Zaferi Kanla Yazan Fındıklılı Mehmet Muzaffer (İsmail Bilgin)

Tarih: 11/03/2016   /   Toplam Yorum 0   / Yazar Adı:      /   Okunma 3145

“Bölük komutanı Muzaffer yaralanınca yanında bulunan er yardımına koşar. Subayın işaretiyle gömleğini açarak içinden bir zarf çıkarır. Subay yine işaretle erden aldığı kalemi boğazından akan kanla ıslatarak zarfın üstüne kelime-i şehadetten sonra bölük intikamını alsın diye yazar ve kısa süre sonra da şehit olur. Bu yazıyı alan er yüksek sesle subayın şehit düştüğünü bölüğe bildirir. Emri alan bölük askerleri siperlerin içine girmiş olan İngilizleri olağanüstü bir kahramanlıkla siperlerden dışarı atar ve muharebenin kazanılması sağlanır. Grup Komutanlığı olayı bir emirle orduya bildirir ve zarfı başkumandanlığa gönderir. Başkumandanlık da bu zarfın ve kumandanlığın emrinin suretini bütün askeri okullara bir kahramanlık levhası olarak dağıtmıştır (Kut’ül Amare Zaferi’nin 100.yılında bu levhalar yeniden yapılıp, -nasıl ki Çanakkale’de iki havacımız diye insanların iyi niyetle çoğaltıp vah garibanlar diye bakıp bakıp ağladıkları ve Osmanlı askeri ile ilgisi olmayan posterlerin yerine Mehmet Muzaffer’in ki yapılıp dağıtılsa. İ.B.)
NOT: Bir önceki makalemdeki yanlışımı belirterek, düzeltmeme vesile olan değerli araştırıcılara teşekkür eder, yaptığım yanlışlıktan dolayı da “Geliboluyu Anlamak” okuyucularından özür dilerim…Çanakkale’deki Üsteğmen Mehmet Muzaffer ile Kut’ül Amare’de şehit olan Yüzbaşı Mehmet Muzaffer aynı kişi değildir… (İ.B.)

 

Yüzbaşı Mehmet Muzaffer Hanife Melek (Yücel) ile evlenir. Hatta bu kısa zaman diliminde, “Kadıköy’deki Rasim Paşa Mah. Nüzhet Efendi Sk. No: 74/1”de1 ailesi ile de birlikte oturacağı ev de kiralamışlardır. Çok geçmeden birliği ile yeni görev yeri belli olmuştur; Irak Cephesi… Komutanları onun bir haftalık evli olduğunu bildiklerinden iznini uzatmak isterler. Ancak Mehmet Muzaffer kabul etmez. Sevdiği eşine veda eder. Ona sık sık mektup yazacağını da belirtir.

Uzun ama zorlu bir yolculuktan sonra ilk önce Bağdat’a oradan da keleklerle Dicle üzerinden Selman-ı Pak‘a dek gelir. 18. Kolordu’nun, 51. Tümen’in, 9. Alay’a bağlı olan 9. Bölüğün komutanıdır. Bu sırada İngiliz General Towshend, Irak Havalisi Umum Komutanı Albay Nurettin Beyin (Sakallı Nurettin diye de bilinir) komuta ettiği Osmanlı Birliklerini Kut’ül Amare’den Selman-ı Pak’a dek sürmüştür. İngilizler için Bağdat’ın önünde bir engel vardı o da Selman-ı Pak’tır. Osmanlı birlikleri burada kuvvetli bir tahkimat yapmıştır. Ayrıca İngiliz General Towshend buraya Osmanlı Birliklerinin kaydırıldığını yeni takviyeler yapıldığını keşif raporlarından anlamıştır. Bu yüzden saldırı için acele eder, takviye kuvvetler tam yerleşmeden/ulaşamadan buradaki Albay Nurettin Beyin birliklerine saldırmayı düşünür. Bu arada ulaşım yollarını iyileştirmeye çalışan Towshend Aziziye’den hareketle ve Kutuniye’yi bir direnişle karşılaşmadan işgal eder2. İlerleyerek 19 Kasım 1915 tarihinde Selman-ı Pak’ın doğusuna gelir. Artık Bağdat’a sadece kırk kilometre vardır. Ama denizden de; yani Basra Körfezi’nden 650 km uzaklaşmıştır. 

Albay Nurettin Bey ise birlikleri Selman-ı Pak’ta savunma tedbirlerini aldırmış ve kademelendirilmiştir. Bu takviyelerle birlikte sayısal üstünlük Osmanlı birliklerinden yana dönmüştür. Towshend’in 10.000 savaşçısına karşın Albay Nurettin Bey 18.000 savaşçı hazırlamıştı3.

