18 Mart Özel Makalesi - Yaşayanların Ağzından 18 Mart Boğaz Muharebesi (Ahmet Yurttakal)

Tarih: 17/03/2017   /   Toplam Yorum 0   / Yazar Adı:      /   Okunma 731

image

Saat 11.15’i gösterdiğinde Triumph muharebe gemisi, Anadolu yakasındaki Halileli sırtlarına 13 bin metreden ilk ateşi açtı. İntepe'deki 12 cm’lik muhasara bataryası ateşe karşılık verdi. Bu ilk mermiyle Çanakkale Boğaz Muharebesi başlamıştı.
Birleşik Filonun A hattının en büyük gemisi Queen Elizabeth Anadolu Hamidiye Tabyası’nı ateş altında tutarken, Agememnon Rumeli Mecidiye Tabyasını, Lord Nelson Namazgah Tabyasını, İnflexible ise Rumeli Hamidiye Tabyasını kendine hedef seçmiş, buraları bütün güçleriyle aralıksız ateş altına almışlardı. 380 milimetrelik gülleler, düştükleri yerlerde derin çukurlar açıyor, toprağın altını üstüne getiriyordu. Gemilerin, tabyaların menzilleri dışında olması bu ateşe karşılık verilmesine imkân vermiyor, ara sıra tabyalardan askerin şevkini artırmak için ateş açılsa da hedefin çok berisinde denize düşüp, sadece büyük bir su kütlesini metrelerce hava

Devamı

18 Fotoğrafla Çanakkale Boğaz Muharebesi 18 Mart 1915 - 18 March 1915 Dardanelles Assault with 18 photographs (Ahmet Yurttakal)

Tarih: 16/03/2017   /   Toplam Yorum 0   / Yazar Adı:      /   Okunma 522

image

18 Mart 1915 günü Boğaz savunmasında üstün cesaret gösteren asker ve kumandanlar büyük bir başarı kazanmışlardı. Tüm yokluk ve sıkıntıyla bu zaferi kazanarak tüm dünyaya adeta ders vermişlerdi. Bu gün yaşanan zaferi 18 fotoğrafla özetlemek istedik. Zaferin mimarı şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. (A.Y.)

The Story of the 18 March 1915 Naval Attack to the Dardanelles with 18 historical images.

Devamı

Çanakkale Muharebeleri’nde Bir Hile: Sahte Toplar (Bayram Akgün)

Tarih: 13/03/2017   /   Toplam Yorum 0   / Yazar Adı:      /   Okunma 471

image

Çanakkale Muharebeleri tarihte birçok yeni teknolojinin ve taktiklerin kullanıldığı bir muharebedir. İlk deneme atışını bile bu savaşta yapacak olan teknolojik harikaya sahip bir savaş gemisi, savaş aracı olarak uçakların kullanılması, kara toplarından uçaksavarların yapılması vb. gibi birçok yenilikler görülmektedir. Bunlara benzer taktiklerin biri de Türkler tarafından yapılan sahte toplardı.
Eldeki topları ve cephaneyi kullanmakla birlikte bunları korumak da bir o kadar önemliydi. Çünkü toplarımızdan atılan bir merminin karşılığı binlerce mermi ile veriliyordu. Bu yüzden yeni taktikler geliştirilip topların korunması sağlanmalıydı. (B.A.)

Devamı

Çanakkale Zaferi’nden Mescid-i Nebevi’ye (Enver Paşa’nın 1916 Filistin-Hicaz ziyareti) (Tuncay Yılmazer)

Tarih: 07/03/2017   /   Toplam Yorum 0   / Yazar Adı:      /   Okunma 659

image

Birinci Dünya Savaşı dönemi Osmanlı İmparatorluğu'nun kudretli Harbiye Nazırı Enver Paşa , savaş boyunca hem cepheyi denetlemek hem de komuta kademesinin sorunlarını yerinde dinlemek için özellikle 1916- 1917 yıllarında Filistin, Irak ve Avrupa cepheleri gibi Anadolu dışındaki cephelere ziyaretler gerçekleştirmişti. Bunların en önemlilerinden biri 12 Şubat 1916’dan itibaren İstanbul’dan başlayıp 4.Ordu mıntıkalarını denetlemeyi amaçlayan gezisidir. Enver Paşa’yı 4.Ordu Komutanı Cemal Paşa Pozantı’da karşılamış, gezinin sonuna kadar da eşlik etmişti. Nefer kaputu giydiği, son derece mütevazı olduğu belirtilen Enver Paşa’nın 1916 yılı Şubat ve Mart aylarında yaptığı Medine’ye kadar uzanan seyahati parlak, debdebeli ve muzafferane olmuştu.
Gezi 9 Mart 1916’da sona ermişti. Görülen o ki; Enver Paşa Çanakkale Zaferi’ni Osmanlı vatandaşı Araplarla birlikte anmayı amaçlamış, sembolik anlamda zaferi Medine’yle paylaşmak istemişti. Ancak bunun çok etkili olmadığı birkaç sene içerisinde anlaşılacaktı. (T.Y)
Bu makalenin bir bölümü Atlas Tarih dergisi Aralık 2016 sayısında yayınlanmış, editöryel izinle sitemize konulmuştur.

