Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın İslam Stratejisi – Kadir Kon ( Tuncay Yılmazer )

Tarih: 17/10/2013   /   Toplam Yorum 4   / Yazar Adı:      /   Okunma 14050

1914’te birkaç Avrupa ülkesi arasında başlayan çatışmaları tüm dünyaya yayan, tüm ülkelerin geleceğe yönelik planlarını diplomatların çekmecelerinden çıkaran olay Osmanlı İmparatorluğu’nun bizzat savaşa katılmasıydı. O dönemde bağımsız kalabilmiş birkaç Müslüman ülkesinden biri olan Halife’nin ülkesinin savaşta alacağı tavır, bünyelerinde milyonlarca Müslüman barındıran Britanya İmparatorluğu, Fransa ve Rus Çarlığı’nı yakından ilgilendiriyordu. Almanya da daha savaştan çok önceleri İtilaf devletlerinin Müslüman popülasyonunun savaş durumunda “sorun” olacağının bilincindeydi.
İTÜ Öğretim Üyesi Kadir Kon “Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın İslam Stratejisi” adlı çalışmasında Alman İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’nda İslam dünyasına yönelik stratejisini, bu politikanın altyapısını oluşturan özellikle sivil kişi ve kuruluşları inceliyor, o dönemin Türk-Alman diplomatik ilişkilerinin az bilinen bir yönüne ışık tutuyor. Söz konusu kitap Birinci Dünya Savaşı’nın 100. Yıldönümü yaklaşırken yapılmış en nitelikli çalışmalar arasında yerini almaya hazır duruyor. İçerdiği çok sayıda orijinal bilgi ve belgeyle konuyla ilgilenenlerin mutlaka edinmesi gereken kaynak bir eser. (T.Y)

 

 

Önümüzdeki yıl  tüm dünyada 100. Yıldönümü anılacak olan “modern savaşların anası” Birinci Dünya Savaşı’nın çeşitli yönleriyle  ile ilgili yapılmış nitelikli çalışmalar diğerleri karşılaştırıldığında ülkemizde son derece az.  Çanakkale ağırlıkta olmak üzere kahramanlık hikayeleri , sahaflarda bile zor bulunan Genelkurmayın askeri kitapları ülkemizdeki Birinci Dünya Savaşı literatürünün önemli bir kısmını  oluşturuyor. “Almanlar yenildiği için biz de yenilmiş sayıldık” ya da “Araplar bizi arkadan vurdu” gibi genel geçer ifadeleri bazen entelektüel saydığımız kalemlerin bile tekrar ediyor olması üzücü. İşin diğer üzücü yanı özellikle  batılı kaynakların 1. Dünya Savaşı’nı sanki Osmanlı İmparatorluğu katılmamış ya da çok önemli rol oynamamış gibi anlatması, savaşı Somme’nin , Passchandale’nin, Ypres’in bitmek tükenmez siper muharebeleri romantizmiyle anlama çabaları.

Oysa savaşı tüm dünyaya yayan, tüm ülkelerin geleceğe yönelik planlarını diplomatların çekmecelerinden çıkaran Osmanlı İmparatorluğu’nun bizzat savaşa katılmasıydı.  O dönemde bağımsız kalabilmiş birkaç Müslüman ülkesinden biri olan Halife’nin ülkesinin savaşta alacağı tavır , bünyelerinde milyonlarca Müslüman barındıran Britanya İmparatorluğu, Fransa ve Rus Çarlığı’nı yakından ilgilendiriyordu.

Almanya daha savaştan çok önceleri İtilaf devletlerinin Müslüman popülasyonunun savaş durumunda “sorun” olacağının bilincindeydi.  1898’deki  Şam ziyaretinde kendini tüm Müslümanların koruyucusu ilan eden  Kayzer Wilhelm II savaşın hemen ertesinde 30 Temmuz’da Petersburg’daki büyükelçisine çektiği telgrafta Müslümanların ayaklandırılmasıyla vicdansız nefret dolu  İngiltere’nin en azından Hindistanı kaybedeceğini yazıyordu.

İTÜ Öğretim Üyesi Kadir Kon “Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın İslam Stratejisi”<!--[if !supportFootnotes]-->[i]<!--[endif]--> adlı çalışmasında Alman İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’nda İslam dünyasına yönelik stratejisini, bu politikanın altyapısını oluşturan özellikle sivil kişi ve kuruluşları inceliyor, o dönemin Türk-Alman diplomatik ilişkilerinin az bilinen bir yönüne ışık tutuyor.

