Kara Muharebelerinde Müttefiklere Korku Salan Toplar “Asiatic Annie, Beachy Bill ve Anafarta Annie” (M. Onur Yurdal)

Tarih: 24/05/2014   /   Toplam Yorum 5   / Yazar Adı:      /   Okunma 13257

Çanakkale Kara Muhareberelerinde bazı toplarımız itilaf devletleri askerleri tarafından değişik adlar ile anılmış ( Asiatic Annie, Beachy Bill, Anafarta Annie ), yüreklere korku salmışlardı. Bahsi geçen, adına şiirler dahi yazılan “namlı” toplarımız, bizler tarafından neredeyse hiç bilinmemektedir. Bugüne dek adlarını gerçekten çok az ya da hiç anmadık. Elbette burada amaçlanan bahis sadece toplar değil, topçularımızdır. Düşünün ki bu toplardan bir tanesi, Fransız General’i mecruh ederken, bir tanesi 1000’in üzerinde kayıp verdiriyor bir diğerinin de sadece 1 top mermisi 18 kişiyi yaralıyor. Müttefikleri o kadar rahatsız ediyorlar, kayıplar verdiriyorlar ki artık, bunlardan bir tanesinin yerini bulup teslim almak için tüm kuvvetini vermeye hazır komutanlar çıkıyor. Beachy Bill’den korunmak için Müttefik Ordonat Servisi bir genelge bile yayınlıyor. Üzerlerine Endymion, M21 Monitörü, Bacchante zırhlısı ateş yağdırmış yine vazgeçmemişlerdi. Yiğitliklerinin unutulmadığını göstermek ve okuyanların da unutmayacağına olan inancımdan onları da burada yad etmek tam yeri ve zamanıdır fikrindeyim. Muhakkak ki bir ordunun en önemli kuvveti piyade birlikleridir. Fakat unuttuğumuz topçu kahramanların gazabına uğrayan müttefik askerleri ve kaynaklar bilgiler bize gösterdi ki, her ne kadar piyade ana kuvvet olsa da topçular piyadelerin mütemmim cüzüdür. ( M. O. Y. )

 

 

Birinci Cihan Harbi’nin en çekişmeli mücadelelerinden birine sahne olan Gelibolu’da hem İttifak Devletleri nezdinde; Türkler-Almanlar ve Avusturyalılar, hem de müttefik devletler birçok kayıplar verdiler. Gelibolu, hatta kimilerince “üzerinde bu kadar çok insanın yitirildiği/mücadele ettiği en küçük kara parçası” olarak da nitelendirilmekte. Tabi ki bu kayıpların sebebi birçok muharebe, bu muharebelerdeki güç dengeleri, mühimmat destekleri, eldeki mühimmat ve birliklerin sayıları ve bu saydıklarıma bağlı olarak subayların geliştirdiği stratejiler. Elbette stratejinin belirlenmesi ve savaş taktiklerinin uygulanması da tamamen insan eliyle olduğundan ve de karşı tarafın mevcut durumunun kimi zaman doğru okunamamasından bu noktada yapılan askeri harekât planlarının galibiyet yerine hezimet getirdiği zamanların sadece Gelibolu’da değil birçok harpte yaşandığı ve gelecekteki harplerde yaşanması muhtemel olduğu da bir gerçektir. Kimi zaman bu bahsettiklerim gereksiz kayıpların verilmesine de neden olmuştur.

Bir komutan harp stratejilerini oluştururken öncelikle; subayın deneyimi, geçmiş savaşlardan çıkardığı dersler, birliklerinin mevcudu ve kondisyonu, eldeki mühimmatlar, cephenin konumu, coğrafi durum vs. göz önünde bulundurmaktadır. Fakat bunlardan coğrafi durum ve cephenin yapısı bazen komutanın stratejisini belirlerken temel noktalar olmuş, hatta bazen bu saydığımız etmenlere göre planlar yapmak zorunda kalmışlardır. Çanakkale Muharebelerini çalakalem anlatan kitaplarda bahsedildiği gibi bahsedersek, Gelibolu’nun bir yarımada olması, dolayısı ile üç tarafının denizle çevrili olması bunun yanında yarımadanın güney bölgesinin kuzeye nazaran daha düz arazilerden oluşması Müttefik komutanlarına planlarını oluştururken baş etmen, ilk şart olmuştur. Bu doğrultuda baktığımızda müttefikler güneyde hem kara hem de deniz topçusundan oldukça fazla yararlanabilmişler, neredeyse her taarruzdan önce aynı anda deniz ve kara topçusunu kullanmışlardı. Hatta 2. Kirte’de müttefik planının tüm ana etmenini topçu birlikleri oluşturmuştur. Fakat kuzeyde ise bölgenin dere vadilerden oluşması siper hatlarının yakın olması sonucunu doğurmuş, birlikler birbirilerine yakın mesafelerde tutunabilmişlerdi. Bunun sonucunda müttefikler özellikle deniz topçusundan yeterli desteği alamamıştı.  Aldığında ise Nek taarruzu gibi bir hüsran ortaya çıkmıştı. Fakat buna karşın Türkler Kuzeyde çeşitli bataryalarını etkili bir biçimde kullanabilmişti. Hatta güneyde müttefikler kadar stratejik topçu kuvvetine sahip olmasa da Anadolu yakasındaki topçu birlikleri ile Kerevizdere’deki Fransız birlikleri üzerine etkili ve caydırıcı isabetlerde bulunmayı başarmışlardı. Kara muhareberelerinde bazı toplar düşman birliklerine hakikaten korku salmıştı. Öyle ki bunların bazılarına çeşitli adlar da takmışlardı. Bunlar şüphesiz Asiatic Annie, Beachy Bill, Anafarta Annie’den başkaları değildi.

 

 Asiatic Annie(İntepe Topları)

Asya yakasında yaşanan muharebeler her ne kadar bir çok kaynakta yüzeysel geçilse de Asya yakasının topları daha 18 Mart gelmeden müttefikler için devre dışı bırakılması gereken ilk etmeni oluşturmuştur. İngilizler aslında Kumkale ile ilgilenmeye daha Kara Muharebeleri dahi başlamadan evvel 19 Şubat 1915’teki başarısız bombardımanla başladılar. Bunu, 25 Şubat’ta savaş gemilerinin, menzil dışından bölgeyi dövdükleri, biraz daha başarılı bir bombardıman izledi. Topların tahribatını tamamlamak için, bir grup Kraliyet Deniz Piyadesi ile başlarında Teğmen Eric Robinson’un bulunduğu bir donanma tahrip birliği, 26 Şubat günü karaya çıktı. Onlar için her şey yolunda gitmiyordu. Türk direnişi artıyordu ve Robinson, görevini haklı olarak iptal edebilirdi. O zaman, Türk birlikleri Kumkale'nin yukarı kesimlerinde, Truva Savaşı’nın kahramanının mezarı olduğu sanılan, Aşil Höyüğü diye bilinen yerde, beyaz üniformalı ‘etrafta tek başına dolaşan’ birini gördüler. Bu, yoğun ateş altında sakince oradaki iki topu(Resim 1) tahrip etmeye devam eden Robinson’dı. Robinson, burada ve bundan sonra gösterdiği cesaretten dolayı, Gelibolu seferi sırasında verilen ilk Victoria Cross madalyasına layık görüldü. Burada öldürülen Deniz Piyadesi Çavuş Ernest Turnbull, Çanakkale Boğazı için verilen mücadelede ölen belki de ilk Müttefik askeri olmuştu. Müttefikler muhtemelen Boğaz Mücadelesi için engellemeye çalıştıkları bu topların kara muharebelerinde önlerine çıkacağınıbilseler eminim daha çok tahrip etmeyi deneyeceklerdi. Nitekim Kara Muharebelerin bu Asiatic Annie’den yani Anadolu Yakası toplarından çokça şikayetçi olacaklardı.

 

Resim 1. Bir ressamın, Kumkale’deki Türk toplarını imha etmek için patlayıcı madde yerleştiren Binbaşı Eric Robinson’ı tasviri. [1]

 

Esasen İntepe Grubu’na düşman kuvvetlerinin verdiği genel ad olan Asiatic Annie’yi bazı kaynaklar her ne kadar Topçamlar Tabyası olarak işaret ediyorsa da -Tekke Koyunu da tesirsiz de olsa- ateş bombardıman edebilme kabiliyetine bakıldığında ancak Topçamlarda sonradan tabiye edilen 240/35’lik toplarla bu mümkündür. Çünkü harp hatıralarına ve müttefiklerin savaş notlarına bakıldığında Asiatic Annie adı verilen bu topların Seddülbahir-Ertuğrul koyu civarına tesirli, hatta zaman zaman Tekke Koyuna da erişebilen tahrip edici gücü azalmış toplar olduğu görülmektedir. Asiatic Annie adı verilen bu topların Topçamlardaki toplar olmadığını aşağıdaki bilgiler de doğrular gibidir.

