19 Mayıs'ın Ardından ( İslam Özdemir )

Tarih: 31/07/2007   /   Toplam Yorum 20   / Yazar Adı:      /   Okunma 16222

Onsekiz Mart Üniversitesi Çanakkale Savaşları Araştırma ve Tanıtma Topluluğu’nun organize ettiği 19 Mayıs yürüyüşü ile ilgili izlenimleri yayınlayacağıma söz vermiştim. Yazı henüz elime geçse de bu gibi organizyasyonların güncelliğini hiç yitirmeyeceğini düşünüyorum . Saldırının tam gerçekleştiği saatte Kanlısırt ve Kırmısırt siperlerinde başlayan sonrasında tüm Arıburnu cephesini ziyaretle devam eden 19 Mayıs 1915 saldırısını anma etkinliğini İslam Özdemir bizler için yazdı.

 

“Bu anlamlı yürüyüşü tertip eden Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Çanakkale Savaşları Araştırma ve Tanıtma Topluluğu’na(Ç.S.A.T.T) saygılarımla.”

 

 

Her 19 Mayıs geldiğinde yurdun dört bir yanını farklı bir heyecan sarar. Düzenlenen coşku dolu anma törenlerinde Türk gençliği, Samsun’a çıktığı günü kendilerine bayram olarak hediye eden Ata’sına ve onun önderliğinde kurulan Cumhuriyet’e karşı olan bağlılığını dile getirmeye çalışır.Fakat aynı tarihin 1915 Çanakkale Muharebelerinde binlerce gencin zayi olmasıyla sonuçlanan kanlı bir trajedinin yıldönümü olduğunu çoğu kimse hatırlamaz bile. Ne acıdır ki Türk Milleti için coşku dolu bir bayram günü olan bu tarih, Arıburnu’nda feda ettiğimiz  gençliğimizin acı hatıralarıyla dolu bir matem günüdür aynı zamanda.

Müttefiklerin 25 Nisan 1915 tarihinde yaptıkları kara çıkartmasının ardından dünya’nın en kanlı savaşlarından birine şahit olur Gelibolu Yarımadası. Vatan toprağını işgal etmek niyetiyle pay-ı tahtın  kapılarına kadar gelen düşmanı tutunduğu yerlerden söküp atmak için yapılan taarruzlar da binlerce vatan evladı gömülür toprağın kara bağrına.19 Mayıs 1915 gecesi  Arıburnu Cephesindeki 3,5 km’lik bir cephe hattında  dört tümenle yapılan ve hezimetle nihayet bulan  taarruz da bunlardan biridir sadece.Bu taarruzun diğerlerinden ayrılan en önemli özelliği ise  Gazi’ye yıllar sonra; “Biz Çanakkale’de bir darülfünun gömdük” sözünü söyleten acı bilançosudur. Bu sözden de anlaşılacağı gibi o gece, bir milleti muasır medeniyetler seviyesine ulaştıracak bir eğitim ordusu kaybedilmiştir Arıburnu Mevzileri’nde. 

Vatan toprağının tehlikede olduğunu görür görmez tahsillerini ve tüm hayallerini bir kenara bırakarak cephenin yolunu tutan bu insanlara, emanet ettikleri topraklar üzerinde özgürce yaşayan torunları olarak şehit düştükleri günde kendilerini unutmadığımızı göstermeliydik. En azından yılda bir gece de olsa mücadele ettikleri yerlerde bulunmalı, neler yaşadıklarını 92 yıl sonrasının Türk Gençliği olarak anlamaya çalışmalıydık. İşte bu duygularla döküldük 19 Mayıs 2007 gecesi Arıburnu Yollarına. İçimizde onların taarruzdan önce hissettiklerine benzer bir heyecan, yüreğimizde asla tükenmeyecek sevgileriyle gözlerimiz dolu dolu arşınlamaya başladık kilometreleri. Eceabat’tan yola çıktığımızda saat 00:15’i gösteriyordu. Gündüz yağan yağmura rağmen hava sakindi ve herkes büyük bir sessizlikle kendi iç dünyasında o günleri tahayyül ederek elindeki fenerin ışığıyla yüreğinin götürdüğü yere doğru gidiyordu. 16.Tümen Ağır Mecruhin Hastanesi Şehitliği’ne giden yol ayrımında bir müddet dinlendikten ve anlatılanları dinledikten sonra burada yatan kahramanlarımıza fatihalar göndererek devam ettik yolumuza. Yürüyüşün bu merhalesi bir öncekine göre daha coşkuluydu. Arıburnu Cephesine yaklaştıkça heyecanımız daha da artıyor, hep bir ağızdan söylenen marşlar, şiirler ve kahramanlık türküleri gecenin sessizliğini yırtarak Ece Ovasında yankılanıyordu.

Anzak kolordusunun icra ettiği Arıburnu çıkarmasına ilk müdahaleyi yapan 27.Alay’ın Binbaşı İsmet Bey komutasındaki II. Taburuna karargâhlık eden Kabatepe’ye vardığımızdaysa bu gece ki yolculuğumuzda yalnız olmadığımızı anladık. Kırmızısırt’ta yapacakları törene gitmek için Kabatepe Tanıtma Merkezinde bekleyen İstanbul Üniversitesi öğrencileri, hep bir ağızdan marşlar ve şiirler okuyarak ansızın karanlıklar içerisinden beliren bu mütevazı topluluğu hayretle izliyordu. Belki de onlar da tıpkı bizim gibi bu gece yalnız olmadıklarını düşünüyorlardır kim bilir?

 

CEPHE KAPISINDA

Kabatepe Tanıtma Merkezi’ni geçtikten sonra yolun Conkbayırı ve Anzak Koyu istikametlerine ayrıldığı noktada on dakikalık bir istirahat verildi. Burası aynı zamanda 8,5 ay boyunca çok kanlı muharebelere sahne olan, siperler arasındaki mesafenin yer yer sekiz metreye indiği, her köşesi buram buram şehit kokan ve daha da önemlisi 19 Mayıs Türk taarruzunun icra edildiği Arıburnu cephesinin giriş kapısıydı.10 dakikalık molanın ardından yapılan uyarı üzerine herkes sessizliği muhafaza ederek yeniden ecdadın yolunda yürümeye  başladı. Cephe kapısından içeri girdikten sonra üzerinde yürüdüğümüz sırtlar, mevcudunu Mersin, Adana ve Osmaniye havalisindeki Mehmetçiklerimizin oluşturduğu 16.Tümenin çıkartmadan sonraki günlerde mevzilendiği yerlerdi.19 Mayıs Türk taarruzunda güney sol kanadı oluşturan bu bölgede adı geçen bu tümenin üç mümtaz alayı(47. 48. ve 125.Piyade Alayları)  karşılarında bulunan düşman mevzilerine( Kırmızısırt, Kanlısırt, Süngübayırı istikametinden, Lone Pine, Keltepe-Bolton’s Hill istikametine) saldırmışlardı. Tekbirler eşliğinde tırmandığımız Albayraksırtı’ndaki Mehmetçiğe Saygı Anıtı’nda Büyük Akif’in kaleme aldığı “Çanakkale Şehitlerine” adlı duygu dolu dizeleri dinledikten sonra bu sırtın sağ tarafında yatan ve o devirde “Tiyatro Alayı” diye isimlendirilen 48.Alay’ın kahramanlarını selamlayarak  Kanlısırt’a doğru yürümeye devam ettik. 

