GELİBOLU’YU ANLAMAK

A Review from the other Side of the Hill: Churchill and the Dardanelles by Christopher Bell (Yusuf Ali Özkan)

Churchill’s career as the First Lord of the Admiralty had ended much earlier than the Allied evacuation of the Peninsula by the collapse of Prime Minister Asquith’s government in May 1915. Since that time Churchill has been always in the centre of the debates of Gallipoli because he, — in the eyes of some authors, politicians, and journalists — as a careless adventurist who ignored his naval advisers and colleagues, has been seen sole responsible for the disaster. Professor Christopher Bell’s (Dalhousie University in Halifax/Canada) recent, balanced, and well-analysed study of Churchill and the Dardanelles, however, has evidently changed the ‘conventional wisdom’ about the Churchill’s role in the Dardanelles by clearly stating that he was neither a hero nor a devil. (Y.A.Ö.)

Florence Nightingale’in Eli Anadolu’ya da Değmişti-Kırım Savaşından Unutulan İlk Prefabrik Hastane: Erenköy (Renkioi) (Mustafa Onur Yurdal)

Renkioi Hastanesinin yapımına 1855 Mayıs işte bu eski karantinanın olduğu yerde başlanır ve Ekim 1855’te hastanenin yapımı tamamlanmasıyla kullanıma açılır. Hastane aslında çoğunlukla Kırım’dan gelen değil, Kırım’a giderken hastalanan askerlere hizmet vermek üzere kurulmuştur. Çünkü o dönemdeki buharlı gemilerle Üsküdar’dan Çanakkale’deki Renkioi hastanesine ancak 18 saatte varılabiliyordu. Üsküdar’dan gelen hasta ve yaralılar hastane ile liman arasında kurulan raylar üzerinden atlı tramvayla taşınıyordu. Her biri 50 hasta yatağı kapasitesine sahip 30 prefabrik yapıdan oluşan ve toplamda 1.500 yatak kapasiteli olan hastane Kırım’a uzaklığı nedeniyle istenilen kapasitede çalıştırılamadı. Hastaneye her hafta ortalama 50 yeni hasta katılıyordu. Her pavyonuna iki sıra hasta yatağı yerleştirilebilen havalandırması, su tesisatı, kanalizasyon çukurları iyi planlanmıştı ve sanitasyon açısından ilkleri barındırıyordu. (M.O.Y.)
Bu makale #tarih dergisiTemmuz sayısında yayınlanmış olup yazarın ve editörün izniyle sitemize konulmuştur

Kuşatma ve Esaretin Adı KÛTULAMARE Esir Bir İngiliz Subayın Anıları – Edward W.C. Sandes -(Muzaffer Albayrak)

 I. Dünya Savaşı’nda Irak Cephesindeki İngiliz ordusunda istihkâm subayı olarak görev yapan Yüzbaşı Edward W.C. Sandes’in, savaş ve esaret hayatını anlattığı hatıratı Türkçe’ye tercüme edilerek yayınlandı. Sandes’in 1919 yılında esaret dönüşü Londra’da yayınladığı In Kut And Captıvıty isimli hatıratı, Tuncay Yılmazer tarafından çevrilerek Kuşatma ve Esaretin Adı Kûtulamâre; Esir Bir İngiliz Subayın Anıları adıyla Yeditepe Yayınevi tarafından yayınlandı.
Sandes’in hatıratı 520 sayfalık hacimli bir eser. Türkçeye çevrilen kısmı Kûtulamâre bölümüyle sınırlandırılmış. Yayınevince Kûtulamâre ile ilgili bir kitap hazırlandığından Sandes’in hatıratında esaret hayatını anlattığı bölümler tamamen farklı bir konu olması sebebiyle kitaba dahil edilmemiş. Sandes’in esaret hayatı Haziran 1916’dan Kasım 1917’ye kadar Yozgat’ta, bu tarihten sonra bir yıl kadar Afyon’da geçmiştir. Esir de olsa yabancı bir gözle bu iki şehrin yüz yıl önceki durumunun bilhassa yerel tarih çalışmalarına katkısı olacağı açıktır. Sandes’in ve onun gibi Kastamonu, Yozgat, Afyon, Konya gibi şehirlerde esaret hayatı yaşayan subayların hatıratlarının da okuyucusuyla buluşması gerekli.  
( Bu makale #tarih dergisi Mayıs 2017 sayısında yayınlanmış, yazarın ve editörün izniyle sitemize konulmuştur. )

19. Tümen Kurmay Başkanı İzzettin Çalışlar’ın Çeşitli Konferans ve Yayınlarında Conkbayırı Süngü Taarruzu (Melike Bayrak-Mustafa Onur Yurdal)

