Mehmet Şevki Paşa Çanakkale Boğazı Haritası

Tarih: 27/01/2015   /   Toplam Yorum 0   / Yazar Adı:      /   Okunma 8330

image

“Çanakkale Boğazı Haritası” olarak tanımlanan ve 61 paftadan oluşan bu harita 1/25.000 ölçekli olup, Çanakkale Boğazı ile yakın çevresini bu ölçekte ve oldukça ayrıntılı tanımlayan, Osmanlı döneminden günümüze ulaşmış nadir haritalardan biridir.
 Aslında bu harita için, “İlk Şevki Paşa Haritası” demek de mümkündür. Çünkü Mehmet Şevki Paşa (E. Korgeneral ÖLÇER / 1866 – 1927), söz konusu haritayı yapanların amiri durumunda olduğu gibi, 43 paftadan oluşan 1/5.000 ölçekli “Şevki Paşa Haritası” da bu haritanın Anafarta-i Sagir (Küçük Anafarta), Kurcadere – Kocadere, Damlar, Kirte ve Seddülbahir paftaları esas alınarak yapılmıştır. “Gelibolu ve Çanakkale Haritaları Fihristi” başlıklı bu Ek’de gösterilmiştir. Mehmet Şevki Paşa’nın kendi ifadesiyle “Çanakkale Boğazı Haritası” olarak tanımlanmış bu haritanın bütün paftalarının sol alt köş

Devamı

Trablusgarp’ı Nasıl Aldık?-Giovanni Giolitti (Tahsin Yıldırım)

Tarih: 19/10/2012   /   Toplam Yorum 2   / Yazar Adı:      /   Okunma 11781

image

Osmanlı Devleti’nin son yıllarında topraklarından pay kapmak isteyen ülkeler arasına İtalya da dahil olmuştur. Bu amacın bir tecellisi olarak da Trablusgarp’a saldırarak burayı ilhak etmek istemiş ve amacına ulaşmıştır. Osmanlı Devleti’nin mağlubiyetiyle sonuçlanan Trablusgarp Harbi, onun Afrika kıtasından çıkmasına ve beraberinde de ülke içinde önemli kırılmaların yaşanmasına neden olmuştur.
Bu süreci başlatan ve büyük oranda yöneten İtalya Başbakanı Giovanni Giolitti hatıralarını kaleme almış ve bu hatıralar 1922 yılında İtalya’da yayınlanmıştır. Söz konusu hatıraların Osmanlı Devleti’ni ilgilendiren kısımları 29 Temmuz 1935 ile 10 Eylül 1935 tarihleri arasında Zaman gazetesinde tefrika edilmiştir. İstifadenize sunmuş olduğumuz eser de bu tefrikadan yola çıkılarak hazırlanmıştır.
Hatırada döneme ait çok önemli bilgiler ve tespitler yer almaktadır. Osmanlı Devleti’ndeki gruplaşmalar nedeniyle siyasîlerin ve askerlerin tercihlerinde ülkeden ziyade partileri lehine karar vermeleri gibi ilginç ve bir o kadar da ibretlik konuları hayretle okuyacaksınız.

Devamı

Birinci Dünya Savaşı’nda Anadolu Sahillerine Yapılan İlk Çıkarma-HMS Doris’in İskenderun Macerası (Muzaffer Albayrak)

Tarih: 25/05/2012   /   Toplam Yorum 5   / Yazar Adı:      /   Okunma 15692

image

Çanakkale harekâtına daha kesin olarak karar verilmeden önce, Aralık 1914’te Mısır’da bulunan İngiliz filosu kumandanı gemilerinden ikisine Osmanlı sahillerinin gözetlenmesi ve taciz edilmesi vazifesini vermişti. Bu gemilerden birisi de HMS Doris, diğeri ise Rus savaş gemisi Askold’du. HMS Doris 1896 yılında yapımına başlanan 5.600 tonluk hafif kruvazördü. Saatte 19 millik sürati, 450 personeli, 11 adet 15 cm, 3 adet küçük çapta top, 3 adet torpidoya sahip bir savaş gemisiydi.. HMS Doris, zamanın 20-25 bin tonluk modern dretnotları ile kıyaslandığında küçük ve zayıf bir kruvazördür. Ancak bu kadarcık bir savaş gemisinin aşağıda görüleceği üzere, bütün İskenderun sahilini teslim alması, her istediğini yapması, üç tarafı denizle çevrili bir devletin denizlerde ne derece acziyet içinde olduğunu ortaya koyması açısından müessif bir durumdur. Aralık ayı boyunca Osmanlı Devleti\'nin Suriye ve İskenderun sahillerini taciz ederek, ulaşım ve haberleşme vasıtalarını tahrip etmek vazifesini yerine getirdi. Özellikle İskenderun Körfezi\'nde çok daha fazla faaliyet gösterdi. 18 Aralık 1914\'ten 13 Ocak 1915 tarihine kadar İskenderun, Payas, Dörtyol, Arsuz arasında devriye gezerek demiryolu hatlarını, köprüleri, askeri amaçla kullanılan bina ve depoları, istasyonları bombardıman etti. (M.A)