Devamı

Gelibolu Savunması Bir Karargâh Çalışması - General G.S. Patton (Haluk Oral)

Tarih: 23/02/2017   /   Toplam Yorum 0   / Yazar Adı:      /   Okunma 497

image

Elinizdeki metin, Patton’ın 1936’da Hawaii’de görevliyken yazdığı Gelibolu Savunması’dır. Bu çalışmada, görevli olduğu üssün bulunduğu Oahu Adası’nın Mauna Lahilahi ve Nanakuli burunlarını Gelibolu Yarımadası’nın Büyükkemikli ve Küçükkemikli burunlarına benzeterek, Anafartalar çıkarmasını Hawaii’ye tatbik etmeye çalışmıştır. Patton’ın makalesi, İkinci Dünya Savaşı’nın en büyük yanıltmasında rol oynamış olabilir. Kuzey Afrika’dan sonra Sicilya’da savaşan Patton oradan müttefiklerin kumandanı General Eisenhower’ın emriyle, 1944’ün başında İngiltere’ye geçer. Halen Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan Üçüncü. Ordu’nun kumandanlığına atanır ve bu görevi çok gizli tutulur. Çalışmanın Çanakkale üzerine yazılan kitaplarda pek referans olarak gösterilmemesini, askeri bir kaynak olup gün yüzüne çıkmamasına bağlıyoruz. Sonradan yazılan yüzlerce kitap Patton’ın çalışmasından çok daha ayrıntılı bilgiler verse de, “Gelibolu Çalışması”, Patton’ın ulaştığı sonuçlar açısından incelenmeye değerdir.(H.O.) 

Devamı

İkinci Kirte Muharebesi (6-8 Mayıs 1915 Taarruzları) (Yücel Özkorucu)

Tarih: 09/02/2017   /   Toplam Yorum 0   / Yazar Adı:      /   Okunma 943

image

Gelibolu Yarımadası’nın güney bölgesinde ½ Mayıs gece taarruzundan sonra ¾ Mayıs gecesi düzenlenen yeni bir taarruz girişimi başarılı bir sonuca götürülememiş ve Türk birlikleri bir kez daha gece karanlığında birbirine karışarak ve düşman donanmasının ve kara topçularının ateşleri ile makineli tüfeklerin yakıcı tesiri altında eski mevzilerine geri çekilmek zorunda kalmışlardı. Bu taarruzlar sırasında toplam 10.000 civarında zayiat verilmiş, ancak cephe hattında Türk kuvvetleri için kazanç adına belirgin bir değişiklik meydana gelmemişti. Güney Bölge Komutanlığı’na getirilmiş olan Albay von Zodernshtern, 4 Mayıs günü hastalığı gerekçesiyle görevinden alınarak İstanbul’a gönderilmiş. 4 Mayıs günü 5’inci Ordu Komutanlığı’nın sorumluluğunda bulunan tüm bölgelerde komuta ve idare değişikliğine gidilmiş, grup komutanlıkları oluşturularak Güney Grup Komutanlığı’nın başına General Weber getirilmiş ve bu grup doğrudan Ordu Komutanlığı’na bağlanmıştı. [a] Bu durumda 3’üncü Kolordu Komutanı Esat Paşa, Kuzey Grup Komutanlığına getirilmiş ve sorumluluk alanı daraltılmıştı. (Y.Ö.

Devamı

Türk Boğazları Meselesi (Ayhan Candan)

Tarih: 31/01/2017   /   Toplam Yorum 0   / Yazar Adı:      /   Okunma 896

image

Karadeniz’i Akdeniz’e ve Asya’yı Avrupa’ya bağlayan boğazlar siyasi askeri ve ekonomik ehemmiyeti dolayısıyla yüzyıllar boyunca birçok devletin ilgisini çekmiş ve her zaman mücadele sebebi olmuştur. Boğazları hakimiyeti altında tutan devlet kara ve deniz harekâtlarında büyük üstünlük sağlamaktadır. Sırasıyla eski dönemlerde Truvalılar Atinalılar Ispartalılar ve İranlılar; Roma İmparatoru Konstantin Bizanstionu merkez yapmasından ve Bizans imparatorluğu kurulmasından sonra Hunlar Avarlar İranlar ve Araplar İstanbul ve boğazları ele geçirmek için kıyasıya mücadele ettiler. Osmanlı devletinin kurulmasıyla kısa sürede bölgede güçlenerek diğer devletlerin aksine 1353 te Çanakkale boğazını geçerek Rumeli’ye hakim olmaya başladılar. 29 Mayıs 1453 te Bizans’ı yenerek boğazların egemenliği tamamen Türklerin eline geçti. Boğazların güvenliğini artırmak amaçlı Fatih Sultan Mehmet Kilitbahir ve Seddülbahir kalelerini ve Çanakkale boğazı ağzındaki bulunan Bozcaada’ya hisar inşa etti. (A. C.)

Devamı

Kanlı Bir Mendil Hikayesi (Ömer Arslan)

Tarih: 24/01/2017   /   Toplam Yorum 8   / Yazar Adı:      /   Okunma 3088

image

Çanakkale Savaşları üzerinden 100 yılı aşkın bir zaman geçmesine rağmen, günümüzde bile toplumlar ve insanlar üzerindeki etkileri devam ediyor. Gün yüzüne çıkan her hatıra bizleri derinden sarsıyor. Bu hatıraların kimi Türk askerine, kimi ise yabancı askerlere aittir. Bazı savaştan kalma hatıralar vardır ki oda iki tarafı ilgilendirir. İşte anlatacağımız bu araştırmamız da o türden bir hatıranın izinden gidilmektedir. Çanakkale Biga ilçesine bağlı Hacıpehlivan köyünden bir şehidimizin ailesinde tespit ettiğimiz, üzerinde üç askerin yaşam izlerini barındıran kanlı bir mendil, bilinmeyen hayatlarının kapılarını araladı.
64. Alay 1. Taburu erlerinden Yusuf ve Ali arkadaşlarıyla birlikte 2/3 Mayıs tarihlerinde yapılan Otago Taburu'nun taarruzunda büyük bir mücadele ortaya koydular. Bölgede defnedilmeyi bekleyen birçok şehit ve kurtarılmayı bekleyen birçok yaralı vardı. Ali defin işine yardım ederken yerde bir mendil gördü ve belki lazım olur diyerek cebine koydu, işini yapmayı sürdürdü. Türk askerinin yerde bulduğu bu mendil karşı cephede savaşırken ölen Yeni Zelandalı George Thomas Uren'e aitti. ( Mendilin bir köşesinde " 28. doğum gününde annesinden George'a " diğer köşesinde ise " 2 Nisan 1915 George Thomas Uren " yazmaktadır.) (Ö.A.)

