… Kaç sevgili sevdiceğinden,  kaç evlat ailesinden ayrıldı? Ya da kaç kişi sevdikleriyle buluştu? Kimbilir kaç kişi bir zamanlar Türk filmlerinin en unutulmaz sahnelerinin çekildiği o meşhur merdivenlerinde durup,  İstanbul’u doya doya seyretti?

 

Bağdat Demiryolu’nun başlangıç noktasıydı Haydarpaşa… Alman emperyalizminin en önemli sembollerinden birisi olarakta kabul edilebilir,  biraz yorumumuzu keskinleştirirsek…Alman Mimarlar Ritter ve Kono tarafından yapılan binanın barok, neo-klasik ögelere ve Alman Rönesansının izlerini taşıdığını belirtir Murat Belge. Ve devam eder: “Bina mimari tarihinden çok emperyalizmin tarihi açısından ilginçtir. Ulusal birliğini geç kuran Almanya , Avrupa’nın güçlü devletlerinin dünyayı paylaşma yarışına da geç girmişti. Almanya, Osmanlı devletine İstanbul’dan başlayan Bağdat Demiryolu’nu önerdi ve uzun görüşmelerden sonra ( görüşmelerin uzaması Batı karşısında fazla bağımsız davranamayan Osmanlıların uygun konjonktür kollamasına da bağlıydı. ) kabul ettirdi. Haydarpaşa Garı işte Almanya’ya da Ortadoğu ve hatta Hindistan yolunu açması beklenen bu demiryolu hattının başlangıç noktası olarak inşa edildi. ( 1908 ) Bu iyi ilişkiler , Almanya’nın Hindistan’a ulaşmasından çok bir süre sonra Birinci Dünya Savaşı’na Osmanlı İmparatorluğu’nun Almanya’nın yanında girmesinin “demir” yolunu hazırladı.[1] Murat Belge’nin bize burada fazlasıyla konsantre bir şekilde genel hatlarıyla verdiği bilgiler Haydarpaşa Garı’nın önemini de vurguluyor. Ancak biraz daha açmamız gerekli.

 

19 yy. ikinci yarısı demiryollarının gelişimine sahne olmuş, özellikle birliklerin uzak mesafelere çok daha hızlı bir şekilde aktarılmalarıyla ( Bunu da en iyi Almanlar başarıyordu kuşkusuz ) ülkelerin ne kadar  büyük zaferler kazanabilecekleri çarpıcı bir şekilde ortaya çıkmıştı. Denizlere hakim , çok sayıda sömürgesi olan Britanya İmparatorluğu’na Almanya demiryolu silahı ile karşılık vermek istiyor, Basra körfezine inmenin yolu da Osmanlı İmparatorluğu ile iyi ilişkiler kurmaktan geçiyordu.

 

 

Kayzer’in 1889’daki ziyaretinden sonra Alman sermayedarları , Sultan Abdülhamit’in  verdiği izinle “Anadolu Demiryolu Şirketi’ni ( Anatolische Eisenbahn Gesellschaft )  kurmuşlardı. Şirket ilk iş olarak İngilizlerin döşedikleri Haydarpaşa- İzmit Demiryolu’nu satın almış, aynı zamansa Haydarpaşa’da ticaret limanı kurma hakkı elde etmişti. [2]

 

 Mezopotamya bölgesi  , ( Almanların deyişiyle iki nehir ülkesi ) sömürgecilik yarışında geri kalmak istemeyen Alman İmparatorluğu’nun göz diktiği verimli toprakları içeriyordu. Alman kolonileri oluşturmak düşüncesi beraberinde Berlin’i Bağdat’a bağlayan demiryolu projesini gündeme getirmişti. Projenin fikir babalarından Paul Rohrbach 1901’de Osmanlı topraklarına yaptığı gezi notlarını Preussische Jahrbücher ‘de yayınladığında projenin fikir altyapısı oluşmuştu. Rohrbach makalesinde sulama kanalları yapıldıktan sonra 15 milyon’dan fazla Alman çiftçinin buralara yerleşebileceğini yazmıştı. Yan hatları ile 3000 km’yi bulacak olan Bağdat demiryolunun döşenmesi , tünellerin açılması için gereken sermayeyi ise banker Alfred Kaulla ve Deutsche Bank direktörü George von Siemens devreye girmişti.[3] Başlangıçta çekincelere rağmen Alman kamuoyunda söz konusu proje daha fazla destek kazandı ( -ki buna sosyal demokratlar da dahildi ) ve 5 Mart 1903’te imzalandı. Bağdat Demiryolu Projesi  , Almanya ile Osmanlı Devleti’nin ilişkilerinin gelişmesine olduğu kadar emperyalist rekabetin hızlanmasına da neden olurken  , imtiyazın Deutsche Bank’a verilmesi Avrupa mali ve siyasi çevrelerinde hoş karşılanmamıştı.[4]

