Çanakkale Savaşları ve Barbaros’un Batışı (İsmail Bilgin)

Tarih: 13/04/2016   /   Toplam Yorum 1   / Yazar Adı:      /   Okunma 2228

Barbaros ve Turgut Reis gemileri aşırtma atışlarında şarapnel mermisi kullanarak (Arıburnu)’na çıkmış olan düşman üzerine tesir etmeye çalıştılar. Fakat Türk ve İngiliz siperleri birbirlerine çok yakın olduğundan şarapnel parçaları etrafa saçıldığı esnada kendi askerlerimizi de tehlikeye düşürmemek için bu atıştan vazgeçtiler.
Bir gün Turgut Reis, aşırtma atışı yaparken, orta taret toplarından biri parçalandı ve namlusunun  yarısı denize uçtu. Almanlar bu iki geminin bilhassa Nara sığlığında son müdafaa hattını teşkil edeceği düşüncesiyle, esasen Balkan Harbi’ndeki Birinci ve İkinci Mondros savaşlarında Averof’a ve gerek Çatalca Müdafaa hattında düşman kuvvetlerine karşı çok atış yapmaları ile miatları dolmuş olan toplarını değiştirmeye karar verdiler (sıkışık zamanlarda Almanya’daki eş gemilerden söktürdükleri on iki topu trenle getirttiler ve Barbaros’la Turgut’un taretlerinin üst kapakları açılarak, top namluları değiştirildi.) Ve eski toplar-çeliğin pek kıymetli olduğu zamanda- İstanbul’da bırakılmayarak, tekrar Almanya’ya  götürüldü.


İngiliz siperlerinde şarapnel mermisi yoktu. O muazzam gemilerinin Kumkale ve Arıburnu’ndaki  siperlerimize açtıkları top atışları hep mutat mermilerle yapılıyordu. Bu sebeple siperlerde bulunan askerimize de bunlar, mühim bir tesir yapmıyordu. (İ.B.)

 

Sahaflardan aldığım “Yakın Tarih” dizisi içinde Çanakkale ile ilgili bir anlatım dikkatimi çekti. Barbaros Zırlısında görevli Fahri Engin geminin nasıl batırıldığını anlatıyordu. “Devamı var” yazılan bu söyleyişinin son cildinde ne yazık ki devamı yer almıyordu…

Çanakkale araştırıcılarının dikaktini çekeceği düşüncesi ile aynen yazıyı aşağıya alıntıladım. 

*

“Anlatan: Fahri Engin (Emekli General)

Barbaros ve Turgut Reis gemileri aşırtma atışlarında şarapnel mermisi kullanarak (Arıburnu)’na çıkmış olan düşman üzerine tesir etmeye çalıştılar. Fakat Türk ve İngiliz siperleri birbirlerine çok yakın olduğundan şarapnel parçaları etrafa saçıldığı esnada kendi askerlerimizi de tehlikeye düşürmemek için bu atıştan vazgeçtiler.

Bir gün Turgut Reis, aşırtma atışı yaparken, orta taret toplarından biri parçalandı ve namlusunun  yarısı denize uçtu. Almanlar bu iki geminin bilhassa Nara sığlığında son müdafaa hattını teşkil edeceği düşüncesiyle, esasen Balkan Harbi’ndeki Birinci ve İkinci Mondros savaşlarında Averof’a ve gerek Çatalca Müdafaa hattında düşman kuvvetlerine karşı çok atış yapmaları ile miatları dolmuş olan toplarını değiştirmeye karar verdiler (sıkışık zamanlarda Almanya’daki eş gemilerden söktürdükleri on iki topu trenle getirttiler ve Barbaros’la Turgut’un taretlerinin üst kapakları açılarak, top namluları değiştirildi.) Ve eski toplar-çeliğin pek kıymetli olduğu zamanda- İstanbul’da bırakılmayarak, tekrar Almanya’ya  götürüldü.

İngiliz siperlerinde şarapnel mermisi yoktu. O muazzam gemilerinin Kumkale ve Arıburnu’ndaki  siperlerimize açtıkları top atışları hep mutat mermilerle yapılıyordu. Bu sebeple siperlerde bulunan askerimize de bunlar, mühim bir tesir yapmıyordu.

