Serkis Torosyan'ın Tasdiknâme Belgesi Üzerine Bir İnceleme (Muzaffer Albayrak)

Tarih: 09/01/2013   /   Toplam Yorum 7   / Yazar Adı:      /   Okunma 20230

Taner Akçam’ın Radikal gazetesinde 6 ve 7 Ocak 2013 tarihlerinde yayınlanan Torosyan'ın torunu ile yaptığı mülakat , uzun süredir tarihçiler arasında devam eden “Yüzbaşı Serkis Torosyan” tartışmalarına yeni bir boyut kattı. Bu mülakatla birlikte Torosyan'a ait yeni bir belge de kamuoyuna servis edildi. Öncelikle şunu belirtelim ki, Serkis Torosyan'ı tümüyle yok sayıp, anlattıklarını tümden reddetmek objektif bir tutum olmaz. Serkis Torosyan, diğer gayr-i müslim subay ve erler gibi Osmanlı ordusunda hakikaten yer almış, Çanakkale, Makedonya, Irak, Filistin cephelerine gitmiş olabilir. Ordu içinde astsubay da olabilir teğmen de yüzbaşı da. Belli ki Torosyan, I. Dünya Savaşı'nda bir şeyler görüp yaşamış. Ancak hatıratındaki anlatımlar, şu ana kadar okuyucuya servis edilen madalya beratı ve tasdiknameden oluşan iki vesika, (Torosyan'a ait daha başka belgeler zamanla ortaya çıkacak gibi görünüyor) hatırat üzerinde soru işaretleri oluşturmaktadır. Okuyacağınız tahlil, Ayhan Aktar'ın web sitesinde yayınladığı digital görüntü incelenerek, belgenin genel görüntüsü üzerinden edinilen kanaatlere dayanmaktadır. Torosyan'a ait olduğu iddia edilen ve Abdülkerim Paşa tarafından kendisine verilen tasdiknameyi; diplomatika, imla, mana ve tarihî gerçeklik açısından tahlil edeceğiz. (M. A)

 

Serkis Torosyan'ın "Çanakkale'den Filistin Cephesi'ne" ismiyle yayınlanan hatıratı başta tarihçiler arasında olmak üzere bir hayli tartışma yaratmıştı. Hatıratın ve Torosyan'a ait olduğu söylenen madalya beratının gerçek olup olmadığı üzerinde analizler yapılmıştı. (Bu sitede Yrd. Doç. Dr. Burhan Sayılır'ın bu konudaki incelemesi daha önce yayınlanmıştı.)

Torosyan'ın, bir Ermeni subay olarak Türk ordusunda vazife yapmış, madalyaya hak kazanmış bir kahramanken, düşman saflarına katılarak "vatan haini" olmasına sebep olan tehcir olayı üzerinden kitap, Ermeni Tehciri Meselesi'nin bir argümanı haline dönüştü. Bilhassa kitabı takdim eden yazısı ile Ayhan Aktar, kitapta anlatılanlar üzerinden yakın tarih sorgulamasına giderek; "Torosyan'ın, Genelkurmay arşivlerinde ve Çanakkale'yle ilgili yazılan Türk tarih belgelerinde yok sayıldığı" iddiasında bulununca tartışma da kaçınılmaz olmuştu.

Birkaç gündür konu yeniden alevlendi ve Taner Akçam Radikal'de Torosyan'ın torunu ile bir mülakat yaparak iki bölüm halinde yayınladı. Bu mülakatla birlikte Torosyan'a ait bir belge de kamuoyuna servis edildi.

Öncelikle şunu belirtelim ki, Serkis Torosyan'ı tümüyle yok sayıp, anlattıklarını tümden reddetmek objektif bir tutum olmaz. Serkis Torosyan, diğer gayr-i müslim subay ve erler gibi Osmanlı ordusunda hakikaten yer almış, Çanakkale, Makedonya, Irak, Filistin cephelerine gitmiş olabilir. Ordu içinde astsubay da olabilir teğmen de yüzbaşı da. Belli ki Torosyan, I. Dünya Savaşı'nda bir şeyler görüp yaşamış. Ancak hatıratındaki anlatımlar, şu ana kadar okuyucuya servis edilen madalya beratı ve tasdiknameden oluşan iki vesika, (Torosyan'a ait daha başka belgeler zamanla ortaya çıkacak gibi görünüyor) hatırat üzerinde soru işaretleri oluşturmaktadır.

Belgeyi tahlile başlamadan önce şunu belirteyim ki, Serkis Torosyan'a ait olduğu söylenen Osmanlıca tasdikmanenin orijinalini görmedim. Aşağıdaki tahlil, Ayhan Aktar'ın web sitesinde yayınladığı digital görüntü incelenerek, belgenin genel görüntüsü üzerinden edinilen kanaatlere dayanmaktadır. Torosyan'a ait olduğu iddia edilen ve Abdülkerim Paşa tarafından kendisine verilen tasdiknameyi; diplomatika, imla, mana ve tarihî gerçeklik açısından tahlil edeceğiz.

Belgenin Fiziki Görünümü:

Belgeye bakıldığında kâğıdının gayet eski olup, üzerinde geçen yılların oluşturduğu aşınma ve yırtılma izleri net olarak gözlenmektedir. Bilhassa yazının bulunduğu bölümde mevcut olan delik yüzünden, kaybolmuş harflerin izleri ve kalıntısı muntazam bir doğallıkta belli olmaktadır. Ayrıca belgenin, satırları ortadan bölen bir şekilde ikiye katlanmasından oluşan deformasyon ve katlama izinin doğallığı da gayet net görülmektedir.

