Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması : Gazze Muharebeleri ( 1.Bölüm) (Tuncay Yılmazer)

Tarih: 11/07/2017   /   Toplam Yorum 1   / Yazar Adı:      /   Okunma 1029

Sina cephesi'ndeki Osmanı birlikleri Süveyş kanalındaki trafiği engellemek, İngilizlerin can damarlarından birini kesmek şöyle dursun, savaştan önceki sınırlarına geri çekilmişler, İngilizler de Sina Çölüne raylar döşeyerek, gerekli lojistik destekleri sağlayaran Filistin kapılarına dayanmışlardı. Aralık sonunda ve başında İngiliz ve Anzak süvarileri Osmanlıların iki ileri karakolu Magdaba ve Refah garnizonlarını neredeyse birbirinin kopyası harekâtla ortadan kaldırmış, yüzlerce esir almışlardı. Von Kress İngilizlerin Mart ayından itibaren artık Filistin topraklarına saldıracaklarını biliyordu. Emri altındaki birlikler Çanakkale gazisi olan 3. ve 16.Tümenlerdi. (T.Y)

Bu yazı Atlas Tarih Dergisi Şubat-Mart 2017 Gazze Muharebeleri dosyası içerisinde yayınlanmış, editörden alınan izinle sitemize konulmuştur. Savaşın yaşandığı coğrafya hakkında bilgi veren ve bölgenin fotoğraflarını bizlerle paylaşarak  destek olan İbrahim Jaradah ve Dr. Ahmet Köse’ye çok teşekkür ederim (T.Y)

 

 4 Mart 1952 de 70 yaşlarında bir gazi elinde dosyalarla Caddebostan'daki 292 No'lu köşkün kapısını heyecanla çaldı. Acaba eski komutanı ne durumdaydı? İçeri buyur edildiğinde heyecanlanmıştı. Ne mutlu ki çok sevdiği komutanı yaşıyordu.84 yaşındaydı. Dişleri dökülmüştü gerçi. Sadece evin içinde gezebiliyordu. Birbirlerine yaşlanmayla ilgili latifeler yaptılar. “Aziz komutanım” diye söze girdi genç olanı. Zamanla isimlerinin unutulacağını söyledi. “Bunun için ben sizin muharebelerinizi yazdım. Kitap şeklinde bastıracağım. Yazdıklarım hatırımda kalan şeyler. Yanlış olanları söyleyiniz ki ben de düzelteyim.” Kumkale, Zığındere gibi Çanakkale Kara Muharebelerinin en dehşetli dönemlerini, yaşamış 3.Tümen gazileri olarak yaşadıklarını konuştular. Sıra Sina-Filistin cephesindeki o zorlu koşullardaki çarpışmalara gelmişti. 31. Alay Komutanı Emekli Albay İsmail Hakkı Koray alayının topluca esir düştüğü (Şimdiki Filistin’in Gazze Yönetimi ile Mısır arasında sınır kapısı olan)Refah’taki  Muharebe hakkında eski süvari üsteğmeni olan Şerif Güralp'in kendisine verdiği notlarını okurken “bize saldıran piyade değil hecinsüvardı (deve süvarisi) ” diye düzeltecekti. El Ariş'ten hareketle İngilizler iki süvari tümeni ve bir hecinsüvar tümeniyle 9 Ocak 1917'de şimdi de Mısır'a açılan bir sınır kasabasının olduğu Refah  mevzilerini tıpkı daha önceki harekâtlarında olduğu gibi sarmış , 31.Alay askerleri dayanmalarına rağmen yardım gelmediği için teslim olmak zorunda kalmışlardı. “Eğer A numaralı alay öğleden evvel harekâta geçseydi” demiştiEmekli Albay İsmail Hakkı bey.  “Refah düşmez , Filistin'de ilk zaferi biz kazanmış olurduk.”

 

Notlarını düzelten Şerif Güralp yardım meselesini net bir şekilde hatırlıyordu. Eski komutanına o sırada bundan bahsedip bahsetmediğini bilmiyoruz. Ancak Anzaklar ve İngilizler Refah mevzilerinin sardığında tıpkı birkaç sene önce Çanakkale Savaşı -Kumkale muharebelerinde olduğu gibi yakındaki alaya doğru dörtnala atını sürüp yardım isteyen oydu. Ancak bu kez lafını dinletememiş, yardım gitmemiş, 31. Alay göz göre üstün Anzak ve İngiliz birlikleriyle başbaşa bırakılmış, teslim olmak zorunda kalmış, Filistin'in kapısı 1917' başlarken Ortadoğu'da genel stratejilerini değiştiren İngilizlere açılmıştı.

 

1917'ye girerken İngilizlerin Stratejisi

 

Llyod George 'un Aralık 1916'da başbakan olması 1. Dünya Savaşı'nda İngilizlerin stratejilerinde kökten değişikliğe neden olmuştu. Çiçeği burnunda başbakan, iki yıl önceki Çanakkale cephesi açılırken benzer tartışmaları yaşayan, Batıcılar-Doğucular diye ayrılan kabinede Batı cephesindeki sonu gelmez kayıplara son vermek için Almanları en zayıf müttefikiyle vurmak düşüncesindeydi. Bu “zayıf” kabul edilen müttefik de  tabi ki 1917'nin başlarında hâlâ daha hatırı sayılır derecede İngiliz gücünün Ortadoğu'da tutulmasına yol açan Osmanlı İmparatorluğuydu. 1916 sonlarında İngilizler Bağdat için harekete geçerken Sina'dan ilerleyişlerini devam ettirmek Kudüs'ü ele geçirmek istiyorlardı. Böylelikle uzayan savaş için gerekli moral iki kadim şehrin ele geçirilmesiyle sağlanacaktı. Ancak askerler Filistin ve diğer Ortadoğu cephelerini tali olarak görüyor, asıl muharebelerin İsviçre'den Manş denizine kadar uzayan Batı cephesinde verilmesi gerektiğini, burada kazanılacak başarılarla Almanya'nın çökeceğini ve savaşın kazanılacağını düşünüyorlardı. Tarih boyunca Askeri Strateji ile politikacıların başı çoğu zaman hoş olmamıştır. Politikacıların sivillerle yakın iletişimde  olmalarından dolayı kayıplardan, savaşın kördüğüme dönüşmesinden, sosyal huzursuzluklardan daha fazla etkilenirler. İşte Başbakan Llyod George, İngilizlerin Somme’da (420.000 ) , Fransızların Verdun’da (540.000), Rusların doğu Avrupa’da 1.400.000 kaybına yolaçan Brosilov Taarruzu’ndan sonra acil bir zafere ihtiyacı vardı. Bu arada unutulmaması gereken bir diğer nokta da  savaşın 1914’teki coşkusunun yerini 1917 ‘de bıkkınlık, hatta zaman zaman askeri isyanlara yol açacak derecede kaosa yol açmasıdır. Özellikle gıda sıkıntısı ve grevler başta olmak üzere tüm ülkeler savaşın getirdiği zorlu koşulları iyiden iyiye hissetmeye başlamışlardı. En başta etkilenen ülkelerin başında Rusya geliyordu. Büyük devrimin ayak sesleri 1917 de artık iyiden iyiye hissedilmeye başlamıştı. Kolay zafer kazanabilecek tek yerler Osmanlı cepheleri görülüyordu. Bugünkü siyasi retorikte de yer tutan Bağdat ve Kudüs ilk hedefti. Fransa’nın Calais şehrinde 26 Şubat 1917’de yapılan  İtilaf Devletleri heyetleri arasında yapılan toplantıda müttefik ülkelerin bağımsız harekât yapabileceği kararı Başbakan Llyod George’un elini rahatlattığı söylenebilir. 