Devamı

Irak Cephesinde Gönüllü Kahramanlar Osmancık Taburu (Muzaffer Albayrak)

Tarih: 19/01/2017   /   Toplam Yorum 1   / Yazar Adı:      /   Okunma 900

image

1. Dünya Savaşı başında Rumeli ve Kafkasya’dan gelen gönüllüler ile bilhassa Kocaeli ve Sakarya bölgesinden gelen gönüllülerden seçme “özel birlikler” kurulması fikri Enver Paşa tarafından da uygun görülünce, her ordu için bir tabur kurulmasına karar verilmişti. Kurulacak özel birlikleri bir isim verilmesi gerekiyordu. Konulacak ismin, kurulan özel birliklerin ruhunu yansıtacak, tarihi, kültürel sembol bir isim olması isteniyordu. Bu sebeple İttihat ve Terakki ile yakın temasta olan şair ve edebiyatçılara danışıldı. Rivayete göre bu isim arayışı içerisinde danışılan kişilerden Ömer Seyfettin, Aka Gündüz ve Ziya Gökalp’in kendi aralarında ittifak edip önerdikleri Osmancık adı kabul edildi. Enver Paşa ve Süleyman Askeri Bey, Osmancık Taburlarından her ordu bünyesinde birer tane kurulmasını istiyordu. Ancak savaş boyunca yalnız iki tabur kurulabilmişti. (M.A)

Devamı

Atlas Tarih Dergisi Aralık-Ocak Sayısında 1916 Sina Filistin Hicaz Cephesi (Tuncay Yılmazer)

Tarih: 23/12/2016   /   Toplam Yorum 0   / Yazar Adı:      /   Okunma 524

image

Birinci Dünya Savaşı’nda 1916 yılında Osmanlı orduları açısından mücadelenin ana ekseninin Ortadoğu’ya doğru kaydığını görüyoruz.Ben de bu yılda Sina-Filistin-Hicaz cephesinin önemli olaylarını ve düşüncelerimi Atlas Tarih Dergisi’nin son sayısında yazdım. Bu vesileyle de birkaç noktaya dikkati çekmek istedim. İlk olarak Sina-Filistin cephesini Hicaz cephesinden ayrı değerlendiremeyiz. 1916’nın kırılma noktası olarak Sina yarımadasındaki Romani Muharebesi özel ilgiyi hakediyor. İkincisi Arap isyanında Batılı tarihçilerin iddialarının aksine Arabistanlı Lawrence değil taraf değiştiren Arap kökenli Osmanlı subaylarının çok daha önemli rol oynadığını savundum. Cafer Al Askeri, Nuri Es Said gibi subayların Şerif Hüseyin’in oğlu Faysal’ın kurmay kadrosunu oluşturduğunu, düzensiz bedevi birliklerini Osmanlı ordusuna karşı başarıyla yönettiklerini belirttim. Arap aydınlarının Cemal Paşa tarafından asılmasının savaşın seyrine olumsuz etkisi olduğu açık. Bu konu üzerinde çok daha ayrıntılı çalışmalar gerekli. Son olarak Osmanlı devletinin ciddi tehdit altındayken Avrupa cephelerine asker gönderilmesinin çok büyük bir hata olduğunu düşünüyorum. Bu yazıyla ilgili görüş ve eleştirilerinizi her zaman beklerim. İyi okumalar. (T.Y)

Devamı

Birleşik Harekat Tecrübesi Olarak Cihan Harbinde Türk-Alman Askeri İttifakı (Gültekin Yıldız)

Tarih: 13/12/2016   /   Toplam Yorum 0   / Yazar Adı:      /   Okunma 1002

image

Eğer hem Alman hem de Osmanlı ordularının başkomutanlıkları, aslında her stratejik karargâhta gözlemlenebilecek türden, buyurganlık ve sahadan yükselen eleştirilere kayıtsızlık yerine iletişim ve yönetişime daha açık bir tavır sergilemiş olsaydı belki de ters giden bazı şeyleri vaktinde değiştirmek kabil olabilirdi. Çünkü her iki tarafta da, sadece yabancı olan müttefikini değil bizzat kendi ordusunun yüksek sevk ve idaresini de iyi niyetle tenkit eden, gerçekçi bir analizle ve uzlaşmacı bir dille alternatifler öneren subay ve generaller mevcuttu.
Birinci Dünya Savaşı’ndaki Türk-Alman askerî ittifakı, başarısız neticesinden etkilenmeden ve sadece bir tarafı günah keçisi haline getirmeden derinliğine incelenebilirse, özelde Osmanlı/Türk askerî tarihi genel olarak ise modern birleşik harekât tarihi açısından faydalı olacaktır. (G.Y)

Devamı

Çanakkale Kara Muharebelerinde Ağıl Dere (Şaban Murat Armutak)

Tarih: 02/12/2016   /   Toplam Yorum 0   / Yazar Adı:      /   Okunma 1035

image

9 Ağustos sabahına kadar Ağıl Derenin kolları içinde dağılıp kaybolan ve düzenden çıkan 29’uncu Hint Tugayı’ndan ancak bir bölük o sabah Besim Tepeye ulaşabilmiş, onlar da kısa süre sonra üzerlerine oturan topçu ateşi ve Türk taarruzu ile geri çekilmek zorunda kalmışlardı. 10 Ağustos’ta Conkbayırı'ndaki süngü taarruzuyla geri atılan Anzac birlikleri ile aynı hatta tutunmak için geriye çekilerek Ağıl Derenin karmaşık tepe ve vadilerinde yeni hat oluşturmuşlardı. Tahliyeye kadar Ağıl Dere ve kollarının kaynak kısımları Türklerin elinde, aşağı bölümleri İtilaf kuvvetleri işgalinde kalmıştı. (Ş.M.A.)