İngiltere Hükümeti, Mister Çorçilin (Churchill) ısrarı ile boğazı zorlamaya karar vermişti. Çünkü, Birinci Dünya Harbi’nde müttefiklerin boğazlar vasıtasıyla Ruslarla irtibatı pek büyük önem taşıyordu. Bu maksat için İngiliz Amiral Kardon’un (Carden) emrine 36 harp gemisi ile 35 arama tarama gemisi verilmişti. İkmal işleri için de Yunanlılara ait Limni adasından faydalanmaları sağlanmıştı.

Arıburnu önlerinde yapılan aşırma atışlarıyla (Hamidiye), Çimenlik ve diğer boğaz  istihkâmlarını susturmanın Barbaros ve Turgut’un müdahalesi yüzünden mümkün olmayacağını anlayınca İngilizler boğazı methalden(ağızdan) girişten zorlamaya karar verdiler. 17 Şubat 1915’de İngiliz filosuna, Fransız filosu da iltihak etti. İstihkâmlarımıza karşı ilk taarruz bugün yapıldı. Uzak mesafeden yapılan bombardımana istihkâmlarımız cevap vermediler. Bundan cesaret alan sancak gemisi (Vengence) istihkâmlarımıza daha da yaklaştı. Fakat istihkâmlarımız mukabil atışına başlayınca, derhal çekilmeye mecbur oldu.

İkinci teşebbüs 25 Şubat 1915’de yapıldı ve Queen Elizabeth Dretnotu ağır topları ile dört saat istihkâmlarımızı dövdü. İstihkâmların yakınına düşen mermiler, bostan kuyusu gibi derin çukurlar açıyor ve topları toprak yığını altında bırakıyordu. Fakat kendilerine mermi isabet etmeyen toplar toprak yığınları bir iki gün içerisinde temizlenerek tekrar faal hale getirildi.

Bu zırhlının dört saat devam eden atışından sonra, düşman arama-tarama gemileri ilk mayın hatlarını taramaya teşebbüs etiler. Fakat orta çaplı bataryalarımız atışlarıyla bu gemilere vazife görmek imkânını vermediler. Çanakkale Müstahkem Mevkii Kumandanı Cevat ve Kurmay Başkanı Selahattin Adil beylerle işbirliği yapan Alman generali ve subayları İngilizlerin bu hazırlık hareketlerini dikkatle takip etmişlerdi. Düşmanın 17 ve 25 Şubat teşebbüsleri bir nevi yoklama ve talim ve mümarese mahiyetinde idi. Dikkat edilmişti ki İngiliz gemileri Çanakkale istihkâmlarını bombardıman ederken, Boğazın en geniş yeri olan (Erenköy) körfezinde dönüş manevrası da yapıyorlardı. İşte bu hazırlık harekâtı İngilizlerden daha ziyade Türklerin işine yaramıştı. İngiliz tarama gemilerinin taradıkları sahalar, gece ve gündüz son günlerdeki faaliyetleri dikkatle takip edilmişti. Alman ve Türk istihbaratı hücumun 18 Mart’ta yapılacağını haber almıştı.

17/18 Mart gecesi (Mayınlar, 8 Mart sabahı saat 07.00’de dökülmüştü, ibilgin)taarruzi mahiyette olmak üzere, bir mayın hattına (Erenköy) Körfezi’nde kurulması büyük bir hayati öneme haiz idi. Bu işi başarmak da çok güç idi.

Bir kere, kendi mayın hatlarımızın, Rumeli kıyılarına sokularak aşmak ve aşıldığına emin olduktan sonra da düşman karakol gemilerine görünmeden Anadolu kıyısına geçmek ve orada  kıyıdan oldukça açığa ve kıyıya muvazi olarak bir mayın hattı döşemek hayli güç ve tehlikeli bir işti. Bu mayın hattı öyle dökülecekti ki, istihkâmlarımızı bombardıman edecek düşman gemileri, seyir halinde manevra yaparken o hattın üzerinden geçmeye mecbur olacaklardı.

Kıdemli Yüzbaşı Hakkı Kaptan gözü pek ve cidden kıymetli bir zattı. Kendisi ile işbirliği yapan Alman subay ve erleri de seçilmiş kimselerdi. Mart ayının bulutlu ve karanlık bir gecesinde Hakkı Kaptanın kumandasındaki Nusret(Nusrat) mayın gemisi bu vazifesini, düşman karakol gemilerine görünmeden başarı ile yaptı ve 24 mayını(torpili)(26 mayın ibilgin)  o hat üzerine dökmeye muvaffak oldu ve selametle geri döndü.

