Kut’ül Amare Zaferi -2 (İsmail Bilgin)

Tarih: 02/03/2016   /   Toplam Yorum 0   / Yazar Adı:      /   Okunma 3465

İngilizler 13 Ocak’ta Osmanlı birliklerine saldırınca 7 km. çekilmek zorunda kalan birlikler Hana’ya çekilmiştir. Bu saldırı esnasında yaralıların toplanması ve ölülerin gömülmesi için ateşkes yapılmıştır. Bu anlaşmayı yapmak için gelen İngiliz subayının sözleri şöyleydi:
“Karşımızdaki askerin kesinlikle Türk olduğuna şundan eminim ki yüz binlerce mermilik bombardımanımız onu yerinden kıpırdatamadı. Gözlerimi bağlayan topçu kumandanının mendilini bir hatıra olarak ve tümenimin bir kefeni saklayacağım.”
Kut’ül Amare’de sıkışıp kalan Towshend, Aylmer’den ümit verici haberler beklemektedir. Kuşatmayı yapan Osmanlı birliklerinin geri atılması için 7 Ocak ve 13 Ocak’ta yapılan bu saldırılardan kurtulacağını düşünmüştü. Ancak daha sonra aldığı telgrafa kayıplarının büyük olduğunu üstelik havaların da yağmurlu gitmesinden dolayı adeta bataklık alana dönen alanlarda ilerleyemediğini bildirmiştir.
Bu arada 17 Ocak 1916 tarihinde Mareşal Von der Goltz cepheye gelerek denetlemede bulunmuştur. Son düzenleme ve durum hakkında bilgi alan Goltz Paşa şehrim muhasara edilerek düşürülmesini önermiştir. (İ.B.)

 

12-Albay Halil Bey, Yahya Kaptan’ı Çağırıyor:

“Albay Halil Bey Irak Havalisi Komutanı ve Bağdat Valisi olduktan sonra daha önceden de tanıdığı Yahya Kaptanı Irak cephesine çağırmıştır. Yahya kaptan çetesi ile birlikte Irak’a gitmiştir. Kendisi Balkanlardaki çarpışmalardan sonra İstanbul-Küçükköy’e gelmiştir.

Yahya Kaptan Arap aşiretçilerine karşı kullanmak düşüncesindedir. Böylece Kaptan’ın çetesi aşiretlerin orduya yapacağı baskınları tuzakları engellemesini amaçlamıştır. Hatta karşı saldırılarda bulunmasını da istemiştir.

Yahya Kaptan müfrezesiyle birlikte 6. Ordu Karargâhına gelmiştir. Ona verilen görev Arap aşiretlerinin yerlerini eylemlerini ve tuzaklarının öğrenilmesi işidir. Bunun için de kendisi müfrezesiyle birlikte ilk önce iklime alışmak ve çölü tanımak için Kubas civarında Osmanlı yanlısı Semmar Aşireti’nin yanında kalacaktır.

Yahya Kaptan verilen görev gereği aşiretlerin yerlerini öğrenme işine başlar. Özellikle de Osmanlı’ya başkaldıran Lihye aşiretini takibe alır. Bu aşireti üç ay boyunca takip etmiştir. Müfrezesine takviye isteyerek baskında bulunur. İngilizlerin bu aşirete verdiği 15.000 altını ele geçirmiş ve aşiretin pusularını da bertaraf etmiştir.  Ele geçirdiği ganimetleri Halil Beye vermiştir.

Bu arada çarpışmalarda Yahya Kaptan çok sevdiği iki dostunu kaybetmişti; Murat ve Rıfat çavuşlar… 

Kut’ül Amare’nin ele geçirilmesinden sonra Bağdat’a müfrezesiyle geri dönmüştür[1].”

*

İngilizler 13 Ocak’ta Osmanlı birliklerine saldırınca 7 km. çekilmek zorunda kalan birlikler Hana’ya çekilmiştir. Bu saldırı esnasında yaralıların toplanması ve ölülerin gömülmesi için ateşkes yapılmıştır. Bu anlaşmayı yapmak için gelen İngiliz subayının sözleri şöyleydi:

Karşımızdaki askerin kesinlikle Türk olduğuna şundan eminim ki yüz binlerce mermilik  bombardımanımız onu yerinden kıpırdatamadı. Gözlerimi bağlayan topçu kumandanının mendilini  bir hatıra olarak  ve tümenimin bir kefeni  saklayacağım[2].”

Kut’ül Amare’de sıkışıp kalan Towshend, Aylmer’den ümit verici haberler beklemektedir. Kuşatmayı yapan Osmanlı birliklerinin geri atılması için 7 Ocak ve 13 Ocak’ta yapılan bu saldırılardan kurtulacağını düşünmüştü. Ancak daha sonra aldığı telgrafa kayıplarının büyük olduğunu üstelik havaların da yağmurlu gitmesinden dolayı adeta bataklık alana dönen alanlarda ilerleyemediğini bildirmiştir.

Bu arada 17 Ocak 1916 tarihinde Mareşal Von der Goltz cepheye gelerek denetlemede bulunmuştur. Son düzenleme ve durum hakkında bilgi alan Goltz Paşa şehrim muhasara edilerek düşürülmesini önermiştir.

13- Felahiye Muharebesi:

Bu arada Aylmer Towsehend’e tekrar haber göndererek yardıma geleceğini bildirmiştir. Bu amaçla da saldırıda bulunur ancak hava şartlarının ağırlaşması ve Osmanlı birliklerinin yine karşı koymasıyla çekilmek zorunda kalırlar. O günkü muharebede (Hana–Felahiye) İngilizlerin attığı mermi sayısı iki yüz bindir[3]. Bu muharebe aynı zamanda 1. Felahiye Muharebesi (20 Ocak 1916) olarak da bilinmektedir. Her iki taraf arasında kısa bir ateşkes anlaşması yapılarak yaralılar toplanır ve şehit/ölüler gömülür.

Ancak mevsim itibariyle hava şartları ağırlaşmakta ve nehrin suyu yükselmekte ve çevresinde bataklıklar meydana gelmekte olduğu için harekâta uygun değildir. Bu yüzden Osmanlı birlikleri de biraz geri çekilmişlerdir.

Towshend’e yardıma gelen İngiliz birlikleri ise Kut’ül Amare’ye yaklaşmaya çalışmaktaydı. Ancak generalin sadece 84 günlük yiyeceği kaldığından istikâkın her asker başına yarıya indirilmesini emretmişti[4]. Havadan yapılan yiyecek desteği yeterli olmayacağını düşünen Towshend Kut’ül Amare’de müsait olan yerlere sebze bahçeleri oluşturmaya çalışmaktaydı.

Mart ayına gelindiğinde ise Osmanlı birlikleri kuşatmayı daraltmak ve düşmanı teslimiyete zorlamak için şehre top atışları yapılmaya başlanmıştır. Bu bombalama esnasında Arapların oturduğu bazı evler de isabet almıştır. 

Bu arada Osmanlı birliklerini karşılamak isteyen General Aylmer kötü hava şartları sebebiyle durdurduğu ilerlemesine tekrardan başlamıştı. 8 Mart 1916 tarihinde Essin’de bulunan Osmanlı 13. Kolorduya saldırmıştır. Bu Kolordunun komutanlığını da Albay Ali İhsan Bey (Sabis)  yapıyordu. Ancak burada da netice almayıp geri çekilmek zorunda kamıştır (Sabis Meydan Muharebesi). Bu muharebede Osmanlıların kaybı büyük olmuş ama mevzilerinden bir adım dahi geri adım atmamışlardır.

Bu arada General’in yiyeceği günden güne azalmaya başlamıştır. Askerlerini doyurmak için çeşitli çareler düşünmektedir. Sonunda Kut’ül Amare’de 1.100 atın kesilmesini gündeme getirmiştir. Ancak bunda da bir güçlük vardır çünkü orduda bulunan Müslüman Hintli askerlerin at etini dinen sakıncalı görerek yemeyebileceğini varsaymaktadır. Bunun da çaresini bulur ve Hintli Müslüman ulemadan bu konuda zorluk ve savaş şartlarında at yenebileceğine dair fetva çıkartır. Bu fetvayı şehirde her yere astırır… Bu konuda günlüğüne o sıkıntıları şöyle dile getirmiştir:

“……….

15 Mart’tan sonra hatta azaltılmış bir derece olmak üzere İngiliz kıtaları yalnız ekmek ve at etiyle; Hint kıtaları yalnız un, kavrulmuş arpa ve yağ ile hayatlarını idame ettirmek zorunda bulunacaklardı. Çünkü beslenme erzakına ait diğer bütün maddeler bu tarihte bitmiş olacaktı.

Şunu söyleyebilirim ki; öldürttüğüm bu 1.100 hayvan şimdi Hindistan’a çıkarılsa zor bir faaliyete girişmek için altı ay dinlenmeye ihtiyaç duyacaklardı. Yaklaşık 1.300 hayvanın ise korunmasını düşünüyorum.  Bunların yaklaşık 900’üne 7 Nisan’a kadar et için ihtiyaç duyulacaktır. Fakat 7 Nisan’da hayatta kalanlar iş görmek yeteneğinden tamamıyla mahrum olacakladır[5].”