Devamı

Hatırât (1912-1922) Cemal Paşa ( Yay. Haz. A. Zeki İzgöer)

Tarih: 22/05/2012   /   Toplam Yorum 6   / Yazar Adı:      /   Okunma 18529

image

Cemal Paşa’nın Hatırât’ı özellikle 1913-1917 yılları arasındaki siyasî, sosyal ve askerî gelişmelere ait önemli bir kaynaktır. Eser, Türkiye’de 1959 yılında Hatıralar, İttihat-Terakki ve Birinci Dünya Harbi (Tertipleyen: Behçet Cemal, Selek Yayınları, İstanbul, 384 s.) adıyla yayınlanmıştır. Yurt dışında ise Erinnerungen eines Türkischen Staatsmannes (München 1922) ve Memoires of a Turkish Statesman 1913-1919 (London 1922) başlıkları altında neşredilmiştir.Cemal Paşa Hatırât’ında zaman zaman siyasî bir takım konulara değinmemiş, deşifre etmek istemediği kimselerin ismini vermemiş, sözü gereksiz yere uzatmamak için ayrıntılı anlatımlara girmemiş, konuları şuurlu bir şekilde eksik bırakmış ve çok önemli bulduğu olayları “vatanına dönünce” ve “belgelere dayanarak” yayınlamak üzere ertelemiştir. Bütün bunların sebebi, Paşa’nın Hatırât’ını yazarken gurbette bulunuşu ve önemli gördüğü bazı belge ve dosyaların yanında olmayışıdır . Bu bakımdan kitabına koyamadığı belgeler için yer yer Harp Mecmuaları’na bakılmasını tavsiye etmiştir. Cemal Paşa’nın bu anlamda, yayınlamak istediği konuların başında Şerif Hüseyin’le ilgili yazışmalar gelmektedir. Paşa, Şerif Hüseyin’in izlediği ikiyüzlü politikayı şiddetle eleştirmekte ve konuyla ilgili belgelerin yayınlanması halinde, dünya kamuoyunun kendisine ve dolayısıyla da Osmanlılara hak vereceği kanaatindedir. Fakat Paşa’nın ne bunları ne de yukarıda sayılan diğer konu ve olaylarla ilgili belgeleri yayınlamaya ömrü vefa etmiştir.(Önsözden)

Devamı

Avrupa Tarihi (Önder Kaya)

Tarih: 30/01/2012   /   Toplam Yorum 2   / Yazar Adı:      /   Okunma 5950

image

“Tarihi kazananlar yazar” sözünün bir gereği olarak Avrupa ya da nam-ı diğer “Batı”nın bakış açısını bilmek, batının yaşadığı tarihsel süreç hakkında bilgi sahibi olmak günümüzde her zamankinden daha da önemli. Zira halihazırda baskın olan dinsel, kültürel, siyasal eğilimler büyük ölçüde bu küçük kıtanın şekillendirdiği değerlerdir. Çağımızda bu denli etkin olan Avrupa’nın, nerede başlayıp nerede bittiği konusu da ayrı bir muammadır. Bundan dolayı bazı araştırmacılar Avrupa’nın özgün bir kıta dahi olmadığını, Asya’nın coğrafi bir uzantısı olarak kabul edilmesi gerektiğini dile getirirler. Yine coğrafi olarak bu kıtayla uzaktan yakında alakası olmayan Japonya, Avustralya, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada gibi devletler batının bir parçası olarak kabul edilirken, topraklarının bir kısmı Ural dağlarının batısında bulunduğu için coğrafi anlamda Avrupa’nın bir uzantısı olan Rusya, batı dünyasının uzun bir süre dışında sayılmıştır. Hatta denebilir ki mensup oldukları Ortodoks mezhebi ve yaşadıkları tarihsel süreç farklı olduğu için Bulgar, Sırp, Arnavut gibi topluluklar da uzun bir süre “Avrupalı” tanımının dışında tutulmuşlardır. Buna karşılık Balkan toplulukları içinde yer alan Yunanlılar’a ise, Yeniçağ’dan itibaren Avrupa kültürünün oluşumuna önemli bir zemin hazırladıkları düşünüldüğü için ayrı bir önem atfedilmiştir.(Giriş Yazısından)