Türk okurları konuyla ilgili benzer bir çalışmayı hatırlayacaklardır.  Geçtiğimiz yıl çıkan Sean McMeekin’in “Berlin-Bağdat Demiryolu” çalışması bize Birinci Dünya Savaşı öncesinde ve sırasında Osmanlı İmparatorluğu ile Alman İmparatorluğu arasında gerçekleşen işbirliğinin en önemli meyvesi  “Cihad”ı anlatıyordu. Mc Meekin cihadın hem düşünce hem de finansman açısından tamamen Alman kaynaklı bir hareket olduğunu belirtiyordu. Kitap boyunca Cihad bürosunu kuran Max von Opppenheim başta olmak üzere Cemal Paşa ve von Kress’in dragomanı daha sonra İstanbul Alman Büyükelçiliği istihbarat bürosunda görev yapan Carl Prüfer, Afganistan’a giden Niedermayer, Eritre’de görev yapan Leo Frabenius, Süveyş ile Hicaz arasındaki Bedevi aşiretlere giden Avusturyalı akademisyen Alaois Musil , Sunusilere giden Mannesman, gibi İtilaf devletlerine bağlı sömürgelerin topraklarında görev yapan çok sayıda Alman “Lawrence” larla tanışıyorduk. Çoğu başarısızlıkla sonuçlanan oldukça renkli hikayeler kitabı oldukça okunur kılsa da  McMeekin kitabın son bölümünde Alman Cihadı’nın Birinci Dünya Savaşı’nda başarısız olsa da attığı temellerin günümüze kadar geldiğini iddia ediyor ve bu tezini holokostla ilişkilendiriyordu! Yazar “gazetecilerin 11 Eylül olayından beri radikal İslam'ın kökenlerini anlamaya çabalamasıyla birlikte II. Dünya Savaşı’na katılan ülkelerdeki Nazi-Müslüman bağlantısı giderek büyüyen bir literatüre ilham vermeye başladı” diye yazıyor, Ortadoğu’da her musibetten dolayı İsrail’i suçlayan Arapların antisemitizmde Oppenheim’in ve akılsız imparatorunun uygarlık miraslarını, Hristiyan-Yahudi düşmanı bir cihadı desteklemek üzere harcadıklarını belirtiyordu. “Bu karar sonuçları bugün hepimizi etkileyen vahim bir akıl tutulmasıydı” diyordu.<!--[if !supportFootnotes]-->[ii]<!--[endif]--> Yahudi Holokost’unda sorumlu olanları bulmak için Mc Meekin gibilerinin Hitler gibi bir canavarın iktidara gelmesine yol açan ABD, İngiltere ve Fransa’nın başı çektiği Batı dünyasını sorgulaması gerekiyor.

Kadir Kon, Cihad konusunu periferinden değil “merkez” den sorguluyor. Almanlar Birinci Dünya Savaşı’nda propagandanın önemini geç fark ettiler. Kon savaşın erken dönemde biteceği şeklinde “hesap hatası” yapmalarından kaynaklandığını belirtiyor. Savaşın uzayacağı anlaşılınca İslam dünyasına yönelik faaliyetler daha büyük önem kazanıyor.

Kadir Kon Almanya’nın Birinci Dünya Savaşı’nda İslam politikasında Max von Oppenheim’in ve onun çabasıyla kurulan Şark İstihbarat Biriminin önemli rol oynadığını belirtiyor. Oppenheim’in hayatı hakkında ayrıntılı bilgiler veren Kon 1896 ile 1909 yılları arasında Alman İmparatorluğu’nun Kahire Büyükelçiliği’nde ateşe olarak görev yapmasıyla İslam Dünyasını yakından tanıma fırsatı bulduğunu ve Alman Dışişlerine çok sayıda rapor gönderdiğini yazıyor. Oppenheim’in en çok üzerinde durduğu konu İslam’daki “cihad” anlayışının yaklaşan bir savaşta nasıl kullanılabileceği… Kadir Kon, Oppenheimin Avrupalı Büyük Devletlere karşı Halife-Sultan önderliğindeki İslam dünyasının potansiyel bir güç olarak kullanılabileceği şeklindeki değerlendirmelerinin 1914 teki savaş başlamasından 16 yıl öncesine dayandığını belirtiyor.