Bu arada kuşatma altından sıkıntıda bulunan bazı Müslüman Hintli erler kaçıp Osmanlı birliklerine sığınmakta ve kaledeki durum ile ilgili bilgi vermekteydi. Ayrıca şehirdeki Arap ahali de İngilizlerin yenileceğini düşünmeye başlamıştı:

General 9-10 Mart gecesi dört Müslüman erinin tüfek ve cephaneleriyle firar ettiğini yazmıştır. Buna çare olarak da ileri karakollarda bulunan ayrı görev yapan Müslüman ve Hindu birliklerinin karıştırılmasını emretmiştir.

14-İlk Teslim Çağrısı:

Albay Halil Bey 10 Mart 1916 tarihinde Towshend’e bir mektup göndererek teslim olmasını istemiştir. Söz konusu mektupta şunlar yazıyordu:

“……….  Asalet-meab                10.3.1916

Sizi kurtarmak için gelmiş olan İngiliz kuvvetleri Felahiye’de savaşarak 7.000 kişi kaybettikten sonra çekilmeye mecbur olmuşlardır.

Bu çekilmeden sonra bir buçuk aydan beri hazırlıklarda bulunan General Aylmer dün kendisini yeterli  derece kuvvetli olduğunu sanarak  gördüğünüz şekilde  5., 6., 8 ve 12. Piyade tugayları  ve bir süvari tugayıyla  Dicle sağ sahilinden  tekrar taarruza girişmiş ve 4.000 kişi kaybederek yine çekilmeye mecbur olmuştur. Ben ona karşı yeteri derecede kuvvetli bir durumdayım.

Size gelince, siz askeri görevinizi kahraman bir şekilde yaptınız.

Bundan böyle kurtuluşunuz için muhtemel bir araç görmüyorum. Mültecilerinizin ifadelerine göre erzaksız kaldığınızı ve kıtalarınız arasında hastalıkların hüküm sürdüğünü anlıyorum.

Ku’t’taki direnişinize devam etmek veya sürekli olarak artmakta olan kuvvetlerime teslim olmak konularında serbestsiniz.

Üstün hürmetlerimin kabulünü rica derim. General cenapları…

Irak’taki Osmanlı Kıtaları Kumandanı

Bağdat Valisi”

 Halil[6].”

General Towshend, Halil Beyin bu teslim olma çağrısına şu cevabı vermiştir:

“…………. İzmir’deki Türk askerlerinin Alman subaylara karşı isyan ettikleri ve Erzurum’un düşmesinden dolayı İstanbul’da karışıklıklar çıktığı ve Reuter Ajansı tarafından bildirilmektedir. Acaba bunlar doğru mudur? Ana bu hususta bilgi verebilir misiniz?

Gösterdiğiniz nezakete müteşekkirim. Türkler savaş meydanından daima iyi askerdirler. Fakat ben henüz  teslim olmayı düşünmüyorum..

General Towshend.”

Yazdığı bu mektubun yankılarını yine Towshend şöyle belirtmektedir:

“Düşmanın mektubuna karşı verdiğim teslimin reddini içeren cevabın etkisi, kıtalarım arasında çok çabuk görüldü. Genel bir hüzün ve üzüntü hissi mevcuttu. Hintli kıtalar arasında firar olayları artıyordu. Kasabanın Arap halkı artık savaşı kaybettiğimize hükmediyorlardı. Kut’a saklanmış olan erzakı meydana çıkarmayı başarmasaydım, mevziimizin Mart’ın ilk haftasında düşmesi muhakkaktı[7].”

Bu arada Albay Halil Beyin birliklerini geri atmak ve kuşatmayı önlemek Towshend’e yardım etmek için gelen Aylmer yaptığı bütün harekâtlarda başarısız olunca görevinden alınmış onun yerine Gorringe Dicle Kolordusu Komutanlığına 12 Mart’ta göreve getirilmiştir.

Ayrıca Towshend her ne kadar istemese de teslim olma fikri benliğinde yer etmeye başlamıştı bile.

“Dicle taşkının 16 Mart meydana gelmesi bekleniyordu. Taşkının her türlü kurtarma harekâtını duraklamaya uğratması ihtimal dahilindeydi. 7 Nisan’a kadar kurtarılmazsak gerçekten perişan olacağız. Çünkü Dicle’nin meydana getirdiği engellerle kuşatma hatlarına ilave olan bu taşkınlar çıkış hareketini imkânsız kılıyordu. Bundan başka açlık da beni teslim olmaya mecbur edecekti[8].”

1. Felahiye Muharebesinde büyük başarı gösteren birliklere (52., 51., 45.Tümenlere ve 43. Alay’a Padişah V. Mehmed Reşat tarafından altın ve gümüş madalyalar verilmiş Halil Bey de 1. Dereceden Osmanlı nişanı ile taltif edilmiştir.

General Gorringe 12 Mart’ta Zemzir tepelerinden saldırıya geçmiş ancak saldırı yine netice alınmadan sonlandırılmıştır.

17 Mart 1916 tarihinde 6. Ordu Komutanı Van der Goltz Irak Cephesi’ne gelmiş ve denetlemelerde bulunmuştur.

 Bu arada Kut’ül Amare şehrinde açlık günden güne artmaktadır. Ayrıca sağlık şartları da güçleşmiştir. İçecek suyun da kötü olduğu göz önüne alınırsa General Towshend burada daha fazla nasıl dayanabileceğini düşünmekteydi. Ayrıca görevden alınan Aylmer’in kuşatmayı yarıp generali kurtarmanın da artık mümkün olmadığını belirtmesi Hint karargâhında da büyük bir ümitsizliğe sebep olmuştur. Hele Mart ayı ile birlikte otların büyümesi askerlerin bu otlardan yemek yapmaya çalışması da durumun ne denli kritik olduğunun bir haberciydi. Üstelik İngiliz kuvvetleri hala Kut’a ilerleyememiş eski mevzilerinde duraklamışlardı. Ayrıca verilen kayıpların her gün artması Osmanlı birliklerin takviye alması ve çemberi daha da daraltması da söz konusuydu. 

General Towshend ise askerlerinin moralini yüksek tutmak için her tülü imkânı kullanılacağını vurguluyordu. Daha 38 günlük stokları olduğu ayrıca kesip yiyebilmek içinde toplam 3.000 at bulunduğunu belirterek mevcut cephanenin de çok idareli kullanılmasını istemişti.

15-Bir Kahramanlık Hikâyesi: Bolulu Habip

“Irak’ta Felahiye Cephesi’ndeki 23 Mart Muharebesi pek ünlüdür. Bu muharebede her iki taraf da ağır kayıplar vermiştir.

Cepheden yaralı dönüyordum. Yaram oldukça ağırdı. Benimle beraber birçok yaralı ve askerin sıhhiye bölüklerine ve seyyar hastanelere doğru gittiklerini gördüm. Bir aralık aslan bakışlı, iri yapılı, bir er yanıma sokuldu.

-Komutanım geçmiş olsun senin yaran kolundan mı?

Erin yüzüne baktım. Yaralı bir vücut siması yoktu. Vücuduna göz gezdirdim. Bir kolunun omuz başından kopmuş olduğunu hayretle gördüm.

Sana da geçmiş olsun oğlum diyebildim. O zaman kadar hissettiğim üzüntü ve ıstırap bu yüksek manzara karşısında birden bire dindi. Erle beraber kolordu karargâhına geldik. Yolda savaşı bütün ayrıntısıyla anlattı. O kadar doğaldı ki yüzünden ve gözünden kederini hissedemiyordum. Sonunda pek anlamlı bir duruş ve bakışla Komutanım dedi. Bir yiğide bir kol da yeter. Benim kolum düşmanın on erine mal oldu. Yaram kapansın soluğu yine cephede alacağım[9].”

16-Felahiye Muharebesi (5-6 Nisan 1916):

Aylmer’in yerine atanan General Gorringe Felahiye’de bulunan Osmanlı birliklerine karşı bir taarruza geçeceğini 4 Nisan akşamı General Towshend’e bildirmiştir.Ertesi bir harekâta girişeceğini ama yazdıklarından bu durumdan pek ümitli olmadığı da görülmüştü:

“…harekâtımın son devresine ait planların uygulanması yarın başlayacak olan ilk devredeki başarımızın derecesine nehrin ve taşkınların durumuna ve düşmanın önlemlerine bağlıdır. Bu sebepler hakkından şimdiden bir şey söylenemez. Ortak harekâtımızın başlangıçta faal bir şekilde olamayacağını takdir ediyorum. Fakat siz Türk kuvvetleri üzerine çarpıtmayı düşündüğüm bir kaya durumundasınız……[10].”

