25 Nisan Sadece Anzak Günü mü? ( Tuncay Yılmazer )

Tarih: 25/04/2008   /   Toplam Yorum 11   / Yazar Adı:      /   Okunma 16162

25 Nisan 1915 Gelibolu Yarımadası çıkarmasının yıldönümüne Anzakların sahip çıkması ve bugünün “Anzak Günü” adıyla anılması öteden beri İngilizlerin sitemlerine neden olmuştur. Çanakkale Savaşı’na katılmış İngiliz Yüzbaşı Humprey Gell’in şu sözleri bu bakış açısının bir yansımasıdır adeta. “-Çıkarmanın yıldönümü Avustralyalılara bu kadar önem verilmesine ve bütün pis işleri yapan , en kötü günleri yaşayan ve en başarılı olan (İngiliz) 29. Tümen’den söz edilmemesine çok kızıyorum.” Çanakkale Savaşı İngiliz Resmi Tarihi’nin yazarı ( savaşta da bizzat müttefik genel karargâhında kurmay subay olarak görev almış ) General Aspinall-Oglander “ Avustralyalılar hakkındaki gerçek anlatılmadı ve gerçeğin yokluğu Anzak birliklerinin sayı dezavantajlarına rağmen mükemmel işler başardıkları efsanesini doğuruyor. Gelibolu Çıkarmasının yıllık anma günü Anzak günü olarak geçiyor ve Gelibolu’daki çıkarma harekatlarında Avustralyalılardan başka birliklerin de görev aldığını duymak insanı şaşırtabilir” demişti. Bu konudaki görüşlerini yazdığı resmi tarihte de hissettirecek, 25 Nisan çıkarması sonrasında savaş görevinden kaçan, sahile dönen Anzak askerleriyle ilgili yazdığı tasvir tepki çekecektir. Cephe hattında sürekli bulunmuş ve bu mücadelenin Avustralya resmi tarihini yazmış gazeteci Charles Bean’in başını çektiği tarihçiler ise bu savaşta kahraman Anzak askerlerinin başarısız İngiliz generallerin kurbanı olduğu tezini sürekli işleyeceklerdi.

 

Çanakkale Savaşı’nı konu alan tek sinema filmi olma özelliğini hâlâ daha koruyan, 1981 yapımı Gallipoli (Gelibolu) adlı filmde hiç unutamadığım sahnelerden birisi de filmin kahramanlarından Frank (Mel Gibson) ile Archy (Mark Lee)’nin  çölde karşılaştıkları yaşlı bir adamla geçen diyaloglarıdır. Birinci Dünya Savaşı’nın başladığı, tüm Avustralyalı gençlerin anayurtlarının ( yani Britanya Krallığı’nın ) isteğine uyarak askerlik şubelerine koşturdukları günlerde kahramanlarımız ilk başvurdukları şehirde askerliğe kabul edilmeyince başka bir şehre doğru yola koyulurlar. Geçmek zorunda oldukları ıssız bir çölde devesiyle birlikte karşı yönden gelen yaşlı bir adamla karşılaşırlar. Türklerle savaş edeceklerini söylerler kendilerini merakla dinleyen yaşlıya... “- Türkler buralara kadar geldiler mi?” der yaşlı adam şaşkınlıkla. Archy büyük bir gururla kendileri gitmezlerse, gelebileceklerini söyler.  Yaşlı adam sağına ve soluna, uçsuz bucaksız görünen çöle bakar. Aldığı cevap ona çok anlamsız gelmiştir: “-Eee ne olmuş? Gelsinler.”[i]

Gelibolu Harekatı’na Avustralya ya da Yeni Zelanda’nın  katılmasının ne kadar anlamsız olduğunu en güzel yansıtan örneklerden biridir bu sahne. Ne yazık ki 1915’lerde hiçbir Avustralyalı ve Yeni Zelandalı  bunu düşünecek durumda değildi. 1901 yılında tamamen bağımsızlığını alan bu ülkeler  için aslında savaşın çok uzakta olduğu söylenebilir. Her iki ülke de kendine özgü demokratik sistemini kurmuş, hızla sanayileşmekteydi. Görünürde sembolikte olsa Büyük Britanya kral ve kraliçesine bağlıydılar. Ancak iktidara gelen hükümetler, anavatanlarının unutulmaması gerektiğini her fırsatta vurguladılar muhalefetle birlikte... İşte bu nedenledir ki Birinci Dünya Savaşı öncesinde önemli bir silahlı güce sahip olmayan Avustralya ve Yeni Zelanda’da  İngiltere’nin yardım çağrısı büyük bir heyecan uyandırmış, örneğin savaş yıllarının İşçi partisi muhalefet lideri Andrew Fisher “Biz Cook hükümetine karşıyız. Ancak sık sık  parlamentoda belirttiğim gibi acil durumlarda partiler yoktur. Birlikte düşmanımıza karşı duracağız.... Anayurdumuzu destekleyeceğiz”’ demişti.[ii]

Aynı zamanda bu ülkelerin, Birinci Dünya Savaşı’nı  kendilerini bir ulus olarak  kanıtlamak için iyi bir fırsat olarak gördüğü de gerçek. İlginç olan, silah altına alınma işleminin halktan büyük ilgi görmüş olmasıdır.  Çok sayıda Avustralyalı  kendilerine büyük bir serüven imkanı sağlayacaklarına inandıkları böyle bir görevde, mutlaka yer almak istemektedir. Bir Avustralyalı tarihçinin deyişiyle “Avustralya dışarıda bir şeyler olduğunu sezmekte, ne olursa olsun evde kalmak istememektedir!’ Yılbaşına kadar herkes evine dönecektir zaten...”[iii]

 

Yeni Zelandalıların da çok farklı düşünmediğini de şu anekdot çok çarpıcı bir şekilde ortaya koymakta. Çanakkale kara muharebelerinin Ağustos döneminde, esir düşen birkaç Yeni Zelandalı askere Mehmetçikler nereden geldiklerini sorarlar. Aldıkları cevap onları çok şaşırtır. Çünkü ‘Yeni Zelanda’ adını hiç duymamışlardır hayatlarında… Orada bulunan Alman subaylar bu ülkenin dünyanın ta öbür ucunda olduğunu söyler. Bizimkilerin şaşkınlığı daha da artar. Ne için geldikleri sorulduklarında Yeni Zelandalılar savaşı rugby oynamaya (! ) benzettiklerini belirtirler.[iv]

 