 

"Ekim 1915’ten itibaren düşman harp gemilerinin artmakta olduğu tarassut ediliyordu. Elde edilen haberlere nazaran yeniden bir donanma taarruzu arifesinde bulunuluyordu. Bundan evvelki muharebelerde boğaza giren gemiler geride tabiye edilmiş ağır bataryalar tarafından nispeten geç altına alınmıştı. Şimdi bu tabiyevi mahzurun derhal ortadan kaldırılması lazımdır. Bu maksatlarla Karadeniz Boğazı’ndan iki uzun çaplı 24 santimetrelik (240/35’lik) top İntepe’ye Boğaz methaline ve cenup bölgesine hakim olacak surette tabiye edilir. Bu topların yerlerinden sökülmesi, nakli ve tekrar tabiyesi çok iptidai vesaitle, güçlükle ve uzun ve yorucu mesai ile yapıldı, bu tarzda mesaiye Türkiye’de alışılmış olduğundan tamamıyla arızasız ve mükemmeliyetle cereyan etti."[2]

 

Bu durumda baktığımızda İntepe Bölgesinde, ne Orhaniye ne de İntepe'de 240/35'lik top bulunmamaktadır. İstanbul’dan gelen 2 adet 240/35’lik toplar Kasım 1915 sonlarında tabyaya tabiye edilir.

Yukarıda da bahsedildiği üzere Asiatic Annie’yi her ne kadar Topçamlar değil, İntepe Grubu toplarıydı diye belirtsek de bunu müttefik askerlerinin tanımıyla ele aldığımızda aslında müttefiklerin Asya Grubundaki toplara verdikleri genel bir ad olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

 

“En ünlü Türk bataryaları Asya kıyısından ateş eden ve hepsine birden 'Asyalı Annie' adı verilen toplardı. Bunlar ateşlerini İngiliz asker ve malzemesinin çıkarılacağını bildikleri kumsallar üzerinde yoğunlaştırırlardı. Ateş yoğun bir bombardımandan çok kesintiliydi.”[3]

 

Öte yandan 1915 yılının Haziran ayı geldiğinde Asiatic Annie’den şikayetler ve çekinceler artmış, askerlerde bir korku belirmeye başlamıştır. Korkulan da olmuş, Fransız  General Gouraud, 30 Haziran 1915 tarihinde komuta mahallinden Ertuğrul Koyu’na, kurulu olan bir seyyar hastanedeki yaralıları ziyaret etmeye giderken İntepe Bölgesi’nden atılan bir top mermisi sonucu yaralanır.Zaten Seddülbahir cephesindeki bazı düşman hatlarında (özellikle Kerevizdere ’deki Fransız askerleri) bulunan müttefik kuvvetleri Anadolu yakasındaki topçularımızın atışlarıyla oldukça yıpranıyordu. Şöyle ki, General Gouraud, yaralanmadan önce kendisine yapılan bir uyarıyı değerlendirerek boğazın güneyindeki düşman toplarını susturmak için yardımcı bir saldırı düzenlenmesini önermişti. Çünkü bu topların ateşi artık dayanılmaz bir durum almış, Seddülbahir’deki askerlerin moralleri iyice bozulmuştu. Fransız General Bailloud, General Gouraud’un isteğine uyarak yapılacak çıkarmayı daha da büyüttü ve çok geniş bir harekat planladı. Hamilton’a elindeki 3 tümenden ikisini Asya’daki saldırıya katması için hükümetin baskı yapmasını istemişti. Bailloud “Eğer içinde bulunduğumuz duruma bir çözüm yolu bulunmazsa bu Fransız birliklerinin hem malzeme hem de moral yönünden mahvolması demektir” diye yazıyordu. Hamilton önceleri “Asya yakasından gelen bir mermi ile ölen bir askerin yarattığı bozukluğu, saldırı sırasında ölen 10 kişiye eşittir” dediği halde bu bombardımanın Fransız askerleri için ne kadar yıpratıcı olduğunu hiçbir zaman anlayamadı.[4]

 

Halbuki İngilizler de en az Fransızlar kadar yine komuta seviyesinde Asiatic Annie’nin hışmına şahit olmuşlardı. Hamilton Seddülbahir’de Anadolu yakasındaki topçuların uğrattığı zarar ve yıkımlara birçok kere tanık olmuştu. Örneğin, 29 Mayıs 1915’te Anadolu yakasındaki Türk Topçusunun düşmana aman vermeyen atışlarını hatıralarına şöyle not düşmüştü:

 

Hellas'a çıktığımızda yapılmakta olan çeşitli yolları inceledim. Ardından General Hunter-Weston ile buluştuk. Oradan Fransız Generali Gouraud'un karargâhına, Komodor Roger Keyes'le birlikte gittim. Gouraud tam havasındaydı, çayımızı içtikten sonra, ikindi üzeri V Kumsalına yürüdük. Hellas burnu'ndaki V Kumsalında yapılmış iğreti rıhtıma vardığımızda River Clyde şilebinin sancak tarafında Wolverine isimli bir muhribin aborda olmuş bir durumda, bağlı yattığını gördük. Bu geminin komutanı Komodor Roger Keyes'in kardeşi Binbaşı Keyes idi ve gemisini kendiliğinden o tehlikeli yere sokmuş, Türklerin Asya yakasından açtıkları ateşe hedef oluyor ve inatla cevap veriyordu.”[5]

 

İngiliz askerlerinden Denizci Er Joe Murray ise farklı zamanlarda Asiatic Annie’nin korkutuculuğunu ve ürkütücülüğünü kaleme almış, yaşadıklarını ve hissettiklerini günlüğüne yansıtmıştır.

"En ünlü Türk bataryaları Asya kıyısından ateş eden ve hepsine birden 'Asyalı Annie' adı verilen toplardı. (…) W Kumsalı'nın(Teke Koyu) üzerindeki bu düzlükten patlayan topun namlusunun parıltısını görürdük ve lanet şey sonra düşerdi... Ve korkunç bir gürültü! Mermi yere düştükten sonra tren gibi bir gürültüsü vardı." Gürültü kötüydü ama kumsaldaki İngilizler için de kurtuluştu: "On atışın sekizinde mermiler patlamazdı bile. Ama yine de çok ürkütücüydü."[6]

Asiatic Annie için bir ön uyarı sistemi bile oluşturmuşlardı. Asiatic Annie’den atılan topların sesini duyar duymaz 28 saniyeleri vardır saklanmak için.

“Seddülbahir kalesinin tepesinde bir borazancı vardı ve oldu­ğu yerden topun namlusu ucundaki parıltıyı görürdü -bunun Asyalı Annie olup olmadığını bilemiyorum- ve hemen pes perde­den bir 'sol' çalardı. Bu, "Geliyor," demekti. O boruyu öttürünce her­kes yamacın altına koşardı. Aldığımız emir öyleydi. 28 saniyemiz vardı. Merminin gelmesi o kadar sürerdi. Bu pek fazla bir zaman de­ğildi ve mermi birden GÜM! diye düşerdi. (D. eri Joe Murray)”[7]

Bir komutanı yaralayıp, Seddülbahir bölgesindeki askerlere bu kadar korku salan Asiatic Annie için topların kabiliyeti kadar askerlerin metaneti ve sebatı da önemlidir diye düşünüyorum. Bu sebeple İntepe Topçusu savaşta gerçekten düşmana nam salacak kadar başarılı olmuş fakat müttefik askerlerin günlüklerden de anlaşıldığı üzere, onlar bu şanı bu topa ve topçuya sunarken korkarım buna rağmen biz onlara haklarını düşman kadar teslim edebilmiş değiliz.

 

Beachy Bill(Palamutluk Sırtı Topları-Bataryası)

 

 

 

Resim 2. Palamutluk Sırtı’nda top mevzilerinin bulunduğu noktadan Gökçeada ve Semadirek,1919.

 

Gelibolu seferi boyunca Kara Muharebelerinde düşman kuvvetlerine en çok zarar veren ve adından söz ettiren diğer toplar Palamutluk Sırtındaki toplardı. Gelibolu seferi boyunca, Anzak Koyu’nda sadece Beachy Bill’in yaklaşık 1.000 askeri öldürdüğü veya yaraladığı tahmin ediliyor.

Palamutluk sırtında bulunan bu toplar esasen müttefiklerin 18 Mart’taki boğazı geçme girişimlerinden beri orada duruyorlardı.[8] 18 Mart 25 Nisan arasında da bu topların korunması Yarbay İrfan komutasındaki 25 Alay’a verilmiştir. Bu topların özelliklerine baktığımızda 150/24mm’lük olduğu belirtilmektedir.