Sabah erkenden başlayan saldırı Osmanlı birlikleri tarafından başarı ile önlenmiş ama bu muharebede de pek çok zayiat verilmiştir. General Gorringe’e destek amacıyla Towshend’in yaptığı top atışları da bu kaybı artırmıştır. Bu muharebede önemli bir olay gelişmiş ve Fındıklılı Üsteğmen Mehmet Muzaffer boynundan yaralanmıştır. Daha sonra bir zarfın üzerien üç kez “Bölük İntikamımı alsın.” diyerek şehit olmuştur.

17-3. Felahiye Muharebesi

İngiliz birlikleri ne yapı ne edip mutlaka Towshend’e yardım etmek düşüncesinde ve kararında olduklarından Felahiye üzerine bir kez daha saldırmayı planladılar. General Gorringe 13. Tümen’in yapacağı bir saldır ile Osmanlı birliklerini geri atmayı düşünmüştü. 9 Nisan 1916’da  cumartesi sabah erkenden yapılan top atışları ile başlatılan saldırıyı bu saldırının neticesini General Towshend de karargâhında merak etmekteydi. Çünkü şiddetli top sesleri çok yakınlarından duyulmaktaydı. Generale saldırı hakkında şu bilgiler verilmişti:

“13. Tümen şafakla birlikte düşmanın mevziine taarruza kalktı. Türkler ileri kıtalarımızı 100 metreye yaklaştığı zaman fark edebildiler. Hemen siperlerini takviye ederek şiddetli bir ateş açtılar. Tümen de düşmanın ateş hattına ulaşmadı. Uygun bir yerde siper kazdı, kaldı. En yakın kıtalar düşman mevziilerinden yaklaşık 300 m mesafededir. Şimdi kıtaların sıraya dizilmesi yaralıların nakli ve düzeninin sağlanması ile meşgulüz[11].”

Bu saldırıda İngiliz birlikleri tam hazırlık yapmadan ve derinlik sağlanamadan yapıldığı ve ayrıca ihtiyat kıtalarının bulunmaması sebep olmuştu. Kısacası bu muharebeden de bir sonuç alınamamıştı. İngiliz birlikleri bir kez daha durdurulmuştu.

General Towshend ise şehirde sıkıp kalmıştı. Üstelik kendisini kurtaracak birlikler de ilerleyemiyordu. Aylmer’in başarısız olacağını düşünmesi gibi bu kez de onun yerine gelen Gorringe’nin de başarısız olacağını düşünmeye başlamıştı. Generalin ümitleri azalıyor ve tükeniyordu:

“…….. Olaylar kötü, bunlara artık şüphe kalmadı. 15 Nisan kadar kurtarılmayacağım tamamen anlaşıldı. Karargâha gönderdiğim bir telgrafta, telgraflarının alındığını, Gorringe’den haber alamadığımı ve 15 Nisan da Gorringe’nin bizi kurtarabileceğinden şüphe ettiğimi bununla birlikte kıtaların istikâkını 189 gr arpa ununa indirdiğimi ve bu şekilde 17 Nisan’a kadar dayanabileceğimi açıkladım. Daha önce Aylmer’in iki defa olan başarısızlığından sonra Gorringe’in kayıplarının da önemli olduğunu sandığımı ekledim. Herhalde duruma hakim olmalıdır. Eğer Gorringe girişiminde başarılı olmaz ve Sir Percy Lake’ın 30 Mart telgrafıyla tavsiye ettiği usul kabul edilmezse Türkler kayıtsız şartsız teslim olmamı talep edeceklerdir[12].”

General Towshend 9 Nisan sabahı Gorringe’den durumun pek değişmediğine dair telgraf almıştır. Bu da generalin canını iyice sıkmıştır. Kuşatmayı yarmak için kendince çareler aramaya başlamıştır. 600-800 kişilik tecrübeli askerlerden kurulu birliğin Sumna gemisiyle kuşatmayı yarıp İngiliz kuvvetlerine katılmayı önermiştir[13].

Bu arada kasabada at eti yemeyenler karşılık sağlık müdüründen aldığı yazıyı dağıttırmıştır. Yazı şöyleydi:

“Kut’ül Amare 12 Nisan 1916

Beygir eti yenilmesinden elde edilecek sıhhi faydalar toplamı bir doktor tarafından verilen yazı ektedir:

Geçireceğimiz birkaç yoksulluk günlerinde hayatı korumak bakımından öneme sahip olan bu tavsiyeler etmekle kralınıza, hükümetinize karşı sadakatını ispat etmenizi hepinizden talep derim. Ülkemiz prensleri ve dini başkanları beygir eti yemenize izin verdiler. Hemşerinizden birçokları  şimdi beygir eti yemeye başlayarak sağlık ve kuvvetlerini  koruyorlar. Et yemediği için zayıf düşen ve görevlerini yapmaya gücü yetmeyenleri et yiyen ve kuvvetini koruyanlarla değiştireceğim.

Ülkeye borçlu oldukları görevi yapmaktan kaçanların bir listesini düzenleyeceğim ve gerekli işlem uygulanmak üzere Hindistan Hükümeti’ne bildireceğim.

Tümgeneral Towshend[14].”

General bu şekilde at eti yenmesini emrediyordu ama Hintli askerlerin ise endişesi ise ilginçti:

“Beygir eti yersek köylerimizde bunu her zaman bizim yüzümüze vuracaklar. Bu yüzden kızlarımızı asla evlendiremeyeceğiz[15].”

18-Beytiisa Muharebeleri:

General Gorringe’nin Osmanlı birlikleri karşısında ilerleyememesi üzerine bu kez General Lake komutasındaki İngiliz-Hint birlikleri saldırıya geçmiştir. 17 Nisan 1916’da İngiliz yardım kuvveti top atışlarıyla desteklediği bu muharebede 35. Tümen’in mevzilendiği kesime yapmıştır. Gece sat 04.00’de dek devam eden bu muharebede İngiliz birlikleri Essin’de yenilerek geri çekilmiştir. İngilizlerin kayıpları 4000 kayıp 14 makineli tüfeği de savaş alanında bırakmak zorunda kalmışlardır[16]. Bu muharebe Beytiisa Muharebesi olarak bilinir.

Ertesi gün v daha sonrasında yaptıkları saldırı da sonuçsuz kalmıştır. Bu muharebelerde Türklerin kaybı toplam 3.541’dir.

General Towshend’in iaşe sıkıntısını çözmek için bu kez İngilizler uçaklarla Kut’ül Amare kasabasına erzak atmaya başlamıştır. Yiyecekler arasında un şeker çikolata bulunmaktaydı. Bu arada atılan un çuvallarından iki tanesi Osmanlı birlikleri alanına düşmüş onlar da bu unlardan ekmek yapıp yemişlerdir[17].

19-Julnar Gemisi veya Kendigelen:

Kut’u kurtarma teşebbüslerinin art arda başarısızlıklara uğraması karşı tarafta maneviyat  bozukluğu yaratıyordu. Muhasarada kalanları bizi püskürterek ve hatlarımızı yararak kurtarmak kabil olamayacağını anlayan İngilizler bu defa da muhasarada kalanlara havadan ve uçaklarla erzak atmak tecrübesine giriştiler. Fakat zaten alçaktan uçmak zorunda kalan bu uçaklar arada bizim avcılarımız tarafından da düşürülebiliyordu. O zaman bunların getirdiği erzak bizim hatlarımızın gerisine düşüyordu.

Yahut da Kut üzerine havadan ve yüksekten atılan erzak denkleri ve kapları da çok defa  elimize geçiyordu. Bu suretle de İngilizlerin Kut’ta kapananları havadan beslemek teşebbüslerinin de netice vermeyeceği anlaşıldı. Bunun üzerine İngilizler Dicle nehri üzerinden ve zırhlı gambotla  Kut’a erzak ulaştırma  tecrübesine giriştiler. Çok miktarda erzak yükledikleri Julnar ismindeki bir zırhlı gambotu Dicle’den yukarıya doğru sürdüler. 24-25 Nisan 1916 gecesi ve Felahiye mevzilerinden açtıkları şiddetli topçu ateşi himayesinde Julnar kuzeye hareket ettirildi. Bu gürültü ve ateş himayesinde bizim müdafaa hatlarımızı da geçti. Daha arkada kademelerdeki piyade ateşlerimiz bu zırhlı vasıtaya tabii tesir etmiyordu. Ama bu 270 tonluk gemi erzak yükü ile Kut’a varabilseydi muhasara daha da uzar giderdi. Bunun üzerine 13. ve 18. Kolorduların sahra toplarını Dicle sahiline sürerek açıktan ve alçaktan ateş açmalarını ve vapuru mutlak batırmalarını emrettim. Bu ateşlerle vapurun evvela kaptan kulesi isabet aldı. Kaptan vurulmuş ve mürettebatın bir kısmı da bu arada ölmüşlerdi. Gemide idaresizlik görüldüğü bildirildi. Nihayet Jurnal kıyıya ve sığlığa oturmuştu.