Çanakkale muharebelerinin başından sonuna kadar önemli görevlerde ve mercilerde bulunmuş olan Orgeneral İzzettin Çalışlar, bu muharebeler bittikten sonra gerek askeri eğitim açısından, gerek Harp Tarihi, gerek Askeri Tarih açısından önemli konferanslar vermiştir. İzzettin Çalışlar bu konferanslarında Çanakkale muharebeleri sırasında yaşadığı önemli olayları en ince ayrıntısı ile anlatmış, çok iyi bir asker olması sebebiyle de bu muharebeler ile ilgili Askeri Tarih ve Harp Tarihi açsıdan çok iyi değerlendirmelerde bulunmuştur.
Bugünden baktığımızda seney-i devriyesini yaşadığımız Conkbayırı Hücumunun İzzettin Çalışlar’ın çeşitli konferans ve neşriyatlarından hem tarih meraklıları hem de bilimsel anlamda da daha doğru ve farklı anlaşılacağını düşünmekteyiz. İzzettin Çalışlar Harp Akademilerinde verdiği konferanslarda, 1931-32 yıllarında Piyade Mecmuasında yayınlanan “Hücum” ve “Çanakkale Melhamesinden Bir Parça” adlı makaleleri ve 1942 Yılı 10-11-12 Ağustos tarihli “Vakit Gazetesi”nde üç bölüm halinde yayınlanan “İkinci Conkbayırı Hücumu” Conkbayırı Muharebeleri ve Arıburnu’nda kazanılan tecrübeleri içeriyordu. Bu yayınları toplayarak yıl dönümünde yayınlanmasının ayrı bir anlam katacağına ve değerli bir katkı sunacağına katacağına inanıyoruz. (M.B.-M.O.Y.)

Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması 2.Bölüm-2.Gazze Muharebesi(Tuncay Yılmazer )

İkinci Gazze muharebesinin Çanakkale Savaşı Seddülbahir sektöründeki 4 Haziran 1915 tarihli 3. Kirte Savaşı ile olan benzerli dikkat çekicidir. Orada da zırhlı araçlarla desteklenmiş 42.Tümen cepheyi orta hattan yarma teşebbüsünde bulunmuş ancak biraz ilerleyebilse de geri çekilmek zorunda kalmıştı. Burada da tanklarla desteklenmiş 54. Tümen cepheyi ortadan yarmaya çalışmışsa da başarısız olmuştu. Osmanlı tarafı 2. Gazze muharebesinde çok daha üst düzey performans göstermişti. Bu yazı Atlas Tarih Dergisi Şubat 2017 sayısında yayınlanmış, editörün izniyle sitemize konulmuştur. (T.Y)
 

Onların hatırasına bir şeyler yapabilmek (Gürsel Göncü)

Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihî Alan Başkanlığı’nın hazırladığı son çevre düzeni planını okudum.Bu plan, yaklaşık bir ay sonra yürürlüğe girecek ve hemen akabinde detaylandırılarak daha küçük ölçekli (büyük) nazım, imar ve koruma planları yapılacak. Önce şunu söyleyelim: Bu çalışma, 90’lı yılların ortasında rahmetli Prof. Raci Bademli tarafından yapılan planı temel alarak hazırlanmış iyi ve sağlam bir iş. Tabii pratik ayrıntıların değil, temel ilke ve hedeflerin belirtildiği bir metin niteliğinde. Bu anlamda kullanılan genel ifade ve yaklaşımlar güzel ama, uygulamada, özellikle son 25 yılda öyle kepazelikler gördük ki, temkinli olmakta fayda var. Bununla birlikte UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’ne aday olmak ve bununla ilgili mevzuata uymak adına, olumlu bir adım. Bu plana geçmeden önce, kısa bir yakın tarih bilgisi vermek isterim. (G.G) 

Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması-Gazze Muharebeleri(1.Bölüm)(Tuncay Yılmazer)