 

Halep Raporu

 

İngiliz Marksist Tarihçi Neil Faulkner'in ortaya koyduğu bir belge önemli. Tam bu dönemde İngiliz askeri istihbaratından bir raporunda Britanya’nın savaş amaçları belirleniyor, ileriye yönelik tavsiyelerde bulunuluyordu.  (Avrupa’da stabilizasyon, İngiliz donanmasının üstünlüğünün devam etmesi ve Mısır, Hindistan ve Basra Körfezi’nin güvenliği)  Almanya’nın 1917 yılında da yenilmeyeceği tahmin ediliyor, kaçınılmaz bir şekilde ayrı barış ihtimaline dikkat çekiliyordu. Almanya ile ayrı yapılacak bir barışta ilk iki amaç bundan etkilenmezken Almanya’nın Ortadoğu’ya yönelmesi, özellikle Halep’i kontrol ederek Doğu Anadolu ve Ortadoğu’yu kontrol edebileceğinin üzerinde duruluyordu. Buna imkan vermemek için Halep’in kuzeyindeki  Müslimiye istasyonuna kadar olan bölgenin kontrol altına alınması gerekliydi. Söz konusu istasyon Toroslardan gelip Musul ve Bağdat’a devam eden hatla , Suriye’ye giden hattın ayrıldığı noktaydı.

 

10.Haçlı Seferi

Mısır merkezli seferi kuvvetin komutanı General Murray Kanal savunmasının Mısır-Filistin sınırında kurulması gerektiğini belirtmiş, Sina çölündeki Osmanlı garnizonları etkisiz hale getirilerek, demiryolu ve su hatları döşenerek Filistin kapılarına dayanmıştı. Çöl şartlarından sonra Filistin kapılarına dayanmanın moral açısından çok etkili olduğu söylenebilir. Öte yandan Murray’ın Mısır seferi Ordusu askerlerinin de hem dini , hem de tarihi açıdan son derece önemli topraklara geldiklerinin farkındaydılar. Askerlerin anılarında hem İncil’e , hem de özellikle Arslan Yürekli Richard’ın 3.Haçlı seferine sık sık atıflar görülür. Tıpkı Çanakkale Seferindeki gibi Haçlı seferi metaforu kullanılmıştır. Kimi askerlere göre 10.Haçlı seferinin eşiğindeydiler.  General Murray’ın en önemli sorunu altyapıya verdiği önemi emri altındaki subay ve askerlerle iletişime vermemesiydi. Emrindeki subayların özellikle de Avustralya ve Yeni Zelanda kökenli süvari birliklerinin komutanlarının büyük kısmı ile arası iyi değildi.

Gazze-Birüssebi arasındaki yaklaşık 40 km lik hattı tutan 1.Kuvvei Seferiye’nin komutanı  Alman Alman Albay Kress Von Kressenstein ti. (Bundan sonra Von Kress diyeceğiz) Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte Türkiye'de bulunan Alman subaylar içerisinde en etkin kişilerden biri olan Von Kress'i konuyla ilgilenenler Çanakkale Boğazı önüne gele daha sonradan Yavuz ve Midilli adını alan SMS Goeben ve Breslau'nun içeri alma sürecinde Enver Paşa'yı ikna etmesinden hatırlayacaklardır. (Anılarında ileri sürdüğü diyaloglar tartışmalı olması ayrı konu) Von Kress daha savaş başlamadan önce Filistin'e atanmış, sürekli keşif gezileri yapmış, bölgeyi çok iyi bilen bir subaydı. Başta 4.Ordu Komutanı Cemal Paşa olmak üzere Türk subayları ile zaman zaman gerilimli anlar yaşadığı olmuştur. Söylemeye gerek yok, Von Kress Türkiye'de görev yapan bir çok Alman subayı gibi öncelikle kendi ülkesinin menfaatini düşünüyordu. Kanal harekâtının alt yapısının hazırlanması büyük ölçüde ona aittir. Ancak 1917'ye gelindiğinde Osmanlı Ordusu Kanaldaki trafiği engellemek, İngilizlerin can damarlarından birini kesmek şöyle dursun, savaştan önceki sınırlarına geri çekilmişler, İngilizler de Sina Çölüne raylar döşeyerek, gerekli lojistik destekleri sağlayaran Filistin kapılarına dayanmışlardı. Aralık sonunda ve başında İngiliz ve Anzak süvarileri Osmanlıların iki ileri karakolu Magdaba ve Refah garnizonlarını neredeyse birbirinin kopyası harekâtla ortadan kaldırmış, yüzlerce esir almışlardı. Von Kress İngilizlerin Mart ayından itibaren artık Filistin topraklarına saldıracaklarını biliyordu. Emri altındaki birlikler Çanakkale gazisi olan 3. ve 16.Tümenlerdi.

İngilizler Mart 1917 başında Han Yunus’a saldırmış geri püskürtülseler de ertesi gün yeniden ele geçirmişlerdi. Kaçınılmaz saldırının habercisiydi bu. 22 Mart ta 4.Ordu Başkomutanlığa sunduğu raporda İngilizlerin yakında Gazze istikametinden taarruz harekâtına girişeceklerinin beklendiğini ve bu taarruz için şimdiden Refah’ta en az iki tümenin toplandığını belirtiyor, Gazze müfrezesinin Birüssebi grubundan 125. Alayla( Çanakkale’de Arıburnu cephesi Kırmızısırt’ta görev yapan ve “Hücum Alayı” diye bilinen Binbaşı Rahmi Bey komutasındaki alay) ve Avusturya Macaristan Dağ Obüs Taburu ile takviye edildiği bildiriyor, aynı zamanda İngilizlerin sağ kanadına saldırmayı amaçladığının altını çiziyordu. Görünüşe bakılırsa Gazze Alman bir binbaşının komutasında Türk ve Arap piyadeleri ve Avusturya-Macaristan topçu askeri ağırlıklı yaklaşık 4000 kişilik bir kuvvetle savunulacaktı.

 

Adı hep savaşla, acıyla, abluka ile anılan barışa hasret şehir. Gazze

Gazze... Tarih boyunca bir çok savaşa sahne olmuş, şu dönemde bile dört bir yanından abluka altında olan , Filistin halkının İsrail'e karşı direnişinin sembol şehri. Gazze o dönemde 40000 nüfuslu son derece önemli bir merkezdi. İncil’de de adı geçen Gazze, Eski Mısır’dan Haclı Seferlerine, Napolyon’a kadar bir çok askeri harekâta tanıklık etmişti.  Çanakkale nasıl Anadolu’nun, İstanbul’un “kapısı” olarak kabul edilmişse  Napolyon’da seferi sırasında burayı “Asya’nın kapısı” olarak nitelemişti. Şehrin güney ve güneydoğusundaki Türk resmi kayıtlarında Frenk İnciri olarak geçen , bugün de var olan, neredeyse adam boyundaki sık ve dikenli yapraklı bitki doğal bir savunma hattı oluşturuyordu.  Tıpkı Çanakkale Savaşı Seddülbahir sektöründeki Alçıtepe gibi Ali Muntar tepesi de Gazze savunmasının kilit bir noktasıydı. Napolyon’un 1799 harekâtını Ali Muntar tepesinden yönettiği belirtilir.