Devamı

Selânik ve İstanbul’da Yahudi Bankerler – Nurdan İpek ( Albert Kazado )

Tarih: 06/01/2012   /   Toplam Yorum 2   / Yazar Adı:      /   Okunma 18272

image

1850-1918 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu’nda,ekonomik ve ve kültürel açıdan öne çıkmış iki kent olan Selanik ve İstanbul\'daki Yahudi Banker aileleri anlatan çok titiz bir çalışma...19 uncu yüzyıl ortalarına kadar,Osmanlı ekonomisinde önemli bir yer tutan Yahudi Banker ailelerin,Yeniçeri Ocağı\'nın kaldırılmasıyla birlikte,Yeniçerilerin tedarikçisi olmaları bahane edilerek,idam,hapis ve sürgünle cezalandırılmaları sonucu tasfiyeleri,yerlerini Rum ve Ermeni ailelere bırakışları ayrıntılı olarak anlatılıyor.Bu elverişsiz ortamda ayakta kalmayı başarmış Yahudi aileler ise bu kitabın ana konusunu teşkil ediyor. (A.K.)

Devamı

II. Meşrutiyetten Cumhuriyete Elli Yıllık Hatıralarım (Süleyman Tevfik )

Tarih: 03/10/2011   /   Toplam Yorum 2   / Yazar Adı:      /   Okunma 5185

image

Sultan Abdülaziz, II. Abdülhamid, Mehmed Reşad, Vahdeddin ve Cumhuriyet’le birlikte Atatürk dönemlerini yaşayıp olayların merkezinde yer alan Süleyman Tevfik, bize “II. Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e” son devrin panaromasını bir roman tadında anlatmıştır. (Kitap tanıtım yazısından)

Devamı

93 Harbi Faciası (Manastırlı Mehmet Rıfat Bey)

Tarih: 27/08/2011   /   Toplam Yorum 1   / Yazar Adı:      /   Okunma 7673

image

93 Harbi’nde Kafkas Cephesi’nde görev yapmış olan Mehmet Rıfat Bey’in hatıraları yaşanan “Büyük Bozgun”u birinci ağızdan anlatması açısından ciddi bir önem arz etmektedir.
Kitap üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde 93 Harbi’nin kısa tarihi bulunmaktadır. İkinci bölümde Mehmet Rıfat Bey’in Tarih ve Coğrafya Dünyası dergisinde 1959 yılında yayınlanmış “93 Harbi Faciası” başlıklı tefrikası yer almaktadır. (Kitap tanıtım yazısından)

Devamı

Osmanlıdan Günümüze Temizlik Tarihi- Tanzifat-ı İstanbul-Mehmet Mazak-Fatih Güldal

Tarih: 05/06/2011   /   Toplam Yorum 2   / Yazar Adı:      /   Okunma 8940

image

Mehmet Mazak ile Fatih Güldal’ın birlikte hazırladıkları Osmanlı’dan Günümüze Temizlik Tarihi Tanzifat-ı İstanbul adlı eserin Giriş ve 1. Dünya Savaşı bölümünü sizlerle paylaşıyoruz. Kitap orijinal bilgi ve belgelerle İstanbul’daki temizlik faaliyetlerinin tarihini anlatıyor. Konuyla ilgilenenler için çok önemli bir kaynak. T.Y)
İnsanlık tarihinin en önemli dönüm noktalarından birisini oluşturan ve dünya tarihinin en kanlı savaşlarından biri olan I. Dünya Savaşı\'nda (1914-1918) V. Mehmet Reşat yönetimindeki Osmanlı İmparatorluğu, İttifak Devletleri’nin safında savaşa katılmıştı. Savaşa katılma kararıyla birlikte eli silah tutan gençler göreve çağırılmış, ayrıca cephede değerlendirilmek üzere temizlik işlerinde kullanılan atlara ve arazözlere ordu tarafından el konulmuştu. Böylece, büyük meblağlara mal olan teşkilat sekteye uğrarken, zaman içerisinde şehrin sokaklarında da çöpler birikmeye başlamıştı. Savaşın getirdiği şartlar doğrultusunda Şehremaneti, Nezafet-i Fenniye Müdürlüğü bünyesine kadın tanzifat ameleleri (kadın çöpçü) yerleştirme kararı alarak, İstanbul sokaklarının ve evlerdeki çöplerin fenni temizliğe uygun olarak temizlenmesini sağlamaya çalışmıştır. Osmanlı’nın nazik yaradılışlı, cefakâr ve vefakâr kadınları, kocaları, babaları, amcaları, dayıları, oğulları orduya yazılıp cepheye sevk edilince başkentin her türlü ihtiyacını karşılama gayretine girmişlerdir.