Serkis Torosyan'a Ait Olduğu İddia Edilen Osmanlıca Tasdikname'nin Latin harflerine çevrilmiş hali

 

Bihi

 

Kayseri Sancağı Everek Kazasından Ohan oğlu Serkis Bey Torosyan

Kolordu 21, Fırka 46, Sahra Topçu Alayı Tarassud

Zâbiti ve Tabur Kumandan Vekili

Tevellüd

[1]307 [1891]

 

Romanya toprağının işgali kararı üzerine taarruz eden müttefik ordularımıza iltihâkı için tayin olunan Ellibirinci Fırka olup, mezkûr fırka Sahra Topçu Alayı Birinci Tabur Kumandanlığına tayin olunan kolordumuzun Kırkaltıncı Fırka, Sahra Topçu Alay’ında tarassud zâbiti [gözetleme subayı] Yüzbaşı Serkis Bey, mezkûr Romanya cephesinin, harp meydanında cesaret ve fedâkârâne harp ederek taacübe mucib olacak [...........] göstermiş olduğu ve mumaileyh mecrû[h] [yaralı] olduğu halde tekrar vazifesi başında bulunarak, düşmanın yirmi beşten mütecâviz [fazla] toplarını sukût ederek [susturarak, düşürerek], işgal olunması ve aynı zamanda müttefik ordularımızın ileri doğru taarruz hareketlerine suhûlet göstermiş olduğundan Alamanya, Avusturya ve Bulgar kumandanları tarafından, kendi hükümetlerinin harp madalyasına nâil edilmiş olmakla, keza Devlet-i Âliyye-i Osmaniye Harp Madalyasından "Osmaniye" Nişanı'na dahi nâil olmuş olmakla, işbu tasdiknâme mûmaileyh yedine [i]’tâ kılındı.

28 Mayıs sene [1]333 [28 Mayıs 1917].

Yirmibirinci Kolordu Kumandanı

Ferik [Tümgeneral]

Abdülkerim

[Mühür]: Yirmibirinci Kolordu Kumandanlığı

 

Not: Osmanlıca belgenin çevirisi Muzaffer Albayrak tarafından yapılmıştır.

 

Belge Metninin Tahlili:

Rika el yazısı ile yazılan bu metin, genel olarak düzgün bir yazı olmakla beraber diplomatika, imla, kelimelere verilen mana itibarıyla aşağıda maddeler halinde yazılan hususlarda tenkit edilmiştir. Aşağıda maddeler halinde numaralanarak verilen işaretlerin ilgili oldukları bölüm, belgenin orijinalinden takip edilebilmesi için Osmanlıca metin üzerinde aynı numara verilerek işaretlenmiştir. Numaralar önem sırasına göre değil, belge akış istikametinde, baştan sona doğru verilmiştir:

1 nolu işaret: Osmanlıca belgelerin en üst orta noktasında mutlaka bulunan "Bihi" rumuzu, yani "Bismillahirrahmanirrahim" kelimesinin parafe edilmiş hali unutulmamış, kâğıdın katlandığı yerde "B" harfi deforme olmasına rağmen görülmektedir

2 nolu işaret: Belgenin künye bölümünde bulunan; "Kayseri Sancağı Everek Kazasından Ohan oğlu Serkis Bey Torosyan" ibaresindeki "Bey" unvanı, Osmanlı belgelerinde künye bilgileri verilirken kullanılmayan bir unvandır. Belgelerde bu şekilde künye verilirken unvan kullanılmadan "Ohan oğlu Serkis Torosyan" denir.

Ayrıca Osmanlı'da, Efendi, Bey, Paşa, gibi unvanlar kişinin rütbe ve makamına göre isminin sonuna getirilir. Askeri hiyerarşide Binbaşı'ya kadar olan subaylar anılırken isminin sonuna "Efendi" unvanı getirilir. "Mülâzım Emin Efendi", "Yüzbaşı Faik Efendi" gibi. Üst subay sınıfı olan Binbaşı, Yarbay ve Albay rütbesindeki subayların isminin sonuna "Bey" unvanı getirilirdi. Binbaşı İsmet Bey, Yarbay Şefik Bey, Albay Halil Bey gibi. Albayın üstündeki generallik derecelerinde ise "Paşa" unvanı kullanılırdı.

Burada Yüzbaşı rütbesindeki Serkis Torosyan için "Bey" değil "Efendi" unvanı kullanılmalıydı. Yazıyı kaleme aldıran şayet Kolordu Kumandanı Abdülkerim Paşa ise, onun bu kuralı bilmemesi düşünülemez.

3 nolu işaret: Osmanlı ordusunda birlik isimleri yazılırken resimdeki 3 nolu kelimede olduğu gibi "Kolordu 21" şeklinde açık olarak değil Kolordu'yu simgeleyen "Kaf- " harfinin içine "21 - ٢١" rakamı yazılarak belirtilirdi " ﻖ٢١ ))" (K21). Keza "Fırka 46" yerine de Fırkayı simgeleyen " "(ڧ) Feharfi yanına "46- ٤٦ " rakamı yazılarak " ڧ٤٦ " (F46) şeklinde yazılır.

 

4 nolu işaret: Resimde 4 rakamı iki yere konulmuştur. 4 rakamının işaret ettiği kelime metinde geçen "tarassud" kelimesidir. Ancak belgede iki defa yazılan "tarassud" kelimesi, ikisinde de "tarsid" diye okunacak şekilde yanlış yazılmıştır. Bu kelimenin yazılışında olmaması gereken "ye -ی" harfi her iki yazılışta da kullanılmış ve yanlıştaki bu tekerrür, kelimeye "ye" harfinin bir anlık dalgınlıkla değil, hatalı bir imla olarak eklendiğini göstermektedir. Böylesine bilinen bir kelimede ısrarla aynı hatayı bir kâtibin yapması neredeyse imkânsız gibidir.

5 nolu işaret: Belgede Romanya'ya karşı müttefik ordunun yapacağı taarruza katılacağı belirtilen 51. Tümen, ne Romanya cephesinde ne de Makedonya cephesinde bulunmuştur. Belgede geçen 51. Fırka (Tümen); 1915, 1916, 1917 yılında 18. Kolordu kadrosunda olarak Irak cephesindeydi. 51. Tümen, 18. Kolordu emrinde Irak cephesinde iken 20 Mayıs 1918'de lağvedildi.