İngiliz planı temelde Magdaba ve Refah’a taarruz planlarının hemen aynısıydı. Gazze’nin deniz tarafı kumluk alan olduğu için batıdan saldırmak mümkün değildi. Anzak süvarileri şehri doğusundan saracak, daha önce Çanakkale Savaşı’na katılmış Galler bölgesine ait 53. Tümen ‘de Ali Muntar tepesine çıkan sırtları hedefleyecek, tepeyi ve özellikle de tepede konuşlu topları ele geçirecekti. Ancak en kritik nokta El Ariş'e kadar gelebilen trenlerin lojistik desteğinin sadece 24 saatlik su ve erzak ihtiyacını garanti edebilmesiydi. Süvarilerin atlarının susuzluğa belli bir süreden sonra dayanabilmesi mümkün değildi. Hava kararmadan Gazze ele geçirilmeli, şehirdeki su kaynaklarına ulaşılmalıydı.

İngiliz komuta kademesinde Mısır Seferi Kuvvetler Komutanı General Murray’ın dayalı döşeli lüx bir trende, cepheden bir hayli geride El-Ariş te idi. Gazze Vadisinin hemen gerisindeki Doğu Gücü’nün komutanı General Dobell ile  harekâta katılacak Anzak süvarilerinin ve 53.Tümeni komuta eden Chetwode ise birbirine çok yakındı ve Gazze muharebesindeki gelişmelerden zamanında haberdar olamamışlardı. Seferin tarihçesini yazan 2. Dünya Savaşı'nın ünlü İngiliz generallerinden Wavell, Mısır Seferi Kuvveti komutanı Murray'ı cepheye çok uzak olmakla, Dobell ve Chetwode'u ise birbirlerine karargâhları yakın olup ileriyle haberleşmeyi sağlayamadıkları için eleştirir. 

Gazze saldırılarından önce 4.Ordu Komutanı Cemal Paşa ile Von Kress arasında Türk resmi tarihinde bile ayrıntısıyla anlatılan tartışma dikkat çekicidir. Von Kress Gazze vadisinin gerisinde Şelale mevkiinde  konuşlanmış 3 Tümen den oluşan birliklerin daha geriye Gazze-Birüssebi hattına çekilmesi gerektiğini savunuyor ve aynı zamanda Çanakkale gazisi olan 125 Alay’ın da Gazze savunmasına katılmasını istiyordu. Cemal Paşa bu alayın verilmesine karşı çıkmış, hatta Gazze deki birliklerin kuzey doğuya çekilmesi gerektiğini belirtmişti. Kress buna itiraz etmiş, Gazze’den çekilmenin ordu üzerinde son derece olumsuz etki yapacağının altını çizmişti. Planında Cemame’de konuşlu Çanakkale Gazisi 3.Tümen ve Teleşşeria da konuşlu Çanakkale gazisi 16.Tümen ile İngilizlerin sağ kanadına saldırarak imha etme tasarısı vardı. Ancak Cemal Paşa’nın aksi yöndeki görüşleri üzerine “tarafımdan yapılan icraatların bozulmasında ısrar buyurdukları takdirde beni bu mevkiiden almanızı saygıyla arzederim” diye rest çekecekti . Cemal Paşa Kress’in bu itirazı karşısında Çanakkale Gazisi 125.Alay’ı Gazze’ye göndermeye ve Gazze’yi boşaltmamaya razı olmuştu.

İngiliz birlikleri ve Anzak süvarileri Gazze’nin  5 mil güneyinde 40 metre derinlikte , yer yer 100 metre genişlikte olan Gazze vadisini 26 Mart 1917 sabaha karşı geçtiler. Yoğun sis ilerlemeyi güçleştiriyordu. Saat 09’a doğru havanın açılmasıyla süvarilerin hareketi başladı. Aynı zamanda Ali Muntar tepesi yoğun topçu ateşine tutuldu. Tarihe 1. Gazze Muharebesi olarak geçen mücadele başlamıştı artık. Süvarilerin daha önce Magdaba ve Refah garnizonlarına gerçekleştirdikleri öldürücü sarma neredeyse saat 11’de tamamlanmış , hatta bir kısmı şehrin kuzeyinden denize kadar ilerlemişlerdi. Şehir öğleye doğru günümüzde de Filistin yönetiminin Gazze şeridinin sınırlarına uyan şekilde üç bir yanından sarılmıştı. 

Albay Von Kress zayıf Gazze garnizonunu savunan Alman Binbaşı Tiller'e çok güveniyordu. Cemal Paşa ise saldırı başladığında Remle'de bulunan 53.Tümen Yarbay Şerif’in komutayı devralması için emir vermişti. Paşaya göre 3 alaydan oluşan bir garnizona bir Alman Binbaşı'nın komuta etmesi sakıncalıydı. Ancak 53.Tümen komuta heyeti  akıl almaz bir tedbirsizlik eseri kendi birliklerinin bir hayli önünde  Gazze'ye doğru  giderken Avustralyalı süvarilerce Beyt-iHanun köyü civarında esir alınacaktı. Kress anılarında baştan beri istemediği bir komutanın esir olmasından dolayı duyduğu memnuniyetini gizlemez. “Gazze müdafaasını o sevk ve idare etmiş olsaydı İngilizler için daha hayırlı olurdu!”

 

Özellikle 1.Gazze Muharebesi'nde doğal savunma görevi gören, İngilizlerin geçişini sekteye uğratan dikenli Frenk inciri bitkisinin günümüzdeki görünümü ( Below Photo: Cactus Hedge, played an important role in the defence of Gaza as a natural barrier )

 

 

 

 

 

Öte yandan İngilizlerin 53.Tümen birlikleri de Ali Muntar’ı hedefleyen saldırılarına başlamışlardı. Plana göre Gazze doğrusundaki iki Türk tümeninin harekete geçmesi ve Gazze’ye saldıran İngilizleri denize doğru sürmesi gerekiyordu. Ancak ne 3. Ne  de 16.Tümen saat 16’dan önce harekete geçememişlerdi. Von Kress Teleşşeria ‘daki karargâhında , Cemal Paşa'nın da Kudüs'teki karargâhında ne kadar stresli anlar yaşandığı tahmin 

Gazze’dekiler ise kahramanca bir mücadele veriyorlardı. Kuzey’den şehre giren, doğudan da dikenli Frenk incirlerinin arasından girmeye çalışan Anzak adıyla da anılan ve çoğu Çanakkale Savaşı'nda Arıburnunda da çarpışmış Avustralyalı ve Yeni Zelandalı süvariler  ile göğüs göğüse bir mücadele başlamıştı. Gazze’nin ana caddesi olan Yafa (Günümüzdeki adıyla Ömer Muhtar caddesi)  etrafında şiddetli çarpışmalar oluyordu. Günümüz İngiliz tarihçileri bu mücadeleyi İsrail’in Hamasla Gazze’deki çarpışmalarına benzetirler. Ali Muntar tepesi İngilizlerin eline geçmiş , topçulara komuta eden Avusturyalı (soyadına bakılırsa belki de Polonyalı)  Yüzbaşı Von Truzschewski ölmüştü. Çanakkale Gazisi 125.Alay’ın Gazze’de gösterdiği kahramanlığın ayrıca altı çizilmelidir. Binbaşı Tiller Von Kress’e akşama doğru 16.45’te çektiği telsiz mesajında artık Gazze’yi terketme emri vereceğini belirtiyordu. Birlikler zamanında ilerlemeye geçmemiş, İngilizleri denize doğru sürme planı suya düşmüştü. Bir avuç kahramanla direnen şehir düşmek üzereydi.

İşte ne olduysa o sırada oldu...