Erken saatlerde başlayan saldırı Türkleri sarıp kuşatmak amacıyla sıklet merkezine büyük bir kuvvetle taarruz etmek üzerine kuruluydu. Bunda ilk siperler ele geçirilerek başarı da sağlandı. Osmanlı birliklerinin ilk savunma hattına varan İngiliz birlikleri burada 1.300 esir aldı. Ancak onlar da 2.000’den fazla zayiat verdiler4. Bu ağır kayba rağmen İngiliz birlikleri duraksamadan ikinci savunma hattını ele geçirmek için atıldılar. Burada özellikle 45.Tümen’in ihtiyat alaylarının tam zamanında yapılan karşı saldırılarına maruz kaldılar. Böylece İngiliz Ordusu’nun ilerlemesi durdurulmuştu. Ayrıca Albay Nurettin Bey 35. Tümen’i ve 51. Tümen’ini kuşatma harekâtını icra eden kuvvetlerinin karşısına çıkararak saldırın diye emretti. Sürüp giden muharebede iki taraf da ağır zayiat verdi. Nurettin Bey ikinci savunma hattının sağlamlaştırılmasını isteyerek birliklerini de buraya çekip konuşlandırdı. Towshend karşı saldırı ile şansını tekrar denemek istedi. Ancak ikinci siperde iyi tahkim edilmiş Osmanlı siperlerini ele geçirmediği gibi kayıpları da çok oldu. Bunun üzerine Osmanlı birliklerinin 23-24 Kasım’da karşı saldırı başlattı.

İngiliz Ordusu, Osmanlı birliklerinin merkezi noktasına hücum ederken bir yandan da onları çember içine almayı planlamış ama Nurettin Beyin ve Halil Beyin ihtiyat kuvvetlerini doğru yere doğru zamanda yerleştirmesiyle İngiliz birlikleri çembere alınmaya başlanmıştı. 25 Kasım sabahında ise muharebe durmuştu. Kesin hakimiyeti Osmanlı birlikleri kazanmıştı.

Towsend’un ağır zayiatının yanında başa çıkması gereken bir başka konu daha vardı; o da yiyecek sıkıntısıydı. General Dicle kenarına yer alan Leç’e çekilmelerini emretti. 25-26 Kasım gecesi çekilmeye başladı. Toplam kayıpları 4.500’dü. Bu generalin elindeki kuvvetlerin neredeyse yarısı demekti. Albay Nurettin Beyin kayıpları ise daha fazlaydı 6.1005.

Bu muharebede Mehmet Muzaffer bölüğü ile yararlıklar gösterdi.  Ardından da I. Felahiye ve II. Felahiye Muharebeleri yapılacaktı.

1.Felahiye Muharebesi (20 Ocak 1916):

İngiliz General Aylmer, Kut’ül Amare’de çembere alınan Towsehend’e yardıma gelmiştir ama özellikle Ali İhsan Beyin(Sabis) komutasındaki birliklerce durdurulur. Generale haber göndererek tekrar yardıma geleceğini bildirmiştir. Bu amaçla da saldırıda bulunur ancak hava şartlarının ağırlaşması ve Osmanlı birliklerinin yine karşı koymasıyla çekilmek zorunda kalır. O günkü muharebede (Hana-Felahiye) İngilizlerin attığı mermi sayısı iki yüz bindir6. Her iki taraf arasında kısa bir ateşkes anlaşması yapılarak yaralılar toplanır ve şehit/ölüler gömülür.

1. Felahiye Muharebesi’nde büyük başarı gösteren birliklere (52., 51., 45.Tümenlere ve 43. Alay’a (43. Alay, Irak Cephesinde kahramanca çarpışmış, 1917 sonunda çarpışa çarpışa geri çekilirken mevcudu iyice azaldığı için lağv edilmiştir. Ünlü “Çanakkale Yemek Listesi 1917(!)” diye verilen liste bu alayımızın 1. Taburu’na aittir ve bu liste geri çekilirkenki listedir, ibilgin.) Padişah V. Mehmed Reşat tarafından altın ve gümüş madalyalar verilmiş Halil Beye de 1. Dereceden Osmanlı nişanı ile taltif edilmiştir.

2.Felahiye Muharebesi (5-6 Nisan 1916):

Aylmer’in Osmanlı Birliklerini geri atma ve Kut’ül Amare’de çembere alınan Towshend’i kurtarma çabaları neticesiz kalınca yerine atanan General Gorringe Felahiye’de bulunan Osmanlı birliklerine karşı bir taarruza geçeceğini 4 Nisan akşamı General Towshend’e bildirdi.Ertesi bir harekata girişeceğini ifade ediyordu ama yazdıklarından bu durumdan pek ümitli olmadığı da görülmüştü:

“…harekâtımın son devresine ait planların uygulanması yarın başlayacak olan ilk devredeki başarımızın derecesine nehrin ve taşkınların durumuna ve düşmanın önlemlerine bağlıdır. Bu sebepler hakkından şimdiden bir şey söylenemez. Ortak harekâtımızın başlangıçta faal bir şekilde olamayacağını takdir ediyorum. Fakat siz Türk kuvvetleri üzerine çarpıtmayı düşündüğüm bir kaya durumundasınız……. 7.”

Sabah erkenden başlayan saldırı Osmanlı birlikleri tarafından başarı ile önlenmiş ama bu muharebede de pek çok zayiat verilmiştir. General Gorringe’e destek amacıyla Towshend’in yaptığı top atışları da bu kaybı artırmıştır. Bu muharebede önemli bir olay gelişmiş ve Fındıklılı Üsteğmen Mehmet Muzaffer boynundan yaralanmıştır.

