Cepheden Cepheye Pilot Teğmen Cemal (Durusoy) Efendi (-İsmail Bilgin)

Tarih: //   /   Toplam Yorum 2   / Yazar Adı:      /   Okunma 6229

Pilot Teğmen Cemal (Durusoy) Efendi Mustafa Muhtar Beyin oğludur. 1892 yılında Bakırköy’de doğar. 8 Ağustos 1912’de Mekteb-i Harbiye-i Şahane’den piyade mitralyöz mülazım-ı sanisi rütbesiyle birincilikle bitirir. Teğmen Cemal Efendi Çanakkale Cephesinde de görev alır. Deniz muharebeleri sırasındagörev yapar. Burdakiuçuşlarından şöyle bahseder: "...Biz de her gün muntazam keşif uçuşlarına başladık. Günde, üç dört defa uçuyorduk, daha çok Çanakkale üzerinde tabii. Düşman gemileri Bozcaada açıklarındaydı. Çanakkale üzerinde uçarken hiçbir gemiye rastlamadık. Biz daha çok rasat yapıyorduk. 3 Mart(16 Mart) günü bize bir görev verdiler. Boğaz mayınlanmıştı. Biz de düşmanın, mayınları toplayıp toplamadığını keşfedecektik. Birkaç defa uçtuk, baktık ki mayınlar toplanmış(Pek az mayın dışında mayınlar toplanamamıştı). Durumu hemen kumandanlığa raporla bildirdik. "

 

 

Mustafa Muhtar Beyin oğludur. 1892 yılında Bakırköy’de doğar. 8 Ağustos 1912’de Mekteb-i Harbiye-i Şahane’den piyade mitralyöz mülazım-ı sanisi rütbesiyle diplomasını yirmi yaşında alır. Sınıf 416 kişiliktir. “Cim 1” ile okulu yani birincilikle bitirir. 900 üzerinden 880 numarayla mezun olur. Daha önce de Kocamustafa Paşa Askeri Rüşdiyesini bitirir. Dışarıdan sınavlara girerek Harbiye’yi kazanır.

 

                                             

-Teğmen Cemal Efendi Balkan Harbi’nde-

Okulu bitirir bitirmez Balkan Harbi’nin yaklaşan fırtınası Teğmen Cemal Efendi’yi de etkiler. Kendisini Naslıca’ya tayin ederler. Günlerce bele kadar su içinde siperlerde çarpışır. Yaralanır ve Selanik’e getirilir. Yunanlılara esir olur. 8 Kasım 1912 tarihinden itibaren hastanede yatar. Bir gün hastaneye Osmanlı Devleti nezdinde görev yapmakta olan Fransız konsolosunun kızı hastaneyi ziyaret eder. Bu genç Osmanlı subayına acır. Hastaneye geliş gidişleri artan kız bir vesile ile Teğmen Cemal Efendiyi hastaneden kaçırtır. Onun İstanbul’a ulaşmasını sağlar. Kısa bir süre sonra yaraları tamamen iyileşir iyileşmez Çatalca istihkâmlarında görevlendirilir. Bu gözü pek mitralyöz subayının çarpışmalar esnasında büyük yaralılıkları görülür. Orada Süleyman Şefik Paşanın emrinde çarpışır ve onun gözüne girer. Bir süre sonra Balkan Harbi sona erer. Mütarekeden sonra Süleyman Şefik Paşa Basra’da görevlendirilir. Vilayet ve kumandalık yaveri olarak Teğmen Cemal Efendi’nin görevlendirilmesi için özel istekte bulunur. İsteği kabul edilir.

 

-Teğmen Cemal Efendi Basra’da /1913 yılı-

Cemal Efendi diğer komutanlar ile birlikte İstanbul’dan bir vapura biner. Kıbrıs’ı geçerek Süveyş Kanalı-Kızıldeniz-Mısır-Sudan Kıyıları-Babülmendeb Boğazı-Aden Körfezi-Umman Denizi-Hürmüz Boğazı rotasını izleyerek Basra Körfezi’ne gelirler. Kısa bir süre sonra Süleyman Şefik Paşa kendisini çağırır ve şöyle der:

Oğlum, seni Kuveyt Şeyhi Mübarek’e yollayacağım. Nişan götürecek ve bu vesileyle kendisine Devlet-i Aliyye’nin tab’ası olduğunu hatırlatacaksın! Böyle bir hatırlatmaya ihtiyaç var. Çünkü son zamanlarda hem İngilizlerle münasebet kurmaya başladı, hem de komşu şeyhleriyle hırlaşıyor!”

Eskiden Şeyh Osmanlı Devleti’nin Kuveyt kasabasının kaza kaymakamı idi ve Lahsa Sancağı Mutasarrıfına(vali) bağlı idi.