Kitabın en önemli bölümlerinden bir tanesi Max von Oppenheim’in Ekim 1914 ‘de “Düşmanlarımızın elindeki İslam bölgelerinde İhtilâller Çıkartılmasına İlişkin Memorandum” başlıklı raporu. Söz konusu rapor Oppenheim’in savaş sırasında Müslüman toplumlara yönelik askeri ve siyasi yaklaşımın nasıl olması gerektiğine dair görüşlerini içeriyor. Halifelik kurumunun önemine dikkati çeken Oppenheim , ihtilal çıkarılmasının birinci şartının halife sultanın bayrağı altında Türklerle yoğun işbirliği yanında bilinçli hedefi olan organizyasyonlar olduğunu belirtiyor. Propagandanın, Türkiye’nin Almanya tarafında savaşa girmesinin önemi üzerinde duruyor. Almanya için öncelikli konunun kendi menfaatleri için İslam’ı kullanmak ve de onu güçlendirmek olduğunu söyleyen Oppenheim her türlü araçla düşman bölgelerinde ihtilaller çıkarmanın lüzumuna vurgu yapıyor.

Kitapta içeriği bir hayli ayrıntılı verilen rapor Ekim 1914’te Alman Dışişleri bakanlığına teslim edilmiş ve Kasım ayı başında Kayzere sunulmak üzere Alman genel karargahına gönderilmiş.

Oppenheim’in girişimiyle Müslüman ülkelere yönelik propagandayı amaçlayan Alman Dışişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan Şark İstihbarat Birimi ( Nachrichtenstelle für den Orient) 1 Kasım 1914’te göreve başlıyor. Kon, NFO’nın bürokratik ve resmi kurumdan ziyade fakülte hocalarının çalışma ortamına benzer bir yapısının olduğunu vurguluyor. Kitabın önemli bir kısmı Şark İstihbarat biriminin faaliyetleri ve karşılaştığı sorunlar üzerine yoğunlaşıyor.  Çalışan personelin özellikleri çalışma yöntemleri ve faaliyet alanlarına dair ayrıntılı bilgiler veriliyor. Söz gelimi Ağustos 1918’deki bir raporda kurumun propanda faailiyetleri haricinde Şark çevrelerinden şahsiyetleri Almanya’nın menfaatleri doğrultusunda kontrol etmek yönlendirmek,  Şark dilleri ve Rusça’da çıkan basını takip , etmek , Şark dillerindeki belgelerin çevrilmesi, Şark milletlerine mensup esirlerin manevi ve psikolojik ihtiyaçlarının giderilmesi, esir kamlarında çeşitli faaliyetler düzenlenmesi vs.

Kitabın önemli bir bölümü İtilaf devletleri safında çarpışırken Almanya’ya esir düşen Müslüman savaş esirlerine yönelik propaganda çalışmalarına ayrılmış. Bu bölüm tanıdık bir ismin,  milli şairimiz  Mehmet Akif ‘in de hayatının pek bilinmeyen bir yönünü gündeme getirmesi açısından önemli. Akif, Şeyh Salih Tunusi ile birlikte Almanya’daki esir kamplarındaki Müslümanlara yönelik propaganda faaliyeti için Osmanlı hükümeti tarafından görevlendirilmişti. Mütevazı ve ketum kişiliği nedeniyle Almanya’daki görevinden çok az , bölük pörçük bahseden Akif’in yaptıklarını Kon çeşitli kaynaklardan aldığı bilgilerle yerli yerine oturtuyor.

Kitapta Müslüman esirlerin tutulduğu Halbmondlager ve Weinberglager esir kampları hakkında da ayrıntılı bilgi verilirken Osmanlı Hükümetinin Müslüman esirlerin bir kısmının Anadolu’da sevk ve iskanı konusunda ne gibi çalışmalar yaptığı ayrıntılı olarak başarı ve başarısızlıkları resmi belgeler üzerinden tartışılıyor.  Kitapta tali bir konu olarak görünse de Osmanlı Hükümetinin Ermenilerin tehcirinden doğan iktisadi boşluğu Almanya ve Avusturya’daki Müslüman esirlerle değerlendirmek istemeleri oldukça önemli. 