Gerçi bu gibi halde geminin kendisini batırması için elbette ki tertibat alınmıştı. Fakat bu iş için tertiplenen halatlar ve dinamit fitilleri de her nasılsa geminin pervanesine sarılmıştı. Bu da gemiyi büsbütün hareketsiz bıraktı. Ben yaverimle vak’a mahalline yetiştiğim vakit gemi 13. Kolordu müfrezeleri tarafından teslim alınmış ve sağ kalan mürettebat esir edilmişti. Vapurda kalan birkaç İngiliz ise ellerindeki yangın söndürme aletleri ile o arada tutuşan un çuvallarını söndürmeye çalışıyorlardı.

Biz bu gemiye “Kendi Gelen” adını verdik. Tabii erzakına el koyduk. Hülasa bu teşebbüsle bu neticeyi verince İngillerin Kut’a ulaşmak yahut yardım etmek ümitleri büsbütün kırıldı. General Towshend ise her dürüst asker gibi vaziyeti o zaman bütün gerçekleri ile değerlendirmek zorunda kaldı. Ben kendisine centilmence teslim olmasını teklif etmiştim. O bunu henüz düşünmediğini bildirmişti. Fakat artık herhalde bunu da düşünmek zamanının gelmiş olacağını anlamış olacak ki kendisinin de benimle konuşmak isteği işte o sırada bana bildirildi. Mahsur kumandan benimle konuşmak istiyordu…[18]

*

13. Kolordu emir zabiti bir düşman gambotu Felluce (Felahiye) mevziinden geçerek Kut istikametinde hareket etmekte olduğu bildirilmiş ikinci gelişinde gambot (S) tepeleri hizasına kadar gelmiş kıtaat tarafından oraya kadar hiç bir tarafta durdurulamamış diyerek geçit harekâtının tatili ile efrat sahil boyundaki kermelere yerleştirilerek üzerine ateş açılarak gambot durdurulacaktır. Ve 13. Kolordu muhafız takımıyla beraber iki makineli tüfek Mukasisi kermesine tayin edilmiştir diye 7. Alay yaveri Mülazım Vahit Efendi tebliğ etmiş mumaileyh de 7. Alay Kumandanı Halil Paşanın yanında sol sahilde olması dolayısıyla taburlara tebliğ ederek düşman gambotu 500 - 600 metre mesafede gelmekte olduğu görülerek sağ ve sol sahillerden kıtaat tarafından şiddetli bir ateşle karşılanmıştır. Atılan kurşunlar gambota bir tesir yapmayarak demir levhalara vurarak suya düşüyordu. Ve gambot da bila-perva ilerliyordu. Mukasis geçidine gelir gelmez kurşunlardan biri birinci kaptanı maktul ettiğinden vapur kuma oturmuş ikinci kaptanı tarafından gambotu hareket ettirmek için çabalamakta iken 51. fırka kıtaatına mensup bir takım topçu da ateşe iştirak ederek attığı mermilerden biri tam isabetle vapurun bacasından müthiş bir alev çıktığı zaman içinde bulunan tayfaları hemen kırmızı fenerleri çekerek teslim oldu. Bu vapur esnayı hareketinde her iki sahil (...........................) kullanıyordu. Vapurun 11 kadar süvari taifesi esir alınmıştır. Düşmanın bu teşebbüsü de akim kalmıştır. Gambotun teslim olduğunu gören Kut mahsurini vapuru batırmak üzere pek çok top atmış ise de isabet ettirememiştir. (İngilizler vapur dümeninin vaktiyle Irak kumandanı bulunan Nureddin Bey tarafından gerilen zincire takılarak kuma oturduğu zehabında bulunmuşlardır.) Kut'daki Taushend (Towshend) ümidini kat’ ederek teslim olmuşlardır. Vapurun hamulesi: Vapur üç kattan mürekkeptir. En üst kat ki güvertesi bacanın etrafını dairen ...............ihata etmek üzere un çuvalları ve güverte etrafı da komiler çelik levhalarla kapatılmıştır. Bu un çuvalları vasıtasıyla kaptan mahalli muhafaza edilmekte idi. İkinci katta yani makine dairesini muhafaza maksadıyla dairen................ihata etmek üzere pek çok un çuvalları vaz ve istif edilmişti. Bunların harici kısmı da çelik levhalarla kapatılmıştır. Üçüncü katı ise ambarını teşkil etmekte idi. Burada sandıklarla bisküvi, reçel, et konservesi, kutu peyniri, çikolata, süt, tereyağı, kakao, şampanya, viski, bira gibi meşrubat ve mekulatla beraber elbise ve iç çamaşırı, çorap, karyola, tütün, puro sigaraları, pipo, iskambil kağıdı daha buna mümasil pek çok eşya ve erzak mevcut idi. Vapur dâhilinde bulunan erzak ve saire Taushend(Towshend) ordusunu daha altı ay idare edebilecek miktarda idi. Şimdiye kadar birçok taarruzlarla Kut mahsurinini kurtaramamış düşmanın bu teşebbüsü de akim kalmış mahsurinin artık kurtulamayacağına delalet etmekte idi. Bir müddet daha Kut mahsurinin tahammülleri için tayyarelerle Kut'a un çuvalları attılarsa da bunlardan bir kısmı bizim tarafa düşerek istifade edemediler. Zaten atılan çuvallar mevcut ordunun iaşesine kâfi değil idi[19].”

*

İçinde 270 ton malzeme taşıyan Julnar gemisi nehir üzerinde en hızlı gemiydi. İngiliz deniz kuvvetleri 24 Nisan 1916 tarihinde akşam saat 18.00’de gönüllü mürettebat ile Kut’ül Amare’ye ulaşmak için Felahiye’den ayrıldı. Gemiye sivil olan C.H. Cowley kaptanlık yapıyordu. Söz konusu Kaptan Dicle üzerinde uzun yıllar kılavuz kaptanlık yapmış ve daha sonradan İngiliz Deniz İhtiyat birliğine de Binbaşı olarak atanmıştı.

Osmanlı birliklerinin ilk ateşinden kutulan gemi nehirde ilerlemeye devam etti. Osmanlı birliklerinin nehre çektikleri kalın halatlara takıldı ve Osmanlı birliklerinin oldukça gerisinde karaya oturdu.  Teğmen H.O.B Firman öldürüldü[20].

20- 4. Felahiye Muharebesi:

General Lake Towshend’i kurtarmak için geniş ve bu kez netice alıcı bir taarruz hazırlamıştı. 22 -23 Nisan 1916 tarihinde bu kez 5 tugayla saldırıya geçmişti. Felahiye yakınlarında Albay Halil Beyin 12 000 kişilik birliğine saldıracaktı. Ancak İngiliz generalinin ise toplam 5000 mevcudu vardı[21]. Üstelik bir gece öncesinden Osmanlı birliklerinin mevzileri dövülmeye başlanmıştı.  Netice değişmemişti General Lake bir kez daha yenilmişti. Kayıpları ise 3000 kadardı. Osmanlı birliklerinin kaybı ise 1000 kadardı. 24 Nisan da ise bir miktar ilerleme sağlanmışa da artık Halil beyin birliklerini geri atıp Towshend’e yardım göndermenin mümkün olmadığı anlaşılmıştı.

21-Kut’un Durumu:

General Towshend artık şehir içinde kalakalmıştı. Çemberi yarmak için düşündüğü bütün çareleri uygulamış ancak başarıya ulaşmamıştı. Ayrıca ilk önce Aylmer sonra Gorringe ve ardından da General Lake’nin kendisini kurtarmak için Osmanlıları geri atmak için giriştiği saldırılarda netice alınamamıştı. Bunda Osmanlı birliklerinin olumsuz hava şartlarına karşı dahi de olsa siperlerini iyi tahkim etmesi stratejik noktalara konuşlanan birliklerin dirayetle cesurca savaşmaları  önemli rol oynamıştı. İngilizleri için en büyük zorluklardan biri de adeta nehrin her iki kıyısının bataklığa dönmesiydi. Bu onların harekât kabiliyetini iyice azalmıştı. Artık durumun iyice ümitsiz görünüyordu.

General Lake 24 Nisan da söz konusu durumu İngiltere’ye bildirmişti. Yeni bir saldırı ile o Türklerin geri atılmayacağını, yeni birliklerle takviye edilecek olursa bu kez Türkler geri atsa bile güneydeki İngiliz birliklerinin büyük bir zafiyet içinde olacağını bildirmişti. General Gorringe’e ise kuşatmayı kaldırması için taarruzlarına devam etmesini söylemişti. Bu isteğe Gorringe ise askerlerinin çok yorgun olduğunu yaklaşık yaptığı saldırılarda 10.000 ne yakın kayıp verdiğini ve bu şartlarda saldırıya devam etmenin mümkün olmadığını kendisine bildirmiştir.

