Çanakkale Destanının Ölümsüz Efsaneleri (Osman Koç)

Tarih:   /   Toplam Yorum 0   / Yazar Adı:      /   Okunma 4984

Milletimizin Çanakkale’ye bakışı budur ve bu bakışta bir sakatlık bulunmamaktadır. Anadolu’nun ücra bir köyünde yaşayan, okuması yazması olmayan Ayşe Nine’den, Çanakkale’de gördüklerini duyduklarını sorgulamasını ve doğru bilgiye ulaşmasını beklemek doğru değildir. Doğru olan Ayşe Nine’nin güvenerek kendini teslim ettiği kimselerin vazifelerini bi hakkın yerine getirmeleri ve ona sadece doğruyu anlatmalarıdır. Zihne yanlış yerleşen bir bilginin düzeltilmesi kolay değildir. Konu Çanakkale olunca zorluğun derecesi misliyle artmaktadır. Zığındere Sargıyeri’nde bükülen ağacın, Anafarta cephesinde kaybolan birliğin, kan kokan derenin hikâyesi bu mevzuya verilecek önemli örneklerdir. Ziyaretçiye bu hikâyelerin doğru olmadığı söylendiğinde hemen itiraz edilmekte, bir yazarın kitabı, bir gazetecinin yazısı, ya da bir mihmandarın anlatımı delil olarak gösterilmektedir. (O.K.)

 

Milletimizin son yıllarda Çanakkale Savaşı’na ve şehitliklere gösterdiği yoğun ilgi takdire şayandır.  Maddi manevi her türlü fedakârlığı göstererek ve bin bir meşakkati göze alarak Türkiye’nin bir ucundan kalkıp Çanakkale’ye gelen insanımız burada duyduğuna ve gördüğüne samimi bir kalple inanmakta, gezi sırasındaki müşahedelerini hafızasının en mutena yerine özenle nakşetmektedir.  Keza, kendi şehrinde tertiplenen Çanakkale etkinliklerine de aynı samimiyetle katılmakta, görsel veya sözlü anlatımları hiç tereddüt etmeden kabullenmektedir. Çünkü gördüğü yer, dinlediği şey Çanakkale’dir. O, babasından, dedesinden Çanakkale’ye dair daha ne olaylar dinlemiş, ne mucizeler duymuştur.  Çanakkale dendi mi olmayacak, inanılmayacak şey yoktur ona göre.  

Milletimizin Çanakkale’ye bakışı budur ve bu bakışta bir sakatlık bulunmamaktadır. Anadolu’nun ücra bir köyünde yaşayan, okuması yazması olmayan Ayşe Nine’den, Çanakkale’de gördüklerini duyduklarını sorgulamasını ve doğru bilgiye ulaşmasını beklemek doğru değildir. Doğru olan Ayşe Nine’nin güvenerek kendini teslim ettiği kimselerin vazifelerini bi hakkın yerine getirmeleri ve ona sadece doğruyu anlatmalarıdır.

Zihne yanlış yerleşen bir bilginin düzeltilmesi kolay değildir. Konu Çanakkale olunca zorluğun derecesi misliyle artmaktadır. Zığındere Sargıyeri’nde bükülen ağacın, Anafarta cephesinde kaybolan birliğin, kan kokan derenin hikâyesi bu mevzuya verilecek önemli örneklerdir. Ziyaretçiye bu hikâyelerin doğru olmadığı söylendiğinde hemen itiraz edilmekte, bir yazarın kitabı, bir gazetecinin yazısı, ya da bir mihmandarın anlatımı delil olarak gösterilmektedir.

