Simülasyon Merkezi’nden Anzak Koyu Duvarı’na , Twitter’daki Çanakkale’den , Seyit Onbaşı ve Torosyan Tartışmalarına …Çanakkale Savaşı’nın 2012 Yılındaki Yansımaları… (Tuncay Yılmazer)

Tarih: 27/12/2012   /   Toplam Yorum 9   / Yazar Adı:      /   Okunma 10072

2012'de Çanakkale Savaşı daha önceki yıllara göre daha sönük anılmakla birlikte zaman zaman ulusal basının gündeminde yer aldı. Tıpkı şu sıralarda “Seyit Onbaşı” tartışmasında olduğu gibi… Yeri gelmişken belirteyim. Bu tip tartışmalarda her zaman olduğu gibi kimin ne söylediği belli olmuyor. Basına yansıdığının aksine Seyit Onbaşı’nın silinmesinin istenmesi gibi bir durumun olduğunu düşünmüyorum. Haluk Çağlar’ın söylediği açık. Seyit Onbaşı’nın Ocean’ı vurduğu doğru değildir. Çanakkale Savaşı’nı doğru bir şekilde öğrenmek istiyorsak bu konuda gerçek anlamda yıllarını veren araştırmacıların söylediklerine kulak vermek zorundayız.

Yılın son haftasında simülasyon merkezi, Anzak Koyu Duvarı, Twitter’da Çanakkale Savaşı Projesi, Seyit Onbaşı ve Sarkis Torosyan Tartışmaları, Sinan Çetin ve Turgut Özakman’ın filmleri, bu sene çıkan bazı kitaplar, etkinlikler, sitedeki dikkat çeken yazılara değinerek Çanakkale Savaşı’nın 2012 yılındaki yansımalarının bir özetini çıkarmaya çalıştım. Kişisel anlamda beni çok heyecanlandıran, üzen olayları da sizlerle paylaşmak istedim. (Tuncay Yılmazer)

 

2012'de  Çanakkale Savaşı daha önceki yıllara göre daha sönük anılmakla  birlikte, zaman zaman ulusal basının gündeminde yer aldı. Tıpkı şu sıralarda “Seyit Onbaşı” tartışmasında olduğu gibi… Yeri gelmişken belirteyim. Bu tip tartışmalarda her zaman olduğu gibi kimin ne söylediği belli olmuyor. Basına yansıdığının aksine Seyit Onbaşı’nın silinmesinin istenmesi  gibi bir durumun olduğunu düşünmüyorum. Haluk Çağlar’ın söylediği açık. Seyit Onbaşı’nın Ocean’ı vurduğu doğru değildir. Çanakkale Savaşı’nı doğru bir şekilde öğrenmek istiyorsak bu konuda gerçek anlamda yıllarını veren araştırmacıların söylediklerine kulak vermek zorundayız. Tepkilere bakan da komik top maketleriyle andığımız Seyit Onbaşı’nın hayatını kimseye muhtaç olmadan , huzurlu bir şekilde geçirdiğini zanneder. ( Bu yıl Tuzla Belediyesi’nin düzenlediği sergi faciasını hatırlayın lütfen! ) Bir sergide veya bir türlü doğru dürüst yapılamayan heykelinde, tuhaf papyonlu satılan hediyelik biblolarda Seyit Onbaşı ile dalga geçilmesini görmeyip,  şimdi "Seyit Onbaşı Çanakkale’den siliniyor" diye feveran edilmesi bana hiç samimi gelmiyor!

 

 

 

Muharebe Alanlarındaki Tahribatın Son Noktaları :  Simülasyon Merkezi ve Anzak Koyu’na Çekilen Duvar

Geçtiğimiz yıl temeli atılan simülasyon merkezi bu yıl hizmete girdi. Kabatepe bölgesinde yapılan devasa yapı ne yazık ki muharebe alanlarına yapılmış , bölgenin doğal-tarihi yapısına aykırı nitelikte olduğu konusundaki görüşlerimde hiç değişiklik yok. Zaman zaman katıldığım bazı toplantılarda simülasyon merkezindeki anlatımlarda bazı hataların  olduğu şeklinde ifadelerle karşılasam da , bunlar beni pek ilgilendirmiyor. Anlatılan, sergilenen her şeyin doğru olması söz konusu yapının yanlış yere yapıldığı gerçeğini değiştirmiyor. Keşke tarihi doku tahrip edileceğine şehir merkezinde ya da başka bir yerde yapılsaydı… Çanakkale Muharebe alanlarının neredeyse bir asırdan beri günümüze  kadar bozulmadan gelebilmiş arazi yapısı ne yazık ki sonradan yapılan eklemelerle ( anıt, simulasyon merkezi, panorama, otopark vs. gibi yapılarla ) kalıcı bir şekilde değişiyor. Bunun en son örneği geçtiğimiz yıl sonunda , basınımızda (NTV Tarih hariç) pek yer bulmayan ancak  yabancı basınca ülkemiz için “utanç verici “ bir durum olarak nitelenen Anzak koyuna duvar çekilmesi oldu. Daha önce “Haintepe’nin traşlanmasıyla” yapılan yol genişletme çalışmalarının kaçınılmaz sonucu olarak Anzak koyunun orijinal tarihi yapısı tamamen kayboldu.

Yeni Yayınlar ve Sosyal Medya

   Yılın en önemli sosyal medya projelerinden birisi NTV Tarih’in başlattığı twitter’dan “Gerçek Zamanlı Çanakkale Savaşı” adlı programdı. Türkçe bölümünü  M. Şahin Aldoğan’ın , İngilizce bölümünü ise Bill Sellars’ın yürüttüğü bu proje konusunda ilk olmanın hakkını verdi. Özellikle 18 Mart, 25 Nisan gibi Çanakkale Savaşı’nın kritik günlerini dakikası dakikasına tüm dünyada konuyla ilgilenenlerle buluşturdu.