General Towshend ise iyice artan hastalık vakaları ile baş etmeye çalışmaktadır. Dizanteri yüksek ateş sıtma ve tüberküloz gibi hastalıklardan günde 20 askerini yitirmektedir[22].  Üstelik açlık da had safhaya ulaşmıştır. Artık Kut’ül Amare’nin kuşatma evresi de son evreye gelmiştir. Bu arada İngiliz karargâhları arasında durumun vahim olduğuna dair çekişme ve görüşmeler sürüp gitmekteydi…

22- Serbest Kalmak İçin Yapılan Teklifler:

Halil Paşanın Gördüğü Rüya:

Albay Halil Bey İngiliz Kuvvetleri Komutanı General Towshend kendisiyle görüşmek istediği günlerde Halil Bey bir rüya görür. Rüyasını anılarında şöyle anlatmaktadır:

“………Fakat şu ruh halimi de işaret etmeliyim: Kut’un tesliminden birkaç gün  önce bir rüya görmüştüm.İki düşman teyyaresi başımın üzerinde uçuyordu. Ben, belimdeki tabancayı çektim. Uçaklara doğru ateş ettim. Bu uçaklardan biri düştü. İkincisi de süzülerek yere indi ve pilotu bana doğru ilerleyerek, Arkadaşım vuruldu, ben teslim oluyorum dedi. Uyandım. Beyaz bayraklı bir sözcü subay General Towshend’in teslim şartlarını bildiren mektubunu işte o gün bana getirmişti[23].”

Mektupta şunlar yazıyordu:

“Kut’ül Amare’de mevcut kırk iki topon iki bin küsur tüfek ve makineli tüfek sağlam olmak üzere Türklere teslim edilecek, ayrıca bir milyon sterlin İngiliz lirasını içren çek verilecek. Bu çekin verilmesine İngiliz Hükümeti muvaffak etmektedir. Bu parayı Halil Beyin istediği hesaba yatırabilirsiz. Buna karşılık da Kut’ül Amare’deki İngiliz ordusu serbest bırakılacak. Bu ordu Hindistan’a gidecek. Ve savaşın sonuna dek hiçbir şekilde harp sahnesine çıkmayacak ve görev almayacak…[24].”

Albay Halil bey kendisine şöyle cevap verir:

“General beş aydır sizinle ve Aylmer ve Gorringe orduları ile dövüşüyorum. Türk ordularının maneviyatları için sizin ve ordunuzun esaretinin zarureti hasıl olmuştur. Elinizdeki İngiliz yapısı top tüfek ve cephane de bizim ordumuzdaki modellere uymaz, bu itibarla lüzumlu değildir. Serbestçe imha edebilirsiniz. Silahlarınızı imha ettikten sonra benim tarafımdan en ufak bir tecavüze  uğramanız ihtimali de olamaz.  Şahsıma teklif edilen bir milyonluk sterlin çek meselesini de bir latife olarak kabul ediyorum… Biliyorsunuz Baltacı devirleri geride kaldı biz Baltacı değil kazmacıyız.[25].”

 

Bu teklifin kabul edilmemsi üzerine İngilz general bu kez ünlü İngiliz Casusu Lawrence yeni bir teklif sunmak üzere Halil Beye gönderir:”

“Size bir önceki anlaşmanın maddeleri aynı kalmak şartıyla şu yeni teklif yapıyorum. Türk hükümeti adına iki milyon sterlin çek. İstenilen bankaya yatırılacak…”

Halil bey karşı cebanında; silahların çeşitli çaplarda olması sebebiyle bir ieşe yaramayacağını, hükümetin de paraya ihtiyacı olmadığını artık bu tür vakit geçirici müzakerelerle vakit kaybetmeyeceğini söyler[26]. Artık İngiliz general Towshend’in teslim olmaktan başka bir çaresi kalmamıştı. Çünkü elinde bir peksimet dahi kalmamıştır hem günde en az 20 askeri açlıktan ölmektedir.

23- Kut’ül Amare’de İngilizler Teslim oluyor:

Towshend hemen önemli silahların tahrip edilmesini ve evrakların yakılmasını emreder. 25/26 Nisan akşamı Kut’ül Amare’nin meydanında büyük bir ateş yakıldığı Türkler tarafından da görülür. Halil Bey, Towshend’e haber göndererek 26 Nisan’da istimbotlara binmiş olarak Dicle’nin sol sahilindeki Türk siperlerinin sağ kanadı yakınında ve nehir üzerinde buluşmayı teklif eder. Bu arada 3. Alay Komutanı Nazmi Beye(Solok) şehre girmesini, şehrin Araplar tarafından yağmalanmasının ve esirlere kötü muamele edilmesinin önüne geçmesini emretti. Nazmi Bey 14.30’da Hükümet Konağına gelerek İngiliz bayrağını indirip yerine Türk bayrağını çekti.

İngiliz General buluştuklarında Halil Beye tabancasını ve kılıcını uzatarak teslim olduğunu belirtti:

“General, uzun zaman şan ve şerefle kullanılan bu silahlar yine sahibine aittir.

Gözleri yaşararak silahlarını alırken:

“İngiltere hükümeti bana bir ay dayandığım takdirde kurtarılacağımı vaad etmişti, ben beş ay dayandım ve fakat ne yazık ki verilen sözler tutulmadı.

Generalim! Siz ordunuzun ve milletinizin şerefini tamamen müdafaa ettiniz, vasiyetiniz kısmen Plevne’deki Gazi Osman Paşa’nın vaziyetidir. Sizi harp esiri olarak kabul etmiyorum, Padişahın ve Türk Milleti’nin misafirisiniz. Rus çarı yanından Osman Paşa ne muamele görüyse siz de Türkiye’de aynı muameleyi göreceksiniz[27].”

Daha sonra Halil Bey söz konusu esirlerin yürümek yerine eğer İngilizler kömür verirse onları Dicle’den vapurlarla nakletmeyi teklif eder ancak bu İngilizlerce kabul edilmez… Esirler uzun bir yolculuğu yürümek zorunda kalacaklardır.

General Towshend ise maiyetine verilen bir Osmanlı Yüzbaşısı ile Büyükada’da esaret günlerine başlar ancak sık sık İstanbul’a gelerek yetkililerle görüşür gezintiler yapar. Mütareke döneminde anlaşma için kendisinden yardım istenir.

24- Zafer:

“Kutul-Ammare'nin sükûtu münasebetiyle Ordu Kumandan Vekili Halil Bey'in Ordu'ya hitaben yazdığı tebrikname sureti.

16 Nisan 332 (25 Nisan 1916)

Cenab-ı Hak biz Türklere ihsan ettiği en büyük mükâfat günü Kut Bayramı bugün Türklere şan İngilizlere kara meydan olan şu neticedir. Aynı toprağın kısmi semasında şühedamızın ruhları şad ve handan pervaz ederken ben de hepinizin pak ve temiz alınlarınızdan öperek cümlenizi tebrik ederim. Size iki yüz seneden beri tarihimizde okunmayan bir vak'ayı bugün kaydettiren Cenab-ı Allah'a hamd ve şükür edelim. Allahın azametine bakınız ki 1500 senelik İngiliz devletinin tarihine bu vak'ayı yazdıran ilk defa Türk süngüsü iki seneden beri devam eyleyen cihan harbi böyle bir vak'ayı göstermedi. Ordum gerek Kut karşısında gerek Kut'ı kurtarmağa gelen İngilizler karşısında şehit ve mecruh olarak 300'ü mütecaviz zabit ile 10.000 neferini gaip eyledi. Fakat buna mukabil bugün Kut'tan (5) i general olmak üzere 481 zabitle cem'an 13.300 kişilik ordusunu teslim alıyoruz. Bu teslim aldığımız İngiliz ordusunu kurtarmağa gelen İngiliz ordusuna da 30.000 zayiat verdirerek şu iki yekûna sathi bir nazar atfedilince cihanı hayretlere düşürecek büyük bir fark görülecek ve tarihde bu vak'ayı yazmakta müşkilata uğrayacaktır. İşte Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı bu harpte birinci defa Çanakkale'de ikinci defa da burada görüyoruz. Yalnız süngü ve göğsümüzle kazandığımız bu zaferde yeni tekemmül eylemekte bulunan vesait-i harbiye karşısında atideki muvaffakiyetlerimize parlak bir başlangıç olacağına kat'i bir delildir. Bunun ismine (Kut Bayramı) namını veriyorum. Umum ordunun kıtaatı her sene bu günü tes'it ederken şühedamıza (Yasin, tebareke, fatihalar) okuyacaktır. Şühedamız hayat-ı aliyatta iken semavatta kızıl kanlarıyla pervaz  ederken gazilerimiz de atideki zaferlerimize nigehban olsunlar.

Altıncı Ordu Kumandan Vekili

Miralay

Halil[28]

25-Golç Paşa’nın Yönetimi ve Vefatı:

 “Alman General Colmar Von der Goltz 12 Aralık 1915 tarihinde Irak havalisi Komutanlığı ve Valiliği kumandanlığını deruhte etmek üzere bölgeye geldi. İlk önceleri genel harekâtın gidişini izledi. Kuşatmanın sürdürülmesini emretti. Daha sonra da İran üzerine yürümek için Kut bölgesinden ayrıldı ve Bağdat’a geldi. Kutul-Ammare'nin sukutundan bir kaç gün evvel Bağdat ve havalisi kumandanı bulunan Fon der Golç Paşa Bağdat’ta tifüs hastalığından vefat etmiştir. Yerine 18. Kolordu Kumandanı Miralay Halil Bey tayin olundu. Ordu Erkan-ı Harbiye Reisi Miralay Kâzım Karabekir Bey de 18. Kolordu Kumandanlığı'na tayin olunarak vürudunda 18. kolordu kumandan vekili bulunan Kaymakam Süleyman Mürur Bey'de Bağdat ahz-ı asker riyasetine tayin olunduğundan Bağdat’a müteveccihen hareket etmiştir. (Maalesef Golç Paşa sa’yinin semeresini görmeden vefat etmiştir.)[29].”