Hazırlıkları yapılır ve kendisine kırmızı muhafaza içindeki mecidi nişanını alarak bir gambota biner. Kuveyt’e, Şeyh Mübarek’in çadırına gider. Nişanları kendisine verir. Kuveyt şeyhi nişanları kabul eder, öpüp başına koyar. Herkes ayaktadır ve bu küçük töreni izler. Teğmen Cemal Efendi şeyhe nasihat ve tavsiyelerde bulunur. Gambotla geriye döner. Kısa süre sonra yolda şeyhin atlıları gözükür. Şeyh Cemal Efendiye ikramda bulunmak istemiştir. Bir temsilci gambota alınır. Osmanlı Subayına yaklaşarak şöyle der:

Cemal Beyefendi Hazretlerinin zahmetlerine ve iltifatlarına nacizane bir karşılık!” şeyhin bizzat veremediği keseyi uzatır. Keseyi yoklayan Cemal Efendi böyle bir ihsanı kabul etmez. Başçavuşu çağırır keseyi ona verir ve der ki:

Şeyhe mahsus selâm ederim. Lutfetmişler, fakat siz yanlış anlamışsınız. Padişahın bir zabitine ihsan vermek kimsenin haddine değildir. Bu para herhalde tayfalar için gönderilmiştir. Kendilerine dağıtılacağını şeyhe duyurunuz.”

Teğmen Cemal Efendi görevin başarıyla tamamlandığını Süleyman Şefik Paşaya arz eder. Yeni görevden dönen genç subayı başka bir görev bekler. Komutanı onu bu kez Şeyh Mübarek’ten daha sert ve söz dinlemez Abdülaziz İbnü-s Suud’a gönderir. O zamanlar kendisi Necd Kaymakamıdır. Lahsa’daki kabileleri emrine almak için çalışır ve bu amaçla, Basra Körfezi’ne dek yaklaşır. Necd’e giden Cemal Efendi’nin geldiğini İbnü’s Suud’a haber verirler:

Basra’dan Sultanın zabitlerinden Cemal bek geliyor, sizinle görüşecekmiş.” derler. Ancak kendisine “Cemal Paşa Hazretleri geliyor” denir. Genç subay çadıra girer ve İbnü’s Suud’a yapması gerekenleri sert bir dil ile sıralar. Bunun üzerine Necd Kaymakamı:

Vali Efendimiz, maksadımı yanlış anlamışlar. Ben halife-i Ruy-i Zemin Hazretlerinin ahkar bir kuluyum. Yaramaz bir niyetle vilayet-i şahanelerinin varoşlarına yaklaşmak ve emrim altına almak haddim değildir. Devlete itaatsiz bazı vahşi kabileler var. Onları itaat altına almak istiyorum. Bu maksatla bana 4 adet cebel topu göndertirseniz, zat-ı alinize 500 altın takdim edebilirim. Bunu bir tab’anın vergisi olarak kabul buyurmanızda elbette bir mahzur yoktur!” der.

Bu teklif üzerine Teğmen Cemal kızar. İbnü’s Suud’a çıkışır:

Böyle bir teklifte bulunarak küstahlık ettin! Sen kim oluyorsun ki şu veya bu suretle bir Türk valisine para teklif diyorsun? Bu iğrenç teklifinle, asaletle alakan olmadığını basit bir çöl çapulcusundan ileri geçemediğini gösterdin.”

Aşağılayıcı sözler üzerine Necd Kaymakamı öfkelenir. Kızar. Arapların en kızdığı şey kendilerine asil olmadığını söylemek olduğundan, İbnü’s Suud hemen kuşağından süslemeli yatağınını çıkarmak için elini uzattığında, Cemal Efendi parabellum tabancasını çekmiştir bile.

Ben asil bir Arap’ım. Bu cevabın üzere seni cezalandırmam lâzımdı. Fakat Halife-i Ruy-i Zemin Hazretlerinin bir zabitisin, hem de benim misafirimsin. Asil bir Arap için misafiri mukaddestir. Sana bir şey yapmıyorum. Böylece asil olduğumu da ispat ediyorum. Vali Paşa Hazretlerine söyle! Emirlerine riayet ediyor, derhal Basra yakınlarından çekiliyor ve Necd’e geri dönüyorum.”

 

 

-Teğmen Cemal Efendi Çanakkale’de-

Genç Osmanlı subayının büyük bir hayali vardır; uçmak. Bu isteğini komutanına iletir. Aynı zamanda Harbiye Nezareti’ne dilekçe ile başvurur. Hava subayı olmak istediğini belirtir. Paşa yaverinin bu isteğine olumlu yaklaşır. Kendisine izin verir. 18 Ağustos 1913 tarihinde Teyyare mektebine başvurur. Yapılan sınav ve uygulamalarda başarılı olur. Okula kaydı yaptırılır. 9 Şubat 1914 tarihinde de pilot brövesini alır. Uçma hevesini yapılan röportajda şöyle dile getirir:

“Bakın ben sporu çok severim. Bu tamam da, bir de bizim ilk havacılarımızdan Fethi ile Sadık’ın giriştikleri büyük teşebbüsler beni etkilemiştir. Fethi ile Sadık uçakla İstanbul-Kahire yolculuğu yapmak istiyorlardı. İstanbul’dan hareket ettiler, Torosları geçip Şam’a indiler. Ne yazık ki, buradan kalkıp Taberiye Gölü üstündeyken uçakları düştü, iki havacımız da şehit oldu.  Ben bu sıralarda, Harbiye Nezareti’ne mektup yazıyor, tayyareci olmak istediğimi tekrarlıyordum. Nasıl olduysa oldu, (Öztuna ise Süleyman Şefik Paşaya müracaat ettiğini yazar) bir gün, isteğimin kabul edildiğine ait bir yazı aldım. Bir sevindim ki, artık arzum gerçekleşti diye bayram ettim.

