Sarıkamış İhata (Kuşatma) Harekâtı (İsmail Bilgin)

Tarih: 23/12/2014   /   Toplam Yorum 0   / Yazar Adı:      /   Okunma 11951

Sarıkamış İhata Harekâtı, Kafkaslarda bulunan zengin bakır madenleri ile Bakü petrollerinin kontrolü, Rusların işgal bölgelerinde yaşayan Ermenilerin saldırılarını önlemek, Rusya’nın zulmü altında inleyen Müslüman-Türklere yardım etmek ve gerekirse bunları bir çatı altında toplamak, başta her türlü yiyeceğe ve her türlü bol imkâna kavuşmak, Lehistan bölgesinde Almanya ve Avusturya kuvvetlerinin yükünü azaltmak, cephede mümkün olduğu kadar çok Rus kuvveti tutulması için hazırlanmıştır. Diğer sebepler de şöyle sıralanabilir: Yapılması düşünülen Odesa ve Batum çıkarmalarının gerçekleştirilememiş olması, Kafkas Cephesinde Sarıkamış İhata Harekâtı öncesinde yapılan Köprüköy ve Azap Muharebelerinde III. Ordu’nun kısmi başarılar elde etmesiyle birlikte söz konusu başarıları abartarak Başkomutanlık Vekâletine yansıtılması, Kısmi başarıların elde edildiği Kafkas Cephesinde Enver Paşanın istediği kesin sonucun alınamamış olması, Azap Muharebesinde III. Ordu’nun geri çekilmesiyle bölgedeki sivil idarecilerin parti mensuplarının yaptığı teşebbüs sonucunda ortaya çıkan durum, Teşkilat-ı Mahsusa’nın başarısız çalışmalarına karşın Rus istihbarat birimlerinin başarılı faaliyetleri sonucunda bölgede Osmanlı Devleti aleyhine son derece gerginleşmiş olan ortam, Türk çetelerinin Rus kuvvetlerine karşı Çoruh vadisinde elde ettikleri başarıların Başkomutan Vekili Enver Paşa üzerindeki etkileri, savaş başlamadan önce Türkiye’de mevcut şartlarda bir hayli etkinleşen Türkçülük fikrinin  yarattığı fikri zemin, Harbin Rus topraklarına yıkılması halinde Türk ve Müslüman topluluklarının Rusya aleyhine isyan edeceklerinin ümit edilmesi (İ. B.)

 

GİRİŞ

Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşına girişi ve akabinde Kafkas Cephesi’nin açılması, Sarıkamış Harekâtı’na başlanması bir dizi siyasi ve askeri gelişmelerden sonra olmuştur. Bu gelişmeler hatırlanmadan Sarıkamış Seferinin neden yapıldığını ve nasıl geliştiğini anlatabilmek için harekât öncesi gelişmelere değinilerek sonra “Sarıkamış İhata Harekatı” na geçiş yapılması tercih edilmiştir.

 

1. Osmanlı Devleti ile Rusya’nın Tarihsel Çekişmeleri

Rusya ile Osmanlı Devleti arasındaki ilk çekişmeler 1676-1681 yıllarında başlamış, Ukrayna iki ülke arasında paylaşılmış, XVII. Yüzyılın başlarında 1710-1711 Prut savaşı, 1735-1739 yılları arasında Azak Kalesinin kuşatılmasıyla başlayan saldırılar belli aralıklarla devam etmiş, 1768-1774, 1787-1791 savaşları ile 1853-1856 Kırım Harbi,  daha sonra da 93 Harbi diye bilinen 1877-1878 yılları arasında sürüp gitmiştir. Özellikle XVIII. Yüzyılın sonunda Rusya, Kafkasya’ya ve Karadeniz kıyılarına yönelmiş ve Osmanlı Devleti ile karşı karşıya gelmiş, İran ile bütün sorunlarını 1828 yılında Türkmençay anlaşmasıyla çözen Rus, Romanav Hanedanlığı bundan sonra Osmanlı sınırlarına yönelmiştir. Kırım Savaşı sırasında Ruslar tarafından işgal edilen Kars, İngiltere ve Fransa’nın desteği ile Osmanlı Devleti’nde kalmıştır (Paris Anlaşması 1856). Ancak Kuzey ve Güney Kafkasya ise Osmanlı Devleti’nin elinden çıkmıştır.

Ruslar 1875 yılından itibaren Panslavizm hareketlerini desteklemeye ve yaymaya, Osmanlı topraklarında muhtariyet ve küçük devletçiklerin kurulmasını sağlamaya, hakimiyet altına almaya çalışmıştır.

93 Harbi’nde (1877-1878) Ruslar, Avrupa’daki siyasi durumun kendi lehlerine dönmesiyle birlikte yeniden İstanbul’u ele geçirme planlarına başlamıştır. Gerek batıdan gerekse de doğudan saldırıya geçen Ruslar, Batıda; Plevne’de Gazi Osman Paşa’nın muhteşem savunmasıyla karşılaşmışlar ancak daha sonra ve Plevne düşünce Rus Orduları hızla ilerleyerek o günkü adıyla Ayestefanos(Yeşilköy)’e dek gelmiş, doğuda ise; Erzurum içlerine dek sokulan Rus kuvvetleri başta Nene Hatun olmak üzere Erzurumlular tarafından şehirden çıkarılmıştır. 93 Harbi’ni sonlandırmak için 3 Mart 1878 yılında da Ayestefanos Anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşmanın Ruslara çok büyük yarar getirdiğini fark eden Batılı Devletler telaşlanmıştı. Osmanlı Devleti Kıbrıs’ın idaresini İngiltere’ye bırakmak şartıyla, Alman Şansölyesi Otto von Bismarck, Rusya’nın bir icadı olan Büyük Bulgaristan’dan rahatsız olmuş, Çar’ın savaşta kazandıklarını iade etmesini sağlamak için bir toplantı düzenlemiştir[1]. Ruslarla yeni bir anlaşma gündeme gelmiş ve 13 Temmuz 1878 yılında Berlin’de Berlin Anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşmayla Balkanlarda Trakya, Makedonya, Arnavutluk Osmanlı Devleti’nde kalmıştır. Rusya’ya bir milyar dörtyüz milyon rublelik (dörtyüz elli milyon altın) savaş tazminatının, ödenememesi üzerine Kars, Ardahan ve Karadeniz’in giriş kapısı sayılan Batum livası ile Sarıkamış’ın batısındaki Soğanlıdağ’a kadar olan bölge ile birlikte Doğu Beyazıt Ruslara bırakılmıştır. Sarıkamış Ruslarda kalırken Süngütaşı (Zivin) Osmanlı Devleti’nde kalmış buna karşın Soğanlıdağ üzerindeki Mecingert (Micingirt) köyleri olarak bilinen; Yukarı Çamyazı, Aşağı İnkaya köyleri ve Soğanlı Ovası da Ruslara verilmiştir. Oltu, Kağızman, Nahçıvan, Ardahan, Çıldır, Digor da Rusların hakimiyetine girmiştir.

 

2. Değişen Siyasal Dengeler ve Avrupa’da Oluşan İttifaklar

19. Yüzyılın ilk yarısına dek büyük devletler arasında güç dengesi söz konusu olmuştur. Ancak 1870 yılından sonra Avrupa Devletleri arasında güç dengesini değiştirmeye çalışan Alman Şansölyesi Bismarck Fransa’yı Avrupa’da hem siyasi hem de askeri bakımdan yalnız bırakma girişimlerine başlayarak ittifak arayışlarına girmiştir. 1872 yılı Eylül ayında Almanya, Avusturya-Macaristan-Rusya ilk ittifakı kurulmuş daha sonra ise 1879 yılında Almanya ve Avusturya-Macaristan ittifakı yapılmış ve bu birliğe 1882 yılında İtalya da katılmıştır.

Almanya’nın başını çektiği bu üçlü ittifak karşısında yalnız kalan Fransa ise 1894 yılında Rusya ile ittifak anlaşmasını imzalamış, özellikle Rusya ve İngiltere; İran, Afganistan ve Tibette’ki devam eden çatışmalarını sona erdiren ve iki devlet arasında yakınlaşma 1907 anlaşmasıyla sonuçlanmıştır. İngiltere’nin uluslar arası alanda baskısından böylece kurtulmuş olan Rusya Osmanlı Devleti üzerindeki tehdit ve baskılarını artırmaya başlamıştır. Bu Politika daha önce Çar Deli Petro’nun vasiyetiyle belirlenmişti. Çar I.Nikola Osmanlı Devleti ile düşüncelerini ise şöyle ifade etmiştir:

“Osmanlı İmparatorluğu’nun işleri çok karışık halde. Bu memleket, kendi kendine parçalanmaktadır. Yıkılışı büyük bir felaket olacak. Rusya ile İngiltere’nin bu konuda, tam ve iyi bir anlaşmaya varmaları, birbirlerine haber vermeden kesin adım atmamaları önemlidir. Bakınız, kollarımızın arasında hasta, ağır bir hasta adam var! Hasta Adam’ın yaşamasını hepimiz istiyoruz. Onun ölmemesini ben de sizin kadar isterim. Buna inanmanızı rica ederim.

Ancak kollarımızın arasında birden bire ölebilir. Bu yüzden her ihtimali bugünden temin etmenin bir karışıklığa ve muhakkak bir Avrupa savaşına sürüklenmekten daha iyi olabileceğini söyleyebilirim. Eğer bu sırada İngiltere İstanbul’a yerleşmeyi düşünüyorsa buna müsaade etmeyeceğimi açıkça ifade etmeliyim. Bu beni İstanbul’u işgal etmek durumunda bırakabilir[2].”

Fransa 1904 yılında İngiltere ile anlaştı. Böylece Üçlü İtilaf meydana geldi; Fransa-Rusya ve İngiltere[3].

1904 yılında Avrupa’da başlayan bloklaşma süreci 1907 yılında iyice belirginleşmişti. 9-10 Haziran 1908’de Reval’de yapılan Makedonya’yla ilgili uygulamalar konusunda İngiltere, Rusya’ya tam destek vermiştir. Bu anlaşmayla Makedonya’nın Osmanlı Devleti’nden çıkmasının yolu açılmıştır. İngiltere artık Osmanlı Devleti’nin paylaşılmasını bu anlaşmayla adeta onaylamıştır.

Bir dönem Osmanlı Devleti’nde görev yapan ve aynı zamanda casus olan George Benett “Osmanlı’da Görev” adlı eserinde konuyla ilgili olarak şunları yazmıştır:

“Haşmetli Kralımızın Rus Çarı ile yaptığı Reval Mülakatından (9 Haziran 1908) Türkiye hakkındaki mukadder kararın uygulamaya geçirilmek üzere olduğunu anlamıştık. Londra’dan aldığımız talimat, Babıali’nin, İngiliz Hariciyesiyle Moskova arasındaki müzakerelerden haberdar olmamasının sağlanmasıydı. Bunda başarıya ulaştık. Aslen Mısırlı bir prens olan Osmanlı Sadrazamı Sait Halim Paşa, İngiliz-Fransız-Rus ittifakını Kahire’den öğrendi. Türkler, savaşın dışında kalamayacaklarını çünkü savaşın ana konusu olduklarını çok geç anladıkları için uzun zaman İngiltere ve Fransa’dan hudutlarının garanti edilmesini istediler, beklediler. Haklarında Ruslarla yapılan anlaşmayı ise ancak Lenin, Çarlık emperyalist siyasetini teşhir edince öğrendiler[4].”

Üçlü İttifak (Triple Alliance/Central Powers) ile Üçlü İtilaf Devletleri(Triple Entente/Entente Cordial) arasındaki çekişmeler on yıl boyunca sürmüş, giderek artan gerilim sayesinde çatışma için küçük bir kıvılcımın patlak vermesi beklenir olmuştur.

Almanya’nın sömürge alanında İngiltere’den geri kalması, sanayisini geç tamamlamasıyla iki blok arasındaki politik ve askeri çekişmeler gittikçe artmıştır.

 

3. Osmanlı Devleti’nin Durumu ve İttifak Arayışları

Osmanlı Devleti’nin 1800 yılların başında maliyesi gittikçe her bakımdan kötüye gider olmuş, ardı ardına girdiği savaşlarda aldığı yenilgiler, toprak kayıpları sebebiyle savaş tazminatlarını ödemekte zorlanmıştır. Siyasi çalkantılar ise giderek artmış, istikrarsızlık ve iktidar mücadeleleri devleti her geçen zayıf düşürmüştür. Osmanlı Devleti içeride ve dışarıda kuşatma altına alınmıştır. Meşrutiyet talepleri artınca 24 Temmuz 1908’de II. Abdülhamit tarafından Meşrutiyet ilan edilmiştir. Bu arada Bulgaristan bağımsızlığını ilan etmişti. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Bosna Hersek’i ilhak ve Girit de Yunanistan’a katılma kararı almıştı. 31 Mart 1909 da ise II. Abdülhamit tahttan indirilerek yerine Sultan V. Mehmet Reşat getirilmiştir.