Yılın en önemli çevirisi ise Avustralyalı tarihçi Prof. Robin Prior’un Çanakkale Savaşı’nın geri planını anlattığı ve bugüne kadar gelen bazı bilgileri sorguladığı “The End of the Myth: Gallipoli” (Mitin Sonu: Gelibolu) adlı kitabı oldu. Son dönem Çanakkale Savaşı araştırmacılarının üzerinde hemfikir olduğu  ana konuyu bir kere daha gündeme getirmesiyle dikkati çekiyor. “Çanakkale Savaşı daha plan aşamasında bile baştan kaybetmeye mahkumdu. “

Çanakkale Savaşı konusunda Medeniyet Üniversitesi’nce düzenlenen uluslar arası toplantı ise Tanıtım ve organizyasyon konusunda eksikliklerden dolayı çok fazla beklenen ilgiyi görmedi. Herşeye rağmen bu tip toplantıların daha da artması , Türk ve yabancı araştırmacıların daha fazla bir araya gelmesini vurgulanması açısından önemliydi.

Bu yıl Çanakkale Savaşı konusunda kanımca yayınlanmış özgün eserler geçtiğimiz yıllara göre daha azdı. İslam Özdemir’in “Çanakkale Savaşı’nda Tekirdağ” (Akıl-Fikir Yayınları)  adlı çalışması dikkat çekiciydi. Yine Doç Dr. Fatma Ürek’in Çamlıca Yayınlarından çıkan Osmanlı’nın  Çanakkale 1915  Panorama Müzesi” çalışması da bu yılki önemli çalışmalardandı. Bu sene NTV Tarihte’de Mart 2012’de tanıtımı yayınlanan Çanakkale Savaşı sırasında Goncasuyu Telsiz-Telgraf istasyonunda görevli  Mülazım Tevfik Bey’in anıları da,  anı kitapları arasında öne çıkanlar arasındaydı.  ( Eser Kırklareli Üniversitesi yayını olarak basıldı) 4. Yılını dolduran Çanakkale Savaşı’nın tematik dergisi “Çanakkale 1915” bu yılda ilginç konularla okuyucusuyla buluştu. Özellikle Uğural Vanthoft’un her sayıdaki yazısını  merakla beklediğimi belirtmeliyim.

Çanakkale Konulu Filmlerde Hayal Kırıklığı

Çanakkale Savaşı’nı konu alan merakla beklenen iki film yılın son aylarında arka arkaya vizyona girse de her ikisinde hayal kırıklığıyla yaşandığı bir gerçek. Sinema eleştirmeni olmadığım için çok fazla yorumda bulunmak istemiyorum . Sinan Çetin’in konu olarak hayli orijinal bir konu seçse de Çanakkale üzerinden savaş karşıtı mesaj vermeye çalışmasının ciddi bir hata olduğunu düşünüyorum. PR çalışmasının da felaket olduğunu kabul etmek gerekli. “Ben çok iyi film yaptım.” “Tarih danışmanlarını çağırdım. Hiçbirinin dediğini kabul etmedim”  vs. vs.  ifadelerinin seyirci nezdinde itici olduğu açık.

Buna karşılık Özakman’ın “Çanakkale 1915’i ise belgesel mi sinema mı olduğu tartışmalarına yol açtığı ortada.  Uğur Vardan’ın  söz konusu filmle ilgili eleştirisi  sitemizde yayınlanmıştı. Ben özellikle Tan Berk Kurtcebe’nin Çanakkale cephesinin en kanlı noktalarından Bombasırtı’nın anlatıldığı “The Last Post- Son Mevzi” adlı çalışmasını merakla bekliyorum.

En büyük tartışmalardan birisi: Sarkis Torosyan’ın Anıları

Bu sene yayınlanan en önemli anı kitabı Osmanlı İmparatorluğu’nda Birinci Dünya Savaşı’nda Topçu subayı olarak görev aldığını iddia eden Sarkis Torosyan’ın anılarının yayınlanması oldu. Eser beklendiği gibi tarihçiler arasında tartışmalara yol açtı.

İtiraf etmek gerekirse , Torosyanın anılarını orijinalinden  ilk kez okuduğumda bir hayli etkilenmiştim. Hatta kitabı yayına hazırlayan Ayhan Aktar hoca’nın devasa önsözünde kitapla ilk tanışması sonrası duygularının aynısını yaşadığımı söyleyebilirim. İlk hayal kırıklığım İngilizce orijinalinde gösterilen Torosyanın takdir belgesi olarak nitelendirdiği belgenin Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nden Muzaffer Albayrak tarafından sahte olabileceği şeklindeki uyarısıyla yaşadım. Kitap Türkçe’ye çevrilip yayınlandıktan sonra daha dikkatli okununca önemli bir kısmının uydurma , abartılı, ben merkezci yazıldığı belli oluyordu. Bu özellikle az ya da çok hemen hemen tüm anı kitaplarının klasik özelliğiydi. Kanımca Ayhan Aktar hoca’nın ATESE’ye bile başvurmadan “Torosyan’ın bilinçli bir şekilde tarihimizden silindiğini iddia etmesi , eseri bir bilim adamı hassasiyetiyle değerlendirmemesi bir hataydı. Ancak hocanın her röportajını, söyleşisini seyrettiğimde çocuksu heyecanını da gördüm. Yanlış bir yolla da olsa en azından bazı şeyleri gündeme getirdi. Evet. Osmanlı ordusunda gayri Müslim askerler vardı. (Esasında imparatorluk ordusunda her milletten asker olması bir dereceye kadar normaldi )

Ayhan Hoca’nın kitabı sunuş tarzı ne kadar hatalıysa da , Sarkis Torosyan’ın anıları için bir kitap (!) yazılmasını da bir o kadar tuhaf karşıladığımı da belirtmeliyim. Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Hakan Erdem’in kalemi gerçekten kuvvetli. Bunu kabul etmek gerekli. Ancak Torosyan’ın anılarının eleştirisi 400 sayfalık bir kitap olur mu Allah aşkına? Okuyucuyu bile rahatsız edecek tarzda alaylı ifadelerle doldurulmuş bir kitabın sonunda bu anıların uydurma olduğu öğreniyoruz! 2 ile 2 nin 4 ettiğini kanıtlamak için sayfalarca kitap yazmanız gerekmez. Hakan Erdem’in bir bilim adamı olarak yapması gereken birkaç şey vardı. ATESE’ye başvurup Torosyan diye bir kişi olup olmadığına dair bilgi almak, 1915 öncesi o dönemki Everek (şimdiki Develi)  nüfus kayıtlarında Torosyan ailesinin izini sürmek. Amerikan göçmen kayıtlarını inceleyen birisi çok rahatlıkla Torosyan’ın yaşayan akrabalarına da ulaşabilirdi.  Bunu da bir-iki makaleyle açıklardı. Şu andaki kitap mevcut haliyle Halil Berktay hocanın makaleleri + Burhan Sayılır’ın bizim sitede yayınlanan makalesinden alıntılar+ Amerikan Göçmen Daire raporları olmuş.