O zaman hava okulu Ayestefanos’taydı. Yani şimdiki telsizlerin bulunduğu mevkide. Ama hava okulu dedimse aklınıza mükemmel bir teşkilat gelmesin. İki, üç barakadan ibaret bir yer işte. Biz yirmi kişi kadardık. Hemen eğitime başladık. Yalnız eğitim gördüğümüz tayyare duble değildi. Yani eğitim sırasında iki kişi beraber uçmaz, hoca ile öğrencinin önünde birbirine bağlı lövye  bulunmazdı. Hoca alanda, uçağın nasıl kullanılacağını öğretir, biz de tek kişilik uçağımızla havalanır, hocamızın dediklerini yerine getirmeye çalışırdık.

Uçağımız anzeni tipinde bir Fransız uçağıydı. Şöyle ki 15-20 beygirlik bir şey. Motorsiklete benzerdi, hani güçlü kuvvetli biri sırtlasa hangardan çıkarır. Her neyse, eğitimlerimiz sürüyordu. Binbaşı Latif adında bir hocamız vardı. Ondan pek çok şeyler öğrendik…

Şunu da söyleyeyim ki ben daha mektebe gelmeden önce Salim Bey adında bir havacımız İstanbul-Kahire uçuşunu tamamlamak istiyor. Salim Bey, Fransa’da okumuş, havacılığı da orada öğrenmiş bir havacı. Ertuğrul adlı bir uçakla yola çıkıyor, ama Edremit üzerinde uçak düşünce teşebbüsü yarım kalıyor. Ama Edremitliler aralarında para toplayarak bir uçak satın alıyor, adını da Edremit koyuyorlar, bunu da Salim Beye hediye ediyorlar. Düşen Ertuğrul uçağını da İstanbul’a getirmişler.(Daha önce bu olay tarafımdan “Korkusuz Pilot” adı altında çocuklara romanlaştırılarak yayınlanmıştır, -bkz Erdem Çocuk Çanakkale’nin Kahramanları: 7, Mart 2014.- Ayrıca üç sene önce Edremit Belediye Başkanına da bu olayı anlatmıştım-).

Salim Beye Şam’a kadar uçuşunu yaptığı için izin vermediler. Şam’dan Kahire’ye uçmasını istediler. Uçak şimendifere yüklendi, Şam’a gönderildi. Salim Bey, Şam’dan Kahire’ye uçarak seferini nihayet tamamladı. Tabii bu olaylar ben mektebe gelmeden öncedir. O sırada Birinci Dünya Savaşı başlamıştı. Hedefimiz eğitimi bir an önce bitirip Çanakkale’ye gitmek. Durmadan Harbiye Nezareti’ne müracaat ediyoruz ama izin verilmiyor. Neyse, günlerden bir gün mektebe Enver Paşa geldi, yanında da maiyeti… Gördü, dinledi. Biz de kendisine Çanakkale’ye gitmek istediğimizi anlattık. Sonunda Çanakkale’ye gitmemize izin verdiler. Verdiler ama nasıl? Elimizde bir uçak var sadece; Ertuğrul. Bunun üzerine uçağı söküp bir gemiyle Çanakkale’ye götürdük, hastane yakınındaki çadırlara taşıdık ve orada tekrar monte ettik. Ha o zaman yanımda bir makinistim vardı: Vahran. Ermeniydi bu çocuk. Usta bir montördü hani. Vahran’ın adını Mehmet yapmıştık. Yalnız şunu kaydedeyim; bizimle birlikte Çanakkale’ye bir de Alman gelmişti. Almanya’nın en ünlü pilotlarındanmış, Dr. Von Braumers. Nezaret ancak onunla birlikte uçmamıza izin vermişti zaten.

Cevad Paşa, Alman’la bizi görünce sevindi. Von Braumers’e güzel bir ev tahsis etti. Piyano bile vardı evde. Biz de Vahran’a uçağı monte ettik. Neyse uçak hazırlandı, sıra tecrübeye geldi. Alman, önceleri “olur” dedi, sonra işi savsaklamaya başladı. Bari tecrübe uçuşunu biz yapalım, dedik. Uzun münakaşalardan sonra uçmamıza izin çıktı. Vahran’la şöyle bir uçtuk. O zamanki yükseklik 800 metre filandı; baktık iyi, uçak mükemmel, durumu Cevad Paşa’ya rapor ettik.

Sonra Alman’la bir iki defa uçtuk. Ondan sonra da Alman ansızın hastalandı; biz de gene Vahran ile keşif uçuşlarını sürdürdük.

İşte tam bu günlerdeydi. Harbiye Nezareti’nden Dr. Von Braumers’in tevkif edilmesini emreden bir yazı geldi! İş sonra meydana çıktı, meğer Alman gerçek Von Braumers değil, onun şoförüymüş, gerçek Von Braumers’in evrakını çalmış… Bu olay Cevad Paşa’yı çok şaşırtmıştı. “Ama nasıl olur, her gün bize muntazam keşif raporları geliyordu” demiş, yanındakiler de bu raporların mitralyöz Mülazım-ı sanisi Cemal Efendi tarafından düzenlendiğini söylemişler.