İşte 25 Nisan özellikle bu iki ülkenin Çanakkale Savaşı başta olmak üzere, bugüne kadar girdikleri savaşlarda kaybettikleri dedelerini andıkları  gündür.  Australian and New Zeland Army Corps’un kısaltması olan ANZAC ifadesi aynı zamanda birlik, kahramanlık, zor zamanlarda arkadaşlarına yardım etme gibi değerlerin sembolü kabul edilir . Sabaha karşı tam çıkarma saatinde askeri ve dini tören yapıldıktan sonra Yeni Zelandalılar Ağustos başında kanlı çarpışmaların yaşandığı Conkbayırı’nda , Avustralyalılar ise yüzlerce askerlerini kaybettikleri Kanlısırt’ta törenlerine devam ederler. ( Bizim için ise şimdilik rüyadır Çanakkale ve diğer muharebelerde şehit olan Mehmetçiklerimizin dini törenle devlet katında anılması… )

 

25 Nisan 1915 Gelibolu Yarımadası çıkarmasının yıldönümüne Anzakların sahip çıkması ve bugünün “Anzak Günü” adıyla anılması öteden beri İngilizlerin sitemlerine neden olmuştur.  Çanakkale Savaşı’na katılmış  İngiliz Yüzbaşı Humprey Gell’in  şu sözleri bu bakış açısının bir yansımasıdır adeta. “-Çıkarmanın yıldönümü Avustralyalılara bu kadar önem verilmesine ve bütün pis işleri yapan , en kötü günleri yaşayan ve en başarılı olan (İngiliz) 29. Tümen’den söz edilmemesine çok kızıyorum.” [v]           ( Savaş sırasında Anavatanlarının bir bölümü Alman işgali altında olan , Çanakkale’ye de genellikle Kuzey Afrikalı sömürge askerlerini gönderen Fransızlar, bu mücadeleyi unutmuştur desek yeridir.) 

 

Çanakkale Savaşı İngiliz Resmi Tarihi’nin yazarı ( savaşta da bizzat müttefik genel karargâhında kurmay subay olarak görev almış ) General Aspinall-Oglander “ Avustralyalılar hakkındaki gerçek  anlatılmadı ve gerçeğin yokluğu Anzak birliklerinin sayı dezavantajlarına rağmen mükemmel işler başardıkları efsanesini doğuruyor. Gelibolu Çıkarmasının yıllık anma günü Anzak günü olarak geçiyor ve Gelibolu’daki çıkarma harekatlarında Avustralyalılardan başka birliklerin de görev aldığını duymak insanı şaşırtabilir” demişti.[vi] Bu konudaki görüşlerini yazdığı resmi tarihte de hissettirecek,  25 Nisan çıkarması sonrasında savaş görevinden kaçan, sahile dönen Anzak askerleriyle ilgili yazdığı tasvir  tepki çekecektir. Cephe hattında sürekli bulunmuş , Anzak kurmaylarıyla olduğu kadar askerlerle de birlikte savaşın tüm dehşetini yaşamış, ve bu mücadelenin Avustralya resmi tarihini yazmış gazeteci Charles Bean’in başını çektiği tarihçiler  ise bu savaşta kahraman Anzak askerlerinin başarısız İngiliz generallerin kurbanı olduğu tezini sürekli işleyeceklerdi.

Çanakkale Savaşı’nda İngilizlerin de ne derece başarılı olduğu tartışılır. Ancak 25 Nisan sadece Anzak günü değil kuşkusuz. Bu gün; İngiltere ve Fransa’nın başını çektiği değişik milletlerden  75.000 İtilaf Devletleri askerinin Osmanlı Devletine topyekün saldırılarının gerçekleştiği, ve Mehmetçiğin kendisinden kat kat üstün düşman kuvvetlerine karşı destan yazdığı  gündür...  Modern savaşların , kombine operasyon denilen kara, deniz, denizaltı, hava kuvvetlerinin birlikte kullanıldığı ilk büyük amfibi  harekâttır. Gelibolu yarımadasında ve Anadolu yakasındaki Kumkale olmak üzere 7 ayrı yere çıkarma yapılmış, iki ayrı yere de (Bolayır ve Anadolu yakasındaki Beşige koyu), çıkarma yapılacak gibi davranılmış, yakındaki Türk birliklerini aldatmak amaçlanmıştı. Yaklaşık  8 ay sürecek kanlı muharebelerin ilk adımıydı. İngiliz tarihçiler  25 Nisan'dan aldıkları derslerle II. Dünya Savaşı'nın Normandiya Çıkarmasını başarıyla gerçekleştirildiğine hemfikir. Böylesi bir kombine harekât için İyi keşif, yeterli çıkarma araçları, ağır bombardıman, yeterli cephane, doğru harita gerekli olduğu bu çıkarmadan alınan acı derslerle öğrenildi.

 Anzakların Gelibolu'dan öğrendikleri ise , başlangıçta kendilerine  yapılan propagandanın etkisiyle kan içici , barbar sandıkları , Abdül diye küçümsedikleri Türk askerinin mert ve centilmence savaştığı, vatanını ne pahasına olursa olsun savunan kahraman bir düşman olduğu gerçeğiydi. Çanakkale Savaşı'nı centilmenler savaşı olarak nitelendirmek biraz abartıya kaçsa da özellikle savaş sonrasında yapılan değerlendirmeler de Anzaklar bunu da her fırsatta belirttiler. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün  Anzakların bu topraklarda kaybettiği askerleri için söylediği "Burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içerisinde uyuyunuz " diye devam eden demeci ülkeler arasındaki dostluğu daha da perçinleyecekti.

 
 

 

[i] Gelibolu   Yapım yılı: 1981,  Yönetmen: Peter Weir   Oynayanlar: Mel Gibson, Mark Lee

[ii] Carylon,  L.A  Gallipoli     Doubleday- Transworld Publishers, Londra 2002   s: 110

[iii] Carylon , L.A   s: 105

[iv] Carylon,  L.A   s: 105

[v] Steel N. , Hart P   Defeat at Gallipoli  Pan Books, London 2002

[vi] Macleod J. Gelibolu’nun Öteki Yüzü  Güncel Yayıncılık , Nisan 2005, İstanbul  s: 120

 


  16162 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

324_Mavi Yürüyüş 25-04-2008, 08:31:15
Çanakkale Savaşında; ben halen bu mantığı anlayabilmiş değilim. Bize Kurşun Sıkanlarla Neyi anıp kutluyoruz. Ta Oralardan gelip ülkeyi her ne şekilde ne sebeble gelirse gelmiş olsunlar sonucda Ülkeyi işgale gelmiş olanalrla neyi kutluyoruz.. bir bilen varsa söylermi acaba...