18 Mart günü İngilizler, büyük taarruza başladılar. Üç zırhlıları bu mayın hattında torpillere çarparak battı. Ve iki büyük gemi de mayın yarası alarak sahadan uzaklaştı. Ve bu suretle denizden boğazı zorlamak işi de suya düşmüş oldu.

Harpten sonra, Bahriye Nazırı Çörçil’in Deyli Telegraf (Daily Telegraph) gazetesinde bir makalesini okudum, hülasa olarak “Müttefiklerin koca armadasını, bir romorkör olan (Nusret) mayın gemisinin mağlup ettiğini çok sonradan öğrendik” diye Çörçil hayıflanıyordu. Birinci ve İkinci Harp tarihlerini baştan sonuna kadar tetkik edilirse ilk zamanlarda Almanların muzafferiyetten muzafferiyete ulaştıkları fakat sonunda da mağlup oldukları görülür.

Almanların muzaffer olmalarının sebepleri merak edilirse, yeni silahlar, iyi talim görmüş personel ve iyi yetiştirilmiş kurmay subayları üzerinde durmak lazım gelir.

Almanlar ve Japonlar, kurmay yetiştirmek konusunda her milletten fazla başarı göstermişlerdir. İngilizlerle, Amerikalılarda ise, kurmay yetiştirmek hususu gevşek tutulmuş ancak harp devam ettiği müddetçe personel muharebe alanlarında kendiliğinden yetişmiştir.

Size bu konuda iki misal vereyim: Yukarıda bahsi geçen mayın hattının tesisini düşünebilmek, kurmayca bir hareketti ve düşmanın bunu uzun müddet kestirememesi, anlayamaması da bir zaaf alameti idi.

Birinci Dünya Harbi’nde İngilizlerin denizaltı harbi hakkında hiçbir fikirleri yoktu. Halbuki birçok denizaltı gemileri vardı. Harp akademilerinde ve harp oyunlarında denizaltılarla büyük ve küçük gemilere vazife verilirken, denizaltı harbi hakkında hiçbir talim yapmamış oldukları anlaşılıyordu. Mesela ihtiyat filoya dahil Cressy ve Hogue ve Abukir kruvazörleri Şimal denizinde keşif hareketleriyle meşgul oldukları esnada meşhur Alman denizaltıcısı Vedigen kumandasındaki denizaltı gemisi bu kruvazörlerden birine bir torpil isabet ettirmiş ve gemi batmaya başlamıştır. Öteki gemiler bunu görünce o sahadan kaçacakları yerde durdular ve filikalarını indirerek kazaya uğrayan arkadaşlarını denizden toplamaya teşebbüs ettiler. Bu esnada denizaltı gemisi ikinci arkasından üçüncü gemiye de torpil attı ve böylece üçünü de batırmış oldu.

Denize dökülenler de, filikalar da kendilerini kurtarmaya gelecek olan İngiliz gemilerini beklemeye  terk edildi. Yani denizaltı gemisi başını alıp gitti.

İkinci bir vak’a da bir İngiliz zırhlı filosuna mensup bir gemiye yine bir Alman denizaltı gemisi bir torpil atıyor, isabet ettiriyor, bunu gören filonun diğer gemileri bu sefer o gemiyi orada kendi haline bırakarak uzaklaşıyorlar.

 Ancak bu iki acıklı vak’adan sonra İngilizler  harp gemilerine muhrip refakat ettirmeyi akıl ediyorlar. İngilizlerin denizcilikteki dünyaca malum kabiliyetlerinin yüksekliğine bir diyecek yoksa da muharebe sanatına vukufları ve kurmay yetiştirme hususundaki kusurları da işte meydandadır.

Çanakkale’den Hareket:

İngilizler denizden muvaffak olamayacaklarını anlayınca Gelibolu Yarımadası’nı işgal etmek için kara harekâtına önem verdiler. Kumkale, Arıburnu ve Anafartalar kısımlarında şiddetli çarpışmalar çok şiddetlendi. Her iki taraf zayiat veriyordu. Atatürk’ün başarı ile idare ettiği (Kocaçimen) sırtları muharebeleri devam etmekte idi. Bu sırada da Haliç’te bulunan Barbaros’un acele Çanakkale’ye gelmesi ve gelirken de bir miktar topçu cephanesi getirmesi emredildi. Mermi sandıklarını gemiye yüklenmesi geminin hareketini iki saat geciktirdi. Bu sandıklar alt güvertede subay kamaralarının önlerindeki düzlüğe tepeleme doldurulmuştu.