6 nolu işaret: Belgenin Latin harflerine yapılan çevirisinde "feraikalar" şeklinde okunan kelimenin böyle okunması mümkün değil. Zira "feraika" diye bir kelime yoktur. Kelimenin aslı tarafımızdan da maalesef okunamamıştır. Harfleri açık bir şekilde görülmesine rağmen bu kelime hiç bir manaya ve kalıba uydurulamamıştır. Aşağıda 9 nolu işarette belirtilen "îtâ" kelimesinde olduğu gibi bu kelimenin yazılışında da yazım hatası olduğu tahmin edilmektedir.

7 nolu işaret: Belgenin Ayhan Aktar'ın web sitesinde bulunan Latin harfli çevirisinde "düşmanın yirmi beşten mütecaviz toplarını mazbut ederek" cümlesindeki "mazbut" kelimesi, çeviriyi yapan tarafından yanlış okunmuştur. Bu kelime "mazbut" değil, "sukût"tur. Düşme, düşürülme manasına gelir. "Yirmi beşten fazla düşman topunun düşürüldüğü, susturulduğu" anlamını vermektedir.

8 nolu işaret: "Keza Devlet-i Aliyye-i Osmaniye harp madalyasından 'Osmaniye' Nişanı'na dahi nâil olmuş olmağla" cümlesi de mana yönünden hatalıdır. Osmanlı Devleti'nde harp madalyası olarak Osmaniye Nişanı diye bir şey yoktur. Osmanî Nişanı ya da Nişan-ı Osmanî vardır. Ancak bu bir çeşit harp madalyası değildir. Osmanlı Devleti'nde mevcut nişanların kime, hangi dereceden verileceği hususu son derece itina gösterilen bir protokole tabi idi. Burada görülen odur ki yazıyı yazan, nişanı, madalyayı birbirine karıştırmış, Harp Madalyası ile Nişan-ı Osmanî'den oluşan yeni bir madalya ihdas etmiştir.

9 nolu işaret: Resimde 9 rakamı ile işaretlenen belgede geçen "îtâ" kelimesinin Osmanlıca yazımı yanlıştır. "Verme" anlamı olan bu kelime "اعطا" şeklinde yazılması gerekirken "عطه" şeklinde yazılmıştır; "îtâ etmek", "îtâ kılmak" şeklinde Osmanlıca'da bilinen ve çokça kullanılan bir kelimenin bu derece bozuk bir imla ile yazılması, yukarıdaki "tarassud" kelimesindeki hata da buna eklendiğinde, bu yazının dönemin kâtibinin elinden çıkmadığı kanaatini arttırmaktadır.

10 nolu işaret: Belgenin tarihi 28 Mayıs [1]333 yani 28 Mayıs 1917'dir. Belgede imzası bulunan Abdülkerim Paşa, bu tarihte 20. Kolordu karargâhı ile Makedonya'dan dönmüş Kudüs'tedir. Ancak Serkis Torosyan, ister 46. Tümen'de olsun, ister 50. Tümen'de olsun bu tarihte onunla beraber olmasına imkân yoktur. Zira 46. Tümen Nisan ayında yurda döndü ve Irak cephesine gönderildi; Irak cephesinde kısa bir süre kaldıktan sonra, Eylül 1917'de Filistin cephesine nakledildi. 50. Tümen ise Haziran 1917'de ülkeye geri döndü ve Filistin cephesine gönderildi.

11 nolu işaretler: Belgenin gerçek olmadığına dair en önemli veriyi burada görmekteyiz. Zira Torosyan burada tam manasıyla tarihî gerçeklere uymayan bilgileri belgeye yazmıştır. Abdülkerim Paşa'nın komutan olduğu "20. Kolordu", Torosyan'ın belgesinde bir yerde değil tam üç yerde "21. Kolordu" şeklinde yazılmıştır. Bu durum bir yazım yanlışlığı olarak da görülemez. Çünkü üç yerde yazıldığını söylediğimiz 21. Kolordu yazısının birisi, bir yazım yanlışlığı olduğundan söz edilemeyecek yer olan kolordu mühründe bulunmaktadır.

Belgenin imza kısmında ve yuvarlak mühür içinde "Yirmibirinci Kolordu Kumandanı" yazmaktadır. Üzerinde de kırmızı kalemle Abdülkerim imzası atılmıştır.

Avrupa cephelerine gönderilen Türk birlikleri açık olarak bilinmektedir. Bunlardan Makedonya cephesine Almanların talebi üzerine 1916 yılı sonlarında Abdülkerim Paşa kumandasında 50. ve 46. Tümenlerden oluşan 20. Kolordu gönderilmişti.

Belgede üç yerde "Yirmibirinci Kolordu" ismi geçmektedir. Ancak Makedonya'ya giden 20. Kolordu'dur ve kumandanı olan Abdülkerim Paşa'nın kolordu kumandanı olarak kendi kolordusunun ismini, imzasını attığı bir belgede üç defa yanlış yazması mümkün değildir.

Tarihî bir gerçek olarak bütün kaynaklarda Makedonya'ya giden kolordunun 20. Kolordu ve kumandanının Abdülkerim Paşa olduğu bilindiğine göre, bu belge ile yapılmak istenen sahtecilikten başka bir şey değildir.

Burada şu sorulabilir. Peki 21. Kolordu neredeydi? I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusu yapılanması içinde 21. Kolordu'ya Ağustos 1917'den sonra 5. Ordu bünyesinde, karargâhı Gelibolu'da olmak üzere rastlamaktayız. 21. Kolordu Makedonya'ya hiç gitmedi.

12 nolu işaret: Abdülkerim Paşa'nın rütbesi, bugünkü karşılığı "Tümgeneral" olan "Ferik" olarak yazılmış. Ancak 1917 Nisanında Kudüs'e gelen 20. Kolordu'nun komutanı Abdülkerim Paşa'nın rütbesi "Mirliva" yani "Tuğgeneral" olarak görünmektedir.