Mesela; Yunanlılarla Niye beraber kutlamıyoruz. İstanbulu işgal edişlerini...biz istanbulun kurtuluşunu kutlarken onlarda kendi ölülerini; yada izmirin kurtuluşunu kutlarken; ..... Yada ermenilerle Niye Kutlamıyoruz.... Acaba benmi yanlış düşünüyorum.. Sahi İzmir, İstanbul, vs . Kurtuldumu?
Selamlar..
 
325_Ramazan Moz 25-04-2008, 18:35:10
Aslında suç bizde. Zamanında sözde dünya barışı adına Yenilginin Destanını yaşayanlar için yapmadığız kalmamış. Hadi buyrun bu koy sizin olsun. Eski ismini dahi bilemediğim koy Anzac ların olsun. Morto Fransızların olsun. Ertuğrul da İngilizlerin olsun; demişiz. oda yetmemiş 32 mezarlık ve 4 büyük anıt yapmalarına müsade etmişiz veya yaptırılmaya mecbur bırakılmışız (işgal dönemini kastediyorum). Buda yetmemiş onları göklere çıkaracak belgesel tadında film yapmışız. (Tolga Örnek'in Gallipoli Filmi gibi...)

Düşman düşmandır. Seneler sonra Ölen dedelerinin mezarına gelecek ve başında :"Ey İngilizler sizler dedelerimizi kandırdınız, Biz Türkleri böyle bilmezdik,meğer Türkler ne yardımsever milletmiş..." hamasetini yapacak. Uyanalım . Türkün Türkten başka dostu yoktur.

Malesef savaşta kazandık ama basit masa oyunlarıyla kaybettik. İşgalde mübarek dedelerimizin üstüne basa basa kendi mezarlıklarını yaptıran onlar değil miydi? İngiliz, Fransız veya Anzac farketmez... Zihniyet aynı zihniyet.

Daha yeni elime ulaştı Anzac Günü kitapçığı(25 nisan 2008). Kitapçıkta Anzakların yaralı dedelerinin fotoğrafları vardı. Fotoğrafa bakan Anzac'lının:"dedelerimizin bu haline İngilizler neden oldu" diyecek halleri yok ya ! Kitapçıkta düşman İngiliz değildi tabiki ! Kitapçığın Türkçesi de ayrı olarak basılmış. Kitapçıkta Conkbayırı'nda okunacak Winston Peter'in Anzak ilahisinin ilk dörtlüğünde şunlar yazılıdır:

Ölüleri, ülkemizin savaşan kahramanlarını onurlandırın
Yabancı mezarlarda bırakılan çocuklarımızı onurlandırın
Gelinciklerin dalgalandığında ve üzüntünün tohumlarını bıraktığı yerlerde,
Sonzuza kadar bizim kalacak haçları onurlandıralım.

Biz kime yaranıyoruz. Dostumuzu düşmanımızı iyi bilelim.

Önemli bir Not: Dün geceki Anzak Koyundaki anma törenlerine Türk vatandaşlarımız alınmamıştır !
 
326_zeynep taştepe 25-04-2008, 19:03:57
belki bugün medeniyetler buluşması adıyla global bir dünya görüşü yaygınlaştırmaya çalışılırken aradan geçen doksan üç seneye rağmen unuttuğumuz bazı acıları n üstünü örtmeye çalışmaktayız.GAZİ MUSTAFA KEMAL PAŞANIN 1934 yılında ALİ ŞÜKRÜ KAYA araclığı ile söylediği sözleri ve onların şu an yarımadada bulunan mezarları millet olarak bizim farkımızı ortaya koymaktadır.ama ne acı ki bunu sadece bizler ortaya koymaktayız .bugün dünyanın bir çok yerinde osmanlının mirası yağmalanırken,yapılan savaşlarla yıkılırken hala balkanlarda soydaşlarımız asimile edilirken ,doğu türkistanda ,kafkaslarda göz yaşları akarken 93 yıl önce benim vatanıma benim bayrağıma,inancıma sadece eğlence ve sportmenlik adına ve ingiltereye bağlılıkları adına işgale gelen,adı ister anzak,ister fransız ,ister rus olsun, 25 nisan tarihinin de bizler tarafından anzac günü olarak anılması beni kahrediyor.çünkü son noktayı gazi mustafa kemal paşamız koymuştur.'savaşı kazandığımız an o andır' diyerek aslında 25 nisan tarihini n nasıl anılması gerektiğini bizlere açıkca bildirmektedir. eğer biz o gün yenilseydik acaba ogünü onlar türk günü olarak anarlarmıydı?
 
327_İsmail SABAH 25-04-2008, 23:54:38
Değerli arkadaşlarım anladığım kadarı ile anzak gününden dolayı bazı yakınmalar oluyo. Yakınmadan önce kendimize şunu sormamız gerekmiyormu? Onlar ölüleri için herşeyi yaparlarken (ve bunu hakkı ile yaparlarken) biz ne yapıyoruz. Eleştiride bulunmadan önce bizim birşeyler yapıp o eleştiri hakkını kendimizde görmemiz gerekmiyormu? Ayrıca anzaklarla beraber anzak gününü kutlayan falan yok (oraya giden Türk'ler ya görev için yada merak ettiği için gidiyor yani kimse iyiki bize düşman oldunuz diye gitmiyor) devletimiz onlara belirli kurallar çerçevesinde bu izni onlara vermişse bize düşen nasılki doğru kararlarında yanında oluyorsak yanlış kararlarında da (tabi bu bize göre yanlış, devletimizin bu konuda ki düşüncesi ve amacı nedir bilemeyiz) Türk gibi yanında olmalıyız diye düşünüyor, saygılarımı sunuyorum. Sürçü lisan ettim ise affola...
 
328_İslâm ÖZDEMİR 26-04-2008, 00:16:22


Vatan topraklarının işgalin eşinin eşiğinden döndüğü ve mukaddesatın düşman çizmesi altında ezilmekten kıl payı kurtulduğu tarihin adıdır 25 Nisan 1915.Tarihin o güne dek görmüş olduğu en kapsamlı kara ordusuyla en kapsamlı amfibik harekatının yapıldığı bugünü sebep ve sonuçları itibarıyla çok iyi tahlil etmeliyiz.Sayın Tuncay Yılmazer'in de ifade ettiği gibi bu gün Türk Tarihinin kayıp günüdür.O gün ayaklar altında çiğnenmek tehlikesiyle karşı karşıya gelen bir milletin onuru,değerleri ve namusu fedakar Mehmetçiğin süngüsünün ucunda yeniden yükselerek halas olmuştur.O gün tarihe nice emsalsiz yiğitler malolmuş,nice kahrmanlık destanları yazılmıştır.Bizler için bu kadar önem taşıyan bu kader gününü olmuş bitmiş deyip es geçmekten vaz geçmek yerine bu olaydan kendimize gerekli dersi çıkarmalı,Çanakkale Muharebelerini ve Zaferini sadece 18 Mart'tan ibaret sayan o anlayıştan kurtulmalıyız.Her yıl dönümünü bir okul müsameresi mantığından çıkararak Çanakkale Muharebelerinin ruhuna yakışır şekilde idrak etmeliyiz.