1911-1912 yılında Trablusgarp Savaşı kaybedilmiş buradaki savaşın kaderi henüz belli olurken Balkanlarda da bir savaşın çıkacak olması sebebiyle İtalya ile Uşi Anlaşması yapılmıştır. 1912-1913 yıllarında ise Rusya’nın kışkırtmasıyla Sırbıstan, Karadağ, Bulgaristan Osmanlı Devleti’ne savaş açmış, gerek içeride ve gerekse de dışarıda büyük şaşkınlıkla karşılanan(O dönemde Osmanlı Devleti’nin Balkan Devletlerine karşı kolayca galip geleceği varsayılıyordu) Balkan hezimeti gerçekleşmiştir. 1878 yılında olduğu gibi bir kez daha İstanbul’un düşme ihtimali belirmiş sonradan Çatalca hattında tutunabilen ordu Bulgarları burada durdurmuştur. Osmanlı Doğu Ordusu 500 yıl hükümran olduğu Balkanlardan çok kısa bir sürede Çatalca’ya dek çekilmek zorunda kalmıştır.

12 Haziran 1913’te Sadrazam Mahmut Paşa’ya bir suikast düzenlenerek öldürülmüş, siyasi belirsizlik artmıştır. 

Büyük Devletlerin Osmanlı Devleti aleyhine olan tutum ve davranışları sebebiyle değişen siyasi durum hasebiyle Osmanlı Devlet adamları da 1907’den beri kendilerine ittifak bulma arayışı içine girmişlerdir. En büyük endişeleri “tarihsel düşman” diye nitelenen “Moskof’un” İstanbul’u işgal etmesi ve sıcak denizlere inmek için buraya saldırmasıydı. İttifak bulma çalışmalarına bu endişe içinde başlanmıştır.

Osmanlı Devleti Üçlü İttifak’ın üyesi İtalya’nın Trablusgarp’a saldırdığından Almanya’nın kendisinden yana bir tavır takınmadığını görünce Üçlü İtilaf’a yöneldi. 21 Ekim 1911 yılında Maliye Nazırı Cavid Bey İngiltere’nin Bahriye Nazırı Winston Churchill’e bir mektup yazarak ittifak teklifinde bulunmuş, İngiltere Dışişleri Bakanı Sir Edward Grey bu teklife “Şimdilik siyasi bağlar altına giremeyiz[5].” diyerek cevap vermiştir. İkinci teklif ise Londra Büyükelçisi Tevfik Bey tarafından yenilenmiş, Rusya ve Fransa’nın katılımı şart koşulunca sonuçsuz kalmıştır. İngiltere’den umudunu kesen Osmanlı Devleti, Bahriye Nazırı Cemal Paşa tarafından Fransa’ya ittifak önerisinde bulunmuş, Fransa ittifak için Rusya’nın kabulünü şart koşunca sonucun red olduğu anlaşılmıştır.

Cemal Paşa bunun baştan savma olduğunu anlamış ve anılarında şöyle anlatmıştır:

“Bu kadar büyük bir hayal kırıklığına uğrayacağımı hiç zannetmezdim. İngiltere, Fransa yaklaşan harpte Rusya’yı yanlarına alabilmek için bizi feda etmişlerdi[6].”

Osmanlı Devleti artık İngiltere-Fransa’dan ümidini kesmiştir. Yine de, her şeye rağmen Mayıs 1914’te Rusya’ya ittifak teklifini Talat ve İzzet Paşa vasıtasıyla Rus Çarı’nın yazlık için geldiği Kırım’daki Liviadia’da, Rusya Hariciye Nazırı Sazanov’a yapmıştır. İttifak teklifine Sazanov şaşırmıştır. Meselenin İstanbul’daki Büyükelçileri ile Giers ile müzakere edebileceğini ancak Sazanov İstanbul Büyükelçisine ittifak ile ilgili hiçbir taahhütte bulunmamasını belirtmiştir. İstanbul’a bir taahhüt verilmemiş oyalama yoluna gidilmiştir.

Üçlü İtilaf’a kabul edilmeyeceği belli olunca gündeme Almanya gelmiştir. İstanbul Sefiri II. Wangenheim aracılığıyla Almanya’ya ittifak teklifinde bulunulduğunda Osmanlı Devleti’nin yük olur endişesiyle geri çevirmiştir.

Alman Genelkurmay Başkanı Moltke 1914 Mart’ında Avusturyalı meslektaşı General Conrad von Hötzendorf’a göndermiş olduğu mektupta şunları yazmıştı:

“Türkiye Askeri bakımdan sıfırdır. Askeri Heyetimizin verdiği haberler ümitsizdir. Şayet eskiden Türkiye’den hasta adam diye söz ediliyorsa, bugün ölüden söz ediliyor demektir. Türkiye’deki askeri heyetimiz tıpkı ölüm döşeğinde kurtuluşu olmadan yatan bir hastanın doktorlar heyeti gibidir[7].”

18 Temmuz 1914 tarihine dek Almanya’nın Osmanlı Devleti’ne bakış açısı değişmemiştir. Bu arada Bosna Hersek’in Sırbistan’a katılmasını isteyen genç bir Sırp Milliyetçisi olan Gavrilo Princip tarafından iki el ateş edilerek Avusturya Macaristan Veliahdı Arşüdük Francis Ferdinand ve eşi Düşes von Hohenberger 28 Haziran 1914 tarihinde resmi bir ziyaret için gelmiş oldukları Saraybosna’da öldürülmüş, bu olay iki blok arasında çıkması beklenen savaşın başlamasına sebep olmuştur. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Sırbistan’a savaş ilan etmiş, bunun üzerine Rusya’nın Sırbistan’ın, Almanya’nın da Avusturya-Macaristan’ın yanında yer almasıyla Avrupa bir hafta içinde savaş içinde kalmıştır.

Almanya 1 Ağustos 1914’te Rusya’ya ayrıca Belçika üzerinden Fransa’ya saldırmak istediği için de 3 Ağustos’ta Fransa’ya savaş ilan etmiştir. Aynı gün Belçika’ya saldırmış, İngiltere, 4 Ağustos’ta Almanya’ya bir nota vermiş, Belçika’dan çekilmesini istemiş, Almanya bu talebini reddedince İngiltere de Almanya’ya savaş ilan etmiştir. Ayrıca Avusturya da 6 Ağustos’ta Rusya’ya savaş açmıştır.

 

4. Osmanlı -Alman İttifakı

27 Temmuz 1914 İstanbul’da başlatılan Osmanlı Devleti-Almanya ittifak görüşmeleri 2 Ağustos 1914 tarihinde Türk-Alman gizli ittifakı Said Halim Paşanın Yeniköy’deki yalısında Alman sefiri Wangenheim ile Sadrazam tarafından imzalanmasıyla sonuçlanmıştır (Anlaşmanın 8. Maddesine göre anlaşmanın gizli kalacağı belirtilmiştir). O sırada Talat Bey, Enver Paşa ve Halil Bey de yalıda hazır bulunmuşlardır. Cemal Paşanın haberi ise İttifak imzalandıktan sonra olmuştur.

Osmanlı Devleti Almanlarla ittifak anlaşmasına başladığı günlerde 27 Temmuz 1914 tarihinde ön seferberlik ilan etmiş, ittifak müzakerelerinin olumlu sonuçlandığı 2 Ağustos 1914’te de genel seferberlik ilanını yapmıştır. Aynı zamanda Osmanlı tarafsız kalacağını İtilaf Devletlerine bildirmiştir.

Bu genel seferberlikten Rusya rahatsız olmuş, 5 Ağustos 1914 tarihinde Ataşemiliter Leontief’i gönderip Enver Paşa’dan bunun sebebini sormuştur. Enver Paşa da; Balkan Devletlerinin tekrar birleşerek, sürüp giden belirsizlikten yararlanarak İstanbul’a saldırı yapmalarını menetmeyi amaçladıklarını belirtmiş hatta Rusya’ya ittifak teklif etmiştir[8].

Bu arada Akdeniz’de bulunan Alman Zırhlıları Goeben ve Breslau, İngiliz Donanması’nın takibinden bunalmış halde rota değişiklikleri ile oyalanırken aldıkları emirle Çanakkale Boğazı önlerine gelmiş ve boğazlardan içeri alınmaları istenmiştir. Enver Paşanın emri ile 10 Ağustos 1914 tarihinde Boğaz’dan geçen zırhlılar İstanbul’a dümen tutmuşlardır:

“Bahr Sefid (Çanakkale) Boğazı Mevki-i Müstahkem

Erkan-ı Harbiyesine Mahsus

 

Harp Dairesi: 1382

Şifre müstaceldir (aceledir). Harp telgrafı

 

Bahr-i Sefid Müstahkem mevki-i Müstahkem Komutanlığına,

Almanya Hükümeti’nin Goeben ve Breslau ismindeki sefain-i harbiyesinin (harp gemilerinin) düşmanla muharebeye tutuşmuş olmaları muhtemeldir. Sefain-i muzkure (adı geçen gemiler) boğaz iltica ederlerse  duhullerine (girişlerine) müsaade ve kabul ediniz.

Başkumandan Vekili Enver

 

25-26 temmuz 1330 ( 7-8 Ağustos 1914)

Saat 5 vürüdu (gelişi) sabah

H. Macit Bey’e şifahen tebligat yapıldı[9].”

 

Gemilerin İstanbul’a gelişi üzerine İtilaf Devletleri zırhlıların sınır dışına çıkarılmasını istemiş ancak daha sonra gemilerin satın alındığı ve Alman Amirali Souchon ile Alman askerlerinin Osmanlı Donanması’nda görev yapacağı bildirilmiş, Souchon Donanma komutanı yapılmıştır. 

Genel seferberlikten sonra Padişah V. Reşat’ın 13 Ağustos 1914 tarihinde seferberliği teşvik eden iradesi ile Enver Paşanın Orduya yönelik beyannamesi yayınlanmıştır.

Fransa Cephesinde Marn önlerinde durdurulan ve daha sonra yenilgiye uğrayınca Alman Genelkurmay Başkanı Moltke’nin yerine Falkenhayn getirilmiştir. Yeni Genelkurmay Başkanı bu cephedeki durumun pek iyi olmadığını anlamış, Sırbistan ve Galiçya’da da Avusturya–Macaristan İmp.nun geri çekilmesi üzerine Osmanlı Devleti üzerindeki baskılar artmış ve bir an evvel savaşa girmesi istenmeye başlamıştır.

Dönemin Hükümeti bir an önce seferberliğini tamamlamak ve ordunun eksiklerini tamamlamak isterken Başkumandan Vekili Enver Paşa Karadeniz’e çıkıp harp tatbikatları yapan Osmanlı Donanması Komutanı Amiral Souchon’a aşağıdaki şu emri vermiştir:

“Donanma Komutanlığına

 

Bütün filo Karadeniz’de manevra yapmalıdır. Vaziyeti müsait bulduğunuz anda Rus filosuna hücum ediniz. Muhasemata(çarpışma) başlamadan evvel size verdiğimiz gizli emri açınız. Türk filosu Karadeniz’de  zorla hakimiyet kazanmalıdır. Rus filosunu arayınız ve nerede bulursanız, harp ilan etmeksizin hücum ediniz.

İmza: Başkumandan Vekili Enver[10].”

Osmanlı Donanması 28 Ekim akşamı İstanbul Boğazı’ndan çıkarak Karadeniz’e açılmış, 29 Ekim 1914 günü saat 17.00’de Rus limanlarını bombalanmıştır. Bu fiili durum, Osmanlı Devleti’nin Rusya’ya karşı bir savaş ilanından başka bir şey değildi. Karadeniz saldırısı hükümet içinde de çeşitli tartışmalara yol açmış, Sadrazam Said Halim Paşa önce istifa etmiş daha sonra ikna edilerek istifası geri aldırılmıştır.

Karadeniz olayının hemen ardından Rusya 1 Kasım’da Osmanlı Doğu sınırından saldırıya geçmiş, 2 Kasım 1914 tarihinde de Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etmiştir. Bu ilanı yaparken Rus Çarı II. Nikola halkına şöyle bir açıklama yapmıştır:

“Türkiye’nin haksız saldırısı ancak Karadeniz kıyılarındaki atalarımızdan bize gelen tarihi bir problemin(İstanbul ve boğazların  işgali) çözümüne imkân hazırlamaktan başka bir işe yaramayacaktır[11].”