 

Haydarpaşa’da boğazın Karadenize açıldığı yerde inşa edilen tren istasyonu , 1872’de tamamlanan kısa Haydarpaşa-İzmit hattının başlangıç noktası olarak düşünülmüştü. Bu tesis artan gemi ve tren trafiği nedeniyle ihtiyacı karşılayamaz hale gelince , Haydarpaşa Liman Şirketi ( Hafengesellschaft Haydarpaşa ) liman alanında Anadolu Demiryolu için yeni bir istasyon binası inşa etti. Yerasimos’un da belirttiği üzere;  bir Baltık binasını andıran Haydarpaşa Garı o devasa “Drang nach osten”girişiminin , Almanların doğuya nüfuz edişinin simgesi olmalıydı.[5] Haydarpaşa Garı 4 Kasım 1909’da açıldı. [6] Açılışını yapmak Sultan Abdülhamid’e değil İttihatçılara nasip olmuştur.

 

 

Ancak 1890-1896 yılları arasında İzmit’ten Ankara ve Konya’ya uzanan ünlü “Bağdat Demiryolu’nun” Alman girişimcileri 1903’den sonra aynı başarıyı gösteremediler. Hatlar birbirinden kopuk bir şekilde kaldı. Bağdat Demiryolu’da bölük pörçük bir proje olarak tarihe geçti.[7] İlber Ortaylı’nın da belirttiği üzere Bağdat Demiryolu projesi imparatorluk topraklarına uygarlık götürmek bir yana bölgesel zenginliği yağmalamaktan ötede bir etkisi olmamıştı.[8]

 

Haydarpaşa Garı bana hep Osmanlı’nın son dönemlerini hatırlatır. Sarıkamış sonrası bozgun günlerinde 3. Ordu’yu takviye için İstanbul’dan gönderilen Halil Paşa’nın Tümeni gözümün önüne gelir adeta. ( Başlangıçta Enver Paşa tarafından Köprüköy’den verilen emirle Tebriz üzerinden Azerbeycan’a ilerlemesinin emredildiği 5. Kuvve-i Seferiye adını alan birliği… ) Hayalciliği, vizyonsuzluğun nelere malolduğunu düşünürüm.

Peki ya Cemal Paşa’nın gar içinde konuşmasını yaptığı yer neresiydi acaba? 21 Kasım 1914’de Kanal cephesine giderken kendini uğurlamaya gelen coşkulu kalabalığa  seslenecektir İttihat-Terakki’nin 3 kudretli isminden biri olan Paşa… “Görevimin yüceliği , fakat fevkalâde zorluklarını hissederek hareket ettiğimi , bana verilen görev icabı , ben ve beraberimdeki kahramanlarla birlikte Kanal’a yapacak hücumda başarılı olamayarak cesetlerimizi Kanal’a dökecek olursak , arkada kalan vatanseverlerin Kanal’ı cesetlerimiz üzerinden geçerek İslam’ın açık bir şekilde mülkü olan Mısır’ı, işgalci İngilizlerin elinden kurtarmaları gerekeceğine dair bir konuşmada bulundum.”[9] diye yazacaktır yıllar sonra kaleme aldığı anılarında. Kanal harekâtının sonucunun kanlı bir fiyasko olduğunu sanırım söylememe gerek yok.