Evet 25 Nisan sadece bir Anzac Günü değildir.O gün Arıburnun da 27.ve 57.Alayların,Seddülbahirde 26.Alay 3.Taburların ve Kumkale deki 15.Kolordu Bünyesindeki 3. ve 11.Tümenlerin ateşle imtihan edildiği ama inandıkları davadan asla feragat etmeyerek kahramanca bir savunma savaşı yaptıkları,Pay-ı tahta uzanmak isteyen menfur ve mütecaviz elleri hilafetin kapılaında bir kez daha kırdıkları gündür.25 Nisan'da düşmanın hevesini kursağında bırakan,Asteğmen Muharrem Efendileri,İbradalı İbrahim Efendileri,Gelibolulu Süleyman başçavuşları,Ezineli Yahya Çavuşları,Teğmen Mucip ve Medeni Efendileri,Yüzbaşı Faik Efendileri,Yüzbaşı Asımları,Yüzbaşı İbrahimleri,Binbaşı Halis Beyleri,Binbaşı Mahmut Sabrileri,Yarbay Mustafa Kemal Beyleri,Yarbay Mehmet Şefikleri,Yarbay Hüseyin Avnileri,Yarbay Hafız Kadrileri,Yarbay Fahreddin Altayları,Albay Halil Samileri,Esat Bülkat Paşaları ve adını sayamadığım daha nicelerini sayelerinde vatan toprakları üzerinde rahatça yaşayan torunları olarak rahmet ve şükran duygularıyla anıyorum.

25 Nisan'ın sadece bir Anzac günü olarak bilimesin de tek suçlu orada çıkarma da ve harekatta ölen atalarını anmaya gelen Anzac torunları mıdır acaba?Bizim bu konuda hiç mi kabahatimiz yok.Örneğin bugünkü izlenimlerimi kısaca naklederek bu konuya açıklık getirmek istiyorum.Dedelerinin vatan toprağı ayaklar altında çiğnenmesin diye kendini paraladığı o torunlar bugünü 93 yıl önce ne olduğundan bi haber olarak geçirdi.O kızdığımız ve eleştirdiğimiz insanlar her yıl kilometrelerce yol tepip binlerce kişiyle dünyanın sayılı anlamdaki en eski ve geniş kapsamlı törenlerinden birisini yaparken.Arıburnu o seremoniyle saatlerce inlerken yukarıda adını saydığımız kahramanların ruhları torunlarının kendilerini hatırlamasını ve fatihalarla aynı düzeyde törenlerle yad etmesini bekledi durdu.Bugün devlet televizyonları hariç birçok yayın kuruluşu ve tv bu törenleri naklen vermek ve Çanakkale Kahramalarını yad etmek yerine yine her zaman olduğu gibi magazin içerikli kadın ve izdivaç programlarıyla gün geçirdi.Kısacası insanların yüzlerinde bugünün önemini idrak ettiklerine dair en küçük bir izlenime rastlamadım .Siz ce suçlu atalarını anan ve hiç olmazsa 25 nNisanı kendi törenleriyle de olsa gündemimize sokan Anzac torunları mı yoksa o günü unutup ulu orta da bırakıp giderek büyük bir sorumsuzluk örneği sergileyen bizlermiyiz.Efendiler !....iğneyi başkasına çuvaldızı kendimize batırarak işe başlayalım lütfen.Yarımada da onlarca şüheda kabristanı perişan vaziyette ilgi alaka beklerken,o insanların en ücra daki bir mezarlığının bile çiçek bahçesi halinde olduğunu unutmayalım.Anma törenlerinde kendi tutum ve davranışlarımızı ve yaptığımız organizasyonları onların ki ile mukayase edelim.Öz eleştiri yapalım.


Sadece bir anzak günü olmayan bu tarihi günü ve yaşanılanları daha fazla unutmamak ve gerekli dersleri çıkarmak dileğiyle...

Aziz Şehit ve Gazilerimizi Fatihalarla Anıyor,Bu güzel yazısıyla bizlere birkez daha tarihimizle olan bağımızı sorgulama şansını tanıyan Sayın Tuncay YILMAZER'e teşekkürlerimi sunuyorum.

İslam ÖZDEMİR
Çanakkale Savaşları Araştırmacısı-Yazar
Gallipoli1984@hotmail.com

 
330_salim ağkaş 27-04-2008, 12:10:46
Gerek 24 nisan Gerek 25 nisan törenlerini TV,den izledim konuşmacı bir binbaşımız 25 nisanda conkbayırıda kanlı siper savaşları oluyor dedi yani bu şu demek oluyor düşman askeri cıkarmanın ilk saatlerinde conkbayırını aldı ve hemen siper kazdı anlamına geliyor düşman 8 ağustos 1915 günü yarbay william malon idaresindeki welilington taburu bu tepenin sadece güney yamaclarını işgal etmiş topcumuzun yan ateşleriyle tekrar geri atılmış 10 ağustos sabahı büyük önderimiz gazi MUSTAFA KEMAL ATATÜRK`ün yaptırdığı süngü hücumuyla butepe tamamen temizlenmiş tabur komutanlanları malonda ölmüştür bunu şunun için yazdım kürsüye çıkan konşmacılara bir metin hazırlanır ve konuşmacılar bu metne göre konunşmalarını yapar belliki bu komutanımınımız bu metni hazırlayan arkadaşın kurbanı oldu ama yinede 25 nisanda conkbayırında kanlı siper savaşları oluyor dememeliydi en azından bunu sezmeliydi diye düşününüyorum..............Yorumumun ikinci faslında 18 mart deniz zaferimizi anlatan tarafımdan yazlmış bir tiyatro oyunundan bahsetmek istiyorum oynumumu yazalı iki yıl oldu repertuar kurulundan oy birliği ile geçti ama ne kadar büyük çaba sarf ettiysem şu ana kadar bu oyunumu oynatamadım eminimki eğer oynarsa çok büyük yankıları olacağını düşünüyorum .sırada ya istiklal ya ölüm adlı oyunum var inşallah bu oyunumu oynatmayı başarırım bunları şunun için yazmayı istadim gelibolu bellgeselinin yönetmeni tolga örnekle belgesel gösterime girmeden ikiay önce montaj ve dublajı yapılırken sdütyoda karşılaştım bana filmi nasıl bulduğumu sordu bende ehh fena dehil dedim daha sonra dublaj yönetmeni sungun babacana neden türk karakterlerin az olduğunu sorduğumda ilginç bir yanıt aldım bana salimciğim dağa fazla türk karakter koymak istedik fakat ellerinde savaşmış dedelerine ait mektub eşya hatıra vs olanlar sürekli fiat artırdılar hatta10 bin dolara kadar çıktı bu fiyat ama
 
