GELİBOLU’YU ANLAMAK

Birinci Dünya Savaşı

Çanakkale Muharebe Sahasını Bir Ziyaret – Bölüm 2: Turgut Bataryası (Emre Özmen)

Çanakkale Muharebe Sahasını Bir Ziyaret – Bölüm 2: Turgut Bataryası (Emre Özmen)

Turgut Bataryası ilk atışını 5 Şubat 1916 günü yapmıştır. Saat 14:00’da Gökçeada istikametinden Gelibolu Yarımadası’na yaklaşan bir İngiliz korumalı kruvazörü, Seddülbahir’i bombardımana başlamıştır. Bombardımana Seddülbahir’deki toplarla birlikte Turgut Bataryası da cevap vermiş ancak gemi, bataryanın 10.800 metrelik azami menzilinin dışında kaldığından atışlar tesirsiz olmuştur. Batarya ilk ciddi çarpışmasınaysa 22 Şubat’ta girmiştir. Bu dönemde hemen her gün bir veya birkaç İngiliz gemisi Boğaz’a yaklaşmakta ve tespit ettiği hedefleri topa tutmaktadır. İki muhriple birlikte Boğaz girişine yaklaşan Eclipse sınıfı bir İngiliz korumalı kruvazörünün Seddülbahir’i bombardımana başlaması üzerine Turgut Bataryası ateş açmış ve gemilerle düelloya girmiştir. Gemiler nihayetinde herhangi bir zayiat verdiremeden bölgeden ayrılmıştır. Batarya bu günden sonra gemilerin dikkatini çekmeye başlamıştır. (E.Ö.)

Çanakkale Muharebe Sahasını Bir Ziyaret: 16’ncı Tümen Şehitlerinin İzinde (Emre Özmen)

Çanakkale Muharebe Sahasını Bir Ziyaret: 16’ncı Tümen Şehitlerinin İzinde (Emre Özmen)

Çanakkale muharebeleri tarihinin yazımında önemli bir yere sahip olan Charles Bean, 1915’te savaş muhabiri olarak bulunduğu Çanakkale’ye 1919’da bu kez Avustralya Tarih Heyeti’nin başkanı olarak dönmüştür. Bean’le birlikte fotoğrafçı, ressam ve askerlerden oluşan sekiz kişilik heyetin görevi, Avustralyalıların savaştığı Arıburnu ve Kirte muharebe sahasını gezip cephenin Türk tarafını da görerek “cevapsız kalan soruları cevaplandırmak,” Avustralya’da sergilenmek üzere arazideki savaş kalıntılarından örnekler almak ve aynı zamanda savaş mezarlıklarının durumunu tespit etmekti. Bean’in 24 günlük bu gezi sırasında elinden düşürmediği not defteri, Çanakkale muharebeleri araştırmaları ve saha çalışmaları için hala eşsiz bir kaynak ve bir rehberdir. (E.Ö.)

Çanakkale Muharebeleri Anlatım ve Değerlendirme (Şahin Aldoğan – Melike Bayrak Özçelik)

Çanakkale Muharebeleri Anlatım ve Değerlendirme (Şahin Aldoğan – Melike Bayrak Özçelik)

Çanakkale Savaşı’nın stratejik, operasyonel ve taktik planlamaları hangi düşüncelerle yapıldı, nasıl uygulandı? İtilaf tarafı ve Türk tarafı savaşa nasıl hazırlandı, elindeki kuvveti nasıl kullandı, olanakları arasındaki orantısızlık, elde ettikleri sonuçlara nasıl yansıdı? Tek tek muharebelerde hangi dikkate değer olaylar yaşandı? Hayatını Çanakkale Savaşı’nın muharebe coğrafyasını adım adım incelemeye ve komutanından erine dek savaşa katılmış askerlerimizi isim isim araştırmaya adayan Şahin Aldoğan, yarım asırdır sürdürdüğü çalışmalardan süzdüğü değerlendirmeleri okurla paylaşıyor. Her bir çarpışmanın özetlenip İtilaf tarafı ve Türk tarafı olarak ayrı ayrı ve ayrıntısıyla değerlendirdiği kitapta, kafalarda soru işareti olarak kalmaya devam edenler dahil, birçok olaya ilişkin bilgi ve tecrübe dolu yorumlar okurla buluşuyor. Başta Mustafa Kemal olmak üzere kişisel inisiyatifleriyle yurt savunmasını kahramanlık düzeyine çıkararak bu zaferi bize armağan edenlerin anıları onurlandırılıyor.
Bu kitabın okuru, Türk yayıncılığı açısından yeni bir uygulamadan yararlanacak: İlgili sayfadaki karekodu okutup muharebelere dair harita ve krokilerin renkli ve istediği ölçüde büyütebileceği versiyonuna ulaşarak kırk beş görseli yakından inceleyebilecek. (Ş.A.-M.B.)