İşte Çanakkale’den Irak’a gelen Mehmet Muzaffer bu muharebede yaralanmış ama son anda çabalarıyla da muharebenin kazanılmasında çok büyük yararlılığı görülmüştür. Onun bu muharebede şehit düşmesi üzerine Irak Havalisi ve Bağdat Valiliğine Nurettin Bey yerine atanan Enver Paşa’nın amcası Halil Bey’in takdirnamesi şöyledir:

Yüzbaşı Mehmet Muzaffer’e ait

Ordu Komuta Halil Paşa’nın takdirnamesi.

 

Bir Subayın Son Nefesi

27 Mart 1916 (Bu tarih 6 Nisan olmalıdır) tarihinde Irak Cephesi Felahiye Muharebesinde (II. Felahiye Muharebesi) boğazından ağır yaralanan 18. Kolordu 51. Tümen 9 Alay emir subayı iken adı geçen muharebede kendi alayından bir bölüğe komuta ederken (9. Bölük) İstanbullu Üsteğmen Muzaffer hayatının son dakikalarında olduğunu görünce sessizce son görevini yapmaya başlamış ve konuşamadığından cebinde bulduğu boş bir mektup zarfı üzerine kurşun kalemle önce Kıble ne yöndedir? diye yazarak sormuştur. Milli onur ve fazilette bulunan ak yüzünü ve pak alnını görevini başaranlara mahsus güzellikle huzur-u peygambere çevirmiş ve kalbindeki şehitliği dille anlatmaya takati olmadığından kana boyanan zarfın ortasına okunaklı bir şekilde kelime-i şehadeti yazmış  sonra bu büyük asker bölüğüne son sözü söylemek isteyerek  aynı zarfın üç yerine Bölük intikamımı alsın cümlesini yazarak ikisini imzalamış üçüncüsünü imzalayamadan son nefesini  vermiş; yine işe yaramayan kalbini atmış, silah arkadaşlarının safları önünde uçarak bölüğüne kanat gererek  gölgesine  sığındırmak için yükselmiştir.  Bu şehidin ruhunu Fatihalarla selamlayalı daima diyelim ki Allah ruhu zaferle dolu bu şehitlerin yardım ve himayesinden herkesi nasiplendirsin.

Muzaffer Efendi’nin bu yüce davranışı yani bir Türk subayının örnek maneviyatı olan o kanlı beyaz zarf Askeri Müzeye gönderilmiş Türk çocuklarına ve gelecek nesillere cevher değerinde bir miras olmuştur. Yaşayan şehitlerimizin mirasları içinde yer alan bu zarf, milletin iftihar etmesi için bir belge olarak daima saklanacaktır. Büyük meydanların büyük imtihanlarında kazanılan bu şehadetnameler her genci imrendirecek ve onlara örnek olacaktır. Her babanın kalbinde böyle evlatlara sahip olma duygusunu yükseltecektir.

Böylece dini ve vatanı için ölmek aşkıyla yetişmiş gençler çoğalacak ve vatan sevgisi milli terbiyemizde esas oldukça yaşma hakkı bizim olacaktır.

Bu husustaki özel görevini yerine getiren 6. Ordu sonucu milletin takdirine bırakmıştır. Umarım ki her edip her yazar bu yüce gayeye hizmeti uğur sayarak merhumu bütün millete tanıtmaya çalışacaktır. Umarım ki Müdafaa-i Milliye Cemiyeti bu şehidin fotoğrafıyla zarfını birleştirip büyük levhalar haline getirecek, yüz binlerce duvar levhası şeklinde basarak her evin iftiharla duvarın asacağı birer ibret levhası yapacak ve hem de vatan millet namına bir hizmet yapmış olacaktır.

İşte ey pak ve ulu neslin kahraman oğlu!...

Senin nur içinde parlayan kabrin önünde diz çökerek sana ordunun Fatihalarını getirdim. Uğruna hayatını feda ettiğin bir millet acı gözyaşları dökerek sana selamlar ihramlar yolladı. Onları geri çevirmezsin değil mi? Sen namusunla hayatın her türlü arzularından ayrılıp bu gurbet illerinde bir taraftan düşmanla çarpışarak diğer taraftan gökten yağan alevlerle kucaklaşarak yoruldun ezildin durdun. Nihayet ey kardeş sen bir yiğitlik manzarası içinden semalara uçuverdin8.”

*

Aynı olay bir de şöyle anlatılmaktadır.

“……...Bölük komutanı yaralanınca yanında bulunan er yardımına koşar. Subayın işaretiyle gömleğini açarak içinden bir zarf çıkarır. Subay yine işaretle erden aldığı kalemi boğazından akan kanla ıslatarak zarfın üstüne kelime-i şehadetten sonra bölük intikamını alsın diye yazar ve kısa süre sonra da şehit olur. Bu yazıyı alan er yüksek sesle subayın şehit düştüğünü bölüğe bildirir. Emri alan bölük askerleri siperlerin içine girmiş olan İngilizleri olağanüstü bir kahramanlıkla siperlerden dışarı atar ve muharebenin kazanılması sağlanır.