331_salim ağkaş 27-04-2008, 13:00:07
YORUMUN DEVAMI.......... Sayın SERDAR ATAKSOR ve SELAHATTİN ADİLİN değerli aileleri hiç bir menfaat gözetmeksizin tüm arşivlerini bizlere açmışlar ve hatta yabancı müzeler[avusturalya,yenizellanda,ingilltere]bu konuda bize uzman bile tahsis etmişlerdir...şimdi soruyorum seyit onbaşılar ve diğerleri odunculuk hamallık yaparak sefalet içinde bu dünyadan göçmedilermi insan hiç vatanı için yaptığı hizmeti satarmı biz onları vatan için yaptık para pul şan şöhret istemeyiz demedilermi ,, peki şimdi ne oluyor sevgili torunlar[bizler] atalarımızın yaptıklarıyla nerdeyse utanan biz zamanında şöyle astık böyle kestik deyip onları küçümseyen hor gören torunlar şekilciliği cok çabuk öğrenen kafasında bir okka jöleyle gezen çanakkale sorulduğunda erzurumla kars arasında bir yerde diyen kendi kültürünü kendi devrimini bilmeyen sorulduğunda fransız devrimini başka başka devrimleri sular seller gibi bilen delikanlı denildiğinde en delikanlı çanakkalede şehit oldu diyen bir anlayışla karşı karşıya olduğumuzu söylemek istiyorum...artık alicenaplık ninnilerini çocuklara söylesinler biz bizim olanlara sahip çıkalım çalışmalarını destekleyelim bu bizim mirasımız bunuda yiyip tüketmeyelim. herkese en derin saygılrımla.....SALİM AĞKAŞ YAZAR VE ARAŞTIRMACI.....SALİM.ARİBURNU@HOTMAİL.COM
 
332_ahmet yurttakal 27-04-2008, 22:06:08
25 nisan Arıburnunda destan yazan 27. alayın günüdür.

haintepe cefakarca savunan asteğmen muharremin günüdür.balıkçı damlrında mücadele een ibradılı ibrahim hayrettin'in ve gelibolu başçvaus süleyman'ın günüdür bugün...
yarbay şefik beyin binbaşı halis beyin günüdür.

Kanlısrtta korku derseinde düztepe de mücadele edenlerin günüdür

seddülbahir binlerce mermiye göğüslerini siper eden 26. alay 3. taburun günüdür

halil sami beyin,hafız kadri mahmut abri yahya cavuş ve teğmen abdürrahimin günüdür..

vellhasıl Arıburnu mıntıkasında düşmanı ilk karşılayan

27. ALAY'IN GÜNÜDÜR BUGÜN
 
342_Ozan BODUR 06-05-2008, 11:01:51
YAPMAYIN HANIMLAR BEYLER...

BİZİM TARİH BİLİNÇSİZLİĞİMİZ A.N.Z.A.C.'LARIN SUÇU MU?

BİZİM İÇİN ''ÇANAKKALE'' NE DEMEKSE ONLAR İÇİN DE ''GALLİPOLLİ'' O DEMEK...

AMA ONLAR BUNUN KIYMETİNİ BİZDEN ÇOK DAHA İYİ BİLMEKTEDİRLER...BU KONUDA TARAFSIZ OLMAK ŞARTTIR...

HEM KALDI Kİ KİMSE 25 NİSAN ANZACLARIN GÜNÜ OLSUN DEMEMİŞKİ, ONLAR ÇIKARMA GÜNÜNE SAHİP ÇIKMIŞLAR.

BİZ MİLLET OLARAK BİRİSİ BİR ŞEY YAPINCA ÜSTÜNE ATLAMASINI ÇOK SEVİYORUZ.HALBU Kİ MUSTAFA KEMAL'İN 10 AĞUSTOS DA ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ İÇİN BİR MEVLİT OKUTTURMA ADETİ VARDI FAKAT BUGÜN MUSTAFA KEMAL'İN KENDİSİ GİBİ UNUTULDU GİTTİ...


BANA ARKADAŞINI SÖYLE SANA KİM OLDUĞUNU SÖYLEYİM SÖZÜNÜ BİLİRSİNİZ MUTLAKA BİZ BİRAZ DEĞİŞTİRELİM VE TOPLUM İÇİN UYARLAYALIM...''BANA GENÇLİĞİNİ SÖYLE SANA KİM OLDUĞUNU SÖYLEYEYİM!'''


BİZ ÇANAKKALE DE 1.5 KM'DEN SÜNGÜ HUCUMUNA ÇIKARTILAN,SARIKAMIŞTA 90CM KARDA DONAN YEMEN DE GÜNEŞTE KAVRULAN KABE'NİN ÖNÜNDE KUTSALLARINI KORUMA ADINA YALIN KILINÇ DÜŞMANA KOŞAN ,ASL-I NECİMİBİZİ UNUTTUK!SUÇU NEDEN A.N.Z.A.C 'LARA ATARIZ Kİ?

ÇANAKAKLE SAVAŞLARININ ÜZERİNDEN 93 YIL GEÇMİŞ SÖYLERMİSİNİZ BANA BU SAVAŞI OBJECTİF TÜM AYRINTILARI İLE ANLATAN KAÇ TANE ESERE SAHİBİZ?BU SAVAŞI HAKKI İLE KAVRAMIŞ KAÇ TANE TARİHÇİYE SAHİBİZ ,SANIRIM YANILIRSAM BENİ AFFEDİN BU SİTENİN SAHİBİ BİLE BİR DOKTOR OLMALI!VEYA KAÇ TANE FİLME SAHİBİZ?BİR DE A..N.Z.A.C.LARI BAKIN DİELERSENİZ...SUÇU NİYE ONLARA ATARIZ Kİ...


