Tarihe güvenmeli miyiz? - Can Dündar ( Milliyet 12.1.2008 )

Tarih: 13/01/2008   /   Toplam Yorum 3   / Yazar Adı:      /   Okunma 4991

Geçen Pazar, Allahuekber Dağlarında donarak şehit olanlar anısına bir saygı yürüyüşü düzenlendi.
1914'ü 1915'e bağlayan kış yaşanan Sarıkamış faciasından sonra o günün basınında harekâtla ilgili tek satır haber çıkmadığını biliyor muydunuz?Ta 1922'ye kadar...Ağır bir sansür, felaketi 7 yıl saklamayı başarmıştır.Tarih susmuş, hatta yalan söylemiştir.1 Mart 1915'te Meclis Başkanı Halil Bey, "Sarıkamış'ta düşmanın, ordumuzun azmi önünde eridiğini" açıklamıştı. Aynı Meclis'te Ekim 1915'te Enver Paşa, "Kafkasya'da düşmanı hırpaladık ve bizim için tehlike oluşturmayacak hale getirdik" diyebilmişti. Gerçek, ancak 7 yıl sonra ortaya serildi. Tarihi düzeltmek için değil, Enver Paşa'yı tarihten silmek için...Onun Kurtuluş Savaşı'na müdahalesini önlemek isteyenler, günü gelince Sarıkamış dosyasını açıverdiler. Facia, "Enverciler"in tasfiyesi için kullanıldı. Bu süreçte de abartıldı. "Allahuekber Dağlarında bir gecede 90 bin askerin tek kurşun atmadan donarak öldüğü" yazıldı.Gerçek rakam, bunun yarısından da azdı.Rakamın azlığı, trajedinin boyutunu küçültmedi tabii, ama tahrifat, bizim tarihe inancımızı zedeledi.

 

Tarih, muzafferlerin kitabıdır. Bir hesaplaşma yatağıdır. Neyi, ne zaman ve ne kadar bilmemiz gerektiğini tarihi yazanlar belirler.
Fazlasını sormak, başınıza iş açar.
Belgeler de, tanıklar da, çoğu zaman tarihi yazanlardan yana yontar bildiklerini...
O yüzden tarih susar bazen ya da abartılı konuşur; niye öyle yaptığını ancak bilenler bilir.
* * *
Geçen Pazar, Allahuekber Dağlarında donarak şehit olanlar anısına bir saygı yürüyüşü düzenlendi.
1914'ü 1915'e bağlayan kış yaşanan Sarıkamış faciasından sonra o günün basınında harekâtla ilgili tek satır haber çıkmadığını biliyor muydunuz?
Ta 1922'ye kadar...
Ağır bir sansür, felaketi 7 yıl saklamayı başarmıştır.
Tarih susmuş, hatta yalan söylemiştir.
1 Mart 1915'te Meclis Başkanı Halil Bey, "Sarıkamış'ta düşmanın, ordumuzun azmi önünde eridiğini" açıklamıştı.
Aynı Meclis'te Ekim 1915'te Enver Paşa, "Kafkasya'da düşmanı hırpaladık ve bizim için tehlike oluşturmayacak hale getirdik" diyebilmişti.
Gerçek, ancak 7 yıl sonra ortaya serildi.
Tarihi düzeltmek için değil, Enver Paşa'yı tarihten silmek için...
Onun Kurtuluş Savaşı'na müdahalesini önlemek isteyenler, günü gelince Sarıkamış dosyasını açıverdiler.
Facia, "Enverciler"in tasfiyesi için kullanıldı. Bu süreçte de abartıldı.
"Allahuekber Dağlarında bir gecede 90 bin askerin tek kurşun atmadan donarak öldüğü" yazıldı.
Gerçek rakam, bunun yarısından da azdı.
Rakamın azlığı, trajedinin boyutunu küçültmedi tabii, ama tahrifat, bizim tarihe inancımızı zedeledi.
* * *
Atatürk'e suikast davası da İttihatçıların tasfiyesi için kullanılmıştı. O davanın hâkimi olarak muhalifleri ipe yollayan Kılıç Ali'nin oğlu Altemur Kılıç, geçenlerde Sarıkamış'ın ve Suikast Davası'nın tasfiye amaçlı kullanımı konusunda şöyle yazdı:
Bu, devrimlerin kaçınılmaz trajedilerinden biridir."
Belki de öyledir.
Ama bir trajedi 100 yıl sürer mi?
Bir asrı devirdikten sonra artık belgelerin ve gerçeklerin aydınlığa kavuşması gerekmez mi?
Ama olmuyor.
Tarihimiz, hâlâ yok saymak ile abartmak arasında gidip geliyor.
Bugün sıkça tartışılan "1915 Ermeni katliamı" da, "rakamlar savaşı"nın kurbanlarından değil mi?
Onun boyutları da yabancı baskısıyla başlayan İttihatçıların yargılanması sırasında ortaya çıkmadı mı?
Ya Çanakkale?
Sıkça 500 bin insanın hayatını kaybettiği söylenen savaşta resmi Türk şehit sayısının 86 bin olması şaşırtıcı değil mi?
"Bunlar açığa çıkmadı, çünkü o zamanlar basın yeterince güçlü değildi" diye düşünenlere, tarihin suskunlaşmasına daha yakın bir örnek verelim:
1974 Kıbrıs harekâtında yanlışlıkla kendi gemimiz Kocatepe'yi batırdığımızda da kamuoyu faciayı ancak 1 yıl sonra öğrenebilmişti.
* * *
Tarihin muzafferlerin kitabı olduğunu biliyoruz; ama yine de ona güvenmek istiyoruz. İntikam hesaplarından, klik hesaplaşmalarından arınmış, kendiyle barışmış, kin tutmayan, objektif bir tarihin ve önyargısız, sansürsüz, eksiksiz bilginin hasretini çekiyoruz.
Geçmişimize soğukkanlılıkla bakmanın ve tarihten gereken dersleri çıkarmanın zamanıdır artık...

 

Yazının Linki: http://www.milliyet.com.tr/2008/01/12/yazar/index.html


  4991 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

21/03/2015 - 04:28 CNNTürk Başak Şengül ile Bugün- 18 Mart Çanakkale Zaferi Özel Programı

12/02/2015 - 15:22 Ayrıntı Sandığı Programı Çanakkale Özel ( TRT HABER 14 Şubat 2015 saat 11.10 )

24/01/2015 - 09:17 Timaş Tarih

24/10/2014 - 11:55 Avustralya SBS Radyosunda Çanakkale Savaş Alanlarında Yapılaşma Konusu

// - 10:09 Gelibolu Yarımadası Kanunu hakkında Avustralya SBS Radyosu Türkçe Bölümüne verdiğim röportaj… (Tuncay Yılmazer )

16/03/2013 - 09:11 Semerkand TV

01/11/2008 - 21:53 Basından Seçmeler- Yine Dozer ( 27.10.2008 tarihli Hürriyet Gazetesi)

18/11/2007 - 07:21 “Gelibolu’yu Anlamak” ta Yeni Bölüm : Basından Seçmeler ( Tuncay Yılmazer )