 

Birinci Dünya Savaşı’nda Kafkas, Irak ve Filistin Cephelerine gönderilecek  asker, cephane ve diğer malzemelerin de toplandığı merkezdi Haydarpaşa garı. Bina, Harb-i Umumi devam ederken 6 Eylül 1917’de sabotaj olduğu düşünülen büyük bir patlamaya da sahne olmuş, Yıldırım Orduları grubuna gönderilecek olan büyük miktarda malzeme ve cephane havaya uçmuştur.[10] Osmanlı Ordusu’nda görev yapan Venezuelalı bir subay olan Rafael de Nogales patlama sırasında garın avlusundadır. Onun düşüncesine göre iskeleye cephane yüklü mavnaların boşaltılması sırasındaki dikkatsizlikten meydana gelmişti. “İlk patlama olduğunda ben de istasyonun avlusundaydım ve bir Alman çavuşuna , subayının çadırını neden bu patlayıcılar ve benzin depolarının arasına kurduğunu soruyordum. Sağımızda on-oniki adım ötedeki ilk patlama beni atımın üzerinden firlattı ve köpeğimin birini ölü olarak atımın ayağının dibine fırlattı.[11]

 

İkinci ve daha şiddetli patlamanın ardından sadece kutular değil benzin ve cephane dolu vagonlar da  havaya uçmaktadır.[12] Bütün ikindi ve gece , Yakındoğu’nun belki de Balkanların en büyük garını alevler yaktı. Bu yanan volkanın çekiciliğine dayanamayarak Tahsin’le birlikte yavaş yavaş yaklaştık. Gece yarısı istasyonun ana binasına girdik. Isı o kadar yoğundu ki açıkta duran yatlar bile yanmaya başlamıştı. İstasyon restoranının yıkıntıları arasında sarhoş Alman askerlerine rastladık. Sepetler dolusu yiyecek taşıyorlardı.[13]  Nogales 200-300 civarında vagonun tahrip olduğunu belirtiyor. Vagonlar da alev aldığına göre 2.patlama gar içinde gerçekleşmiş olmalı. Bu da sabotaj olasılığını artırıyor. Erickson bu patlama ile ilgili resmi kaynaklarda pek bilgi olmadığını , Yıldırım Ordularına gidecek cephanenin tahrip olduğuna dair bilgilerin çok doğru olmadığını belirtir. [14] Oysa Hollandalı tarihçi E.Zürcher ( Alman askeri kaynaklarına dayanarak ) bu olayda 12 geçici cephanelikle birlikte petrol ve yakıt tanklarının da infilâk ettiğini , lastik ve sağlık malzeme stoklarıyla birlikte 300 yük katarının da yandığını belirtiyor. Bundan dolayı “Yıldırım” harekatı birkaç hafta ertelenmişti.[15]

 

Başçavuş İbrahim ( Arıkan ) ve birliğini hatırlamanın da tam zamanı. Birliğiyle önce Çanakkale’de çarpışmış daha sonra da Galiçya’da Ruslara karşı mücadele etmişlerdi. Daha sonra yeniden İstanbul’a dönülmüş ve bir süre sonra da  Filistin cephesine hareket emri verilmiştir. Ancak Haydarpaşa Garı’nda patlayan bomba hareketlerini geciktirir.  “11 Eylül 1333 ( 11 Eylül 1917 ) gününden birkaç gün evvel Haydarpaşa istasyonu suikastten veya her nedense top mermilerinin infilâkı ile kısmen tahrib olmuş bir vaziyette olduğundan istasyonun muhafızlığını bizim alaya vermişlerdi. Orada nöbetçilerimiz bulunuyordu.[16] diye yazacaktır hatıralarında. Birliği  burada konuşlanmışken bir arkadaşının emre itaatsizlikten nasıl kurşuna dizildiğini de anlatır. Ancak bu gözdağı pek fayda etmeyecek, cepheye hareketlerinden sonra da çoğu arkadaşı Anadolu’nun bozkırlarında trenden atlayıp firar edeceklerdir.[17] ( Özellikle Birinci Dünya Savaşı’nın  ikinci yarısından itibaren çokta şaşırtıcı sayılmayan bir davranıştı Osmanlı askerindeki firar isteği…)

 

 