Taner Akçam, Berktay-Erdem ikilisini ana sorunu görmemek, ailesi sürgün edilmiş birisinin anlattıklarını sorgulamakla suçladı.  Çanakkale Savaşı ve Ermeni Tehciri’nin 100. Yılı yaklaşırken yaşanacak muhtemel tartışmaların yavaş yavaş belli olmaya başladığı söylenebilir.

100. Yıl Yaklaşırken…

100. yıl yaklaşırken Çanakkale Savaşı’nı bilimsel anlamda araştırmayı amaç edinmiş iki kurum dikkati çekiyor. Prof. Dr. Haluk Oral yönetimindeki Bahçeşehir Üniversitesi Gelibolu 100. Yıl Araştırma Merkezi ile  Onsekiz Mart Üniversitesi’ne bağlı Doç. Dr. Lokman Erdemir yönetimindeki AÇASAM (Atatürk ve Çanakkale Savaşlarını Araştırma Merkezi.) Her iki kurumun çalışmaları, yayınları merakla bekleniyor. Kendi açımdan “Çanakkale” yi merkeze alan bir kurumla birlikte  “Birinci Dünya Savaşı” nı inceleyen bir enstitü ya da birim de kurulması gerektiğini düşünüyorum. Sarıkamış Harekatı, Çanakkale Savaşı , Ermeni Tehciri, Arap isyanları gibi konuların 1. Dünya Savaşı’nın kapsamı içerisinde incelenmesinin , bugün içinde bulunduğumuz iç ve dış sorunların önemli bir kısmının anlaşılmasında rol oynayacağı kanısındayım.

Son etkinlik

Yılın son etkinliği ise 18 Mart Üniversitesi’ne bağlı Çanakkale Savaşları Araştırma Topluluğu’nun bu yıl 10. sunu düzenlediği “Sarıkamış Etkinlikleri” idi. Topluluğun bu etkinliğinde İslam Özdemir “Çanakkale Şehitliklikleri” Prof. Dr. Bingür Sönmez’de “Sarıkamış Şehitlikleri” sunumu yaptığı bildirildi. Aldığımız duyumlar etkinliğin son derece verimli geçtiği yönündeydi.

Son sözler…

2012 ‘nin Çanakkale Savaşı gündemleri , tartışmaları böyle. Kişisel anlamda 2012 yılı’nda da çok farklı duygular yaşadığım anlar oldu. 9 Ağustos’ta Eceabat’ta bir Ramazan günü Onsekiz Mart Üniversitesi’nden Burhan Sayılır’ın yönettiği  Muzaffer Albayrak , Kenan Çelik Hoca , Lokman Erdemirle birlikte katıldığım panel benim için büyük ayrıcalıktı. Anafartalar Muharebelerinin ilk 5 gününü anlatmıştım. Eceabat Belediyesi’nin misafirperverliğini unutmayacağım. Bu sene Şahin Abiyle birlikte bizim ekip Muzaffer Albayrak, Fatih Güldal ve ben ilk kez Kireçtepe’ye çıkmamız muhteşem bir deneyimdi.

Bir kitabımdan yapılan intihal meselesine hiç girmeyeyim! Anzak Koyu’na çekilen duvar, Simülasyon Merkezi’nin açılması, Tuzla Belediyesi’nin yaptığı sözde “Çanakkale Savaşı Sergisi” beni en çok üzen olaylar oldu. Üzüldüğüm başka bir olay da Çanakkale Müstahkem Mevkiinde, sonrasında 12. Tümen gibi hem Seddülbahir’de hem de Anafartalar’da bir çok kritik muharebelere katılmış olan rahmetli Selahaddin Adil bey’in oğlu Semuh Adil Bey’i de bu yılın başlarında kaybetmemizdi. Son derece nazik, tam bir İstanbul beyefendisiydi. Allah rahmet eylesin.

Bu sene sitede geçtiğimiz yıllara göre daha az çalışma yayınlansa da Burhan Sayılır’ın Sarkis Torosyan’ın anılarını değerlendirdiği yazısı, Muzaffer Albayrak ile birlikte Mehmet Niyazi’nin bir eleştirisi üzerine yazdığımız yazı bir hayli ses getirdi. Yıldız Üniversitesi Öğretim üyelerinden Mehmet Beşikçi’nin “Topyekün Harp” kavramını irdelediği yazısı da bazı kavramları açıklık getirmeyi amaçlayan ufuk açıcı bir makaleydi.   Bu yıl Gelibolu’yu Anlamak sitesinin en önemli ve anlamlı yazısı ise Ahmet Yurttakal’ın Türkiye’nin ilk askeri tarihçisi rahmetli Bursalı Mehmet Nihat Bey’in torunu Munis Kirizman ile yaptığı röportajı ve ölümüne ait sır perdesini aralamayı çalıştığı yazılarıydı.