Grup Komutanlığı olayı bir emirle orduya bildirir ve zarfı başkumandanlığa gönderir. Başkumandanlık da bu zarfın ve kumandanlığın emrinin suretini bütün askeri okullara bir kahramanlık levhası olarak dağıtmıştır (Kut’ül Amare Zaferi’nin 100.yılında bu levhalar yeniden yapılıp, -nasıl ki Çanakkale’de iki havacımız diye insanların iyi niyetle çoğaltıp vah garibanlar diye bakıp bakıp ağladıkları ve Osmanlı askeri ile ilgisi olmayan posterlerin yerine Mehmet Muzaffer’in ki yapılıp dağıtılsa. ibilgin).

*

“…….Düşmanın taarruzunu haber alır almaz ihtiyatta bulunan 43. Alay’dan iki taburuyla 9. Alay’ı ileri hattı takviye etmek üzere sevk etmiş ise de düşmanın muharebeyi müteakip yaptığı şedit topçu ateşine maruz kalarak beyhude telefat vermelerini mucip olmuştur. Bu topçu ateşi esnasında 43. Alay Kumandanı Kaymakam Fazıl Beyle bir tabur kumandanı etrafını tarassut eder iken şarapnel ile şehit düşmüşlerdir. Yine bu esnada 9. Alay 9. Bölük Kumandanı Yüzbaşı Muzaffer Efendi de ağırca mecruh olarak hal-i ihtikârda bulunduğu bir sırada akan kanı ile eline geçirdiği bir mektup zarfı üzerine (bölük intikamımı alsın) cümlesini yazarak hayatına veda etmiştir. Düşmanın bu muharebede telefatı 4.000 kadar tahmin edilmiştir9.”

*

Ebedi kahraman

Benim neslimin büyük günahı, tarihini bilmemek, tarihine inanmamak ve bilhassa tarihinden kendinde bir şey devam ettiğine inanmamaktı. Gördüğümüz feci terbiyenin tesiri altında tarihi bir mezar ve bütün vakayı birer ceset gibi düşünüyorduk. Mazimiz bir dağdı. Onu çıkmıştık, şimdi inmekle meşgul idik; ve talihin bizi iniş tarafından dünyaya getirdiğine kızmaktan başka yapacak bir şeyimiz yoktu. Kendimizle mağrur olmaktan utanıyor gibiydik; fakat bunlar öyle cürümlerdi ki eğer bu cürüm olmasaydı belki yokuşu tamamlamakla cezasını görecektik.

Denilebilir ki bu millet hakikaten bir harbe muhtaç idi. Fakat buna arazi kazanmak fazla bulduğu bir takım insanları feda etmek için değil sadece kendisine inanabilmek ihtiyacı vardı ve hiçbir şey bu zamanda Çanakkale kadar Irak kadar mukaddes Kafkasya Müdafaası kadar bize faydalı olamazdı. Şimdi tamamen mağruru olarak söyleyebiliriz ki bütün dünya bize inandı ve biz de kendimize inanıyoruz.

Bittabi bu neticeyi sadece Çanakkale, Irak, Kafkasya hududu gibi üç yuvarlak kelimeden çıkarmıyoruz. Aynı zamanda o korkunç günlerin binlerce teferruatını,  asil sevgiler için bikayd-ü perva olan insanları ve bu insanların kutsi menkıbelerini düşünüyoruz. İşittiğimiz menkıbeler bize anlatıyor ki yalnız tarih değil esatir bile henüz olmamıştır. Filhakika harp hudutlarında çarpışan ordunun öyle vakayileri vardır ki bir şairin dediği gibi tarihi aşıp esatire karıştı.

28 Haziran 1332 tarihli Tanin gazetesini alınız. Onun yarım sütun ile sade cümleler ve basit kelimelerle anlattığı bir menkıbe var(burada menkıbeden kasıt hurafe, masal, hikaye değildir): Harp seferlerinde kurşunla vurulup düşen bir zabitin son nefsi anlatılmaktadır. Bu zabit hayat ile, insanlar ve dünya ile veda dakikasında olduğunu hissetmişti. Bu his korkunçtur. Maddi ızdırap yanında bütün manevi ızdıraplar aile çocuk ve geride bırakılan her şeylerin ızdırabı duyulur. Fakat o zabit bütün melekelerini bütün neşelerini ve ızdıraplarını yalnız iki noktaya saplamıştı: Din ve vatan… Zaten kahraman olmak için bu lazımdı. Maksat uğruna ölmek için her şeyden evvel bütün ölümlerin yekünunu maksatta, mağlup olmak acısının yanında hiçe saymak ve bütün düşüncelerini duygularını ümit ve ihtiraslarını bu maksat etrafından toplamak lazımdı. İstanbullu Muzaffer böyle bir insandı. Son nefesinde sesinin artık çıkmadığı, gözlerinin bir şey anlatamadığı dakikada cebinden bir zarf çıkardı ve üzerine yazdı: “Kıble ne tarafta?” Evvela Beytullah ile, dini ve mukeddasatı ile karşı karşıya kalmak istiyordu.  Onu kıbleye çevirdiler. Sonra yazmaya devam etti.