 

 Diğer karışık cins ve çaplı bir batarya (ikisi mantelli top ve ikisi nordanfield) Kabatepe’nin hemen doğu eteklerinde idi. Bu bataryanın atış istikameti özellikle Kabatepe kuzeyindeki plaj önleri ile Arıburnu kıyı suları idi. Bunlardan başka, dört kısa namlulu ve adi ateşli 150 mm’lik obüs bataryası da Palamutluk sırtları doğusunda mevzilendirilmiş, öncelikle Kabatepe - Çamtepe açısında çalışacak şekilde ateş hazırlıklarını tamamlamıştı."[9]

 

Palamutluk sırtlarındaki obüs bataryası denizdeki düşman tekneleriyle uğraşabiliyordu. Arıburnu kara

muharebelerine devamlı olarak ateş destek koordinasyonunu yürüten topçu kuvveti, ilk safhada yok denecek kadar azdı. Buna karşılık, düşman donanmasının gücü 172 topa, yani kara topçusu düzeniyle 44 bataryaya dayanıyordu.

 

Avustralyalı Savaş Muhabiri Charles Bean’in ifadesine göre buradan ilk atış 5 Mayıs 1915’te gerçekleşmiştir ve ilgilenilmesi gereken önemli bir unsurdur.

Burada siperler birbirine yakın değildi ve ani, güçlü küçük bir saldırı tehlikesi yoktu, topçu sınıfı Kabatepe ve Eceabat arasında Olive Grove’un(Palamutluk Sırtı) düşük etkili atışları düşmanın nispeten uzak bataryalarıyla ilgilenmesi gereken en önemli kısımdı. 5 Mayısta orada saptanamayan bir yerden ilk defa bir Türk bataryasının ateşi belirdi sonradan ‘Beachy Bill’[10] olarak bilinen bir bataryanın sefer sırasında yalnızca sahilde binin üzerinde kayba neden olduğu söylenmekteydi. Sahil üzerine ve ona yaklaşan kayıklara ilk gülle ateşi tam kanattan kıyı boyunca hızla yayılan şarapneli Kabatepe dağlık burnunun boynu üzerinde bir bataryadan geldi. Bu batarya yıkıldı ya da özellikle Bacchante’nın[11] ateşi (tarafından işlemez duruma getirildi ve daha sonra Kabatepe’den sadece birkaç top patlaması gerçekleşti. Çıkarmayı takip eden hafta boyunca düşmanın sahildeki gücünü yıpratmak için açılan ateş doğrudan iç kısımlardaki bataryalardan geldi ama şarapnel çok az bir etkiye sahip derecede patlatıldı. Bölükteki yığınlarda çoğalan bisküvi yığınları ve cephane kutuları tıbbi malzemeler, saman balyaları ve çeşitli görevleri bekleyen insanlar için yeterli korumayı sağladı. Bu arada sahil güçleri çoğunlukla sıradan saçmalardan hafif yaralar alıyormuş gibi görünen, bölümün merkezinden aşağı uzun çizgiler çizen top, katır ve atlara aldırmaksızın çalışmaya devam etti.”

Türk kaynakları da atışların tesiri konusunda şüpheye düşmüşlerdir. Nitekim bu sebeple Arıburnu’ndaki düşman çıkarma iskelesinin sol yanında(özellikle Waston’s Pier-Anzac Pier) etkili olan Bechy Bill’in atışlarının tesirinin yetersiz kalması sebebiyle İsmailoğlu Tepeye[12] kurulan batarya da bu kesimin sağ tarafını dövüyordu. Fakat ateş altına alınması gereken hedefler, topların etkili mesafeleri son sınırında olduğundan istenilen yarar sağlanamıyordu.[13] Diğer taraftan Mayıs ayının başında da Kuzey grubunun 5. Orduya gönderdiği raporda Palamutluk sırtındaki toplara değinilmiş, ancak  düşmanın gerileriyle ihraç iskelesini müessir surette ateş altına alıyor olsa da düşmanın asker ve

 

Resim3. Palamutluk Sırtı’nda top mevzilerinin bulunduğu noktayı gösterir bir müttefik haritası.

 

Charles Bean “Anzac to Amiens” adlı eserinde Palamutluk Sırtındaki atışların kesinlikle bir gözetleme ile yapıldığını ve kalabalık olması sebebiyle bu iskeleyi özellikle seçerek atışların kalabalık anlarda yapıldığını belirtmiştir. Türk kaynaklarına baktığımızda gerçekten de Charles Bean’in ifadesi doğrudur. Bu iskeleye Kabatepe ve Ağıldere bölgelerinden yapılan yan gözetlemelerden yararlanılarak atış tanzimi yapılabiliyordu.

 

Charles Bean her ne kadar atışlarının düşük tesirli olduğunu ifade etse de askerler onunla aynı fikirde değillerdi. Avustralya İstihkam Birliği’nin 2. Sahra Bölüğü’nden, Çavuş Cyril Lawrence’in ağzından Beachy Bill’in atışa başladığı anları dinleyelim.

'Şehrin'[15] yukarısındaki tepelerde yavaş yavaş 'iş mahalleri' oluşuyordu. Plajın arkasındaki Anzak Yarıntısı’da, Kolordu Karargahı ve Kolordu Komutanı Korgeneral William Birdwood’un sığınağı vardı. Sir William, hemen hemen her gün plajda çalışan veya koyun diğer bölümlerinden malzeme alıp, mevzilerine götürmeye gelen angarya gruplarının binlerce askeri gibi, koyun mavi sularında yüzerken görülebilirdi.

Fakat Türk topçuları Anzak Koyu’na neredeyse mükemmel isabetle ateş ediyorlardı ve plajın etrafında veya denizde patlayan mermilerin şarapnelleri ile bir çok asker öldü veya yaralandı. Bu şarapnel mermilerinin çoğu, Beachy Bill (Plaj Bill) adı verilen bir tabyadan geliyordu. Gelibolu seferi boyunca, Anzak Koyu’nda sadece Plaj Bill’in yaklaşık 1.000 askeri öldürdüğü veya yaraladığı tahmin ediliyor. Buradaki top ateşi o kadar yoğundu ki, insan ya bu mermilere alışmak, ya da eğer mümkünse bunun gülünç olduğunu düşünmek zorundaydı.

10 Haziran 1915 akşamı, Plaj Bill ateş açtığında koya yüzmeye gitmiştim. Plajda yüzlerce kişi vardı ve top mermilerinden biri tepedeki tuvaletin üzerinde patladı. Uzun bir çukurun üzerine konan ve her iki ucu desteklenen bir kalas üzerindeki askerler bir dala konmuş serçeler gibi oturuyorlardı. Onların saklanabilecekleri hiç bir yer yoktu ve çıplak kıçlarını sıralanmış bir şekilde görmek çok komikti. Top mermilerinden birisi bu tuvaletin üzerine patladı. Bunu takip eden kargaşada hiç kimse pantolonunu bile çekmeyi beklemedi. Kopan kahkaha tufanı kilometrelerce öteden duyulmuş olmalı. İşte bu gibi ufak tefek komik olaylar burada vaktin geçmesini sağlıyor.”[16]

 

 

Resim 4. Beachy Bill’den atılan atışların Anzak Koyu’na ve iskelelere düşüş anı.

 

Beachy Bill yani nam-ı diğer Palamutluk Sırtı Toplarının atışları düşmanı gerçekten de ürkütüyordu. Binbaşı Fred Waite ise Palamutluk Sırtı toplarını en ölümcül toplar olarak tanımlıyordu.

En öldürücü silah ya da batarya Kabatape’nin sahil kesimine uzak bir yerde, iç tarafında bulunan Olive Grooves’ tan(Palamutluk Sırtı’ndan) atış yapan “Beachy Bill” idi. Sahilin diğer bir tarafını etkisi altında tutan diğer uzun menzilli bir top ise ve birliklerimiz tarafından “Anafarta Annie”olarak adlandırılmış, W Hills(İsmailoğlu Tepe)’te bulunan toplardı. Bizim pek çok topumuzun adı yoktu. Sadece Walker’s Ridge(Serçetepe)’de bulunan Hint Dağ Bataryasına “Rumbling Rufus”(Guruldayan Rufus) adını vermiştik.” [17]

 

Günlük hayat devam ederken tabi ki bu türlü top atışlarından Türklerin diğer tehlikelerinden korunmayı öğrendikleri gibi  Palamutluk toplarından da korunmayı öğrenmişlerdi. Artık gün ışıdığında Palamutluk toplarının etkisi altında bulunan sahil kesimi ıssızlaşıyordu. Sahilde demirlemiş botlar ve mavnalar, sahilde bulunan logistik malzemeler her zaman tehlike altında olduğundan bunları korumaya yönelik önlemler alınmaya çalışılıyordu. Örneğin, yeni malzemeler geldiğinde sahilde tutulmadan iç taraftaki depolara taşınıyordu.[18]

Palamutluk sırtı topları müttefikler Arıburnu’nu tahliye edene dek atışlarına durmadan devam etmiş. Hatta müttefiklerin son günlerinde özellikle 13 Aralık’tan itibaren düşman üzerine atışlarını gece boyunca da yoğunlaştırmış. Tabi ki tahliye için kullanılan iskelelere de tesirli atışlarda bulunmasından ötürü M21 monitörü ve Endymion zırhlısı bu günlerde sürekli Palamutluk sırtı üzerine atışlarda bulunmuşlardı.[19]