Burada yapılan bir diğer yanlışlık; "Ferik" kelimesinin Osmanlıca yazılışındaki hatadır. Zira "Ferik" kelimesi Osmanlıcada "فريق" şeklinde sonu "kaf - ق" harfiyle yazılması gerekirken "فريك"şeklinde sonu "kef – ك" harfiyle yazılmıştır.

Dikkat çekici bir başka husus ise, Abdülkerim Paşa'nın imzasını kırmızı mürekkepli kalemle atmış olmasıdır. Çok nadir görülen kırmızı mürekkeple imza atılması da ayrıca şüphe çekicidir.

Belge Hakkındaki Genel Kanaatimiz:

Belgenin genel görüntüsü hakkında şunu söyleyebiliriz ki; aslını elimizde tutup, yakından görememekle beraber, görüntüsünden edindiğimiz kanaat, belgenin kâğıdı ve yazısının epeyce eski olduğu yönündedir.

Belgenin, Osmanlıcaya vâkıf, ancak görevi asla kâtiplik olmayan birisi tarafından yazıldığı kanaatindeyim. Zira son derece bilinen ve kullanılan üç kelimede –tarassud, îtâ ve ferik- ciddi yazım hatası yapılmıştır.

Ayrıca subayların rütbelerine göre kullanılan "efendi, bey" gibi unvanları kullanırken, yüzbaşı için "efendi" yerine "bey" unvanını yazması, alınan madalyayı isimlendirirken literatürde hiç rastlanmayan türden "Devlet-i Aliyye-i Osmaniye harp madalyasından 'Osmaniye' Nişanı" gibi bir ifade kullanması bizde ciddi şüpheler doğurmuştur.

En önemlisi ise birlik isimlerinde tarihî gerçeklere uymayan yanlış ifadelerdir.

Belgede üç yerde 21. Kolordu denmiş; ama Makedonya hatta Romanya cephelerine bu isimli bir kolordu gönderilmemiştir. Makedonya'ya giden birlik, Mirliva (Tuğgeneral) Abdülkerim Paşa kumandasındaki 20. Kolordu'dur. Belgeyi imzalayan Abdülkerim Paşa, mühür dâhil üç yerde yanlış yazılmış kolordu ismini fark etmeden belgeyi imzalamış olamaz.

Hadi diyelim ki fark etmedi ve imzaladı. Bundan daha vahim olanı Makedonya'ya giden kolordunun 20. Kolordu olduğu tarihi bir hakikat olarak ortada iken, belgenin altına basılan mühürde kolordunun isminin "Yirmibirinci Kolordu Kumandanlığı" şeklinde açıkça yazılmasıdır. Resmi kolordu mühründe kolordunun isminin yanlış yazılması imkânsızdır.

Bu durum iki şekilde izah edilebilir:

Ya başta Genelkurmay Yayınları olmak üzere, I. Dünya Savaşı'nda Avrupa Cephesi ile alakalı çıkan kitapların hepsi birden, Makedonya'ya giden 21. Kolordu'nun ismini, 20. Kolordu diye yazarak bizi kandırmış;

Ya da bu belge sahte!

Şahsi kanaatim sahte olduğu yönünde. Zira bir kolordu kumandanı düşünün ki; on satırlık bir belgede komutanı olduğu kolordunun ismi iki kere yanlış yazılsın ve o bunu fark etmesin; bu da yetmezmiş gibi bir de üstüne imzasını attığı kolordunun resmi mühründe de aynı yanlışlık tekerrür etsin ya da sahte bir mührün üstüne imza atsın. Olacak şey değil!

Konuya daha ılımlı yaklaşılırsa bir de şu söylenebilir:

Hatıratıyla, madalya beratıyla, takdirnamesiyle gündemi fazlasıyla meşgul eden Serkis Torosyan belli ki bir şeyler görmüş geçirmiş. Ancak muhtemelen bu yaşadıklarını çok sonraları kaleme almış ve nisyan ile malûl hafızası çoğu şeyi birbirine karıştırmış.

Bu karıştırma sebebiyle, bana göre doğruluk ihtimali olmayan bu tasdiknameyi hazırlar veya hazırlatırken ciddi hatalar yapmış; Abdülkerim Paşa'yı komutanı olmadığı bir kolordunun kumandanı olarak gösterip kendisine tasdikname verdirmiştir.

Torosyan'ın torunu ile yapılan mülakattan, Serkis Torosyan'ın Amerika'ya psikolojisi bozulmuş bir insan olarak gittiğini öğreniyoruz. Yine o mülakattan öğrendiğimize göre, Torosyan'ın hatıratını başka birisi yazıp redakte etmiş; çizimi kuvvetli olan Torosyan da kitaptaki haritaları kendisi çizmiş. Harp Okulu mezunu Torosyan'ın, bir belge tanzim edecek düzeyde Osmanlıca okuyup yazdığını söylemeye de gerek yok.

Son söz olarak tekraren belirtmekte fayda görüyorum ki, belgenin diplomatikası, yazım hataları bir yana, bu belgenin gerçek olmadığının en önemli delili mühürdeki kolordu numarasının yanlış yazılmış olmasıdır. Mühür haricinde, belgede iki kez 21. Kolordu yazılmış olması, çok çok iyimser bir yaklaşımla kâtip hatası olarak görülse bile, bir kolorduya ait resmi mühürde kolordunun numarasının hataen yanlış yazıldığını iddia etmek mümkün değildir. Mühürdeki bu sahtelik, dolayısıyla bütün belgeyi uydurma, sahte bir belge haline getirir.

Yukarıda Torosyan'ın tasdiknamesi üzerinde yaptığımız tahlil, bir belgenin sahteliğini ortaya koymaktan çok öte bir anlam taşımaktadır. Serkis Torosyan adına sahte mühürle resmi evrak üretilmesi, başta hatıratı olmak üzere, Torosyan'a ait bütün anlatımlara şüphe ile bakılması ve doğruluğunun ciddi olarak sorgulanması anlamına gelir.