Kadir Kon Almanya’da başlayan İslamcı bir propaganda projesinden Osmanlı Devleti için bir iskan projesine dönüşen Müslüman esirler meselesinde, gelen esir sayısının az olmasını başarısızlık olarak nitelerken , tüm İslam coğrafyasından seçilen çalışma grubunun çabaları sonucu askerlerin yeniden cihad için cepheye gidebilmelerinin başarı olduğunu belirtiyor.

Birinci Dünya Savaşı’ndaki cihad ilanını tarihçilerin mutlak doğru gibi kabul ettiği “başarısız olmuştur” diye etiketlememek gerekli. Bu konuda Kon’a katılıyorum. Ancak savaşın askeri planlarını Almanların hazırladığı gibi cihad ilanı ve sonrasındaki propaganda faaliyetlerinin  “Made in Germany” etiketi taşıması mevcut Osmanlı Hükümetinin savaşın yönetiminde “özne” değil “nesne” olmayı kabullendiğinin kanıtı. Bu bağlamda çoğunluğu “seküler” dünya görüşüne sahip İttihat Terakki hükümeti yöneticilerinin cihad ilanını ne derece kabullendikleri, Alman dostlarının kendilerini nasıl ikna edebildikleri önemli.  Kon belki bunu sorgulayabilirdi. Cihad ilanının Müslüman toplumlarda kabullenmesinin önündeki en büyük engel olan bu çelişkiyi İngilizler ve Fransızlar savaş boyunca propaganda olarak sürekli işlediler.

Çalışmanın dipnotlarının da ayrıca “kitap” niyetiyle okunabileceğini belirtmek lazım. Özellikle Tük tarih okurlarının henüz tanışmadığı Franz Fischer’in Almanya’nın savaş hedeflerini anlatan tartışmalara yol açan kitabına yapılan atıflar önemli.

 Eserin sunumu ve tanıtımı  konusunda, yayınevinin gereğinden fazla mütevazı olduğunu düşünüyorum. Özellikle kitabın kapağı fazlasıyla basit ve önemini yansıtmaktan uzak. Yayıncı  olsam Batılı literatürde çok az işlenen bu konuyu en kısa zamanda İngilizce ve Almanca’ya çevirtmek için uğraşırdım.

Türkiye’de askeri, sosyal,  ekonomik ve kültürel yönleriyle Birinci Dünya Savaşı’nı çalışan akademisyen sayısı ne yazık ki az. Birinci Dünya Savaşı ve Osmanlı İmparatorluğu konusunda çalışacak bir akademisyenin Alman kaynaklarını değerlendirmeye vakıf olması önemli.  Kadir Kon bu konuda da yetkinliğini gösteriyor. Bu çalışmasıyla ileride yapacağı çalışmalar konusunda da umut veriyor.

Özetle Kadir Kon’un “Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın İslam Stratejisi” adlı eseri   Birinci Dünya Savaşı’nın 100. Yıldönümü yaklaşırken yapılmış en nitelikli çalışmalar arasında yerini almaya hazır duruyor. İçerdiği çok sayıda orijinal bilgi ve belgeyle konuyla ilgilenenlerin mutlaka edinmesi gereken kaynak bir eser.

Tuncay Yılmazer

Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın İslam Stratejisi

Kadir Kon

Küre Yayınları, Haziran 2013

<!--[if !supportEndnotes]-->

<!--[endif]-->

<!--[if !supportFootnotes]-->[i]<!--[endif]--> Kadir Kon, Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın İslam Stratejisi, Küre yayınları, Haziran 2013

<!--[if !supportFootnotes]-->[ii]<!--[endif]--> Daha önceki bir yazımda öfkeyle “Sean McMeekin bu satırları devam ettirseydi muhtemelen "Üsame bin Ladin’in evinde Max von Oppenheim’in portresi asılıydı" diye yazacağını iddia etmiştim.  Beni üzen bir diğer nokta da bazı “muhafazakar” dergilerimizde bu kitabın bu tezini sorgulamak yerine genel itibarıyla  öven yazılar çıkmasıydı.


  14050 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

4327_Fatih Güldal 18-10-2013, 11:06:04
Kitabın büyük bir boşluğu dolduracağı kesin. Yazarı tebrik ediyorum. Yayinevini de kutlamak lazım, yaptıkları nitelikli yayınlardan dolayı. Bununla birlikte yayinevinden küçük bir ricamız olacak. Dipnotların sayfanın hemen altında olması okuyucu için büyük bir kolaylık olacaktır. Bununla ilgili bir tedbir alırlarsa seviniriz.
 