Marmara denizini, görünmemek için mutad üzere geceleyin ve gemiyi karartmış olarak geçmeye çalışırken Haliç’teki iki saat gecikmeden dolayı Bolayır önlerine gelindiği zaman hava iyiden iyiye  aydınlanmış, güneş de doğmak üzereydi.

8 Ağustos 1915 Şafak vakti mevki tayini için kerteriz almıştım. Harita üzerinde geminin puntunu(mevkiini) koyduktan sonra, kamaradan sancak tarafına kapıdan çıkarken bir denizaltı gemisinin sancak bordamızda, iki yüz metre yakınımızda, periskopunu ve aynı zamanda torpido atışını gösteren suların köpürmesini görmüştüm. Derhal, denizaltı gemisinin bize torpido attığını, kaptan köprüsündeki arkadaşlara bağırdım ve izin bize doğru geldiğini gördüm, direkten başıma bir şey düşmesin diye, zırh kulesinin önüne doğru koştum. Ve torpido o anda infilak etti. Çok kıymetli İkincimiz, Kıdemli Yüzbaşı Mehmet Kaptan, kumandan vardiyasını(nöbeti) tutuyor ve zırhlı kulenin üstünde bulunuyordu. Derhal geminin süratini artırdı ve bana “Kumandayı deruhte edin. Fahri kardeşim, ben bölme işlerini idare etmek üzere harp santraline  iniyorum” dedi.

Düşman denizaltı gemisinin ikinci torpidoyu bize atmaması için dümene icabeden kumandayı veriyorum ve esasen infilâk üzerine atışa başlamış olan topçular da denizaltının izine atışa devam ediyorlardı. Biraz sonra gemi kumandanı Muzaffer Adil ve İkinci Donanma Kumandanı Arif Beyler köprü üzerine gelip, geminin idaresini ele aldılar. Gemi takriben yedi dakika kadar kaçınma manevrası yaptı. Batmak ihtimali hatırımıza gelmiyordu. Çünkü bölmelere, geminin yüzmesini sağlayacak pek çok sayıda bidon koymuştuk. Bölmelere girse bile bidonların içine su girmeyeceği için muavezenin bozulmayacağı tahmin edilmişti. Alman müşavirler Barbaros veya Turgut’un bir torpido isabetiyle batmaması için, mümkün olan her tertibatı almış olduklarını zannediyorlardı. Kıymetli Mehmet Kaptan, gemide mükemmel bir bölmecilik sistemi kurmuş ve başarısından da o kadar  emin bulunuyordu. Fakat gemi birdenbire sancağa doğru devrilmeye başladı ve devrilme o kadar süratli oldu ki, ben kendimi gemiden vardavele(korkuluk) zincirinden kurtaramadım. Geminin devrilmesiyle beraber sulara gömüldüm. Gemide bulunan cephane sandıkları bu devrilmeyi-yerlerinden bir tarafa akarak-büsbütün hızlandırmışlardı. Denizin içerisinde beyaz elbisem üzerine sabahın serinliği dolayısıyla giymiş olduğum siyah ceketimi ve iskarpinlerimi çıkarıp attım fakat yüzme de bildiğim halde, bir türlü denizin yüzüne çıkamıyordum. Geminin devrilmesinden mütevellit girdap beni denizin alt kısmına sürükleyip duruyordu.

Nihayet on sekiz metre derinlikte dibe oturduğumu hissetim. Etraf aydınlıktı, yer yer yosunlu bir kum sahası idi. Şaşırdım, ayağa kalktım, yere ayaklarımı vurdum, bütün gücümle tekrar yüzmeye  başladım. Nefes almak istiyor, tabii su yutuyordum. Bir hayli uğraştım, denizin üzerine  çıkamadım. Nihayet ümidimi kestim. Kendimi Allah’a bıraktım. Yüzmekten vazgeçtim. Fakat baktım, ölmüyorum. Olanca gücümle bir gayret daha sarfederken kurtulursam, bir kurban kesmeye niyet ettim. Bir hamle ile, birdenbire, suyun üstüne fırladım. Fakat bitkin bir halde idim. İki can kurtaran yeleği yanımda yüzüyordu. Birini bir, ötekini diğer koltuğumun altına alarak arkaüstü yatıp  dinlemeye çalıştım. Bana iki yüz metre kadar mesafede Barbaros’u gördüm. Başaşağı gelmiş, kapaklanmış, vaziyette yüzüyordu. Bir kısım efrat da üstüne çıkmıştı. Ben denizin alt kısmında meğer bu kadar uzak mesafeye sürüklenmiş bulunuyordum.