EY İKTİDARA GELEN PARTİLER,ÇANAKKALE'Yİ İKİ DÜTTÜRÜ İLE ANIN HATTA VAPURDAN ABİDEYE SELAM VERİP GERSİN GERİ DÖNÜN ORAYA DOĞRUS DÜRÜST YATIRIM YAPMAYIN GENÇLİĞİNİZE TARİHİNİ DOĞRU ÖĞRETMEYİN,ORAYA DA GİDERSENİZ PİKNİK HAVASINDA GİDİN GELİN HATTA VAKTİNİZ OLURSA MANGALLI FALAN PİKNİK YAPIN TUVALET BULAMAZSANIZ TARİHİ TOPLARIN TABYALARIN DİBİNE BEVLEDİN,DİYEDE Mİ ANZACLAR SÖYLEDİ...

EEE BUNDA A.N.Z.A.C.'LARIN SUÇU NE?

SUÇU YOK ELBET...

ÖNCE BİZ BÜYÜK MİLLET İSEK VEYA BU İDDİA ÜZERİNE HAREKET EDİYORSAK BU ŞEKİLDE ABSÜRT KORKULARDAN ARINACAĞIZ,EĞER DEDELERİMİZİN TARİH BİLİNCİ ÇOK İYİ OLSA İDİ VİYANA DA BELGRAT DA ÇOK MUNTAZAM TÜRK ŞEHİTLİKLERİ OLMUŞ OLSA İDİ BİZ DE TAM ONLARA LAYIK BİR GENÇLİK OLSA İDİK KALKIP VİYANAYA GİTTİK BİZE DEDİLER Kİ BURDA NE YAPIYORSUNUZ BİR DE İMAMLARINIZI TAKMIŞSINIZ ÖNÜNÜZE KURAN AYET FALAN OKUYORSUNUZ KIŞTT KIŞTT DESELER HOŞUNUZA GİDER Mİ?

GİTMEZ ELBET...

O ZAMAN AYNI HATALARI BİZ YAPMAYACAĞIZ...


SAYGILARLA ...



 
740_Atilla Asci 28-04-2009, 13:46:46
1956 Canakkale dogumlu, "Cevatpasa" Mahallesi'nde büyümüs, "18 Mart" Ilkokulu'nu bitirmis ama ne cocuklugunda, ne de gencliginde Canakkale Muharebeleri konusunda dogru-dürüst bilgilerle donatilmis, Canakkale Muharabeleri'ni, senelerce sadece 18 Mart diye bilen, o zamanlar, bir günde nasil bizden 250.000 sehit, düsmandan 250.000 ölü verildigini senelerce düsünmüs, 14-15 yaslarinda (yani neredeys 40 sene önce) iken, en yakin arkadasinin babasinin "Ingiliz Harp Mezarliklari Komisyonu'nda"görevi dolayisiyla, yarimadayi adi gecen Ingiliz Komisyonu'nun o en iyi arkadasin babasina tahsis ettigi 2 adet Land Rover ciple yaz tatillerinde onlarala dolasip, yarimadadaki bazi köylerden gelen iscilerin organize edilerek, hergün tertemiz edilmesini, ama cali-fundaliklar arasinda kaybolmus ve üzerinde kecilerin dolastigi sehitliklerimize hep üzülerek, bazen, dayanamayarak tek basina daldigi sehitliklerde aglayarak otlari temizlemeye calisan ve o dönemler savasi bizim kazandigimiz halde, bugün bile yerleri hala kesinles(e)memis sehitliklerimize hep üzülen gönülden Canakkale'li biri olarak, 25 Nisan'in kavgasini yapmiyorum...Anzak gelmis, dedelerini anmis...tabii ki nacak...bana benim dedelerime saygi duymayi, onlari anmayiögretemedikten sonra....ben gelecek nesillere hala dogru tarihi ögeretmedikten sonra...neyleyim elin anzagini elestirmeyi.
 
1401_Salih ŞEN 04-02-2011, 15:25:57
25 NİSAN 2007 tarihinde gayrıresmi olarak anılan sonraki yıllarda devlet resmi törenleri ile Anadolu yakasında unutulmuş şehitlerimizin Kumkale Muharabeleri sırasında toprağa düşen atalarımızın anıldığı gündür.Kemikleri yol üzerinde atalanan garip mehmetçiğin günüdür.
 

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

09/09/2017 - 05:40 Florence Nightingale’in Eli Anadolu’ya da Değmişti-Kırım Savaşından Unutulan İlk Prefabrik Hastane: Erenköy (Renkioi) (Mustafa Onur Yurdal)

22/08/2017 - 07:18 Kuşatma ve Esaretin Adı KÛTULAMÂRE Esir Bir İngiliz Subayın Anıları - Edward W.C. Sandes -(Muzaffer Albayrak)

09/08/2017 - 18:07 19. Tümen Kurmay Başkanı İzzettin Çalışlar’ın Çeşitli Konferans ve Yayınlarında Conkbayırı Süngü Taarruzu (Melike Bayrak-Mustafa Onur Yurdal)

27/07/2017 - 13:33 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması 2.Bölüm - 2.Gazze Muharebesi (Tuncay Yılmazer )

11/07/2017 - 10:07 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması : Gazze Muharebeleri ( 1.Bölüm) (Tuncay Yılmazer)

22/05/2017 - 05:29 Müstahkem Mevkii’nin Anafartalar’daki Sesi - Küçük Anafartalar Topları (Bayram Akgün)

09/05/2017 - 08:12 Kûtulamâre Kuşatması’ndan Esarete Yüzbaşı Sandes’in Hatıraları - Çev. Tuncay Yılmazer

02/05/2017 - 11:45 İzmir-Bayındır İlçesinden Çanakkale Harbine Katılanlar (Necat Çetin)

28/04/2017 - 08:49 Kûtulamâre Zaferi 1916 (Muzaffer Albayrak – Vahdettin Engin)

23/04/2017 - 21:24 Türk Ordusu’nda Künye Uygulamasına İlişkin İlk Girişimler ve İlk Künyelerle İlgili Kısa Bilgiler (The First Attempts On The Use Of Identity Tags In Turkish Army And Information About The Early Identity Tags) (Burhan SAYILIR)

13/04/2017 - 05:43 Müstahkem Mevki’nin Kara Savunması İçin Top Desteği Sağlaması (Bayram Akgün)

07/04/2017 - 14:30 Çanakkale Muharebelerinde İdari ve Lojistik Faaliyetler (Ayhan Candan)