Ve Haydarpaşa Garı , artık her şeyin bittiği, Osmanlı İmparatorluğu’nun  ( savaşın kötü yönetilmesi sonucunda )  binlerce vatandaşını İtilaf devletlerine , tehcire ya da hastalıklara kurban verdiği Harb’i Umumi’de görevlerini tamamlayanların son durağıdır artık. Mütarekeden birkaç gün sonra 13 Kasım 1918 sabahı hasarlı gar binasına giren tren , mağlup olmuş ülkelerine dönmeye çalışan Alman ve Avusturyalı subaylarla doludur. [18] Adana treninin yolcuları arasında çok önemli biri daha vardır. Yaveriyle birlikte Mustafa Kemal’i o gün doktoru Rasim Ferit ( Talay ) karşılayacaktır.  Dolmabahçe Sarayı önünde demirlemek üzere İtilaf devleti güçlerine ait 55 adet savaş gemisi limana yanaşacak, Avrupa yakasına geçmeye hazırlanan yolcular savaş gemilerinin limanı boşaltmasını bekleyeceklerdir.[19]

 

Milletimizin tarihinde bu kadar çok acı olaya sahne olmuş bir başka anıtsal yapı var mı bilmiyorum. ( 15 Kasım 1979’da Romen bandıralı Independenta petrol tankerinin Haydarpaşa açıklarında infilâk ettiğini saymıyorum. ) Haydarpaşa Garı İmparatorluktan Cumhuriyet’e sancılı dönüşümün , hatırlamak istemediğimiz bir çok olayın canlı şahidi değil mi? Dışardan emperyalizmin içeriden dışlayıcı milliyetçiliğin yıktığı bir ülkeden bize kalan en önemli hatıralardan birisi değil mi? 100 yıl önce emperyalizmin sembollerinden kabul edilen bir bina, içinde bulunduğumuz dönemde başka emperyal sembollerle ( gökdelenler, alışveriş merkezleri vs. ) ile çevriliyor mu diyelim ? Ve en  önemlisi;  Tarihimizle  çok daha ilgili görünen Muhafazakâr-Sağ kökenli iktidarlar , tarihi eserlerin korunması, çevre düzenlemeleri, düzensiz yapılaşma gibi konularda gerekli hassasiyetleri neden göstermiyorlar?   ( Dolmabahçe Sarayı etrafındaki düzenlemeler, Çırağan Sarayı’nın turistik otel haline getirilmesi, Gelibolu Yarımadası’nda Bombasırtı Otoparkı, Yavuz’un 70’li yılların başında jilet yapılması vs.vs. )

 

Eğer hatıralar anlatacak bir şeyleri varsa değerlidirler. Görmesini, hissetmesini bilen için Haydarpaşa Garı’nın bizlere anlatacağı çok şey var. Sıradan yapılar arasında kaybolmayı, susturulmayı hiç mi hiç hak etmiyor.

 

 

 

Bu makale www.derindusunce.org sitesinde de yayınlanmıştır. 

Kaynaklar:


 

[1] Murat Belge ,İstanbul Gezi Rehberi , İletişim Yayınları, İstanbul 2007 , s: 355-356

[2] Sacit Kutlu, Emperyalizm ve Milliyetçilik Çağında Balkanlar ve Osmanlı Devleti, Bilgi Üniversitesi Yayınları , İstanbul , Haziran 2007, s. 163

[3] Kutlu, s. 199

[4] Kutlu, s. 199-200

[5] Stefanos Yerasimos,Bir Kurtarıcının doğuşu , İstanbul 1914-1923 içerisinde (  Yayına Haz. S. Yerasimos ) İstanbul, 1997 s. 101

[6] Mustafa Gencer, Jöntürk Modernizmi ve Alman Ruhu , İletişim Yayınları , İstanbul 2003 s. 296  (  Gar binasının girişindeki kitabede ise, binanın  yapımına 30 Mayıs 1906 tarihinde başlandığı 19 Ağustos 1908 tarihinde açılışının yapıldığı belirtiliyor. Gencer’in belirttiği tarih, resmi açılış tarihi olmalı.)