Devamı

Fatih in Müjdelenen Şehri -Önder Kaya

Tarih: 31/12/2009   /   Toplam Yorum 2   / Yazar Adı:      /   Okunma 5405

image

İstanbul, kurulduğu andan itibaren hep arzulana gelen bir kent olmuştur. Makedonlar, Avarlar, Gotlar, Peçenekler, Latinler, Araplar, Osmanlılar kenti çeşitli defalar kuşatmışlarsa da, sadece iki kez muhkem surlar yabancı istilasına izin vermiştir. 1453’deki Osmanlı ordularının şehre girişi ise bambaşka bir devrin habercisidir. İstanbul’un en büyük şansı, kendisini fetheden fatihin, Osmanlı padişahları içinde en özel hükümdar olmasıdır. Şehrin taşıdığı önemi idrak eden genç sultan, gerekli düzenlemeleri yaptıktan sonra İstanbul’u yeni payitahtı olarak ilan eder. Fatih, bir anlamda şehrin ikinci kurucusudur.Önder Kaya\'nın \"Fatih\'in Müjdelenen Şehri\" adlı kitabı gerek içeriği gerek görsel tasarımıyla keyifle okunacak bir çalışma...

Devamı

Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa (Melike Bayrak)

Tarih: 06/12/2009   /   Toplam Yorum 3   / Yazar Adı:      /   Okunma 10968

image

“Şanı Büyük Osman Paşa Plevne’den çıkmam diyor…” Adına marşlar yazılan Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa, Türk tarihinde her zaman hatırlanılması gereken büyük komutanlarımızdan biridir. 1877–1878 Osmanlı Rus Harbi’nde büyük fedakârlıklarla günlerce yapılan savunma azmi ve cesareti ile tüm dünyaya nam saldı. Bu savaş kaybedildi fakat yapmış olduğu savunma konuşuldu. Tarihçi Melike Bayrak Resimli gazete de yayınlanan Gazi Osman Paşa bölümünü Osmanlıcadan çevirerek araştırmacılara ve tarih severlere aktarıyor.

Devamı

Misyonerlere Özenmek ( Ramazan Balcı )

Tarih: 23/01/2009   /   Toplam Yorum 3   / Yazar Adı:      /   Okunma 6534

image

“ Mısır, Mehmed Ali Paşa’nın isyanı sonrasında imtiyaz fermanları ile (1840) Mısır valiliğine verilen özerklik sayesinde yarı bağımsız bir eyalet şeklini almış, Osmanlı İmparatorluğa olan bağı yıllık maktu vergi ile sınırlandırılmıştı. 40 yıl içinde Mısır valileri Mısır borçlarını ödenemeyecek bir seviyeye getirmiş, köylüler vergi borçları karşılığında topraklarını büyük ölçüde kaybedip, kendi topraklarında karın tokluğuna çalışan amaleler haline gelmiş, günden güne artan yabancı nüfuzu hayatı çekilmez hale getirmişti. Önemli memuriyetler İngiliz memurların ellerinde kalmış, işten çıkarılan askerler atlara verilen arpa ile karınlarını doyurmak zorunda kalacak derecede fakir düşmüşlerdi. Meşhur söylemi ile “Mısır Mısırlılarındır” hareketi bu günlerde başladı. Cemaleddin Efganî ve Muhammed Abduh’un fikir üstadlığını yaptığı hareket kısa zamanda ordu içinde gelişmiş, Ahmed Arabî (Urabî) önderliğinde Hizbü’l-Vatanî, (Vatanîler) hareketi iki yıl içinde kendini İngiliz işgali karşısında savaşın içinde bulmuş, Mısır halkı büyük bir coşku ile cepheye koşmuştu. Ne var ki arka arkaya ihanetler yaşandı. Telkebir’de hiç beklenilmedik bir yenilgi alan Arabî, İngilizlere teslim oldu. Arabî ihanet mi etmişti? Bu konuda tam bir kanaat elde edilemedi ancak bu sonucu hazırlayan iki ajan misyoner vardı. “
Ramazan Balcı’dan ilginç bir yazı…