Bu makale ilk olarak www.canakkalemuharebeleri1915.com sitesinde yayınlanmış olup editörünün ve yazarının izniyle sitemize konulmuştur. (T.Y)

Devamı

Çanakkale de Bir Melek Hanım (Muzaffer Albayrak)

Tarih: 15/11/2016   /   Toplam Yorum 2   / Yazar Adı:      /   Okunma 1715

image

Melek Hanım Çiftliği ismine, savaş sırasında askerlerin gDevamı

Çanakkale Kara Muharebelerinde Asma Dere (Şaban Murat Armutak)

Tarih: 01/11/2016   /   Toplam Yorum 0   / Yazar Adı:      /   Okunma 1289

image

Kara muharebelerinin başlangıcı 25 Nisan çıkarmasından 6 Ağustos harekâtına kadar Asma Dere’ye yakın olan Damakçılık Bayırı bölgesi Anafartalar Müfrezesine bağlı az miktarda piyade ve süvari birlikler ile gözetleme ve emniyet postaları şeklinde tertiplenerek bölge korunmuştur. 6 Ağustos kuşatma taarruzunda, Anzac birlikleri Damakçılık bayırında emniyeti sağladıktan sonra bir kol kuzey doğuya doğru hareketine devam edip Asmalı Dere’yi geçtikten sonra Abdurrahman Bayırı’na çıkıp buradan Kocaçimen Tepe hedefine ulaşacaklardı. (Ş.M.A.)
Bu yazı daha önce canakkalemuharebeleri1915.com adlı sitede yayınlanmış, editörünün ve yazarının izniyle sitemize konulmuştur.

Devamı

42. Alay / Gelibolu 1915 - Ahmet Diriker (Oğuz Çetinoğlu)

Tarih: 24/10/2016   /   Toplam Yorum 0   / Yazar Adı:      /   Okunma 1389

image

Ahmet Diriker eserine; Birinci Dünya Savaşı’nı ‘efrâdını câmi-ağyarını mâni’ ölçüsü ile özetleyerek başlıyor. Sonra Osmanlı Devleti’nin durumu ve hemen ardından Çanakkale Savaşı’nda İngiltere ve Fransa’nın Çanakkale Boğazı’na saldırı düzenlemesinin ardındaki sebeplere yer veriyor. Sayfalar arasına serpiştirilmiş olan haritalar, krokiler; yazılanların kolay anlaşılmasına yardımcı oluyor.
Osmanlı Devleti’nin; gerek çağdaşı gerekse sonraki dönemlerde hüküm süren devletlere nazaran arşiv hususunda son derece başarılı olduğu bilinen ve her vesile ile tekrarlanan bir hakîkattir. Bu hakîkat, emrindeki zâbitler tarafından Alay Komutanına verilen raporlarda ve Alay Komutanı Binbaşı Ahmet Nuri Bey’in, emrindekilere ve üstlerine yazdığı mektuplarda da görülüyor. Bir başka husus da dikkati çekiyor: Tevekkül ve iman. Bu iki büyük gücün meyvesi olan kararlılık ve kendine güven… Tabur Komutanı Binbaşı Ahmet Süreyya Bey yazıyor: " Katiyen telaş etmem. Efrâdın kuvve-i mâneviyesi de yerindedir. Murâdullahdan (Allah’ın istediğinden) fazla bir şey olmaz. Gelecek düşmana süngülerimizin hazır olduğu ma’rûzdur." Bir başka belgede düşman, bu durumun farkında olduğunu şu cümle ile açıklıyor. "Allah, Türk ordusunun mağlup olmasını istemedi."

Devamı

Seddülbahir Kahramanı Bigali Mehmet Çavuş (Ömer Arslan)

Tarih: 10/09/2016   /   Toplam Yorum 2   / Yazar Adı:      /   Okunma 2378

image

Mehmet Çavuş, Balkan Savaşlarından sonra vatani görevini bitirip köyüne dönmüş olmasına rağmen seferberlik ilan edildiğinde Çanakkale Cephesine katılır. Cepheye giderken oğlu Hüseyin, kızı Hatice ve diğer kızı Zehra'ya hamile olan gözü yaşlı eşini arkasında bırakır. Mehmet Çavuş, zeki, yardımsever ve vatanperver bir askerdi. Kısa zamanda çevresi tarafından büyük bir sevgi ve saygı gördü. 27. Alay 3. Tabur 10. Bölük çavuşlarındandı. Bölüğü ile birlikte Seddülbahir bölgesini müdafaa için bekliyorlardı. 


 4 Mart 1915 Perşembe günü öğleden sonra, Morto Koyunda bulunan Majestic ve Seddülbahir açıklarında demirlemiş olan Ocean savaş gemilerinin top ateşi desteğiyle, Binbaşı Balmer komutasındaki düşman birlikleri dört ağır makineli tüfekle birlikte üç büyük sandalla sahile çıkmaya başladılar. Düşman birliği, Seddülbahir Tabyasına yaklaştıklarında yoğun bir direnişle karşılaşarak mevzilere çekilmek zorunda kaldılar. Takımıyla birlikte kahramanca savaşan Bigalı Mehmet Çavuş, tüfeğinin mekanizmasının bozulması üzerine eline aldığı istihkam küreğiyle düşmana saldırarak emrindeki askerleri de süngü hücumuna kaldırır. (Ö.A.)