Torosyan'ın hatıratı üzerinden yakın tarih sorgulaması yapan, resmi tarihin bazı olayları ve şahısları "ütülediğini" iddia edip, Torosyan'ın varlığını ve doğruluğunu ispat çabasında olanlar, bu belgenin sahte çıkması üzerine ne buyururlar?

 

.....

 

 

Bu yazıda bahsedilen çalışma , belge ve röportajın linkleri:

Burhan Sayılır’ın Sarkis Torosyan’ın anıları üzerine yazdığı inceleme:

http://www.geliboluyuanlamak.com/401_Sarkis--Torosyan’in-“Canakkale’den-Filistin-Cephesine”-Adli-Hatirati-Uzerine-Bir-Inceleme-(-Celiskiler-Yanlisliklar)---Yrd--Doc--Dr--Burhan-Sayilir.html

 

Prof. Dr. Ayhan Aktar’ın Sarkis Torosyan’ın anıları ile ilgili tartışmaları ve belgelerin görünümünü koyduğu linkler:

http://www.ayhanaktar.com/category/basindaki-tartismalar

http://www.ayhanaktar.com/yuzbasi-torosyan-hakkinda-yeni-belgeler.html

 

Taner Akçam’ın , Sarkis Torosyan’ın torunu Louise Shreiber ile yaptığı söyleşinin 1. Ve 2. Bölümleri:

 

 

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1115559&CategoryID=77



http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1115665&CategoryID=77

 

 

Hakan Erdem'in kitabı üzerine yapılan tartışmalar:

http://www.geliboluyuanlamak.com/413_Simulasyon-Merkezi’nden---Anzak-Koyu--Duvari’na-,-Twitter’daki--Canakkale’den-,-Seyit-Onbasi-ve-Torosyan-Tartismalarina-…Canakkale-Savasi’nin--2012-Yilindaki-Yansimalari…-(Tuncay-Yilmazer).html          ( Yorum bölümlerinde)

 

 


  20230 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

2106_Türkmenbeyi 09-01-2013, 20:24:38
Muzaffer Albayrak Bey'i son derece dikkatli, araştırmacı ve akademisyen kimlikle yaptığı bu incelemesinden ve yorumundan dolayı tebrik etmemek elde değil. Tarih belgelere dayalı olayları açıklayan bir bilim olduğuna göre, bu tür yutturmacalar her zaman olmuş ve olacaktır da. Ancak, Türk tarihçilerine düşen görev, gerçekle yanlışı bir ayırd edebilecek bir birikime sahip olmalarıdır. Uzun yıllar arşivlerde görev yapmış, Çanakkale konusuna da büyük önem vermiş bir akademisyen olan Muzaffer Bey kardeşimi kutluyorum. ....Kalksınlar da bu yoruma cevap bulsunlar bakalım... Sahte kahramanların foyası çabuk ortaya çıkar görüşünden hareketle bir kaç zamandır kamuoyunun zihnini bulandıran Torosyan efsanesi de böylece çökmüş oldu.... Tebrikler, şimdi başka bir kahraman uydurarak zihinleri bulandırmaya başlayabilirsiniz!!!
 
2107_Sinan ÇULUK 10-01-2013, 17:06:59
Sahtecilik de bir yere kadar. Unutulmasın ki bu ülkede yirmibeş sene evveline kadar bulunmayan, o yıllardan itibaren yetişmeye başlayan, ömrünü Arşiv'e adamış, birikimleri ve ihtisası ile Türk tarihinde çığır açacak, yetişmiş ve kendini geliştirmiş bir nesil mevcuttur. Bu neslin en önde gelenlerinden Sayın Muzaffer ALBAYRAK arkadaşımı kılı kırk yaran bu tetkikindeki isabetinden dolayı ayrıca tebrik ediyorum...
 
2108_Emin Yılmaz 11-01-2013, 14:50:26
Sayın Muzaffer Albayrak bey sizden Allah razı olsun. Bir belgede bu kadar sahtekarlık yapanları gün yüzüne çıkardığınız için.
 
2109_Gürsel Göncü 11-01-2013, 15:01:43
Öncelikle Muzaffer Albayrak'ı tebrik ederim. Uzman kelimesinin uluslararası gerçek karşılığını verdiği için. Bu anlamda yayıncılarımızı, sinemacılarımızı, dizicilerimizi, belgeselcilerimizi de, düzgün iş yapmanın yegane yolunun uzmanlarla çalışmaktan geçtiği hususunda bir kez daha uyarmak isterim.
Torosyan'ın kitabı malum çok abartıldı. Hatta üzerine bir kitap dahi yazıldı. Umarım bu pazarlamalara degmistir ve kitaplar iyi satmıştır. Torosyan'ın kitabı bir tür kurgu-tarih. Türünün başarılı örneklerinden. Fransızca Çanakkale külliyatında da bunun gibi birkaç kitap var. İlgilenen yayıncılara söyleyelim de, çevrilmemiş nice referans kitabı dururken bunları da bassınlar! Ayrıca bizde yayınlanmış yine nice "Çanakkale menkıbeleri" kitabı var; uydur uydur yaz türünden. Yeni baskıları yapılabilir; epey de alıcı bulur tekrar.
Benim dikkatimi çeken nokta, Torosyan tartışmasının seyriyle ilgili. Son yıllarda bir "gayri resmî tarih modası" var. Bu modanın yeni kreasyonlarını sergileme yarışı var. Resmî tarihe kim daha çok çatacak, kim daha fazla yanlış bulacak... TV'lerdeki tartışma programlarının da ana ekseni bu oldu bir zamandır. Resmî tarihin adı üstünde zaten. Peki sen nasıl bir alternatif ürettin? Herhangi bir yeni çalışmaya girmeden; arazide,ilgili coğrafyada, arşivlerde derinlemesine araştırma yapmadan etmeden ortaya atılanların kalıcı olması mümkün değil. Tarihçilerimizi reaksiyon vermek kadar, aksiyon almaya da davet etmek isterim.
Ve hatırlatmak isterim ki, sadece Çanakkale muharebelerinin değil, İstiklal Harbi'nin de gayri resmî askerî tarihi yazılmamıştır. Ve bunca iş varken, hâlâ senede en az 8-10 defa "İzmir'i kim yaktı" konuşulmaktadır.
Gürsel Göncü
 