Bölük intikamımı alsın” (Bu cümleyi üç kez yazmıştır). Şimdi gözünün önünde vatan, son nefesini bile ateşle duman ve kanla boğulmuş havasından veren bir toprak vardı. Bu zabitte en büyük kahramanların en büyük kuvveti olan feragat ve feda duyguları yaşıyordu. O, maksat için ölüyordu ve ölürken dünyadan bir insanın çekildiğini düşünmüyordu. Mukaddes gayenin müdafaasız kalmasından korkuyordu ve devam etti: Bölük intikamımı alsın. O zaman bölükler  ateşler içinde ayakları kana saplanmış ve alnı dumanla kararmış onun ceset olmaya başlayan vücudu etrafında çarpışıyordu. Üçüncü cümlesinin imzalamak isterken İstanbullu Muzaffer Bey hayata veda etti. Muzaffer Beyin son nefesiyle bu toprağı toprağın tarihine yaşayan nesle ve yaşayacak nesillere yaptığı hizmet milyonlarca insanın bütün hayatları ile yapacağı hizmetten büyüktür. Bir çocuğunda bu kadar asil heyecanlar yaşatmaya muvaffak olan bir tarih devam etmek mazisi ile istikbali arasında kazılmış çukurları hiç endişe ve müşkilat hissetmeden hakkını ve kuvvetini kazanmış demektir.

Irak’ın ateşin seması altında son nefesini vatan-ı mukaddes hicranı ile teneffüs eden bu genci ve Çanakkale’de Kafkasya’da aynı duyu ve emellerle fedayı nefesden vatan gençlerini unutmayalım. Onlar kendi fedakârlıklarıyla bizim fani insanlığımızı şu toprağı şu tarihi ve çok pek çok ağlayan milli namusu kurtarıyorlar ve ebedileştiriyorlar.

E.(alih)R.(ıfkı)10

*

Sonra ne oldu?...

Mehmet Muzaffer’in şehit olduğunu duyan Hanife melek orduya şu dilekçeyle başvurdu.

Bir haftalık beraber ömür dürdüğüm ve şimdi çocuğunu kucağımda taşıdığım Muzaffer’in intikamını almak için müsaade edin cepheye geleyim. Onun bölüğünde nefer olayım, ben de o bölükte şehit olayım.

1916-Hanife Melek

Yüzbaşı Osman oğlu Mehmet Muzaffer’in eşi11.”

Elbette başvurusu kabul edilmez. Ama Mehmet Muzaffer’e gümüş liyakat madalyası verilir. Daha sonra eşi Hanife Melek (Yücel)’e 28 Mart 1332’den sonra maaş bağlanır. Ancak eşi daha sona aklını yitirir. Hayatının geri kalan kısmını akıl hastanesinde geçirir.

*

Keşke ve bir kez daha keşke Mehmet Muzaffer’in eşine, vatanına sevdasının, şehadetinin filmi, dizisi yapılsa ama ona yakışır şekilde yapılsa (Bnb. Mahmut Sabri Dizisi gibi olmasa ah keşke)…

*

NOT: Bir önceki makalemdeki yanlışımı belirterek, düzeltmeme vesile olan değerli araştırıcılara teşekkür eder, yaptığım yanlışlıktan dolayı da “Geliboluyu Anlamak” okuyucularından özür dilerim…

Çanakkale’deki Üsteğmen Mehmet Muzaffer ile Kut’ül Amare’de şehit olan Yüzbaşı Mehmet Muzaffer aynı kişi değildir…

KAYNAKÇA

Atase, 2009, Türk Tarihindeki Kahramanlık Öyküleri, Atase Yayınları, s 182.

Charles F. Towshend, 2007, Irak Seferi ve Esaret, Yeditepe Yayınları, s 696.

Dr. Tarık Saygı, 2011, İngiliz Generali Towshend ve Türkler, Paraf Yayınları, s 335.

Edward J, Ericson, 2009, 1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu, İş Bankası Yayınları, s 340.

İlhan Selçuk, 2010, Yüzbaşı Selahattin’in Romanı, Cumhuriyet Kitaplar, s 406.

Metin Soylu, 2012, Yüzbaşı Mehmet Muzaffer, Truva Yayınları, s 237.

Mehmed Nuri Efendi bin Hasan, ?, (Çev: İrfan Dağdelen),  Dicle Grubu 14. Fırka Hücum Müfrezesi, Irak Cephesi Günlüğü, İBB Müzeler ve Kütüphaneler  Md.lüğü,  Atatürk Kitaplığı,  s 176, Yayımlanmamış.     

Ömer Çakır, Ali Fuat Bilkan, 2004, Harp Mecmuası, Kaynak Yayınları, s 360. 

 

 

1 a.g.e, s 91.

 

2 İngiliz Generali Towshend ve Türkler, s 63.

 

31. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu, s 119.

 

4 İngiliz Generali Towshend ve Türkler, s 65.

 

51. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu,  s 121.

 

6 İngiliz Generali Towshend ve Türkler,  s 87.

