Mehmet Âkif'i anmak – Taha Akyol ( Milliyet- 27.12.2007 )

Tarih: 06/01/2008   /   Toplam Yorum 2   / Yazar Adı:      /   Okunma 18005

MİLLİ şairimiz Mehmet Âkif 27 Aralık 1936'da vefat etti. Devlet bu vefatı işitmedi, görmedi; cenazesini millet kaldırdı. Büyük şair Abdülhak Hamid'e özel kanunla maaş bağlayan devlet, büyük şair Mehmet Âkif'e hak ettiği emekli maaşını bile bağlamamış, Âkif dostlarının bakımına muhtaç kalmıştı. Emekli maaşı bağlandığında artık ölüm döşeğindeydi. Âkif, siyasete hiç karışmadığı halde bir 'muhalif' gibi peşine polis takılmış, sürekli siyasi hücumlara maruz kalmıştı. "Arap, Arnavut" denilerek Türklükten tard edilmişti! "Gerici" denilerek aşağılanmıştı! Bunu yapanlar, onun "İstiklal Marşı"nı yazabilmiş tek şair olduğunu akıllarına bile getirmiyordu. İki büyük şairimiz, Tevfik Fikret ile Mehmet Âkif arasındaki görüş ve duyuş farkları analiz edilmiyor, anlamaya çalışılmıyor, Âkif'e hakaret için vesile yapılıyordu.
Âkif'e Türkçülük yapmadı diye saldıranlar, Fikret'in tek mısraında bile "Türk" kelimesinin geçmediğini, siyasi kimlik olarak sadece "Osmanlılık" kavramını yücelttiğini düşünmediler.

 

MİLLİ şairimiz Mehmet Âkif 27 Aralık 1936'da vefat etti. Devlet bu vefatı işitmedi, görmedi; cenazesini millet kaldırdı.
Büyük şair Abdülhak Hamid'e özel kanunla maaş bağlayan devlet, büyük şair Mehmet Âkif'e hak ettiği emekli maaşını bile bağlamamış, Âkif dostlarının bakımına muhtaç kalmıştı. Emekli maaşı bağlandığında artık ölüm döşeğindeydi.
Âkif, siyasete hiç karışmadığı halde bir 'muhalif' gibi peşine polis takılmış, sürekli siyasi hücumlara maruz kalmıştı.
"Arap, Arnavut" denilerek Türklükten tard edilmişti! "Gerici" denilerek aşağılanmıştı!
Bunu yapanlar, onun "İstiklal Marşı"nı yazabilmiş tek şair olduğunu akıllarına bile getirmiyordu.
İki büyük şairimiz, Tevfik Fikret ile Mehmet Âkif arasındaki görüş ve duyuş farkları analiz edilmiyor, anlamaya çalışılmıyor, Âkif'e hakaret için vesile yapılıyordu.
Âkif'e Türkçülük yapmadı diye saldıranlar, Fikret'in tek mısraında bile "Türk" kelimesinin geçmediğini, siyasi kimlik olarak sadece "Osmanlılık" kavramını yücelttiğini düşünmediler.

Tarihselliği anlamak
Bayram tatilinde Orhan Karaveli'nin Doğan Kitap'tan çıkan "Tevfik Fikret ve Haluk Gerçeği" adlı kitabını okudum.
Fikret'i okuduğumda hep hüzünlenirim; zira Fikret, Tanpınar'ın deyimiyle, "bizim medeniyet krizimiz"i yansıtan büyük bir çığlıktır.
Karaveli'nin kitabından büsbütün hüzünlendim. Fikret'e övmek için, Âkif'e yermek için bakmış.
Sayın Karaveli "tarihsel" açıdan bakamadığı için zamanları birbirine karıştırmış... Akif'in "Türk Arapsız yaşamaz..." ya da "Ben ki evet Arnavud'um / İşte perişan yurdum" şeklindeki mısralarını almış ve şu hükmü vermiş:
"Âkif'in Türklüğe biçtiği değer 'Arap' kavramının bir parçası olarak kaldı!"
İnsafsız bir hüküm!
Âkif bu tür şiirlerini 1911-1918 döneminde yazmıştır. O dönemde Mustafa Kemal ne yapıyordu?! Libya'da ve Suriye'de savaşmıyor muydu?!
Askerler silahla, Âkif de kalemle imparatorluğu savunuyordu!
Bu "tarihsellik" faktörünü anlamadan Akif'i anlamak mümkün müdür?
Tarihi dönemleri karıştırmak, çok sıradan bir 'pozitivist metafizik'tir!