 

 DUYGU DOLU DAKİKALAR

On binlerce kahramanın ebedî istirahatgahı olan Kanlısırt’a yaklaştıkça heyecanımız daha da artıyordu.Kimimiz çevremizi mesken tutmuş olan o ölümsüzler ordusuna; “-kalk ecdat kalk!....,biz geldik!...,neredesiniz!....diye seslenerek  içindeki özlemi dile getiriyor, kimimiz ise onların herkesin hislerine tercüman olan bu haykırışları karşısında gözyaşlarına boğuluyordu.Taarruzun başlamasına az bir zaman kala 16.Tümenin diğer bir alayı olan ve o gece sağ kanatta çarpışan 47.Alay’ın (Namaz Alayı) Karayörük Deresi Şehitliğinde yatan kahramanlarını dualarla andıktan sonra Kanlısırt kitabesi’ne ulaştık.   Ne yol yorgunluğu ne de uykusuzluk… Bunlardan hiçbiri heyecanımızı bastıramıyordu. Sadece tek bir amacımız vardı bu gece; Onları anlayabilmek. 92 yıl önce bağımsızlığımız için hayatlarını hiçe sayan o büyük insanlara, izlerinden yürüdüğümüzü, emanet ettikleri mukaddes değerlere sahip çıktığımızı, onları unutmadığımızı gösterebilmek. Bir gün yine aynı şartlar tezahür ederse eğer, memleket’in selameti için tıpkı kendileri gibi hiç gözünü kırpmadan ölüme koşacak neferlerin bulunduğunu o kahramanlara gösterebilmek. İşte memleketin dört bir yanından kalkıp gelerek onların kanlarıyla “Şehitler Diyarı” namını kazandırdıkları bu şehirde yaşayan bizlerin tek derdi buydu bu gece. Onlara layık olabilmek, attığımız her adımda, nazarlarımızla temaşa ettiğimiz her yerde bir zamanlar onların bulunduğunu hissedebilmek ve onlarla bütünleşebilmekti tüm çabamız.

Kanlısırt Kitabesi’nin altında herkes gecenin buram buram maneviyat kokan havasından istifade etmeye çalışıyordu. Kimimiz 125.Alay 1.Tabur Kumandanı Yüzbaşı Cemal Bey’in yattığı ve kendi adını taşıyan Cemalderesi’ni sessiz süzüyor, kimimiz ise tıpkı biraz önceki gibi o ölümsüz kahramanlara seslenerek Şehitler Yatağı Kanlısırt’ı inletiyordu. 25 Nisan 1915 sabahı Anzak Kolordusunun eline geçen Kanlısırt’ı bin bir gayretle akşam saatlerinde geri alan 27. Alay 1. Tabur’un verdiği mücadeleyi ve bu gece yaşananları tahayyül ettikçe hepimizin yüreği titriyor, gözlerimizden yaşlar süzülüyordu. 92 yıl önce bu gece bu saatlerde kimisi bir daha hiç göremeyeceği arkadaşıyla helalleşiyor, kimisi de ömrünün son anlarını Kur’an-ı Kerim okuyarak ve tevbe-i istiğfar ederek geçiriyordu. Sılada gözü yaşlı bırakılanlara, umutlara ve en önemlisi henüz başında sayılan bir hayata mukaddes değerler çiğnenmesin diye veda ediliyordu bu gece. Aziz Vatanın kapısına bir veba mikrobu gibi bulaşan düşman sökülüp atılmak isteniyordu bu gece.

 

 VAKİT BU VAKİTTİR

Doksan iki yıl önce ecdadımızın düşman makineli tüfekleri karşısında kar gibi eriyip gittiği o an geldiğinde her birimiz bir nefer olduk. Arkadaşlarımızdan biri, askerlerine hamaset dolu cümlelerle hitap eden bir komutan edasıyla bizlere seslenerek cesaret aşılamaya ve ruhen bizi bir taarruza hazırlamaya çalışıyordu. Amacımız saldırının başladığı dakikalarda temsili bir taarruz yaparak atalarımızın hissettiği duyguları hissedebilmekti. Saat 03.30’da hepimiz taarruz düzeni alıp ileri atıldığımızda tıpkı 92 yıl önceki gibi Kanlısırt’la Kırmızısırt arası “Allah Allah” nidalarıyla inlemeye başladı. Arkadaşlarımız düşman mevzilerine atılırcasına büyük bir coşkuyla koşuyor, dudaklarından dökülen “Allah Allah” nidaları gecenin zulmetiyle derin bir sessizliğe bürünen vadilerde dalga dalga yankılanarak şühedaya ulaşıyordu.

Kırmızısırt’a geldiğimizde tören için orada bulunanların şaşkın bakışları arasında Sivritepe’deki siperlere kadar ilerleyerek temsili taarruzumuza nihayet verdik. Burada şehitlerimizin ruhuna okunan Kur’an-ı Kerim’in ve yapılan duanın ardından herkes 2. ve 5. Tümenin kahramanlarına selam durarak sessizce 57. Alay Şehitliğine doğru yürümeye devam etti. Bir zamanlar can pazarının yaşandığı ve mitralyözlerin saniye saniye ölüm kustuğu Arıburnu Sırtları, yaşanılan kanlı trajediye inat huzurun hakim olduğu bir mekan olmuştu bu gece. Ne var ki bizlere bu ortamı sağlamak için canlarını vererek kara toprağın bağrını mesken tutanların matemi yüreğimizi dağlıyordu. Karşılıklı siperler arasındaki mesafenin sekiz metreye indiği ve o gece 19.Tümen’in taarruza kalktığı Bombasırtı’na vardığımızda Tümen Kumandanı Yarbay Mustafa Kemal’in taarruzdan önceki günlerde burada şahit olduğu ve savaştan sonra gazeteci Ruşen Eşref Ünaydın’a; “Biz ferdi kahramanlık sahneleriyle meşgul olmuyoruz. Yalnız size Bombasırtı Vakası’nı anlatmadan geçemeyeceğim. Karşılıklı siperler arasındaki mesafeniz sekiz metre; yani ölüm muhakkak… Birinci siperdekiler hiçbiri kurtulmamacasına kâmilen düşüyor. İkinci siperdekiler onların yerlerine geçiyor. Fakat ne kadar şayan-ı gıpta bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor. Sarsılmak yok. Okumak bilenler, ellerinde Kur’an-ı Kerim cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler ise Kelime-i Şahadet çekerek yürüyorlar.

Bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren şayan-ı tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki Çanakkale Muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur.”sözleriyle anlattığı o tarihi hadiseyi hatırlıyor ve burada bulunuş sebebimizi bir kez daha idrak ediyorduk. 

 Bu duygu ve düşüncelerle ulaştığımız 57. Alay Şehitliğinin o anki durumunu anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalır. Yeni yapılan ışıklandırma sistemiyle farklı bir güzelliğe bürünen bu mübarek mekan, ziyaretine gelenleri maneviyat dolu atmosferiyle kucaklıyor, insana hayatı boyunca asla unutamayacağı anlar yaşatıyordu. Şehitlikteki sembolik mezar taşlarının arasında ruhen farklı bir dünya’da dolaştığımız  sırada işittiğimiz sabah ezanı ise rahmet dolu sadalarıyla bu güzelim ortama  daha da renk katarak ruhlarımızı okşuyordu. Büyük bir huşu içerisinde eda ettiğimiz sabah namazının ardından artık yavaş yavaş yola koyulmaya başladık. Yolumuz uzundu. Gecenin zulmetini gündüzün aydınlığına teslim ettiği ve kuş cıvıltılarının her tarafı çınlattığı bu güzel vakitte, bu kahramanların düşmana çiğnetmemek için arslanlar gibi dövüştüğü Conkbayırı’na doğru  yürümeye başladık.                                      

 

RÜYANIN BİTTİĞİ YER

 

Conkbayırı….istila etmek için onbinlerin  saldırdığı, müdafaa etmek için onbinlerin  kıyasıya mücadele ettiği vatan toprağı. Bir yüzü Çanakkale Boğazının en müstahkem kısmına diğer yüzü ise Anafartalar Ovasına bakan bu kartal yuvası,25 Nisan 1915’te Arıburnu’na ve 6 /7 Ağustos 1915’te  Anafartalara kuvvet ihracında bulunan düşmanın nihayı hedefiydi. 8,5 ay sürüp giden kara muharebeleri esnasında  kuzey cephesinde icra edilen en kanlı saldırılar bu kartal yuvasını ele geçirip Çanakkale Boğazı’na inmek için yapılmıştı. Kısacası Yarımada’nın kuzey kıyılarına çıkan Mütefikler için, İstanbul’a giden yol bu kartal yuvasından geçmekteydi. Tarihe Mustafa Kemal Atatürk gibi nice kahramanlar kazandıran Müslüman Türk’ün bu ulu abidesi, kendisine ulaşmak isteyen istilacılar için   aşılmaz bir engel olmuş, peşi sıra geldikleri hayallerinin bir ütopya’dan ibaret olduğunu onlara  en güzel şekilde hatırlatmıştı.      Gün doğumuna az bir zaman kala ulaştığımız bu şehitler meskeni, gece boyunca gördüğümüz ve unutulması asla mümkün olmayan bir rüya’nın da bitiş noktası olmuştu. Günün ilk ışıklarıyla birlikte Anafartalar Ovası ve Çanakkale Boğazı harika görünüyordu. Bir müddet sonra Çanakkale ufuklarından  doğan güneş, bizlere kan ve ızdırap kokan bir 19 Mayıs’ın bitip, umut ve sürurun hakim olduğu bambaşka bir 19 Mayıs’ın başlamak üzere olduğunu  haber veriyordu.

Gün doğumundan bir müddet sonra Conkbayırı’ndan  ayrılarak gece yarısından beri sürüp giden  yolculuğumuzun bitiş noktası olan Koca dere Köyüne doğru yürüyüşe geçtik.Yaklaşık bir saat kadar önce şehitliğini ziyaret ettiğimiz ve bu cephede Anzaklara karşı destanlar yazan 57.Alay’ın 25 Nisan 1915 sabahı cepheye hareket  ettiği harp yolunu müteakiben ilerlemeye devam ettik.Yürüyüşün bu son merhalesinde  hepimizin üzerinde,  bu zorlu yolculuğun bıraktığı  yorgunluk belirtileri hissediliyordu.Buna rağmen yol boyunca  küçük gruplar halinde  yürümeye çalışıyorduk.Ne var ki dün yağan şiddetli yağmur nedeniyle  çamur deryasına dönen toprak yolda  yürümek giderek daha da zorlaşıyordu. 

 Kocadere Köyüne ulaştığımızda bizi Eceabat’a götürecek vasıtalar gelene kadar buradaki küçük köy kahvesinde  dinlenmeye karar verdik. Kahvehaneye vardığımızda herkes de gecenin vermiş olduğu yorgunluğu ziyadesiyle görmek mümkündü. Köye geldikten kısa bir müddet sonra  bardaktan boşanırcasına yağmaya başlayan yağmurla birlikte hepimiz bu küçücük mekanı  doldurmaya başladık. Doğru düzgün kimsenin olmadığı köyde tek hayat belirtisi bizim bulunduğumuz bu mütevazi mekandı.Kimimiz başını masaya koyup biraz da olsa uyumaya çalışıyor kimimiz ise üç beş kişilik gruplar halinde bir muhabbet tutturmuş gidiyordu.Hat safhaya ulaşan uykusuzluğa ve yorgunluğa rağmen kimse halinden şikayetçi değildi. Herkes oluşturduğu üçer beşerlik gruplarda o gece yaşanılanları konuşuyor ve kendince değerlendirmelerde bulunuyordu.

Bir süre sonra gelen araçlara binerek Eceabat’a doğru hareket etmeye başladık. Dönüş yolunda hepimizin yüreğinde unutulmuş bir tarihle ve onun kahramanlarıyla bütünleşmenin derin huzur ve mutluluğu vardı.Bizler için göğsünü düşmana siper eden ve bizlere özgür bir vatan emanet eden o kahraman insanlara,izlerinden yürüdüğümüzü göstermenin haklı gururunu yaşıyorduk.Bedenleri 24 Mayıs 1915 ateşkesine dek ara hatlarda bekleşen  ve mevcutları 3000’i şehit olmak üzere yaklaşık 10.000 kişiyi bulan bu kahramanlara seneye de  aynı yerde daha fazla mevcutla buluşma sözü verdik.