 

7 Irak Seferi ve Esaret, s 531.

 

8 Türk Tarihinden Kahramanlık Öyküleri, s 38-39.

 

9 Mehmed Nuri Efendi bin Hasan’ın Irak Cephesi Günlüğü.

 

10 Harp Mecmuası, s 143-144.

 

11 Yüzbaşı Mehmet Muzaffer kitabının arka sayfası.

 


  3145 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

07/11/2017 - 18:30 Pomakların Çanakkale Ağıdı - Pesna (Ömer Arslan)

30/10/2017 - 18:41 25 Nisan 1915, Arıburnu Anzak Çıkarmasında 57.Alay’ın Conkbayırı’na İntikali – Yeniden Değerlendirme ( M. Şahin Aldoğan )

17/10/2017 - 11:31 Prof. Dr. Christopher Bell'in yeni eseri Churchill and the Dardanelles üzerinden bir inceleme: Churchill Çanakkale Savaşlarının tek sorumlusu mudur?

09/09/2017 - 05:40 Florence Nightingale’in Eli Anadolu’ya da Değmişti-Kırım Savaşından Unutulan İlk Prefabrik Hastane: Erenköy (Renkioi) (Mustafa Onur Yurdal)

22/08/2017 - 07:18 Kuşatma ve Esaretin Adı KÛTULAMÂRE Esir Bir İngiliz Subayın Anıları - Edward W.C. Sandes -(Muzaffer Albayrak)

09/08/2017 - 18:07 19. Tümen Kurmay Başkanı İzzettin Çalışlar’ın Çeşitli Konferans ve Yayınlarında Conkbayırı Süngü Taarruzu (Melike Bayrak-Mustafa Onur Yurdal)

27/07/2017 - 13:33 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması 2.Bölüm - 2.Gazze Muharebesi (Tuncay Yılmazer )

11/07/2017 - 10:07 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması : Gazze Muharebeleri ( 1.Bölüm) (Tuncay Yılmazer)

22/05/2017 - 05:29 Müstahkem Mevkii’nin Anafartalar’daki Sesi - Küçük Anafartalar Topları (Bayram Akgün)

09/05/2017 - 08:12 Kûtulamâre Kuşatması’ndan Esarete Yüzbaşı Sandes’in Hatıraları - Çev. Tuncay Yılmazer

02/05/2017 - 11:45 İzmir-Bayındır İlçesinden Çanakkale Harbine Katılanlar (Necat Çetin)

28/04/2017 - 08:49 Kûtulamâre Zaferi 1916 (Muzaffer Albayrak – Vahdettin Engin)

23/04/2017 - 21:24 Türk Ordusu’nda Künye Uygulamasına İlişkin İlk Girişimler ve İlk Künyelerle İlgili Kısa Bilgiler (The First Attempts On The Use Of Identity Tags In Turkish Army And Information About The Early Identity Tags) (Burhan SAYILIR)

13/04/2017 - 05:43 Müstahkem Mevki’nin Kara Savunması İçin Top Desteği Sağlaması (Bayram Akgün)

07/04/2017 - 14:30 Çanakkale Muharebelerinde İdari ve Lojistik Faaliyetler (Ayhan Candan)

06/04/2017 - 19:17 Kabataş Erkek Lisesi 1.Büyüteç Tarih Öğrenci Sempozyumu (8-9 Nisan 2017)

04/04/2017 - 21:12 Resmi Belgelere (Nüfus Ölüm-Genelkurmay-Kayıtsız Ölüm Defterleri) Göre İzmir - Beydağ Şehitleri (Necat Çetin-A.Levent Ertekin)

31/03/2017 - 07:25 Çanakkale nin Şehit Kalemleri (İsmail Sabah)

27/03/2017 - 19:43 Çanakkale Müstahkem Mevkii’ye Bağlı Top Mermisi Çeşitleri (Bayram Akgün)

25/03/2017 - 20:58 GeliboluyuAnlamak Özel- 100. Yılında Gazze Muharebeleri Kahramanlarını Anıyoruz (Tuncay Yılmazer)

17/03/2017 - 21:15 18 Mart Özel Makalesi - Yaşayanların Ağzından 18 Mart Boğaz Muharebesi (Ahmet Yurttakal)

16/03/2017 - 08:51 18 Fotoğrafla Çanakkale Boğaz Muharebesi 18 Mart 1915 - 18 March 1915 Dardanelles Assault with 18 photographs (Ahmet Yurttakal)

13/03/2017 - 05:47 Çanakkale Muharebeleri’nde Bir Hile: Sahte Toplar (Bayram Akgün)

07/03/2017 - 04:27 Çanakkale Zaferi’nden Mescid-i Nebevi’ye (Enver Paşa’nın 1916 Filistin-Hicaz ziyareti) (Tuncay Yılmazer)

23/02/2017 - 07:48 Gelibolu Savunması Bir Karargâh Çalışması - General G.S. Patton (Haluk Oral)

09/02/2017 - 06:24 İkinci Kirte Muharebesi (6-8 Mayıs 1915 Taarruzları) (Yücel Özkorucu)

31/01/2017 - 12:29 Türk Boğazları Meselesi (Ayhan Candan)

24/01/2017 - 05:39 Kanlı Bir Mendil Hikayesi (Ömer Arslan)

19/01/2017 - 10:32 Irak Cephesinde Gönüllü Kahramanlar Osmancık Taburu (Muzaffer Albayrak)