Âkif ve milliyetçilik
Âkif bu şiirlerinde Kosova için, Prizren, Yakova ve Selanik için gözyaşları döker. Bugün etnik milliyetçilik dediğimiz kavmiyetçiliğin felaketlerini anlatır.
"Arnavud'um... işte perişan yurdum" derken yaptığı şey, Arnavutçuluk değil, Arnavut milliyetçiliğine eleştiridir.
Âkif aynı dönemde "Yurdu baştan başa viraneye dönmüş Türk'ün" diye ağlayan şairimizdir.
1921'e gelindiğinde, Sakarya savaşı günlerinde bestelenip cephede söylenen "Ordunun Duası" marşının yazarı Âkif'tir: "Türk eriyiz, silsilemiz kahraman / Müslümanız hakka tapan Müslüman."
Âkif'i Çanakkale ile Bedir Savaşı'nı mukayese etti diye eleştirmek de müthiş bir anlayışsızlıktır.
Bir müminin kalbinde "Bedr'in arslanları"nın manevi mertebesinin ne olduğunu bilenler, Âkif'in Çanakkale şehitlerini Peygamber'in yanı başında bir manevi mertebede gördüğünü anlamakta zorluk çekmezler!
Âkif elbette bütün ömrünce etnik milliyetçiliğe karşı oldu. Tarih kurultaylarında söylenen "brokisefal Alpin ırk" zırvalarına itibar etmedi; Milli Mücadele ruhunun şairi oldu; İstiklal Marşı'nı da bu sayede yazdı zaten.
Yeniden etnik sorunlarla karşılaştığımız bu dönemde, Âkif'i anlamaya daha çok ihtiyacımız var.

t.akyol@milliyet.com.tr

Tarihselliği anlamak
Bayram tatilinde Orhan Karaveli'nin Doğan Kitap'tan çıkan "Tevfik Fikret ve Haluk Gerçeği" adlı kitabını okudum.
Fikret'i okuduğumda hep hüzünlenirim; zira Fikret, Tanpınar'ın deyimiyle, "bizim medeniyet krizimiz"i yansıtan büyük bir çığlıktır.
Karaveli'nin kitabından büsbütün hüzünlendim. Fikret'e övmek için, Âkif'e yermek için bakmış.
Sayın Karaveli "tarihsel" açıdan bakamadığı için zamanları birbirine karıştırmış... Akif'in "Türk Arapsız yaşamaz..." ya da "Ben ki evet Arnavud'um / İşte perişan yurdum" şeklindeki mısralarını almış ve şu hükmü vermiş:
"Âkif'in Türklüğe biçtiği değer 'Arap' kavramının bir parçası olarak kaldı!"
İnsafsız bir hüküm!
Âkif bu tür şiirlerini 1911-1918 döneminde yazmıştır. O dönemde Mustafa Kemal ne yapıyordu?! Libya'da ve Suriye'de savaşmıyor muydu?!
Askerler silahla, Âkif de kalemle imparatorluğu savunuyordu!
Bu "tarihsellik" faktörünü anlamadan Akif'i anlamak mümkün müdür?
Tarihi dönemleri karıştırmak, çok sıradan bir 'pozitivist metafizik'tir!

Âkif ve milliyetçilik
Âkif bu şiirlerinde Kosova için, Prizren, Yakova ve Selanik için gözyaşları döker. Bugün etnik milliyetçilik dediğimiz kavmiyetçiliğin felaketlerini anlatır.
"Arnavud'um... işte perişan yurdum" derken yaptığı şey, Arnavutçuluk değil, Arnavut milliyetçiliğine eleştiridir.
Âkif aynı dönemde "Yurdu baştan başa viraneye dönmüş Türk'ün" diye ağlayan şairimizdir.
1921'e gelindiğinde, Sakarya savaşı günlerinde bestelenip cephede söylenen "Ordunun Duası" marşının yazarı Âkif'tir: "Türk eriyiz, silsilemiz kahraman / Müslümanız hakka tapan Müslüman."
Âkif'i Çanakkale ile Bedir Savaşı'nı mukayese etti diye eleştirmek de müthiş bir anlayışsızlıktır.
Bir müminin kalbinde "Bedr'in arslanları"nın manevi mertebesinin ne olduğunu bilenler, Âkif'in Çanakkale şehitlerini Peygamber'in yanı başında bir manevi mertebede gördüğünü anlamakta zorluk çekmezler!
Âkif elbette bütün ömrünce etnik milliyetçiliğe karşı oldu. Tarih kurultaylarında söylenen "brokisefal Alpin ırk" zırvalarına itibar etmedi; Milli Mücadele ruhunun şairi oldu; İstiklal Marşı'nı da bu sayede yazdı zaten.
Yeniden etnik sorunlarla karşılaştığımız bu dönemde, Âkif'i anlamaya daha çok ihtiyacımız var.

t.akyol@milliyet.com.tr

Yazının linki:  http://www.milliyet.com.tr/2007/12/27/yazar/akyol.html


  18005 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

21/03/2015 - 04:28 CNNTürk Başak Şengül ile Bugün- 18 Mart Çanakkale Zaferi Özel Programı

12/02/2015 - 15:22 Ayrıntı Sandığı Programı Çanakkale Özel ( TRT HABER 14 Şubat 2015 saat 11.10 )

24/01/2015 - 09:17 Timaş Tarih

24/10/2014 - 11:55 Avustralya SBS Radyosunda Çanakkale Savaş Alanlarında Yapılaşma Konusu

// - 10:09 Gelibolu Yarımadası Kanunu hakkında Avustralya SBS Radyosu Türkçe Bölümüne verdiğim röportaj… (Tuncay Yılmazer )

16/03/2013 - 09:11 Semerkand TV

01/11/2008 - 21:53 Basından Seçmeler- Yine Dozer ( 27.10.2008 tarihli Hürriyet Gazetesi)

18/11/2007 - 07:21 “Gelibolu’yu Anlamak” ta Yeni Bölüm : Basından Seçmeler ( Tuncay Yılmazer )