Umarım 2013 yılı hepimiz için daha güzel, verimli geçer…

Tuncay Yılmazer


  10072 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

2091_İSLAM ÖZDEMİR 27-12-2012, 15:30:51
Öncelikle belirtmek isterim ki,kaleme aldığınız bu yazınızla hem Çanakkale Camiası içerisindeki mümtaz yerinizi okuyucularınızın kalbinde bir kez daha sağlamlaştırmış ve de geçtiğimiz yılın Çanakkale Gündemini çok güzel bir biçimde özetlemişsiniz.Yazdığınız satırların her birinin hakikat olduğunu kabul etmekle birlikte bu hususlara şunları da ilave etmek istiyorum.Çanakkale Muharebeleri atalarımızın gayret bizden tevfik Allah'tandır sözüne iman ederek kazandıkları muhteşem bir zaferdir.Günümüz şartlarını da dikkate alacak olursak bu saatten sonra kahramanlığı dünya tarafından kabul gören simaların bu işi yapıp,yapmadıkları gibi boş ve faydasız tartışmalarla araştırmacıların toplum karşısına çıkmamaları gerektiğini insanları Çanakkale Ruhunun o muhteşem atmosferinde toplamaya gayret göstermenin vatana,millete ve tarihe en hayırlı hizmet olacağını düşünüyorum.Bunu ifade ederken bu tarihin yazılmasında,topluma aktarılmasında bilinçli ya da bilinçsiz bu zamana kadar yapılan hataları uygun bir lisanla,insanlara anlatmalıyız.Mesele merminin vurduğu yada vurmadığı değildir.dile getirilmesi gereken bu işin doğru anlatılması,merminin kg.sinin doğru belletilmesi,tabyanın 18 Mart günü gösterdiği çabalar ve diğer kahramanların vurgulanması gerekir.Seyit Onbaşı gibi bir kahramanın günümüzde yapılan heykelleri malesef saçmasapandır gerçeğe aykırıdır.Kocaseyit Köyünden İstanbul Harbiye Müzesine kadar gördüğüm tüm heykelleri (en doğrusu harbiye müzesindeki nefer seyit heykeliydi)gerçeğe aykırıdır.Bunun düzeltilmesi gerekir.1 Aralık tarihi bu kahramanın vefat tarihidir.O gün geldiğinde yurt çapında törenlerle,dualarla anılması için ne yapmalıyız bunu konuşalım.Yıllarca bu millete tom miks texas okutuldu,sahte kahramanlar sevdirildi.Artık unututuğumuz kahramanların kahraman olup olmadıklarını sorgulamak yerine onları insanların kalplerine yerleştirelim.

Gelibolu Yarımadası ifade edildiği gibi günümüze kadar gelebilen nadir muharebe sahalarından biridir.İnsan buralarda gezdiği vakit zaman tünelinde bir asır öncesine doğru bir yolculuğa çıkar.Aziz şehitlerimizin metfun bulunduğu bu güzide yeri bence aslını bozmadan ihya etmek onların ruhlarına ve tarihe yapılacak en büyük hizmetlerdendir.Yapılacak her çalışmada bu anlayış güdülmeli.Similasyon Merkezi yapmaktan daha önemli olan Şevki Paşa haritasında da belirtilen bazı gerçek şüheda kabristanlıklarını ihya etmektir,topluma buraları kazandırmaktır.Yelkenkaya,Ağadere,Yalova,Albayraksırtı(48.P.A.Şehitliği) ve Kumkale'de şehit kemikleri ortalıkta dururken oralara bina inşa etmek bence abesle iştigalden başka bişey değildir.

Çanakkale Muharebeleriyle ilgilenen kişilerin artık aynı konuları yazıp,çizmekten,aynı sözleri tekrarlamaktan kendilerini men etmeleri gerektiğini düşünüyorum.Bu savaşı sadece Gelibolu Yarımadası merkezli olarak anlatmak yada yazmak anlayışından vazzgeçmeliyiz.Kumkale Muharebeleri,Cephe gerisinde yaşanan hadiseler,savaşın toplum üzerindeki tesirleri gibi konular hakkında yazılacak çok şeyler olduğunu biliyorum ve herkesi olaya bu açıdan da bakmaya davet ediyorum.Cephe Gerisindeki bazı şehitliklerimizin ve komutanlarımızın kabirleri ile ilgili de çalışmalar yapılmalıdır.Halkımız artık bu konuda belli bir seviyeye gelmiş,doğruyu yanlışı farkedebilmekte,çıkan bir eserin kalitesini takdir etme şuuruna büyük ölçüde ulaşmıştır.Onun için aynı şeyleri yazan kitaplar yerine özgün araştırmalar ölümsüz eserler ortaya konmalı,yayınevlerinden ricam önlerine gelen her çalışmayı bilindik çalışmalarla aynı kefeye koyup yüz çevirmesinler,en azından o çalışmayı inceleme nezaketinde bulunarak farklı yapıtların toplumla buluşmasına imkan tanısınlar.

Çanakkale Muharebeleriyle ilgilienen kişilerin en büyük eksikliği bence birbirlerini sevmeleri noktasındadır.Farklı görüşler dile getirilebilir,fikir uyuşmazlığı olabilir ancak bu farklılık birbirimize düşmanlık etmemiz anlamına gelmez.Bizler mayası birlik ve beraberlik olan yüce bir mirası topluma idrak ettirmekle mükellefiz.Örnek olmamız gerekir,önce birbirimizi sevmemiz ve saygı göstermemiz,yardımlaşmamız gerekir.İsim ve şöhret peşinde koşmak yerine Çanakkale Zaferinin gündemden düşmemesi için cansiperane çalışmak gerekir.


Çanakkale Gündemimize yaptığı hizmetlerden ötürü Geliboluyuanlamak.com sitesine de ayrıca teşekkürü bir borç biliyorum.Uzun bir süredir Çanakkale başta olmak üzere yakın tarihimiz ile ilgili çok seçkin çalışmaların yer aldığı bu site bu işe gönül verenlerin muhakkak değer vermesi ve vazgeçilmezi olması icap eden bir site,emeklerinize sağlık diyor,saygıları sunuyorum.