Palamutluk Sırtı Toplarını susturmak için M21 veya Endymion’un yaptığı denemeler ilk değildi. Tahliyeden önce muharebeler devam ederken ANZAC Kolordusu –neredeyse- herşeye çare veya geçici çözümler bulabiliyordu, fakat “Beachy Bill”e çare bulmak bir türlü mümkün olmamıştı. Hatta Robert Rhodes James bu çaresizliği şöyle anlatır:

“Monash Vadisi'nde ilk günlerde birçok kayıplara sebep olan Türk nişancılarının ateşi, Birdvvood'un muntazam bir avcı keşif ve vurma grupları sistemi kurulmasını emretmesinden sonra, Mayıs ayı devamınca tedricen kontrol altına alınabildi. Bu grup­lar ikişer kişi çalışırlardı: erlerden biri avcının yerini keşfeder ve ekseriya, ateşi üzerine çekmek için şapkasını sallardı. Bu ödürücü tehlike yavaş yavaş kontrol altına alındı. Fakat, Kaba Te-pe'nin güneyinde, «Zeytinlik»[20]  denilen yerdeki bir Türk batarya­sının devamlı atışlarına karşı hiç bir şey yapılamıyordu. Koyun kendisinin görünmemesine mukabil, Anzac Koyu'na girmekte olan her gemi Kaba Tepe'deki Türkler tarafından görülebiliyor ve Bahriye'nin bütün gayretlerine rağmen Zeytinlik bataryalarını susturmak mümkün olmuyordu. Anzacların talihine, Türklerin topçuluğu ve cephanesi zayıftı, bununla birlikte şarapnel birçok kayıplara sebep oldu.” [21]

Mayıs ayında Palamutluk sırtındaki bu topların varlığı ve tesirli atışları fark edildiğinde yukarıda bahsettiğimiz gibi bir çok zırhlının hedefi olmuştu. Özellikle Kara Muharebeleri devam ederken HMS Bacchante’nin bu noktayı en çok bombardıman altına alan müttefik zırhlısı olduğunu da belirtmeliyiz. İşte bu bombardımanlardan birine 48. Alay 2.Tabur 2. Bölük’te Takımbaşı[22] olarak görev yapan Emin (Çöl) şahit olmuş, hatıralarında belirtmiştir.

“…Erkenden Palamutluk denilen sırttaki topçu yatağına gelmiştik. Topçu Komutanı, ‘şimdi düşman ateş açacak, piyadenin topçu mevizlerinde bulunması doğru değildir’ diye bağırıyordu. Ardından ‘Çabuk olun  yedek siperlere, boş cephane çukurlarına dolun…’ dedi. Arıbunu ile Kabatepe arasında yüksek bir sırttı. Üzeri kalın, yüksek palamut ağaçları ile örtülü idi. Topçu mevzilerimiz bu ağaçların duldasında[23] idi. Düşman şarapnelleri ağaçları aşırtma atış yapıyor, üstümüzde patlıyor, misketler ileriye saçılıyordu. Birkaç arkadaşla üstü örtülü bir çukura girdik. Bakır çemberlerden şarapneller, üstümüze vızılaya vızılaya iniyordu. Bir saate yakın bu çukurda kaldık. Ağaçların doğusuna çekildik. Burada iki mendilli(mantelli) topun şasileri(çatkıları) yere çakılmış, açıkta duruyordu. Mermiler ağaçlarda hayli yıkıntı yapmıştı. Tepelerini budamış, kimisi yara almıştı. Dökülen dallar, yapraklar temizlenmiş olduğu için düşman birkaç kez yeltenmişse de yakamamıştı.”[24]

Şunda şüphe yok ki müttefik askerlerinin dilinden de anladığımız üzere Beachy Bill düşmana aman vermemiş, Türk’ün kudretinin Gelibolu’daki simgelerinden biri olmuştur. Neden Beachy dediklerini tam olarak bilmesek de büyük ihtimalle çıkarma sahili ve iskeleleri etkisi altına aldığından ötürü bu adı aldığının tahmin etmek hiç de yanlış olmaz. Diğer taraftan özellikle Avustralyalı askerler, korkulu rüyaları olan Palamutluk topları için Beachy Bill lakabı dışında bir de limerik[25] yazmışlardır.

 

“Şu bir gerçek ki Beachy Bill denilen bir baş belası var

Toplarını ateşlediğinde cırtlak sesiyle avazı çıktığı kadar bağıran,

Fakat biz atışından ve o sesten sonra,

Atışlarını saymalıyız, sonra attıklarını sayıyoruz

Sonra dışarı çıkıp Beachy Bill’in toplarını karşılıyoruz.”[26]

 

Anfarta Annie(Küçük Anafarta Topları-İsmailoğlu Tepe Bataryası)

Anzac kuvvetlerinin ana mühimmatlarının ve çıkarma iskelelerinin bulunduğu Anzak koyu ve Kuzey Plajı sağ kanattan Palamutluk Sırtı toplarının ateşi altındayken, sol kanattan da başka bir bataryanın ateşi altında bulunmaktaydı. Bu sebeple müttefik belgelerinde Beachy Bill’den bahsedilirken “Anafarta Annie” olarak adlandırdıkları bir toptan daha bahseder ve bu iki toptan dolayı muzdarip olduklarını belirtirler. Bazı Türk ve Yabancı Gelibolu araştırmacıları bu topların “Küçük Anafarta” topları olduğu iddiasında olsalar da dikkat çeken ki faktör sebebi bu topların İsmailoğlu Tepe’de(W Hills) bulunan batarya(lar) olabileceğini göstermektedir. Bu faktörlerden birincisi, Küçük Anafarta Toplarının bombardımana tabi tutulan mevzilere uzaklığı ve görüş açısı ve  bu noktaya olan uzaklığıdır. 4,7 inch’lik Krupp toplarından oluşan Küçük Anafarta Topları Anzak Koyuna yaklaşık (kuş uçuşu) 7 km uzaklıktadır. Öte yandan İsmail Oğlu Tepe’nin ise bu noktalara uzaklığı (kuş uçuşu) 5 km’dir. Dolayısıyla İsmailoğlu Tepe’de bir batarya olması sebebiyle atışın buradan da yapılabileceği kanısını güçlendirmekte. İkinci ve bence daha önemli bir faktör ise bu toplardan bahsedilirken birçok günlükte veya tarihi belgede “Anafarta Annie”nin “W Hills”ten atış yaptığı açıkça yazılmıştır. Binbaşı Fred Waite de “The New Zealanders at Gallipoli” adlı eserinde bunu yazanlardan biridir.[27]Fakat bazı askerler de bu atışların Mestan Tepenin kuzeyinden yapıldığını da yazmıştır.[28]

 

 

Resim 5. İsmailoğlu Tepe’de bulunan bataryamız. Bataryanın tekerleri tahrip olmuş, daha sonra değiştirilmiş. Resim de muhtemelen bu tahribatı göstermek için alınmış. (Tunca-İclal Örses Arşivi)

 

İsmailoğlu Tepe konuşlanan toplar31 Mart’ta 9. Tümen’in düzenlenmesi sırasında önemli bir nokta olarak görülmüş ve “Müstahkem Mevkii Kumandanlığı’ndan gelen onay ile 9’uncu Sahra Topçu Alayının 3. Dağ Topçu Taburu’nun 8. Bataryası İsmailoğlu Tepe’de mevzilenmiştir.[29]

 

Palamutluk Sırtı Toplarının konumu neticesinde direkt ve tek hedefinin Anzak Koyu ve çıkarma İskeleleri olması gayet doğaldı. Hedefe uzaklık sebebi ile İsmailoğlu Tepe’de bulunan topların veya bugün Küçük Anafarta Topları diye tabir ettiğimiz topların direkt hedefinin bu belirttiğimiz noktalar olması belki sorgulanabilir. Bunu sorguladığımızda bu noktada karar vermemizi sağladığı gibi aynı zamanda bu topların bu belirtilen bölgeleri ateş altına alma kabiliyeti olduğunu da kanıtlayan bir ipucuna erişiyoruz.Şöyle ki 19 Mayıs Taarruzundan bir gün önce yayınlanan Kolordu emrinin 8. Maddesinde “Birlikler düşman siperlerine girdikten sonra topçu ateşi, İsmailoğlu Tepesi ve Kabatepe’deki bataryalar da dâhil düşmanın gerilerdeki ve denize yakın tahkimatı üzerine yöneltilecektir. Bundan başka, düşmanın takviye birlikleri yetiştirmek üzere yapacağı çıkarmalar dahi topçu ateşiyle her hâlde önlenmelidir.” der. Böylece Kolordu’nun bu emri ile İsmailoğlu Tepe’de bulunan topların hem düşmanın deniz yakınındaki karaya çıkmış lojistiklerinin, bataryaların temel hedefi olduğunu görüyor hem de bu kabiliyete sahip olduğunu netleştirmiş oluyoruz. Diğer taraftan arka planda Palamutluk sırtı ve İsmailoğlu Tepe’den ya da yine Küçük Anafarta Toplarından atış yapan bu topların üzerinde tesir bıraktığı müttefik askerlerinin neden sürekli uçuşan bisküvi ve malzeme kutularından söz ettiğini açığa kavuşturmuş oluyoruz.