Harekâtı yöneten İngiliz generalleri Dobell ve Chetwode Gazze’yi kuşatan tüm birliklere geri çekilme emri verdiler. (18.19 da) Vakit geç olmuş, plan işlememişti. Atların susuzluğu ciddi problemdi. Kuvvetli Türk ihtiyatlarının ilk unsurları görülmeye başlanmıştı. Geri çekilmekten başka yol yoktu. Sahadaki bazı komutanlardan itiraz gelse de emir kesindi. Savaşı daha geriden takip eden General Murray , iki sene önce General Hamilton’un 25 Nisan’da geri çekilmeyi öneren generallerine yaptığı gibi bir müdahalede yapacak tipte bir komutan değildi. Periferdeki subaylardan itiraz geldiyse de geri çekilme başlamıştı. Türk yardım kuvvetleri de o dönemki adı Huç şimdiki adı Siderot olan kasaba tarafından Gazze'ye doğru geliyor, şehri zor koşullarda savunan silah arkadaşlarına destek oluyorlardı. Ali Muntar tepesi ve üzerindeki Avusturya bataryası topları da yeniden ele geçirildi. Tıpkı 25 Nisan da Çanakkale'de Kanlısırtta 27.Alay'ın kaptırılan topları yeniden ele geçirilmesi gibi... Geri çekilen İngilizler Ali Muntara çıkan sırtlarda tutunmaya çalışıyorlardı. Gece yarısından hemen önce Dobell'in karargâhına, akşam üstü, ele geçirilen ve Kahire'de deşifre edilip tekrar Filistin'e gönderilen Türklerin telsiz haberleşmesi ulaştı. İlgili mesajda Gazze garnizon komutan Alman Binbaşı Tiller artık şehri terkedeceklerini , telsiz istasyonunu havaya uçuracağını yazıyordu!  İngilizler için büyük bir fırsat kaçtığı tahmin edilebilir.  Türk tarafı inisiyatifi yeniden ele almış, Gazze savunması güçlendirilmişti. Cemal Paşa Kress'e kutlama telgrafı çekmiş, özellikle de Gazze garnizonu komutanı Alman Binbaşı Tiller'i tebrik etmişti.

 

1.Bölüm sonu

 

Bu yazı Atlas Tarih Dergisi Şubat-Mart 2017 Gazze Muharebeleri dosyası içerisinde yayınlanmış, editörden alınan izinle sitemize konulmuştur.

Savaşın yaşandığı coğrafya hakkında bilgi veren ve bölgenin fotoğraflarını bizlerle paylaşarak  destek olan İbrahim Jaradah ve Dr. Ahmet Köse’ye çok teşekkür ederim (T.Y)

 

 

Türk Resmi Tarihine Göre Kayıp Oranları

 

1.Gazze Muharebesi (26-27 Mart 1917)

 

1.Kuvvei Seferiye  (Toplam 16366 tüfek, Gazze Garnizonu 3500 tüfek – 79. 125. ve 81.Alaylar)

 

10 Subay , 284 er şehit

12 subay, 1064 er yaralı

26 Subay, 994 er kayıp ( muhtemelen esir)

 

İngiliz Doğu Ordusu – Çöl Kuvveti  ( 20000 kişi, Yaklaşık 11000 ni süvari yaklaşık )

 

78 Subay , 445 er ölü

176 Subay, 2756 er yaralı

13 Subay , 499 er kayıp

 

 

 

                                                


  1029 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

10505_Tosun Saral 06-10-2017, 12:28:38
Düşünce ve Tarih Ocak 2017
İsmail Tosun Saral
YÜZ YIL ÖNCE FİLİSTİN’DE 80’NCİ VE 31’NCİ ALAYLARIMIZ NASIL ESİR DÜŞTÜLER?
Her şey Alman menfaatlerine uygun olarak, İkinci Kanal (Mısır) Seferi için 4’ncü Ordu emrinde, bir Birinci Kuvve-i Seferiye adlı özel bir sefer kuvveti kurulmasının kararlaştırılmasıyla başlamıştır. Bu kuvvetin başına 26 Aralık 1915 tarihinde 4’ncü Ordu Kurmay Başkanı Türk Kurmay Albayı Alman von Kress Bey getirilmiştir. 3’ncü Türk Piyade Tümeni Alman ve Avusturya-Macaristan Topçu Taburu ile desteklenen Kuvve-i Seferiye, kolordu yetkisiyle 2 Ocak 1916 tarihinde Halilülrahman - Birü’s-Sebi - Hafirülavce bölgesinde kurulmuş; Kurmay Başkanlığına da İstihkâm Kurmay Binbaşı Kadri Bey atanmıştır.
Birinci Kuvve-i Seferiye 1916 Temmuz ayı ortasında, Sina Çölü’nde yaşamın pek müşkül olduğu en sıcak bir mevsimde, kanal yönünde ileri harekâta başlamış, hedefine ulaşınca 30 Temmuz 1916’da saat 18’de 1’nci Kuvveyi Seferiye Komutanı von Kress, Kanal’a taarruz emrini vermiştir. Ancak, Binbaşı Kadri Bey bu taarruza taraftar olmadığını, düşmanın sayıca çok üstün olduğunu, birliklerimizin talim ve terbiye bakımından iyi olmadığını bir muhtıra ile Von Kress’e bildirmiştir. Von Kress ise, hiç olmazsa İngilizleri mevzilerini terke zorlamayı denemek mecburiyetinde olduğuna inanıyordu. Çünkü, Romani-Muhammediye bölgelerinde bir Anzak Süvari Tümeniyle belki de bir miktar piyadenin bulundurulduğu sanılıyordu. Mısır’daki İngiliz kıtalarının maddî ve manevî güçleriyle disiplininin iyi olmadığı, bu kıtaların henüz büyük muharebelere elverişli durumda bulunmadığı söyleniyordu. Bazı İngiliz kıtalarında isyan çıktığı haber alınmıştı. İngiliz kıtalarına, gerekli takviye alma zamanı bırakılmadan yapılacak cüretli bir taarruz karşısında hemen teslim olacakları sanılıyordu.
Kanala doğru ilerleyen kuvvetlerimiz, kanalın 40 km doğusunda Romanî müstahkem ordugâhındaki iyi beslenmiş, taze, üstün düşman kuvvetlerine çatmışlardır. İngilizler, seferî kuvvetlerin yürüyüşünden casusları aracılığıyla çok önceden haberdar olmuşlardı. İngiliz General Murray, 18 Nisan tarihinde dokuz bin kişilik bir kuvvetin Avusturya-Macaristan topçusuyla birlikte Birülabd’a geleceğini öğrenmiş; hatta kuvvetlerimizin toparlanmasına fırsat vermeden taarruza geçmeyi bile düşünmüştü. Ama bunun için gereken hazırlıkları ikmal edememişti. Bu nedenle, ileri karakollarında bulunan üç süvari tugayını Muhammediye-Romanî hattına çekmiştir. 42’nci Tümen ise Romanî’nin batısında mevzilendirilmişti.
İngilizler, Kanalı savunmak, Katya’ya dayanak olmak ve ileri mevziler topluluğunu kurmak üzere Romanî savunma mevziini vücuda getirmiştir. Romanî mevzii, kıyıya Muhammediya’dan (burası da dâhil olmak üzere) itibaren yüksek kum tepelerinden itibaren bir hattı takip ederek, güneye doğru uzanıyordu. İngilizler, Katip Gannit Tepesi ve Romanî Tepe’lerinin doğu yamaçları üzerinde birinci hattı teşkil etmek üzere ortalama 700 m. aralıkla on sekiz savunma grubu (direnek noktası) kurmuşlardır. Her bir direnek noktasına kırk ila yetmiş piyade tüfekli asker ve Lewis hafif makineli tüfeğinden başka, ortalama iki de Wickers ağır makineli tüfeği verilmiştir. Ayrıca, noktaların önü tel örgü ile çok iyi bir şekilde engellenmiştir.
Birliklerimiz 2 ve 3 Ağustos günleri Katya hattına ulaşınca, 4 Ağustos günü sabahı İngiliz istihkâmlarının bir hava bombardımanıyla dövülmesinin ardından, Türk, Alman ve Avusturya-Macaristan bataryalarından müteşekkil topçularımız 240 rakımlı Katip Gannit Tepesi’nin 4500 metre doğusundan, saat 5’te iyi tahkim edilmiş İngiliz topçu ve piyade mevzilerine ateş açmıştır. Yeterli topçu cephanesinin bulunması her yere ateş etme olanağı sağlamış; bu da piyadelerimize düşman dikenli tel engellerine devamlı topçu desteği altında kayıp vermeden hücum etme imkânını vermiştir.