26- Sonra Ne oldu?:

Towshend’in teslim olan İngiliz Tümeni (Pooan) 1781 Yorktown ile 19142’deki Singapur’da teslim olan İngiliz Kraliyet kuvvetleri arasında kaybedilen en büyük kuvvetti. Toplam kaybedilen  asker sayısı  So Siada Flanders’de devam eden şiddetli  muharebelerde  bir günde ölen  asker sayısı kadar etmese bile  bu İngiliz kuvvetleri için  çok utanç verici bir durumdu. Towshend 13.309 asker teslim etmişti.

Halil ve Aylmer 1.100 civarında hasta ve yaralı İngiliz ve Hint askerini değiştirdi.  Türkler 40 top üç uçak 2 nehir gemisi ve 40 araba ele geçirdi. İlk yiyecek şehre 1 Mayıs 1916’da bir vapurla ulaştı.

Towshend ve emir erleri iki gün sonra Bağdat’a yollandı. Türk esirlerini ertesi gün tahliye etmeye başladılar. Towshend’den sonra Kut’ul Amare’den ilk olarak dört İngiliz general 160 subay ve emir erlerinden 180 tanesi botla ayrıldı. 

Diğer askerler uzun ve yorucu bir yürüyüşe başladı. Erickson bu yürüyüş 4.000 askerin hayatını kaybettiğini bildirir..

Towshend’in Kutu’l Amare’de teslim olmasıyla birlikte Irak’taİngiliz seferiçıkmaza girdi. Çarpışmalar nedeniyle her iki taraf da yorgun ve kayıp vermişti. Artık İngilizler Irak’a veya Kut’ül Amare’ye yeni bir sefer düzenlemek vetekrar organize olmak için hazırlanmaya başladı.

Halil Bey ise birliklerini Dicle Nehri’nin her iki kıyısında yeniden konuşlandı. 1916 yılının Aralık ayına dek bölgede bir harekât yapılmadı.

General Sir Stanley Maude (Çanakkale’den çekilen en son subay adına şiir bile yazılmıştır; Layter’e Gel Maude, İbilgin.) yenilenmiş büyük ölçüde güçlendirilmiş İngiliz Kraliyet kuvvetleriyle nehrin yukarısına doğru yavaş yavaş ilerleyecekti.

*

Bu arada Rusların İran üzerine ilerlemeleri söz konusu olunca Harbiye Nazırı Enver Paşa Kut’ul Amare birliklerinden İran üzerine kaydırma yaparak buradaki kuvvetleri zayıflatmış oluyordu. İngilizler ise takviyelerle ileri harekâta başlayarak 25 Şubat 1917’de Kut’ül Amare’yi, ardından da Bağdat’ı 11 Mart 1917’de ele geçirdiler.

Başta kahraman 43. Alay, 51 ve 52. Tümenler vuruşarak geri çekilirken aynı zamanda açlık, ihanet ve Arapların saldırıları sonucunda 1917’nin sonunda lağvedilirler. Kalan birlikler de zorlukla Musul’a gelirler…

Makaleme Mehmed Nuri Efendi bin Hasan’ın yazdığı ve esarette o günleri anlatan şiiri ile son vermek isterim:

                 

                                           “KARA GÜNLERİMİZ”[30]

29 Teşrinievvel 334 (11 Kasım 1918)’de biz mahsur kaldık

Al sancakları ateşe yaktık top tüfekleri hep kırdık attık

İlk esareti Irak çöl’ünde İngiliz’in önünde pek acı tattık

Şerkat yanında taşlar üstünde açık olarak dört gün aç yattık

Aç kalmak, açık yatmak, esir olmak acı bir imtihandır.

Tüfek kırmak, sancak yakmak, top bırakmak Türklüğe pek girândır.

 

Ümit öldü, dimağlar söndü vücudumuzda kalmadı derman

Ye’is elemden benizler soldu hiçbir çehrede görünmüyor kan

Sanki bir cellât pençesi gibi eziyor bu kahhâr zindan

Her gün yeni bir zulümle, bizi perişan eden insafsız düşman

İtip kakmak, dirsek çarpmak, ıslık çalmak düşman için bir nezakettir.

Küfür saçmak, tokat vurmak, kafa yarmak bize mahsus ihanettir.

 

Yürek dağlayan kalpler sızlatan şu esaretten artık bıktık usandık

Zalim düşmanın işkencesinden, pek bîzar kaldık artık bunaldık

Bu gaddarları, bu hunharları, bu zalimleri medenî sandık

Esir olunca pek insafsızca tel örgüsüne bizler kapandık

Sövüp saymak, aç bırakmak, zincir takmak esirlere sezamıdır

Suya atmak el kol kırmak, göz çıkarmak, insan için cezamıdır

 

Bu kara günler, şu acı dersler, artık unutulmasın ey TÜRK MİLLETİ!

Ayakaltında çiğnetilmesin ecdadımız’ın ŞANLI ŞEVKETİ

İstikbaldeki intikam için unutur isen AZİM VE HİMMETİ

Perişan olur, inkıraz bulur, kurtaramayız DEVLETİ

Zeval bulmak, mahkum olmak, divan durmak, TÜRKLER İÇİN BİR ZİLLETTİR

Hür yaşamak, hür çalışmak, hür bulunmak, TÜRKLER İÇİN BİR MEZİYETTİR

*

         Tablo-1: Irak ve Havalisi Genel Komutanlığı’nın 16 Aralık 1916 tarihindeki subay, er, araç, gereç, silah ve hayvan mevcudu[31]. ( Erickson’un Atase, Irak-İran Cephesi, 1. Kısım, s 463’ten aktarması.)

   Birlik

  Subay

      Er

   Tüfek

Mak.Tüfek

    Top

Hayvan

35. Piy.Tü.

94

3.751

2.910

4

8

    728

38. Piy.Tü.

137

4.106

3.082

4

8

     992

45. Piy.Tü.

132

4.577

3.001

4

8

   1.295

51. Piy.Tü.

234

6.534

4.386

8

6

   2.081

52. Piy.Tü.

183

6.442

4.606

6 (yoldadır)

-

   1.389

Orduya bağlı

    birlikler

248

7.158

1.512

-

23

   2.928a

Toplam

1.028

32.568

19.497

26

53

9.413

 

 

 

 

 

 

 

 

 

    Tablo-2: Esir edilen askerler

            Asker

             Sayı

           General

                  5

       İngiliz Subayı

              272

          İngiliz Eri

           2.592

        Hint Subayı

              204

  Hintli ve diğer erler

           6.988

          Silahsızlar

           3.248

Toplam:

         13.309  

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA

1.Ali İhsan Sabis, 1991, Harp Hatıralarım, Cilt:1-2, Nehir Yayınları.

2.Burak Artuner, 2005, Kayıp Topraklar, Truva Yayınları, s 107-122.

3.Edwad j. Erickson, 2009, 1. Dünya Savaşından Osmanlı Ordusu- Çanakkale-Kut’ül Amare v Filistin Cephesi-Çv: Kerim Bağrıaçık, Türkiye İş Bankası Yayınları, s 342.

4.-----------------------, Dünya Savaşı Tarihi-1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı, 1914-1918, Cilt-IV, Timaş Yayınalrı, s 224.

5.Edward J. Erickson, 2011, 1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı (1914-1918) Cilt IV, Timaş Yayınları, s 224.

6.Charles V.F. Towshend, 2007, Irak Seferi ve Esaret, Yedi Tepe Yayınları, s 696.

7.İlhan Selçuk, 2010, Yüzbaşı Selahattin’in Romanı, Cumhuriyet Kitapları, s 406.

8.İsmail Bilgin, 2015, Çanakkale Tufanı-101 Soruda Az Bilinen Detaylar ve Doğru Bilinen Yanlışlar, Timaş Yayınları, s 301.

9.İsmail Bilgin, 2013, Kut’ül Amare-Osmanlı’nın Son Zaferi-, Timaş Yayınları,  s 239.

10.Kemal Arı, 1997, 1.Dünya Savaşı Kronolojisi, Genelkurmay Basım Evi, s 412.

11.Kut’ül Amare Kahramanı, 2015, Halil Kut Paşa’nın Anıları, Haz: Erhan Çiftçi, Timaş Yayınları, s 252.

12.Mehmed Nuri Efendi bin Hasan, ?, Dicle Grubu 14. Fırka Hücum Müfrezesi, Hatırat, Çev: İrfan Dağdelen, İBB Atatürk Kitaplığı, Yayınlanmamış, s 176.  

13.Nurettin Şimşek, 2008, Süleyman Askeri Bey-Hayatı, Siyasi ve Askeri Faaliyetler-IQ Kültür Sanat Yayıncılık, s 234.