Devamı

555. Yıl Dönümünde Kültür Dergisi’nden Fetih Özel Sayısı ( Fatih Güldal )

Tarih: 25/06/2008   /   Toplam Yorum 2   / Yazar Adı:      /   Okunma 13314

image

Fatih Güldal , editörlüğünü yaptığı Kültür Dergisi Fetih Özel sayısını tanıtıyor bizlere. Dergide İstanbul’un fethinin siyasi neticelerinden fetih üzerine oluşturulan edebiyata, fethin sosyal hayatta yarattığı değişmelerden mimari üzerindeki etkilerine kadar birçok alanda önemli kalemlerden yazılar mevcut. İstanbul Üniversitesi Tarih bölüm başkanı Prof.Dr. Fahameddin Başer fethin Türk ve İslam dünyası üzerinde yarattığı etkileri, Doç.Dr. Ahmet Kavas ise fetih kavramını irdelemiş. İdris Bostan Fetih sürecinde Osmanlı deniz gücünün fethe katkısını anlatırken, Prof.Dr. Mehmet İpşirli Fatih dönemi ilim hayatını konu alan bir makale hazırlamış. Tarihçi Dursun Gürlek Fatih Sultan Mehmed’in kütüphanecisi Molla Lütfi’nin ilginç hayat hikâyesini, Nakkaş Semih İrteş ise Fatih dönemi nakkaşhane üslubu başlıklı yazısını okuyucuyla paylaşıyor. Prof.Dr. Semavi Eyice bugünlerde hayata geçirilmeye çalışılan bir problemi dile getirmiş: İstanbul’un tarihi mahalleleri ve bunların değiştirilmek istenen adları. Daha birçok usta yazarın bulunduğu Kültür Dergisi fetih özel sayısı yine göz alıcı bir görsellikle ve tatmin edici bir içerikle okuyucusunun ilgisini bekliyor. İrtibat: kulturdergisi@yahoo.com.tr, Tel: 212 4910427

Devamı

İlk Çanakkale Müdafaamız ( Uğur Demir )

Tarih: 08/05/2008   /   Toplam Yorum 3   / Yazar Adı:      /   Okunma 13711

image

Uğur Demir, Çanakkale Savaşı’ndan neredeyse 250 yıl önce aynı bölgede gerçekleşen Venedik Ablukasını ve Osmanlı’nın bu ablukaya karşı mücadelesini anlatıyor. Söz konusu olay aynı zamanda ünlü Köprülüler ailesinin devletin yönetiminde söz sahibi olduğu dönemin başlangıcı. İstanbul’un güvenliğinin sağlanması için öncelikle Boğazların emniyet altında bulundurulması gerekliydi. Bizans, Boğazları kaybettikten sonra uzun bir süre dayanamadı ve tarihe karıştı. Demir, Osmanlı Devleti’nin boğazların stratejik konumunu gayet iyi bildiği için daima bu iki hayat noktasının güvenliği ve açık tutulması için gerekli tedbirleri aldığını belirtiyor. Ancak Osmanlı tarihinin en uzun süre devam eden savaşı olan 1644 ile 1669 yılları arasındaki Girit Kuşatması esnasında Çanakkale Boğazı Venedikliler tarafından kapatıldı ve İstanbul tarihinin en zor anlarını yaşadı. Girit kuşatması tehlikeye girerken, İstanbul’da da Dördüncü Mehmed’in tahtı sallantıdaydı. Böylesine kritik bir anda Köprülü Mehmed Paşa sadrazamlığa getirilerek, devletin rahat bir nefes alması sağlanmıştı. Uğur Demir ayrıca tıpkı 1915’deki Çanakkale Savaşı’nın sembol kahramanlarından Seyit Onbaşı gibi , bu mücadelenin de sembol kahramanları olan Kara Mehmed ve Küçük Mehmed’in başarılarını da anlatıyor. Özellikle Topçu Kara Mehmed ( Kumburnu metrislerinden attığı gülle ile Venediklilerin Amiral gemisinin barut deposunu vurması göz önüne alındığında ) Seyit Onbaşı’nın 1657 yılındaki versiyonu adeta…

Devamı

Celladın Çeşmesi Kanlı, Mezarı Ayrı Olurdu ( Önder Kaya )