Gerçekten, Çanakkale Savaşları ve şehitlikler konusunda yanlışlığı şüphe götürmeyen pek çok olayın halen kitaplarda, dergilerde, gazetelerde ve görsel medyada yer aldığı görülmekte, bu asılsız bilgilerin belgeli, belgesiz bazı kişilerce de her gün alanda ziyaretçilere anlatıldığına şahit olunmaktadır. Böylelikle yanlışlar sürüp gitmekte sınav kaidesine benzer bir şekilde yanlışlar doğruları alıp götürmektedir. Onca yanlışı dile getirmek ve düzeltilmesine çalışmak ise baya bir cesaret istemektedir. Zira elinizde belge de olsa belleklere yanlış yerleşmiş olan bir bilgiyi düzeltmeye kalkışmadan, hele hele yazıya dökmeden önce alacağınız tepkileri göz önünde bulundurmanız hatta  “Çanakkale tarihini inkâr etmek, Çanakkale’yi bitirmek” gibi abes ithamlara karşı hazırlıklı olmanız gerekecektir. Yanlışlığını iddia ettiğiniz konu dini motiflli ise iş imanınızın sorgulanmasına kadar gidecektir. Bu ithamları ve sorgulamayı yapanlar ise Çanakkale’nin gerçeklerini araştırmak ve anlatmak yerine yanlışta ısrar etmeyi tercih edenler ve ezberlediği yanlışları çıkardıktan sonra geriye anlatacak bir şeyi kalmayacak olanlardır. Neyse ki bu kişiler azınlıktadır.

 Son yıllarda başta Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi olmak üzere, çeşitli kurumsal yapılar ve yerel araştırmacılar değerli çalışmalarıyla pek çok yanlışın düzeltilmesine ve yeni bilgilerin ortaya çıkarılmasına vesile olmuşlardır. Bu çalışmalar sayesinde Çanakkale’nin zengin tarihi gün yüzüne çıkarılmış bir yanlışın yeri on doğruyla doldurulacak hale gelmiştir.

Çanakkale’de bir de, savaşla hiçbir şekilde ilgisi bulunmayan konularda mizansenler hazırlayarak ve bunları bir tiyatrocu edasıyla ziyaretçiye sunarak mistik hava oluşturma gayreti içine girenler vardır. Gül kokan ağaçlar, barut kokan şehitlikler ve daha neler neler bu şarlatanlığa verilecek örneklerdir. Ziyaretçi bu ortamların önceden hazırlandığını bilmeden çalıdan aldığı gül kokusundan ve dumanı az önce rüzgârın önüne bırakılmış barut kokusundan etkilenmektedir. Düzeneği hazırlayanlar, bu hususi hallerin herkesle yaşanamayacağını özenle vurgulayarak, ziyaretçi gruplarını kendilerine bağlamaya çalışmaktadır. Ama şüheda yurdu olan bu temiz topraklar, bir deniz misali üzerinde çer çöp kabul etmemekte onları muhakkak kıyıya atmaktadır. Bu düzeneği yapanların akıbetleri de aynen öyle olmuştur. Kerametleri kendilerinden menkul bazı kimseler bir şekilde kendilerini Yarımada’nın dışında bulmuştur.  

Yanlış anlatımlar ve tanıtımlar bağlamında “havada çarpışan mermi çekirdekleri” iddiasını da ele almak gerekmektedir.

Gelibolu Yarımadası’nda bulunan müzelerde ve galerilerde sergilenen objelerin en cazip ve popüler parçası havada çarpıştığı iddia edilen mermi çekirdekleridir. Öyle ki şehitliklere gelen ziyaretçiler bu meşhur objeyi görmek için sabırsızlanmakta, görünce de hayretini gizleyememektedir.

Ziyaretçinin sabırsızlığı ve hayreti boşuna değildir elbetteki.

Çanakkale Deniz Zaferinin yıldönümü münasebetiyle açılan fotoğraf sergilerinde onu görmüş, konferanslarda onu dinlemiş, televizyon programlarında onu seyretmiş, köşe yazılarında onu okumuş, az önce rehberinden de onu dinlemiştir. Şimdi de onun gerçeğiyle yüz yüzedir.

Havada çarpışan mermi çekirdekleri…

Aman Allahım ne dehşetli şey?