Çanakkale önlerinde bulunan Birleşik Filo da 3 Kasım 1914 tarihinde giriş istihkâmlarını, İzmir’i ve Akabe Körfezini bombardıman etmiştir. 6 Kasım 1914 tarihinde 2 Rus zırhlısı Zonguldak limanına ve kömür ocaklarına 3 saat bombardımanda bulunmuş, Karadeniz Ereğlisi önlerinde savunmasız yakaladıkları Bezmialem, 4.580 ton (İstanbul’dan iki uçak, bomba ile bir uçak bölüğü yüklüydü), Bahriahmer, 3.603 ton (İstanbul’dan elbise ayakkabı ve askeri gereç yüklü) ve Mithatpaşa gemilerini batırmıştır[12]

Yine 6 Kasım’da İngiltere Basra Körfezi’ndeki Fao’ya asker çıkarmış, bir gün önce de İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etmiştir.

Sultan V. Reşad da İngiltere, Rusya ve Fransa’ya 11 Kasım 1914 de savaş açmıştır. 14 Kasım’da Cihad ilan edilmiş, bununla bütün Müslümanların ayaklanma çıkarması amaçlanmıştı.

Burada şunu belirtmek gerekir ki, Osmanlı Devleti yaptığı gizli anlaşmanın 2. Maddesine göre,  Almanya’nın baskısı üzerine Ruslara savaş açmış yine Almanların isteği üzerine büyük fayda sağlayacağı umulan Cihad ilanında bulunmuştur. Ancak daha sonra görülecektir ki Cihad ilanının beklenilen faydası olmamış özellikle İngiltere’nin karşı propagandasıyla etkisiz hale getirilmiştir.

 

5. Sarıkamış Harekatının Gündeme Gelişi

Enver Paşa ile Kurmay Başkanı Bronsart Paşanın 20 Ağustos’ta Ruslara karşı hazırladığı savaş planı, Almanya ile yapılan gizli anlaşma doğrultusunda yapılmıştı. Hazırlanan plan şu şekilde tasarlanmıştı.

“Kafkasya’dan Rusya’ya karşı yapılacak bir hareket büyük harbin akışına etkili olmaz. III. Ordu’nun yalnız başına yapacağı bir taarruz üstün Rus kuvvetlerinin bulunduğu tahkimli bölgeye çarpar. III. Ordu kış harbine hazır değildir. Bu sebeple III. Ordu muhtemel bir Rus taarruzuna karşı hazırlanmalı, şayet Ruslar  Kafkasya’daki kuvvetlerini azaltırlarsa ileri harekata geçmelidir[13].”

 

Karadeniz saldırısından sonra Rus Başkomutanlığının emri ile Rus askeri birlikleri sınır üzerinde saldırıya geçecek şekilde konuşlanmaya başlatılmıştır. Osmanlı Genelkurmayı da III. Ordu’ya emir ve komuta alanında değişiklikler yapmak suretiyle muharebeye hazırlanılması yönünde 30 Ekim 1914‘de emir vermiştir. Bu emre göre III. Ordu’nun vazifesi sınırı korumak, Rusların ilerlemesine şiddetle karşılık vermek, sınırdan asker çekmesini önlemek için taarruz etmekti[14].

III. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa Ordunun bütün gücünü Erzurum havalisine  hasrederek[15] Rus Kafkas Ordusunun bir saldırısı halinde Erzurum Müstahkem Mevkiine dayanmak suretiyle karşılanması ve kesin sonuçlu muharebelerin burada verilmesi düşüncesindeydi. Osmanlı-Rus sınırından Erzurum mevkiine kadar da oyalama hareketleri yapılacaktı[16].

III. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa muharebe hazırlıkları içindeyken Rus sınırında ise harekat ve faaliyetler çok artmıştı. Alınan haberlere göre de Kafkasya’dan Türkiye’ye doğru askeri birlikler ile topçular kaydırılmaktaydı. Birlikler Sarıkamış ve batısında, Oltu’da çok daha kuvvetliydi.  

Rus Kafkas Ordusu çok geçmeden 1 Kasım 1914 sabahı saat 04.00-05.00 sıralarında Musun, Kötek, Narman ve Kaleboğazı bölgelerinden sınırı geçerek saldırıyı başlatmıştır. Oltu Müfrezesinin Kaleboğazı doğrultusunda gelişen taarruz kolu Orucuk bölgesinde Osmanlı Sınır taburu tarafından durdurulmuş, Narman’a doğru ilerleyen Rus birlikleri ise karşılarındaki Osmanlı sınır birliklerini  kolayca geri atarak ilerlemeye geçmiştir.

2 Kasım 1914 günü Rus kuvvetlerinin ilerlemeleri devam etmiş, III. Ordu İhtiyat Süvari tümenlerinde askerin firar ettikleri görülmüş ayrıca istihbarat bilgisinin eksikliği ile cephane sıkıntısı de baş göstermiştir. Bunun için 2. Nizamiye Süvari Tümeni keşfe ve muharebeye başlamış, ¾ kasım gecesi Köprüköy-Hasankale arasında ve Köprüköy batısındaki sırtları ele geçirecek şekilde vaziyet almıştır.

Ruslar sınırdaki Osmanlı birliklerini geri atarak Köprüköy doğrultusunda ilerlemeye III. Ordu da Köprüköy yönde taarruz kararı vermiştir. 6-7 Kasım gecesi yapılan saldırılarda Ruslar ilerleme kaydetmiş, Köprüköy Ruslar tarafından ele geçirilmiş ve Aras nehrindeki köprü de Ruslar tarafından alınmıştır. 12 Kasım 1914’deki saldırılarda ise kısmi başarılar elde edilmiş, geri çekilen Rus ordusu sis sebebiyle takip edilememiştir[17]. Daha sonraki günlerde de Rus birliklerinin takibi yapılamamış kesin bir sonuç alınamadan kısmi başarılarla yetinilmiştir.

15 Kasım 1914 tarihinde, Azap Muharebesinde Osmanlı ve Rus birlikleri bir kez daha karşı karşıya gelmiştir. Köprüköy muharebelerinin bir devamı olan bu çarpışmalarda Ruslar, Osmanlı birliklerini geri çekilmeye zorlamıştır. III. Ordu subaylarından 69 şehit 158 yaralı; erlerden de 1.914 şehit ve 6.012 yaralı toplam 8.153 kayıp verilmiştir[18]. 21-22 Kasım gecesi III. Ordu birlikleri 10-15 km. geri çekilince kazanılan kısmi başarılar da berhava olmuştur.

Neticede Köprüköy ve Azap Muharebelerinde istenen başarı elde edilmemiş ve sınır hattı çok az bir değişiklikle korunabilmiştir.  

 

6. Harekât Hazırlığı

Muharebelerin tavsaması ve durumun daha durağan bir hal alması üzerine Başkumandan Vekili Enver Paşa Genelkurmay İkinci Başkanı Hafız Hakkı Beyi Erzurum’a göndererek Genelkurmaya gelen çeşitli ama değişik bilgileri tetkik etmesini istemiştir. Özellikle Köprüköy ve Azap Muharebelerinden sonra alternatif bir saldırı planı üzerinde çalışması gündeme gelmiş, İstanbul’da Enver Paşa, Kurmay Başkanı Bronsart Paşa ve Yarbay Hafız Hakkı Bey Sarıkamış’a bir saldırı üzerinde çalışmaya başlamışlardır[19]. 24 Kasım 1914 günü Kars ve civarı haritalarını isteyen Yarbay Hafız Hakkı’ya, Kazım Karabekir şöyle demiştir:

“Efendim, Kars Kalesi hakkında incelemeniz Doğu Anadolu’da bir saldırı istenildiği yolunda bende kaygılar  uyandırıyor……….. Tümüyle dağlık olan o kesimdeki arazi ve şiddetli kış saldırıya kalkışacaklara karşı pek yaman bir düşmandır. Böyle bir girişim varsa bütün gücümüzle önlemeliyiz. Korkarım Almanya Odesa yakınlarına asker çıkartıyoruz diye Kafkasya’ya saldırı istiyorlar. Kışlık giyimi ve donatımı çok eksik olan III. Ordumuzun yıkımına yol açmayalım.”

Yarbay Hafız Hakkı da bu konuşmaya şu karşılığı vermiştir:

“Ben de kışın saldırıya karşıyım. Kars hakkındaki incelemelerimin nedeni şimdiye dek orası ile hiç ilgilenmediğimdendir.”

Harbiye Nazırı Enver Paşa, Hafız Hakkı’yı 8 Aralık’ta Erzurum’a göndermiş Hafız Hakkı Bey yaptığı incelemeler konusunda bu mevsimde de taarruzun mümkün olduğunu belirtmiştir.

“Dağlar üzerinde yolları keşfettirdim. Bu mevsimde, bu yollarda harekâtın mümkün olduğuna inandım. Buradaki Kolordu ve Ordu komutanları yeterli ölçüde inançlı ve kararlı olmadıklarından böyle bir taarruza içtenlikle taraftar olmuyorlar. Rütbem tashih olunarak bu saldırının uygulanması bana tevdi olunursa, ben bu işi yaparım[20].”

Bu rapor üzerine Yarbay Hafız Hakkı Bey Albaylığa yükseltilmiş ve daha sonra Enver Paşa tarafından isteksiz olduğu düşünülerek Ziya Paşa’nın yerine X.Kolordu Komutanlığına getirilmiştir.

Başkomutanlık Samsun’da bulunan X. Kolordu’yu III. Ordu’nun emrine vermiş, Enver Paşa ve Bronsart 12 Aralık 1914 tarihinde Erzurum’a gelmiştir.

Enver Paşa Erzurum’a geldikten sonra üç gün Ordu Karargâhında müzakereler yapılmış, görüşmeler sırasında Sarıkamış düşünülen harekât planına itiraz eden olmamış bunun üzerine harekatın 21 Aralık 1914’te mevsim şartları da gözetilerek başlatılmasına karar verilmiştir. Plan tam bir taarruz fikrine dayanıyordu; XI. Kolordu ile 2. Nizamiye Süvari Tümeni Rusları cephede tutarken, IX. Kolordu Pitkir-Çatak doğrultusunda Rusların kuzey kanadını kuşatacak, X.Kolordu da Oltu üzerinden Bardız-Sarıkamış doğrultusunda Rus mevzilerinin gerisine baskın yapacaktı. Böylece Kars ile bağlantısı kesilen Ruslar Aras Nehri üzerine atılarak imha edilecekti[21].

 “Taarruz hareketine itiraz etmeyen Hasan İzzet Paşayı yerinde bırakan Enver Paşa 17 Aralık 1914’de Erzurum’a döndü. Karargâhtan ayrılmadan önce diğer subayların da yanında -Ben Erzurum’a gidiyorum. Ya oradan da İstanbul’a dönerim veya seyirci sıfatı ile hareketinize bakarım demişti [22].”

17 Aralık’ta Kolordu karargâhına gönderdiği emirde Enver Paşa şöyle demiştir:

“Askerler, hepinizi ziyaret ettim. Ayağınızda çarığınızın, sırtınızda paltonuzun olmadığını gördüm. Fakat karşınızdaki düşman sizden korkuyor. Yakın zamanda saldırarak Kafkasya’ya gireceğiz. Siz orada her türlü bolluğa kavuşacaksınız. İslam dünyasının bütün ümidi sizin son bir yardımınıza bakıyor[23].”

Enver Paşa cepheyi teftiş ederken, III. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa bu mevsimde harekâtın bir faciaya dönüşebileceğine dikkat çekmiş, taarruz için kışın şiddetini kaybetmesini ve yolların açılmasını beklemesini belirtince Enver Paşa kendisine kızgınlıkla;

“Eğer Hocam olmasaydınız sizi idam ettirirdim.” demiştir[24]. 19 Aralık günü III. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa istifasını sunmuştur:

“Bu hareketleri icra için nefsimde kuvvet ve itimat görmediğimden ve esasen fevkâlade asabiyet gelerek rahatsız olduğumdan memuriyeti hazırından affımı istirham ederim[25].”