Tarih: 28/03/2008   /   Toplam Yorum 4   / Yazar Adı:      /   Okunma 16737

image

Değerli dostum tarihçi Önder Kaya bundan böyle her ay “İstanbul Yazıları” yla bizimle birlikte olacak. Tarih dostları kendisini Hürriyet Tarih ekindeki yazılarından hatırlayacaklardır. Tarihçi Önder Kaya’nın Yeditepe Yayınevi’nden çıkmış olan “Tarihin Gör Dediği”, “Yarim İstanbul” , “Anadolu’da Eyyübiler” ve "Tanzimat'tan Lozan'a Azınlıklar "adlı 4 kitabı, 2 Osmanlıca'dan çevirisi ( Avram Galanti'den Türklük İncelemeleri , Ahmet Refik'ten Fatih ve Bellini )çeşitli gazete ve dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi bulunuyor. Kaya ilk yazısında Osmanlı tarihinin önemli ama pek de hatırlanmak istenmeyen figürlerinden olan cellatlardan bahsediyor. Cellatların soy bakımından özellikle Hırvat dönmesi ya da çingeneler arasında seçildiğini belirten Kaya, 15. yüzyıldan itibaren Osmanlı sarayında cellatların kullanılmaya başlandığını, yükseliş döneminde ise Bostancı Ocağı’nın bünyesinde bir cellat ocağı kurulduğunu, zaman içerisinde cellat sayısının 70’e ulaştığını yazıyor. Her meslekte olduğu gibi bu mesleğin de icrasında de bir takım kurallar ve incelikler (!) de vardı kuşkusuz. Makalede bu konuda ayrıntılı bilgi edinmek mümkün. Önder Kaya böylesine sevimsiz işi yapanların mezarlarının da çok uzak yerlerde bulunduğunu belirtirken , Eyüp’te Piyer Loti Kahvesi’nin sonrasındaki Karyağdı Baba tekkesinin yaklaşık 100 metre ilerisinin bizleri Osmanlı tarihinin en ilginç mezarlık alanlarından biri olan “Cellat Mezarlığı” na götüreceğini bildiriyor.

Devamı

İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı – İlber Ortaylı ( Tarık Suat Demren )

Tarih: 22/02/2008   /   Toplam Yorum 4   / Yazar Adı:      /   Okunma 20325

image

19.yy Batı karşısında savunma durumuna geçen Osmanlı İmparatorluğu’nda, padişahlarından Bab-ı Âli bürokratlarına, aydınlarına kadar tüm kurumlarıyla dönüşümlerin yaşandığı bir süreçti. Toplumların, milletlerin dönüşümünün sancısız olamayacağı hep söylenir. Bu bakımdan 19 yy. özellikle Tanzimatın ilanı ve sonrasında gelişen olaylarıyla gerçekten de “imparatorluğun en uzun yüzyılı” idi. Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın da yazdığı gibi Tanzimat 11.yy.’dan beri batı ile ilişkide olan, çarpışan bir toplumun iktisadi, sınai Batı uygarlığı karşısındaki direnişiydi. Örnek yoktu, bu alanda da ecdadımız bir öncülük yapmak ve yenidünyanın şartlarına uyum sağlamak uymak zorundaydı. (s. 269) Tarık Suat Demren , İlber Hoca’nın bu kült eserini değerlendirirken Osmanlı tarihi ile ilgilenenlerin , genellikle imparatorluğun en görkemli dönemiyle yani 15 -17. yy’a odaklandığını, bu dönemden sonrası ise alelacele kapatılmak istenen bir hesap gibi kolaylıkla tasviye edilip cumhuriyete geçildiğini belirtiyor. Oysa imparatorluk cumhuriyete birçok kurum bırakmıştır; parlamentarizm, üniversite, eğitim sistemi, maliye sistemi, basın başta olmak üzere. Kitabın arka kapağında da değinildiği gibi, \"Günümüz Türkiye\'sinin sorunlarını ve dinamiklerini kavramak, ülkenin dünya konjonktüründeki yerini olanca açıklığıyla görebilmek için başvurulabilecek en vazgeçilmez kaynak, 19. Yüzyıl\'da Osmanlı İmparatorluğu\'nun yaşadığı serüvendir.\"

Devamı

Osmanlı İmparatorluğu Üzerindeki Rusya Kuşatması -2 ( Ramazan Balcı )

Tarih: 03/02/2008   /   Toplam Yorum 3   / Yazar Adı:      /   Okunma 7189

image

Ramazan Balcı, Birinci Dünya Savaşı\'nın yaklaşık 100 yıl öncesinden başlayarak Osmanlı-Rus ilişkilerini incelediği makalesinin ikinci bölümünde ise Rus Çarlığı\'nın özellikle Berlin Antlaşmasından sonra, demiryolu yapımı gibi çok hayati konularda Osmanlı Devleti\'ni nasıl engellediği, savaş tazminatlarını nasıl bir silah olarak kullandığını anlatıyor.Balcı, Osmanlı Devleti\'nin son yüz yılını kendi şartları içinde bağımsız bir ülke olarak geçirmediği vurguluyor. Kendi ifadesiyle belirtirsek , Rusların yapıp ettiklerine bir de Fransa ve İngiltere’nin entrikaları eklendiğinde bu yargının doğruluğu daha iyi anlaşılacaktır.Osmanlı İmparatorluğunun bu kirli savaşın çıkmasında en küçük bir vebali yoktur.