Katya’dan Savaşarak Çekilme
Kıtalarımız yorgunluk ve susuzluktan dolayı bitkin bir halde bulunmakla beraber 4 Ağustos 1916’da Romanî-Düveydar Müstahkem Cephesine taarruz etmişlerdir. Von Kress’in planı, Romanî’ye cepheden zayıf kuvvetlerle taarruz etmek ve dayanak noktasını gerilerden zapt etmek için asıl kuvvetle güneyden çevirmekti. Birinci İngiliz hattı zorlukla zapt edilmiştir. Çevirme hareketi ise yandan atlı çöl kolunun General Chauvel kumandasındaki dört Avustralya tugayının taarruzuna maruz kalmıştır. Bu çöl kolunu da Kantara’dan demiryolu ile nakledilen 43’ncü, 52’nci ve 53’ncü İngiliz tümenleri takip ediyordu. Bu şekilde Kanal’ın 40 km kadar yakınına sokulmuş olan von Kress, geniş harekâtını birleştirebilmiş olan üstün düşman kuvvetleri karşısında yenilmiş; Ugratina ve Birülabd ‘a geri çekilmekten başka çare bulamamıştır. Dört bine yakın kayıp vermiş; top, makineli tüfek gibi malzemeler de kaybetmiştir.
Von Kress, 10 Ağustos 1916’da birliklerin, Bîrülabd-Hodunvayhilm-Hodvillage hattını takviye etmelerini emretmiştir. Ne var ki, Bîrülabd mevziini lojistik olarak desteklemek zordu. Bu nedenle yiyecek başta olmak üzere, lojistik sıkıntısı her gün biraz daha fazla hissediliyordu. İkmâl yolunu kısaltmak ve derlenip toparlanarak birliklerin mümkün olduğu kadar düşman uzağında istirahatini sağlamak amacıyla Birinci Kuvveyi Seferiye’nin El Ariş’e çekilmesi kararlaştırılmıştır.
11 Ağustos 1916’da verilen emirle Bîrülabd mevziinden çekilme, kademeli bir surette düzenlenmiş, önce Bîrülmezar’a geri yürüyüş başlamıştır. Aynı zamanda Kurmay Albay Refet Bey 31’nci Piyade Alayı, 601’inci 603’üncü ve 604’üncü Ağır Makineli Tüfek Bölükleri ile Avusturya-Macaristan Dağ Obüs Topçu Taburu ve hafif cephane kolu, 136’ncı Uçaksavar Takımından mürekkep kuvvetlerle Bîrisalmane’de bir artçı mevzii tutmakla görevlendirilmiştir.
Bir Heçinsüvar Bölüğü, 2’nci Dağ Bataryası, 136’ncı Uçaksavar Topçu Takımı, 1. İstihkâm Taburu’nun 1’nci Bölüğü, Sıhhiye Bölüğü, 2’nci ve 5’inci Seyyar Hastaneler ile 213’ümcü Seyyar Hastane’nin yarısı, 1’nci Kakule (deve ambulansı) Kolu ve 1’nci Ekmekçi Takımı ile takviye edilen artçı, 12 Ağustos 1916’da Bîrülmezar’a gelmiş ve mevzilenmiştir. Artçı’nin yerleşmesinden sonra bütün Kuvve-i Seferiye 14 Ağustos 1916’da tümüyle El Ariş’e çekilmiştir. Artçı çok hayatî olan suyunu Birülmuğta, Tamiletülabade, Ennusi’den alacaktı. Ekim başında ise, El Ariş’ten daha ileride Türk keşif birliklerinden başka hiç bir kuvvet kalmamıştır.
Böylece, İkinci Kanal Taarruzu veya Mısır seferi adı verilen, kısmen başarılı ve özellikle kahramanlık, her türlü fedakârlık ve aynı zamanda; acı olaylarla dolu olan bu harekât sona ermiştir. Mısır Seferi’nde sakin ve sessiz olarak son nefesini veren Anadolu askerimizin çektiği zahmet ve ıstırabın tarifi mümkün değildir. Bu bir kaç satır, Birinci Seferî Kuvvetleri’ne mensup kahramanların vatanın bu uzak köşesinde gösterdikleri fedakârlığı tekrar yâd etmek için bir vesiledir.
80’nci Alayımız Nasıl Esir Düştü?
El-Ariş’in Kaybı ve Magdabe Muharebesi (23 Aralık 1916)