 

Elbette ki Anafarta Annie’den tek bahseden Binbaşı Fred Waite değildi. 2. Avustralya Piyade Tugayı, Otaga Taburundan Henry Lewis de aynı topun gazabına uğrayanlardan bir diğeriydi. Lewis, Anafarta Annie ve Beachy Bill  hakkında diğer askerlerin günlüklerinde anlattıklarına paralel olarak atışların sahilde yoğunlaştığını belirtirken, şunları söylüyor:

“Türklerin bombardımanından asla başımızı kaldıramıyorduk. Gece yarısı bile Anzak Koyu yüzmek için güvenli değildi. Anafartalarda bulunan ve adını “Farting Annie”[30] verdiğimiz bu top sürekli bombardıman halindeydi. Toplar ve şarapneller sahile düşmeye başladığında sahil boyunca yığılmış bisküvi ve diğer malzeme yüklü kutuları sahilden toplamaya çalışıyorduk.”[31]
Yine başka bir askerin anısında, Anafarta Annie’den atılan top mermilerinin yaklaşık 75 km hızla kuzeyden gelerek, önce Pilav Tepe’ye(Table Top) tırmanıp Pilav Tepe’den sonra inişe geçerek kaçmaya zaman bırakmadan Anzak Koyu’nda üzerlerinde patladığı belirtiliyor.[32]

 

 

Resim 6. Küçük Anafarta (Anafarta Annie) Toplarından birinin başında bir grup askerimiz. (Tunca-İclal Örses Arşivi)

 

Anafarta Annie toplarının en ölümcül vuruşlarından birine de 2. Hafif Süvari Alayından George Green şahit olmuştu. Green’in anlattıklarına göre 24 Haziran 1915’te bir grup asker denizde banyo yaparken atılan top tek bir top mermisi şarapnelleri ile 18 askerin yaralandığını gördüğünü, bunun inanılmaz olduğunu söylüyor.

 

 

Resim 7. George Green’in günlüğünde Anafarta Annie ve Beachy Bill’den bahsettiği sayfa.

 

Bu bahsi geçen, adına şiirler dahi yazılan “namlı” toplarımız, bizler tarafından neredeyse hiç bilinmiyordu. Bugüne dek adlarını gerçekten çok az ya da hiç anmadık. Elbette burada amaçlanan bahis sadece toplar değil, topçularımızdır. Düşünün ki bu toplardan bir tanesi, Fransız General’i mecruh ederken, bir tanesi 1000’in üzerinde kayıp verdiriyor bir diğerinin de sadece 1 top mermisi 18 kişiyi yaralıyor. Müttefikleri o kadar rahatsız ediyorlar, kayıplar verdiriyorlar ki artık, bunlardan bir tanesinin yerini bulup teslim almak için tüm kuvvetini vermeye hazır komutanlar çıkıyor. Beachy Bill’den korunmak için Müttefik Ordonat Servisi bir genelge bile yayınlıyor.[33] Üzerlerine Endymion, M21 Monitörü, Bacchante zırhlısı ateş yağdırmış yine vazgeçmemişlerdi.

 

Bu anlattıklarımızın dışında Vefik Tepe-Sinem Sırtlarına ismini bırakan Üsteğmen “Besim”in Besimtepe’deki bataryasından da çeşitli kaynaklarda bahsedilmekte. Ancak bunlarla ilgili yeterince bilgiye ulaşmak mümkün olmadığından ve sadece müttefikler tarafından adlandırılan toplarla çalışmayı sınırlandırdığımızdan yeterince bahsetmek mümkün olmadı. Ama yiğitliklerinin unutulmadığını göstermek ve okuyanların da unutmayacağına olan inancımdan onları da burada yad etmek tam yeri ve zamanıdır fikrindeyim.

Son olarak; muhakkak ki bir ordunun en önemli kuvveti piyade birlikleridir. Fakat unuttuğumuz topçu kahramanların gazabına uğrayan müttefik askerleri ve kaynaklar bilgiler bize gösterdi ki, her ne kadar piyade ana kuvvet olsa da topçular piyadelerin mütemmim cüzüdür.

 

KAYNAKLAR

Australian Army, & Bean, C. E. W. (1916). The Anzac Book. Written and Illustrated in Gallipoli by the Men of Anzac.(CEW Bean, Editor.). Cassell & Company.

Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, Çanakkale Cephesi Harekatı, V. Kitap, c. 1-2-3, Genelkurmay Basımevi, Ankara 2012.

Cassar, G. H. (1974). Çanakkale ve Fransızlar, Çev. Nejat Dalay, İstanbul, Baha Matbaası.

Çöl, E., & Kazdağlı, C. (2009). Çanakkale-Sina savaşları: bir erin anıları (Vol. 1). Nöbetç̧i Yayınevi.

Forbes, A. (1929). A history of the Army Ordnance Services (Vol. 3). Medici .Society.

Hamilton, I., & Öndeş, O. (1972). Gelibolu günlüğü. Hürriyet.

James, R. R., & Saltıkgil, H. V. (1965). Gelibolu harekâtı. Belge Yayınları.

Lawrence, C. (1981). The Gallipoli diary of Sergeant Lawrence of the Australian Engineers, 1st AIF, 1915. Melbourne University., Sir Ronald East (Ed.), Melbourne 1983

Lorey, H. (1946). Türk sularinda deniz hareketleri: Yazan: Amiral Lorey. Çeviren: Tekirdaǧli H. Sami. Alman resmî deniz harp tarihinden icap eden haşiyelerle genişleterek yazilmiştir. Metin dişinda 22 harita vardir. Deniz Matb..

Oglander, C. F. Aspinal Büyük Harbin Tarihi Gelibolu Askeri Harekatı, c. I-II, Arma  Yaynlar, stanbul 2005.

Sezen, N., & Sezgin, İ. (Eds.). (2008). Çanakkale cephesinden Anzac günlükleri. Çatı.

Shadbolt, M. (1987). Voices of Gallipoli. Radio New Zealand.

Steel, N., & Hart, P. (1997). Gelibolu: yenilginin destanı. Sabah Kitapları.

Upfield, A. (2009). Up and Down the Real Australia: Autobiographical Articles and the Murchison Murders. Lulu. com.

Waite, F. (1921). The New Zealanders at Gallipoli. Whitcombe and Tombs.

Yazman, M. Ş., Türk Çanakkale, Ankara, Ulus Basımevi, 1938.

 



[2] Hermann Lorey, Türk Sularında Deniz Hareketleri, Cilt II, Boğazlar Etrafında Mücadele, Çeviren: Dz. Kurmay Albay Tacettin Talayman, T.C. Deniz Basımevi, 1946. 143

[3] Nigel Steel- Peter Hart Gelibolu: Yenilginin Destanı, Sabah Kitapları, 1997,s.241.

[4] George H. Cassar, Çanakkale ve Fransızlar(Çev. Nejat Dalay),  syf.217,218

[5] Ian Hamilton, Gelibolu Hatıraları, 1915, syf.174

[6] Nigel Steel- Peter Hart Gelibolu: Yenilginin Destanı, Sabah Kitapları, 1997,s.241.

[7] a.g.e. s.292

[8]BDHTH, Çanakkale Cephesi Harekatı, c. V/1, Genelkurmay Basımevi, Ankara,2012, s.148.

[9]BDHTH, Çanakkale Cephesi Harekatı,c.V/2, Genelkurmay Basımevi, Ankara,2012, s.80.

[10] Palamutluk sırtı toplarına müttefiklerin verdiği ad.

[11] 25 Nisan akşamı yerleştirilen Avustralya bataryaları da Bacchante zırhlısına atışlarıyla destek verdi..

[12] Sonradan müttefik tarafından “Anafarta Annie” olarak anılacak batarya.

[13]BDHTH, Çanakkale Cephesi Harekatı,c.V/3, Genelkurmay Basımevi, Ankara,2012, s.309.

[14] M.Şevki Yazman,Türk Çanakkale,Ulus Basımevi,1938,s.172.

[15] Çıkarma bölgesindeki yığınaklar ve yerleşim yerlerinin çok olması sebebiyle askerler bu noktaya şehir adını veriyorlardı.

[16] J Beaumont ,The Gallıpolı Dıary Of Sergeant Lawrence Of The Australian Engıneers 1st Aif 1915-East, R.,Melbouner, 1982, s.27-28.

[17] F. Waite,The New Zealenders at Gallipoli, Whitcombe and Tombs,1921,s.86.

[18] a.g.e. , s.87.

[19] Niyazi Sezen-İsmail Sezgin,Çanakkale Cephesinden Anzac Günlükleri,Çatı Yayınları,2008,s.103-113.