Enver Paşa III. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa’yı Avusturya-Macaristan Ordusu Genel Karargâhı nezdinde Osmanlı Ordusu Askeri temsilcisi olarak atamıştır[26]. Konuyla ilgili olarak da Köprüköy’den eşi Naciye Sultan’a gönderdiği durumu şöyle özetlemiştir:

“III. Ordunun Kumandanı Hasan İzzet Paşa orduyu bundan böyle idare için kendisinde cesaret göremediğini söylüyor. Akşamki telgrafından bunu anlayınca bugün hemen buraya karargâha geldim. Hepsini itiraf etti. Bunun üzerine kendisini derhal tekaüd etmek lazımdı. Fakat vazgeçtim. Şimdilik İstanbul’a göndermekle iktifa ettim. Fakat herhalde tekaüd olacak. Bakınız hep umduğum adamlar böyle çıkıyor. Ne yapalım yeni iş yeni adam istiyor. Zararı yok, şimdilik III. Orduyu ben idare edeceğim. Bu devr-i hareket bitince birini tayin edeceğim. Tasavvurumda kimin olduğunu bilirsiniz… Bakalım bu muharebede görür, o vakit daha iyi karar veririm[27].”

Erzurum’da kalmak veya İstanbul’a dönmek niyetinde olan Enver Paşa, III. Ordu Komutanlığını Liman von Sanders’e teklif etmiş, ondan hayır cevabı alınca III. Ordu Komutanlığını da üstlenmek üzere Erzurum’da kalmıştır.

Sarıkamış İhata Harekâtı, Kafkaslarda bulunan zengin bakır madenleri ile Bakü petrollerinin kontrolü, Rusların işgal bölgelerinde yaşayan Ermenilerin saldırılarını önlemek, Rusya’nın zulmü altında inleyen Müslüman-Türklere yardım etmek ve gerekirse bunları bir çatı altında toplamak, başta her türlü yiyeceğe ve her türlü bol imkâna kavuşmak, Lehistan bölgesinde Almanya ve Avusturya kuvvetlerinin yükünü azaltmak, cephede mümkün olduğu kadar çok Rus kuvveti tutulması için hazırlanmıştır. Diğer sebepler de şöyle sıralanabilir:

“1- Yapılması düşünülen Odesa ve Batum çıkarmalarının gerçekleştirilememiş olması.

2- Kafkas Cephesinde Sarıkamış İhata Harekâtı öncesinde yapılan Köprüköy ve Azap Muharebelerinde III. Ordu’nun kısmi başarılar elde etmesiyle birlikte söz konusu başarıları abartarak Başkomutanlık Vekâletine yansıtılması.

3- Kısmi başarıların elde edildiği Kafkas Cephesinde Enver Paşanın istediği kesin sonucun alınamamış olması.

4- Azap Muharebesinde III. Ordu’nun geri çekilmesiyle bölgedeki sivil idarecilerin parti mensuplarının yaptığı teşebbüs sonucunda ortaya çıkan durum.

5- Teşkilat-ı Mahsusa’nın başarısız çalışmalarına karşın Rus istihbarat birimlerinin başarılı faaliyetleri sonucunda bölgede Osmanlı Devleti aleyhine son derece gerginleşmiş olan ortam.

6- Türk çetelerinin Rus kuvvetlerine karşı Çoruh vadisinde elde ettikleri başarıların Başkomutan Vekili Enver Paşa üzerindeki etkileri.

7- Savaş başlamadan önce Türkiye’de mevcut şartlarda bir hayli etkinleşen Türkçülük fikrinin  yarattığı fikri zemin.

8- Harbin Rus topaklarına yıkılması halinde Türk ve Müslüman topluluklarının Rusya aleyhine isyan edeceklerinin ümit edilmesi[28].”

Harekât için son komuta kademesi de şöyle şekillenmişti:

III. Ordu Komutanı: aynı zamanda Harbiye Nazırı olan Enver Paşa

III. Ordu Kurmay Başkanı: Bronsart Paşa

III. Ordu Kurmay Başkan Yardımcısı: Felix Guze

Harekât Şube Müdürü Yarbay Feldman

Menzil Müfettişi Roselt Paşa

Sıhhiye Başkanı Albay İbrahim Tali Bey.

IX. Kolordu Komutanı: Ahmet Fevzi Paşa daha sonra Ali İhsan (Sabis) Paşa

X. Kolordu Komutanı: Ziya Paşa daha sonra Albay Hafız Hakkı Bey

XI. Kolordu Komutanı: Abdülkerim Paşa sonradan Galip Paşa

 

7. Sarıkamış İhata Harekâtının Gelişimi

Yapılan Sarıkamış İhata Harekâtı 22 Aralık 1914 tarihinde, IX. Kolordu’ya verilen emirle başlamıştır. Bu emre göre 29 Tümen Verintap–Koçkans yolunu takip ederek Kızılkilise hattına ulaşacaktı.

IX. Kolordu, XI. Kolordu’dan sağ ve gerisinin güvenliğini sağlamak üzere bir tümen istemiş, IX. Kolordu yanında bulunan III. Ordu karargâhı 32. Tümenini de uhdesine almıştı. Bu Tümen 22 Aralık akşamı Narman’ı ele geçirerek Türk-Rus sınırında bulunan Yeniköy’e girmiştir. Burada Albay Kutedze 750 askeriyle birlikte esir alınmış geri kalan 600 asker ise karanlıktan ve coğrafyadan faydalanarak kaçmıştır[29].

İleri hareket emri alan X. Kolordu Rusların çekilmesiyle birlikte Süvari Alayı ve Fethi Bey Müfrezesi Rusları takip etmeye başlanmıştır.

30 Tümen de kendisine hedef olarak gösterilen Ardoz’u ele geçirmiştir.

31. Tümen verildiği IX. Kolordu’dan bir haber alamayınca X. Kolordu’nun alacağı emre göre  hareket edeceğini III. Ordu karargahına ulaştırmıştır.

32. Tümen ise 24 saat boyunca devamlı yol alarak 94. Alayı Kaleboğazı köyüne varmış 95. ve 96. Alaylar ise Kaleboğazı’na ancak sabah gelebilmiştir[30].

İkinci günde IX. ve X. Kolordular ile irtibatı sağlayacak olan 31. Tümen kendisine verilen güzergâhı takip etmeyerek Oltu hattında ilerlemiştir. Tümenin bu yanlış hareketi bir gün sonra 32.Tümen ile çarpışmasına sebep olacaktır.

İlk iki günde zorlukla hareket eden kolordular yine de istenen yerlerine varabilmişlerdi.  Bunun üzerine Ordu karargâhı 23 Aralık 1914 akşamı İt’de gecelemiş General İstomin birlikleri 1.000 kadar esir bırakarak Oltu’ya çekilmiştir[31]. Oltu’ya daha sonra giren Tümen buradaki yiyecek depolarını yağmalamıştır. Halbuki bu yağma kontrol altına alınsaydı kolorduya bir hafta yetecek kadar iaşe sağlanmış olacaktı.

30. Tümen Oltu’yu bir an önce işgal etmek için Fethi Bey müfrezesi ile bazı alaylarını Kaleboğazı’nda bırakmıştı. O sırada III. Ordu ile irtibatını kaybeden 31. Tümen kendi insiyatifi ile Oltu’ya ilerlemiş, Oltu Boğazı’nda başarılı bir savaş yaparak 1.150 Rus askerini esir etmiştir. Ancak öğle vakti hakim tepelere çıkıldığında topçu ateşine tutulmuş, 32. Tümen Oltu’ya yaklaşırken tepelerdeki 31.Tümen’e yanlışlıkla ateş açmış, bu ateş sonucunda 92. Alay’dan 44 şehit ve yaralı verilmesine sebep olmuştur. Yanlışlık daha sonra anlaşılmış ve ateş kestirilmiştir.

XI. Kolordu’da Söğütlü’de bulunan karargâhını ve birliklerini Azap-Ardos hattına taşımıştır.

24 Aralık 1914 günü IX. Kolordu ileri harekâtını devam ettirerek 29. Tümen Kemas’ın güney sırtlarından taarruza kalkmış, 300 kadar Rus askerini geri atarak Bardız’a girmiştir. 28. Tümen zor da olsa Bardız çayına ulaşmıştı. 17. Tümen ise Çatak’a yakın bir yerde kuvvetli tipiye yakalanmış ve mevcudun %40’ı bu tipiden etrafa dağılmıştır[32].

29. Tümen, IX. Kolordu’nun kolbaşında olmak üzere üç gün içinde Pertanos’tan Bardız’a kadar 50-60 km.lik bir yolu katetmiştir. 24 Aralık 1914 gecesi geç vakitte Bardız’a gelen Enver Paşa 14 saat boyunca yolculuk yapmak zorunda kalmıştır.

25 Aralık akşamı bir an önce Sarıkamış’a girmek isteyen Enver Paşa Rusların Sarıkamış’ı boşaltacağını düşünerek Kars yönünde Rus kaçışını önlemek için IX. Kolordu’nun Bardız’da bir gece bekleme/dinlenme tekliflerini geri çevirmiştir.

Daha önce 19 Aralıkta yapılan plana göre de 24 Aralıkta IX. Kolordu Kötek’e, X. Kolordu ise Bardız’a gelmiş olacaktı. Ancak IX. Kolordu gösterilen hedefine ulaşamamış, X. Kolordu’dan ise bir haber alınamamıştır.

X. Kolordu’nun birliklerinden 91. Alay Penek‘e dek ilerlemişti. Ruslar Harapkale’ye çekilmiş,  91., 92. ve 30. Tümen askerleri gece başarılı süngü hücumlarıyla Rusları atarak Penek’e ulaşmıştı. Bu sırada Penek’te ordunun dinlenmesinden faydalanan Ruslar durup vaziyet alabilmişti. Yapılan çarpışmada, 30. Tümeni ileri sürmek için gönderilen Kolordu Erkan-ı Harbiye Reisi Binbaşı Nasuhi Bey Ruslara esir düştü. Üzerindeki Sarıkamış planları Ruslar tarafından öğrenilmişti. Bunun üzerine Ruslar 18. Türkistan Taburu’nu hemen Karaurgan ve Yeniköy’e göndermiştir[33]. X. Kolordu’dan önce oraya yerleştiler. Bu olay, her şeye rağmen başarılı bir şekilde gelişmekte olan harekâtın başarısızlığa uğramasının başlıca sebeplerinden birisi olmuştur.  

X. Kolordu’nun 25 Aralıkta Beyköy’de olması gerekiyordu. Ancak Kolordu Harapkale ve Penek’te gereksiz yere oyalanmıştı.

Bu arada IX. Kolordu da Azap, Ardos ve Zanzak hattında Ruslar tarafından durdurulmuştu.

25 Aralık 1914 tarihinde Osmanlı birlikleri Kızılkilise’ye geldiklerinde Sarıkamış gerçekten savunmasız bir durumdaydı. İki tabur muhafız askerinden başka birlik yoktu. Osmanlı Ordusu’nun harekâta başladığı 22 Aralık’tan itibaren geçen üç gün içinde Ruslar Sarıkamış’ta ve civarında hiçbir tedbir almamıştı. Enver Paşa vakit geçirmeden Sarıkamış üzerine yürümek isterken Hafız Hakkı ise Rusların geri çekilmesini tehlikeli görerek yollarını kesmek için Kosor Boğazı’na girmişti. Böylece dönüş yolunu gereksiz yere uzatmıştı. Halbuki 24/25 Aralık’ta Bardız önüne gelebilseydi Rusların imha edilme şansı yüksekti. Hafız Hakkı bu tarihten itibaren ancak beş gün son sözü edilen yerde olacaktır. Oysa Sarıkamış’ta 25 Aralık akşamı toplanan Rus kuvvetlerinin sayısı IX. Kolordu’nun kuvvetlerine denkti[34]. Hala Sarıkamış’ı almak için bir şans vardı.

25 Aralık 1914 günü başkomutanlık Vekâleti bugünkü ordu emriyle IX. ve X. Kolordulardan Rusların Kars ile olan bağlantılarını kesme emrini vermişti. IX. Kolorduların 29. ve 17. Tümenleri Sarıkamış’ı işgal edecekti.

“29. Tümen Bardız’dan Sarıkamış’a doğru ilerlemeye başladığında yolların karla kaplı olmasından dolayı yürüyüş zor şartlar altında devam ederken Kızılkilise’nin 1 km. kadar güneyindeki boyun noktasından 4 km. uzakta Sarıkamış’ın kuzey tepelerinde Rus birliklerin olduğu görülmüştür. Ancak bu birliklerin az bir mevcudu olduğu ifade edilmiştir. Enver Paşa bir an önce, Ruslar yardım almadan Sarıkamış’ı ele geçirmek istemiş bu yüzden 25 Aralık gecesi için taarruz emrini vermiştir.