18 Mart 1915 Deniz Savaşı’nda Şehit Olan Askerleri Anma Amacıyla Yapılan İlk Tören ve Bu Törenin “Şehitleri Anma Günü” Olarak İlan Edilmesi (Burhan Sayılır)

18 Mart 1915 Deniz Savaşı’nda Şehit Olan Askerleri Anma Amacıyla Yapılan İlk Tören ve Bu Törenin “Şehitleri Anma Günü” Olarak İlan Edilmesi (Burhan Sayılır)

18 Mart Deniz Savaşı’nda şehit olan askerlerin anısını yaşatmak ve kahramanlıklarını yad etmek amacıyla olaydan bir yıl sonra, 18 Mart 1916’da yapılacak ilk tören için girişimlere başlanmıştı. Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Nihat Paşaya gönderilen 12 Mart 1916 tarihli bir yazıda, “…18 Mart 1915 Deniz Savaşı münasebetiyle, bu tarihte şehit olan askerlerin hatıralarını yaşatmak ve yad etmek amacıyla askeri bir tören yapılacaktır…” denilmişti. Bu makalede, Dünya tarihinde büyük öneme sahip olan 18 Mart 1915 Deniz Savaşı’nda şehit olan Türk ve hayatını kaybeden Alman askerleri için yapılan 18 Mart 1916 tarihli ilk tören ve bu törenin yapılacağı günün de Türkler için şehitleri anma günü olarak ilân edilmesi işlenecektir. (B.S.)
Bu makale daha önce Akademi Günlüğü Toplumsal Araştırmalar Dergisi, Cilt 1, Sayı, 1, Güz 2005, s. 99:104’te yayınlanmış olup yazarın izni ile sitemize konulmuştur.

18 Mart Kahramanları –                                Cesaret ve Fedakarlığın Madalya ile Ödüllendirilmesi (Muzaffer Albayrak)

18 Mart Kahramanları – Cesaret ve Fedakarlığın Madalya ile Ödüllendirilmesi (Muzaffer Albayrak)

18 Mart Zaferini kazanan Çanakkale Müstahkem Mevki askerlerinden üstün gayret, fedakarlık ve cesaretleri görülenlerin taltifi için Harbiye Nezareti’nden hazırlanan liste 26 Nisan 1915 tarihli padişah iradesi ile icraya konmuştur. Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili Enver Paşa, Sadrazam Said Halim Paşa ve Padişah Mehmed Reşad’ın imzalarıyla çıkarılan irade ve madalya ile taltif edilip ödüllendirilen 18 Mart Kahramanlarının listesi aşağıdadır. (M.A.)

57. Piyade Alayı ve Sancağı (Ahmet Yurttakal)

57. Piyade Alayı ve Sancağı (Ahmet Yurttakal)

57. Alay’ın sancağı Çanakkale Muharebeleri’nde esir edildiği iddia edilmektedir. Duyarlı birçok kişi tarafından, çok değişik teşebbüslerle sancağın ülkemize getirilmesi için uğraşılmış ve imza kampanyası bile düzenlenmiştir. 57. Alay’ın sancağı gerçekten Çanakkale’de esir edilmiş midir? Bu soru yıllarca tartışılmıştır. Öte yandan 57. Alay’ın bir gecede tamamının şehit olduğu gibi asılsız iddialar da hala zaman zaman ortaya atılmaktadır. Tüm bu asılsız iddia ve söylemler kahraman 57. Alay şehitlerini aziz ruhlarını incitmektedir. (A.Y.)

Hedefleri Aşı Üretmek Olan Bilim Şehitlerimiz ve Ruam (Erol Kabil)

Hedefleri Aşı Üretmek Olan Bilim Şehitlerimiz ve Ruam (Erol Kabil)

I. Dünya Savaşı’nda Almanların bakterileri biyolojik silah olarak kullanılmalarının Osmanlı Devleti’nin bilgisi olup olmadığına dair herhangi bir veri bulunmamakla birlikte, ruam hastalığı, Balkan ve I. Dünya Savaşı yıllarında ordunun ve halkın kullandığı hayvanlarda yaygın olarak görülmekteydi. Bu nedenle hastalıkla mücadelenin önemi bilim insanları tarafından da önemsenmiştir. Savaş öncesi yıllarda az da olsa yapılabilen bilimsel çalışmalar, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanması ve işgal yıllarının başlamasıyla durağanlaşmıştı. Mütareke döneminde yaşanan bilimsel durağanlık işgal yıllarının bitmesi ve Cumhuriyetin ilanı ile ivme kazanmıştır. (E.K.)