HEP BİRLİKTE NİCE YILLARA


İSLAM ÖZDEMİR
ÇANAKKALE VE BALKAN SAVAŞLARI ARAŞTIRMACISI/YAZAR
ÇANAKKALE/TÜRKİYE
 
2092_Muzaffer Albayrak 28-12-2012, 12:43:25
Tuncay Bey sağ olsun seneyi bitirirken Çanakkale Savaşları ve Muharebe Alanları üzerinden gelişen olayları özetleyerek bize yeniden hatırlattı.
Çoğu üzerinde daha önce görüş bildirilmişti.
Ancak daha taze olan "Seyid Onbaşı" tartışmasına dair bir-iki söz söylemek gerekir:
Öğrenebildiğimiz kadarıyla rehberlerin hizmet için eğitim seminerlerinde, lokal bir çevrede söylenmiş bir söz, bir anda günün tartışması oluverdi.
Esasında söylenin yanlış olduğu söylenemez; zira bahsi geçen Ocean zırhlısının batış sebebi üzerinde yerli-yabancı otoriteler bile ittifak edememiş; tartışmalı bir mevzu.
Ancak keşke hiç o konulara hiç girilmeseydi. Zira Çanakkale gibi milletin hafızasında yer etmiş, milli övüncümüz olan bir zafer sonrasında ona dair bir harp edebiyatı ve kültürü oluşması çok doğaldır. Haluk Çağlar'ın konuyla ilgili kişilere hitaben söylediği top, mermi, menzil gibi ayrıntılar kamuoyuna lanse edilirken yorum katılması kaçınılmaz olduğundan Seyid Onbaşı Çanakkale tarihinden siliniyormuş gibi anlaşılmış maalesef.
Diğer taraftan Seyid Onbaşı tartışmalarına hemen tepki verip hamaset edebiyatı yapanlara ne demeli. Tuncay Bey'in de yukarıda belirttiği gibi, Seyid Onbaşı'nın boynuna papyon kondurulmuş biblolarına, primitif ve gülünç piyesler ve heykellerine ses çıkarmayıp zaten tartışmalı bir konu olan Ocean'ı kimin vurduğu konusunda söylenmiş bir söz üzerinden sözün sahibini hedef tahtası haline getirmek insafa sığmaz kanaatindeyim.
***
Üzerinde durmak isteğim bir diğer konu, geçmiş yıla değil önümüzdeki iki yıla dairdir.
Malumunuzdur ki, iki yıl sonra Çanakkale Savaşlarının 100. yıldönümü. Bu itibarla şimdiden hazırlıklar başladı. Hiç şüphesiz ilgili-ilgisiz bir sürü ajans, şirket, kurum oluşacak pastadan pay almak için "projeler!" üretmeye başlamıştır.
Öğrendiğimize göre Orman Bakanlığı Milli Parklar Genel Müdürlüğü de çok geniş çerçeveli projeler hazırlamakla meşgul.
Geçmiş yıllarda yapılan "projelerin!" hayata geçirilen "eserlerin" yarımada üzeride muharebe alanlarına verdiği zarara yaptığımız gezilerde şahit olduk.
İlgililerden acizane talebim ve temennim şudur ki; devletin Çanakkale'ye ayırdığı tahsisatı kullanırken; hem şehitlerimize, hem tarihimize, hem de oraya giden ziyaretçilere fayda sağlayacak, gerçekten gerekli olan, bir mana ifade eden projelere imza atın. Şehitlik meydana getirmek için muharebe alanlarını betona, mermere, granite boğmayın. Yeni şehitlik buldum diye ortaya atılanlara itibar etmeyin. Bütün şehitlikler -konuyla ilgilenenlerin bildiği üzere- Şevki Paşa haritasında zaten işaretlenmiş. O şehitliklerin yerini belirleyip kendi orijinalliğinde ve doğallığında muhafaza edin yeter. Lütfen mermere, granite boğmayın.
100. Yıl münasebetiyle yapılacak faaliyetlerde, gözünü para hırsı bürümüş, pastadan pay almaya çalışanlardan, muharebe alanlarında yapılacak altyapı çalışmalarını alelade yol veya apartman hafriyatı kazmaktan farksız gören müteahhitlerden uzak durun.
Muharebe alanlarında hayata geçirilecek projelerin, ilgili bütün kurumların (Milli Parklar Gen.Müd, Harita Gen.Müd, Genelkurmay ve Devlet Arşivleri, Üniversitelerde kurulan Çanakkale Araştırma Merkezleri, Sanat Tarihi ve Arkeoloji uzmanları vb.) bir araya gelmesiyle oluşturulacak bir komisyonun çalışmaları neticesinde sağlanacak bir konsensüs dahilinde yapılması son derece önemlidir.
Bu siteyi takip edenlerin Çanakkale'ye olan özel ilgisini bildiğimizden yukarıda bahsettiklerim onlar için "malûmu ilâm" kabilinden olsa da; belki sesimizi duyan olur diye elimizdeki her vasıtayı kullanmak durumundayız. Çanakkale'ye gönül vermiş herkes, bu konuda duyarlı olmalı, her şey olup bittikten sonra yanlışı eleştirmek yerine en başında dili döndüğünce doğru bildiğini söylemelidir.
Sonsöz olarak şunu temenni ediyorum ki; inşallah iki yıl sonra, 100. Yıl Etkinlikleri kapsamında Çanakkale'de yapılan faaliyetleri yine bu sitede eleştirmek zorunda kalmayalım.
Muzaffer Albayrak
 
2093_Cemalettin Yıldız. 30-12-2012, 22:12:08
Değerli Çanakkale Gönüldaşım Tuncay Bey;2012 yılında Gelibolu Yarımadası ve Çanakkale Kahramanlarıyla ilgili yapılanların çok güzel bir muhasebesini çıkarmışsınız ,teşekkür ediyorum.Çanakkalede yaşayan bizler bile bu kadar yakından yapılanları takip edemiyoruz.Görüş ve yorumlarınıza tamamıyla katılıyorum.Parça parça yapılan çalışmalarla Çanakkale olayının aydınlatılması çok zaman alıyor.Önce bilim yuvalarımız üniversitelerimizin ilgili kurumları ,birinin önderliğinde sadece Çanakkale Cephesini değil,tüm 1. Dünya Savaşını tümünü araştımalılar.Biz Çanakkale Gönüldaşları nasıl olacaksa örgütlenmeliyiz.Çalışmalarımızı hem bir plan dahilinde ,hemde birbirimizle paylaşarak yaparak Çanakkalenin aydınlatılmasına katkıda bulunabileceğimize inanıyourum.Devlet memurluğu zihniyetiyle işte bu güne kadar olduğu gibiyapılıyor. Tüm Çanakkale Gönüldaşlarının yeni yılını kutluyor ,sağlik ve mutluluklar dilerim.
 
2094_Y. Hakan Erdem 31-12-2012, 18:11:46
Tuncay Bey,

Kitabımla ilgili bir değerlendirmeyi sitenize koyacağınızı bana söylemiş olduğunuz için bu sabah baktım ve yaptığınız değerlendirmeyi(!) gördüm. Teessüf ederim.