 


Devamı

Çanakkale’den 100. Yılında Somme’a:Bir Savaş, İki Muharebe (Mustafa Onur Yurdal)

Tarih: 03/07/2016   /   Toplam Yorum 1   / Yazar Adı:      /   Okunma 2142

image

Çanakkale ve Somme’a baktığımızda benzer olarak şunu söylemek mümkün. Yapılan topçu bombardımanları açısından Somme’a Seddülbahir muharebeleri benzerlik gösterirken, siper savaşları bakımından Somme’a Arıburnu cephesi benzerlik gösterir. Nitekim 2. Kirte Muharebesinden başlayarak Seddülbahirde müttefiklerin Türklere karşı 505 namlu kadar top kullandıklarını bilmekteyiz. Somme’da ilk gün olan 1 Temmuz 1916’da müttefikler Almanlara karşı 1437 top kullanmışları. Mesele şudur ki, Seddülbahir’de Türkler yerin altına derin dehlizler kazarak en az kayıpla bu bombardımanlardan kurtulmuştu. Almanlar da Somme’da yerin altındaki betonarme zeminliklerden istifade ederek kurtuldu.
Batı cephesinin genelinde ilerlemeler ve geri çekilmeler metre hesabıyla yapıldı.  Yani ancak metrelerce ilerleyip, metrelerce geri çekilinebiliyordu. Hatta bazı yerlerde cephe tamamen kilitlenmiş hamleler tükenmiştir. Özellikle Arıburnundaki muharebelerde benzerlikleri görmekteyiz. Hatta ve hatta Somme’da yaşanan ilk gün muharebeleri 6 Ağustos’ta Kanlısırt’a  yapılan taarruza oldukça benzer. Buradaki tek fark, Anzaklar  Kanlısırt’ta başarılı oldular. Nitekim Somme’da İngilizlerin attığı çoğu mermi patlamamıştır,Kanlısırt’ta obüs atışları Türk siper sistemini çökertmiştir. Kanlısırt’ta karanlık zeminliklerde muharebelerin devam ettiği gibi ilk gün Somme’da da benzerinin yaşandığını söylemek mümkün. (M.O.Y.)

Devamı

I.Dünya Savaşı nda Şii Ulemasının Cihat Fetvaları Çerçevesinde Irak Cephesi (Ziya Abbas)

Tarih: 11/06/2016   /   Toplam Yorum 0   / Yazar Adı:      /   Okunma 2214

image

I. Dünya Savaşı’nın Irak Cephesi, İngilizlerin Kasım 1914 tarihinde Basra’ya çıkarma yapması ile açılmıştır. Savaşta İslam âlemini harekete geçirmek isteyen Osmanlı Devleti Kasım 1914’te Cihat ilan etmiştir. Irak cephesinde İngilizler ile devam eden savaşta, Şii Ulemanın önemini ve cihat harekâtının etkisinin farkında olan Osmanlı Devleti ulemanın dini, askeri, siyasi rolüne önem vermeye başlamıştır. Şii Ulemasının da katıklarıyla bu fetvanın Irak Cephesi üzerinde önemli etki yaratmıştır. İngilizlerin Basra’ya çıkarma yapmasından sadece birkaç gün sonra Basralı din adamları ve ileri gelenler işgale karşı harekete geçmiştir. Kerbela, Necef, Samarra ve Kazımiye’de bulunan Şii Uleması Kasım 1914’te İngiliz güçlerine karşı Cihat ilan etmiştir. Şii Uleması İngilizlere karşı savaşta, Şii toplumun cihada aktif katılımlarını sağlamak üzere fetvalar yayınlamıştır. Şii Ulemasının fetvaları Irak’ın orta ve güney kesimlerinde büyük ölçüde halk kitlelerinden yanıt bulmuş, çok sayıda gönüllü, savaşa katılmıştır. Şii uleması halkı cihada teşvik etmiş, mücahitlere önderlik yapmış, onları savaş meydanlarında organize etmiş ve bizzat çarpışarak savaşta önemli katkılarda bulunmuşlardır. Bu çalışmada Arapça literatür esas alınarak I. Dünya Savaşı sırasında Şii Ulemasının cihat fetvaları çerç

Devamı

Kutülamare- Yarbay Mehmed Reşid Bey in Günlüğü (İ. Bahtiyar İstekli)

Tarih: 01/06/2016   /   Toplam Yorum 1   / Yazar Adı:      /   Okunma 1371

image

Reşid Bey'in günlüklerini yazdığı defterlerin yarısı İran yolculuğu, Dilman muharebesi, Fırka'nın geri çekilerek Bitlis'e gelmesi ve o bölgede Ruslarla yapılan savaşlarla ilgili yazdıklarından oluşuyor. Bu kitaba başlangıç olarak, Fırka'nın Irak Cephesi'ne hareket emrini aldığı 8 Ekim 1915 tarihini seçtim. Bu tarihte Pasinler civarında bulunan 51. Tümen aldığı emir üzerine harekete geçmiş, karadan ve Dicle üzerinden yaklaşık bir buçuk ay süren zorlu bir yolculuk yaparak 22 Kasım 1915'te Selmânıpak'ta İngiliz Ordusu karşısında savaşa dahil olmuştur.
Reşid Bey'in alay kumandanı olarak içinde bulunduğu Halil Paşa kumandasındaki 51. Ve 52. Tümenlerden oluşan 18. Kolordu'nun Selmânıpak'ta İngiliz taarruzu karşısında bozulmakta olan kuvvetlerimizin imdadına yetişmesi Irak Cephesi'ndeki savaşın seyrini değiştirmiştir.  Bağdat'a doğru ilerleyen İngiliz kuvvetlerinin ilerleyişi durdurulmuş, karşı taarruzlarla düşman bozgun halinde Kutulamâre'ye sığınmak zorunda kalmıştır. Burada kuşatma altına alınan yaklaşık on dört bin civarındaki düşman kuvveti dört ay sürecek bir kuşatmadan sonra teslim olacaktır.
Reşid Bey Pasinler'den Irak'a doğru hareketinden itibaren

Devamı

Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Muharebelerinde Sağlık Alanındaki Faaliyetleri (Ayhan Candan)