[7] İlber Ortaylı, Osmanlı İmparatorluğu’nda Alman Nüfuzu, İletişim yayınları, İstanbul , 2004 s. 169

[8] Ortaylı, s.169 ( Bağdat Demiryolu hattının kısımları konusunda Ortaylı’nın verdiği bilgiler şöyle: 1912’ye kadar 290 km.lik Konya-Karapınar hattı yapılabildi. Güneyin verimli topraklarında 59 km’lik Toprakkale-İskenderun, 453 km’lik Islahiye-Resulayn, ve 119 km’lik Bağdat-Samara hattı 1914’e kadar yapıldı. Toros tünelleri ise savaşın bitiminde , 1918’de  tamamlanabildi. S. 169 )

[9] Cemal Paşa , Hatıralar, Nehir Yayınları ,İstanbul ,Nisan 2006 s: 161

[10] Kutlu, s. 475

[11] Rafael De Nogales ,Osmanlı Ordusunda Dört Yıl , Yaba Yayınları , Ocak 2008 s. 276

[12] De Nogales s. 276

[13] De Nogales s. 277

[14] Edward Erickson, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu, Kitap Yayınevi, İstanbul 2006, s. 235

[15] Erik J. Zürcher , Savaş, Devrim ve Uluslaşma, Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul, Ocak 2005, s. 192

[16] İbrahim Arıkan , Harp Hatıralarım – Bir Mehmetçiğin Çanakkale, Galiçya ve Filistin anıları, Timaş Yayınevi, İstanbul 2007, s. 186

[17] Arıkan, s.187

[18] Stefanos Yerasimos, s. 101

[19] Andrew Mango, Atatürk , Remzi Kitabevi , İstanbul, 2004, s.237

 


  7648 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

355_İsmail SABAH 22-05-2008, 11:10:21
Neden acaba tarihe hiç değer vermiyoruz. Halbuki 15 senelik öğrencilik hayatımda bana öğretilen biz Türk'lerin çok güzel bir tarihe sahip olduğu. Evet çok güzel bir tarihimiz var peki rahatsız olduğumuz konu ne? Ve yine belirtmeliyim ki bir öğretmen adayı olarakta bende öğrencilerime aynı tarihi okutacağım, şimdi benim burada sorduğum soruyu onlar bana sorsalar ne derim diye düşünüyorum. Herhalde vereceğim cevap şu tarihimizden yana rahatsızlığımız yok rahatsızlığımız kendimizden yana onlarda şunlar PARAYA OLAN DÜŞKÜNLÜK ve DUYARSIZLIK.
 

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

12/07/2017 - 05:38 Onların hatırasına bir şeyler yapabilmek… (Gürsel Göncü)

04/07/2017 - 07:58 Çanakkale’ye Mührünü Vuran Efsane Gemi Nusret’in Mührü (Seyit Ahmet Sılay)

27/06/2017 - 17:38 İkinci Bir İntihal Vakası ve Çanakkale Savaşı Popüler Kitapları Üzerine (Tuncay Yılmazer)

20/06/2017 - 07:20 Çanakkale Muharebelerine Katılan Komutanların Biyografileri – Dr. Hülya Toker (Ahmet Yurttakal)

15/03/2017 - 13:17 18 Mart Zaferi ve Kahramanları Sergisi

03/03/2017 - 18:04 Çanakkale Gazisi Bigalı Mehmet Çavuş Anma Programı - 4 Mart 2017 Bahçeli Köyü/Biga

13/02/2017 - 08:53 Atlas Tarih Dergisi Şubat Sayısında 1. ve 2. Gazze Muharebesi Dosyası (Tuncay Yılmazer)

05/01/2017 - 11:29 Duyuru: Tarihin Akışını Değiştiren Savaş Çanakkale - 17 Ocak 2017 Muzaffer Albayrak Söyleşisi

28/12/2016 - 18:07 15 Temmuz Darbesinin Gölgesinde Bir Yıl: Çanakkale, KutülAmare, Somme dan Halil İnalcık Hocaya... 10 Yaşına Giren GeliboluyuAnlamak ta 2016 böyle geçti (Tuncay Yılmazer)

11/12/2016 - 15:52 GeliboluyuAnlamak tan Duyuru: Teröre Lanet

24/11/2016 - 06:22 Kronik Kitap Dört Yeni Eserle Yayın Hayatına Başladı

17/11/2016 - 07:02 Tarih Bir Din Değil İlim Sahasıdır (Seyit Ahmet Sılay)

29/09/2016 - 18:50 Dr. Kilisli Rıfat ın İzinde Osmanlı dan Türk e ve Ötesi (Nükhet Kardam)