 Bundan sonra biz de her gün muntazam keşif uçuşlarına başladık. Günde, üç dört defa uçuyorduk, daha çok Çanakkale üzerinde tabii.

Düşman gemileri Bozcaada açıklarındaydı. Çanakkale üzerinde uçarken hiçbir gemiye rastlamadık. Biz daha çok rasat yapıyorduk. 3 Mart(16 Mart) günü bize bir görev verdiler. Boğaz mayınlanmıştı. Biz de düşmanın, mayınları toplayıp toplamadığını keşfedecektik. Birkaç defa uçtuk, baktık ki mayınlar toplanmış(Pek az mayın dışında mayınlar toplanamamıştı). Durumu hemen kumandanlığa raporla bildirdik. Bundan bir gün sonra 4 Mart’ta(17 Mart’ta) Nusret gemisi Boğazı tekrar mayınladı(Nusrat’ın döktüğü mayınlar 7/8 Mart gecesi dökülmüştür, Öztuna da yazısında tarih olarak 7/8 Mart’ı belirtir.) Bir gün sonra da İtilaf Devletlerinin dev zırhlıları mayınları temizlediklerini sanarak Boğaz’a saldırdılar. Boğaz’ın tekrar mayınlanmış olması düşmana ağır kayıplar verdirdi. Bir günde birkaç defa gemilerin üzerinden uçup durumu karargâha not ediyorduk.

(18 Mart günü Cevat Paşa, Alman Pilot Schnaider’in verdiği rapor üzerine “bir de havalanıp Cemal baksın” dediğini  F. Günesen, Çanakkale Savaşları adlı kitabında yazar.) 

Biz düşman uçaklarına rastlamadık. 800-1000 metre yükseklikte uçuyorduk ve yalnız gemiden bize ateş ediyorlardı. Biz de onlara bomba atıyorduk, bir tek bombayı kucağımıza alıyor, sonra elimizle aşağıya, düşmanın üstüne atıyorduk. Bu 13 Mart’a(26 Mart) kadar sürdü. Sonra gemiler ağır kayıp verdiklerinden çekildiler. Bundan iki gün sonra da Cevad Paşa bize kılıçlı liyakat madalyası verdi (Ayrıca 5. Rütbeden mecidi nişanı verilir. Öztuna, Cevat Paşanın kendi göğsünden kılıçlı liyakat madalyasını çıkarıp Cemal Efendiye taktığını yazısında ifade eder.)

Çanakkale’de çok kalmadım. Beni İstanbul’a izinli gönderdiler. Kısa bir müddet sonra Irak Cephesi’ne tayin ettiler.”

 



*

Kardeşi Teğmen Hasan Sami de ağabeyi gibi uçmaya meraklıdır. 1915 yılı sonunda bir keşif uçuşu sırasında Belgrad ormanları üzerindeyken uçağı düşer ve şehit olur. Hayatını kaybettiği sırada Hasan Sami 20 yaşındadır.

Teğmen Cemal Efendi 25 Mart 1916’da mülazım-ı evvel(üsteğmen) olur. 24 yaşındadır. 4 yıldır cephelerde çarpışmaktadır. Bu süre zarfında 3. Rütbe Avusturya-Macaristan Harp Madalyası, 3. Rütbe İran Şir-u Hurşid Nişanı, 2. Rütbe Prusya Demirhaç Nişanı alır.

 

-Üsteğmen Cemal Efendi Irak Cephesi’nde-

Üsteğmen Cemal Efendi Irak Cephesi’ne gider. Türkler güneyde Basra’yı işgal eden İngilizlerle, doğu ve kuzeydoğuda da, Kuzey İran’ı işgal eden Ruslarla vuruşurlar. Bu cepheyi VI. Osmanlı Ordusu savunmaktadır. Komutanı da Enver Paşanın amcası Halil Paşa’dır(Kut).

Ele geçirilen İngiliz uçakları ile deneme ve keşif uçuşları yapar. Suveyce Gölü üzerinde 1000’m.de uçarken düşme tehlikesi geçirir. Gölün kenarından düşman kendisine ateş açar. Zor kurtulur. Bu duruma Halil Paşa çok kızar. Neden alçaktan uçtuğunu sorar, o da hep aynı yükseklikte uçtuğunu bildirir. Sonradan yükseklik aleti kadem esasına göre olduğunu anlar halbuki 300 metreden uçmuştur.

Teslim olan İngiliz General Towsend Üsteğmenin elini sıkmaz. Sebebi gece uçuşunda bir iki subayın ölümüne sebep olduğundandır (Kut’ül Amare’de yeni bir kahraman daha çıktı. Ne yazık ki Kut’ül Amare romanımı yazarken bu bilgiye sahip değildim.)

Cemal Efendi ordunun tayyare keşif pilotu olarak görev yapar. O sırada Kirmanşah’ta bulunan Mirliva(Tuğgeneral) Ali İhsan Paşa(Sabis), Halil Paşa’dan bir keşif pilotu ister. Üsteğmen Cemal Efendi Kut’ül Amare karşısındaki Muvakkat havaalanından Kirmanşah’a gidecektir. Ancak büyük bir tehlike vardır. Daha önce bir Alman pilot Kirmanşah’a gitmek istemiş fakat Paytak Geçidi’ni dolayısıyla Laristan Dağlarını aşamamıştır. Bu geçidin tayyare ile asla geçilmeyeceğini bildirmiştir. Görev çok tehlikelidir.