[20] Burada çevirmen-yazar bizdeki karşılığı “Palamutluk Sırtı” olan “Olive Groove” u doğrudan çevirerek “Zeytinlik” demiştir.

[21] Robert Rhodes James, Gelibolu Harekatı (çev. Haluk Saltıkgil),Belge Yayınları,1965, s.246-247.

[22] O dönemde Astsubay-Subay arası bir rütbe.

[23] Adana-Mersin yöresi ağzında “gölge-kuytu” manasında kullanılan sözcük.

[24] Emin Çöl-Celal Kazdağlı,Çanakkale-Sina Savaşları:Bir erin anıları,c.1,Nöbetçi Yayınevi,2009,s.36.

[25] Beş mısradan oluşan esprili şiir.

[26]Australian Army& C.E.W. Bean,The Anzac Book, Cassell & Company,1916,s.96.

[27] F. Waite,The New Zealenders at Gallipoli, Whitcombe and Tombs,1921,s.86.

[28]Arthur Upfield, Up and Down the Real Australia: Autobiographical Articles and the Murchison Murders. Lulu.com, 2009, s.116.

[29]BDHTH, Çanakkale Cephesi Harekatı,c.V/1, Genelkurmay Basımevi, Ankara,2012, s.192-193.

[30] Farting= Gaz çıkarmak manasında. Bazı kaynaklarda “Anafarta Annie” yerine aynı top(lar)a “Farting Annie” adıyla rastlıyoruz.

[31] Henry Lewis,(Ed. Maurice Shadbolt) "Voices of Gallipoli", Auckland,1988, s. 27

[32]Arthur Upfield, Up and Down the Real Australia: Autobiographical Articles and the Murchison Murders. Lulu.com, 2009, s.116.

[33] Arthur Forbes, A history of the Army Ordnance Services, Vol. 3(Great War), medici society, 1929.s.243.


  13257 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

4449_Tosun Saral 24-05-2014, 20:08:29
Çanakkale Muharebelerinde Bir Kahraman Asker
Korgeneral Arif Tanyeri (Top. 1325(1909) - 3)

Çanakkale’ye ilk defa 1947 yılında geldim. 6 yaşında idim. O geceyi deniz kenarında bulunan Ordu Evinde geçirdik. Bize denize bakan bir oda vermişlerdi. Sabah uyanınca ilk işim herkesin yaptığı gibi pencereden dışarı bakmak oldu. Hayatımda ilk defa karşı kıyıda bulunan Gelibolu yarımadasının tepelerini gördüm. Korktuğumu, ürperdiğimi hatırlıyorum. Kendimi sanki bundan önceki hayatımda orada bulunmuş gibi hissettim. O andan önce ne Gelibolu’yu bilirdim, ne Çanakkale deniz muharebelerini ne de kara muharebelerini. Fenalaşmışım. Zavallı annem ve babam ortalığı telaşa vermişler. Hemen askeri doktorlar çağrılmış, ve tedavi görmüşüm.
O güz 18 Mart ilkokulunda okula başladım.

İşte o yıllarda bir kahraman askerle tanıştım. Bu kahraman Müstahkem mevki Komutanı Korgeneral Arif Tanyeri’ idi.

1947-1949 yılları arasında Çanakkale Müstahkem Mevkii Kurmay Başkanlığı yapan Rahmetli babam Piyade kurmay Tümgeneral (1340/7) Ahmet Hulki Saral (1905-1982) anlatmıştı:
“ O yıllarda Müstahkem Mevki Komutanı rahmetli Korgeneral Arif Tanyeri idi. Paşa diğer savaş gazilerinin aksine etrafına genç subayları toplar savaş hatıralarını anlatır, elinden geldiği kadar onlara bir ders vermeye çalışırdı. Çanakkale savaşlarına genç bir üstteğmen olarak Gelibolu Yarımadasında mevzilenmiş koşulu bir topcu bataryası komutanı olarak katılmıştı. 1947 veya 48 yıllarında İngilizlerin savaş alanlarını ve şehitliklerini ziyaret edeceği haberi geldi. Tabii ki Kurmay başkanı olarak ben gezi programını hazırladım. İngilizler büyük gemilerle geldiler. Savaş gemileri boğaz girişinde bütün haşmeti ile demirlediler. O gün, o kanlı hatıra gözümüzün önünde tekrar canlandı. Hepimiz ürperdik. 18 Mart 1915 tekerrür mü ediyordu ? Ancak, bu defa dost ve müttefik olarak gelmişlerdi. Gezi programı gereğince en yüksek rütbeli komutan olarak Arif Tanyeri Paşa ev sahipliği yaptı. Savaş alanları gezildi, şehitlikler ziyaret edildi. Derken bir yere geldik. Yüksek rütbeli bir İngiliz subayı heyacanla bir şeyler anlatmaya başladı ve dedikleri derhal Türkçeye çevrildi. İngiliz:
-“İşte burada bir Türk bataryası bize aman vermiyor, birçok zayiata neden oluyordu. Üzerine donanma toplarımız ısınıncaya kadar ateş yağdırıyor, artık orada canlı hiç bir şey kalmamıştır diye ara verince batarya yeniden ateşe başlayıp askerlerimizi öldürüyordu. Onu bütün savaş boyunca susturamadık. Acaba bunlar kimlerdi ? Şimdi ne yapıyorlar?” diye sormuştu.

İngilizin sözleri Türkçeye çevrilince topluluğun içinden bir hıçkırık sesi duyuldu. Bütün bakışlar o yöne çevrildi. Hıçkırıklarla ağlayan kişi Müstahkem Mevkii Komutanımız Korgeneral Arif Tanyeri idi. Koca Türk gözyaşlarını sildi ve titrek bir sesle “Bendim Efendim” dedi ve devam etti.
-“ Toplarımı çeken hayvanlarım telef olmuştu. Kahraman neferlerimle beraber her taciz ateşimizden sonra toplarımızı Ya Allah diyerek yükleniyor ve geriye götürüyorduk. Siz ise devamlı aynı yeri bombalıyor, daha gerileri bombalamayı düşünmüyordunuz. Bombalamaya ara verince toplarımızı yine yükleniyor eski mevzimize gelerek size zaiyat verdiren ateşlerimize başlıyorduk. Bu böyle sürdü gitti.”
Derin bir sessizlik oldu. Topluluktaki bütün Türk subaylar ağlıyordu. Derken bir şey oldu. İngilizler ve Türkler birbirlerine sarıldılar ve ağlamaya başladılar.”

Topçu Üsteğmen Arif 6 Haziran 1915 günü cereyan eden üçüncü Kirte yani Alçıtepe muharebesinin gerçek kahramanıdır. Onun sayesinde Alçıtepe muharebesi Türk Askerinin zaferi ile sonuçlanmıştır. Bu muharebe sırasında 9 ncu Türk Piyade Tümeni ağır zayiat vererek güçünün yarısını kaybetmişti. Cephe düşmek üzere idi. Sığınsırt siperlerimizi sadece 150 askerimiz, 5 nci Alayın 2 nci bataryası ve 12 inclik bir batarya savunuyordu.
Tam bu ümitsiz anda Teğmen Ahmet Efendi, Teğmen Mehmet Efendi ve Üstteğmen Arif Efendi adında üç vatan evladı ortaya çıktı. Mecvut Mehmetcikleri üç gruba ayırdılar. Ahmet Efendi ilk gruba komuta edecek ve Kirte Deresine saldıracaktı. Mehmet Efendi ikinci gruba komuta edecek ve Kanlıdere’ye saldıracaktı. Arif Efendi ise ortada bulunacaktı. Siperlerimizle düşman arasındaki mesafe 150 metre idi. Bu kahramanlar 3ncü Kirte (Alçıtepe) savaşının son taarruzunu yaptılar. Düşmanı beş dakika içinde perişan ettiler. Geçen süre içinde 15 nci Tümenin kahramanları yetişti.

Korgeneral Arif Tanyeri (Top. 1325 - 3) huzur içinde uyu!

Şanlı Türk Topçusuna hürmet olsun!

Üsteğmen Arif Efendi İntepe topcularındandır.
 
4459_verdi 06-06-2014, 09:28:43
Yukarıda merakla okumuş olduğum metinde Palamutluk sırtlarından yüksek isabetlerle atış yapan top bataryamıza "Neden Beachy Billy dendiği tam olarak bilinmiyor" şeklinde bir ifade dikkatimi çekti. Bence bu lakabın verilme sebebi şudur:
Anzakların 5.Hafif Süvari Birliğinde görevli,200 den fazla Türkü şehit eden,aynı zamanda kendisini öldürmek içi görevlendirilen Korkunç Abdül lakaplı Türk keskin nişancıyı bile şehit edebilen meşhur üstün liyakat madalyalı keskin nişancı William Billy'nin Türk versiyonu olarak kabul görmesinden olabilir
 
4465_Mustafa Onur Yurdal 13-06-2014, 18:17:26
Değerli Verdi, yorumlarınız için teşekkür ederim. Makaleyi meraklı okuyuşunuz için ayrıca minnetarım. Makale sahibi olarak ve nacizane konunun mütehassısı olarak iddianızı yanıtlamak gerektiğine inandım.Öncelikle iddianıza katılmadığımı saygıyla sunarım.