Bana yakın iki kişiyi gördüm. Biri serdümen Sabri Çavuş diğeri de Donanma Komutanı Arif Bey…

Sabri Çavuş’a bana yardım etmesi için seslendim. O da bitap halde bulunan Arif Beye yardım etmekle meşguldü. Bana “Yüzbaşım biraz dayan, ben biraz sonra size de geleceğim.” dedi.

Barbaros biraz sonra battı. O civarda sular üzerinde kurtulanlar görülüyor, bağırışmalar duyuluyor ve bu arada boğulmuş cesedler de yüzüyordu.

Bize refakat eden küçük torpidomuz, denize dökülenleri toplamaya başladı. Sabri Çavuş torpidobotun kumandanına (Arif Beyi ve beni almasını) seslendi.

Nihayet torpidobot yanıma geldi “haydi  çıkın dediler” halbuki parmağımı oynatacak halim yoktu. Alman Binbaşı Rode orada idi, beni tanıyınca derhal denize eğildi, beni çekip sürükleyerek torbidobota aldı.

Geminin yarı mürettebatı bölmelerde ve harp santralinde diri diri kalıp şehit olmuşlardı. Çok kıymetli subay arkadaşları ve bu meyanda İkinci Kaptan Mehmet Beyi de kaybetmiştik…”


  2228 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

8477_VERDİ BAYRAM 03-05-2016, 08:50:05
TEŞEKKÜRLER İSMAİL BEY BİR SOLUKTA OKUDUM. İNGİLİZ E 11 DENİZALTISI TARAFINDAN,DAHA BİR GÜN ÖNCE 3 AYLIK BAKIMDAN ÇIKARAK, 8 AĞUSTOS ŞAFAĞINDA GELİBOLU İLE BOLAYIR ARASINDA TAŞIDIĞI CEPANEYE İLAVETEN SUBAY MAAŞLARINIDA GÖTÜRMEKTE OLAN BARBAROS HAYREDDİN ZIRHLISININ, TEK TORPİDOYLA ALABORA OLUP SULARA GÖMÜLDÜĞÜNÜ, 21 SUBAY VE 237 ER YAŞAMINI YİTİRDİĞİNİ , 51 İ SUBAY 400 E YAKIN ASKERİN SAĞ KURTULDUĞUNU BİLİYORDUM AMA ,OLAYI BİZZAT YAŞAYAN BİR KOMUTAN IN YAZDIKLARINI OKUMAK ÇOK DAHA HEYECAN VERİCİYDİ.
 

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

23/04/2017 - 21:24 Türk Ordusu’nda Künye Uygulamasına İlişkin İlk Girişimler ve İlk Künyelerle İlgili Kısa Bilgiler (The First Attempts On The Use Of Identity Tags In Turkish Army And Information About The Early Identity Tags) (Burhan SAYILIR)

13/04/2017 - 05:43 Müstahkem Mevki’nin Kara Savunması İçin Top Desteği Sağlaması (Bayram Akgün)

07/04/2017 - 14:30 Çanakkale Muharebelerinde İdari ve Lojistik Faaliyetler (Ayhan Candan)

06/04/2017 - 19:17 Kabataş Erkek Lisesi 1.Büyüteç Tarih Öğrenci Sempozyumu (8-9 Nisan 2017)

04/04/2017 - 21:12 Resmi Belgelere (Nüfus Ölüm-Genelkurmay-Kayıtsız Ölüm Defterleri) Göre İzmir - Beydağ Şehitleri (Necat Çetin-A.Levent Ertekin)

31/03/2017 - 07:25 Çanakkale nin Şehit Kalemleri (İsmail Sabah)

27/03/2017 - 19:43 Çanakkale Müstahkem Mevkii’ye Bağlı Top Mermisi Çeşitleri (Bayram Akgün)

25/03/2017 - 20:58 GeliboluyuAnlamak Özel- 100. Yılında Gazze Muharebeleri Kahramanlarını Anıyoruz (Tuncay Yılmazer)

17/03/2017 - 21:15 18 Mart Özel Makalesi - Yaşayanların Ağzından 18 Mart Boğaz Muharebesi (Ahmet Yurttakal)

16/03/2017 - 08:51 18 Fotoğrafla Çanakkale Boğaz Muharebesi 18 Mart 1915 - 18 March 1915 Dardanelles Assault with 18 photographs (Ahmet Yurttakal)