8444_melih şabanoğlu 04-04-2016, 13:27:50
Selamlar.

Bu kitap gözümden kaçmış. en kısa süre içinde okuyacağım.

Cihat meselesinin kökleri 19'uncu yüzyılın başlarına inen Alman romantizminin sonucu olduğunu düşünüyorum. Kanımca Almanlar Osmanlı'nın cihat ilan etme potansiyelini net biçimde abarttılar ve buna büyük ümitler atfettiler.
Halbuki İslam pragmatizmi en önemli müttefiği bir Hıristiyan devlet (Almanya) olan Osmanlı'nın "Hıristiyan" devletlere karşı cihat ilan etmesini gülünç bulacaktı. Nitekim öyle de oldu.

En nihayetinde cihat sadece bir tehdit unsuru olarak elde bulundurulmasını değerli bulabiliriz.
İş icraata döküldüğü zaman bunu gerçekleştiren ülkenin Osmanlı olması (Osmanlı'nın 19'uncu yüzyıldan sonraki uluslararası kamuoyundaki olumsuz imajı) zaten meseleyi bir tehdit unsuru olmaktan hemen çıkarıyordu. Ki bunu Birinci Dünya Savaşı'nda net biçimde gördük.

Özetle cihat bir romantizmdi, gerçekleşme şahsı hiç yoktu.
Bu nedenle de kendini kısa sürede romantizmin öbür yakasındaki nefrete (Araplar arkadan hançerlediler) dönüştürdü.

diğer taraftan birinci ve ikinci dünya savaşı'nda esir alınan müslümanlara yönelik propaganda faaliyetlerinde türkiye'den insanların ön sıralarda yer almasının bu ülkede hiç konuşulmuyor olması da yaşadığımız karanlık çağa delalet eder.
 

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

07/11/2017 - 18:30 Pomakların Çanakkale Ağıdı - Pesna (Ömer Arslan)

30/10/2017 - 18:41 25 Nisan 1915, Arıburnu Anzak Çıkarmasında 57.Alay’ın Conkbayırı’na İntikali – Yeniden Değerlendirme ( M. Şahin Aldoğan )

17/10/2017 - 11:31 Prof. Dr. Christopher Bell'in yeni eseri Churchill and the Dardanelles üzerinden bir inceleme: Churchill Çanakkale Savaşlarının tek sorumlusu mudur?

09/09/2017 - 05:40 Florence Nightingale’in Eli Anadolu’ya da Değmişti-Kırım Savaşından Unutulan İlk Prefabrik Hastane: Erenköy (Renkioi) (Mustafa Onur Yurdal)

22/08/2017 - 07:18 Kuşatma ve Esaretin Adı KÛTULAMÂRE Esir Bir İngiliz Subayın Anıları - Edward W.C. Sandes -(Muzaffer Albayrak)

09/08/2017 - 18:07 19. Tümen Kurmay Başkanı İzzettin Çalışlar’ın Çeşitli Konferans ve Yayınlarında Conkbayırı Süngü Taarruzu (Melike Bayrak-Mustafa Onur Yurdal)

27/07/2017 - 13:33 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması 2.Bölüm - 2.Gazze Muharebesi (Tuncay Yılmazer )

11/07/2017 - 10:07 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması : Gazze Muharebeleri ( 1.Bölüm) (Tuncay Yılmazer)

22/05/2017 - 05:29 Müstahkem Mevkii’nin Anafartalar’daki Sesi - Küçük Anafartalar Topları (Bayram Akgün)

09/05/2017 - 08:12 Kûtulamâre Kuşatması’ndan Esarete Yüzbaşı Sandes’in Hatıraları - Çev. Tuncay Yılmazer

02/05/2017 - 11:45 İzmir-Bayındır İlçesinden Çanakkale Harbine Katılanlar (Necat Çetin)

28/04/2017 - 08:49 Kûtulamâre Zaferi 1916 (Muzaffer Albayrak – Vahdettin Engin)

23/04/2017 - 21:24 Türk Ordusu’nda Künye Uygulamasına İlişkin İlk Girişimler ve İlk Künyelerle İlgili Kısa Bilgiler (The First Attempts On The Use Of Identity Tags In Turkish Army And Information About The Early Identity Tags) (Burhan SAYILIR)