Böylesine büyük bir ilgiye mazhar olan çarpışan mermi çekirdekleri her geçen gün ününe ün katmakta Çanakkale Savaşı’nın sembolü olma yolunda hızla ilerlemektedir. Bu gidişle, ilerleyen zamanda Çanakkale toprağının bir yerinde “Çarpışan Mermi Çekirdekleri Anıtı’nı görmek hiçte şaşırtıcı olmayacaktır.

Savaş alanlarında bulunduğu söylenen çarpışan mermi çekirdekleri, Çanakkale Savaşı’nın dehşetini ve cephede yaşanan mermi sağanağını anlatan bir ispat vesikası olarak sunulmaktadır. Bununla da yetinilmeyerek iki mermi çekirdeğinin havada çarpışma ihtimalinin çok ender bir durum olduğundan bahsedilmekte böylece meseleye ayrı bir gizem katılmaktadır. Nasıl yapıldığı bilinmeyen bu ihtimal hesabıyla ilgili yazılan ve söylenen rakamlar 1.600.000 de bir ila 18.000.000.000 da bir arasında değişiklik göstermektedir.

Hâlbuki Çanakkale Savaşı’nın dehşetini anlatmak için böyle bir objenin delil olarak kullanılmasına ihtiyaç yoktur. Çanakkale savaşı tarihi, savaşın dehşetini anlatan daha somut ve anlamlı bilgi ve belgelerle doludur.   

Şehitlik gezisi sırasında, uğradığımız müze ve galerilerde hemen her meslekten insana mermilerin havada çarpışmasının ve birinin diğerini delip geçmesinin mümkün olup olamayacağını sormuşumdur. Aldığım cevap ise hep aynı olmuştur. “Bu ne biçim soru hoca? Çarpışmışya işte!”

Bu güne kadar tartışılmayan böyle bir mevzu karşısında bu yazıyı okuyan çoğu kişinin de ziyaretçilerle aynı tavrı sergileyeceğine ve “buda nereden çıktı şimdi” diyeceğine eminim. Öyleyse bu meselenin nereden çıktığını izah etmeliyim.

Gelibolu Yarımadası’ndaki hemen her müzede ve galeride biri diğerini delip geçmiş mermi çekirdeklerinin sergilendiği, bu objelerin önüne de “havada çarpışmış mermiler” yazılı levhaların konulduğu görülmektedir. Vatandaşlarımız gözüyle gördüğü bu hadiseye gönülden inanmakta sorgulama ihtiyacı duymamaktadır.

Oysa bu bir iddiadan ibarettir. Mermi çekirdeklerinin havada çarpıştığını ve birinin diğerini delip geçtiğini gören kimse olmamıştır. Seneler sonra araziden birbirine geçmiş mermi çekirdeklerinin bulunması da bu iddianın doğruluğunu kanıtlamamaktadır.    

Evet, aynı anda binlerce mermi çekirdeğinin atıldığı bir ortamda bu çekirdeklerden ikisinin havada çarpışma ihtimali vardır. Ama bu iki mermi çekirdeğinden birinin diğerini delip geçmesi mümkün değildir. Böyle bir iddia da bulunmak için bilim adamı olmaya gerek yoktur. Askerliğini yapan,  merminin havadaki hareketini bilen ve savaştaki siper düzeni hakkında kabaca bilgisi olan herkes rahatlıkla böyle bir kanıya varabilir.    

Bilindiği üzere mermi çekirdeği kurşundan imal edilmekte dış kısmı da bakır veya benzeri malzeme ile kaplanmaktadır. Çekirdeğin ucu tam sivriltilmeyip oval bırakılmaktadır. Çekirdek, kapsül tarafından ateşlenen kovan içindeki barutun oluşturduğu itme gücü ile saniyede 800 m. civarında hızla namludan dışarıya fırlamaktadır. Namlunun içinde bulunan yivler ve setler de çekirdeğin yüksek hızla kendi etrafında dönmesini sağlamaktadır. Böylece namludan dışarı çıkan mermi çekirdeği hem kendi etrafında dönerek hem de ilerleyerek hedefine ulaşmaktadır.     