Halil Paşa bir gün Üsteğmen Cemal Efendi’yi çağırır ve kendisine şöyle der:

“Sen, öteden beri Almanların yapamadığı şeyleri yapmak istersin. İşte sana fırsat, bu Albatros’u İran’a geçirebilir misin?”

Üsteğmen cevabı kısa ve nettir:

“Geçiririm.”

Genç Osmanlı Pilotu Albatros ile paytak geçidini aşar. Hem de o geçilmez denilen geçidin içinden geçerek. Ali İhsan Paşanın karargâhına ulaşır. Paşa çok sert ve disiplinli bir komutandır.  Rusları Hamedan’dan atmak istemektedir. Ancak sayılarını bilmediği için ona göre plan yapamaz. Bu yüzden de keşif pilotu istemiştir. Bir gün yemekte Paşa, Cemal Efendiye sorar:

“Tayyare ne kadar benzin alıyor?

150 litre.

Uçuş tavanı ne kadar?

2.000 metre.

Saatte kaç km. hız yapabilirsin?

120 km. 

İyi, hemen Hamedan’a uçacak, düşmanı keşfedip geri döneceksin!

Ama efendim bu yolculuğu gidip gelmem imkânsız.”

Ali İhsan Paşa’ya itiraz etmek söz konusu bile değildir. Paşa kızgınlıkla sorar:

“Neden?

Benzin kifayet etmez efendim.

Harita üzerinde hesap ettim. Bu yolu yapman mümkündür.

Belki kuşuçuşu gidip dönülebilir. Fakat tabii hava arızaları, rüzgâr muhalefeti, dağlık bölgenin durumu gibi amiller, harita üzerinde ölçülen çizginin dışında kalan ihtimallerdir. Böyle bir uçuşta muvaffak olmak ihtimali çok zayıftır. Ölmem hemen muhakkaktır.

Benim senin gibi her gün kaç zabitim ölüyor! Behemal bu işi başaracaksın!”

Cemal Efendi itiraz etmeye cesaret edemez. Yanına rasıdı Ahmet Nüzhet Efendi’yi alır, en kısa yoldan, sarp arazi üzerinden uçar. Hamedan’a varır. Rusların fotoğraflarını çeker. Derhal geri dönüşe geçer. Son litre benzini kaldığında Albatros’u Kirmanşah’a ancak indirir.

Ali İhsan Paşa bu cesur pilota 50 altın mükâfat ve kıdem zammı verir.

Genç subay 1918 yılında 26 yaşında iken yüzbaşı olur. Ancak hastalanır. İstanbul’a döner ve tedavi görmeye başlar. Bu yüzden Milli Mücadeleye katılamaz. Tedavi için daha sonra Almanya ve Fransa’ya gider.

*

Tarihçi Y. Öztuna, Pilot Cemal Efendiyi dostu Yavuz Kansu vasıtasıyla tanır. Zira Kansu o sırada havacılık tarihini yazmaktadır. Cemal Efendi 76 yaşındadır, sağlıklı ve dinçtir. Bir özelliği Öztuna’nın dikkatini çeker. Yavuz Beye sorar:

“Cemal Bey neden az konuşuyor?”

Cevap çok manidardır:

“Büyük kahramanlar böyle az konuşur.”

Öztuna kendisine hayran olduğunu ifade edince büyük bir alçakgönüllülük ile ona şöyle der:

“Fırsat çıktı hizmet ettim. Benim yerime aynı vazife başkasına verilseydi aynı şeyi o da yapardı”.

Yüzbaşı Cemal Efendiye Hava Kuvvetleri komutanlığı 57. Yıldönümü sebebiyle bir şilt vermiş, dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay tarafından da kabul ile tebrik edilmiştir.

 

 

Ruhu şad olsun…

*

Bu yazı; Yılmaz Öztuna’nın “Bir Kahraman Dört Destan” adlı yazısından(Hayat Tarih Mecmuası Sayı 12, s 9-17) ve “1. Dünya Savaşı’nın Dönüm Noktası” adlı Aydın Dokur’un yaptığı röportajından(Hayat Tarih Mecmuası Sayı 12, s 64-67) derlenerek hazırlanmıştır.

 

 


  6229 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

4473_iskender kardaşlar 25-06-2014, 20:19:34
Çanakkale Savaşları'yla ilgili yeni bir hazineyi bizlerle paylaşan Sayın İsmail Bilgin'e teşekkürler. Naçizane bir bilgiyi yazıya eklemek istedim. "Mart 1915 başında Osmanlı'nın Çanakkale'de Bleriot XI-2 tipi tek bir keşif uçağı bulunuyordu. Cemal Bey'in kastettiği Fransız uçağı bu olsa gerek. Bleriot, Fransız Louis Bleriot tarafından yapılan ve 25 Temmuz 1909 yılında havalanan uçak.
Bu uçağın tasarımcısıyla ilgili olarak şu bilgiye ulaştım:
İngiliz Kanalını uçakla geçen ilk insan olan Fransız Louis Bleriot'un Calais'ten Dover'e olan uçuşu 37 dakika sürmüştür. Bu uçuş onun tek kanatlı bir tasarımı olan Bleriot XI'i geliştirmesiyle gerçekleşti ve Kanalı geçerek London Daily Mail'den 1000 £'luk bir ödül kazandı.
Osmanlı Hava Kuvvetleri tarafından Çanakkale savaşında keşif uçağı olarak kullanılmıştır.
Kaynak: Vikipedi
Saygılarımla.
 