2110_Taha Niyazi Karaca 12-01-2013, 11:05:51
Belge üzerinde Muzaffer Albayrak'ın yaptığı çalışmada gözden kaçan bir iki hususu belirterek çalışmaya katkıda bulunmak isiyorum:


1-Metinde iki kez tekrarlanan taarruz kelimesi yanlış olarak تعروز
şeklinde yazılmış. Bu kelime تعرض
şeklinde (te-ayn-re-dat) yazılmalıydı.

2-"....sühûlet göstermiş olduğundan..." cümlesinde yer alan sühûlet kelimesi سحولت
olarak (Ha) ile yazılmış. Oysa ki, سهولت
şeklinde (güzel he) ile yazılması gerekirdi.
3-Metinde geçen "feraikalar" şeklinde okunabilece kelimeyi anlamlandırmak mümkün değil. Fakat gramer açısından değerlendirildiğinde "Fevail" veznine uyan bir kelime olduğu düşünülebilir. Fevail vezni ise kelime çoğuldur. Dolayısıyla kelimenin sonuna "lar" ekini koymak başlı başına bir hata olur. Çoğulu tekrar çoğul yapmak o dili bilmeyenlerin işi olabilir.
4-Belgenin sonunda yer alan 28 Mayıs 333 tarihi de metinde biraz garip duruyor. Tarih atılırken genelde "fi" ile başlar. 333'ün altında bulunan sene kelimesi ise zorlama yapılmış izlenimini veriyor. Upuzun dümdüz bir sene. Olabilir mi. Belki. Ama zorlama görünüyor.
Metnin her tarafından hata akıyor. Sahte olmadığını düşünmek mümkün görünmüyor.
Bütün bunların ötesinde en vahim olanı da her iki belgenin aynı şahsın elinden çıkmış olmasıdır. İlk belge 5 Mayıs 1331 (1915) tarihli ve Enver Paşa adına düzenlenmiş. İkinci belge ise 28 Mayıs 1333 (1917) tarihlidir. İki yıl farkla aynı elden çıkmış, hatalarla dolu iki belge. Aynı elden çıkmış olduğu o kadar aşikar ki, cim, ha, gibi harfler çok karakteristik olarak yazılmış. Tespit için Osmanlıca bilmeye gerek yok. İki belge yan yana konduğunda yazımdaki aynılık kolaylıkla görülebiliyor. Peki bu mümkün olabilir mi? İki yıl ara ile aynı görevlinin bir şahıs hakkında iki ayrı belge düzenlemesi ne kadar gerçekçi olurdu? Belgeler hem de iki farklı birim adına düzenliyor.
 

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

12/07/2017 - 05:38 Onların hatırasına bir şeyler yapabilmek… (Gürsel Göncü)

04/07/2017 - 07:58 Çanakkale’ye Mührünü Vuran Efsane Gemi Nusret’in Mührü (Seyit Ahmet Sılay)

27/06/2017 - 17:38 İkinci Bir İntihal Vakası ve Çanakkale Savaşı Popüler Kitapları Üzerine (Tuncay Yılmazer)

20/06/2017 - 07:20 Çanakkale Muharebelerine Katılan Komutanların Biyografileri – Dr. Hülya Toker (Ahmet Yurttakal)

15/03/2017 - 13:17 18 Mart Zaferi ve Kahramanları Sergisi

03/03/2017 - 18:04 Çanakkale Gazisi Bigalı Mehmet Çavuş Anma Programı - 4 Mart 2017 Bahçeli Köyü/Biga

13/02/2017 - 08:53 Atlas Tarih Dergisi Şubat Sayısında 1. ve 2. Gazze Muharebesi Dosyası (Tuncay Yılmazer)

05/01/2017 - 11:29 Duyuru: Tarihin Akışını Değiştiren Savaş Çanakkale - 17 Ocak 2017 Muzaffer Albayrak Söyleşisi

28/12/2016 - 18:07 15 Temmuz Darbesinin Gölgesinde Bir Yıl: Çanakkale, KutülAmare, Somme dan Halil İnalcık Hocaya... 10 Yaşına Giren GeliboluyuAnlamak ta 2016 böyle geçti (Tuncay Yılmazer)

11/12/2016 - 15:52 GeliboluyuAnlamak tan Duyuru: Teröre Lanet

24/11/2016 - 06:22 Kronik Kitap Dört Yeni Eserle Yayın Hayatına Başladı

17/11/2016 - 07:02 Tarih Bir Din Değil İlim Sahasıdır (Seyit Ahmet Sılay)

29/09/2016 - 18:50 Dr. Kilisli Rıfat ın İzinde Osmanlı dan Türk e ve Ötesi (Nükhet Kardam)

09/08/2016 - 13:11 Aşk Cephesi – Bahadır Yenişehirlioğlu ( Sinem Şahin )

04/08/2016 - 17:27 Çanakkale Muharebelerine Dair Bir Site; canakkalemuharebeleri1915.com

16/07/2016 - 09:28 GeliboluyuAnlamak tan Duyuru: Darbelere Hayır! Demokrasiye Evet

15/07/2016 - 09:35 Birinci Dünya Savaşı Araştırmaları Sitesi cihanharbihatiralari.com (Mehmet Beşikçi)

07/04/2016 - 07:10 Konferans - Kut ül Amare Zaferi ( İPTAL DUYURUSU )

31/03/2016 - 06:05 Türkiye nin Bağdat Büyükelçiliği Kutü-l Amare Zaferini her yıl kutluyor ( Faruk Kaymakçı)

24/03/2016 - 03:58 Çanakkale Savaşı nın Dünya Tarihindeki Yeri - NTV Mete Çubukcu ile Pasaport Programı - 18 Mart 2016

16/03/2016 - 08:38 Çanakkale Savaşının 101. yıldönümü Yeni Bakışlarda konuşuldu.