I. Dünya Savaşı’nda Silah Olarak Kullanılan Hastalık; Ruam (Erol Kabil)

I. Dünya Savaşı’nda Silah Olarak Kullanılan Hastalık; Ruam (Erol Kabil)

I. Dünya Savaşı’nın tamamında 16 milyondan fazla hayvanın ordulara hizmet ettiği tahmin edilmektedir. Bu hayvanlar ulaşım, iletişim ve taşıma işlerinde kullanılmışlardır. 1914’te savaşanın tarafları büyük süvari birliklerine sahipti. I Dünya Savaşı boyunca çöl seferlerinde at ve devlerin binek olarak kullanılmasının yanında cephelerdeki atlar, eşekler, katırlar ve develer, yiyecek, su, mühimmat ve tıbbi malzeme, köpekler ve güvercinler mesaj taşıma, kanaryalar zehirli gazı tespit etmek için kullanılmıştır. Savaşlardaki önemleri nedeniyle, hayvanlar çoğu zaman hedef olmuşlardır. Bu çalışmada I. Dünya Savaşı’nda hedef olan hayvanlara karşı yapılan biyolojik sabotaj programından ve bu sabotajın temelini oluşturan ruam hastalığının etkileri ile tarafların durumu ortaya konulmaya çalışılmıştır. (E.K.)

Çanakkale Madalyaları (Erdal Kabatepe)

Çanakkale Madalyaları (Erdal Kabatepe)

Osmanlı Devleti’nin yanında yer alan Almanlar da 5.414.004 adet Alman Demir Haç Madalyası dağıtmıştır. Mustafa Kemal de (Atatürk) Alman Demir Haç Madalyası almıştır. Osmanlı Döneminde Çanakkale ile ilgili az sayıda üst düzey komutana ve sivile “Osmanlı İmtiyaz Madalyası”, “Osmanlı Liyakat Madalyası” ve sadece askerlere “Harp Madalyası” verildiği anlaşılmaktadır. Mustafa Kemal’e Çanakkale Savaşları’ndaki başarıları ve gazilik dolayısıyla her üç madalya da verilmiştir. Türkiye’de Cumhuriyet Döneminde “İstiklâl Madalyası”nın verilmesi ile geçmişte verilen madalyaların verilmesi durdurulmuştur. (E.K.)

Asker Aile – Çanakkale Şehitleri Binbaşı Ali Faik Bey ve Teğmen Mehmet Fevzi Efendi (Erdal Kabatepe)

Asker Aile – Çanakkale Şehitleri Binbaşı Ali Faik Bey ve Teğmen Mehmet Fevzi Efendi (Erdal Kabatepe)

Bu yazımda, Binbaşı Ali Faik Bey’i tanıtırken aslında bir “Asker Aile”yi tanıtıyor olacağım. Binbaşı Ali Faik Bey’in babası, 1897 Türk-Yunan Savaşı’nda Epir Cephesi’nde Osmanlının son zaferi Dömeke Meydan Muharebesine katılan ve Padişah’tan takdirname alan Kolağası Şakir Efendi’dir. Babasından askerlik hayatı ile ilgili dinledikleri O’nda dayanılmaz bir asker olma hevesi yarattı. Bunu kardeşi Mehmet Fevzi’ye de aşıladı. Kardeşi Teğmen Mehmet Fevzi Efendi 25 yaşında iken 25 Nisan 1915’te, kendisi de 43 yaşında iken 30 Nisan 1915’te Çanakkale Savaşı’nda şehit oldu. Binbaşı Ali Faik Bey’in tek oğlu oldu, O da asker oldu. Albay Ahmet Naci Kabatepe
2 Eylül 1960 tarihinde, Bitlis’te 34. Piyade Alay Komutanı iken, kendi isteği ile emekli oldu.1994 yılında vefat eden Ahmet Naci Kabatepe, 1934 yılında Soyadı Kanunu çıkınca Babasının Çanakkale Savaş’ında şehit olduğu Kabatepe’nin ismine ilişkin olarak soyadını “KABATEPE” aldı. Albay Ahmet Naci Kabatepe’nin de tek oğlu oldu; bu yazının yazarı ben, ama ben asker değilim. KABATEPE AİLESİ, Çanakkale Savaşı’nda iki subay kardeşi birden şehit veren tek ailedir. (E.K.)