Bu gecenin bize kazandırdıkları sadece bunlardan ibaret değildi hiç kuşkusuz. Bir şeyler uğruna bedel ödemenin ne demek olduğunu ve insanın inandığı değerler için neler yapabileceğini, İmanın, samimiyetin ve fedakarlığın tarihteki en güzel örneklerinden birini Çanakkale 1915’teki Mehmetçik’te görmüştük.Tüm bu yaşanılanların ardından kendimize sormamız gereken bir soru vardı?Günün birinde iş başa düştüğünde onlardan devraldığımız emanetleri torunları olarak onlar kadar  canla başla  savunabilecek miyiz? Her türlü meşguliyetini hayranlık duyduğu ecdadına vefa göstermek için bir kenara bırakarak bu anlamlı yolculuğa katılan şüheda aşıklarına bu geceden kalan en güzel şeyse hiç şüphesiz kendi iç dünyasında yaşadıkları olmuştur. Yaşayanların ömür boyu unutamayacağı ve gelecek nesillere burada yazılanlardan çok daha güzel bir şekilde anlatacağı bu eşsiz hatıra, daha uzun yıllar  ölümsüzlük tahtındaki yerini koruyacaktır hiç kuşkusuz. 

 

                                

İslâm ÖZDEMİR

Çanakkale Savaşları Araştırmacısı/Yazar

Gallipoli1984@hotmail.com


  16222 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

82_Zekeriya BAŞAK 01-08-2007, 11:29:13
Öncelikle bu güzel yazıyla o geceye katılanlar olarak hislerimize tercüman olduğun için sonsuz teşekkürler ediyorum.Kalemine ve yüreğine sağlık hocam. Üç senedir katılııyorum ve orada yaşamadığım anlar belkide hayatım en anlamlı en dolu dolu anlarıydı, Belki bu sene son kez katılacağım ama inanin fırsat bulursam ilerleyen yıllarda da o gece tekrar orada olmak için elimden geleni yapacağım.Başta Mehmet Kaplan hocamız ve Niyazi hocamız başkanlarımız Ahmet Yurttakal, Kadir Tekerek ve Bayram Akgüne ve emeği geçen herkese sonsuz sükranlarımı sunuyorum. Çanakkaleyi bir nebze olsun anlayabildiysem ne mutlu bana.Tüm şehitlerimizin ruhları şad olsun.
 
83_Özge Damla BOY 01-08-2007, 13:01:23
Sevgili İslam Abi ellerin dert görmesin o geceyi çok güzel anlatmışsın.O gece üniversiteli şehitlerimizin 92 yıl önce ölüme gittiği yollarda yürürken onları dualarla andık.Ne kadar coşup ağlasak da günahkar gözyaşımızın onlara layık olduğuna inanmıyorum.Ama işin aslı şu ki taarruz saatinde taarruz alanına koşarken bedeninize 100 kurşun saplanabileceğine inanıyorsunuz.Çünkü vatan savunması adına muhabbet dolu kalplerin topyekün hücumu düşünceyi de ruhu da her tür sınırlamadan,'olamaz'
lardan kurtarıyor.Biz o gece bunu iliklerimizde duyduk.İnanıyorum ki şehitlerimiz de bizi kendi geçtikleri yollardan geçerken gördüler.İnşallah en ufak da olsa bir şefaatlerine nail olmuşuzdur.Onları unutmadık,unutmayacağız ve unutturmayacağız...
 
84_Mehmet Kaplan 01-08-2007, 13:10:14
SN. İSLAM ÖZDEMİR;
KURUCUSU OLMAK VE AKADEMİK BAŞKANLIĞINI YAPMAKLA ONUR DUYDUĞUM ÇANAKKALE SAVAŞLARI ARAŞTIRMA VE TANITMA TOPLULUĞU'NA GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ YAKIN İLGİDEN DOLAYI SEVGİ VE SELAMLARIMI İLETİYORUM....
MKAPLAN/ÇKALE
 
85_İsmail SABAH 01-08-2007, 16:00:52
Çanakkale konusunda dava ve gönül arkadaşım İslam Abi;
Yazını okudğumda sanki o geceye o yürüyüşe yeniden döndüm, o anları tekrar yaşadım. Yazmış olduğun bu yazı inan gelecek 19 Mayıs Yürüyüşlerinde bize ilham kaynağı olacaktır. Çanakkale Savaşları Araştırma ve Tanıtma Topluluğu'na ve Çanakkale sevdalılarına kazındırmış olduğun bu güzel yazı için en yürekten teşekkürlerimi sunarım. Gerçekten o gece yürüyen bizlerin duygularına tercümanlık etmişsin. Yüreğine ve kalemine sağlık. Nice 19 Mayıs'larda Kanlısırt'larda, Kırmızısırt'larda Conkbayırlarında buluşmak dileği ile saygı ve sevgilerimi sunarım.
 
86_İsmail SEZGİN 01-08-2007, 16:42:30
O geceye katılanlar, o yollarda bıkmadan, yorulamamdan yürüyenler!! İnan ki o gece herkes şehitllermizin kalbinde bir yer edinmiştir. Bu yürüyüşü düzenleyen, bu yürüyeşe katılan ve bu yürüyüşü güzel kalbinden gelen güzel sözlerle kaleme alan herkesten Allah binlerce kez razı olsun. O gece akan gözyaşları boşa akmadı saygıdeğer arkadaşlarım. Bu yolun davanın bir güzelliği olan 19 Mayıs'larda o yolda yürüyebilmek dileğiyle...
 