İleriye doğru hareket eden bir mermi çekirdeği, önünden 90 derece açıyla, yatay olarak geçen diğer mermi çekirdeğinden daha güçlü bir itme kuvvetine sahiptir. Ancak bu güç çarpışma anında diğer mermi çekirdeğini delmek için yeterli değildir. Çekirdeklerin havada yüksek hızla hareket halinde olmaları,  kendi etraflarında dönmeleri, çarpan çekirdeğin ucunun oval, çarpılan merminin gövdesinin ise silindirik olması çarpışma anında birinin diğerine tutunmasını ve delip geçmesini imkânsız kılmaktadır. Böyle bir çarpışma sonucunda olacak şey çarpan çekirdeğin sekmesinden ve her iki çekirdeğin de yönünü değiştirerek ayrı yönlere hareket etmesinden ibarettir. Hafif bir rüzgârdan bile etkilenen mermi çekirdeğinin havada meydana gelebilecek çarpışmada vereceği başka bir tepki yoktur.  

Havada çarpıştığı iddia edilen mermi çekirdekleri incelendiğinde çoğunun aynı orduya ait olduğu görülmektedir. Yani çarpışan mermi çekirdeklerinin ikisi de Fransız, ikisi de İngiliz, ikisi de Osmanlı’dır. Aynı orduya ait iki mermi çekirdeğinin 90 derece açıyla havada çarpıştığı bir muharebe düzeni de askeri gerçeklerle bağdaşmamaktadır.

     
Çarpışmadan anlaşılan şey hasım orduların birbirlerine karşı attıkları mermi çekirdeklerinin havada buluşmasıdır.  Böyle bir buluşmanın da 90 derece açıyla değil uç uca olması beklenir ki bu hepten imkânsızdır. Zaten müzelerde ve galerilerde böyle bir çarpışma örneğine de rastlanmamaktadır.    

Şayet mermi çekirdekleri havada çarpışmamış ise arazide bulunan ve müzelerde sergilenen örnekler neyin nesidir? Sorusunun cevabı ise gayet basittir. Fransız birlikleriyle Türk birliklerinin karşılıklı savaştığı bir düzende Fransız tüfeklerinden çıkan mermi çekirdekleri Türk siperlerinin önündeki toprak yığınına veya kum torbalarına yoğun olarak isabet edecek ve saplandığı yerde kalacaktır. Arkasından birbiri ardınca atılan binlerce mermi çekirdeği de aynı alana isabet edecektir. Böyle olunca sonradan atılan bir mermi çekirdeğinin önceden atılmış bir mermi çekirdeğiyle buluşması ve kaynaşması muhtemel hale gelecektir.

Askeri atış alanlarında, hedeflerin arkasına denk gelen toprak kısım da bol miktarda bulunan birbirine çarpmış, kaynaşmış mermi çekirdekleri bu mevzuya verilebilecek iyi bir örnektir.

Aynı orduya ait mermi çekirdeklerinin birbirlerine geçmiş şekilde bulunmalarının bir başka sebebi daha vardır. O da içinde yüzlerce mermi bulunan cephane sandıklarının isabet almasıdır. Sandık içindeki mermilerin topluca patlaması sonucunda mermi çekirdeklerinin birbirine geçmesi veya birbirlerini delmesi ihtimal dâhilindedir.   

Öyleyse Gelibolu Yarımadası’ndaki müzelerde ve galerilerde sergilenen birbirine geçmiş mermi çekirdeklerinin havada çarpıştığı iddiasından artık vazgeçmek ve önlerine konulan yazılı levhaları değiştirmek gerekmektedir.       