El Ariş’te, 27’nci Piyade Tümenine bağlı zayıf 80’inci Alay bulunuyordu. Bu zayıf alayla burayı savunmak mümkün değildi. Bu nedenle Kress, 80’inci Piyade Alay Komutanlığı’na, El Ariş’i boşaltmasını ve mevcut malzemeyi yanına aldıktan sonra, taşıyamayacağı her şeyi tahrip ederek, Magdabe’ye çekilmesini ve burayı ikinci bir emre kadar savunmasını emretmiştir.
Bu geri çekiliş, 17-18 Aralık 1916 gecesi gerçekleşmiştir. İngilizler, 22 Aralık 1916’da, 10 kadar savaş gemisinin desteği ve bir Anzak Atlı Tümeni, bir Hecinsüvar Tugayı, üç topçu bataryası ile El Ariş’i işgal ettiler, Magdabe’deki mevzilerimize hava akını yaptılar ve herhangi bir zarara neden olmayan bir kaç yüz bomba attılar. Ertesi gün, 23 Aralık 1916 sabahı saat 9-10 arası Magdabe’deki Türk mevzilerine cepheden taarruz etmişlerdir.
İngilizlerin topçu ateşine dayanamayan alayın Arap erleri mevzilerini terk ederek kaçmışlar; bu nedenle savunma hatları gevşemiştir. Yardım ve destek de alamayan Kadri Bey kumandasındaki 80’inci Alay, acı ve görülmemiş bir kahramanlık göstererek, yedi saat süren savunmadan sonra, karargâhı ile birlikte tutsak düşmüştür. Sadece alayın kıymetli ağırlıklarını geriye götüren Mühendis Süreyya Bey komutasındaki bir birlik kurtulmuştur.
Magdabe'de Alay Komutanı Kadri Bey'den başka 2’nci tabur komutanı Binbaşı İzzet Bey ve 3’ncü Tabur komutanı Binbaşı Rüştü Bey ile toplam 1282 askerimiz esir düştü. İngilizler 97 Türk şehidini gömdüler. 4 top, 1200 tüfek, 40 at, 51 deve ele geçirdiler.
Magdabe’nin kaybından sonra bölgeye yedi tabur piyade, dört makineli tüfek bölüğü, iki dağ bataryası ile Avusturya-Macaristan Dağ Obüs Topçu Taburu ve bir istihkâm bölüğünden kurulu bir kuvvet gönderilmesi düşünüldü. Çünkü Magdabe’nin kaybı Birüssebi- Kudüs Şosesi’ni açık bırakmıştı. Bu nedenle Han Yunus Grubu, Hafirülavce Grubu’ndan müteşekkil bir Sınır Savunma Komutanlığı kurularak başına 3’ncü Tümen Komutanı Kurmay Albay Refet Bey (Tümgeneral Bele) getirildi. Bu yeni düzenleme ile 1906 Antlaşması ile saptanan Osmanlı-Mısır sınırının doğusuna çekilinerek Filistin savunması ile meşgul olunmaya başlanmıştı.
31’nci Alayımız Nasıl Esir Düştü?
Tellelrefah Muharebesi (9 Ocak 1917)
1917 yılının Ocak ayı başında Filistin cephesinde yapılan muharebelere İngilizler Rafa savaşları biz ise Tell el Refah veya Tellelrefah muharebeleri demekteyiz.
Daha önceden verilen emir gereği Han Yunus Müfrezesi Tellelrefah’ta gerekli tahkimatlar ve siperler yaparak savaş için cepheyi hazırlamış, ancak, malzemesizlikten dolayı siperler önüne hiç bir engelleme yapamamıştı.
Bu hazırlanan cepheye Ocak 1917 ayı başında 31’nci Alay ve bağlı birlikler yerleşmiştir. Tellelrefah cephesini savunacak olan 31’nci Alay şu birliklerden kuruluydu: 1’nci ve 2’nci Taburlar (Taburların 5’nci ve 7’nci bölükleri başka bir yerde görevliydiler. Ayrıca 31’nci Alayın 3’ncü taburu geçici görevle 32’nci Alayı takviyeye gönderilmişti) 31’nci ve 80’nci Alayların makineli tüfek bölükleri, 3’ncü Süvari Tümeninin Makineli Tüfek Bölüğü, 1’nci Topçu Alayının 8’nci Seri Ateşli Dağ Bataryası, (Schnellfeuer), 200 mevcutlu Hecinsüvar Piyade Müfrezesi, 1 Hecinsüvar takımı, Han Yunus Sabit Jandarma Bölüğünden 30 er, 1/2 seyyar sahra hastanesi.
31’nci Alayın savunacağı yer 255 rakımlı bir tepeydi. Düşmana güzel bir ateş açısına sahipti. 31’nci Alay gerekli tedbirleri alarak eldeki imkânlarla mevzilerini sağlamlaştırmaya çalışmıştır. Telelrefah'ın bir alay tarafından savunması hayli zordu. Çünkü savunulacak bölgenin sağ tarafı Akdeniz'e açıktı ve her an İngiliz donanması tarafından top ateşi ile yıpratılabilirdi.
Bu nedenle 3’ncü Tümen komutanı Albay Refet Bey (General Bele) bağlı olduğu 1’nci Seferi Kuvvetler komutanı Alman Albay von Kress'e savunmanın Han Yunus'ta yapılmasını teklif etmiş ve teklifi kabul edilmiştir. 4’ncü Ordu'da bu görüşü kabul etmiş ve savunma bölgesi içine Hafirülavce'nin de alınmasını emretmiştir.
Tam o sırada, 8 Ocak 1917 günü İngilizler Hafirülavce ve Şelâle’yi bombalamışlar ve Tellelrefah mevzii üzerinde uçakla keşif yapmışlardır.
9 Ocak sabahı saat 7.15'te Alay Komutanı, Tümen İdare Merkezine İngiliz süvarilerinin dört bir yandan hücuma kalktığını bir telgrafla bildirmiştir. Saat 14’te çektiği başka bir telgrafta “İngiliz süvarilerinin çeşitli yönlerden ilerlediğini ve cephede de çarpışmaların şiddetlendiği” haberini ulaştırmıştır. Ne var ki o telaş içinde telgraf okunaklı ve ayrıntılı çekilemediğinden Tümen karargahı tereddüde düşmüş ve telgrafın teyidini istemiş; “Eğer Lüzum Görülürse” Şelale'ye çekilmelerini salık vermiştir. Bununla da yetinmeyip 160’ncı Alaya da haber göndermiştir. Ancak, kesin olmayan bir emirle “Şayet müfreze sıkışık durumda ise” “Eğer 31’nci Alay yardım isterse 31’nci Alay’a yardım etmelerini” istemiştir. Bu kesin olmayan emir 160’ncı Alay komutanını tereddüde düşürmüştür. Yardıma gitmeli miydi yoksa beklemeli miydi? Karar verememiştir. Ayrıca 160’ncı Alay bir günlük bir uzaklıktaydı. 160’ncı Alay komutanının çabuk davranmayarak ağır hareket etmesi nedeniyle 31’nci Alay İngilizler karşısında fazla dayanamayarak, bazı perakendeler hariç olmak üzere, İngilizlere esir düşmüştür.
Tell el Refah'ı 31 Alay; 1875 muharip, 402 gayri muharip, 6 ağır makineli tüfek, 4 seri ateşli dağ topu, ile savunuyordu. İngilizler 9 Alayla 31'nci Alay’a taarruz etmişlerdir. 31’nci Alay daha fazla dayanamamıştır. Alay komutanı 2 tabur komutanı ile 23 subay (8'i yedek teğmen), 7 subay namzedi, 1834 er ve erbaş esir düşmüştür.

160’nci Alay komutanı idama mahkûm edilmiş; daha sonra affedilmiştir. Bir kaç ay hapis yattıktan sonra emekliye sevk edilmiştir.
Hepsinin aziz ruhları şad olsun!

Kaynakca:
Emekli İş Bankası Müdürü, Araştırmacı-Yazar, Türk Macar Dostluk Derneği Başkanı ve Macaristan Şövalyesi
Friedrich Freiherr Kress von Kressenstein (24 Nisan 1870-16 Ekim 1946)
Tümgeneral Kadri Demirkaya, İs.-1318(1902)-1, Tümgeneral: 1927, Emekli: 30.9.1931. Bükreşte askeri ateşe iken seferi kuvvette görevlendirildi. Von Kress, kendisi hakkında “30 yaşında, nazik ve çok sevimli bir subaydı. Tecrübe ve askeri bilgideki noksanını çalışkanlık ve gayreti ile gideriyordu” diye yazmıştır.
Von Kress, Son Haçlı Seferi, Kuma Gömülen İmparatorluk, Çev.: Tahir Balaban, Yeditepe Yayınevi: 72,İstanbul, Kasım 2007, s..216.
Mirliva Sedat, Yıldırım Ordularının Bozgunu, Filistin’e Veda, Yeditepe Yayınları İstanbul, 2009, s.51-52.
İsmail Tosun Saral, Emre Saral, Çanakkale, Sina Filistin Cephelerinde Avusturya Macaristan Ordusu Topçu Bataryaları, Türk Macar Dostluk Derneği Yayınları, No: 9, Ankara, 2012, s. 42.
Saral-Saral a.g.e. , s. 69.
Bu çalışmada yer alan veri ve bilgiler genel olarak Emekli General Yahya Okçu ve Emekli Albay Hilmi Üstünsoy tarafından hazırlanan “Birinci Dünya Harbi’nde Türk Harbi, IV’ncü Cilt, 1nci Kısım Sina-Filistin Cephe, Harbin Başlangıcından İkinci Gazze Muharebeleri Sonuna Kadar” adlı kitabın 392, 451-467 sahifelerinden alınmıştır.
 