Gece hücumunu 86. Alay cepheden yapacak, 85 Alay ihtiyatta kalacak, gerekirse 87.Alay’ı destekleyecekti. 87. Alay sol cenahtan orman içinden ilerleyecek Rusları sağ yandan kuşatıp Sarıkamış’a girecekti. Hızla ilerlemek isteyen Tümen komutanı ağırlıkların ve topçuların Kızılkilise’de bırakılmasını istemişti. 87. Alay’ın başında ilerleyen Başkomutan Vekili’nin bu durumdan haberi olmamıştı.

86. Alayı süngü hücumları ile Rusları geri atmış, iki bölük asker Rusları Çerkezköy’e dek takip etmişti. Hızla taarruz etmesi gereken birlikleri bu saldırısı çok yavaş gelişirken öncüler ile asıl kuvvet arasında büyük boşluklar taarruzun etkili olmasını engellemiştir.

87. Alay ormanlık alanda saldırı için oyalanırken, onu takviye edecek 85. Alay da geri alınmıştı. Saldırı ilk önceleri olumlu başlamış ama gecenin ilerleyen saatlerinde iyice yavaşlamıştı. Tabiat şartların ağırlığını da dikkate alan IX. Kolordu Komutanı Ali İhsan Bey bu taarruzun durdurulmasını Başkomutanı Vekilinden rica etmiş, neticede taarruz durdurulmuştu.

Gece saldırılarında 86. Alay’ın 200 şehidi pek çok da yaralısı vardı. Yaralılar Kızılkilise’ye geri gönderilmeye çalışıldı[35].”

Bunun üzerine IX. Kolordu Komutanı, 29. Tümen Komutanı Albay Arif Beye Sarıkamış’ın işgal edilmesi istasyon, telgrafhane ve hükümet konağı gibi birimlerin ele geçirilmesi emrini geri almıştır.

İşte 25. Aralık gecesi akim kalan bu taarruz sonun da başlangıcını hazırlamıştı. Gerçekten de o güne/geceye dek Rusların elinde topçu birliği yoktu bundan sonra Ruslar topçu birlikleri ve takviyelerle Sarıkamış’ı desteklemiş ve tahkim etmişlerdir.

Ayrıca Türklerin asıl hedefinin Sarıkamış olduğunu anlayan Rus Komutanlar XI. Kolordu  bölgesindeki bütün kuvvetlerini  Sarıkamış’a göndermiştir.

Geceki taarruzun olgun şekilde gelişmesi ve devam etmesiyle belki de Sarıkamış’a en az asker bulunduğu sırada baskın yapma ihtimali de böyle kaçırılmıştır.

X. Kolordu ise Rusları takip etmek amacıyla hayli ilerlemişti. Bu ilerleyiş üzerine Sarıkamış yakınlarındaki Beyköy’e varabilmek için Allahüekber dağlarını geçmeyi tasarlamıştır. Üstelik Ordu komutanına gönderilen raporlar da abartılıydı ve 25 Aralıkta Beyköy’de olunacağı bildirilmişti. Oysa ki mevcut şartlarda Kosor–Beyköy hattını bile iki günde geçebilirdi. Belirtilen tarihte Beyköy’de olunmasının imkânı yoktu.

31. ve 32 Tümenler zorlu kış şartları altında zorlukla ilerleyebilmiş, 32. Tümen yürüyüş esnasında çok sayıda kayıp vermiş, tümen adeta erimişti.

Aras Nehri civarında konuşlanan XI. Kolordu’nun karşısındaki Ruslar ise Sarıkamış’a saldırılacağını öğrenince taarruzdan vazgeçip çok düzenli olarak geri çekilmeye başlamıştır.

Kafkas Ordusu Başkomutan Vekili Mislayefski ise Sarıkamış-Kars bağlantısını açık tutmaya, bütün kuvvetlerini Sarıkamış’ta toplamaya ve burada dirençli sert bir savunmayla Türkleri durdurmaya çalışacaktı.

26 Aralık 1914 günü ordu komutanlığı karşı taarruz için emir verince saat 06.00 da yapılması gereken taarruz saat 07.30’da başlamıştı. IX. Kolordu süvarilerinin ilerlemesi Ruslar tarafından durdurulunca 29. ve 17. Tümenler Kızılkilise yolundan saldırıya geçmişti. Ancak birlikleri hem makineli hem de topçu ateşine maruz kalınca duraklamıştı.

Öğleye doğru ise 17. Tümen’e mensup bir piyade taburu cepheye gelebilmişti.  Öğleden sonra başlatılan taarruzda Yukarı Sarıkamış ile Kuzgun yuvası ele geçirilmiş, şehre inilmek için harekete başlandığında ise Rusların yoğun bombardımanıyla geri çekilmek zorunda kalmıştı.

Rusların Yeniköy ve Çamurludağ taraflarını ele geçirip Kolordunun arkasının tehlikeye girmemesi için 83. Alay ile tedbir alınmıştı.

Bu arada Sarıkamış’a yürüyen birliklerin yorgun olduğu, pek çok askerin dağıldığı ve kaçtığı göz önünde bulundurularak saldırı bir kez daha durdurulmuş, derlenip, dağılan askerli toplamak daha sonra saldırıya geçmek için tarih 27 Aralık olarak belirlenmişti.

X.Kolordu ile Kars‘a dek ilerlemek isteyen Hafız Hakkı’ya IX. Kolordu’ya katılması emri verilince, Kolordu komutanı birliklerini Allahüekber Dağlarından geçirerek Başköy’e hareket kararı almıştır[36]. İşte bu karar X. Kolordu’nun kış şartlarından dolayı erimesine sebep olmuştur.  

 X. Kolordu birlikleri yeniden yorgun ve dağınık birlikleriyle Sarıkamış’ı ele geçirmek için saldırıda bulunmuş ama takviye alan Ruslar tarafından Çerkezköy’de durdurulmuştur. Bugün çok kanlı geçen muharebelerde topçunun yetersizliği ön plana çıkmıştı. Oysa 29. Tümen bütün subayları ve erleri olmak üzere saldırıyı geliştirmek için çaba harcamıştır. Alay Komutanları bile şehit düşmüştür. Ancak asıl tehlike akşama doğru baş göstermiştir. Çünkü Hasan Ağa dağında Rus kuvvetleri ve Çamurludağ sırtlarında Rus süvarileri görülmüştü. Bu, tedbir alınmazsa IX. Kolordu’nun arkadan sarılması demekti. Bunun üzerine Bardız’da bulunan 32.Tümen’e Sarıkamış’a hareket emri verilmiştir. Ayrıca Allahüekber Dağlarını aşarken çok döküntü veren X. Kolordu’nun iki gün dinlenme isteği de reddedilerek Beyköy’e gelmesi emredilmişti.

Birlikler Sarıkamış civarında toplanacak, eksiklikler mümkün olduğunca giderilecek ve saldırı yenilecekti.

Ordu Komutanlığının X. Kolordu’nun nerede yada Sarıkamış’a ne kadar uzaklıkta olduğuna dair bilgisi yoktu. Bu arada Sarıkamış barakalarından istasyondan ve Çerkezköy’ün bazı evlerinden dumanlar yükselmeye başlamıştı. Bu Rusların geri çekilmek için hazırlık yaptıklarının bir işareti sayılmıştır. Ancak şiddetle taarruza geçecek ihtiyat birliği yoktu. Bardız’da bulunan 32. Tümen ve 28. Tümen Çamurludağ’daki Rusların saldırısı yüzünden olduğu yerde kalmış, Sarıkamış’a saldıracak olan birliklerin yardımına gidememiştir. Bu yüzden IX. Kolordu yine fırsatı değerlendiremeyerek herhangi bir taarruz geliştirememiştir[37].

28 Aralık günü Bardız’ın düşme tehlikesi belirmiştir. Ruslar takviyelerle yorgun 32. Tümen’in karşısında adeta bir tümenlik kuvvet toplamışlardır. Ayrıca X. Kolordu Komutanı Albay Hafız Hakkı Bey ise 27 Aralık günü Ordu Komutanına bir rapor yazmış, bu raporunda 30. Tümen’in öğleden sonra hareketle Divik-Çatak bölgesinden Sarıkamış’a ineceğini ve Ruslara karşı taarruza başlayacağını ifade etmiştir. Bu hesaba göre birlikler hem düşmanla savaşacak hem de kış şartları ile çarpışarak 40 km. yürüyeceklerdi.

29 Aralık günü Osmanlı birlikleri artık döküntüler halinde Sarıkamış tepelerdeydi. Saldırının olgunlaşması neredeyse imkânsız hale gelmişti. Üstelik Ruslar aldıkları takviye ve cephane yardımıyla bu zayıf kuvvetleri kolayca Sarıkamış tepelerinde durdurmayı başarmıştı. Üstelik X. Kolordu birliklerinden hala sağlıklı bir şekilde haber alınamıyordu.

Yenilenen hücumlarla Çerkezköy alınmak istendi ama Rusların dirençli savunması kırılamamıştır. Ancak Ruslar bu saldırıda yine de ağır kayıp vermiştir. Burada bir tehlike daha baş göstermiştir. İhtiyat kuvvetlerinin mevcudu 150-200 kişi kadardı. Savaşan birliklere takviye yapılamayacaktı. Bardız’da Rusları karşılayan 32. Tümen’in de mevcudunun çok azaldığı belirtilmiştir. Ancak bu Tümen kendilerine 600 metre yaklaşan Ruslara yine de her şeye rağmen bine yakın ayıp verdirmiştir. Bunun üzerine Ruslar Bardız’a yaptıkları hücumu durdurmak zorunda kalmıştır.

X. Kolordu 29 Aralık’ta Yağbasan-Alisofu hattına döküntüleriyle ancak gelebilmiştir. Böylece Sarıkamış kuşatması kağıt üzerinde daha yeni tamamlanmış oluyordu. Bir süre kapanan Kars-Sarıkamış hattı Ruslar tarafından X.Kolordu birliklerinin geri atılmasıyla yeniden açılmıştı. Üstelik topçu bakımından Ruslar bariz üstünlüğü de ele geçirmiştir. Şimdi avantaj Ruslardaydı. Dağınık ve yorgun durumdaki Türk birliklerine karşı topçu ateşiyle aman verilmemişti. Böylece Sarıkamış’ın üst tepelerine hatta üst mahallerine dek gelebilen Osmanlı birlikleri oldukları yerde kalmış ve taarruza durdurmak zorunda bırakılmıştır. Ordu komutanı hala taarruz emrinde ısrar etmiş, X. Kolordu görülene dek IX. Kolordu birliklerinin düşman karşı dayanmasını ve savunma yapmasını istemiştir. Üstelik yapılan tali saldırılarda kolordu birliklerinin kuvveti erimiş, Bardız civarında ki 32. Tümen ise Ruslara karşı savunmasını inatla sürdürmüştür.

30 Aralık 1914’ten sonra siper savaşlarına geçilmiştir. Ancak Ruslar devamlı takviye ve cephane yardımı alarak özellikle topçularının da saldırısıyla Türk birliklerini iyice hırpalamaya başlamıştır.

Özellikle Sarıkamış’ta toplanmaya devam eden Rus Ordusu’nun Bardız’ı almak için yaptığı saldırılardan bir netice alınamamıştır. Ama 32. Tümen 2 Ocak 1915 günü daha fazla dayanamayınca Bardız’dan çekilmiş, Bardız yaylası Rusların eline geçmiş ve moral ve taktik üstünlük tamamen Rusların lehine olmuştu. Bundan sonra Türk birlikleri geri çekilmek zorunda kalmış ve 6-7 Ocak 1915 günü ise Ordunun mevcudu 2.500 tüfekli er ve 16 top olarak erimiştir. Böylece Doğu Cephesinde III. Ordu’nun taarruzu durmuştur.  Ruslar ise genel saldırıdan çok taciz hareketlerinde bulunarak Türkleri daha da çekilmeye zorlamış, Enver Paşa Ordu Komutanlığını Hafız Hakkı’ya bırakarak İstanbul’a dönme kararı almıştır. İstanbul’a çektiği telgrafta;

“Ruslara karşı bağlanmış olan harekât Rus Ordusunun kesin surette yenilgisiyle sonuçlanmadıysa da, düşmanı sınır dışına çıkarmaya ve düşman arazisinin bir kısmını ele geçirmeye ve düşman ordularının iyiden iyiye sarsılmasına imkan verdi. 15 gün devam eden taarruz muharebeleri sonucunda, yorulmuş olan Orduyu dinlendirmek ve hem de ileri harekât için hazırlanmakla uğraşılacaktır.

Ben Ordu’nun kumandasını Hafız Hakkı Paşa’ya bırakarak İstanbul’a hareket ediyorum.

Bunla beraber bu bu hususların ve hareketimin gizli kalması istirham ederim[38].”