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

27/03/2017 - 19:43 Çanakkale Müstahkem Mevkii’ye Bağlı Top Mermisi Çeşitleri (Bayram Akgün)

25/03/2017 - 20:58 GeliboluyuAnlamak Özel- 100. Yılında Gazze Muharebeleri Kahramanlarını Anıyoruz (Tuncay Yılmazer)

17/03/2017 - 21:15 18 Mart Özel Makalesi - Yaşayanların Ağzından 18 Mart Boğaz Muharebesi (Ahmet Yurttakal)

16/03/2017 - 08:51 18 Fotoğrafla Çanakkale Boğaz Muharebesi 18 Mart 1915 - 18 March 1915 Dardanelles Assault with 18 photographs (Ahmet Yurttakal)

13/03/2017 - 05:47 Çanakkale Muharebeleri’nde Bir Hile: Sahte Toplar (Bayram Akgün)

07/03/2017 - 04:27 Çanakkale Zaferi’nden Mescid-i Nebevi’ye (Enver Paşa’nın 1916 Filistin-Hicaz ziyareti) (Tuncay Yılmazer)

23/02/2017 - 07:48 Gelibolu Savunması Bir Karargâh Çalışması - General G.S. Patton (Haluk Oral)

09/02/2017 - 06:24 İkinci Kirte Muharebesi (6-8 Mayıs 1915 Taarruzları) (Yücel Özkorucu)

31/01/2017 - 12:29 Türk Boğazları Meselesi (Ayhan Candan)

24/01/2017 - 05:39 Kanlı Bir Mendil Hikayesi (Ömer Arslan)

19/01/2017 - 10:32 Irak Cephesinde Gönüllü Kahramanlar Osmancık Taburu (Muzaffer Albayrak)

23/12/2016 - 20:32 Atlas Tarih Dergisi Aralık-Ocak Sayısında 1916 Sina Filistin Hicaz Cephesi (Tuncay Yılmazer)

13/12/2016 - 07:23 Birleşik Harekat Tecrübesi Olarak Cihan Harbinde Türk-Alman Askeri İttifakı (Gültekin Yıldız)

02/12/2016 - 20:23 Çanakkale Kara Muharebelerinde Ağıl Dere (Şaban Murat Armutak)

15/11/2016 - 11:48 Çanakkale de Bir Melek Hanım (Muzaffer Albayrak)

01/11/2016 - 05:41 Çanakkale Kara Muharebelerinde Asma Dere (Şaban Murat Armutak)

24/10/2016 - 06:55 42. Alay / Gelibolu 1915 - Ahmet Diriker (Oğuz Çetinoğlu)

10/09/2016 - 11:12 Seddülbahir Kahramanı Bigali Mehmet Çavuş (Ömer Arslan)

03/07/2016 - 14:42 Çanakkale’den 100. Yılında Somme’a:Bir Savaş, İki Muharebe (Mustafa Onur Yurdal)

11/06/2016 - 14:37 I.Dünya Savaşı nda Şii Ulemasının Cihat Fetvaları Çerçevesinde Irak Cephesi (Ziya Abbas)

01/06/2016 - 06:23 Kutülamare- Yarbay Mehmed Reşid Bey in Günlüğü (İ. Bahtiyar İstekli)

23/05/2016 - 12:01 Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Muharebelerinde Sağlık Alanındaki Faaliyetleri (Ayhan Candan)

16/05/2016 - 07:38 Bir Osmanlı Kurmay Subayı- Iraklı Kürt Devlet Adamı, Mehmet Emin Zeki Bey in Yaşam Öyküsü (Tuncay Yılmazer)

10/05/2016 - 13:00 Mezopotamya da Bir Savaş 1915-1916 KutülAmare – Nikolas Gardner ( Tuncay Yılmazer )

07/05/2016 - 07:31 Birinci Dünya Savaşının İslam Dünyasına Etkileri (Yüksel Nizamoğlu)

30/04/2016 - 19:20 Çanakkale Savaşı: Bir Siyasi Mücadele Alanı (Özgür Öztürk)

23/04/2016 - 19:13 25 Nisan 1915 Anzak Çıkarması İlk Saatleri – Daha Erken Müdahale Edilebilir miydi? ( Ahmet Yurttakal )

17/04/2016 - 21:26 Maskirovka Harekatı - KutülAmare Bir Zafer Midir? ( Tuncay Yılmazer )

13/04/2016 - 05:30 Çanakkale Savaşları ve Barbaros’un Batışı (İsmail Bilgin)

28/03/2016 - 11:20 Çanakkale Muharebelerinde Osmanlı Ordusunun Asker Kaybı (Ayhan Candan)