Saygıdeğer Verdi,iddianızın doğru olmayacağına dair tespitlerim aşağıdaki gibidir.

1-Palamutluk sırtı toplarının ilk atışı, cephede bulunan Avustralya Savaş muhabiri Charles Bean'in kayıtlarına göre 5 Mayıstır.Bu tarihte henüz Billy Sing maalesef bu mesnetsiz liyakatın sahibi olmamıştı.

2-Askerlerin günlüklerine baktığımızda 20 Mayıs dolaylarından itibaren bu topa "Beachy Bill" denildiğini görmekteyiz.Dolayısla Billy sing o tarihlerde hala ortada bulunmamaktadır.

3-Billy Sing ya da belirttiğiniz lakabıyla "Abdul the terrible" bir sniper takımının üyesi olup, hala öldürdüğü iddiasında bulunulan sayılar hala kesin değildir. Her ne kadar William Birdwood tarafından 201 kişi olarak tasdik ettiyse de Türk tarafında bunu ve diğer iddiaları barındıran kayıt bulunmamaktadır. Öte yandan Billy Sing'in Eylül başında 119 olan öldürme sayısı, 23 Ekimde birdenbire 201'e çıkmıştır. Savaşın durağanlaştığı bu dönemde, hele kış soğuklarının ve yağmurun bastırdığı dönemde bu inandırıcı gelmemektedir. Öte yandan, bununla ilgili başka tutarsızlıklar da bulunmaktadır. Örneğin, kimileri Billy Sing'in öldürdüğü asker sayısını 300lere çıkarırken, Birdwood 201 diye tasdik etmiş, fakat "regimental records" dediğimiz alay kayıtlarında yani bizim tabirimizde harp ceridesinde bu rakam 150 olarak işlenmiştir.Ayrıca Çanakkale'den sonra gittiği Batı cephesinde Gelibolu'daki performansından eser bulunmamaktadır.

4-Bunların ışığında, "Billy" atfı "Billy Sing" den önce Palamutluk toplarına yapılmıştır. Billy Sing konusundaki iddiamı sorarsanız, bana göre Keskin Nişancı takımının bütün skorunu Billy Sing'e yazmışlar, bir kahraman yaratmışlardır.

Saygılarımla...
 
4471_verdi 20-06-2014, 09:37:56

Mustafa Onur Yurdal hocama aydınlatıcı bilgileri için teşekkür ederim
 

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

07/11/2017 - 18:30 Pomakların Çanakkale Ağıdı - Pesna (Ömer Arslan)

30/10/2017 - 18:41 25 Nisan 1915, Arıburnu Anzak Çıkarmasında 57.Alay’ın Conkbayırı’na İntikali – Yeniden Değerlendirme ( M. Şahin Aldoğan )

17/10/2017 - 11:31 Prof. Dr. Christopher Bell'in yeni eseri Churchill and the Dardanelles üzerinden bir inceleme: Churchill Çanakkale Savaşlarının tek sorumlusu mudur?

09/09/2017 - 05:40 Florence Nightingale’in Eli Anadolu’ya da Değmişti-Kırım Savaşından Unutulan İlk Prefabrik Hastane: Erenköy (Renkioi) (Mustafa Onur Yurdal)

22/08/2017 - 07:18 Kuşatma ve Esaretin Adı KÛTULAMÂRE Esir Bir İngiliz Subayın Anıları - Edward W.C. Sandes -(Muzaffer Albayrak)

09/08/2017 - 18:07 19. Tümen Kurmay Başkanı İzzettin Çalışlar’ın Çeşitli Konferans ve Yayınlarında Conkbayırı Süngü Taarruzu (Melike Bayrak-Mustafa Onur Yurdal)

27/07/2017 - 13:33 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması 2.Bölüm - 2.Gazze Muharebesi (Tuncay Yılmazer )

11/07/2017 - 10:07 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması : Gazze Muharebeleri ( 1.Bölüm) (Tuncay Yılmazer)

22/05/2017 - 05:29 Müstahkem Mevkii’nin Anafartalar’daki Sesi - Küçük Anafartalar Topları (Bayram Akgün)

09/05/2017 - 08:12 Kûtulamâre Kuşatması’ndan Esarete Yüzbaşı Sandes’in Hatıraları - Çev. Tuncay Yılmazer

02/05/2017 - 11:45 İzmir-Bayındır İlçesinden Çanakkale Harbine Katılanlar (Necat Çetin)

28/04/2017 - 08:49 Kûtulamâre Zaferi 1916 (Muzaffer Albayrak – Vahdettin Engin)

23/04/2017 - 21:24 Türk Ordusu’nda Künye Uygulamasına İlişkin İlk Girişimler ve İlk Künyelerle İlgili Kısa Bilgiler (The First Attempts On The Use Of Identity Tags In Turkish Army And Information About The Early Identity Tags) (Burhan SAYILIR)

13/04/2017 - 05:43 Müstahkem Mevki’nin Kara Savunması İçin Top Desteği Sağlaması (Bayram Akgün)

07/04/2017 - 14:30 Çanakkale Muharebelerinde İdari ve Lojistik Faaliyetler (Ayhan Candan)

06/04/2017 - 19:17 Kabataş Erkek Lisesi 1.Büyüteç Tarih Öğrenci Sempozyumu (8-9 Nisan 2017)

04/04/2017 - 21:12 Resmi Belgelere (Nüfus Ölüm-Genelkurmay-Kayıtsız Ölüm Defterleri) Göre İzmir - Beydağ Şehitleri (Necat Çetin-A.Levent Ertekin)

31/03/2017 - 07:25 Çanakkale nin Şehit Kalemleri (İsmail Sabah)

27/03/2017 - 19:43 Çanakkale Müstahkem Mevkii’ye Bağlı Top Mermisi Çeşitleri (Bayram Akgün)

25/03/2017 - 20:58 GeliboluyuAnlamak Özel- 100. Yılında Gazze Muharebeleri Kahramanlarını Anıyoruz (Tuncay Yılmazer)

17/03/2017 - 21:15 18 Mart Özel Makalesi - Yaşayanların Ağzından 18 Mart Boğaz Muharebesi (Ahmet Yurttakal)

16/03/2017 - 08:51 18 Fotoğrafla Çanakkale Boğaz Muharebesi 18 Mart 1915 - 18 March 1915 Dardanelles Assault with 18 photographs (Ahmet Yurttakal)

13/03/2017 - 05:47 Çanakkale Muharebeleri’nde Bir Hile: Sahte Toplar (Bayram Akgün)

07/03/2017 - 04:27 Çanakkale Zaferi’nden Mescid-i Nebevi’ye (Enver Paşa’nın 1916 Filistin-Hicaz ziyareti) (Tuncay Yılmazer)

23/02/2017 - 07:48 Gelibolu Savunması Bir Karargâh Çalışması - General G.S. Patton (Haluk Oral)

09/02/2017 - 06:24 İkinci Kirte Muharebesi (6-8 Mayıs 1915 Taarruzları) (Yücel Özkorucu)

31/01/2017 - 12:29 Türk Boğazları Meselesi (Ayhan Candan)

24/01/2017 - 05:39 Kanlı Bir Mendil Hikayesi (Ömer Arslan)

19/01/2017 - 10:32 Irak Cephesinde Gönüllü Kahramanlar Osmancık Taburu (Muzaffer Albayrak)

23/12/2016 - 20:32 Atlas Tarih Dergisi Aralık-Ocak Sayısında 1916 Sina Filistin Hicaz Cephesi (Tuncay Yılmazer)

13/12/2016 - 07:23 Birleşik Harekat Tecrübesi Olarak Cihan Harbinde Türk-Alman Askeri İttifakı (Gültekin Yıldız)

02/12/2016 - 20:23 Çanakkale Kara Muharebelerinde Ağıl Dere (Şaban Murat Armutak)

15/11/2016 - 11:48 Çanakkale de Bir Melek Hanım (Muzaffer Albayrak)

01/11/2016 - 05:41 Çanakkale Kara Muharebelerinde Asma Dere (Şaban Murat Armutak)

24/10/2016 - 06:55 42. Alay / Gelibolu 1915 - Ahmet Diriker (Oğuz Çetinoğlu)

10/09/2016 - 11:12 Seddülbahir Kahramanı Bigali Mehmet Çavuş (Ömer Arslan)

03/07/2016 - 14:42 Çanakkale’den 100. Yılında Somme’a:Bir Savaş, İki Muharebe (Mustafa Onur Yurdal)

11/06/2016 - 14:37 I.Dünya Savaşı nda Şii Ulemasının Cihat Fetvaları Çerçevesinde Irak Cephesi (Ziya Abbas)