Başkomutan Vekili Orduya da şöyle seslenmişti:

“Arkadaşlar,

Hemen bir ay oluyor ki, içinizde bulunarak günlerce süren muharebelerde düşmana nasıl saldırdığınız gördüm.  Havanın, yerin ve düşmanın gösterdiği direnmeleri her türlü yoksulluğa bakmayarak kırdınız ve düşmanı ata topraklarından sürüp götürdünüz. Düşmandan yerler aldınız. Bu uğurda sarf ettiğiniz emekler hiçbir vakit kaybolmayacaktır. Bundan dolayı sizi padişahımız başta olmak üzere bütün milletimiz tebrik ediyor. Ben yine İstanbul’a dönüyorum. İnşallah bundan böyle büyük başarılar kazanarak, düşmanı bir daha baş kaldırmayacak derecede kahreder ve şehitlerimizin ruhunu şad edersiniz. Sizi Allah’ın birliğine emanet ediyorum.

Unutmayınız ki Allah her zaman yardımcımızdır[39].”

Enver Paşa 9 Ocak 1915’te Hedik’ten ayrılarak İstanbul’a doğru yola çıkmıştır.

 

9. Harekâtın Neticeleri

1. Sarıkamış Harekâtı’nda Ruslara ağır kayıplar verdirilmesi durumunda Rusların Kafkasya’yı boşaltacağı inancının tam tersine Rusya, Kafkasya’ya yerleşti.

2. Sarıkamış ele geçirip yiyecek ve her türlü malzemeye kavuşma ümidi yok oldu.

3. Sarıkamış İhata Harekâtı ile birlikte Doğu Cephesi’ndeki savunma hattı iyice zayıfladı.

4. Ağır yenilgi ile Ermeni çetecileri her yanda isyana ve saldırılara başladı. Halkın can güvenliği kayboldu.

5. Çekilen ve ricat eden asker her yana salgın hastalık taşıdı.

6. Halkın morali bozuldu ve fakirlik arttı. Batıya doğru göç başladı.

7. Ruslar bu harekâttan sonra bir yıl kadar ilerleme yapamadılar.

8. Erzurum göç eden halkın adeta toplanma merkezi oldu.

9. Pek çok askerimiz Ruslara esir düşerek başta Sibirya olmak üzere diğer kamplara götürüldü.

10. Aileler yollarda, göç ederken kış şartlarından ve çetelerin saldırmasından dolayı kayıplar yaşadılar.

11. Ruslar kuvvetlerini Almanlara karşı savaşmak için gönderemediler.

 

10. Harekatın Başarısızlık Sebepleri

10.1- Komuta Hataları

1. Başarı şansı gizlilik ve hızlı hareket kabiliyetine bağlı olan harekatta Hafız Hakkı Beyin  aceleci ve yanlış tutumları oldu.

2. Kolordular arasında irtibatsızlık ve koordinasyon eksikliği vardı

3. Hafız Hakkı Beyin Ardahan doğrultusuna yönelmesiyle kuşatma çemberinin genişlemesi ve bunun neticesinde zaman ve kuvvet kaybı söz konusu oldu.

4. Başkomutan Vekili Enver Paşa, III. Ordu komutanlığını da yüklenmesi, IX. Kolordu ile Sarıkamış’a doğru gitmesi ve zaman zaman ön saflarda savaşması, orduyu sevk edecek hakim bir noktada karargah kurmayışı önemli etkendi. Tecrübesizliği ile cesur ama yanlış kararlar aldı.

5. Galip Paşanın komutanı olduğu XI. Kolordu Rus kuvvetleri üzerinde istenen etkiyi yapamadı.

6. Kolordu Komutanları verdikleri raporlarla Başkomutan Vekilini yanılttı.

7. Nasuhi Beyin Ruslara esir düşmesiyle Sarıkamış Kuşatma Planları deşifre oldu.

8. Kolordu Komutanlarındaki isteksizlik ve motivasyon eksikliği vardı.

9. Komutanlar tarafından arazi ve mevsim şartları gerektiği kadar dikkate alınmadı. 

10.Hazırlıkları tam anlamıyla yapılamadı ve bütün bunlarla birlikte doğan fırsatlar değerlendirilemedi.

11. Askeri eğitim eksik ve yetersizdi (özellikle kış ve gece şartlarında).

12. Asker yeteri kadar dinlendirilemedi.

10.2-İkmal İmkanlarının Yetersizliği

1.Sarıkamış’ta olduğu gibi yurt genelinde ulaşım ve haberleşme, araç ve gereç yetersizdi.

2.Harp malzemesinin taşınamadı, gerektiği zamanda yeteri kadar malzeme ulaştırılamadı.

3.İkmal, yollarda bozularak işe yaramayacak hale geldi.

4.Tren yolları yetersizdi.

5. Donanmadan yararlanılamadı.

6. Giyecek donanımı zayıftı.

10.3. Firarlar

1. Askerlerin cepheden kaçmaları önlenemedi.

2. Kaçışlar örnek teşkil etti ve giderek arttı.

3. Kaçak askerler çete kurarak köylere ve köylüleri zulüm etti.

4. Bölgede görev yapan Aşiret Süvari Alayları dağıldı.

5. Kaçak askerlerin toplanamadı ve kaçak merkezleri oluşturulamadı.

6. Askerlerin ruh sağlığı bozuldu.

10.4. Salgın Hastalıklar

1. Askerin temizliği sağlanamadı.

2. Başta tifüs olmak üzere diğer salgın hastalıkların arttı.

3. Karantina hiç olmayacak derecede yapılamadı.

4. Hastalıkların askerler tarafından sivillere de bulaştırıldı.

5. Şehit askerlerin definleri yapılamadı.

10.5. Soğuk ve Donmalar

1.Giderek artan soğuklarda donma vakaları çoğaldı, can kaybına ve uzuv kaybına sebep oldu.

2.Asker giyiminin kış şartlarına uygun değildi.

3. Donmanın önüne geçilmesi için kapalı ortamlar oluşturulamadı.

4. Geçici veya kalıcı görme kaybı Sarıkamış’taki kristalli kardan dolayı arttı.

10.6. Sağlık Şartlarının ve hekimlerin yetersizliği

1.Toplanma merkezlerindeki şehir, kasaba ve köylerde yeteri kadar sağlık merkezleri kurulamadı.  

2. Tıbbi malzeme ile ilaç eksiliği giderilmedi.

3. Doktor ve hastabakıcı yetersizdi.  

4. Revir ve yatakhaneler özellikle cephede oluşturulamadı.

5. Yaralı veya hasta nakilleri yapılamadı.

6. Sağlık personeli de hastalıklara yakalandı.

7. Etüv eksikliği giderilmedi.

10.7.Diğer sebepler

1. Hayvan sayısı azdı ve hayvanlar güçsüzdü.

2. Hayvanlar için yem sağlanamadı.

3. Rusların karşı propagandası etkili oldu.

4. Ermeni köylerinden /çetelerinden askerlere yapılan saldırılar önlenemedi.

5. Askerler memleketlerine sağlıklı haber ulaştıramadı.

 

11. Sarıkamış Harekatı’nda Kayıplar

Çanakkale Cephesi’nde olduğu gibi (253.000 şehit söylemi) Sarıkamış Harekâtı’nda da 90.000 askerin hiç kurşun atmadan donarak şehit düştüğü defalarca tekrarlanır. Aslında Sarıkamış Harekâtı’nda kesin bir kayıp listesinin hazırlanamayacağı tabiidir. Çünkü şehitler, hastalar, kaçanlar, esir düşenler bir liste halinde dönemde tutulmuşsa da daha sonra evrakların imhası/kesin bir belirleme yapılamaması gibi zaruretten tam ve kesin rakam bilinemeyecektir. Genellikle III. Ordu’nun mevcudunun yaklaşık 120.000 bin olması ve 30.000 askerin mevcuduyla aradaki rakam yuvarlanarak kayıp 90.00 olarak belirlenmektedir. Ancak şunun da altını çizmek gerekir ki, bu donarak şehit düşen asker sayısı değil, genel kayıp sayısıdır. Yani; şehit düşen, kaçan, hasta olan, geri gönderilen, esir düşen ve akıbeti bilinemeyen askerler için bu rakam söz konusu olmalıdır.

Çeşitli kaynaklarda belirtilen kayıp rakamlarını da şu şekilde sıralamak olasıdır. Görülecektir ki kayıp sayısı değişkendir.

1. 60 şehit, 7.000 esir, 30.000’den fazla hasta ve yaralı ile Kars’ta katledilen 40.000 Türk ile bu rakam 137.000 olarak verilir[40].

2. Binbaşı Laşer 90.000 insan kaybettiğini, III. Ordu’nun 12.000 askerle geri dönebildiğini belirtir[41].

3. Müderrisoğlu ise 90.000 donuk olmak üzere 114.000 kayıp verildiğini belirtir[42].

4. General H. Işık Sarıkamış Askeri Harekâtı’na katılan 118.000 askerden ancak 18.000’nin geri döndüğünü, hasta ve yaralılardan 10.000 askerin daha kurtulabildiği kabul edilirse kaybın 90.000 olduğunu ifade eder[43].

5. Ergünöz Akçora Allahüekber Dağlarında 20.000 askerin donduğunu, Sarıkamış civarında ise 78.000 askerin donarak şehit olduğunu yazar[44].

6. Liman von Sanders ise 90.000 ordu neferinden ancak 12.000’nin geri dönebildiğini belirtir[45].

7. Paul Muratof Türk kaybının 75.000 olduğunu ifade eder[46].

8. Türk zayiatı konusunda savaş alanında şehit olanlar 23.000 muharebe gerisinde ölenler 10.00 hasta olanlar 17.000 esir düşen 7.000 toplam 57.000 kayıptan bahsedilir[47].

9. III. Ordu’nun Kurmay Başkan Yardımcısı Felix Guze ise 27.000 esir, donmadan ve kanamadan dolayı 30.000 şehit, 30.000 askerin de geri döndüğünü bildirir. Ayrıca yine Guze  esirlerin 3.500 olduğunu gömülen şehitlerin 11.000 olduğunu da yazar[48].

10. 23.000 cephede, 12 000 savaş gerisinde 35 şehit, 7.000 esir ve 17.000 asker hasta ve yaralı olarak cepheden ayrılmış toplam 59.000[49] kayıptan verildiği belirtilir.

11.Belen, Harp Tarihi Arşivine göre 23.000 şehit, 7.000 esir ve 10.000 yaralı olmak üzere toplam 40.000 kayıptan söz eder[50].

12. Fevzi Çakmak ise toplam kaybı 60.000’e çıkarmaktadır[51].

 

12.SONUÇ

Birinci Dünya Savaşı’na Karadeniz saldırısıyla giren Osmanlı Devleti, Kafkas Cephesi’nde Rus Kuvvetlerini tutup Alman ve Avusturya ordularının Avrupa’da başarı kazanmasını sağlamak ve  eski sınırlarına ulaşmak için Sarıkamış Harekâtı’nı başlatmıştır. Kısa sürede hızlı ve baskın taarruzunda, kağıt üzerinde gayet iyi hazırlanan plan daha sonra bariz komuta hatalarına ve ağır kış şartlarına rağmen başta olumlu olarak gelişmiş ancak daha sonra Rusların hızla kuvvet kaydırmasıyla ağır bir yenilgiye dönüşmüştür. 

 

Bu harekâtta 40-90 bin arasında kayıp verilmiş, Türk askeri her türlü zorlu şartlara rağmen Sarıkamış Dağlarında kahramanca çarpışmış, içlerindeki kırık bir ümide tutunarak Kafkasya’nın kapısını açmaya çalışmış ama başaramamışlardır.

 

Şehitlerimizin Ruhu şad olsun.

 

13. Kaynakça

A.B.Şirokorad, 2009, Osmanlı-Rus Savaşları, Selenge Yayınları, s 568.

Ahmet İzzet Paşa, Feryadım, Cilt 1, Nehir Yayınları.

Akif Aşırlı, 2013, Nargin, BKY Yayınları, s 127.

Akbay, S, 1970, Birinci Dünya Harbi'nde Türk Deniz Harbi Harekatı, Cilt-7, Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı.

Albay Arif Baytın, 2007, Sessiz Ölüm, Sarıkamış Günlüğü,  Yeditepe Yayınları, s 188.

Ali İhsan Sabis, 1992, 1. Dünya Savaşı Hatıraları, Cilt 1–2, Nehir Yayınları.

Ali Rıza Eti, 2009, Bir Onbaşının Doğu Cephesi Günlüğü, Türkiye İş Bankası Yayınları, s 160.