23/12/2016 - 20:32 Atlas Tarih Dergisi Aralık-Ocak Sayısında 1916 Sina Filistin Hicaz Cephesi (Tuncay Yılmazer)

13/12/2016 - 07:23 Birleşik Harekat Tecrübesi Olarak Cihan Harbinde Türk-Alman Askeri İttifakı (Gültekin Yıldız)

02/12/2016 - 20:23 Çanakkale Kara Muharebelerinde Ağıl Dere (Şaban Murat Armutak)

15/11/2016 - 11:48 Çanakkale de Bir Melek Hanım (Muzaffer Albayrak)

01/11/2016 - 05:41 Çanakkale Kara Muharebelerinde Asma Dere (Şaban Murat Armutak)

24/10/2016 - 06:55 42. Alay / Gelibolu 1915 - Ahmet Diriker (Oğuz Çetinoğlu)

10/09/2016 - 11:12 Seddülbahir Kahramanı Bigali Mehmet Çavuş (Ömer Arslan)

03/07/2016 - 14:42 Çanakkale’den 100. Yılında Somme’a:Bir Savaş, İki Muharebe (Mustafa Onur Yurdal)

11/06/2016 - 14:37 I.Dünya Savaşı nda Şii Ulemasının Cihat Fetvaları Çerçevesinde Irak Cephesi (Ziya Abbas)

01/06/2016 - 06:23 Kutülamare- Yarbay Mehmed Reşid Bey in Günlüğü (İ. Bahtiyar İstekli)

23/05/2016 - 12:01 Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Muharebelerinde Sağlık Alanındaki Faaliyetleri (Ayhan Candan)

16/05/2016 - 07:38 Bir Osmanlı Kurmay Subayı- Iraklı Kürt Devlet Adamı, Mehmet Emin Zeki Bey in Yaşam Öyküsü (Tuncay Yılmazer)

10/05/2016 - 13:00 Mezopotamya da Bir Savaş 1915-1916 KutülAmare – Nikolas Gardner ( Tuncay Yılmazer )

07/05/2016 - 07:31 Birinci Dünya Savaşının İslam Dünyasına Etkileri (Yüksel Nizamoğlu)

30/04/2016 - 19:20 Çanakkale Savaşı: Bir Siyasi Mücadele Alanı (Özgür Öztürk)

23/04/2016 - 19:13 25 Nisan 1915 Anzak Çıkarması İlk Saatleri – Daha Erken Müdahale Edilebilir miydi? ( Ahmet Yurttakal )

17/04/2016 - 21:26 Maskirovka Harekatı - KutülAmare bir zafer midir? ( Tuncay Yılmazer )

13/04/2016 - 05:30 Çanakkale Savaşları ve Barbaros’un Batışı (İsmail Bilgin)

28/03/2016 - 11:20 Çanakkale Muharebelerinde Osmanlı Ordusunun Asker Kaybı (Ayhan Candan)

26/03/2016 - 09:55 Eğitimli Neslin Birinci Dünya Savaşı ile İmtihanı ( Dr. Nuri Güçtekin )

24/03/2016 - 10:00 Birinci Dünya Savaşı nda Yozgat Lisesi (Dr. Nuri Güçtekin)

21/03/2016 - 06:35 Çanakkale Seferberliği: Savaş, Eğitim, Cephe Gerisi (Mustafa Selçuk)

17/03/2016 - 08:15 18 MART ÖZEL - Çanakkale Zaferi ve Cevat Paşa (Ahmet Yurttakal)

11/03/2016 - 06:49 Zaferi Kanla Yazan Fındıklılı Mehmet Muzaffer (İsmail Bilgin)

02/03/2016 - 12:48 Kut’ül Amare Zaferi -2 (İsmail Bilgin)

29/02/2016 - 11:29 Kut’ül Amare Zaferi -1 (İsmail Bilgin)

22/02/2016 - 12:27 Gertrude Bell Irak Sınırını Çizen Kadın (Veysel Sekmen)

14/01/2016 - 08:43 Çanakkale Şehidi Feyzi Çavuş’un Zevcesi Zehra Hanımın Padişaha Mektubu (Osman Koç)

23/12/2015 - 16:47 Çanakkale Savaşlarında Binbaşı Halis Bey’e Ait Bir Ganimetin Öyküsü (Serdar Halis Ataksor)

10/12/2015 - 18:03 Mesudiye Zırhlısının Dramı (Cemalettin Yıldız)

06/12/2015 - 20:29 Kut’ülamarenin Türklere Tesliminden Sonra Irak İngiliz Ordusunun Faaliyetlerine Dair Rapor (Haz. Serdar Halis Ataksor)

01/12/2015 - 10:11 10 Ağustos 1915 Conkbayırı Süngü Hücumu (Muzaffer Albayrak)

17/11/2015 - 21:09 Çanakkale Deniz Muharebelerinde Verilen Zayiatlar (Ahmet Yurttakal)

10/11/2015 - 05:19 Reis-i Cumhur Mustafa Kemal in Çanakkaleyi ziyaretleri (M. Onur Yurdal )

08/11/2015 - 22:04 Mustafa Kemal Paşanın Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşına girişiyle ilgili görüşlerine dair bir belge