01/06/2016 - 06:23 Kutülamare- Yarbay Mehmed Reşid Bey in Günlüğü (İ. Bahtiyar İstekli)

23/05/2016 - 12:01 Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Muharebelerinde Sağlık Alanındaki Faaliyetleri (Ayhan Candan)

16/05/2016 - 07:38 Bir Osmanlı Kurmay Subayı- Iraklı Kürt Devlet Adamı, Mehmet Emin Zeki Bey in Yaşam Öyküsü (Tuncay Yılmazer)

10/05/2016 - 13:00 Mezopotamya da Bir Savaş 1915-1916 KutülAmare – Nikolas Gardner ( Tuncay Yılmazer )

07/05/2016 - 07:31 Birinci Dünya Savaşının İslam Dünyasına Etkileri (Yüksel Nizamoğlu)

30/04/2016 - 19:20 Çanakkale Savaşı: Bir Siyasi Mücadele Alanı (Özgür Öztürk)

23/04/2016 - 19:13 25 Nisan 1915 Anzak Çıkarması İlk Saatleri – Daha Erken Müdahale Edilebilir miydi? ( Ahmet Yurttakal )

17/04/2016 - 21:26 Maskirovka Harekatı - KutülAmare bir zafer midir? ( Tuncay Yılmazer )

13/04/2016 - 05:30 Çanakkale Savaşları ve Barbaros’un Batışı (İsmail Bilgin)

28/03/2016 - 11:20 Çanakkale Muharebelerinde Osmanlı Ordusunun Asker Kaybı (Ayhan Candan)

26/03/2016 - 09:55 Eğitimli Neslin Birinci Dünya Savaşı ile İmtihanı ( Dr. Nuri Güçtekin )

24/03/2016 - 10:00 Birinci Dünya Savaşı nda Yozgat Lisesi (Dr. Nuri Güçtekin)

21/03/2016 - 06:35 Çanakkale Seferberliği: Savaş, Eğitim, Cephe Gerisi (Mustafa Selçuk)

17/03/2016 - 08:15 18 MART ÖZEL - Çanakkale Zaferi ve Cevat Paşa (Ahmet Yurttakal)

11/03/2016 - 06:49 Zaferi Kanla Yazan Fındıklılı Mehmet Muzaffer (İsmail Bilgin)

02/03/2016 - 12:48 Kut’ül Amare Zaferi -2 (İsmail Bilgin)

29/02/2016 - 11:29 Kut’ül Amare Zaferi -1 (İsmail Bilgin)

22/02/2016 - 12:27 Gertrude Bell Irak Sınırını Çizen Kadın (Veysel Sekmen)

14/01/2016 - 08:43 Çanakkale Şehidi Feyzi Çavuş’un Zevcesi Zehra Hanımın Padişaha Mektubu (Osman Koç)

23/12/2015 - 16:47 Çanakkale Savaşlarında Binbaşı Halis Bey’e Ait Bir Ganimetin Öyküsü (Serdar Halis Ataksor)

10/12/2015 - 18:03 Mesudiye Zırhlısının Dramı (Cemalettin Yıldız)

06/12/2015 - 20:29 Kut’ülamarenin Türklere Tesliminden Sonra Irak İngiliz Ordusunun Faaliyetlerine Dair Rapor (Haz. Serdar Halis Ataksor)

01/12/2015 - 10:11 10 Ağustos 1915 Conkbayırı Süngü Hücumu (Muzaffer Albayrak)

17/11/2015 - 21:09 Çanakkale Deniz Muharebelerinde Verilen Zayiatlar (Ahmet Yurttakal)

10/11/2015 - 05:19 Reis-i Cumhur Mustafa Kemal in Çanakkaleyi ziyaretleri (M. Onur Yurdal )

08/11/2015 - 22:04 Mustafa Kemal Paşanın Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşına girişiyle ilgili görüşlerine dair bir belge

Osmanlı Devleti Umumi Harpte Tarafsız Kalabilir miydi? - Yusuf Akçura (Değerlendirme: Muzaffer Albayrak)

Nazım’ın Dayısı Çanakkale Şehidiydi (Melih Şabanoğlu)

Çanakkale Destanının Ölümsüz Efsaneleri (Osman Koç)

21/10/2015 - 04:02 100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale’de Programı

17/10/2015 - 11:50 Çanakkale Savaşı'nın Kanada'da Bıraktığı İzler (Birol Uzunmehmetoglu)

27/09/2015 - 16:01 1917 Yılında Hicaz Cephesi:Arap İsyanının Yayılması ve Medine’nin Tahliyesi Programı (Yüksel Nizamoğlu)

22/09/2015 - 13:07 III. Kolordu’nun Çanakkale Muharebeleri’ne Hazırlanış Süreci (İsmail Bilgin)

15/09/2015 - 04:28 Kutü-l Amare Kahramanı Halil Kut Paşa (Enes Cifci)

11/08/2015 - 04:07 Türkiye Büyük Savaş a Nasıl Girdi? ( Emre Kızılkaya )

29/07/2015 - 03:30 1915 Gelibolu Harbi Günlüğü- Kazım Şakir (İ. Bahtiyar İstekli)

07/07/2015 - 02:49 Suyu Arayan Adamların Öyküsü - Millete Deva Olmak , Osmanlı Savaş Esirleri, TIP ve Milliyetçilik ( 1914-1939 ) -Yücel Yanıkdağ (Tuncay Yılmazer)

30/06/2015 - 03:55 Tarih, Otobiyografi ve Hakikat Yüzbaşı Torosyan Tartışması ve Türkiye’de Tarih Yazımı (Derleyen: Bülent Somay)

21/06/2015 - 16:34 Türklere Esir Olmak (Doğan Şahin)

23/05/2015 - 04:36 Çanakkale Savaşı

16/05/2015 - 15:30 İtilaf Devletleri Askerlerinin Gözüyle Çanakkale

12/05/2015 - 12:50 Muaveneti Milliye Muhribi Torpito Zabiti Ali Haydar Öztalay (Çimen Yüksel)

09/05/2015 - 08:24 Osmanlılar ve Ermeniler / Bir İsyan ve Karşı Harekâtın Tarihi (Edward J. Erickson)

03/05/2015 - 15:39 Neuve Chapelle’den Gelibolu’ya: Bir Askeri Planın Gelibolu’da Uygulamaya Konulması ( Mustafa Onur Yurdal )

28/04/2015 - 03:52 Cephe Arkadaşı Çanakkale Cephesi

25/04/2015 - 03:07 Çanakkale Müstahkem Mevkii Bataryalarının 25 Nisan 1915 ‘teki Rolü (Bayram Akgün)

24/04/2015 - 15:07 25 Nisan 1915 üzerine Gelibolu’yu Anlamak’ta çıkmış makalelerden seçmeler (Tuncay Yılmazer)

18/04/2015 - 17:10 Çanakkale Şehitleri Listesinde Ezineli Yahya Çavuş’un Adı Yok (Osman Koç)

10/04/2015 - 00:06 Kıyamet Koptuğunda - Hasan Cevdet Bey

03/04/2015 - 01:36 Rusya’daki 90.000 Osmanlı Savaş Esiri ve Sarıkamış Muharebesi (Yücel Yanıkdağ)

27/03/2015 - 17:57 Bir Hikayenin Daha Sonu: Topçamlar Tabyası (Bayram Akgün)

14/03/2015 - 07:57 Düşmana Korku Salan Efsanevi İntepe Topçularından Topçu Üsteğmen Mehmet Ali Bey (Muzaffer Albayrak)

11/03/2015 - 02:38 Seddülbahir’de Yalnız Top-210/40’lık Roon Topu (Bayram Akgün)

01/03/2015 - 13:31 Çanakkale Muharebeleri’nin İdaresi, Komutanlar - Strateji (Ed.: Lokman Erdemir, Kürşat Solak)

24/02/2015 - 17:39 Çanakkale Cephesinde Bir Damla Su İçin- Gelibolu Yarımadasında Jeoloji ve Muharebe İlişkisi ( İsmail Bilgin )

15/02/2015 - 17:55 Hashtag Tarih Dergisi Şubat 2015 Sayısında Kitap Değerlendirme Yazısı

08/02/2015 - 07:11 “Hafız Hakkı Paşanın Sarıkamış Günlüğü” Kitabıyla İlgili Mülahazalar (İsmail Bilgin)

// Bir Asır Sonra Ermeni Tehciri ve Çanakkale Üzerine… 100. Yıl Nasıl Anılmalı? (Tuncay Yılmazer)

23/12/2014 - 08:24 Sarıkamış İhata (Kuşatma) Harekâtı (İsmail Bilgin)

17/12/2014 - 02:24 Kut ül Amare Zaferi (Necmettin Özçelik)

08/12/2014 - 18:22 1. Dünya Harbi

06/12/2014 - 13:44 The Water Diviner – Son Umut Filminin Galasından Notlar… ( Tuncay Yılmazer )