Alptekin Müderrisoğlu, 1997, Sarıkamış Dramı, Cilt 1-2, Kastaş Yayınları.

Arı İnan, 1997, Enver Paşanın Özel Mektupları, İmge Kitabevi.

Askeri Tarih Belgeleri Dergisi, Ağustos 1989, Sayı-88.

Aziz Samih İlter, 1974, Büyük Harpte Kafkas Cephesi Hatıraları, Zivin'den Peterniç'e, Büyük Erkanı Harbiye Matbaası.

Behçet Cemal, Cemal Paşa'nın Hatıraları, 2. b, Çağdaş Yayınevi.

Bingür Sönmez ve Reyhan Yıldız, 2007,  Ateşe Dönen Dünya: Sarıkamış, İkarus Yayınları, s 295.

Birinci Dünya Harbi'nde Türk Harbi Kafkas Cephesi, 3. Ordu Harekâtı, Cilt I-II, Genelkurmay ATASE.

Carl Mühlman, 2009, İmparatorluğun Sonu, Timaş Yayınları, s 190.

Cavit Marancı, 2009, Sarıkamış Harekatı ve 91. Alay, Alioğlu Yayınevi, s 159.

Doğan Hacipoğlu, 2003, Osmanlı İmparatorluğu'nun Birinci Dünya Savaşına Girişi, İstanbul Deniz İkmal Grup Komutanlığı Matbaa Müdürlüğü.

Edward J. Erickson, 2011, Birinci Dünya Savaşında Osmanlı (1914-1918) Cilt-IV, Timaş Yayınları, s 223.

Fahir Armaoğlu, 1994, 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi(1914-1980), 9. b, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

Fahri Belen, 19172, 20. Yüzyıl Osmanlı Devlet Tarihi, Remzi Kitabevi.

Fahri Belen, 1964, 1. Dünya Harbi'nde Türk Harbi, 1914 Yılı Hareketleri, Cilt-1, Genelkurmay Basımevi

Felix Guze, 1931, Büyük Harpte Kafkas Cephesindeki Muharebeler, 79. Mecmuanın Tarih Bölümü, Sayı-20.

Hanri Benazus, 2008, Beyaz Ölüm, Bizim Kitaplar, s 728.

Hasan Basri Efendi, 2009, Bir Gemi Katibinin Esaret Hatıraları, YKY Yayınları,  s 423.

Hüseyin Işık, 1989, Birinci Dünya Savaşında Rus Cephesindeki İlk Muharebeler ve Sarıkamış Harekatı, Dördüncü Askeri Tarih Semineri Bildiriler, ATASE Yayını.

Genelkurmay Başkanlığı, 1993, Birinci Dünya Harbi'nde Türk Harbi Kafkas Cephesi III. Ordu Harekatı, Cilt- I ve II. 

General Nilokski, 2010, Sarıkamış Harekatı, Kariyer Yayıncılık, s 136.

İlhan Bardakçı, 1981, Kar Çiçeklerine Fatiha, Tercüman Gazetesi.

İrfanoğlu İsmail Efendi, 2004, Allahüekber Dağları’ndan Sibirya’ya, s. 160.

İsmail Habib Sevük, 1943, Yurttan Yazılar, Cumhuriyet Matbaası.

K. Öztürk, 1998, Sarıkamış Belgeseli, VCD.

Kazım Karabekir, 2000, Birinci Cihan Harbi'ne Nasıl Girdik,  Cilt 1-2, Emre Yayınları.

Liman von Sanders, 1969,  Türkiye'de Beş Sene, (Çev: Şevki Yazman) Burçak Yayınları.

Mareşal Fevzi Çakmak, 1936, I.Dünya Harbi'nde Şark Cephesi Hareketleri, Askeri Matbaa.

Maslofski,1935, Umumi Harpte Kafkas Cephesi Eserinin Tenkidine Dair (Çev: Nazmi), Genelkurmay Basımevi.

M. Cemil, 1988, Lozan C-I, Sosyal Yayınlar.

M. Fahrettin Kırzıoğlu, 1955,100. Yıldönümü Dolayısıyla 1855 Kars Zaferi, Işıl Matbaası, s 231.                             

M.Larcher, 1917, Büyük Harpte Türk Harbi, Çev. Bursalı Nihad,  Cilt-I, Askeri Matbaa.

Mehmet Arif Bey, 93 Harbi, Başımıza Gelenler, Sadeleştiren Nihat Yazar, 4. Baskı, Adak Yayınları, s 665.

Metin Tekin, 2007, Sarıkamış'tan Sibirya'ya, Timaş Yayınları, s 174.

Necati Ökse, 1989, Birinci Dünya Harbi'nde III. Türk Ordusu'nun Harekatı, Askeri Tarih Bülteni No-7.

Özhan Eren, 2004, Sarıkamışlı Geçmiş Zaman, DMC Yapım, s. 60.

Özhan Eren, 2005, Sarıkamış'a Giden Yol,  Alfa Yayınları, s 521.

Paul Muratof, W.E.D, 1966, Kafkas Harekatı, Kafkasya Sınırındaki Harplerin Tarihi, Genelkurmay Basımevi.

Ramazan Balcı, 1999, Sarıkamış Harekâtı, Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, s 271.

Ramazan Balcı, 2005, Sarıkamış Propaganda Savaşı, Mart Sayısı, Tarih ve Düşünce Dergisi, s 18–34.

Ramazan Balcı, 2004, Tarihin Sarıkamış Duruşması, Tarih ve Düşünce Kitapları, s 328.

Ramazan Balcı, 2006, Sarıkamış Yolun Sonu, BKY Yayınları, s 224.

Recep Şükrü Apuhan, 1997, Mehmetçik, Timaş Yayınları, s 127–137.

Rıza Serhadoğlu, 2005, Savaşçı Doktorun İzinde,  Remzi Kitabevi, s 326.

Sarıkamış Faciası, 2001 Nisan,  Atlas Dergisi, s 72–90.

Selahattin Osman Tansel, Çanakkale'de İstanbul'u Kurtarmak, Özsan Matbaacılık, s 469.

Selahattin Çetiner, Çanakkale Savaşı Üzerine Bir İnceleme, s 289.

Şerif İlden, Sarıkamış, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, s 267.

Teoman Alpaslan, 2008, Sarıkamış, Kum Saati Yayınları, s 267.

WED Allen, Paul Paulovich Muratoff, 1966, Kafkas Harekâtı, Genelkurmay Basımevi, s 525.

Yavuz Özdemir, 2003, Bir Savaşın Bilinmeyen Öyküsü (Sarıkamış Harekâtı), Erzurum Kalkınma Yayınları Vakfı, s. 355.

Yetmişlik Bir Subayın Anıları, 1988, XVI. Dizi-Sayı 51, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Tarih Kurumu Yayınları, s 282.

Ziya Nur Aksun, 2005, Enver Paşa ve Sarıkamış Harekâtı, Ötüken Yayınları, s 229.

Ziya Yergök, 2005, Sarıkamış'tan Esarete, s 262.

 

 

 



[1] I.Dünya Savaşı’nda Osmanlı (1914-1918), s 13.

[2] Sarıkamış’a Giden Yol, s 15.

[3] 20.Yüzyıl Siyasi Tarihi, s 28-30.

[4] Çanakkale’de İstanbul’u Kurtarmak, s 16-31.

[5] Bir Savaşın Bilinmeyen Öyküsü, s 1.

[6] Hatıralar, s 116.

[7] Osmanlı İmparatorluğu’nun 1. Dünya Harbi’ne Girişi, s 49.

[8] Büyük Harpte Şark Cephesi Hareketleri, s  4-5.

[9] Askeri Tarih Belgeleri Dergisi, sayı 88/Çanakkale Savaşı Üzerine Bir İnceleme, s 33.

[10] Birinci Dünya Harbi C 2, s 372.

[11] Bilinmeyen Bir savaşın Öyküsü, s 24.

[12] Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi Deniz Harekatı, s 88.

[13] Üçüncü Ordu Harekatı, s 214.

[14] Büyük Harpte Kafkas cephesi, s 99.

[15] Sarıkamış, s 56.

[16] III. Ordu Harekatı, s 99/ Bir Savaşın Bilinmeyen Öyküsü, s 59.

[17] Umumi Harpte Kafkas Cephesi, s 57.

[18] Birinci Dünya Harbinde…., s 135.

[19] Tarihin Sarıkamış Duruşması, s 142.

[20] Ateşe Dönen Dünya, s 116/Sarıkamış Dramı Cilt-1, s 173.

[21] III. Ordu Harekatı, s 350.

[22] Birinci Dünya Harbi Cilt-2, s 263.

[23] Sarıkamış, s 121.

[24] Sarıkamış Dramı Cilt-1, s 226.

[25] Ateşe Dönen Dünya, s 119.

[26] a.g. e, s 120.

[27] Enver Paşanın Özel Mektupları, s 190.

[28] Bir Savaşın Bilinmeyen Öyküsü, s 222-223.

[29] Muratof ve Alen, s 240.

[30] Tarihin Sarıkamış Duruşması, s 152.

[31] Guze, s 9.

[32] Tarihin Sarıkamış Duruşması, s 161.

[33] Çakmak, s 53.

[34] Tarihin Sarıkamış Duruşması, s 168.

[35] Tarihin Sarıkamış Duruşması, s 173.

[36] III.Ordu Harekatı, s 438.

[37] Tarihin Sarıkamış Duruşması, s 202.

[38] Bir Savaşın Bilinmeyen Öyküsü, s 334.

[39] Sarıkamış Dramı Cilt-II, s 581, 637.

[40] Büyük Harpte Türk Harbi,  s 110.

[41] Tarihin Sarıkamış Duruşması,  s 290.

[42] Sarıkamış Dramı, Cilt-II, s 590.

[43] Büyük Harpte Kafkas Cephesi Hatıraları, s 16.

[44] Türkiye’de Beş Sene, s 37.

[45]  Sarıkamış Savaşı, s 443.

[46] Yurttan Yazılar, s 351.

[47] Umumi Harpte Kafkas Cephesinin………., s 163.

[48] Tarihin Sarıkamış Duruşması, s 292.

[49] Bilinmeyen Savaşın Bir Öyküsü,  s 353.

[50] Büyük Harpte Şark Cephesi Hareketleri,  s 79-80.

[51] Üçüncü Ordu Harekatı, s 535.


  11951 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

11/07/2017 - 10:07 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması : Gazze Muharebeleri ( 1.Bölüm) (Tuncay Yılmazer)

22/05/2017 - 05:29 Müstahkem Mevkii’nin Anafartalar’daki Sesi - Küçük Anafartalar Topları (Bayram Akgün)

09/05/2017 - 08:12 Kûtulamâre Kuşatması’ndan Esarete Yüzbaşı Sandes’in Hatıraları - Çev. Tuncay Yılmazer

02/05/2017 - 11:45 İzmir-Bayındır İlçesinden Çanakkale Harbine Katılanlar (Necat Çetin)

28/04/2017 - 08:49 Kûtulamâre Zaferi 1916 (Muzaffer Albayrak – Vahdettin Engin)

23/04/2017 - 21:24 Türk Ordusu’nda Künye Uygulamasına İlişkin İlk Girişimler ve İlk Künyelerle İlgili Kısa Bilgiler (The First Attempts On The Use Of Identity Tags In Turkish Army And Information About The Early Identity Tags) (Burhan SAYILIR)

13/04/2017 - 05:43 Müstahkem Mevki’nin Kara Savunması İçin Top Desteği Sağlaması (Bayram Akgün)

07/04/2017 - 14:30 Çanakkale Muharebelerinde İdari ve Lojistik Faaliyetler (Ayhan Candan)

06/04/2017 - 19:17 Kabataş Erkek Lisesi 1.Büyüteç Tarih Öğrenci Sempozyumu (8-9 Nisan 2017)

04/04/2017 - 21:12 Resmi Belgelere (Nüfus Ölüm-Genelkurmay-Kayıtsız Ölüm Defterleri) Göre İzmir - Beydağ Şehitleri (Necat Çetin-A.Levent Ertekin)

31/03/2017 - 07:25 Çanakkale nin Şehit Kalemleri (İsmail Sabah)

27/03/2017 - 19:43 Çanakkale Müstahkem Mevkii’ye Bağlı Top Mermisi Çeşitleri (Bayram Akgün)

25/03/2017 - 20:58 GeliboluyuAnlamak Özel- 100. Yılında Gazze Muharebeleri Kahramanlarını Anıyoruz (Tuncay Yılmazer)

17/03/2017 - 21:15 18 Mart Özel Makalesi - Yaşayanların Ağzından 18 Mart Boğaz Muharebesi (Ahmet Yurttakal)