Devamı

Osmanlı İmparatorluğu Üzerindeki Rusya Kuşatması -1 ( Ramazan Balcı )

Tarih: 28/01/2008   /   Toplam Yorum 2   / Yazar Adı:      /   Okunma 8849

image

Ramazan Balcı , son 1700’lü yılların başından Birinci Dünya Savaşı’na kadar olan dönemdeki Osmanlı-Rus ilişkilerini inceliyor. Balcı’nın ifadesiyle söylersek , XVIII. asra siyasi ve ekonomik yönden zayıflayarak giren Osmanlı İmparatorluğu bir yandan bizzat batılı devletlerin kışkırttığı isyanlarla boğuşurken diğer yandan ayakta kalabilmek için aynı batılı devletlerin desteğini aramak zorundaydı. Neredeyse yüz yıl süren bu çok taraflı oyunların bilinmesi, günümüzün problemlerini anlamak için de çok önemli katkılar sağlayacaktır.
Balcı, Rusların genel politikasını “kendileri zaptedemediği takdirde boğazların Osmanlı Devleti’nin elinde kalmasını tercih etmek” olarak açıklıyor. Devletin zayıflığından ve gerilemesinden istifade ederek bir nevi himaye kurmak, kendi donanmalarına her iki yönde açık bulundurmakla beraber sair devletlerin donanmalarına kapatarak Karadeniz’i kapalı bir göl haline getirmek başlıca emelleri oldu. Böylece Rusya her nevi taarruzdan korunmuş olacaktı. Bu siyaset General İganatiyef tarafından “herkese kapalı yalnızca Ruslara açık olmak” cümlesiyle özetlemişti.
Sitemiz için hazırlanmış, bir hayli emek verilmiş bu çalışmayı 2 bölümde yayınlayacağız. İlk bölüm’de Karlofça Antlaşması’ndan ( 26 Ocak 1699 ) Prut harbi’ne, oradan Kırım Savaşı ve sonrasında da 93 Harbi olarak bilinen Osmanlı-Rus Harbi’ne kadar olan dönem incelenecek.

Devamı

Fetihname- Kıvami, Yay.Haz. C. Vedat Uygur ( Haşim Şahin )

Tarih: 19/01/2008   /   Toplam Yorum 2   / Yazar Adı:      /   Okunma 9566

image

Fatih Sultan Mehmet dönemi Osmanlı Devleti’nin dünya sahnesinde artık büyük bir güç olarak belirdiği en parlak yılların başlangıcıydı. Sakarya Üniversitesi öğretim üyesi Haşim Şahin, o dönemi anlatan birinci elden bir kaynak olan Kıvami’nin Fetihname’sini değerlendiriyor. Şahin, Fetihnâme üzerinde çalışan ilk bilim adamının Franz Babinger olduğunu belirtiyor. F. Babinger, 1955 yılında Berlin Milli Kütüphanesi’nden aldığı izinle, İstanbul’da Fetihnâme’nin tıpkı basımını yapmış. Geçen uzunca bir süre zarfında Fetihnâme’nin eser üzerinde çalışma yapılmamıştır. Nihayet, Ceyhun Vedat Uygur, Yüksek Lisans Tezi olarak başladığı bu çalışma üzerinde yoğunlaşarak, Latin harfleriyle transkripsiyonunu ve sadeleştirilmiş şeklini bir arada yayına hazırlama aşamasını sonuçlandırmış; Yapı Kredi Yayınları da Kazım Taşkent Klasik Yapıtlar Dizisi arasında bu eseri yayınlamak suretiyle okuyucuyla buluşturmuş. Hükümdarların, kazanmış oldukları zaferleri komşu devlet hükümdarlarına duyurma isteğinden doğan ihtiyacı karşılamak amacıyla kaleme alınan fetihnâmelerin ilk İslam devletlerinden beri mevcut olduğunu yazan Şahin ’e göre Kıvâmî, gazâ ve cihâd gibi erdemlere de özel bir önem atfediyor. Fetihnâme’nin hemen her bölümünde yer alan gazâ ruhunu övmeye yönelik ifadeler, yazıldığı dönemdeki yaygın anlayışı göstermesi cihetinden önemlidir.