Tarih: 23/05/2016   /   Toplam Yorum 0   / Yazar Adı:      /   Okunma 2083

image

Çanakkale Cephesinde Kızılay daha savaş başlamadan faaliyete geçmiş, iimkanlar dahilinde önlemler alınmaya başlamıştı. Bu önlemler arasında Edremit ve Gülnihal vapurları kiralanarak hasta naklinde kullanılması sağlanmıştır. Bunun yanında cephenin çok geniş olmamasından dolayı bir sahra hastahanesi ve yaralıları taşımak için bazı noktalar oluşturulmuştur; fakat şiddetli geçen savaşla birlikte artan yaralı sayısı karşılamak için Kızılay’dan yeni hastaneler talep eden Ordu Sahra Sıhhiye Müfettişliğine istinaden hiç zaman kaybetmeden harekete geçilmiştir.  İstanbul Tıp Fakültesi (Darülfünun),Galatasaray Sultanisi, Galata, Taksim, Cağaloğlu, Kadırga ve Darüşşafaka hastaneleri aktif hale getirildi. Kanlı muharebe günlerinde 2,570 yatakla hizmet veren bu hastanelerde 19.443 askerin yaraları sarılmıştır. Hilal-i Ahmer Cemiyeti hastabakıcı ihtiyacını karşılamak için kurslar düzenlemiştir. Bu hastanelerde görev yapan kadın hasta bakıcıların çoğu gönüllülük esasına göre büyük gayretler sarf ederek üzerlerine düşeni fazlasıyla yerine getirmişlerdir. (A.C.)

Devamı

Bir Osmanlı Kurmay Subayı- Iraklı Kürt Devlet Adamı, Mehmet Emin Zeki Bey in Yaşam Öyküsü (Tuncay Yılmazer)

Tarih: 16/05/2016   /   Toplam Yorum 1   / Yazar Adı:      /   Okunma 1932

image

Kurmay Binbaşı Mehmet Emin Bey Osmanlı askeri tarihi ile ilgilenenlere çok yabancı olmasa da genel olarak çok bilinen bir isim değildi. Bu yıl Kültür Bakanlığı tarafından yayınlanan “KutülAmare Muhasarası” adlı eseri bambaşka bir noktayı da ortaya çıkardı. Son derece etkileyici anlatımla örneklerle muhasarayı anlatan, askeri açıdan özeleştiriden kaçınmayan, dili yine aynı dönemin askeri tarihçisi Bursalı Mehmed Nihad bey'e benzeyen Mehmet Emin Bey, Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasıyla zihniyet değişimine uğrayan Türk kökenli olmayan Osmanlı aydın sınıfına bir örnek teşkil ediyor. M. Emin Bey bir kitabının önsözünde “Türkiye'de Osmanlı kavramı kaldırılıp yerine Türk- Turan” kavramları kullanılmaya başladığı andan itibaren ben de Türk olmayan her Osmanlı vatandaşı gibi doğal olarak Türklerden ayrı bir ulusal kimliğin bilincine vardım” diye yazıyor. Kuşkusuz Osmanlı olmaktan kendi “ulusçuluk” ideolojisine geçen çok sayıda aydın var. Bu konuda çok daha fazla çalışmalar yapılması gerekiyor. Sizlere Mehmet Emin Zeki Bey'in Nubihar Yayınlarından çıkan “Kürtler ve Kürdistan Tarihi” adlı eserinde yer alan biyografiyi sunuyoruz. Umarız, yazı da listesini verdiğimiz Mehmet Emin Bey'in 1. Dünya Savaşı ile ilgili diğer eserleri de günümüz Türkçesine çevrilir. (T.Y)

Devamı

Mezopotamya da Bir Savaş 1915-1916 KutülAmare – Nikolas Gardner ( Tuncay Yılmazer )

Tarih: 10/05/2016   /   Toplam Yorum 1   / Yazar Adı:      /   Okunma 2375

image

Kanada Kraliyet Harp Akademisinde öğretim üyesi olan Nikolas Gardner'in Türkçe'ye çevrilen  Mezopotamya'da Bir Savaş 1915-1916 Kut'ülAmare ( Etkileşim Yayınları, Nisan 2016) kitabı yukarıda saydığım temel eserlerin ve çok sayıda savaşa katılmış kişilerin kaynakları ve zengin arşiv belgelerini değerlendirerek, kuşatmaya giden süreci ve kuşatmayı anlatıyor. Hacmi kalın değil ama “yoğun” bir kitap olduğunu söyleyebiliriz.  Akademik bir eser olsa da , zaman zaman seviye üstü yorumlar yapsa da bu durum konuya yabancı olan okur açısından bir hayli bilgilendirici.


Doğrusunu söylemek gerekirse N.Gardner'in Kut'ülamare adlı eserinin çevirisinin hazırlandığını duyunca çok sevinmiştim. Ancak kitabı okumaya başladığınızda askeri (genel anlamda spesifik konulardaki) eserlerin çevirilerine ne kadar dikkat edilmesi gerektiğini bir kere daha anlıyoruz. KutülAmare kitabının çeviri hataları eseri hakkıyla değerlendirmenin önüne geçmiş. (T.Y)

Devamı

Birinci Dünya Savaşının İslam Dünyasına Etkileri (Yüksel Nizamoğlu)

Tarih: 07/05/2016   /   Toplam Yorum 0   / Yazar Adı:      /   Okunma 1827

image

Birinci Dünya Savaşı İslâm dünyasında köklü değişikliklere neden ol­muş ve Ortadoğu’da galip devletlerin yönetimi altında manda yönetimleri ortaya çıkmıştır. Dünyadaki bütün Müslümanlar için önemli bir konuma sahip olan Osmanlı Devleti’nin yenilmesi ve Anadolu’nun işgale uğraması, İslâm dünyasında büyük bir hayal kırıklığının yaşanmasına neden olmuş­tur. Ortadoğu haritası yeniden çizilirken İngilizlerin yönlendirmesi çerçe­vesinde milliyetçilik asıl belirleyici olmuş ve yeni devletler bu doğrultuda ortaya çıkmıştır. Bu yönleriyle Birinci Dünya Savaşı, İslâm Dünyası'nın günümüzde yaşadığı birçok problemin en önemli nedenleri arasında yer almaktadır. Bu çalışmada Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesiyle birlikte Müslümanların nasıl etkilendikleri ve bu sürecin daha sonra ortaya çıkan problemlere nasıl temel oluşturduğu ortaya konulmaya çalışılacaktır. (Y.N)


Bu makale Köprü Dergisi , Güz 2015 sayısında yayınlanmış, yazarın izniyle sitemize konulmuştur.