16/03/2017 - 08:51 18 Fotoğrafla Çanakkale Boğaz Muharebesi 18 Mart 1915 - 18 March 1915 Dardanelles Assault with 18 photographs (Ahmet Yurttakal)

13/03/2017 - 05:47 Çanakkale Muharebeleri’nde Bir Hile: Sahte Toplar (Bayram Akgün)

07/03/2017 - 04:27 Çanakkale Zaferi’nden Mescid-i Nebevi’ye (Enver Paşa’nın 1916 Filistin-Hicaz ziyareti) (Tuncay Yılmazer)

23/02/2017 - 07:48 Gelibolu Savunması Bir Karargâh Çalışması - General G.S. Patton (Haluk Oral)

09/02/2017 - 06:24 İkinci Kirte Muharebesi (6-8 Mayıs 1915 Taarruzları) (Yücel Özkorucu)

31/01/2017 - 12:29 Türk Boğazları Meselesi (Ayhan Candan)

24/01/2017 - 05:39 Kanlı Bir Mendil Hikayesi (Ömer Arslan)

19/01/2017 - 10:32 Irak Cephesinde Gönüllü Kahramanlar Osmancık Taburu (Muzaffer Albayrak)

23/12/2016 - 20:32 Atlas Tarih Dergisi Aralık-Ocak Sayısında 1916 Sina Filistin Hicaz Cephesi (Tuncay Yılmazer)

13/12/2016 - 07:23 Birleşik Harekat Tecrübesi Olarak Cihan Harbinde Türk-Alman Askeri İttifakı (Gültekin Yıldız)

02/12/2016 - 20:23 Çanakkale Kara Muharebelerinde Ağıl Dere (Şaban Murat Armutak)

15/11/2016 - 11:48 Çanakkale de Bir Melek Hanım (Muzaffer Albayrak)

01/11/2016 - 05:41 Çanakkale Kara Muharebelerinde Asma Dere (Şaban Murat Armutak)

24/10/2016 - 06:55 42. Alay / Gelibolu 1915 - Ahmet Diriker (Oğuz Çetinoğlu)

10/09/2016 - 11:12 Seddülbahir Kahramanı Bigali Mehmet Çavuş (Ömer Arslan)

03/07/2016 - 14:42 Çanakkale’den 100. Yılında Somme’a:Bir Savaş, İki Muharebe (Mustafa Onur Yurdal)

11/06/2016 - 14:37 I.Dünya Savaşı nda Şii Ulemasının Cihat Fetvaları Çerçevesinde Irak Cephesi (Ziya Abbas)

01/06/2016 - 06:23 Kutülamare- Yarbay Mehmed Reşid Bey in Günlüğü (İ. Bahtiyar İstekli)

23/05/2016 - 12:01 Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Muharebelerinde Sağlık Alanındaki Faaliyetleri (Ayhan Candan)

16/05/2016 - 07:38 Bir Osmanlı Kurmay Subayı- Iraklı Kürt Devlet Adamı, Mehmet Emin Zeki Bey in Yaşam Öyküsü (Tuncay Yılmazer)

10/05/2016 - 13:00 Mezopotamya da Bir Savaş 1915-1916 KutülAmare – Nikolas Gardner ( Tuncay Yılmazer )

07/05/2016 - 07:31 Birinci Dünya Savaşının İslam Dünyasına Etkileri (Yüksel Nizamoğlu)

30/04/2016 - 19:20 Çanakkale Savaşı: Bir Siyasi Mücadele Alanı (Özgür Öztürk)

23/04/2016 - 19:13 25 Nisan 1915 Anzak Çıkarması İlk Saatleri – Daha Erken Müdahale Edilebilir miydi? ( Ahmet Yurttakal )

17/04/2016 - 21:26 Maskirovka Harekatı - KutülAmare bir zafer midir? ( Tuncay Yılmazer )

13/04/2016 - 05:30 Çanakkale Savaşları ve Barbaros’un Batışı (İsmail Bilgin)

28/03/2016 - 11:20 Çanakkale Muharebelerinde Osmanlı Ordusunun Asker Kaybı (Ayhan Candan)

26/03/2016 - 09:55 Eğitimli Neslin Birinci Dünya Savaşı ile İmtihanı ( Dr. Nuri Güçtekin )

24/03/2016 - 10:00 Birinci Dünya Savaşı nda Yozgat Lisesi (Dr. Nuri Güçtekin)

21/03/2016 - 06:35 Çanakkale Seferberliği: Savaş, Eğitim, Cephe Gerisi (Mustafa Selçuk)

17/03/2016 - 08:15 18 MART ÖZEL - Çanakkale Zaferi ve Cevat Paşa (Ahmet Yurttakal)

11/03/2016 - 06:49 Zaferi Kanla Yazan Fındıklılı Mehmet Muzaffer (İsmail Bilgin)

02/03/2016 - 12:48 Kut’ül Amare Zaferi -2 (İsmail Bilgin)

29/02/2016 - 11:29 Kut’ül Amare Zaferi -1 (İsmail Bilgin)

22/02/2016 - 12:27 Gertrude Bell Irak Sınırını Çizen Kadın (Veysel Sekmen)

14/01/2016 - 08:43 Çanakkale Şehidi Feyzi Çavuş’un Zevcesi Zehra Hanımın Padişaha Mektubu (Osman Koç)

23/12/2015 - 16:47 Çanakkale Savaşlarında Binbaşı Halis Bey’e Ait Bir Ganimetin Öyküsü (Serdar Halis Ataksor)

10/12/2015 - 18:03 Mesudiye Zırhlısının Dramı (Cemalettin Yıldız)

06/12/2015 - 20:29 Kut’ülamarenin Türklere Tesliminden Sonra Irak İngiliz Ordusunun Faaliyetlerine Dair Rapor (Haz. Serdar Halis Ataksor)

01/12/2015 - 10:11 10 Ağustos 1915 Conkbayırı Süngü Hücumu (Muzaffer Albayrak)

17/11/2015 - 21:09 Çanakkale Deniz Muharebelerinde Verilen Zayiatlar (Ahmet Yurttakal)

10/11/2015 - 05:19 Reis-i Cumhur Mustafa Kemal in Çanakkaleyi ziyaretleri (M. Onur Yurdal )

08/11/2015 - 22:04 Mustafa Kemal Paşanın Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşına girişiyle ilgili görüşlerine dair bir belge

Osmanlı Devleti Umumi Harpte Tarafsız Kalabilir miydi? - Yusuf Akçura (Değerlendirme: Muzaffer Albayrak)

Nazım’ın Dayısı Çanakkale Şehidiydi (Melih Şabanoğlu)

Çanakkale Destanının Ölümsüz Efsaneleri (Osman Koç)

21/10/2015 - 04:02 100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale’de Programı

17/10/2015 - 11:50 Çanakkale Savaşı'nın Kanada'da Bıraktığı İzler (Birol Uzunmehmetoglu)

27/09/2015 - 16:01 1917 Yılında Hicaz Cephesi:Arap İsyanının Yayılması ve Medine’nin Tahliyesi Programı (Yüksel Nizamoğlu)

22/09/2015 - 13:07 III. Kolordu’nun Çanakkale Muharebeleri’ne Hazırlanış Süreci (İsmail Bilgin)

15/09/2015 - 04:28 Kutü-l Amare Kahramanı Halil Kut Paşa (Enes Cifci)

11/08/2015 - 04:07 Türkiye Büyük Savaş a Nasıl Girdi? ( Emre Kızılkaya )

29/07/2015 - 03:30 1915 Gelibolu Harbi Günlüğü- Kazım Şakir (İ. Bahtiyar İstekli)

07/07/2015 - 02:49 Suyu Arayan Adamların Öyküsü - Millete Deva Olmak , Osmanlı Savaş Esirleri, TIP ve Milliyetçilik ( 1914-1939 ) -Yücel Yanıkdağ (Tuncay Yılmazer)

30/06/2015 - 03:55 Tarih, Otobiyografi ve Hakikat Yüzbaşı Torosyan Tartışması ve Türkiye’de Tarih Yazımı (Derleyen: Bülent Somay)

21/06/2015 - 16:34 Türklere Esir Olmak (Doğan Şahin)

23/05/2015 - 04:36 Çanakkale Savaşı

16/05/2015 - 15:30 İtilaf Devletleri Askerlerinin Gözüyle Çanakkale

12/05/2015 - 12:50 Muaveneti Milliye Muhribi Torpito Zabiti Ali Haydar Öztalay (Çimen Yüksel)

09/05/2015 - 08:24 Osmanlılar ve Ermeniler / Bir İsyan ve Karşı Harekâtın Tarihi (Edward J. Erickson)

03/05/2015 - 15:39 Neuve Chapelle’den Gelibolu’ya: Bir Askeri Planın Gelibolu’da Uygulamaya Konulması ( Mustafa Onur Yurdal )

28/04/2015 - 03:52 Cephe Arkadaşı Çanakkale Cephesi

25/04/2015 - 03:07 Çanakkale Müstahkem Mevkii Bataryalarının 25 Nisan 1915 ‘teki Rolü (Bayram Akgün)

24/04/2015 - 15:07 25 Nisan 1915 üzerine Gelibolu’yu Anlamak’ta çıkmış makalelerden seçmeler (Tuncay Yılmazer)

18/04/2015 - 17:10 Çanakkale Şehitleri Listesinde Ezineli Yahya Çavuş’un Adı Yok (Osman Koç)

10/04/2015 - 00:06 Kıyamet Koptuğunda - Hasan Cevdet Bey

03/04/2015 - 01:36 Rusya’daki 90.000 Osmanlı Savaş Esiri ve Sarıkamış Muharebesi (Yücel Yanıkdağ)

27/03/2015 - 17:57 Bir Hikayenin Daha Sonu: Topçamlar Tabyası (Bayram Akgün)

14/03/2015 - 07:57 Düşmana Korku Salan Efsanevi İntepe Topçularından Topçu Üsteğmen Mehmet Ali Bey (Muzaffer Albayrak)

11/03/2015 - 02:38 Seddülbahir’de Yalnız Top-210/40’lık Roon Topu (Bayram Akgün)

01/03/2015 - 13:31 Çanakkale Muharebeleri’nin İdaresi, Komutanlar - Strateji (Ed.: Lokman Erdemir, Kürşat Solak)

24/02/2015 - 17:39 Çanakkale Cephesinde Bir Damla Su İçin- Gelibolu Yarımadasında Jeoloji ve Muharebe İlişkisi ( İsmail Bilgin )

15/02/2015 - 17:55 Hashtag Tarih Dergisi Şubat 2015 Sayısında Kitap Değerlendirme Yazısı

08/02/2015 - 07:11 “Hafız Hakkı Paşanın Sarıkamış Günlüğü” Kitabıyla İlgili Mülahazalar (İsmail Bilgin)

// Bir Asır Sonra Ermeni Tehciri ve Çanakkale Üzerine… 100. Yıl Nasıl Anılmalı? (Tuncay Yılmazer)

23/12/2014 - 08:24 Sarıkamış İhata (Kuşatma) Harekâtı (İsmail Bilgin)

17/12/2014 - 02:24 Kut ül Amare Zaferi (Necmettin Özçelik)

08/12/2014 - 18:22 1. Dünya Harbi

06/12/2014 - 13:44 The Water Diviner – Son Umut Filminin Galasından Notlar… ( Tuncay Yılmazer )

01/12/2014 - 17:22 Cevat Çobanlı Paşa Çanakkale Kahramanı -Ahmet Yurttakal

16/11/2014 - 01:54 Goltz Paşa nın Mirası, Türkiye nin Geleceği – Osmanlı Devletinin 1. Dünya Savaşı na Girişi üzerine ( Tuncay Yılmazer )

10/11/2014 - 04:07 Turkish–Australian Reapprochement In The Light Of The Gallipoli Campaign (Kenan Çelik)

04/11/2014 - 01:37 Boğaziçi’nden Çanakkale’ye Şirket-i Hayriye Vapurları (Gözde Keskin)

19/10/2014 - 06:44 Beyrut Müftüsü Mustafa Neca Efendi’nin Anafartalar Grubuna Hitabı (Osman Koç)

11/10/2014 - 10:34 Bir Çanakkale Şehidinin Hikâyesi: Koca Ali Oğlu Mustafa (Necat Çetin)

14/09/2014 - 07:01 Suçlu Sırbistan- Ayağa Kalk ! Avrupa 1914’te Savaşa Nasıl Sürüklendi ? Sleepwalkers (Uyurgezerler) Christopher Clark- Tuncay Yılmazer