87_BAYRAM AKGÜN 01-08-2007, 21:17:47
Sayın dava arkadaşım İslam Özdemir.
inanıyorum ki bu sözler, o gece yürüyüşünün kalbinde bıraktığı izin eseridir. evet bizler o gün uzun , yorucu bir yolculuğa çıktık. bir çok insan sıcak yatağında uyuyup, yorganına sarılırken, bizler ise ecdada bir nevi layık olabilme hissine sarılmıştık. düşünüyorum; acaba o anlık bile layık olabildik mi? evet çok yorulmuştuk, uykusuz kalmıştık. ama hepimiz gezi sonunda şunları düşündük. YİNE BİR ŞEY YAPABİLDİK DİYEMEYİZ HATIRANIZA. onlar adına bir şey yapamadığımız halde, onların karşısına çıkabilme yüzünü kendimizde bulamadığımız halde, yine de onların yanına gittik. inanıyorum ki bu yüzle bile bizleri kabul etmişlerdir. ecdadımız vatanı için canı pahasına düşmana atılıp, imkansızlıklar içerisinde bile imkan yaratarak, sabır ve metanet ile hiç bir zaman pes etme düşüncesine kapılmadan bu vatanı bizlere emanet etti. biz ne kadar sahip çıkabiliyoruz onu bilemem. tabiki bizde pes etme düşüncesine kapılmadan onlar için elimizden geleni yapacağız. seneye daha fazla mevcutla görüşmek üzere demişsin. evet, bende ÇSATT topluluk başkanı olarak söz veriyorum ki seneye daha fazla mevcutla onalra yürüyeceğiz. ÇSATT'a olan bağlılığından dolayı teşekkür eder, her zaman yanımızda olduğundan dolayı da mutluluk duyarız. bu mevzuyu bizlere duyuranlara saygı ve sevgilerimi sunarım. şehit ve gazilerimiz önünde hürmetle eğilirim.
 
88_Ahmet Yurttakal 03-08-2007, 12:21:39
Onlar ecdadlarını unutmadılar..

gece yarısında hava soğuk ve yağmurluydu. yürüyüşü yapalım mı diye tereddütte kalmıştık. Çanakkale Savaşları Araştırma ve Tanıtma Topluluğu Başkanı Bayram Akgün'e "Yürüyüş yapılacak mı? hava yağmurlu" dediğimde kendisi kati ve emin bir şekilde "ecdad kar yağmur yağıyor diye savaşmayalım demiş mi?, yağmurda, çamurda yağsa yürüyeceğiz" dedi.

bu söz adeta hepimizi çivi gibi çakmıştı. nihayetinde yürüyüşü yaptık. 1915 yılındaki Mehmetçiklerin ardından yürüme onurunu ve gururunu ömrüm boyunca taşıyacağım. bu yürüyüşü düzenleyen topluluk yönetim kuruluna ve üyelerine sonsuz şükranlarımı sunarım.
ayrıca bu güzel yürüyüşü güzel kalemiyle anlatan Sayın İslam Özdemir'e de yüreğine sağlık diyorum

hürmetlerimle...
 
90_Editörün Notu: 04-08-2007, 22:32:20
Değerli arkadaşlar,

Tanıtım yazısında da belirttiğim gibi bu tip etkinliklerin önemli olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle de sevgili İslam’ın bütün içtenliğiyle yazdığı yazıyı aradan bir hayli zaman geçmesine rağmen yayınlamakta tereddüt etmedim. Gerçekten de 19 Mayıs taarruzu gibi binlerce genç insanımızı şehit verdiğimiz olayların anılması gerekli. Buna kuşku yok. Ancak bir şartla… Hatalarımızdan da ders çıkarmayı bilerek. Bazen olayları sadece hamasi törenler yaparak anmak insanın gerçeklerini görmesini engelleyebilir.
Dolayısıyla Çanakkale’ye gönül verenler olarak sizlere büyük görevler düşüyor. Aşağıdaki soruları sormadan 19 mayıs taarruzunun ( daha doğrusu felaketinin ) tam anlaşılamayacağını düşünüyorum:

1. Vatan savunmasının çok önemli bir değer olduğu malum. Ancak sizce de bu taarruzun yapılış kararını ve icrasını sorgulamak gerekmez mi? Hepimiz Arıburnu cephesinde siperlerin ne kadar yakın olduğunu biliyoruz. Bu kadar yakın siperlerin olduğu, üstelik çok iyi makineli tüfek ateşiyle korunulan, donanma desteğini arkalarına almış Anzaklara 6 saat boyunca durmaksızın taarruz etmenin mantığı nedir?
2. Daha araziyi bile iyi tanımayan üstünkörü askeri eğitim almış gençlerin böyle bir harekatta kullanılması sizce doğru mudur?

Sorular kuşkusuz daha da artırılabilir. Her soru beraberinde yeni soruları gündeme getirebilir. Sizlere düşen bilgilerinizi hem artırmak hem sorgulamak. Nitelikli çalışmalar yaparak bu törenlerinizi daha anlamlı hale getirmek.
Unutmayın, şehitlerin ruhu sadece törenlerle şad olmaz.

Saygılarımla.

Tuncay Yılmazer



 
91_merve bağrıaçık 06-08-2007, 17:42:31
oncelikle hayatımda sayılı olan o muthıs zaman diliminde bizlere destek veren İsmail Özdemir Abi ye müteşekkir oldugumuzu bildirmeliyim arkadaslarımın adına da.suan bu yazıyı yazarken dahi ellerımın tıtredıgını farkedıyorum.ecdadımızın bulundugu yerlerde aynı dakikaları onlarla paylaşmak ne büyük bi gururdur.o anlamlı gecenin seyrini tekrar hissediyorum.yasamım boyunca da hissedecegime eminim.ecdadımız için birseyler yapabiliyorsak ne mutlu bize.herkese sevgiler saygılar...
 
92_İsmail SEZGİN 09-08-2007, 00:27:10
1) 25 Nisan çıkarmasından sonra yaşanan 26 ve 27 Nisan Türk genel taarruzlarında başarı kaydedilememiştir. Charles Bean bu konu da Türk taburlarının birbirleri olan iletişim eksikleri ve birlik komutanlarının diğer birliklerin nereye nasıl ilerlediğinden haberinin olmaması başarısızlığı getirmiştir der. tabi bu başarısız ve ağır zayiatlı taarruzlardan sonra her iki tarafta birliklerde görev değişimine ve istihkamları güçlendirmeye başlamıştır. Sİperlerin çok iyi bir şekilde makineli tüfeklerle korunduğu kesindir .bu vesileyle düşman da tutunduğu yerleri kuvvetlenmiştir. böyle sağlam tutunan bir düşmanı atmak için taaruzdan başka ne yapılabilirdi orası ayrı bir konu ama hiçbir komutan bu taarruzun yapılmasına karşı çıkmamıştır. belki de amaçları denize sürmekten ziyade tıkanan cepheyi yarmaktı. belki de mantık bu idi ki Türk komutanlarımız tarafından bu kadar devam ettirildi. ama başarısızlığa uğrama da ayrıca da belli bir ağırlık (sıklet) merkezi yoktur çünkü taaruz aynı anda 3.5 kmlik bir hat boyunca başlatılmıştır. Kademe kademe yapılsa ve ağırlık merkezi belirlense belki de başarı hayal olmazdı.