13/04/2017 - 05:43 Müstahkem Mevki’nin Kara Savunması İçin Top Desteği Sağlaması (Bayram Akgün)

07/04/2017 - 14:30 Çanakkale Muharebelerinde İdari ve Lojistik Faaliyetler (Ayhan Candan)

06/04/2017 - 19:17 Kabataş Erkek Lisesi 1.Büyüteç Tarih Öğrenci Sempozyumu (8-9 Nisan 2017)

04/04/2017 - 21:12 Resmi Belgelere (Nüfus Ölüm-Genelkurmay-Kayıtsız Ölüm Defterleri) Göre İzmir - Beydağ Şehitleri (Necat Çetin-A.Levent Ertekin)

31/03/2017 - 07:25 Çanakkale nin Şehit Kalemleri (İsmail Sabah)

27/03/2017 - 19:43 Çanakkale Müstahkem Mevkii’ye Bağlı Top Mermisi Çeşitleri (Bayram Akgün)

25/03/2017 - 20:58 GeliboluyuAnlamak Özel- 100. Yılında Gazze Muharebeleri Kahramanlarını Anıyoruz (Tuncay Yılmazer)

17/03/2017 - 21:15 18 Mart Özel Makalesi - Yaşayanların Ağzından 18 Mart Boğaz Muharebesi (Ahmet Yurttakal)

16/03/2017 - 08:51 18 Fotoğrafla Çanakkale Boğaz Muharebesi 18 Mart 1915 - 18 March 1915 Dardanelles Assault with 18 photographs (Ahmet Yurttakal)

13/03/2017 - 05:47 Çanakkale Muharebeleri’nde Bir Hile: Sahte Toplar (Bayram Akgün)

07/03/2017 - 04:27 Çanakkale Zaferi’nden Mescid-i Nebevi’ye (Enver Paşa’nın 1916 Filistin-Hicaz ziyareti) (Tuncay Yılmazer)

23/02/2017 - 07:48 Gelibolu Savunması Bir Karargâh Çalışması - General G.S. Patton (Haluk Oral)

09/02/2017 - 06:24 İkinci Kirte Muharebesi (6-8 Mayıs 1915 Taarruzları) (Yücel Özkorucu)

31/01/2017 - 12:29 Türk Boğazları Meselesi (Ayhan Candan)

24/01/2017 - 05:39 Kanlı Bir Mendil Hikayesi (Ömer Arslan)

19/01/2017 - 10:32 Irak Cephesinde Gönüllü Kahramanlar Osmancık Taburu (Muzaffer Albayrak)

23/12/2016 - 20:32 Atlas Tarih Dergisi Aralık-Ocak Sayısında 1916 Sina Filistin Hicaz Cephesi (Tuncay Yılmazer)

13/12/2016 - 07:23 Birleşik Harekat Tecrübesi Olarak Cihan Harbinde Türk-Alman Askeri İttifakı (Gültekin Yıldız)

02/12/2016 - 20:23 Çanakkale Kara Muharebelerinde Ağıl Dere (Şaban Murat Armutak)

15/11/2016 - 11:48 Çanakkale de Bir Melek Hanım (Muzaffer Albayrak)

01/11/2016 - 05:41 Çanakkale Kara Muharebelerinde Asma Dere (Şaban Murat Armutak)

24/10/2016 - 06:55 42. Alay / Gelibolu 1915 - Ahmet Diriker (Oğuz Çetinoğlu)

10/09/2016 - 11:12 Seddülbahir Kahramanı Bigali Mehmet Çavuş (Ömer Arslan)

03/07/2016 - 14:42 Çanakkale’den 100. Yılında Somme’a:Bir Savaş, İki Muharebe (Mustafa Onur Yurdal)

11/06/2016 - 14:37 I.Dünya Savaşı nda Şii Ulemasının Cihat Fetvaları Çerçevesinde Irak Cephesi (Ziya Abbas)

01/06/2016 - 06:23 Kutülamare- Yarbay Mehmed Reşid Bey in Günlüğü (İ. Bahtiyar İstekli)

23/05/2016 - 12:01 Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Muharebelerinde Sağlık Alanındaki Faaliyetleri (Ayhan Candan)