Devamı

Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler- Mustafa Armağan ( Tarık Suat Demren )

Tarih: 29/12/2007   /   Toplam Yorum 3   / Yazar Adı:      /   Okunma 8649

image

Yılın son yazısında Tarık Suat Demren, Mustafa Armağan’ın önemli bir çalışmasını tanıtıyor. Demren, Armağan’ın geniş kitleleri hedefleyen tarzıyla yanlış öğretilen tarih konusunda kronik ezberleri bozduğunu belirtiyor. Bu tür kitapları özellikle, Ernest Renan\'ın \"tarihin yanlış yazılması, millet olmanın gereğidir\" sözü ile özetlediği sürecin çarklarından ‘daha bir acımasızca’ geçmiş olanların okuması gerektiğini düşünüyor. Söz konusu çalışmadaki çeşitli makalelerden örnekler veriyor. Örneğin İnkılap Tarihimiz konusunda tartışmasız en önde gelen isimlerden biri olan Yusuf Hikmet Bayur, 1932’deki Tarih kongresinde Fransız bir kaynaktan II. Beyazıd\'ın memlekete matbaanın gelmesini idam cezasıyla engellediği bilgisini aktarır. Ama Bayur bu bilginin teyidini Türk kaynaklarına bakıp yapacağına Fransız yazarın sözünü desteklemek için akıllara ziyan bir \"kanıt\" getirir. Kanıt şöyledir: İşbu hükümdarın meslek ve hareketlerini bildikten sonra buna inanmamak için sebep yoktur.!
Yine Demren’in ifadeleriyle söyleyecek olursak; Maskeleri kaldıralım, baloda değiliz; tarih bizim tarihimiz, günahıyla sevabıyla..

Devamı

İlber Ortaylı ile "Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek" ( T. Suat Demren )

Tarih: 29/06/2007   /   Toplam Yorum 4   / Yazar Adı:      /   Okunma 9117

image

Tarık Suat Demren , ülkemizin en önemli tarihçilerinden biri olan Prof.Dr. İlber Ortaylı’nın “Osmanlı’yı Yeniden Düşünmek” adlı eserini değerlendiriyor. Demren’in de çok yerinde bir tesbitle yazdığı gibi “ülkemizde Osmanlı söz konusu olduğunda iki tip bakış görülüyor. Ya topyekün bir kutsama ya da topyekün çöpe atma. Her iki görüşün de epey temsilci ve tetikçisi vardır. Kitaplar, dergiler biteviye bu iki eksende konuyu işler durur.”
Demren’e göre Prof. Ortaylı’nın en önemli özellikleri; tarihsel bir olguyu günümüzün değil o dönemin şartlarıyla değerlendirilmesi konusundaki hassasiyeti ve tarihe bakışta hamasete kaçmayan gerçekçi tavrı. T.Suat Demren bizleri , son derece güzel bir üslupla yazılan, hocayla adeta sohbet ediyormuş hissini veren söz konusu eseri okumaya davet ediyor. Eğer \"Osmanlı\" bizler için birşeyler ifade ediyorsa...

Devamı

Kırım Harbinden Günümüze Haydarpaşa Mezarlığı 2. Bölüm ( İslam Özdemir)

Tarih: 27/02/2007   /   Toplam Yorum 13   / Yazar Adı:      /   Okunma 24608

image

Araştırmacı İslam Özdemir\'in, Haydarpaşa Mezarlığı ile ilgili yaptığı çalışmanın 2. Bölümünü sunuyoruz ..Haydarpaşa Mezarlığında ön plana çıkan diğer bir isim ise tüm dünyada hemşirelik mesleğinin kurucusu olarak kabul edilen ünlü İngiliz Hemşiresi Florence Nightingale’dir.1820-1910 yılları arasında yaşayan ve bütün ömrünü hemşireliğin dünya’da hak ettiği yere ulaşmasını sağlamak uğrunda harcayan Bayan Nightingale’nin hayatında, hiç şüphesiz bu bölgenin çok önemli bir yeri vardır.

Devamı

Kırım Harbinden Günümüze Haydarpaşa Mezarlığı - 1 ( İslam Özdemir )

Tarih: 14/01/2007   /   Toplam Yorum 7   / Yazar Adı:      /   Okunma 9714

image

Çarlık Rusya’sının Osmanlı Devletinde yaşayan Ortodoksları kendi himayesi altına almak istemesi üzerine 4 Ekim 1853 tarihinde patlak veren Kırım Savaşı,İngiltere ve Fransa’nın Osmanlı Devleti’nin müttefiki sıfatıyla harbe iştirak etmesiyle yaklaşık 2,5 yıl devam etmiş, 30 Mart 1856 tarihinde taraflar arasında imzalanan Paris Barış Antlaşmasıyla sona ermiştir.Osmanlı Devleti açısından değerlendirildiğinde askeri açıdan kazanılan bir zaferden çok Avrupa Devletleri karşısında diplomasi alanında alınmış ağır bir mağlubiyet olma özelliğini taşıyan bu kanlı savaşın, acı hatırlarını barındıran en önemli yerlerden biride İstanbul-Üsküdar’da bulunan Haydarpaşa Mezarlığıdır.

Devamı