Devamı

Çanakkale Savaşı: Bir Siyasi Mücadele Alanı (Özgür Öztürk)

Tarih: 30/04/2016   /   Toplam Yorum 0   / Yazar Adı:      /   Okunma 1869

image

George Orwell, 1984 isimli eserinde ‘’geçmişi kontrol edenin geleceği kontrol edeceğini, bugünü kontrol edenin ise geçmişi kontrol edeceğini’’ yazar. Türkiye’de Çanakkale Savaşı, salt bir tarihsel olay olmaktan çıkıp, farklı grupların siyasi mücadele alanı haline gelmiştir. Buna göre, gruplar sahip oldukları ideolojiler çerçevesinde kendi anlatılarını inşa edip, savaşın tarihi üzerinde kendi hegemonyalarını kurmak çabasındadırlar. Pozitivist bilimsel yaklaşıma karşı eleştirel yaklaşım çerçevesinde ortaya çıkan post-yapısalcı yaklaşım, anlatıların bir olayı anlamak çabasından ayrı olarak, aynı zamanda olayın kendisini inşa ettiğini savunur. (Ö.Ö.)

Devamı

25 Nisan 1915 Anzak Çıkarması İlk Saatleri – Daha Erken Müdahale Edilebilir miydi? ( Ahmet Yurttakal )

Tarih: 23/04/2016   /   Toplam Yorum 5   / Yazar Adı:      /   Okunma 3262

image

Bu makalede 25 Nisan 1915 Gelibolu Yarımadası Arıburnu Çıkarmasının ilk saatleri değerlendirilmiştir. Anzakların çıkarmasına karşı daha önceden bilhassa kolordu Komutanlığı’nın iki cepheye yakın yer olan Eceabat’ta bulunmalıydı. Eceabat’ta 9. ve 19. Tümen komutanlıklarını yönetecek başka bir birim olmayışı ilk saatlerdeki sevk idareyi geciktirmiş, Türk komuta heyetinde ciddi bir koordinasyonsuzluk yaşanmıştır. Yarımadada geniş bir alandan sorumlu olan karargahı Sarafim Çiftliği’nde bulunan 9. Tümen hızlı hareket edememiştir. İhtiyat tümeni 19. Tümen savaşa hemen dahil olması önemliydi. Çok daha erken müdahale edebilse çıkarmanın seyri değişebilirdi. Bu konuda yeni çalışmalar gerektiği açıktır. (A.Y.)

Devamı

Maskirovka Harekatı - KutülAmare Bir Zafer Midir? ( Tuncay Yılmazer )

Tarih: 17/04/2016   /   Toplam Yorum 2   / Yazar Adı:      /   Okunma 3463

image

Kutü'l-Amare İngilizler için tarihlerindeki en küçük düşürücü yenilgilerden birisi. Zaten bunun için tıpkı Çanakkale'deki gibi komisyon kurup sorumluları hesap vermeye çağırdılar. ( Soruşturmanın bazı açılardan göstermelik olması vs. başka konu) Ancak öyle anlaşılıyor ki genel tarih anlatımımızda Birinci Dünya Savaşı'nı parçalara bölme geleneğinin son örneği Kutü'lAmare olacak. Oysa Kutü’lAmare Zaferine giden süreç; Rusların neredeyse Doğu Anadolu'nun büyük bölümünü ele geçirdikleri Ocak 1916'daki Azap-Köprüköy harekatıyla ,Çanakkale Savaşı’ndan sonra elde kalan birliklerin önemli bir kısmının gereksiz yere Avrupa cephelerine gönderilmesiyle ve Kut zaferinden sadece 10 ay sonra Bağdat'ı kaybetmemiz ile birlikte değerlendirildiğinde iş değişiyor. Bir askeri zafer stratejik bir başarıysa, siyasi ve sosyal olarak ülke yararına olumlu sonuç doğruyorsa anlamlıdır. Taktik askeri zaferleri kazansanız bile savaşı yanlış yönetiyorsanız başarısızlık kaçınılmaz. Osmanlı Devleti İttihat Terakki Hükümeti Birinci Dünya Savaşı’na hem giriş sürecini ve sonrasını yönetememiş, savaş ülkemiz açısından askeri, siyasi ve toplumsal felaketle sonuçlanmıştır. Aradan 100 sene geçtikten sonraki kuşaklara düşen Halil Paşa'dan Mustafa Kemal'e alternatif bir General Patton yaratmak , “unutulan-unutturulan zafer vs. gibi sloganik ifadelerden etkilenmek olmamalı. Daha soğukkanlı değerlendirmeler yapmak gerekiyor. (T.Y.)