13/03/2017 - 05:47 Çanakkale Muharebeleri’nde Bir Hile: Sahte Toplar (Bayram Akgün)

07/03/2017 - 04:27 Çanakkale Zaferi’nden Mescid-i Nebevi’ye (Enver Paşa’nın 1916 Filistin-Hicaz ziyareti) (Tuncay Yılmazer)

23/02/2017 - 07:48 Gelibolu Savunması Bir Karargâh Çalışması - General G.S. Patton (Haluk Oral)

09/02/2017 - 06:24 İkinci Kirte Muharebesi (6-8 Mayıs 1915 Taarruzları) (Yücel Özkorucu)

31/01/2017 - 12:29 Türk Boğazları Meselesi (Ayhan Candan)

24/01/2017 - 05:39 Kanlı Bir Mendil Hikayesi (Ömer Arslan)

19/01/2017 - 10:32 Irak Cephesinde Gönüllü Kahramanlar Osmancık Taburu (Muzaffer Albayrak)

23/12/2016 - 20:32 Atlas Tarih Dergisi Aralık-Ocak Sayısında 1916 Sina Filistin Hicaz Cephesi (Tuncay Yılmazer)

13/12/2016 - 07:23 Birleşik Harekat Tecrübesi Olarak Cihan Harbinde Türk-Alman Askeri İttifakı (Gültekin Yıldız)

02/12/2016 - 20:23 Çanakkale Kara Muharebelerinde Ağıl Dere (Şaban Murat Armutak)

15/11/2016 - 11:48 Çanakkale de Bir Melek Hanım (Muzaffer Albayrak)

01/11/2016 - 05:41 Çanakkale Kara Muharebelerinde Asma Dere (Şaban Murat Armutak)

24/10/2016 - 06:55 42. Alay / Gelibolu 1915 - Ahmet Diriker (Oğuz Çetinoğlu)

10/09/2016 - 11:12 Seddülbahir Kahramanı Bigali Mehmet Çavuş (Ömer Arslan)

03/07/2016 - 14:42 Çanakkale’den 100. Yılında Somme’a:Bir Savaş, İki Muharebe (Mustafa Onur Yurdal)

11/06/2016 - 14:37 I.Dünya Savaşı nda Şii Ulemasının Cihat Fetvaları Çerçevesinde Irak Cephesi (Ziya Abbas)

01/06/2016 - 06:23 Kutülamare- Yarbay Mehmed Reşid Bey in Günlüğü (İ. Bahtiyar İstekli)

23/05/2016 - 12:01 Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Muharebelerinde Sağlık Alanındaki Faaliyetleri (Ayhan Candan)

16/05/2016 - 07:38 Bir Osmanlı Kurmay Subayı- Iraklı Kürt Devlet Adamı, Mehmet Emin Zeki Bey in Yaşam Öyküsü (Tuncay Yılmazer)

10/05/2016 - 13:00 Mezopotamya da Bir Savaş 1915-1916 KutülAmare – Nikolas Gardner ( Tuncay Yılmazer )

07/05/2016 - 07:31 Birinci Dünya Savaşının İslam Dünyasına Etkileri (Yüksel Nizamoğlu)

30/04/2016 - 19:20 Çanakkale Savaşı: Bir Siyasi Mücadele Alanı (Özgür Öztürk)

23/04/2016 - 19:13 25 Nisan 1915 Anzak Çıkarması İlk Saatleri – Daha Erken Müdahale Edilebilir miydi? ( Ahmet Yurttakal )

17/04/2016 - 21:26 Maskirovka Harekatı - KutülAmare Bir Zafer Midir? ( Tuncay Yılmazer )

13/04/2016 - 05:30 Çanakkale Savaşları ve Barbaros’un Batışı (İsmail Bilgin)

28/03/2016 - 11:20 Çanakkale Muharebelerinde Osmanlı Ordusunun Asker Kaybı (Ayhan Candan)

26/03/2016 - 09:55 Eğitimli Neslin Birinci Dünya Savaşı ile İmtihanı ( Dr. Nuri Güçtekin )

24/03/2016 - 10:00 Birinci Dünya Savaşı nda Yozgat Lisesi (Dr. Nuri Güçtekin)

21/03/2016 - 06:35 Çanakkale Seferberliği: Savaş, Eğitim, Cephe Gerisi (Mustafa Selçuk)

17/03/2016 - 08:15 18 MART ÖZEL - Çanakkale Zaferi ve Cevat Paşa (Ahmet Yurttakal)