Bu konuda kitap yazmak gerekir miydi türü görüşlerinize bir şey diyemem. Bilim dünyasında bir kişi için ilginç olanın diğeri için olmaması pek şaşırtıcı değil. Benim için gerekiyordu. Yazdım. Kullanılması gereken yöntemler hakkındaki görüşlerinize de belirli bir sempatiyle yaklaşabilirim. Şöyleki ATASE'de Torosyan hakkında belge olmadığını artık, gazetelerden, siz de öğrenmişsinizdir. Ben ayrıca Osmanlı arşivine baktım. Orada da yok. Nüfus kayıtları ise ancak, aileden olan insanlara açık. Bunları geçelim.

Takıldığım nokta şu: benim kitabımın, Burhan Sayılır'ın makalesi, H.Berktay'ın yazılarından alıntılar ve "Amerikan göçmen daire raporları"ndan ibaret olduğunu yazmışsınız. Haksızlık yapmıyor musunuz? Kitap elinizdeyse, bakarsanız, Sayılır'dan sadece iki yerde alıntı var. H.Berktay'dan daha çok. Hepsi de gösterilmesi gerektiği gibi gösterildi. Fakat, biliyorsunuz Berktay, sadece Çanakkale kısmını yazdı. Sayılır da öyle. Bende ise mesela Filistin Cephesi, Çanakkale'den daha çok yer tutuyor. Acaba, Sayılır'dan mı, Bektay'dan mı, yoksa Amerikan kayıtlarından mı alıntılar yaparak yazdım o kısmı? Sadece örnek olması için söylüyorum.
Alaycılık meselesine gelince, Torosyan, o metni yazarken dünya ile alay etti. Türkçe yayın ise çok daha alaycı. Bütün tarihçilerle alay ediyor. Oralara bakıp da bir alay unsuru görmüyor ve sadece benim bir iki yerdeki üslubumda görüyor ve bunu kitabın hepsine genelliyorsanız, canınız sağ olsun.

Saygılar,
Y.Hakan Erdem
 
2095_Editör 31-12-2012, 18:14:54
Merhaba Hakan Bey,
Söz konusu yazıdaki ifadelerin tamamen kitapla ilgili , 2012 yılı ile ilgili bir yazı içerisinde yer alan kısıtlı bir değerlendirmedir.

Akademisyen olduğunuz için siz daha iyi bilirsiniz. Anı kitapları kaynak niteliği açısından çok daha geri plandadır.

Torosyan meselesi hakkında kitap yazmanın doğru olmadığı kanaatindeyim. Genel bir tarih okuyucusu olarak çok güzel bir Toplumsal Tarih ya da Tarih ve Toplum makalesi
çıkabileceğini düşünüyorum. Diğer türlü , Torosyan'ın anılarına (paradoksal şekilde ) daha fazla önem verilmiş olunmuyor mu?

Arzu ederseniz sizin mailinizi ve benim yukarıdaki cevabımı yorum olarak ekleyebilirim.
Yeni yılınızı tebrik eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim.


Saygılarımla.
Tuncay Yılmazer
 
2096_Y. Hakan Erdem 31-12-2012, 18:15:47
Tuncay Bey,

Mesele, "Çanakkale" veya "Torosyan meselesi" değil bir kaynağın sahih olup olmadığı meselesidir. Yani çok temel bir meseledir. Ermeni Meselesi'nden de, Çanakkale'den de, Arap İsyanı'ndan da daha önemlidir çünkü işin ABC'sidir. En azından benim için öyledir. 2008'de Tarih-Lenk'i yazdığımda da "uydurma- sahte metinlere" epeyce yer ayırmıştım. Bir faydası oldu ki artık okullarda Abdülhamit'in sahte hatıratı okuma parçası olarak öğrencilere verilmiyor.

Neyin önemsenip önemsenmeyeceği neticede kişisel bir tercih olduğu için sizin aksi yöndeki görüşlerinize bir şey diyemem. Bir hatırat metni hakkında kitap yazmayı doğru bulmuyorsunuz ki yazmadınız. Fakat bunun ötesinde, Torosyan'ın özelinde kitap yazılmasını doğru bulmuyorsanız, buna da bir ölçüde saygı duyarım.

"Hatırat" metinleri konusundaki görüşlerinize katılmıyorum. Tarihçiler açısından fevkalade önemli metinlerdir bunlar. Zaten diyelim ki, Torosyan, tanım gereği önemsiz olsaydı, mevcut tarih bilgimizi değiştirme kapasitesine sahip olarak takdim edilmezdi. Dolayısıyla, benim için üzerine bir değil, on kitap yazılacak kadar önemlidir.

Bakın, mühimsemediğiniz Torosyan'dan yola çıkarak Aktar için "Yanlış bir yolla da olsa en azından bazı şeyleri gündeme getirdi. Evet, Osmanlı ordusunda gayri müslim askerler vardı" diyorsunuz. Torosyan'dan yola çıkan başka herkes de, böyle, kendine göre önemli bir sonuca ulaşabilir. Taner Akçam da asıl meselenin bu, Osmanlı ordusundaki gayrimüslim askerler meselesi olduğunu söylüyor. Salt, Torosyan'ın kimliği dikkate alınarak, Torosyan'ın metni ne diyor hiç dikkate alınmayarak ulaşılmış bir sonuçtur bu. Şöyleki, Torosyan, gayrimüslimlerin Osmanlı ordusunda subay olamayacağını, kendisinin ancak sadrazam seviyesinde torpille Harbiye'ye girdiğini söylüyor. Siz de tuhaf bulmuyor musunuz; Osmanlı ordusundaki gayrimüslim askerlerin kanıtı olarak sunulan Torosyan, Osmanlı ordusunda gayrimüslimlerin yasal olarak bulunamayacağını (tabii ki hilaf-ı hakikat olarak) iddia ediyor!