Devamı

Çanakkale Savaşları ve Barbaros’un Batışı (İsmail Bilgin)

Tarih: 13/04/2016   /   Toplam Yorum 1   / Yazar Adı:      /   Okunma 2021

image

Barbaros ve Turgut Reis gemileri aşırtma atışlarında şarapnel mermisi kullanarak (Arıburnu)’na çıkmış olan düşman üzerine tesir etmeye çalıştılar. Fakat Türk ve İngiliz siperleri birbirlerine çok yakın olduğundan şarapnel parçaları etrafa saçıldığı esnada kendi askerlerimizi de tehlikeye düşürmemek için bu atıştan vazgeçtiler.
Bir gün Turgut Reis, aşırtma atışı yaparken, orta taret toplarından biri parçalandı ve namlusunun  yarısı denize uçtu. Almanlar bu iki geminin bilhassa Nara sığlığında son müdafaa hattını teşkil edeceği düşüncesiyle, esasen Balkan Harbi’ndeki Birinci ve İkinci Mondros savaşlarında Averof’a ve gerek Çatalca Müdafaa hattında düşman kuvvetlerine karşı çok atış yapmaları ile miatları dolmuş olan toplarını değiştirmeye karar verdiler (sıkışık zamanlarda Almanya’daki eş gemilerden söktürdükleri on iki topu trenle getirttiler ve Barbaros’la Turgut’un taretlerinin üst kapakları açılarak, top namluları değiştirildi.) Ve eski toplar-çeliğin pek kıymetli olduğu zamanda- İstanbul’da bırakılmayarak, tekra

Devamı

Çanakkale Muharebelerinde Osmanlı Ordusunun Asker Kaybı (Ayhan Candan)

Tarih: 28/03/2016   /   Toplam Yorum 2   / Yazar Adı:      /   Okunma 4245

image

            I. Dünya Savaşı’nın en kanlı mücadelenin yaşandığı Çanakkale Cephesinde şiddetli geçen çarpışmalar sonucunda ordunun büyük kısmı savaş dışı kalmıştır. Tartışılan konuların başında savaşta şehit olan asker sayısının kaç kişiye tekabül ettiği ile ilgilidir. Konuyla ilgili üzerinden yıllar geçmesine rağmen derinlemesine bir araştırmanın yapıl-a-mamış olması kaynakların birbirinden farklılıklar göstermesi işin zorluk derecesini artırmaktadır.


Şehit asker sayısı belirlenirken yapılan hatalardan en büyüğü kelimelerin yanlış anlamda kullanılmasından kaynaklandığı bir gerçektir. Şehit ve zayiat kelimeleri karıştırılarak kullanılmıştır. Bunun için anlamlarını açıkça bilmemiz gereken Arapça menşeli şehit kelimesinin anlamı kutsal bir ülkü, din veya inanç uğrunda ölen kimse anlamı taşımaktadır. Zayiat kelime manasıyla “yitik, kayıp” anlamına gelmektedir. Bundan da anlaşılacağı üzere cephede fiilen savaşma özelliğini kaybeden askerler için

Devamı

Eğitimli Neslin Birinci Dünya Savaşı ile İmtihanı ( Dr. Nuri Güçtekin )

Tarih: 26/03/2016   /   Toplam Yorum 0   / Yazar Adı:      /   Okunma 1695

image

. Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusunun en fazla ihtiyaç duyduğu askeri sınıf subaylardır. Subaylar içerisinde en fazla eksiklikte küçük rütbeli subaylardı. Eğitimsiz askerlerden subay tayin etmek veya yetiştirmek mümkün olmadığı için eldeki tek kaynak yüksekokul ve lise öğrencileri ile öğretmenlerdi.
Bu süreçte eğitimli nesil; tahsillerinden ve gelecek hayallerinden hatta verebilecek en son şeyleri olan canlarını vatan müdafaası yolunda vermekten çekinmemiştir. Bu süreçte “vatana verdikleri değer kendi hayatlarına verdikleri kıymetten daha fazla olmuştur.”
Bu cansiperane kahramanlık ve fedakârlık devlet nezdinde karşılıksız kalmamıştır. Özellikle eğitimli neslin doğabilecek tüm hak ve mağduriyetleri giderilmesi için gereken tüm kanuni düzenlemeler yapılmıştır. Az da olsa geri dönebilen öğrencilere, emsallerinin bu süreçte kazanmış olduğu tüm haklar verilmiştir. Birçoğu bir üst sınıfa ya da sınavsız üniversiteye alınmıştır. Osmanlı Devleti tüm imkânsızlıklara rağmen vatan uğrana canlarını ortaya koyan ve askerden dönebilen bu vatan evlatlarına vefa borcunu ödemek için gereken kararları almış ve uygulamaya koymuştur. (N.G.)

Devamı

Birinci Dünya Savaşı nda Yozgat Lisesi (Dr. Nuri Güçtekin)

Tarih: 24/03/2016   /   Toplam Yorum 1   / Yazar Adı:      /   Okunma 2838

image

Bu küçük çalışma; Anadolu yaylası olan Yozgat’ta “Taş Mektep” ya da “Sarı Mektep” olarak bilinen ve Yozgat’ın eski üniversitesi gibiymiş gibi itibar gören, Yozgat Lisesi’nin I. Dünya Savaşı yıllarında bilinmeyen tarihi hakkındadır. Yozgat Mekteb-i Sultanîsi, 1919-1920 eğitim yılında Konya Sultanî Mektebi’ne nakledilmiştir. 1924 yılında halkın isteğiyle tekrardan açılmış ve 1933-1934 ders yılından itibaren Yozgat Lisesi adını almıştır. Lise olarak açılmasında Yozgat milletvekili Salih Bozok ve Yozgat valisi Baran Bey’in büyük gayretleri olmuştur.  Kuruluşunun 121. yılını geride bırakan Yozgat Lisesi; devlet kademesinde ve kendi alanında çok önemli mevkilere gelmiş önemli isimler yetiştirmiştir


Bu metin Dr. Tuncay Yılmazer’e sitesinde kullanılması için hazırlanmıştır. Bu nedenle yazar ve yayınevinin telif hakları nedeniyle kaynak gösterilmeden kullanılmamalıdır. Nuri Güçtekin, Eğitimli Neslin I. Dünya Savaşı’yla İmtihanı, İskenderiye Yayınları, Nisan 2015.

Devamı