16/05/2016 - 07:38 Bir Osmanlı Kurmay Subayı- Iraklı Kürt Devlet Adamı, Mehmet Emin Zeki Bey in Yaşam Öyküsü (Tuncay Yılmazer)

10/05/2016 - 13:00 Mezopotamya da Bir Savaş 1915-1916 KutülAmare – Nikolas Gardner ( Tuncay Yılmazer )

07/05/2016 - 07:31 Birinci Dünya Savaşının İslam Dünyasına Etkileri (Yüksel Nizamoğlu)

30/04/2016 - 19:20 Çanakkale Savaşı: Bir Siyasi Mücadele Alanı (Özgür Öztürk)

23/04/2016 - 19:13 25 Nisan 1915 Anzak Çıkarması İlk Saatleri – Daha Erken Müdahale Edilebilir miydi? ( Ahmet Yurttakal )

17/04/2016 - 21:26 Maskirovka Harekatı - KutülAmare bir zafer midir? ( Tuncay Yılmazer )

13/04/2016 - 05:30 Çanakkale Savaşları ve Barbaros’un Batışı (İsmail Bilgin)

28/03/2016 - 11:20 Çanakkale Muharebelerinde Osmanlı Ordusunun Asker Kaybı (Ayhan Candan)

26/03/2016 - 09:55 Eğitimli Neslin Birinci Dünya Savaşı ile İmtihanı ( Dr. Nuri Güçtekin )

24/03/2016 - 10:00 Birinci Dünya Savaşı nda Yozgat Lisesi (Dr. Nuri Güçtekin)

21/03/2016 - 06:35 Çanakkale Seferberliği: Savaş, Eğitim, Cephe Gerisi (Mustafa Selçuk)

17/03/2016 - 08:15 18 MART ÖZEL - Çanakkale Zaferi ve Cevat Paşa (Ahmet Yurttakal)

11/03/2016 - 06:49 Zaferi Kanla Yazan Fındıklılı Mehmet Muzaffer (İsmail Bilgin)

02/03/2016 - 12:48 Kut’ül Amare Zaferi -2 (İsmail Bilgin)

29/02/2016 - 11:29 Kut’ül Amare Zaferi -1 (İsmail Bilgin)

22/02/2016 - 12:27 Gertrude Bell Irak Sınırını Çizen Kadın (Veysel Sekmen)

14/01/2016 - 08:43 Çanakkale Şehidi Feyzi Çavuş’un Zevcesi Zehra Hanımın Padişaha Mektubu (Osman Koç)

23/12/2015 - 16:47 Çanakkale Savaşlarında Binbaşı Halis Bey’e Ait Bir Ganimetin Öyküsü (Serdar Halis Ataksor)

10/12/2015 - 18:03 Mesudiye Zırhlısının Dramı (Cemalettin Yıldız)

06/12/2015 - 20:29 Kut’ülamarenin Türklere Tesliminden Sonra Irak İngiliz Ordusunun Faaliyetlerine Dair Rapor (Haz. Serdar Halis Ataksor)

01/12/2015 - 10:11 10 Ağustos 1915 Conkbayırı Süngü Hücumu (Muzaffer Albayrak)

17/11/2015 - 21:09 Çanakkale Deniz Muharebelerinde Verilen Zayiatlar (Ahmet Yurttakal)

10/11/2015 - 05:19 Reis-i Cumhur Mustafa Kemal in Çanakkaleyi ziyaretleri (M. Onur Yurdal )

08/11/2015 - 22:04 Mustafa Kemal Paşanın Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşına girişiyle ilgili görüşlerine dair bir belge

Osmanlı Devleti Umumi Harpte Tarafsız Kalabilir miydi? - Yusuf Akçura (Değerlendirme: Muzaffer Albayrak)

Nazım’ın Dayısı Çanakkale Şehidiydi (Melih Şabanoğlu)

Çanakkale Destanının Ölümsüz Efsaneleri (Osman Koç)

21/10/2015 - 04:02 100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale’de Programı

17/10/2015 - 11:50 Çanakkale Savaşı'nın Kanada'da Bıraktığı İzler (Birol Uzunmehmetoglu)

27/09/2015 - 16:01 1917 Yılında Hicaz Cephesi:Arap İsyanının Yayılması ve Medine’nin Tahliyesi Programı (Yüksel Nizamoğlu)

22/09/2015 - 13:07 III. Kolordu’nun Çanakkale Muharebeleri’ne Hazırlanış Süreci (İsmail Bilgin)