Ben ise, Torosyan'ın metninden, maalesef, tarih adına öğrenebilecek tek bir satır bile olduğunu düşünmüyorum. Bunu düşünmek de yetmez, göstermek ve kanıtlamak gerekiyordu. Emin olun ki makale boyutunda bir çalışmayla, daha kısa sürede, bunu yapabilmiş olsam, ben de öyle yapmayı tercih ederdim. Fakat, Torosyan'ı sadece Çanakkale değil diğer yazdığı her konuda, kapsamlı olarak sınayınca ortaya bu metin çıktı.

Benim itiraz ettiğim nokta ise şu: Çok sayıda kaynak kullanan kitabımı sadece üç kaynaktan yapılma alıntılara indirgiyorsunuz. Bu, her şeyden önce objektif olarak doğru değil. Bunun da ötesinde bir değersizleştirme veya itibarsızlaştırma çabası olarak algılanmaya müsait bir tavır bu. Varın siz, Torosyan hakkındaki bu çaba ve emek için "değmez" diye düşünün ama olguları doğru sunmalıyız ki kamu da kendisi karar versin kitabın bir değeri olup olmadığına.

Bu cevabımı da, ilk mesajımı da sitenizde aynen yayımlayabilirsiniz. Bilakis, kamuoyunun doğru bilgi edinmesi açısından memnun olurum.


Ben de size sağlık ve iyilik dolu bir yeni yıl dilerim,

Y.Hakan Erdem
 
2099_Editör 01-01-2013, 20:01:45
Merhaba Hakan Bey,
Verilen bir emek her zaman değerlidir. Benim emek verilmiş bir eseri küçümsemek aklımdan bile geçmez. Çalışmanızı değersizleştirme ve itibarsızlaştırma gibi bir niyetim yok. Ancak tekrar etmek gerekirse; Sarkis Torosyan’ın anıları üzerinde kitap yazmaya değecek, her söylediğini ayrıntılı bir şekilde inceleyecek değerde bir eser değildir. Benim genel tarih okuyucusu olarak yorumum budur. ( Bu kanıya hemen varmadığımı daha önce de yazmıştım. Kitabı ilk okuduğumda Aktar hoca’nın heyecanına benzer bir heyecan duyduğumu, kitabın yayınlanması için sayın Rober Koptaş’ta dahil çeşitli yayıncılara başvuruda bulunduğumu söyleyebilirim. )
Bir örnek vermek isterim. Selahaddin Adil’in Çanakkale Savaşı’nda Yarbay olarak müstahkem mevki komutan yardımcısı , daha sonra da 12. Tümen komutanı olduğunu biliyoruz. Nereden? Komuta kadrosunda ismi var, bir çok yazışmada adı geçiyor, kendi anılarında yazıyor vs. vs. Ancak ilginçtir; Selahaddin Adil bey anılarında bölgede görev yapmasına rağmen Nusrat mayın gemisinin mayınları döküş tarihini yanlış hatırlar, döküldüğü yeri de yanlış olarak Karanlık Liman olarak bildirir. Anılarını yıllar sonra kaleme aldığı için paşa bazı şeyleri yanlış hatırlamaktadır.
Diyelim ki Çanakkale ‘de Selahaddin Adil diye bir subay yok. Ancak anıları yayınlanmış. Ben de hakkında ayrıntılı bir değerlendirme yazacaksam , kitabında gösterdiği bazı belgeler sahteyse, her şeyden önemlisi kayıtlarda ismi yoksa tamamen hafızaya dayalı bazı tarihleri yanlış söylemesinin , olayları yanlış hatırlamasının önemi olabilir mi? ( Küçük rütbeli ya da erlerde kayıt meselesinin sorunlu olduğunun farkındayım)
Ben yazıda, kitabınıza sitemizi kaynak göstererek aldığınız Torosyan’ın Enver Paşa’dan aldığını iddia ettiği takdirname belgesinin Osmanlı devleti yazışmalarına uymadığına dair açıklamayı, sizin bulduğunuz Amerikan göçmen daire raporlarındaki bilgileri gördükten sonra okuyucunun zaten ikna olacağını kastettim. Örneğin sizin kitapta özellikle üzerinde durduğunuz 3. Kirte muharebesinde Osmanlı Ordusunu saldıran taraf olarak nitelemesinin, Seddülbahir Muharebeleri gibi yakın siperleri almak için karşılıklı hücumların yaşandığı muharebeler zincirinde hangisinde saldırıp hangisinde savunmada kalındığını savaş sırasında düzgün kayıt alınmamışsa, anılarını yıllar sonra yazan, tarihleri karıştırmış birisi için çok doğal bir eksiklik olsa gerek.
Torosyan tartışması Osmanlı devletinde Ermeni subay ve askerlerinin de bulunabileceğini bir de Çanakkale Savaşı ile Ermeni tehcirinin 100. Yıl dönümlerinde birlikte gündeme geleceğini n, tartışılacağının sinyallerini yanlış bir yolla da olsa gündeme getirmiştir. Siz akademisyen kimliğinizle bunu önemli görmeyebilirsiniz ama Çanakkale Savaşı’nı Kurtuluş Savaşı’nın parçası zanneden, kimlerin saldırdığı konusunda en ufak fikri olmayan , komuta kadrosunu bile sayamayan, Ermeni tehcirini tamamen farklı bir dönemin olayı zanneden azımsanmayacak sayıda insan için bunun önemli olduğunu düşünüyorum.
Başka bir açıklanması gereken nokta da Torosyan’ın neden böyle bir kitabı yazma ihtiyacı duyduğudur? Neden uydurma olaylarla düşman kabul ettiği bir memleketin en önemli başarısında pay alma ihtiyacı hissetmiştir? Büyükelçi Morgenthau gibi anılarını gazeteci ya da edebiyatçı birisiyle daha da renklendirip okuyucunun ilgisini çekmeyi mi amaçlamıştır? Neden bu kitabı Ermeni diasporası dikkate almış görünmemektedir? Uydurma olduğu için mi? Yoksa soykırım tezlerine uymadığı için mi? ( 1915’de her şeyin bittiğini iddia edenler için 1918’e kadar Osmanlı ordusunda görev almış bir Ermeni asker/subay figürü uymuyor)
Bu tartışmanın en azından anı kitaplarını nasıl değerlendirmemiz gerektiği konusunda okuyucular açısından faydalı olacağını umuyorum.
Saygılarımla.