26/03/2016 - 09:55 Eğitimli Neslin Birinci Dünya Savaşı ile İmtihanı ( Dr. Nuri Güçtekin )

24/03/2016 - 10:00 Birinci Dünya Savaşı nda Yozgat Lisesi (Dr. Nuri Güçtekin)

21/03/2016 - 06:35 Çanakkale Seferberliği: Savaş, Eğitim, Cephe Gerisi (Mustafa Selçuk)

17/03/2016 - 08:15 18 MART ÖZEL - Çanakkale Zaferi ve Cevat Paşa (Ahmet Yurttakal)

11/03/2016 - 06:49 Zaferi Kanla Yazan Fındıklılı Mehmet Muzaffer (İsmail Bilgin)

02/03/2016 - 12:48 Kut’ül Amare Zaferi -2 (İsmail Bilgin)

29/02/2016 - 11:29 Kut’ül Amare Zaferi -1 (İsmail Bilgin)

22/02/2016 - 12:27 Gertrude Bell Irak Sınırını Çizen Kadın (Veysel Sekmen)

14/01/2016 - 08:43 Çanakkale Şehidi Feyzi Çavuş’un Zevcesi Zehra Hanımın Padişaha Mektubu (Osman Koç)

23/12/2015 - 16:47 Çanakkale Savaşlarında Binbaşı Halis Bey’e Ait Bir Ganimetin Öyküsü (Serdar Halis Ataksor)

10/12/2015 - 18:03 Mesudiye Zırhlısının Dramı (Cemalettin Yıldız)

06/12/2015 - 20:29 Kut’ülamarenin Türklere Tesliminden Sonra Irak İngiliz Ordusunun Faaliyetlerine Dair Rapor (Haz. Serdar Halis Ataksor)

01/12/2015 - 10:11 10 Ağustos 1915 Conkbayırı Süngü Hücumu (Muzaffer Albayrak)

17/11/2015 - 21:09 Çanakkale Deniz Muharebelerinde Verilen Zayiatlar (Ahmet Yurttakal)

10/11/2015 - 05:19 Reis-i Cumhur Mustafa Kemal in Çanakkaleyi ziyaretleri (M. Onur Yurdal )

08/11/2015 - 22:04 Mustafa Kemal Paşanın Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşına girişiyle ilgili görüşlerine dair bir belge

Osmanlı Devleti Umumi Harpte Tarafsız Kalabilir miydi? - Yusuf Akçura (Değerlendirme: Muzaffer Albayrak)

Nazım’ın Dayısı Çanakkale Şehidiydi (Melih Şabanoğlu)

Çanakkale Destanının Ölümsüz Efsaneleri (Osman Koç)

21/10/2015 - 04:02 100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale’de Programı

17/10/2015 - 11:50 Çanakkale Savaşı'nın Kanada'da Bıraktığı İzler (Birol Uzunmehmetoglu)

27/09/2015 - 16:01 1917 Yılında Hicaz Cephesi:Arap İsyanının Yayılması ve Medine’nin Tahliyesi Programı (Yüksel Nizamoğlu)

22/09/2015 - 13:07 III. Kolordu’nun Çanakkale Muharebeleri’ne Hazırlanış Süreci (İsmail Bilgin)

15/09/2015 - 04:28 Kutü-l Amare Kahramanı Halil Kut Paşa (Enes Cifci)

11/08/2015 - 04:07 Türkiye Büyük Savaş a Nasıl Girdi? ( Emre Kızılkaya )

29/07/2015 - 03:30 1915 Gelibolu Harbi Günlüğü- Kazım Şakir (İ. Bahtiyar İstekli)

07/07/2015 - 02:49 Suyu Arayan Adamların Öyküsü - Millete Deva Olmak , Osmanlı Savaş Esirleri, TIP ve Milliyetçilik ( 1914-1939 ) -Yücel Yanıkdağ (Tuncay Yılmazer)

30/06/2015 - 03:55 Tarih, Otobiyografi ve Hakikat Yüzbaşı Torosyan Tartışması ve Türkiye’de Tarih Yazımı (Derleyen: Bülent Somay)

21/06/2015 - 16:34 Türklere Esir Olmak (Doğan Şahin)

23/05/2015 - 04:36 Çanakkale Savaşı

16/05/2015 - 15:30 İtilaf Devletleri Askerlerinin Gözüyle Çanakkale

12/05/2015 - 12:50 Muaveneti Milliye Muhribi Torpito Zabiti Ali Haydar Öztalay (Çimen Yüksel)

09/05/2015 - 08:24 Osmanlılar ve Ermeniler / Bir İsyan ve Karşı Harekâtın Tarihi (Edward J. Erickson)

03/05/2015 - 15:39 Neuve Chapelle’den Gelibolu’ya: Bir Askeri Planın Gelibolu’da Uygulamaya Konulması ( Mustafa Onur Yurdal )

28/04/2015 - 03:52 Cephe Arkadaşı Çanakkale Cephesi

25/04/2015 - 03:07 Çanakkale Müstahkem Mevkii Bataryalarının 25 Nisan 1915 ‘teki Rolü (Bayram Akgün)

24/04/2015 - 15:07 25 Nisan 1915 üzerine Gelibolu’yu Anlamak’ta çıkmış makalelerden seçmeler (Tuncay Yılmazer)