06/04/2017 - 19:17 Kabataş Erkek Lisesi 1.Büyüteç Tarih Öğrenci Sempozyumu (8-9 Nisan 2017)

04/04/2017 - 21:12 Resmi Belgelere (Nüfus Ölüm-Genelkurmay-Kayıtsız Ölüm Defterleri) Göre İzmir - Beydağ Şehitleri (Necat Çetin-A.Levent Ertekin)

31/03/2017 - 07:25 Çanakkale nin Şehit Kalemleri (İsmail Sabah)

27/03/2017 - 19:43 Çanakkale Müstahkem Mevkii’ye Bağlı Top Mermisi Çeşitleri (Bayram Akgün)

25/03/2017 - 20:58 GeliboluyuAnlamak Özel- 100. Yılında Gazze Muharebeleri Kahramanlarını Anıyoruz (Tuncay Yılmazer)

17/03/2017 - 21:15 18 Mart Özel Makalesi - Yaşayanların Ağzından 18 Mart Boğaz Muharebesi (Ahmet Yurttakal)

16/03/2017 - 08:51 18 Fotoğrafla Çanakkale Boğaz Muharebesi 18 Mart 1915 - 18 March 1915 Dardanelles Assault with 18 photographs (Ahmet Yurttakal)

13/03/2017 - 05:47 Çanakkale Muharebeleri’nde Bir Hile: Sahte Toplar (Bayram Akgün)

07/03/2017 - 04:27 Çanakkale Zaferi’nden Mescid-i Nebevi’ye (Enver Paşa’nın 1916 Filistin-Hicaz ziyareti) (Tuncay Yılmazer)

23/02/2017 - 07:48 Gelibolu Savunması Bir Karargâh Çalışması - General G.S. Patton (Haluk Oral)

09/02/2017 - 06:24 İkinci Kirte Muharebesi (6-8 Mayıs 1915 Taarruzları) (Yücel Özkorucu)

31/01/2017 - 12:29 Türk Boğazları Meselesi (Ayhan Candan)

24/01/2017 - 05:39 Kanlı Bir Mendil Hikayesi (Ömer Arslan)

19/01/2017 - 10:32 Irak Cephesinde Gönüllü Kahramanlar Osmancık Taburu (Muzaffer Albayrak)

23/12/2016 - 20:32 Atlas Tarih Dergisi Aralık-Ocak Sayısında 1916 Sina Filistin Hicaz Cephesi (Tuncay Yılmazer)

13/12/2016 - 07:23 Birleşik Harekat Tecrübesi Olarak Cihan Harbinde Türk-Alman Askeri İttifakı (Gültekin Yıldız)

02/12/2016 - 20:23 Çanakkale Kara Muharebelerinde Ağıl Dere (Şaban Murat Armutak)

15/11/2016 - 11:48 Çanakkale de Bir Melek Hanım (Muzaffer Albayrak)

01/11/2016 - 05:41 Çanakkale Kara Muharebelerinde Asma Dere (Şaban Murat Armutak)

24/10/2016 - 06:55 42. Alay / Gelibolu 1915 - Ahmet Diriker (Oğuz Çetinoğlu)

10/09/2016 - 11:12 Seddülbahir Kahramanı Bigali Mehmet Çavuş (Ömer Arslan)

03/07/2016 - 14:42 Çanakkale’den 100. Yılında Somme’a:Bir Savaş, İki Muharebe (Mustafa Onur Yurdal)

11/06/2016 - 14:37 I.Dünya Savaşı nda Şii Ulemasının Cihat Fetvaları Çerçevesinde Irak Cephesi (Ziya Abbas)

01/06/2016 - 06:23 Kutülamare- Yarbay Mehmed Reşid Bey in Günlüğü (İ. Bahtiyar İstekli)

23/05/2016 - 12:01 Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Muharebelerinde Sağlık Alanındaki Faaliyetleri (Ayhan Candan)

16/05/2016 - 07:38 Bir Osmanlı Kurmay Subayı- Iraklı Kürt Devlet Adamı, Mehmet Emin Zeki Bey in Yaşam Öyküsü (Tuncay Yılmazer)

10/05/2016 - 13:00 Mezopotamya da Bir Savaş 1915-1916 KutülAmare – Nikolas Gardner ( Tuncay Yılmazer )

07/05/2016 - 07:31 Birinci Dünya Savaşının İslam Dünyasına Etkileri (Yüksel Nizamoğlu)

30/04/2016 - 19:20 Çanakkale Savaşı: Bir Siyasi Mücadele Alanı (Özgür Öztürk)

23/04/2016 - 19:13 25 Nisan 1915 Anzak Çıkarması İlk Saatleri – Daha Erken Müdahale Edilebilir miydi? ( Ahmet Yurttakal )

17/04/2016 - 21:26 Maskirovka Harekatı - KutülAmare bir zafer midir? ( Tuncay Yılmazer )

13/04/2016 - 05:30 Çanakkale Savaşları ve Barbaros’un Batışı (İsmail Bilgin)

28/03/2016 - 11:20 Çanakkale Muharebelerinde Osmanlı Ordusunun Asker Kaybı (Ayhan Candan)

26/03/2016 - 09:55 Eğitimli Neslin Birinci Dünya Savaşı ile İmtihanı ( Dr. Nuri Güçtekin )

24/03/2016 - 10:00 Birinci Dünya Savaşı nda Yozgat Lisesi (Dr. Nuri Güçtekin)

21/03/2016 - 06:35 Çanakkale Seferberliği: Savaş, Eğitim, Cephe Gerisi (Mustafa Selçuk)

17/03/2016 - 08:15 18 MART ÖZEL - Çanakkale Zaferi ve Cevat Paşa (Ahmet Yurttakal)

11/03/2016 - 06:49 Zaferi Kanla Yazan Fındıklılı Mehmet Muzaffer (İsmail Bilgin)

02/03/2016 - 12:48 Kut’ül Amare Zaferi -2 (İsmail Bilgin)

29/02/2016 - 11:29 Kut’ül Amare Zaferi -1 (İsmail Bilgin)

22/02/2016 - 12:27 Gertrude Bell Irak Sınırını Çizen Kadın (Veysel Sekmen)

14/01/2016 - 08:43 Çanakkale Şehidi Feyzi Çavuş’un Zevcesi Zehra Hanımın Padişaha Mektubu (Osman Koç)

23/12/2015 - 16:47 Çanakkale Savaşlarında Binbaşı Halis Bey’e Ait Bir Ganimetin Öyküsü (Serdar Halis Ataksor)