Milletimizin eğitimi ve kültür düzeyi her geçen gün artmakta geriden araştıran, sorgulayan bir nesil gelmektedir. Bu neslin yalanımızı, yanlışımızı tespit edip yüzümüze vurmasını beklemeden bizim kendimizi düzeltmemiz ve bilgileri doğru bir biçimde aktarmamız gerekmektedir. Aksi durumun Çanakkale’nin tanıtımında yer alan aktörlere olan itimadı sarsacağına ve Çanakkale’ye olan ilgiyi azaltacağına kuşku yoktur. Bu da herkes için kaldırılamaz bir vebaldir.       


  4984 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

07/11/2017 - 18:30 Pomakların Çanakkale Ağıdı - Pesna (Ömer Arslan)

30/10/2017 - 18:41 25 Nisan 1915, Arıburnu Anzak Çıkarmasında 57.Alay’ın Conkbayırı’na İntikali – Yeniden Değerlendirme ( M. Şahin Aldoğan )

17/10/2017 - 11:31 Prof. Dr. Christopher Bell'in yeni eseri Churchill and the Dardanelles üzerinden bir inceleme: Churchill Çanakkale Savaşlarının tek sorumlusu mudur?

09/09/2017 - 05:40 Florence Nightingale’in Eli Anadolu’ya da Değmişti-Kırım Savaşından Unutulan İlk Prefabrik Hastane: Erenköy (Renkioi) (Mustafa Onur Yurdal)

22/08/2017 - 07:18 Kuşatma ve Esaretin Adı KÛTULAMÂRE Esir Bir İngiliz Subayın Anıları - Edward W.C. Sandes -(Muzaffer Albayrak)

09/08/2017 - 18:07 19. Tümen Kurmay Başkanı İzzettin Çalışlar’ın Çeşitli Konferans ve Yayınlarında Conkbayırı Süngü Taarruzu (Melike Bayrak-Mustafa Onur Yurdal)

27/07/2017 - 13:33 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması 2.Bölüm - 2.Gazze Muharebesi (Tuncay Yılmazer )

11/07/2017 - 10:07 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması : Gazze Muharebeleri ( 1.Bölüm) (Tuncay Yılmazer)

22/05/2017 - 05:29 Müstahkem Mevkii’nin Anafartalar’daki Sesi - Küçük Anafartalar Topları (Bayram Akgün)

09/05/2017 - 08:12 Kûtulamâre Kuşatması’ndan Esarete Yüzbaşı Sandes’in Hatıraları - Çev. Tuncay Yılmazer

02/05/2017 - 11:45 İzmir-Bayındır İlçesinden Çanakkale Harbine Katılanlar (Necat Çetin)

28/04/2017 - 08:49 Kûtulamâre Zaferi 1916 (Muzaffer Albayrak – Vahdettin Engin)

23/04/2017 - 21:24 Türk Ordusu’nda Künye Uygulamasına İlişkin İlk Girişimler ve İlk Künyelerle İlgili Kısa Bilgiler (The First Attempts On The Use Of Identity Tags In Turkish Army And Information About The Early Identity Tags) (Burhan SAYILIR)

13/04/2017 - 05:43 Müstahkem Mevki’nin Kara Savunması İçin Top Desteği Sağlaması (Bayram Akgün)

07/04/2017 - 14:30 Çanakkale Muharebelerinde İdari ve Lojistik Faaliyetler (Ayhan Candan)

06/04/2017 - 19:17 Kabataş Erkek Lisesi 1.Büyüteç Tarih Öğrenci Sempozyumu (8-9 Nisan 2017)

04/04/2017 - 21:12 Resmi Belgelere (Nüfus Ölüm-Genelkurmay-Kayıtsız Ölüm Defterleri) Göre İzmir - Beydağ Şehitleri (Necat Çetin-A.Levent Ertekin)

31/03/2017 - 07:25 Çanakkale nin Şehit Kalemleri (İsmail Sabah)

27/03/2017 - 19:43 Çanakkale Müstahkem Mevkii’ye Bağlı Top Mermisi Çeşitleri (Bayram Akgün)

25/03/2017 - 20:58 GeliboluyuAnlamak Özel- 100. Yılında Gazze Muharebeleri Kahramanlarını Anıyoruz (Tuncay Yılmazer)