11/03/2016 - 06:49 Zaferi Kanla Yazan Fındıklılı Mehmet Muzaffer (İsmail Bilgin)

02/03/2016 - 12:48 Kut’ül Amare Zaferi -2 (İsmail Bilgin)

29/02/2016 - 11:29 Kut’ül Amare Zaferi -1 (İsmail Bilgin)

22/02/2016 - 12:27 Gertrude Bell Irak Sınırını Çizen Kadın (Veysel Sekmen)

14/01/2016 - 08:43 Çanakkale Şehidi Feyzi Çavuş’un Zevcesi Zehra Hanımın Padişaha Mektubu (Osman Koç)

23/12/2015 - 16:47 Çanakkale Savaşlarında Binbaşı Halis Bey’e Ait Bir Ganimetin Öyküsü (Serdar Halis Ataksor)

10/12/2015 - 18:03 Mesudiye Zırhlısının Dramı (Cemalettin Yıldız)

06/12/2015 - 20:29 Kut’ülamarenin Türklere Tesliminden Sonra Irak İngiliz Ordusunun Faaliyetlerine Dair Rapor (Haz. Serdar Halis Ataksor)

01/12/2015 - 10:11 10 Ağustos 1915 Conkbayırı Süngü Hücumu (Muzaffer Albayrak)

17/11/2015 - 21:09 Çanakkale Deniz Muharebelerinde Verilen Zayiatlar (Ahmet Yurttakal)

10/11/2015 - 05:19 Reis-i Cumhur Mustafa Kemal in Çanakkaleyi ziyaretleri (M. Onur Yurdal )

08/11/2015 - 22:04 Mustafa Kemal Paşanın Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşına girişiyle ilgili görüşlerine dair bir belge

Osmanlı Devleti Umumi Harpte Tarafsız Kalabilir miydi? - Yusuf Akçura (Değerlendirme: Muzaffer Albayrak)

Nazım’ın Dayısı Çanakkale Şehidiydi (Melih Şabanoğlu)

Çanakkale Destanının Ölümsüz Efsaneleri (Osman Koç)

21/10/2015 - 04:02 100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale’de Programı

17/10/2015 - 11:50 Çanakkale Savaşı'nın Kanada'da Bıraktığı İzler (Birol Uzunmehmetoglu)

27/09/2015 - 16:01 1917 Yılında Hicaz Cephesi:Arap İsyanının Yayılması ve Medine’nin Tahliyesi Programı (Yüksel Nizamoğlu)

22/09/2015 - 13:07 III. Kolordu’nun Çanakkale Muharebeleri’ne Hazırlanış Süreci (İsmail Bilgin)

15/09/2015 - 04:28 Kutü-l Amare Kahramanı Halil Kut Paşa (Enes Cifci)

11/08/2015 - 04:07 Türkiye Büyük Savaş a Nasıl Girdi? ( Emre Kızılkaya )

29/07/2015 - 03:30 1915 Gelibolu Harbi Günlüğü- Kazım Şakir (İ. Bahtiyar İstekli)

07/07/2015 - 02:49 Suyu Arayan Adamların Öyküsü - Millete Deva Olmak , Osmanlı Savaş Esirleri, TIP ve Milliyetçilik ( 1914-1939 ) -Yücel Yanıkdağ (Tuncay Yılmazer)

30/06/2015 - 03:55 Tarih, Otobiyografi ve Hakikat Yüzbaşı Torosyan Tartışması ve Türkiye’de Tarih Yazımı (Derleyen: Bülent Somay)

21/06/2015 - 16:34 Türklere Esir Olmak (Doğan Şahin)

23/05/2015 - 04:36 Çanakkale Savaşı

16/05/2015 - 15:30 İtilaf Devletleri Askerlerinin Gözüyle Çanakkale

12/05/2015 - 12:50 Muaveneti Milliye Muhribi Torpito Zabiti Ali Haydar Öztalay (Çimen Yüksel)

09/05/2015 - 08:24 Osmanlılar ve Ermeniler / Bir İsyan ve Karşı Harekâtın Tarihi (Edward J. Erickson)

03/05/2015 - 15:39 Neuve Chapelle’den Gelibolu’ya: Bir Askeri Planın Gelibolu’da Uygulamaya Konulması ( Mustafa Onur Yurdal )

28/04/2015 - 03:52 Cephe Arkadaşı Çanakkale Cephesi

25/04/2015 - 03:07 Çanakkale Müstahkem Mevkii Bataryalarının 25 Nisan 1915 ‘teki Rolü (Bayram Akgün)