11/03/2016 - 06:46 Konferans - Çizgilerle 1. Dünya Savaşı

19/02/2016 - 06:58 Konferans - Vahdettin Engin - İkinci Abdülhamit'in Politikaları

15/02/2016 - 07:10 Birinci Dünya Savaşı’nda Gördüklerim ve Yaşadıklarım - Erich Ludendorff

08/02/2016 - 09:09 Osmanlı Devleti nin I. Dünya Savaşı na Girişi (Ali Kaşıyuğun)

01/02/2016 - 09:01 İki Siper Bir Mektup Bir Çanakkale Projesi Değerlendirmesi (Celal Yıldırım)

25/01/2016 - 11:57 Gelibolu Yarımadasında Geçmişin İzleri ve İz Bırakanlar (Gürsel Akıngüç)

18/01/2016 - 12:52 Seddülbahir 32 Saat Dizisi Üzerine... Bizi Affedin ( Seyit Ahmet Sılay )

18/01/2016 - 10:27 İstanbul Büyükşehir Belediyesi Konferans - Osmanlının Suriye Politikası

13/01/2016 - 08:08 Şiir ve Öykü Yarışması

05/01/2016 - 12:42 PROGRAM: İtilaf Devletlerinin Çanakkale den Tahliyelerinin 100. Yılı-Onlar Giderken

03/01/2016 - 10:32 Konferans - Çanakkale Savaşlarında Tahliye Harekatı - Kenan Çelik

14/12/2015 - 06:31 Konferans - Haluk Oral - Bir Kırılma Noktası Çanakkale

26/11/2015 - 18:34 Gelibolu Yarımadası Savaş Alanlarının Hava Fotoğrafları (Gökhan Tarkan Karaman)

13/11/2015 - 21:12 Konferans -Çanakkale’de Bir Edebi Heyet

15/10/2015 - 13:23 Konferans - Çanakkale'de Yitirilen Tahsilli Gençlik

29/05/2015 - 14:34 Benim Çanakkale kahramanım Mahmut Sabri Bey’dir- Atlas Tarih Çanakkale Özel Sayısında Tuncay Yılmazer Röportajı

15/05/2015 - 16:25 İBB Konferans - Cepheden Mektuplar (Doç.Dr.Ömer Çakır)

27/04/2015 - 02:44 Çanakkale Söyleşileri 25 Nisan 1915 Müttefiklerin Çıkarma Harekatı-Kenan Çelik

15/04/2015 - 08:30 Atlas Tarih’ten Çanakkale Özel Sayısı

08/04/2015 - 17:12 Derinlerden Siperlere: Çanakkale 1915 Sergisi

30/03/2015 - 17:08 Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı na Çağrı, Kamuoyuna Duyuru

26/03/2015 - 09:02 Konferans-18 Mart Kahramanı Cevat Paşa

24/03/2015 - 17:04 “İki Siper Bir Mektup” Bir Çanakkale Projesi (Celal Yildirim-Hatice Solmuş TED Mersin Koleji)

21/03/2015 - 04:13 CNNTürk Serdar Tuncer ile Başka Şeyler Programı Kaydı

17/03/2015 - 04:46 Çanakkale Muharebeleri- 100 Yıl önce 100 Yıl sonra (Tuncay Yılmazer)

13/03/2015 - 18:27 CNNTürk Serdar Tuncer ile Başka Şeyler- Çanakkale Savaşı Özel- Programı (14.3.2015 saat 00.00)

04/03/2015 - 16:22 CNR Kitap Fuarı’nda Çanakkale Muharebeleri Paneli ( 07.03.2015 saat : 15.30 Yeşilköy CNR Dünya Ticaret Merkezi )

16/02/2015 - 14:00 Acı bir Çanakkale Türküsüne adanan 4 yıllık bir emeğin takdimi- Harmanyeri 1915 (Yönetmen: Gürdal Uğur)

01/02/2015 - 03:46 100. Yıl’da Muhteşem Soru… Seyit Onbaşı’nın Kaldırdığı Mermi Kaç Kiloydu ? (Tuncay Yılmazer )

18/01/2015 - 15:05 Kireçtepe Jandarma Şehitliği Restorasyonu ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne Sorular (Tuncay Yılmazer)

10/01/2015 - 14:53 Konferans - Osmanlıyı Yıkan Cephe-Filistin

28/12/2014 - 13:48 Milli Park’tan Tarihi Alan Başkanlığına, Hollywood tartışmalarından Muhafazakarlığın Savruluşuna… Gelibolu’yu Anlamak’ta 2014 (Tuncay Yılmazer )

24/11/2014 - 14:52 Son Savruluş – Çanakkale Muharebe Alanlarına Hollywood Modeli Tema Parkı ! (Tuncay Yılmazer )

15/11/2014 - 01:37 Konferans - Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti

01/11/2014 - 03:54 Gelibolu yarımadasında utanç verici olay / The shameful event in Gallipoli Peninsula

09/10/2014 - 10:13 Uluslararası Sempozyum - Büyük Savaş ve Osmanlı Devleti: Savaşa Giden Süreç

24/09/2014 - 17:06 Çanakkale’de Yeni Şehitlik! (Gürsel Göncü)

12/09/2014 - 15:51 Çanakkale Savaşlarının 100. Yılı Özel Sayısı Makale Çağrısı

// - 09:52 Geliboluyu Anlamak’tan Kamuoyuna Duyuru

// - 06:37 Çanakkale Muharebeleri Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kanun Tasarısı Üzerine ( Tuncay Yılmazer )