17/03/2017 - 21:15 18 Mart Özel Makalesi - Yaşayanların Ağzından 18 Mart Boğaz Muharebesi (Ahmet Yurttakal)

16/03/2017 - 08:51 18 Fotoğrafla Çanakkale Boğaz Muharebesi 18 Mart 1915 - 18 March 1915 Dardanelles Assault with 18 photographs (Ahmet Yurttakal)

13/03/2017 - 05:47 Çanakkale Muharebeleri’nde Bir Hile: Sahte Toplar (Bayram Akgün)

07/03/2017 - 04:27 Çanakkale Zaferi’nden Mescid-i Nebevi’ye (Enver Paşa’nın 1916 Filistin-Hicaz ziyareti) (Tuncay Yılmazer)

23/02/2017 - 07:48 Gelibolu Savunması Bir Karargâh Çalışması - General G.S. Patton (Haluk Oral)

09/02/2017 - 06:24 İkinci Kirte Muharebesi (6-8 Mayıs 1915 Taarruzları) (Yücel Özkorucu)

31/01/2017 - 12:29 Türk Boğazları Meselesi (Ayhan Candan)

24/01/2017 - 05:39 Kanlı Bir Mendil Hikayesi (Ömer Arslan)

19/01/2017 - 10:32 Irak Cephesinde Gönüllü Kahramanlar Osmancık Taburu (Muzaffer Albayrak)

23/12/2016 - 20:32 Atlas Tarih Dergisi Aralık-Ocak Sayısında 1916 Sina Filistin Hicaz Cephesi (Tuncay Yılmazer)

13/12/2016 - 07:23 Birleşik Harekat Tecrübesi Olarak Cihan Harbinde Türk-Alman Askeri İttifakı (Gültekin Yıldız)

02/12/2016 - 20:23 Çanakkale Kara Muharebelerinde Ağıl Dere (Şaban Murat Armutak)

15/11/2016 - 11:48 Çanakkale de Bir Melek Hanım (Muzaffer Albayrak)

01/11/2016 - 05:41 Çanakkale Kara Muharebelerinde Asma Dere (Şaban Murat Armutak)

24/10/2016 - 06:55 42. Alay / Gelibolu 1915 - Ahmet Diriker (Oğuz Çetinoğlu)

10/09/2016 - 11:12 Seddülbahir Kahramanı Bigali Mehmet Çavuş (Ömer Arslan)

03/07/2016 - 14:42 Çanakkale’den 100. Yılında Somme’a:Bir Savaş, İki Muharebe (Mustafa Onur Yurdal)

11/06/2016 - 14:37 I.Dünya Savaşı nda Şii Ulemasının Cihat Fetvaları Çerçevesinde Irak Cephesi (Ziya Abbas)

01/06/2016 - 06:23 Kutülamare- Yarbay Mehmed Reşid Bey in Günlüğü (İ. Bahtiyar İstekli)

23/05/2016 - 12:01 Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Muharebelerinde Sağlık Alanındaki Faaliyetleri (Ayhan Candan)

16/05/2016 - 07:38 Bir Osmanlı Kurmay Subayı- Iraklı Kürt Devlet Adamı, Mehmet Emin Zeki Bey in Yaşam Öyküsü (Tuncay Yılmazer)

10/05/2016 - 13:00 Mezopotamya da Bir Savaş 1915-1916 KutülAmare – Nikolas Gardner ( Tuncay Yılmazer )

07/05/2016 - 07:31 Birinci Dünya Savaşının İslam Dünyasına Etkileri (Yüksel Nizamoğlu)

30/04/2016 - 19:20 Çanakkale Savaşı: Bir Siyasi Mücadele Alanı (Özgür Öztürk)

23/04/2016 - 19:13 25 Nisan 1915 Anzak Çıkarması İlk Saatleri – Daha Erken Müdahale Edilebilir miydi? ( Ahmet Yurttakal )