2) tabiki 1. Dünya savaşında cephelerin fazlalığı daha fazla askerin ihtiyacını doğurmuştur. ama bu, askerlerin talim görmeden cephelere sürülmesi anlamına gelmez. bu esasta 2. Tümen askerleri ancak iyi bir talimden sonra kullanılmalıydı.
 
97_Zekeriya DURMAZ 09-08-2007, 19:27:48
makaleyi okurken gözyaşlarıma hakim olamadım tıpkı o gece kanlısıt'ta olduğu gibi.onca yolu bir daha yürümüş gibi oldum bu makale ile.böylesi bir toplulukta olduğum için Allah'a şükürler olsun. Bu güzellikte makale yazdığı için İslam Abi'ye ve bunun yayınlanma imkanını sağlayan Sayın Tuncay Yılmazer'e sonsuz teşekkürler.Yolumuz açık olsun
 
101_cevdet haytoğlu 24-08-2007, 14:29:10
sözlerime nasil baslayacağımi bilmiyorum. öncelikle islam abiye teşekkür ederim,yüreğine sağlik. bundan 92 yıl once vatanını ve bizleri düşünerek lise ve üniversite öğrencilerinin hiç gözlerini kırpmadan çanakkale'ye koşmaları bize ders olmalıdır.bizler için asıl önemli olan şudur;bugun aynı şey olsa(Allah Korusun) kaç kişi ecdadın yaptığını yapar.yeri geldiğinde sabah okula gitmek için bile sicak yatağımizdan çıkasımız gelmiyo.bu topluluk(CSATT)banasıcak yatağın nasil terkedileceğini öğretti.hepinize çoooook teşekkürler....
 
107_ÖMER ARSLAN 23-09-2007, 17:31:45
Gafletten uyanan gözlerimizi oğuştururken bir anda kendimizi bambaşka bir diyarda buluverdik.Saf vücudların yekpare olduğu gösteriş ve nümayişten uzak bir diyarda.Kainatın kumandası elimizde, ecdadın yazdığı destandan sahneler izliyoruz...An geliyor,seyrine daldığımız sahnenin içinde buluyoruz kendimizi.Gördüğümüz heyula bir anda etten kemikten vücuda bürünüyor.Tarihin derinliklerinden gelen ulvi bir sesle fısıldıyor kulaklarımıza:HOŞGELDİN EVLAT!
Değerli Kardeşim İslam;
Ecdada gösterilen vefanın resmi tarihi olan 19 Mayıs gecesini sizlerle birlikte yaşamış olmaktan büyük bir haz duymaktayım.O gecenin manevi atmosferini çok güzel bir yazıyla nakşetmişsin.Şu anda sizlerden ve Çanakkalemden binlerce kilometre uzaktayım.Kalbim elemle dolu...Sizlere ve Çanakkaleme kavuşmak için gün sayıyorum.İşte bizler için ÇANAKKALE GERÇEĞİ budur.Yaşayan ve yaşatanlara sevgilerimle...
 
148_Ertuğrul Gazi KAŞIKÇI 05-11-2007, 19:53:44
O gece yaşananları böyle dile getiren İslam Abi'den Allah razı olsun. Onların adına bişiler yapabilmek için açılan şemsiyenin(çsatt) altında bize de yer veren kardeşlerimden de Allah razı olsun(Başta kurucu başkanımız Ahmet Abi'den). İnşallah hep birlikte daha da büyüyerek O Şemsiyenin altında ıslanmadan yolumuza devam ederiz.
 
160_satı 09-11-2007, 09:05:38
iştebu kardeşim sizler olduğu müddetçe bizler aynı ruhla daha neler yaparız. haydi gençler önemli olan vatan ,gerisi teferruattır.
 
360_Şengül Karaca Göktaş 25-05-2008, 21:40:23
Yazdıklarınızı okudukça ,geçmişte yaşadığımız anılar geldi aklıma .Topluluğu kurma aşamasında çektiklerimiz ve kanlı sırtta yaptığımız geziler....Bizim bıraktığımız o kutlu bayrağı gögüslediğiniz için Allah (c.c) sizden razı olsun.Tüm arkadaşlara selamlar...
ÇANAKKALE SAVAŞLARINI ARAŞTIRMA VE TANITMA TOPLULUĞU
KURUCU ÜYE
ŞENGÜL KARACA GÖKTAŞ
 
855_Atğm. Orhan SEVİNÇ 22-06-2009, 18:38:48
Ağzına sağlık İslam. Anlaşılır ve her kelimesinde bir sonraki kelimesini merak ettiren çok akıcı bir dil, hepsinden önemlisi hisseden bir yürek... Çok güzel olmuş. Gelecek mayısta görüşmek dileğiyle...
 
3174_Serdar Halis Ataksor 18-05-2013, 17:11:04
Çanakkale savaşları araştırma ve tanıtma topluluğundaki genç kardeşlerimi tertip etmiş oldukları bu anlamlı ve güzel etkinlikten dolayı tebrik eder, başarılarının devamını dilerim.
 

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

15/03/2017 - 13:17 18 Mart Zaferi ve Kahramanları Sergisi

03/03/2017 - 18:04 Çanakkale Gazisi Bigalı Mehmet Çavuş Anma Programı - 4 Mart 2017 Bahçeli Köyü/Biga

13/02/2017 - 08:53 Atlas Tarih Dergisi Şubat Sayısında 1. ve 2. Gazze Muharebesi Dosyası (Tuncay Yılmazer)

05/01/2017 - 11:29 Duyuru: Tarihin Akışını Değiştiren Savaş Çanakkale - 17 Ocak 2017 Muzaffer Albayrak Söyleşisi

28/12/2016 - 18:07 15 Temmuz Darbesinin Gölgesinde Bir Yıl: Çanakkale, KutülAmare, Somme dan Halil İnalcık Hocaya... 10 Yaşına Giren GeliboluyuAnlamak ta 2016 böyle geçti (Tuncay Yılmazer)

11/12/2016 - 15:52 GeliboluyuAnlamak tan Duyuru: Teröre Lanet

24/11/2016 - 06:22 Kronik Kitap Dört Yeni Eserle Yayın Hayatına Başladı

17/11/2016 - 07:02 Tarih Bir Din Değil İlim Sahasıdır (Seyit Ahmet Sılay)

29/09/2016 - 18:50 Dr. Kilisli Rıfat ın İzinde Osmanlı dan Türk e ve Ötesi (Nükhet Kardam)

09/08/2016 - 13:11 Aşk Cephesi – Bahadır Yenişehirlioğlu ( Sinem Şahin )

04/08/2016 - 17:27 Çanakkale Muharebelerine Dair Bir Site; canakkalemuharebeleri1915.com

16/07/2016 - 09:28 GeliboluyuAnlamak tan Duyuru: Darbelere Hayır! Demokrasiye Evet

15/07/2016 - 09:35 Birinci Dünya Savaşı Araştırmaları Sitesi cihanharbihatiralari.com (Mehmet Beşikçi)

07/04/2016 - 07:10 Konferans - Kut ül Amare Zaferi ( İPTAL DUYURUSU )

31/03/2016 - 06:05 Türkiye nin Bağdat Büyükelçiliği Kutü-l Amare Zaferini her yıl kutluyor ( Faruk Kaymakçı)

24/03/2016 - 03:58 Çanakkale Savaşı nın Dünya Tarihindeki Yeri - NTV Mete Çubukcu ile Pasaport Programı - 18 Mart 2016

16/03/2016 - 08:38 Çanakkale Savaşının 101. yıldönümü Yeni Bakışlarda konuşuldu.