09/08/2016 - 13:11 Aşk Cephesi – Bahadır Yenişehirlioğlu ( Sinem Şahin )

04/08/2016 - 17:27 Çanakkale Muharebelerine Dair Bir Site; canakkalemuharebeleri1915.com

16/07/2016 - 09:28 GeliboluyuAnlamak tan Duyuru: Darbelere Hayır! Demokrasiye Evet

15/07/2016 - 09:35 Birinci Dünya Savaşı Araştırmaları Sitesi cihanharbihatiralari.com (Mehmet Beşikçi)

07/04/2016 - 07:10 Konferans - Kut ül Amare Zaferi ( İPTAL DUYURUSU )

31/03/2016 - 06:05 Türkiye nin Bağdat Büyükelçiliği Kutü-l Amare Zaferini her yıl kutluyor ( Faruk Kaymakçı)

24/03/2016 - 03:58 Çanakkale Savaşı nın Dünya Tarihindeki Yeri - NTV Mete Çubukcu ile Pasaport Programı - 18 Mart 2016

16/03/2016 - 08:38 Çanakkale Savaşının 101. yıldönümü Yeni Bakışlarda konuşuldu.

11/03/2016 - 06:46 Konferans - Çizgilerle 1. Dünya Savaşı

19/02/2016 - 06:58 Konferans - Vahdettin Engin - İkinci Abdülhamit'in Politikaları

15/02/2016 - 07:10 Birinci Dünya Savaşı’nda Gördüklerim ve Yaşadıklarım - Erich Ludendorff

08/02/2016 - 09:09 Osmanlı Devleti nin I. Dünya Savaşı na Girişi (Ali Kaşıyuğun)

01/02/2016 - 09:01 İki Siper Bir Mektup Bir Çanakkale Projesi Değerlendirmesi (Celal Yıldırım)

25/01/2016 - 11:57 Gelibolu Yarımadasında Geçmişin İzleri ve İz Bırakanlar (Gürsel Akıngüç)

18/01/2016 - 12:52 Seddülbahir 32 Saat Dizisi Üzerine... Bizi Affedin ( Seyit Ahmet Sılay )

18/01/2016 - 10:27 İstanbul Büyükşehir Belediyesi Konferans - Osmanlının Suriye Politikası

13/01/2016 - 08:08 Şiir ve Öykü Yarışması

05/01/2016 - 12:42 PROGRAM: İtilaf Devletlerinin Çanakkale den Tahliyelerinin 100. Yılı-Onlar Giderken

03/01/2016 - 10:32 Konferans - Çanakkale Savaşlarında Tahliye Harekatı - Kenan Çelik

14/12/2015 - 06:31 Konferans - Haluk Oral - Bir Kırılma Noktası Çanakkale

26/11/2015 - 18:34 Gelibolu Yarımadası Savaş Alanlarının Hava Fotoğrafları (Gökhan Tarkan Karaman)

13/11/2015 - 21:12 Konferans -Çanakkale’de Bir Edebi Heyet

15/10/2015 - 13:23 Konferans - Çanakkale'de Yitirilen Tahsilli Gençlik

29/05/2015 - 14:34 Benim Çanakkale kahramanım Mahmut Sabri Bey’dir- Atlas Tarih Çanakkale Özel Sayısında Tuncay Yılmazer Röportajı

15/05/2015 - 16:25 İBB Konferans - Cepheden Mektuplar (Doç.Dr.Ömer Çakır)

27/04/2015 - 02:44 Çanakkale Söyleşileri 25 Nisan 1915 Müttefiklerin Çıkarma Harekatı-Kenan Çelik

15/04/2015 - 08:30 Atlas Tarih’ten Çanakkale Özel Sayısı

08/04/2015 - 17:12 Derinlerden Siperlere: Çanakkale 1915 Sergisi

30/03/2015 - 17:08 Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı na Çağrı, Kamuoyuna Duyuru

26/03/2015 - 09:02 Konferans-18 Mart Kahramanı Cevat Paşa

24/03/2015 - 17:04 “İki Siper Bir Mektup” Bir Çanakkale Projesi (Celal Yildirim-Hatice Solmuş TED Mersin Koleji)