17/04/2016 - 21:26 Maskirovka Harekatı - KutülAmare bir zafer midir? ( Tuncay Yılmazer )

13/04/2016 - 05:30 Çanakkale Savaşları ve Barbaros’un Batışı (İsmail Bilgin)

28/03/2016 - 11:20 Çanakkale Muharebelerinde Osmanlı Ordusunun Asker Kaybı (Ayhan Candan)

26/03/2016 - 09:55 Eğitimli Neslin Birinci Dünya Savaşı ile İmtihanı ( Dr. Nuri Güçtekin )

24/03/2016 - 10:00 Birinci Dünya Savaşı nda Yozgat Lisesi (Dr. Nuri Güçtekin)

21/03/2016 - 06:35 Çanakkale Seferberliği: Savaş, Eğitim, Cephe Gerisi (Mustafa Selçuk)

17/03/2016 - 08:15 18 MART ÖZEL - Çanakkale Zaferi ve Cevat Paşa (Ahmet Yurttakal)

11/03/2016 - 06:49 Zaferi Kanla Yazan Fındıklılı Mehmet Muzaffer (İsmail Bilgin)

02/03/2016 - 12:48 Kut’ül Amare Zaferi -2 (İsmail Bilgin)

29/02/2016 - 11:29 Kut’ül Amare Zaferi -1 (İsmail Bilgin)

22/02/2016 - 12:27 Gertrude Bell Irak Sınırını Çizen Kadın (Veysel Sekmen)

14/01/2016 - 08:43 Çanakkale Şehidi Feyzi Çavuş’un Zevcesi Zehra Hanımın Padişaha Mektubu (Osman Koç)

23/12/2015 - 16:47 Çanakkale Savaşlarında Binbaşı Halis Bey’e Ait Bir Ganimetin Öyküsü (Serdar Halis Ataksor)

10/12/2015 - 18:03 Mesudiye Zırhlısının Dramı (Cemalettin Yıldız)

06/12/2015 - 20:29 Kut’ülamarenin Türklere Tesliminden Sonra Irak İngiliz Ordusunun Faaliyetlerine Dair Rapor (Haz. Serdar Halis Ataksor)

01/12/2015 - 10:11 10 Ağustos 1915 Conkbayırı Süngü Hücumu (Muzaffer Albayrak)

17/11/2015 - 21:09 Çanakkale Deniz Muharebelerinde Verilen Zayiatlar (Ahmet Yurttakal)

10/11/2015 - 05:19 Reis-i Cumhur Mustafa Kemal in Çanakkaleyi ziyaretleri (M. Onur Yurdal )

08/11/2015 - 22:04 Mustafa Kemal Paşanın Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşına girişiyle ilgili görüşlerine dair bir belge

Osmanlı Devleti Umumi Harpte Tarafsız Kalabilir miydi? - Yusuf Akçura (Değerlendirme: Muzaffer Albayrak)

Nazım’ın Dayısı Çanakkale Şehidiydi (Melih Şabanoğlu)

Çanakkale Destanının Ölümsüz Efsaneleri (Osman Koç)

21/10/2015 - 04:02 100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale’de Programı

17/10/2015 - 11:50 Çanakkale Savaşı'nın Kanada'da Bıraktığı İzler (Birol Uzunmehmetoglu)

27/09/2015 - 16:01 1917 Yılında Hicaz Cephesi:Arap İsyanının Yayılması ve Medine’nin Tahliyesi Programı (Yüksel Nizamoğlu)

22/09/2015 - 13:07 III. Kolordu’nun Çanakkale Muharebeleri’ne Hazırlanış Süreci (İsmail Bilgin)

15/09/2015 - 04:28 Kutü-l Amare Kahramanı Halil Kut Paşa (Enes Cifci)

11/08/2015 - 04:07 Türkiye Büyük Savaş a Nasıl Girdi? ( Emre Kızılkaya )

29/07/2015 - 03:30 1915 Gelibolu Harbi Günlüğü- Kazım Şakir (İ. Bahtiyar İstekli)