// - 15:33 Gelibolu Yarımadasında Yeni Bir Dönem: Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’nın Kurulması (Dr. Mithat ATABAY)

23/05/2014 - 17:16 100.Yıldönümünde Birinci Dünya Savaşı’nı Hatırlamak” Sempozyumu

16/05/2014 - 16:24 SOMA MADENCİLERİNİ RAHMETLE ANIYORUZ

11/05/2014 - 13:05 Gelibolu Yarımadası Savaş Alanlarının Korunması ve Unesco Kültürel Mirası İlan Edilmesi (Dr. Mithat ATABAY)

09/05/2014 - 23:03 Çanakkale Muharebelerinin Komuta Kademesi ve İdaresi Çalıştayı İzlenimleri (Ahmet Yurttakal)

02/05/2014 - 06:00 Çanakkale Muharebelerinin Komuta Kademesi ve İdaresi Çalıştayı

15/04/2014 - 18:40 Savaş Tarihi Araştırmaları Uluslararası Kongresi (100. Yılında I. Dünya Savaşı ve Mirası)

06/04/2014 - 22:18 DOKUN Dergisi’nde Tuncay Yılmazer İle Söyleşi...

15/03/2014 - 18:00 Hatıralarıyla Çanakkale Muharebelerinin Komutanları Paneli

09/03/2014 - 14:19 Çanakkale Savaşları Resmi Koleksiyoneri Seyit Ahmet SILAY

06/03/2014 - 22:33 Konferans -'Çanakkale Muharebelerinde Bir Kahraman Asker Gazi Binbaşı Halis Bey

28/01/2014 - 07:35 Sadece Bir Emir Kipi...İsrail'i Kur! - Wladimir Jabotisnky ( Çev. Atilla Aşçı )

14/01/2014 - 16:21 Balkan Harbi - Trakya Seferi Kitabını Yeniden Hatırlamak (Şahin Aldoğan, Selim Meriç)

06/01/2014 - 12:12 Birinci Dünya Savaşı’nın Yüzüncü Yılında Savaşa Dair Önemli Bir Eser: “GRİFF NACH DER WELTMACHT: Die Kriegszielpolitik des kaiserlichen Deutschland 1914/1918” Kadir Kon

30/12/2013 - 22:51 Şehit Teğmen İbrahim Naci’den Çanakkale’de tarihin betonlaşmasına… 2013 Yılının muhasebesi ( Tuncay Yılmazer )

06/12/2013 - 22:00 32. Gün Programında Çanakkale Muharebe Alanlarında Betonlaşma Konusu Tartışmaya Açıldı

11/11/2013 - 05:23 Yüzüncü Yıla Doğru Yazıları-2 : Çanakkale Muharebe Alanları’ndaki Betonlaşma Meselesi Neden İlgi Görmüyor? ( Tuncay Yılmazer )

03/11/2013 - 20:03 Çanakkale Muharebe Alanlarında İnşaat Çalışmaları Tüm Hızıyla Devam Ediyor… (Tuncay Yılmazer)

11/09/2013 - 21:28 Derinlerden Yansımalar: Çanakkale Savaşı Batıkları (Mithat Atabay, Okan Taktak, Savaş Karakaş, Selçuk Kolay)

25/08/2013 - 15:29 Zığındere Vadisinden Geçecek Yol Tarihi Tahrip Edecektir! (Tuncay Yılmazer)

14/08/2013 - 18:40 Ağadere'ye Sahip Çık (Murat Sayar)

28/07/2013 - 14:53 NTV Tarih’in Kapanması Üzerine Birkaç Not… ( Tuncay Yılmazer )

08/07/2013 - 20:00 Çanakkale Muharebe Alanlarının Şehitlik İnşasıyla İmtihanı! (Muzaffer Albayrak)

26/06/2013 - 21:59 100. Yıl’a Doğru Yazıları- Çanakkale’de Şehitliklerin İhyası Gerçekten Gerekli mi? ( Tuncay Yılmazer )

10/05/2013 - 14:36 İlber Ortaylı Seyahatnamesi

21/04/2013 - 14:44 GEO Dergisi Nisan 2013 Sayısında Hayal Kırıklığı ( Tuncay Yılmazer )

09/04/2013 - 13:18 Meclisin Unuttuğu Kahraman Nezahet-Ozan Bodur

23/03/2013 - 21:43 Ayraç Kitap Dergisi Çanakkale Özel Sayısı

22/03/2013 - 22:03 Çukurova Üniversitesi'ndeki Konferans ile İlgili Gelibolu’yu Anlamak Okurlarına Açıklama ( Tuncay Yılmazer )

21/03/2013 - 20:14 Çukurova Üniversitesi'nde Çanakkale Savaşı Konferansı ( 22.3.2013)

16/03/2013 - 10:44 18 Mart Üniversitesi ve AÇASAM “2015’e Doğru Çanakkale Muharebelerini Anlamak ve Anlatmak” Paneli ( 19.3.2013)

12/03/2013 - 07:39 Şehit Teğmen İbrahim Naci’nin Günlüğü’nden Çanakkale Muharebeleri Konulu Panel

08/03/2013 - 07:01 Gelibolu'yu Anlamak twitter'da....www.twitter.com/gelibolu2015

01/03/2013 - 13:59 NTV Tarih'te Şehit Teğmen İbrahim Naci Bey Dosyası

24/02/2013 - 20:18 Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde Safiye Hüseyin Konferansı (İsmail Bilgin)

19/02/2013 - 14:35 TRT Avaz 'da Çanakkale Programı

18/02/2013 - 07:22 Çanakkale Muharebeleri’nde Kahraman Bir Hemşire: Safiye Hüseyin Elbi Konferansı

07/02/2013 - 17:03 Prof. Dr. Vahdettin Engin'in 'Asayiş' adlı eseri kitapçılarda...

04/02/2013 - 11:05 Sör Siyonist , İngiltere'den Filistin'e Toprak Kavgası -Çiğdem Bayraktar Ör ( Prof. Dr. Vahdettin Engin )