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

07/11/2017 - 18:30 Pomakların Çanakkale Ağıdı - Pesna (Ömer Arslan)

30/10/2017 - 18:41 25 Nisan 1915, Arıburnu Anzak Çıkarmasında 57.Alay’ın Conkbayırı’na İntikali – Yeniden Değerlendirme ( M. Şahin Aldoğan )

17/10/2017 - 11:31 Prof. Dr. Christopher Bell'in yeni eseri Churchill and the Dardanelles üzerinden bir inceleme: Churchill Çanakkale Savaşlarının tek sorumlusu mudur?

09/09/2017 - 05:40 Florence Nightingale’in Eli Anadolu’ya da Değmişti-Kırım Savaşından Unutulan İlk Prefabrik Hastane: Erenköy (Renkioi) (Mustafa Onur Yurdal)

22/08/2017 - 07:18 Kuşatma ve Esaretin Adı KÛTULAMÂRE Esir Bir İngiliz Subayın Anıları - Edward W.C. Sandes -(Muzaffer Albayrak)

09/08/2017 - 18:07 19. Tümen Kurmay Başkanı İzzettin Çalışlar’ın Çeşitli Konferans ve Yayınlarında Conkbayırı Süngü Taarruzu (Melike Bayrak-Mustafa Onur Yurdal)

27/07/2017 - 13:33 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması 2.Bölüm - 2.Gazze Muharebesi (Tuncay Yılmazer )

11/07/2017 - 10:07 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması : Gazze Muharebeleri ( 1.Bölüm) (Tuncay Yılmazer)

22/05/2017 - 05:29 Müstahkem Mevkii’nin Anafartalar’daki Sesi - Küçük Anafartalar Topları (Bayram Akgün)

09/05/2017 - 08:12 Kûtulamâre Kuşatması’ndan Esarete Yüzbaşı Sandes’in Hatıraları - Çev. Tuncay Yılmazer

02/05/2017 - 11:45 İzmir-Bayındır İlçesinden Çanakkale Harbine Katılanlar (Necat Çetin)

28/04/2017 - 08:49 Kûtulamâre Zaferi 1916 (Muzaffer Albayrak – Vahdettin Engin)

23/04/2017 - 21:24 Türk Ordusu’nda Künye Uygulamasına İlişkin İlk Girişimler ve İlk Künyelerle İlgili Kısa Bilgiler (The First Attempts On The Use Of Identity Tags In Turkish Army And Information About The Early Identity Tags) (Burhan SAYILIR)

13/04/2017 - 05:43 Müstahkem Mevki’nin Kara Savunması İçin Top Desteği Sağlaması (Bayram Akgün)

07/04/2017 - 14:30 Çanakkale Muharebelerinde İdari ve Lojistik Faaliyetler (Ayhan Candan)

06/04/2017 - 19:17 Kabataş Erkek Lisesi 1.Büyüteç Tarih Öğrenci Sempozyumu (8-9 Nisan 2017)

04/04/2017 - 21:12 Resmi Belgelere (Nüfus Ölüm-Genelkurmay-Kayıtsız Ölüm Defterleri) Göre İzmir - Beydağ Şehitleri (Necat Çetin-A.Levent Ertekin)

31/03/2017 - 07:25 Çanakkale nin Şehit Kalemleri (İsmail Sabah)

27/03/2017 - 19:43 Çanakkale Müstahkem Mevkii’ye Bağlı Top Mermisi Çeşitleri (Bayram Akgün)

25/03/2017 - 20:58 GeliboluyuAnlamak Özel- 100. Yılında Gazze Muharebeleri Kahramanlarını Anıyoruz (Tuncay Yılmazer)

17/03/2017 - 21:15 18 Mart Özel Makalesi - Yaşayanların Ağzından 18 Mart Boğaz Muharebesi (Ahmet Yurttakal)

16/03/2017 - 08:51 18 Fotoğrafla Çanakkale Boğaz Muharebesi 18 Mart 1915 - 18 March 1915 Dardanelles Assault with 18 photographs (Ahmet Yurttakal)

13/03/2017 - 05:47 Çanakkale Muharebeleri’nde Bir Hile: Sahte Toplar (Bayram Akgün)

07/03/2017 - 04:27 Çanakkale Zaferi’nden Mescid-i Nebevi’ye (Enver Paşa’nın 1916 Filistin-Hicaz ziyareti) (Tuncay Yılmazer)

23/02/2017 - 07:48 Gelibolu Savunması Bir Karargâh Çalışması - General G.S. Patton (Haluk Oral)

09/02/2017 - 06:24 İkinci Kirte Muharebesi (6-8 Mayıs 1915 Taarruzları) (Yücel Özkorucu)

31/01/2017 - 12:29 Türk Boğazları Meselesi (Ayhan Candan)

24/01/2017 - 05:39 Kanlı Bir Mendil Hikayesi (Ömer Arslan)

19/01/2017 - 10:32 Irak Cephesinde Gönüllü Kahramanlar Osmancık Taburu (Muzaffer Albayrak)

23/12/2016 - 20:32 Atlas Tarih Dergisi Aralık-Ocak Sayısında 1916 Sina Filistin Hicaz Cephesi (Tuncay Yılmazer)

13/12/2016 - 07:23 Birleşik Harekat Tecrübesi Olarak Cihan Harbinde Türk-Alman Askeri İttifakı (Gültekin Yıldız)

02/12/2016 - 20:23 Çanakkale Kara Muharebelerinde Ağıl Dere (Şaban Murat Armutak)

15/11/2016 - 11:48 Çanakkale de Bir Melek Hanım (Muzaffer Albayrak)

01/11/2016 - 05:41 Çanakkale Kara Muharebelerinde Asma Dere (Şaban Murat Armutak)

24/10/2016 - 06:55 42. Alay / Gelibolu 1915 - Ahmet Diriker (Oğuz Çetinoğlu)

10/09/2016 - 11:12 Seddülbahir Kahramanı Bigali Mehmet Çavuş (Ömer Arslan)

03/07/2016 - 14:42 Çanakkale’den 100. Yılında Somme’a:Bir Savaş, İki Muharebe (Mustafa Onur Yurdal)

11/06/2016 - 14:37 I.Dünya Savaşı nda Şii Ulemasının Cihat Fetvaları Çerçevesinde Irak Cephesi (Ziya Abbas)

01/06/2016 - 06:23 Kutülamare- Yarbay Mehmed Reşid Bey in Günlüğü (İ. Bahtiyar İstekli)

23/05/2016 - 12:01 Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Muharebelerinde Sağlık Alanındaki Faaliyetleri (Ayhan Candan)

16/05/2016 - 07:38 Bir Osmanlı Kurmay Subayı- Iraklı Kürt Devlet Adamı, Mehmet Emin Zeki Bey in Yaşam Öyküsü (Tuncay Yılmazer)

10/05/2016 - 13:00 Mezopotamya da Bir Savaş 1915-1916 KutülAmare – Nikolas Gardner ( Tuncay Yılmazer )

07/05/2016 - 07:31 Birinci Dünya Savaşının İslam Dünyasına Etkileri (Yüksel Nizamoğlu)

30/04/2016 - 19:20 Çanakkale Savaşı: Bir Siyasi Mücadele Alanı (Özgür Öztürk)

23/04/2016 - 19:13 25 Nisan 1915 Anzak Çıkarması İlk Saatleri – Daha Erken Müdahale Edilebilir miydi? ( Ahmet Yurttakal )

17/04/2016 - 21:26 Maskirovka Harekatı - KutülAmare bir zafer midir? ( Tuncay Yılmazer )

13/04/2016 - 05:30 Çanakkale Savaşları ve Barbaros’un Batışı (İsmail Bilgin)