07/07/2015 - 02:49 Suyu Arayan Adamların Öyküsü - Millete Deva Olmak , Osmanlı Savaş Esirleri, TIP ve Milliyetçilik ( 1914-1939 ) -Yücel Yanıkdağ (Tuncay Yılmazer)

30/06/2015 - 03:55 Tarih, Otobiyografi ve Hakikat Yüzbaşı Torosyan Tartışması ve Türkiye’de Tarih Yazımı (Derleyen: Bülent Somay)

21/06/2015 - 16:34 Türklere Esir Olmak (Doğan Şahin)

23/05/2015 - 04:36 Çanakkale Savaşı

16/05/2015 - 15:30 İtilaf Devletleri Askerlerinin Gözüyle Çanakkale

12/05/2015 - 12:50 Muaveneti Milliye Muhribi Torpito Zabiti Ali Haydar Öztalay (Çimen Yüksel)

09/05/2015 - 08:24 Osmanlılar ve Ermeniler / Bir İsyan ve Karşı Harekâtın Tarihi (Edward J. Erickson)

03/05/2015 - 15:39 Neuve Chapelle’den Gelibolu’ya: Bir Askeri Planın Gelibolu’da Uygulamaya Konulması ( Mustafa Onur Yurdal )

28/04/2015 - 03:52 Cephe Arkadaşı Çanakkale Cephesi

25/04/2015 - 03:07 Çanakkale Müstahkem Mevkii Bataryalarının 25 Nisan 1915 ‘teki Rolü (Bayram Akgün)

24/04/2015 - 15:07 25 Nisan 1915 üzerine Gelibolu’yu Anlamak’ta çıkmış makalelerden seçmeler (Tuncay Yılmazer)

18/04/2015 - 17:10 Çanakkale Şehitleri Listesinde Ezineli Yahya Çavuş’un Adı Yok (Osman Koç)

10/04/2015 - 00:06 Kıyamet Koptuğunda - Hasan Cevdet Bey

03/04/2015 - 01:36 Rusya’daki 90.000 Osmanlı Savaş Esiri ve Sarıkamış Muharebesi (Yücel Yanıkdağ)

27/03/2015 - 17:57 Bir Hikayenin Daha Sonu: Topçamlar Tabyası (Bayram Akgün)

14/03/2015 - 07:57 Düşmana Korku Salan Efsanevi İntepe Topçularından Topçu Üsteğmen Mehmet Ali Bey (Muzaffer Albayrak)

11/03/2015 - 02:38 Seddülbahir’de Yalnız Top-210/40’lık Roon Topu (Bayram Akgün)

01/03/2015 - 13:31 Çanakkale Muharebeleri’nin İdaresi, Komutanlar - Strateji (Ed.: Lokman Erdemir, Kürşat Solak)

24/02/2015 - 17:39 Çanakkale Cephesinde Bir Damla Su İçin- Gelibolu Yarımadasında Jeoloji ve Muharebe İlişkisi ( İsmail Bilgin )

15/02/2015 - 17:55 Hashtag Tarih Dergisi Şubat 2015 Sayısında Kitap Değerlendirme Yazısı

08/02/2015 - 07:11 “Hafız Hakkı Paşanın Sarıkamış Günlüğü” Kitabıyla İlgili Mülahazalar (İsmail Bilgin)

// Bir Asır Sonra Ermeni Tehciri ve Çanakkale Üzerine… 100. Yıl Nasıl Anılmalı? (Tuncay Yılmazer)

23/12/2014 - 08:24 Sarıkamış İhata (Kuşatma) Harekâtı (İsmail Bilgin)

17/12/2014 - 02:24 Kut ül Amare Zaferi (Necmettin Özçelik)

08/12/2014 - 18:22 1. Dünya Harbi

06/12/2014 - 13:44 The Water Diviner – Son Umut Filminin Galasından Notlar… ( Tuncay Yılmazer )