24/04/2015 - 15:07 25 Nisan 1915 üzerine Gelibolu’yu Anlamak’ta çıkmış makalelerden seçmeler (Tuncay Yılmazer)

18/04/2015 - 17:10 Çanakkale Şehitleri Listesinde Ezineli Yahya Çavuş’un Adı Yok (Osman Koç)

10/04/2015 - 00:06 Kıyamet Koptuğunda - Hasan Cevdet Bey

03/04/2015 - 01:36 Rusya’daki 90.000 Osmanlı Savaş Esiri ve Sarıkamış Muharebesi (Yücel Yanıkdağ)

27/03/2015 - 17:57 Bir Hikayenin Daha Sonu: Topçamlar Tabyası (Bayram Akgün)

14/03/2015 - 07:57 Düşmana Korku Salan Efsanevi İntepe Topçularından Topçu Üsteğmen Mehmet Ali Bey (Muzaffer Albayrak)

11/03/2015 - 02:38 Seddülbahir’de Yalnız Top-210/40’lık Roon Topu (Bayram Akgün)

01/03/2015 - 13:31 Çanakkale Muharebeleri’nin İdaresi, Komutanlar - Strateji (Ed.: Lokman Erdemir, Kürşat Solak)

24/02/2015 - 17:39 Çanakkale Cephesinde Bir Damla Su İçin- Gelibolu Yarımadasında Jeoloji ve Muharebe İlişkisi ( İsmail Bilgin )

15/02/2015 - 17:55 Hashtag Tarih Dergisi Şubat 2015 Sayısında Kitap Değerlendirme Yazısı

08/02/2015 - 07:11 “Hafız Hakkı Paşanın Sarıkamış Günlüğü” Kitabıyla İlgili Mülahazalar (İsmail Bilgin)

// Bir Asır Sonra Ermeni Tehciri ve Çanakkale Üzerine… 100. Yıl Nasıl Anılmalı? (Tuncay Yılmazer)

23/12/2014 - 08:24 Sarıkamış İhata (Kuşatma) Harekâtı (İsmail Bilgin)

17/12/2014 - 02:24 Kut ül Amare Zaferi (Necmettin Özçelik)

08/12/2014 - 18:22 1. Dünya Harbi

06/12/2014 - 13:44 The Water Diviner – Son Umut Filminin Galasından Notlar… ( Tuncay Yılmazer )

01/12/2014 - 17:22 Cevat Çobanlı Paşa Çanakkale Kahramanı -Ahmet Yurttakal

16/11/2014 - 01:54 Goltz Paşa nın Mirası, Türkiye nin Geleceği – Osmanlı Devletinin 1. Dünya Savaşı na Girişi üzerine ( Tuncay Yılmazer )

10/11/2014 - 04:07 Turkish–Australian Reapprochement In The Light Of The Gallipoli Campaign (Kenan Çelik)

04/11/2014 - 01:37 Boğaziçi’nden Çanakkale’ye Şirket-i Hayriye Vapurları (Gözde Keskin)

19/10/2014 - 06:44 Beyrut Müftüsü Mustafa Neca Efendi’nin Anafartalar Grubuna Hitabı (Osman Koç)

11/10/2014 - 10:34 Bir Çanakkale Şehidinin Hikâyesi: Koca Ali Oğlu Mustafa (Necat Çetin)

14/09/2014 - 07:01 Suçlu Sırbistan- Ayağa Kalk ! Avrupa 1914’te Savaşa Nasıl Sürüklendi ? Sleepwalkers (Uyurgezerler) Christopher Clark- Tuncay Yılmazer

06/09/2014 - 07:14 Bilgeliğin Yedi Sütunu- Thomas Edward Lawrence (Nagihan Haliloğlu)

30/08/2014 - 20:49 1. DÜNYA SAVAŞI’YLA İLGİLİ TÜRKİYE’DE NELER YAPILDI/YAPILIYOR? (Adem Koçal)

23/08/2014 - 16:25 Vehip Paşa Kahramanlıktan Sürgüne (Dr. Yüksel Nizamoğlu)

28/07/2014 - 13:17 tarih Dergisi Ağustos Sayısında 1. Dünya Savaşı nın Nedenleri Dosyası

18/07/2014 - 14:59 Çanakkale Boğazı Müstahkem Mevkii İntepe Topçu Grubu’ndan Bir Subayın Günlüğü (Dr. Lokman Erdemir)