Sina cephesi’ndeki Osmanı birlikleri Süveyş kanalındaki trafiği engellemek, İngilizlerin can damarlarından birini kesmek şöyle dursun, savaştan önceki sınırlarına geri çekilmişler, İngilizler de Sina Çölüne raylar döşeyerek, gerekli lojistik destekleri sağlayaran Filistin kapılarına dayanmışlardı. Aralık sonunda ve başında İngiliz ve Anzak süvarileri Osmanlıların iki ileri karakolu Magdaba ve Refah garnizonlarını neredeyse birbirinin kopyası harekâtla ortadan kaldırmış, yüzlerce esir almışlardı. Von Kress İngilizlerin Mart ayından itibaren artık Filistin topraklarına saldıracaklarını biliyordu. Emri altındaki birlikler Çanakkale gazisi olan 3. ve 16.Tümenlerdi. (T.Y)Bu yazı Atlas Tarih Dergisi Şubat-Mart 2017 Gazze Muharebeleri dosyası içerisinde yayınlanmış, editörden alınan izinle sitemize konulmuştur. Savaşın yaşandığı coğrafya hakkında bilgi veren ve bölgenin fotoğraflarını bizlerle paylaşarak  destek olan İbrahim Jaradah ve Dr. Ahmet Köse’ye çok teşekkür ederim (T.Y)

Çanakkale’ye Mührünü Vuran Efsane Gemi Nusret’in Mührü (Seyit Ahmet Sılay)

Çanakkale Muharebeleri ile alâkalı hemen hemen her tür objeyi yıllar içinde koleksiyonuma ve dolayısıyla milletimize kazandırdım. Ancak, 18 Mart gününe âit, birkaç evrak, fotoğraf ve 
kartpostal dışında bir şey yoktu. Şüphesiz 18 Mart’ın kahramanı, Nusret Mayın Gemisi ve bataryalardı. 
21 Haziran 2017, Şehit Teğmen İbrahim Naci nin şehadetinin 102. senesi idi. Tevâfuken Kadir gecesi gününe rast gelmişti. Bu düşünceler içindeyken cep telefonuma bir mesajla fotoğraf geldi. 
Sülüs hatt tarzında yazılmış bir mühürdü. Hemen ardından gelen açıklayıcı metinle dondum kaldım. “Nusret Vapur-ı Hümâyûnı 1914” yazıyordu. 
Nusret Mayın Gemisi’nin mührüne bakıyordum. Mesajı gönderen arkadaşı hemen aradım. Evet! Satıyorlardı. Hiç pazarlık yapmadan teklif ettikleri rakamı hesaplarına gönderdim. 
Bu hadise olduğunda bayram dolayısı ile Ankara’da bulunuyordum. Aynı gün kargoya verilmesini istedim. İstanbul’da ki adresime göndermişlerdi. Tatilimi kısa keserek Bayram ertesi İstanbul’a döndüm. Bir an önce dokunmak istiyordum. Kargoyu açtığımda; 1950’li yıllarda annelerimizin kullandığı en küçüklerinden bozuk para cüzdanı, içinde kırmızı pamuktan, el dikişi olduğu belli olan bir kesenin içindeydi. (S.A.S)

İkinci Bir İntihal Vakası ve Çanakkale Savaşı Popüler Kitapları Üzerine (Tuncay Yılmazer)

Birinci Dünya Savaşı’nın kaderini değiştiren bir muharebeler zincirini “Bir İngiliz birliğini alıp götüren bulut ve bu sayede kazanılan savaş” hikayesi ile mi anlamaya çalışacağız? Saka Hüseyin, Seyit Onbaşı’nın attığı Ocean’ın bacasından içeri giren mermi, mermilerin önüne eğilen ağaçlarla mı anlatımlarımızı süslersek Çanakkale çok mu iyi bilinecek? Bayramın son günü bir kitapçıda benzer bir esere karşılaştım. Yeni bir şeyler var mı diye incelerken aynı makalemin ikinci kez intihal edildiğini gördüm. Pes ki pes doğrusu! Bu nasıl pişkinliktir böyle? Üstelik ilkinde özür dilenmişti! Muhafazakar camianın üzerinde titrediği isim, ahlaklı olmamızı, dindar olmamızı öğütleyen herşeyi bilen Büyük üstadımız (!) bir kitabında intihal ettiği makalemi alıp başka bir kitabında kullanmakta tereddüd etmemiş. İlkinde yaptığı gibi sonucu da kendi anlayışına göre değiştirerek!… (T.Y)

Çanakkale Muharebelerine Katılan Komutanların Biyografileri,Dr. Hülya Toker (Ahmet Yurttakal)

Çanakkale Muharebelerinde zafere giden yolda şüphesiz en önemli olan komuta kademesinin sevk ve idaresidir. Bugün bu komutanlardan akıllarda kalan birkaç alay ya da tümen komutanıdır. Bu eserle birlikte birçok alay ve tümen komutanını daha öğrenilmiş olunacaktır.”Çanakkale Muharebelerine Katılan Komutanların Biyografileri (Belge ve Fotoğraflarla)” adlı eserde; Çanakkale Cephesi’nde görev yapmış alay, tümen ve üst kademedeki toplam 149 subayın biyografilerine yer verilmiştir.  (A.Y.)