14.Ömer Çakır, Ali Fuat Bilkan, 2004, Harp Mecmuası, Kaynak Yayınları, s 360.  13.

15.PhilipH. Stoddard, 2003, Teşkilat-ı Mahsusa, Arma Yayınları, s 231.

16.Şener Aksu, 2007, Yahya Kaptan-Bireyin Tarihteki Rolü Açısından-, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları-6, s 171.

17.Şükrü Altın, 2015, Teşkilat-ı Mahsusa- Bir Gizli Teşkilatın Öyküsü-, İlgi Kültür Sanat, s 391.

18.Tarık Saygı, 2011, İngiliz Generali Towshend ve Türkler-Türk Dostu Komutan-, Paraf Yayınları, s 3353.

19.Taylan Sorgun, 2010, Halil Paşa İttihat ve Terakki’den Cumhuriyet’e, Destek Yayınları, s 288.

20.Türk Tarihindeki Kahramanlık Öyküleri-Menkıbeler-2009, Atase Yayını, s 182.

 

         

                       

 

 

 



[1] Bireyin Tarihteki Rolü Açısından Yahya Kaptan, s 67-69.

[2]Yüzbaşı Selahattin’in Romanı, s 203.

[3]İngiliz Generali Towshend ve Türkler, s 87.

[4] İngiliz Generali Towshend ve Türkler, s 88.

[5] Irak Seferi ve Esaret, s 498.

[6] Irak Seferi ve Esaret, s 500-501.

[7] a.g.e, s 502.

[8] a.g.e, s 503.

[9] Türk Tarihindeki Kahramanlık Öyküleri, s 36-37.

[10] Irak Seferi ve Esaret, s 531.

[11] a.g.e, s 541.

[12]Irak Seferi ve Esaret, s 542.

[13] İngiliz Generali Towshend ve Türkler, s 105.

[14] Irak Seferi ve Esaret, s 553.

[15] a.g.e, s 557.

[16] İngiliz Generali Towshend ve Türkler, s 106.

[17] a.g.e, s 108.

[18] Kut’ül Amare Kahramanı, s 158-159.

[19] Mehmed  Nuri Efendi bin Hasan,  Dicle Grubu 14. Fırka Hücum Müfrezesi Katibi’nin günlüğünden.

[20] 1.Dünya Savaşı’nda Osmanlı, s 142.

[21] İngiliz Generali Towshend ve Türkler, s 113.

[22] a.g.e, 114.

[23] Kut’ül Amare Kahramanı, s 159.

[24] Halil Paşa, s 141.

[25] a.g.e, s 143.

[26] a.g.e, s 142-143.

[27] Halil Paşa, s 143-144.

[28]  Mehmed Nuri Efendi bin Hasan,  Dicle Grubu 14. Fırka Hücum Müfrezesi Katibi’nin günlüğünden.

[29] a.g.e, s ?.

[30] Mehmed Nuri Efendi bin Hasan,  Dicle Grubu 14. Fırka Hücum Müfrezesi Katibi’nin günlüğünden., s ?.

 

[31] 1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu, s 133-134.


  3465 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

11/07/2017 - 10:07 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması : Gazze Muharebeleri ( 1.Bölüm) (Tuncay Yılmazer)

22/05/2017 - 05:29 Müstahkem Mevkii’nin Anafartalar’daki Sesi - Küçük Anafartalar Topları (Bayram Akgün)

09/05/2017 - 08:12 Kûtulamâre Kuşatması’ndan Esarete Yüzbaşı Sandes’in Hatıraları - Çev. Tuncay Yılmazer

02/05/2017 - 11:45 İzmir-Bayındır İlçesinden Çanakkale Harbine Katılanlar (Necat Çetin)

28/04/2017 - 08:49 Kûtulamâre Zaferi 1916 (Muzaffer Albayrak – Vahdettin Engin)

23/04/2017 - 21:24 Türk Ordusu’nda Künye Uygulamasına İlişkin İlk Girişimler ve İlk Künyelerle İlgili Kısa Bilgiler (The First Attempts On The Use Of Identity Tags In Turkish Army And Information About The Early Identity Tags) (Burhan SAYILIR)

13/04/2017 - 05:43 Müstahkem Mevki’nin Kara Savunması İçin Top Desteği Sağlaması (Bayram Akgün)

07/04/2017 - 14:30 Çanakkale Muharebelerinde İdari ve Lojistik Faaliyetler (Ayhan Candan)

06/04/2017 - 19:17 Kabataş Erkek Lisesi 1.Büyüteç Tarih Öğrenci Sempozyumu (8-9 Nisan 2017)

04/04/2017 - 21:12 Resmi Belgelere (Nüfus Ölüm-Genelkurmay-Kayıtsız Ölüm Defterleri) Göre İzmir - Beydağ Şehitleri (Necat Çetin-A.Levent Ertekin)

31/03/2017 - 07:25 Çanakkale nin Şehit Kalemleri (İsmail Sabah)

27/03/2017 - 19:43 Çanakkale Müstahkem Mevkii’ye Bağlı Top Mermisi Çeşitleri (Bayram Akgün)

25/03/2017 - 20:58 GeliboluyuAnlamak Özel- 100. Yılında Gazze Muharebeleri Kahramanlarını Anıyoruz (Tuncay Yılmazer)

17/03/2017 - 21:15 18 Mart Özel Makalesi - Yaşayanların Ağzından 18 Mart Boğaz Muharebesi (Ahmet Yurttakal)

16/03/2017 - 08:51 18 Fotoğrafla Çanakkale Boğaz Muharebesi 18 Mart 1915 - 18 March 1915 Dardanelles Assault with 18 photographs (Ahmet Yurttakal)

13/03/2017 - 05:47 Çanakkale Muharebeleri’nde Bir Hile: Sahte Toplar (Bayram Akgün)

07/03/2017 - 04:27 Çanakkale Zaferi’nden Mescid-i Nebevi’ye (Enver Paşa’nın 1916 Filistin-Hicaz ziyareti) (Tuncay Yılmazer)

23/02/2017 - 07:48 Gelibolu Savunması Bir Karargâh Çalışması - General G.S. Patton (Haluk Oral)

09/02/2017 - 06:24 İkinci Kirte Muharebesi (6-8 Mayıs 1915 Taarruzları) (Yücel Özkorucu)

31/01/2017 - 12:29 Türk Boğazları Meselesi (Ayhan Candan)

24/01/2017 - 05:39 Kanlı Bir Mendil Hikayesi (Ömer Arslan)

19/01/2017 - 10:32 Irak Cephesinde Gönüllü Kahramanlar Osmancık Taburu (Muzaffer Albayrak)

23/12/2016 - 20:32 Atlas Tarih Dergisi Aralık-Ocak Sayısında 1916 Sina Filistin Hicaz Cephesi (Tuncay Yılmazer)

13/12/2016 - 07:23 Birleşik Harekat Tecrübesi Olarak Cihan Harbinde Türk-Alman Askeri İttifakı (Gültekin Yıldız)

02/12/2016 - 20:23 Çanakkale Kara Muharebelerinde Ağıl Dere (Şaban Murat Armutak)

15/11/2016 - 11:48 Çanakkale de Bir Melek Hanım (Muzaffer Albayrak)

01/11/2016 - 05:41 Çanakkale Kara Muharebelerinde Asma Dere (Şaban Murat Armutak)

24/10/2016 - 06:55 42. Alay / Gelibolu 1915 - Ahmet Diriker (Oğuz Çetinoğlu)

10/09/2016 - 11:12 Seddülbahir Kahramanı Bigali Mehmet Çavuş (Ömer Arslan)

03/07/2016 - 14:42 Çanakkale’den 100. Yılında Somme’a:Bir Savaş, İki Muharebe (Mustafa Onur Yurdal)

11/06/2016 - 14:37 I.Dünya Savaşı nda Şii Ulemasının Cihat Fetvaları Çerçevesinde Irak Cephesi (Ziya Abbas)

01/06/2016 - 06:23 Kutülamare- Yarbay Mehmed Reşid Bey in Günlüğü (İ. Bahtiyar İstekli)

23/05/2016 - 12:01 Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Muharebelerinde Sağlık Alanındaki Faaliyetleri (Ayhan Candan)

16/05/2016 - 07:38 Bir Osmanlı Kurmay Subayı- Iraklı Kürt Devlet Adamı, Mehmet Emin Zeki Bey in Yaşam Öyküsü (Tuncay Yılmazer)

10/05/2016 - 13:00 Mezopotamya da Bir Savaş 1915-1916 KutülAmare – Nikolas Gardner ( Tuncay Yılmazer )

07/05/2016 - 07:31 Birinci Dünya Savaşının İslam Dünyasına Etkileri (Yüksel Nizamoğlu)

30/04/2016 - 19:20 Çanakkale Savaşı: Bir Siyasi Mücadele Alanı (Özgür Öztürk)

23/04/2016 - 19:13 25 Nisan 1915 Anzak Çıkarması İlk Saatleri – Daha Erken Müdahale Edilebilir miydi? ( Ahmet Yurttakal )