18/04/2015 - 17:10 Çanakkale Şehitleri Listesinde Ezineli Yahya Çavuş’un Adı Yok (Osman Koç)

10/04/2015 - 00:06 Kıyamet Koptuğunda - Hasan Cevdet Bey

03/04/2015 - 01:36 Rusya’daki 90.000 Osmanlı Savaş Esiri ve Sarıkamış Muharebesi (Yücel Yanıkdağ)

27/03/2015 - 17:57 Bir Hikayenin Daha Sonu: Topçamlar Tabyası (Bayram Akgün)

14/03/2015 - 07:57 Düşmana Korku Salan Efsanevi İntepe Topçularından Topçu Üsteğmen Mehmet Ali Bey (Muzaffer Albayrak)

11/03/2015 - 02:38 Seddülbahir’de Yalnız Top-210/40’lık Roon Topu (Bayram Akgün)

01/03/2015 - 13:31 Çanakkale Muharebeleri’nin İdaresi, Komutanlar - Strateji (Ed.: Lokman Erdemir, Kürşat Solak)

24/02/2015 - 17:39 Çanakkale Cephesinde Bir Damla Su İçin- Gelibolu Yarımadasında Jeoloji ve Muharebe İlişkisi ( İsmail Bilgin )

15/02/2015 - 17:55 Hashtag Tarih Dergisi Şubat 2015 Sayısında Kitap Değerlendirme Yazısı

08/02/2015 - 07:11 “Hafız Hakkı Paşanın Sarıkamış Günlüğü” Kitabıyla İlgili Mülahazalar (İsmail Bilgin)

// Bir Asır Sonra Ermeni Tehciri ve Çanakkale Üzerine… 100. Yıl Nasıl Anılmalı? (Tuncay Yılmazer)

23/12/2014 - 08:24 Sarıkamış İhata (Kuşatma) Harekâtı (İsmail Bilgin)

17/12/2014 - 02:24 Kut ül Amare Zaferi (Necmettin Özçelik)

08/12/2014 - 18:22 1. Dünya Harbi

06/12/2014 - 13:44 The Water Diviner – Son Umut Filminin Galasından Notlar… ( Tuncay Yılmazer )

01/12/2014 - 17:22 Cevat Çobanlı Paşa Çanakkale Kahramanı -Ahmet Yurttakal

16/11/2014 - 01:54 Goltz Paşa nın Mirası, Türkiye nin Geleceği – Osmanlı Devletinin 1. Dünya Savaşı na Girişi üzerine ( Tuncay Yılmazer )

10/11/2014 - 04:07 Turkish–Australian Reapprochement In The Light Of The Gallipoli Campaign (Kenan Çelik)

04/11/2014 - 01:37 Boğaziçi’nden Çanakkale’ye Şirket-i Hayriye Vapurları (Gözde Keskin)

19/10/2014 - 06:44 Beyrut Müftüsü Mustafa Neca Efendi’nin Anafartalar Grubuna Hitabı (Osman Koç)

11/10/2014 - 10:34 Bir Çanakkale Şehidinin Hikâyesi: Koca Ali Oğlu Mustafa (Necat Çetin)

14/09/2014 - 07:01 Suçlu Sırbistan- Ayağa Kalk ! Avrupa 1914’te Savaşa Nasıl Sürüklendi ? Sleepwalkers (Uyurgezerler) Christopher Clark- Tuncay Yılmazer

06/09/2014 - 07:14 Bilgeliğin Yedi Sütunu- Thomas Edward Lawrence (Nagihan Haliloğlu)

30/08/2014 - 20:49 1. DÜNYA SAVAŞI’YLA İLGİLİ TÜRKİYE’DE NELER YAPILDI/YAPILIYOR? (Adem Koçal)

23/08/2014 - 16:25 Vehip Paşa Kahramanlıktan Sürgüne (Dr. Yüksel Nizamoğlu)

28/07/2014 - 13:17 tarih Dergisi Ağustos Sayısında 1. Dünya Savaşı nın Nedenleri Dosyası

18/07/2014 - 14:59 Çanakkale Boğazı Müstahkem Mevkii İntepe Topçu Grubu’ndan Bir Subayın Günlüğü (Dr. Lokman Erdemir)

// - 07:47 Saklı Tarih: Umuda Yolculuğun Adı Barboros Hayrettin Zırhlısı(Ömer Tekinbaş)

// - 16:40 Gavrilo’nun Suçu Neydi? Birinci Dünya Savaşı’nı Yeniden Düşünmek (Tuncay Yılmazer)

// - 15:29 Efsane Komutanlar ve Zaferleri (Jeremy Black)

// - 18:30 Cepheden Cepheye Pilot Teğmen Cemal (Durusoy) Efendi (-İsmail Bilgin)

24/05/2014 - 18:56 Kara Muharebelerinde Müttefiklere Korku Salan Toplar “Asiatic Annie, Beachy Bill ve Anafarta Annie” (M. Onur Yurdal)

17/05/2014 Çanakkale'nin Meş' um Günü: 19 Mayıs Taarruzu Nasıl Planlandı? Niçin Başarısız Oldu? ( Muzaffer Albayrak )