21/03/2015 - 04:13 CNNTürk Serdar Tuncer ile Başka Şeyler Programı Kaydı

17/03/2015 - 04:46 Çanakkale Muharebeleri- 100 Yıl önce 100 Yıl sonra (Tuncay Yılmazer)

13/03/2015 - 18:27 CNNTürk Serdar Tuncer ile Başka Şeyler- Çanakkale Savaşı Özel- Programı (14.3.2015 saat 00.00)

04/03/2015 - 16:22 CNR Kitap Fuarı’nda Çanakkale Muharebeleri Paneli ( 07.03.2015 saat : 15.30 Yeşilköy CNR Dünya Ticaret Merkezi )

16/02/2015 - 14:00 Acı bir Çanakkale Türküsüne adanan 4 yıllık bir emeğin takdimi- Harmanyeri 1915 (Yönetmen: Gürdal Uğur)

01/02/2015 - 03:46 100. Yıl’da Muhteşem Soru… Seyit Onbaşı’nın Kaldırdığı Mermi Kaç Kiloydu ? (Tuncay Yılmazer )

18/01/2015 - 15:05 Kireçtepe Jandarma Şehitliği Restorasyonu ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne Sorular (Tuncay Yılmazer)

10/01/2015 - 14:53 Konferans - Osmanlıyı Yıkan Cephe-Filistin

28/12/2014 - 13:48 Milli Park’tan Tarihi Alan Başkanlığına, Hollywood tartışmalarından Muhafazakarlığın Savruluşuna… Gelibolu’yu Anlamak’ta 2014 (Tuncay Yılmazer )

24/11/2014 - 14:52 Son Savruluş – Çanakkale Muharebe Alanlarına Hollywood Modeli Tema Parkı ! (Tuncay Yılmazer )

15/11/2014 - 01:37 Konferans - Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti

01/11/2014 - 03:54 Gelibolu yarımadasında utanç verici olay / The shameful event in Gallipoli Peninsula

09/10/2014 - 10:13 Uluslararası Sempozyum - Büyük Savaş ve Osmanlı Devleti: Savaşa Giden Süreç

24/09/2014 - 17:06 Çanakkale’de Yeni Şehitlik! (Gürsel Göncü)

12/09/2014 - 15:51 Çanakkale Savaşlarının 100. Yılı Özel Sayısı Makale Çağrısı

// - 09:52 Geliboluyu Anlamak’tan Kamuoyuna Duyuru

// - 06:37 Çanakkale Muharebeleri Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kanun Tasarısı Üzerine ( Tuncay Yılmazer )

// - 15:33 Gelibolu Yarımadasında Yeni Bir Dönem: Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’nın Kurulması (Dr. Mithat ATABAY)

23/05/2014 - 17:16 100.Yıldönümünde Birinci Dünya Savaşı’nı Hatırlamak” Sempozyumu

16/05/2014 - 16:24 SOMA MADENCİLERİNİ RAHMETLE ANIYORUZ

11/05/2014 - 13:05 Gelibolu Yarımadası Savaş Alanlarının Korunması ve Unesco Kültürel Mirası İlan Edilmesi (Dr. Mithat ATABAY)

09/05/2014 - 23:03 Çanakkale Muharebelerinin Komuta Kademesi ve İdaresi Çalıştayı İzlenimleri (Ahmet Yurttakal)

02/05/2014 - 06:00 Çanakkale Muharebelerinin Komuta Kademesi ve İdaresi Çalıştayı

15/04/2014 - 18:40 Savaş Tarihi Araştırmaları Uluslararası Kongresi (100. Yılında I. Dünya Savaşı ve Mirası)

06/04/2014 - 22:18 DOKUN Dergisi’nde Tuncay Yılmazer İle Söyleşi...