15/09/2015 - 04:28 Kutü-l Amare Kahramanı Halil Kut Paşa (Enes Cifci)

11/08/2015 - 04:07 Türkiye Büyük Savaş a Nasıl Girdi? ( Emre Kızılkaya )

29/07/2015 - 03:30 1915 Gelibolu Harbi Günlüğü- Kazım Şakir (İ. Bahtiyar İstekli)

07/07/2015 - 02:49 Suyu Arayan Adamların Öyküsü - Millete Deva Olmak , Osmanlı Savaş Esirleri, TIP ve Milliyetçilik ( 1914-1939 ) -Yücel Yanıkdağ (Tuncay Yılmazer)

30/06/2015 - 03:55 Tarih, Otobiyografi ve Hakikat Yüzbaşı Torosyan Tartışması ve Türkiye’de Tarih Yazımı (Derleyen: Bülent Somay)

21/06/2015 - 16:34 Türklere Esir Olmak (Doğan Şahin)

23/05/2015 - 04:36 Çanakkale Savaşı

16/05/2015 - 15:30 İtilaf Devletleri Askerlerinin Gözüyle Çanakkale

12/05/2015 - 12:50 Muaveneti Milliye Muhribi Torpito Zabiti Ali Haydar Öztalay (Çimen Yüksel)

09/05/2015 - 08:24 Osmanlılar ve Ermeniler / Bir İsyan ve Karşı Harekâtın Tarihi (Edward J. Erickson)

03/05/2015 - 15:39 Neuve Chapelle’den Gelibolu’ya: Bir Askeri Planın Gelibolu’da Uygulamaya Konulması ( Mustafa Onur Yurdal )

28/04/2015 - 03:52 Cephe Arkadaşı Çanakkale Cephesi

25/04/2015 - 03:07 Çanakkale Müstahkem Mevkii Bataryalarının 25 Nisan 1915 ‘teki Rolü (Bayram Akgün)

24/04/2015 - 15:07 25 Nisan 1915 üzerine Gelibolu’yu Anlamak’ta çıkmış makalelerden seçmeler (Tuncay Yılmazer)

18/04/2015 - 17:10 Çanakkale Şehitleri Listesinde Ezineli Yahya Çavuş’un Adı Yok (Osman Koç)

10/04/2015 - 00:06 Kıyamet Koptuğunda - Hasan Cevdet Bey

03/04/2015 - 01:36 Rusya’daki 90.000 Osmanlı Savaş Esiri ve Sarıkamış Muharebesi (Yücel Yanıkdağ)

27/03/2015 - 17:57 Bir Hikayenin Daha Sonu: Topçamlar Tabyası (Bayram Akgün)

14/03/2015 - 07:57 Düşmana Korku Salan Efsanevi İntepe Topçularından Topçu Üsteğmen Mehmet Ali Bey (Muzaffer Albayrak)

11/03/2015 - 02:38 Seddülbahir’de Yalnız Top-210/40’lık Roon Topu (Bayram Akgün)

01/03/2015 - 13:31 Çanakkale Muharebeleri’nin İdaresi, Komutanlar - Strateji (Ed.: Lokman Erdemir, Kürşat Solak)

24/02/2015 - 17:39 Çanakkale Cephesinde Bir Damla Su İçin- Gelibolu Yarımadasında Jeoloji ve Muharebe İlişkisi ( İsmail Bilgin )

15/02/2015 - 17:55 Hashtag Tarih Dergisi Şubat 2015 Sayısında Kitap Değerlendirme Yazısı

08/02/2015 - 07:11 “Hafız Hakkı Paşanın Sarıkamış Günlüğü” Kitabıyla İlgili Mülahazalar (İsmail Bilgin)

// Bir Asır Sonra Ermeni Tehciri ve Çanakkale Üzerine… 100. Yıl Nasıl Anılmalı? (Tuncay Yılmazer)

23/12/2014 - 08:24 Sarıkamış İhata (Kuşatma) Harekâtı (İsmail Bilgin)

17/12/2014 - 02:24 Kut ül Amare Zaferi (Necmettin Özçelik)

08/12/2014 - 18:22 1. Dünya Harbi

06/12/2014 - 13:44 The Water Diviner – Son Umut Filminin Galasından Notlar… ( Tuncay Yılmazer )