11/03/2016 - 06:46 Konferans - Çizgilerle 1. Dünya Savaşı

19/02/2016 - 06:58 Konferans - Vahdettin Engin - İkinci Abdülhamit'in Politikaları

15/02/2016 - 07:10 Birinci Dünya Savaşı’nda Gördüklerim ve Yaşadıklarım - Erich Ludendorff

08/02/2016 - 09:09 Osmanlı Devleti nin I. Dünya Savaşı na Girişi (Ali Kaşıyuğun)

01/02/2016 - 09:01 İki Siper Bir Mektup Bir Çanakkale Projesi Değerlendirmesi (Celal Yıldırım)

25/01/2016 - 11:57 Gelibolu Yarımadasında Geçmişin İzleri ve İz Bırakanlar (Gürsel Akıngüç)

18/01/2016 - 12:52 Seddülbahir 32 Saat Dizisi Üzerine... Bizi Affedin ( Seyit Ahmet Sılay )

18/01/2016 - 10:27 İstanbul Büyükşehir Belediyesi Konferans - Osmanlının Suriye Politikası

13/01/2016 - 08:08 Şiir ve Öykü Yarışması

05/01/2016 - 12:42 PROGRAM: İtilaf Devletlerinin Çanakkale den Tahliyelerinin 100. Yılı-Onlar Giderken

03/01/2016 - 10:32 Konferans - Çanakkale Savaşlarında Tahliye Harekatı - Kenan Çelik

14/12/2015 - 06:31 Konferans - Haluk Oral - Bir Kırılma Noktası Çanakkale

26/11/2015 - 18:34 Gelibolu Yarımadası Savaş Alanlarının Hava Fotoğrafları (Gökhan Tarkan Karaman)

13/11/2015 - 21:12 Konferans -Çanakkale’de Bir Edebi Heyet

15/10/2015 - 13:23 Konferans - Çanakkale'de Yitirilen Tahsilli Gençlik

29/05/2015 - 14:34 Benim Çanakkale kahramanım Mahmut Sabri Bey’dir- Atlas Tarih Çanakkale Özel Sayısında Tuncay Yılmazer Röportajı

15/05/2015 - 16:25 İBB Konferans - Cepheden Mektuplar (Doç.Dr.Ömer Çakır)

27/04/2015 - 02:44 Çanakkale Söyleşileri 25 Nisan 1915 Müttefiklerin Çıkarma Harekatı-Kenan Çelik

15/04/2015 - 08:30 Atlas Tarih’ten Çanakkale Özel Sayısı

08/04/2015 - 17:12 Derinlerden Siperlere: Çanakkale 1915 Sergisi

30/03/2015 - 17:08 Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı na Çağrı, Kamuoyuna Duyuru

26/03/2015 - 09:02 Konferans-18 Mart Kahramanı Cevat Paşa

24/03/2015 - 17:04 “İki Siper Bir Mektup” Bir Çanakkale Projesi (Celal Yildirim-Hatice Solmuş TED Mersin Koleji)

21/03/2015 - 04:13 CNNTürk Serdar Tuncer ile Başka Şeyler Programı Kaydı

17/03/2015 - 04:46 Çanakkale Muharebeleri- 100 Yıl önce 100 Yıl sonra (Tuncay Yılmazer)

13/03/2015 - 18:27 CNNTürk Serdar Tuncer ile Başka Şeyler- Çanakkale Savaşı Özel- Programı (14.3.2015 saat 00.00)

04/03/2015 - 16:22 CNR Kitap Fuarı’nda Çanakkale Muharebeleri Paneli ( 07.03.2015 saat : 15.30 Yeşilköy CNR Dünya Ticaret Merkezi )

16/02/2015 - 14:00 Acı bir Çanakkale Türküsüne adanan 4 yıllık bir emeğin takdimi- Harmanyeri 1915 (Yönetmen: Gürdal Uğur)

01/02/2015 - 03:46 100. Yıl’da Muhteşem Soru… Seyit Onbaşı’nın Kaldırdığı Mermi Kaç Kiloydu ? (Tuncay Yılmazer )

18/01/2015 - 15:05 Kireçtepe Jandarma Şehitliği Restorasyonu ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne Sorular (Tuncay Yılmazer)

10/01/2015 - 14:53 Konferans - Osmanlıyı Yıkan Cephe-Filistin

28/12/2014 - 13:48 Milli Park’tan Tarihi Alan Başkanlığına, Hollywood tartışmalarından Muhafazakarlığın Savruluşuna… Gelibolu’yu Anlamak’ta 2014 (Tuncay Yılmazer )

24/11/2014 - 14:52 Son Savruluş – Çanakkale Muharebe Alanlarına Hollywood Modeli Tema Parkı ! (Tuncay Yılmazer )

15/11/2014 - 01:37 Konferans - Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti

01/11/2014 - 03:54 Gelibolu yarımadasında utanç verici olay / The shameful event in Gallipoli Peninsula

09/10/2014 - 10:13 Uluslararası Sempozyum - Büyük Savaş ve Osmanlı Devleti: Savaşa Giden Süreç

24/09/2014 - 17:06 Çanakkale’de Yeni Şehitlik! (Gürsel Göncü)

12/09/2014 - 15:51 Çanakkale Savaşlarının 100. Yılı Özel Sayısı Makale Çağrısı

// - 09:52 Geliboluyu Anlamak’tan Kamuoyuna Duyuru

// - 06:37 Çanakkale Muharebeleri Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kanun Tasarısı Üzerine ( Tuncay Yılmazer )

// - 15:33 Gelibolu Yarımadasında Yeni Bir Dönem: Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’nın Kurulması (Dr. Mithat ATABAY)

23/05/2014 - 17:16 100.Yıldönümünde Birinci Dünya Savaşı’nı Hatırlamak” Sempozyumu

16/05/2014 - 16:24 SOMA MADENCİLERİNİ RAHMETLE ANIYORUZ

11/05/2014 - 13:05 Gelibolu Yarımadası Savaş Alanlarının Korunması ve Unesco Kültürel Mirası İlan Edilmesi (Dr. Mithat ATABAY)

09/05/2014 - 23:03 Çanakkale Muharebelerinin Komuta Kademesi ve İdaresi Çalıştayı İzlenimleri (Ahmet Yurttakal)

02/05/2014 - 06:00 Çanakkale Muharebelerinin Komuta Kademesi ve İdaresi Çalıştayı

15/04/2014 - 18:40 Savaş Tarihi Araştırmaları Uluslararası Kongresi (100. Yılında I. Dünya Savaşı ve Mirası)

06/04/2014 - 22:18 DOKUN Dergisi’nde Tuncay Yılmazer İle Söyleşi...