Osmanlı Devleti Umumi Harpte Tarafsız Kalabilir miydi? - Yusuf Akçura (Değerlendirme: Muzaffer Albayrak)

Nazım’ın Dayısı Çanakkale Şehidiydi (Melih Şabanoğlu)

Çanakkale Destanının Ölümsüz Efsaneleri (Osman Koç)

21/10/2015 - 04:02 100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale’de Programı

17/10/2015 - 11:50 Çanakkale Savaşı'nın Kanada'da Bıraktığı İzler (Birol Uzunmehmetoglu)

27/09/2015 - 16:01 1917 Yılında Hicaz Cephesi:Arap İsyanının Yayılması ve Medine’nin Tahliyesi Programı (Yüksel Nizamoğlu)

22/09/2015 - 13:07 III. Kolordu’nun Çanakkale Muharebeleri’ne Hazırlanış Süreci (İsmail Bilgin)

15/09/2015 - 04:28 Kutü-l Amare Kahramanı Halil Kut Paşa (Enes Cifci)

11/08/2015 - 04:07 Türkiye Büyük Savaş a Nasıl Girdi? ( Emre Kızılkaya )

29/07/2015 - 03:30 1915 Gelibolu Harbi Günlüğü- Kazım Şakir (İ. Bahtiyar İstekli)

07/07/2015 - 02:49 Suyu Arayan Adamların Öyküsü - Millete Deva Olmak , Osmanlı Savaş Esirleri, TIP ve Milliyetçilik ( 1914-1939 ) -Yücel Yanıkdağ (Tuncay Yılmazer)

30/06/2015 - 03:55 Tarih, Otobiyografi ve Hakikat Yüzbaşı Torosyan Tartışması ve Türkiye’de Tarih Yazımı (Derleyen: Bülent Somay)

21/06/2015 - 16:34 Türklere Esir Olmak (Doğan Şahin)

23/05/2015 - 04:36 Çanakkale Savaşı

16/05/2015 - 15:30 İtilaf Devletleri Askerlerinin Gözüyle Çanakkale

12/05/2015 - 12:50 Muaveneti Milliye Muhribi Torpito Zabiti Ali Haydar Öztalay (Çimen Yüksel)

09/05/2015 - 08:24 Osmanlılar ve Ermeniler / Bir İsyan ve Karşı Harekâtın Tarihi (Edward J. Erickson)

03/05/2015 - 15:39 Neuve Chapelle’den Gelibolu’ya: Bir Askeri Planın Gelibolu’da Uygulamaya Konulması ( Mustafa Onur Yurdal )

28/04/2015 - 03:52 Cephe Arkadaşı Çanakkale Cephesi

25/04/2015 - 03:07 Çanakkale Müstahkem Mevkii Bataryalarının 25 Nisan 1915 ‘teki Rolü (Bayram Akgün)

24/04/2015 - 15:07 25 Nisan 1915 üzerine Gelibolu’yu Anlamak’ta çıkmış makalelerden seçmeler (Tuncay Yılmazer)

18/04/2015 - 17:10 Çanakkale Şehitleri Listesinde Ezineli Yahya Çavuş’un Adı Yok (Osman Koç)

10/04/2015 - 00:06 Kıyamet Koptuğunda - Hasan Cevdet Bey

03/04/2015 - 01:36 Rusya’daki 90.000 Osmanlı Savaş Esiri ve Sarıkamış Muharebesi (Yücel Yanıkdağ)

27/03/2015 - 17:57 Bir Hikayenin Daha Sonu: Topçamlar Tabyası (Bayram Akgün)

14/03/2015 - 07:57 Düşmana Korku Salan Efsanevi İntepe Topçularından Topçu Üsteğmen Mehmet Ali Bey (Muzaffer Albayrak)

11/03/2015 - 02:38 Seddülbahir’de Yalnız Top-210/40’lık Roon Topu (Bayram Akgün)

01/03/2015 - 13:31 Çanakkale Muharebeleri’nin İdaresi, Komutanlar - Strateji (Ed.: Lokman Erdemir, Kürşat Solak)

24/02/2015 - 17:39 Çanakkale Cephesinde Bir Damla Su İçin- Gelibolu Yarımadasında Jeoloji ve Muharebe İlişkisi ( İsmail Bilgin )

15/02/2015 - 17:55 Hashtag Tarih Dergisi Şubat 2015 Sayısında Kitap Değerlendirme Yazısı

08/02/2015 - 07:11 “Hafız Hakkı Paşanın Sarıkamış Günlüğü” Kitabıyla İlgili Mülahazalar (İsmail Bilgin)

// Bir Asır Sonra Ermeni Tehciri ve Çanakkale Üzerine… 100. Yıl Nasıl Anılmalı? (Tuncay Yılmazer)

23/12/2014 - 08:24 Sarıkamış İhata (Kuşatma) Harekâtı (İsmail Bilgin)

17/12/2014 - 02:24 Kut ül Amare Zaferi (Necmettin Özçelik)

08/12/2014 - 18:22 1. Dünya Harbi

06/12/2014 - 13:44 The Water Diviner – Son Umut Filminin Galasından Notlar… ( Tuncay Yılmazer )