15/03/2014 - 18:00 Hatıralarıyla Çanakkale Muharebelerinin Komutanları Paneli

09/03/2014 - 14:19 Çanakkale Savaşları Resmi Koleksiyoneri Seyit Ahmet SILAY

06/03/2014 - 22:33 Konferans -'Çanakkale Muharebelerinde Bir Kahraman Asker Gazi Binbaşı Halis Bey

28/01/2014 - 07:35 Sadece Bir Emir Kipi...İsrail'i Kur! - Wladimir Jabotisnky ( Çev. Atilla Aşçı )

14/01/2014 - 16:21 Balkan Harbi - Trakya Seferi Kitabını Yeniden Hatırlamak (Şahin Aldoğan, Selim Meriç)

06/01/2014 - 12:12 Birinci Dünya Savaşı’nın Yüzüncü Yılında Savaşa Dair Önemli Bir Eser: “GRİFF NACH DER WELTMACHT: Die Kriegszielpolitik des kaiserlichen Deutschland 1914/1918” Kadir Kon

30/12/2013 - 22:51 Şehit Teğmen İbrahim Naci’den Çanakkale’de tarihin betonlaşmasına… 2013 Yılının muhasebesi ( Tuncay Yılmazer )

06/12/2013 - 22:00 32. Gün Programında Çanakkale Muharebe Alanlarında Betonlaşma Konusu Tartışmaya Açıldı

11/11/2013 - 05:23 Yüzüncü Yıla Doğru Yazıları-2 : Çanakkale Muharebe Alanları’ndaki Betonlaşma Meselesi Neden İlgi Görmüyor? ( Tuncay Yılmazer )

03/11/2013 - 20:03 Çanakkale Muharebe Alanlarında İnşaat Çalışmaları Tüm Hızıyla Devam Ediyor… (Tuncay Yılmazer)

11/09/2013 - 21:28 Derinlerden Yansımalar: Çanakkale Savaşı Batıkları (Mithat Atabay, Okan Taktak, Savaş Karakaş, Selçuk Kolay)

25/08/2013 - 15:29 Zığındere Vadisinden Geçecek Yol Tarihi Tahrip Edecektir! (Tuncay Yılmazer)

14/08/2013 - 18:40 Ağadere'ye Sahip Çık (Murat Sayar)

28/07/2013 - 14:53 NTV Tarih’in Kapanması Üzerine Birkaç Not… ( Tuncay Yılmazer )

08/07/2013 - 20:00 Çanakkale Muharebe Alanlarının Şehitlik İnşasıyla İmtihanı! (Muzaffer Albayrak)

26/06/2013 - 21:59 100. Yıl’a Doğru Yazıları- Çanakkale’de Şehitliklerin İhyası Gerçekten Gerekli mi? ( Tuncay Yılmazer )

10/05/2013 - 14:36 İlber Ortaylı Seyahatnamesi

21/04/2013 - 14:44 GEO Dergisi Nisan 2013 Sayısında Hayal Kırıklığı ( Tuncay Yılmazer )

09/04/2013 - 13:18 Meclisin Unuttuğu Kahraman Nezahet-Ozan Bodur

23/03/2013 - 21:43 Ayraç Kitap Dergisi Çanakkale Özel Sayısı

22/03/2013 - 22:03 Çukurova Üniversitesi'ndeki Konferans ile İlgili Gelibolu’yu Anlamak Okurlarına Açıklama ( Tuncay Yılmazer )

21/03/2013 - 20:14 Çukurova Üniversitesi'nde Çanakkale Savaşı Konferansı ( 22.3.2013)

16/03/2013 - 10:44 18 Mart Üniversitesi ve AÇASAM “2015’e Doğru Çanakkale Muharebelerini Anlamak ve Anlatmak” Paneli ( 19.3.2013)

12/03/2013 - 07:39 Şehit Teğmen İbrahim Naci’nin Günlüğü’nden Çanakkale Muharebeleri Konulu Panel

08/03/2013 - 07:01 Gelibolu'yu Anlamak twitter'da....www.twitter.com/gelibolu2015

01/03/2013 - 13:59 NTV Tarih'te Şehit Teğmen İbrahim Naci Bey Dosyası

24/02/2013 - 20:18 Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde Safiye Hüseyin Konferansı (İsmail Bilgin)

19/02/2013 - 14:35 TRT Avaz 'da Çanakkale Programı

18/02/2013 - 07:22 Çanakkale Muharebeleri’nde Kahraman Bir Hemşire: Safiye Hüseyin Elbi Konferansı

07/02/2013 - 17:03 Prof. Dr. Vahdettin Engin'in 'Asayiş' adlı eseri kitapçılarda...

04/02/2013 - 11:05 Sör Siyonist , İngiltere'den Filistin'e Toprak Kavgası -Çiğdem Bayraktar Ör ( Prof. Dr. Vahdettin Engin )