15/03/2014 - 18:00 Hatıralarıyla Çanakkale Muharebelerinin Komutanları Paneli

09/03/2014 - 14:19 Çanakkale Savaşları Resmi Koleksiyoneri Seyit Ahmet SILAY

06/03/2014 - 22:33 Konferans -'Çanakkale Muharebelerinde Bir Kahraman Asker Gazi Binbaşı Halis Bey

28/01/2014 - 07:35 Sadece Bir Emir Kipi...İsrail'i Kur! - Wladimir Jabotisnky ( Çev. Atilla Aşçı )

14/01/2014 - 16:21 Balkan Harbi - Trakya Seferi Kitabını Yeniden Hatırlamak (Şahin Aldoğan, Selim Meriç)

06/01/2014 - 12:12 Birinci Dünya Savaşı’nın Yüzüncü Yılında Savaşa Dair Önemli Bir Eser: “GRİFF NACH DER WELTMACHT: Die Kriegszielpolitik des kaiserlichen Deutschland 1914/1918” Kadir Kon

30/12/2013 - 22:51 Şehit Teğmen İbrahim Naci’den Çanakkale’de tarihin betonlaşmasına… 2013 Yılının muhasebesi ( Tuncay Yılmazer )

06/12/2013 - 22:00 32. Gün Programında Çanakkale Muharebe Alanlarında Betonlaşma Konusu Tartışmaya Açıldı

11/11/2013 - 05:23 Yüzüncü Yıla Doğru Yazıları-2 : Çanakkale Muharebe Alanları’ndaki Betonlaşma Meselesi Neden İlgi Görmüyor? ( Tuncay Yılmazer )

03/11/2013 - 20:03 Çanakkale Muharebe Alanlarında İnşaat Çalışmaları Tüm Hızıyla Devam Ediyor… (Tuncay Yılmazer)

05/10/2013 - 11:07 Zaman Gazetesi'nde 05.10.2013'te Yayınlanan Haber- Çanakkale Şehitlikleri'nde Betonlaşma Tehlikesi ( Burak Can- Mehmet Güler)

11/09/2013 - 21:28 Derinlerden Yansımalar: Çanakkale Savaşı Batıkları (Mithat Atabay, Okan Taktak, Savaş Karakaş, Selçuk Kolay)

25/08/2013 - 15:29 Zığındere Vadisinden Geçecek Yol Tarihi Tahrip Edecektir! (Tuncay Yılmazer)

14/08/2013 - 18:40 Ağadere'ye Sahip Çık (Murat Sayar)

28/07/2013 - 14:53 NTV Tarih’in Kapanması Üzerine Birkaç Not… ( Tuncay Yılmazer )

08/07/2013 - 20:00 Çanakkale Muharebe Alanlarının Şehitlik İnşasıyla İmtihanı! (Muzaffer Albayrak)

26/06/2013 - 21:59 100. Yıl’a Doğru Yazıları- Çanakkale’de Şehitliklerin İhyası Gerçekten Gerekli mi? ( Tuncay Yılmazer )

10/05/2013 - 14:36 İlber Ortaylı Seyahatnamesi

23/04/2013 - 18:49 Tarihçi-Yazar Muzaffer Albayrak İle Söyleşi (Yunus Emre Tozal)

21/04/2013 - 14:44 GEO Dergisi Nisan 2013 Sayısında Hayal Kırıklığı ( Tuncay Yılmazer )

09/04/2013 - 13:18 Meclisin Unuttuğu Kahraman Nezahet-Ozan Bodur

23/03/2013 - 21:43 Ayraç Kitap Dergisi Çanakkale Özel Sayısı

22/03/2013 - 22:03 Çukurova Üniversitesi'ndeki Konferans ile İlgili Gelibolu’yu Anlamak Okurlarına Açıklama ( Tuncay Yılmazer )

21/03/2013 - 20:14 Çukurova Üniversitesi'nde Çanakkale Savaşı Konferansı ( 22.3.2013)

16/03/2013 - 10:44 18 Mart Üniversitesi ve AÇASAM “2015’e Doğru Çanakkale Muharebelerini Anlamak ve Anlatmak” Paneli ( 19.3.2013)

12/03/2013 - 07:39 Şehit Teğmen İbrahim Naci’nin Günlüğü’nden Çanakkale Muharebeleri Konulu Panel

08/03/2013 - 07:01 Gelibolu'yu Anlamak twitter'da....www.twitter.com/gelibolu2015

01/03/2013 - 13:59 NTV Tarih'te Şehit Teğmen İbrahim Naci Bey Dosyası

24/02/2013 - 20:18 Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde Safiye Hüseyin Konferansı (İsmail Bilgin)

19/02/2013 - 14:35 TRT Avaz 'da Çanakkale Programı

18/02/2013 - 07:22 Çanakkale Muharebeleri’nde Kahraman Bir Hemşire: Safiye Hüseyin Elbi Konferansı

07/02/2013 - 17:03 Prof. Dr. Vahdettin Engin'in 'Asayiş' adlı eseri kitapçılarda...

04/02/2013 - 11:05 Sör Siyonist , İngiltere'den Filistin'e Toprak Kavgası -Çiğdem Bayraktar Ör ( Prof. Dr. Vahdettin Engin )

18/01/2013 - 06:39 Çanakkale Valiliğince Yayımlanan 'Çanakkale'de Kahramanlar Geçidi, 57. Piyade Alayı' İsimli Kitaba Dair Eleştiriler (Şahin Aldoğan-Selim Meriç)

12/01/2013 - 20:34 Sarkis Torosyan'a Enver Paşa'nın Verdiği İddia Edilen Belge Üzerine (Prof.Dr.Taha Niyazi Karaca)