10/12/2015 - 18:03 Mesudiye Zırhlısının Dramı (Cemalettin Yıldız)

06/12/2015 - 20:29 Kut’ülamarenin Türklere Tesliminden Sonra Irak İngiliz Ordusunun Faaliyetlerine Dair Rapor (Haz. Serdar Halis Ataksor)

01/12/2015 - 10:11 10 Ağustos 1915 Conkbayırı Süngü Hücumu (Muzaffer Albayrak)

17/11/2015 - 21:09 Çanakkale Deniz Muharebelerinde Verilen Zayiatlar (Ahmet Yurttakal)

10/11/2015 - 05:19 Reis-i Cumhur Mustafa Kemal in Çanakkaleyi ziyaretleri (M. Onur Yurdal )

08/11/2015 - 22:04 Mustafa Kemal Paşanın Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşına girişiyle ilgili görüşlerine dair bir belge

Osmanlı Devleti Umumi Harpte Tarafsız Kalabilir miydi? - Yusuf Akçura (Değerlendirme: Muzaffer Albayrak)

Nazım’ın Dayısı Çanakkale Şehidiydi (Melih Şabanoğlu)

Çanakkale Destanının Ölümsüz Efsaneleri (Osman Koç)

21/10/2015 - 04:02 100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale’de Programı

17/10/2015 - 11:50 Çanakkale Savaşı'nın Kanada'da Bıraktığı İzler (Birol Uzunmehmetoglu)

27/09/2015 - 16:01 1917 Yılında Hicaz Cephesi:Arap İsyanının Yayılması ve Medine’nin Tahliyesi Programı (Yüksel Nizamoğlu)

22/09/2015 - 13:07 III. Kolordu’nun Çanakkale Muharebeleri’ne Hazırlanış Süreci (İsmail Bilgin)

15/09/2015 - 04:28 Kutü-l Amare Kahramanı Halil Kut Paşa (Enes Cifci)

11/08/2015 - 04:07 Türkiye Büyük Savaş a Nasıl Girdi? ( Emre Kızılkaya )

29/07/2015 - 03:30 1915 Gelibolu Harbi Günlüğü- Kazım Şakir (İ. Bahtiyar İstekli)

07/07/2015 - 02:49 Suyu Arayan Adamların Öyküsü - Millete Deva Olmak , Osmanlı Savaş Esirleri, TIP ve Milliyetçilik ( 1914-1939 ) -Yücel Yanıkdağ (Tuncay Yılmazer)

30/06/2015 - 03:55 Tarih, Otobiyografi ve Hakikat Yüzbaşı Torosyan Tartışması ve Türkiye’de Tarih Yazımı (Derleyen: Bülent Somay)

21/06/2015 - 16:34 Türklere Esir Olmak (Doğan Şahin)

23/05/2015 - 04:36 Çanakkale Savaşı

16/05/2015 - 15:30 İtilaf Devletleri Askerlerinin Gözüyle Çanakkale

12/05/2015 - 12:50 Muaveneti Milliye Muhribi Torpito Zabiti Ali Haydar Öztalay (Çimen Yüksel)

09/05/2015 - 08:24 Osmanlılar ve Ermeniler / Bir İsyan ve Karşı Harekâtın Tarihi (Edward J. Erickson)

03/05/2015 - 15:39 Neuve Chapelle’den Gelibolu’ya: Bir Askeri Planın Gelibolu’da Uygulamaya Konulması ( Mustafa Onur Yurdal )

28/04/2015 - 03:52 Cephe Arkadaşı Çanakkale Cephesi

25/04/2015 - 03:07 Çanakkale Müstahkem Mevkii Bataryalarının 25 Nisan 1915 ‘teki Rolü (Bayram Akgün)

24/04/2015 - 15:07 25 Nisan 1915 üzerine Gelibolu’yu Anlamak’ta çıkmış makalelerden seçmeler (Tuncay Yılmazer)

18/04/2015 - 17:10 Çanakkale Şehitleri Listesinde Ezineli Yahya Çavuş’un Adı Yok (Osman Koç)

10/04/2015 - 00:06 Kıyamet Koptuğunda - Hasan Cevdet Bey

03/04/2015 - 01:36 Rusya’daki 90.000 Osmanlı Savaş Esiri ve Sarıkamış Muharebesi (Yücel Yanıkdağ)

27/03/2015 - 17:57 Bir Hikayenin Daha Sonu: Topçamlar Tabyası (Bayram Akgün)

14/03/2015 - 07:57 Düşmana Korku Salan Efsanevi İntepe Topçularından Topçu Üsteğmen Mehmet Ali Bey (Muzaffer Albayrak)

11/03/2015 - 02:38 Seddülbahir’de Yalnız Top-210/40’lık Roon Topu (Bayram Akgün)

01/03/2015 - 13:31 Çanakkale Muharebeleri’nin İdaresi, Komutanlar - Strateji (Ed.: Lokman Erdemir, Kürşat Solak)

24/02/2015 - 17:39 Çanakkale Cephesinde Bir Damla Su İçin- Gelibolu Yarımadasında Jeoloji ve Muharebe İlişkisi ( İsmail Bilgin )

15/02/2015 - 17:55 Hashtag Tarih Dergisi Şubat 2015 Sayısında Kitap Değerlendirme Yazısı

08/02/2015 - 07:11 “Hafız Hakkı Paşanın Sarıkamış Günlüğü” Kitabıyla İlgili Mülahazalar (İsmail Bilgin)

// Bir Asır Sonra Ermeni Tehciri ve Çanakkale Üzerine… 100. Yıl Nasıl Anılmalı? (Tuncay Yılmazer)

23/12/2014 - 08:24 Sarıkamış İhata (Kuşatma) Harekâtı (İsmail Bilgin)

17/12/2014 - 02:24 Kut ül Amare Zaferi (Necmettin Özçelik)

08/12/2014 - 18:22 1. Dünya Harbi

06/12/2014 - 13:44 The Water Diviner – Son Umut Filminin Galasından Notlar… ( Tuncay Yılmazer )

01/12/2014 - 17:22 Cevat Çobanlı Paşa Çanakkale Kahramanı -Ahmet Yurttakal

16/11/2014 - 01:54 Goltz Paşa nın Mirası, Türkiye nin Geleceği – Osmanlı Devletinin 1. Dünya Savaşı na Girişi üzerine ( Tuncay Yılmazer )

10/11/2014 - 04:07 Turkish–Australian Reapprochement In The Light Of The Gallipoli Campaign (Kenan Çelik)