17/04/2016 - 21:26 Maskirovka Harekatı - KutülAmare bir zafer midir? ( Tuncay Yılmazer )

13/04/2016 - 05:30 Çanakkale Savaşları ve Barbaros’un Batışı (İsmail Bilgin)

28/03/2016 - 11:20 Çanakkale Muharebelerinde Osmanlı Ordusunun Asker Kaybı (Ayhan Candan)

26/03/2016 - 09:55 Eğitimli Neslin Birinci Dünya Savaşı ile İmtihanı ( Dr. Nuri Güçtekin )

24/03/2016 - 10:00 Birinci Dünya Savaşı nda Yozgat Lisesi (Dr. Nuri Güçtekin)

21/03/2016 - 06:35 Çanakkale Seferberliği: Savaş, Eğitim, Cephe Gerisi (Mustafa Selçuk)

17/03/2016 - 08:15 18 MART ÖZEL - Çanakkale Zaferi ve Cevat Paşa (Ahmet Yurttakal)

11/03/2016 - 06:49 Zaferi Kanla Yazan Fındıklılı Mehmet Muzaffer (İsmail Bilgin)

02/03/2016 - 12:48 Kut’ül Amare Zaferi -2 (İsmail Bilgin)

29/02/2016 - 11:29 Kut’ül Amare Zaferi -1 (İsmail Bilgin)

22/02/2016 - 12:27 Gertrude Bell Irak Sınırını Çizen Kadın (Veysel Sekmen)

14/01/2016 - 08:43 Çanakkale Şehidi Feyzi Çavuş’un Zevcesi Zehra Hanımın Padişaha Mektubu (Osman Koç)

23/12/2015 - 16:47 Çanakkale Savaşlarında Binbaşı Halis Bey’e Ait Bir Ganimetin Öyküsü (Serdar Halis Ataksor)

10/12/2015 - 18:03 Mesudiye Zırhlısının Dramı (Cemalettin Yıldız)

06/12/2015 - 20:29 Kut’ülamarenin Türklere Tesliminden Sonra Irak İngiliz Ordusunun Faaliyetlerine Dair Rapor (Haz. Serdar Halis Ataksor)

01/12/2015 - 10:11 10 Ağustos 1915 Conkbayırı Süngü Hücumu (Muzaffer Albayrak)

17/11/2015 - 21:09 Çanakkale Deniz Muharebelerinde Verilen Zayiatlar (Ahmet Yurttakal)

10/11/2015 - 05:19 Reis-i Cumhur Mustafa Kemal in Çanakkaleyi ziyaretleri (M. Onur Yurdal )

08/11/2015 - 22:04 Mustafa Kemal Paşanın Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşına girişiyle ilgili görüşlerine dair bir belge

Osmanlı Devleti Umumi Harpte Tarafsız Kalabilir miydi? - Yusuf Akçura (Değerlendirme: Muzaffer Albayrak)

Nazım’ın Dayısı Çanakkale Şehidiydi (Melih Şabanoğlu)

Çanakkale Destanının Ölümsüz Efsaneleri (Osman Koç)

21/10/2015 - 04:02 100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale’de Programı

17/10/2015 - 11:50 Çanakkale Savaşı'nın Kanada'da Bıraktığı İzler (Birol Uzunmehmetoglu)

27/09/2015 - 16:01 1917 Yılında Hicaz Cephesi:Arap İsyanının Yayılması ve Medine’nin Tahliyesi Programı (Yüksel Nizamoğlu)

22/09/2015 - 13:07 III. Kolordu’nun Çanakkale Muharebeleri’ne Hazırlanış Süreci (İsmail Bilgin)

15/09/2015 - 04:28 Kutü-l Amare Kahramanı Halil Kut Paşa (Enes Cifci)

11/08/2015 - 04:07 Türkiye Büyük Savaş a Nasıl Girdi? ( Emre Kızılkaya )

29/07/2015 - 03:30 1915 Gelibolu Harbi Günlüğü- Kazım Şakir (İ. Bahtiyar İstekli)

07/07/2015 - 02:49 Suyu Arayan Adamların Öyküsü - Millete Deva Olmak , Osmanlı Savaş Esirleri, TIP ve Milliyetçilik ( 1914-1939 ) -Yücel Yanıkdağ (Tuncay Yılmazer)

30/06/2015 - 03:55 Tarih, Otobiyografi ve Hakikat Yüzbaşı Torosyan Tartışması ve Türkiye’de Tarih Yazımı (Derleyen: Bülent Somay)

21/06/2015 - 16:34 Türklere Esir Olmak (Doğan Şahin)

23/05/2015 - 04:36 Çanakkale Savaşı

16/05/2015 - 15:30 İtilaf Devletleri Askerlerinin Gözüyle Çanakkale

12/05/2015 - 12:50 Muaveneti Milliye Muhribi Torpito Zabiti Ali Haydar Öztalay (Çimen Yüksel)

09/05/2015 - 08:24 Osmanlılar ve Ermeniler / Bir İsyan ve Karşı Harekâtın Tarihi (Edward J. Erickson)

03/05/2015 - 15:39 Neuve Chapelle’den Gelibolu’ya: Bir Askeri Planın Gelibolu’da Uygulamaya Konulması ( Mustafa Onur Yurdal )

28/04/2015 - 03:52 Cephe Arkadaşı Çanakkale Cephesi

25/04/2015 - 03:07 Çanakkale Müstahkem Mevkii Bataryalarının 25 Nisan 1915 ‘teki Rolü (Bayram Akgün)

24/04/2015 - 15:07 25 Nisan 1915 üzerine Gelibolu’yu Anlamak’ta çıkmış makalelerden seçmeler (Tuncay Yılmazer)

18/04/2015 - 17:10 Çanakkale Şehitleri Listesinde Ezineli Yahya Çavuş’un Adı Yok (Osman Koç)

10/04/2015 - 00:06 Kıyamet Koptuğunda - Hasan Cevdet Bey

03/04/2015 - 01:36 Rusya’daki 90.000 Osmanlı Savaş Esiri ve Sarıkamış Muharebesi (Yücel Yanıkdağ)

27/03/2015 - 17:57 Bir Hikayenin Daha Sonu: Topçamlar Tabyası (Bayram Akgün)

14/03/2015 - 07:57 Düşmana Korku Salan Efsanevi İntepe Topçularından Topçu Üsteğmen Mehmet Ali Bey (Muzaffer Albayrak)

11/03/2015 - 02:38 Seddülbahir’de Yalnız Top-210/40’lık Roon Topu (Bayram Akgün)

01/03/2015 - 13:31 Çanakkale Muharebeleri’nin İdaresi, Komutanlar - Strateji (Ed.: Lokman Erdemir, Kürşat Solak)

24/02/2015 - 17:39 Çanakkale Cephesinde Bir Damla Su İçin- Gelibolu Yarımadasında Jeoloji ve Muharebe İlişkisi ( İsmail Bilgin )

15/02/2015 - 17:55 Hashtag Tarih Dergisi Şubat 2015 Sayısında Kitap Değerlendirme Yazısı

08/02/2015 - 07:11 “Hafız Hakkı Paşanın Sarıkamış Günlüğü” Kitabıyla İlgili Mülahazalar (İsmail Bilgin)

// Bir Asır Sonra Ermeni Tehciri ve Çanakkale Üzerine… 100. Yıl Nasıl Anılmalı? (Tuncay Yılmazer)

23/12/2014 - 08:24 Sarıkamış İhata (Kuşatma) Harekâtı (İsmail Bilgin)

17/12/2014 - 02:24 Kut ül Amare Zaferi (Necmettin Özçelik)

08/12/2014 - 18:22 1. Dünya Harbi

06/12/2014 - 13:44 The Water Diviner – Son Umut Filminin Galasından Notlar… ( Tuncay Yılmazer )

01/12/2014 - 17:22 Cevat Çobanlı Paşa Çanakkale Kahramanı -Ahmet Yurttakal

16/11/2014 - 01:54 Goltz Paşa nın Mirası, Türkiye nin Geleceği – Osmanlı Devletinin 1. Dünya Savaşı na Girişi üzerine ( Tuncay Yılmazer )

10/11/2014 - 04:07 Turkish–Australian Reapprochement In The Light Of The Gallipoli Campaign (Kenan Çelik)

04/11/2014 - 01:37 Boğaziçi’nden Çanakkale’ye Şirket-i Hayriye Vapurları (Gözde Keskin)

19/10/2014 - 06:44 Beyrut Müftüsü Mustafa Neca Efendi’nin Anafartalar Grubuna Hitabı (Osman Koç)

11/10/2014 - 10:34 Bir Çanakkale Şehidinin Hikâyesi: Koca Ali Oğlu Mustafa (Necat Çetin)

14/09/2014 - 07:01 Suçlu Sırbistan- Ayağa Kalk ! Avrupa 1914’te Savaşa Nasıl Sürüklendi ? Sleepwalkers (Uyurgezerler) Christopher Clark- Tuncay Yılmazer