28/03/2016 - 11:20 Çanakkale Muharebelerinde Osmanlı Ordusunun Asker Kaybı (Ayhan Candan)

26/03/2016 - 09:55 Eğitimli Neslin Birinci Dünya Savaşı ile İmtihanı ( Dr. Nuri Güçtekin )

24/03/2016 - 10:00 Birinci Dünya Savaşı nda Yozgat Lisesi (Dr. Nuri Güçtekin)

21/03/2016 - 06:35 Çanakkale Seferberliği: Savaş, Eğitim, Cephe Gerisi (Mustafa Selçuk)

17/03/2016 - 08:15 18 MART ÖZEL - Çanakkale Zaferi ve Cevat Paşa (Ahmet Yurttakal)

11/03/2016 - 06:49 Zaferi Kanla Yazan Fındıklılı Mehmet Muzaffer (İsmail Bilgin)

02/03/2016 - 12:48 Kut’ül Amare Zaferi -2 (İsmail Bilgin)

29/02/2016 - 11:29 Kut’ül Amare Zaferi -1 (İsmail Bilgin)

22/02/2016 - 12:27 Gertrude Bell Irak Sınırını Çizen Kadın (Veysel Sekmen)

14/01/2016 - 08:43 Çanakkale Şehidi Feyzi Çavuş’un Zevcesi Zehra Hanımın Padişaha Mektubu (Osman Koç)

23/12/2015 - 16:47 Çanakkale Savaşlarında Binbaşı Halis Bey’e Ait Bir Ganimetin Öyküsü (Serdar Halis Ataksor)

10/12/2015 - 18:03 Mesudiye Zırhlısının Dramı (Cemalettin Yıldız)

06/12/2015 - 20:29 Kut’ülamarenin Türklere Tesliminden Sonra Irak İngiliz Ordusunun Faaliyetlerine Dair Rapor (Haz. Serdar Halis Ataksor)

01/12/2015 - 10:11 10 Ağustos 1915 Conkbayırı Süngü Hücumu (Muzaffer Albayrak)

17/11/2015 - 21:09 Çanakkale Deniz Muharebelerinde Verilen Zayiatlar (Ahmet Yurttakal)

10/11/2015 - 05:19 Reis-i Cumhur Mustafa Kemal in Çanakkaleyi ziyaretleri (M. Onur Yurdal )

08/11/2015 - 22:04 Mustafa Kemal Paşanın Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşına girişiyle ilgili görüşlerine dair bir belge

Osmanlı Devleti Umumi Harpte Tarafsız Kalabilir miydi? - Yusuf Akçura (Değerlendirme: Muzaffer Albayrak)

Nazım’ın Dayısı Çanakkale Şehidiydi (Melih Şabanoğlu)

Çanakkale Destanının Ölümsüz Efsaneleri (Osman Koç)

21/10/2015 - 04:02 100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale’de Programı

17/10/2015 - 11:50 Çanakkale Savaşı'nın Kanada'da Bıraktığı İzler (Birol Uzunmehmetoglu)

27/09/2015 - 16:01 1917 Yılında Hicaz Cephesi:Arap İsyanının Yayılması ve Medine’nin Tahliyesi Programı (Yüksel Nizamoğlu)

22/09/2015 - 13:07 III. Kolordu’nun Çanakkale Muharebeleri’ne Hazırlanış Süreci (İsmail Bilgin)

15/09/2015 - 04:28 Kutü-l Amare Kahramanı Halil Kut Paşa (Enes Cifci)

11/08/2015 - 04:07 Türkiye Büyük Savaş a Nasıl Girdi? ( Emre Kızılkaya )

29/07/2015 - 03:30 1915 Gelibolu Harbi Günlüğü- Kazım Şakir (İ. Bahtiyar İstekli)

07/07/2015 - 02:49 Suyu Arayan Adamların Öyküsü - Millete Deva Olmak , Osmanlı Savaş Esirleri, TIP ve Milliyetçilik ( 1914-1939 ) -Yücel Yanıkdağ (Tuncay Yılmazer)

30/06/2015 - 03:55 Tarih, Otobiyografi ve Hakikat Yüzbaşı Torosyan Tartışması ve Türkiye’de Tarih Yazımı (Derleyen: Bülent Somay)

21/06/2015 - 16:34 Türklere Esir Olmak (Doğan Şahin)

23/05/2015 - 04:36 Çanakkale Savaşı

16/05/2015 - 15:30 İtilaf Devletleri Askerlerinin Gözüyle Çanakkale

12/05/2015 - 12:50 Muaveneti Milliye Muhribi Torpito Zabiti Ali Haydar Öztalay (Çimen Yüksel)

09/05/2015 - 08:24 Osmanlılar ve Ermeniler / Bir İsyan ve Karşı Harekâtın Tarihi (Edward J. Erickson)

03/05/2015 - 15:39 Neuve Chapelle’den Gelibolu’ya: Bir Askeri Planın Gelibolu’da Uygulamaya Konulması ( Mustafa Onur Yurdal )

28/04/2015 - 03:52 Cephe Arkadaşı Çanakkale Cephesi

25/04/2015 - 03:07 Çanakkale Müstahkem Mevkii Bataryalarının 25 Nisan 1915 ‘teki Rolü (Bayram Akgün)

24/04/2015 - 15:07 25 Nisan 1915 üzerine Gelibolu’yu Anlamak’ta çıkmış makalelerden seçmeler (Tuncay Yılmazer)

18/04/2015 - 17:10 Çanakkale Şehitleri Listesinde Ezineli Yahya Çavuş’un Adı Yok (Osman Koç)

10/04/2015 - 00:06 Kıyamet Koptuğunda - Hasan Cevdet Bey

03/04/2015 - 01:36 Rusya’daki 90.000 Osmanlı Savaş Esiri ve Sarıkamış Muharebesi (Yücel Yanıkdağ)

27/03/2015 - 17:57 Bir Hikayenin Daha Sonu: Topçamlar Tabyası (Bayram Akgün)

14/03/2015 - 07:57 Düşmana Korku Salan Efsanevi İntepe Topçularından Topçu Üsteğmen Mehmet Ali Bey (Muzaffer Albayrak)

11/03/2015 - 02:38 Seddülbahir’de Yalnız Top-210/40’lık Roon Topu (Bayram Akgün)

01/03/2015 - 13:31 Çanakkale Muharebeleri’nin İdaresi, Komutanlar - Strateji (Ed.: Lokman Erdemir, Kürşat Solak)

24/02/2015 - 17:39 Çanakkale Cephesinde Bir Damla Su İçin- Gelibolu Yarımadasında Jeoloji ve Muharebe İlişkisi ( İsmail Bilgin )

15/02/2015 - 17:55 Hashtag Tarih Dergisi Şubat 2015 Sayısında Kitap Değerlendirme Yazısı

08/02/2015 - 07:11 “Hafız Hakkı Paşanın Sarıkamış Günlüğü” Kitabıyla İlgili Mülahazalar (İsmail Bilgin)

// Bir Asır Sonra Ermeni Tehciri ve Çanakkale Üzerine… 100. Yıl Nasıl Anılmalı? (Tuncay Yılmazer)

23/12/2014 - 08:24 Sarıkamış İhata (Kuşatma) Harekâtı (İsmail Bilgin)

17/12/2014 - 02:24 Kut ül Amare Zaferi (Necmettin Özçelik)

08/12/2014 - 18:22 1. Dünya Harbi

06/12/2014 - 13:44 The Water Diviner – Son Umut Filminin Galasından Notlar… ( Tuncay Yılmazer )