Tuncay Yılmazer

 

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

12/07/2017 - 05:38 Onların hatırasına bir şeyler yapabilmek… (Gürsel Göncü)

04/07/2017 - 07:58 Çanakkale’ye Mührünü Vuran Efsane Gemi Nusret’in Mührü (Seyit Ahmet Sılay)

27/06/2017 - 17:38 İkinci Bir İntihal Vakası ve Çanakkale Savaşı Popüler Kitapları Üzerine (Tuncay Yılmazer)

20/06/2017 - 07:20 Çanakkale Muharebelerine Katılan Komutanların Biyografileri – Dr. Hülya Toker (Ahmet Yurttakal)

15/03/2017 - 13:17 18 Mart Zaferi ve Kahramanları Sergisi

03/03/2017 - 18:04 Çanakkale Gazisi Bigalı Mehmet Çavuş Anma Programı - 4 Mart 2017 Bahçeli Köyü/Biga

13/02/2017 - 08:53 Atlas Tarih Dergisi Şubat Sayısında 1. ve 2. Gazze Muharebesi Dosyası (Tuncay Yılmazer)

05/01/2017 - 11:29 Duyuru: Tarihin Akışını Değiştiren Savaş Çanakkale - 17 Ocak 2017 Muzaffer Albayrak Söyleşisi

28/12/2016 - 18:07 15 Temmuz Darbesinin Gölgesinde Bir Yıl: Çanakkale, KutülAmare, Somme dan Halil İnalcık Hocaya... 10 Yaşına Giren GeliboluyuAnlamak ta 2016 böyle geçti (Tuncay Yılmazer)

11/12/2016 - 15:52 GeliboluyuAnlamak tan Duyuru: Teröre Lanet

24/11/2016 - 06:22 Kronik Kitap Dört Yeni Eserle Yayın Hayatına Başladı

17/11/2016 - 07:02 Tarih Bir Din Değil İlim Sahasıdır (Seyit Ahmet Sılay)

29/09/2016 - 18:50 Dr. Kilisli Rıfat ın İzinde Osmanlı dan Türk e ve Ötesi (Nükhet Kardam)

09/08/2016 - 13:11 Aşk Cephesi – Bahadır Yenişehirlioğlu ( Sinem Şahin )

04/08/2016 - 17:27 Çanakkale Muharebelerine Dair Bir Site; canakkalemuharebeleri1915.com

16/07/2016 - 09:28 GeliboluyuAnlamak tan Duyuru: Darbelere Hayır! Demokrasiye Evet

15/07/2016 - 09:35 Birinci Dünya Savaşı Araştırmaları Sitesi cihanharbihatiralari.com (Mehmet Beşikçi)

07/04/2016 - 07:10 Konferans - Kut ül Amare Zaferi ( İPTAL DUYURUSU )

31/03/2016 - 06:05 Türkiye nin Bağdat Büyükelçiliği Kutü-l Amare Zaferini her yıl kutluyor ( Faruk Kaymakçı)

24/03/2016 - 03:58 Çanakkale Savaşı nın Dünya Tarihindeki Yeri - NTV Mete Çubukcu ile Pasaport Programı - 18 Mart 2016

16/03/2016 - 08:38 Çanakkale Savaşının 101. yıldönümü Yeni Bakışlarda konuşuldu.

11/03/2016 - 06:46 Konferans - Çizgilerle 1. Dünya Savaşı

19/02/2016 - 06:58 Konferans - Vahdettin Engin - İkinci Abdülhamit'in Politikaları

15/02/2016 - 07:10 Birinci Dünya Savaşı’nda Gördüklerim ve Yaşadıklarım - Erich Ludendorff

08/02/2016 - 09:09 Osmanlı Devleti nin I. Dünya Savaşı na Girişi (Ali Kaşıyuğun)

01/02/2016 - 09:01 İki Siper Bir Mektup Bir Çanakkale Projesi Değerlendirmesi (Celal Yıldırım)

25/01/2016 - 11:57 Gelibolu Yarımadasında Geçmişin İzleri ve İz Bırakanlar (Gürsel Akıngüç)

18/01/2016 - 12:52 Seddülbahir 32 Saat Dizisi Üzerine... Bizi Affedin ( Seyit Ahmet Sılay )

18/01/2016 - 10:27 İstanbul Büyükşehir Belediyesi Konferans - Osmanlının Suriye Politikası

13/01/2016 - 08:08 Şiir ve Öykü Yarışması

05/01/2016 - 12:42 PROGRAM: İtilaf Devletlerinin Çanakkale den Tahliyelerinin 100. Yılı-Onlar Giderken

03/01/2016 - 10:32 Konferans - Çanakkale Savaşlarında Tahliye Harekatı - Kenan Çelik

14/12/2015 - 06:31 Konferans - Haluk Oral - Bir Kırılma Noktası Çanakkale

26/11/2015 - 18:34 Gelibolu Yarımadası Savaş Alanlarının Hava Fotoğrafları (Gökhan Tarkan Karaman)

13/11/2015 - 21:12 Konferans -Çanakkale’de Bir Edebi Heyet

15/10/2015 - 13:23 Konferans - Çanakkale'de Yitirilen Tahsilli Gençlik

29/05/2015 - 14:34 Benim Çanakkale kahramanım Mahmut Sabri Bey’dir- Atlas Tarih Çanakkale Özel Sayısında Tuncay Yılmazer Röportajı

15/05/2015 - 16:25 İBB Konferans - Cepheden Mektuplar (Doç.Dr.Ömer Çakır)

27/04/2015 - 02:44 Çanakkale Söyleşileri 25 Nisan 1915 Müttefiklerin Çıkarma Harekatı-Kenan Çelik

15/04/2015 - 08:30 Atlas Tarih’ten Çanakkale Özel Sayısı

08/04/2015 - 17:12 Derinlerden Siperlere: Çanakkale 1915 Sergisi

30/03/2015 - 17:08 Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı na Çağrı, Kamuoyuna Duyuru

26/03/2015 - 09:02 Konferans-18 Mart Kahramanı Cevat Paşa

24/03/2015 - 17:04 “İki Siper Bir Mektup” Bir Çanakkale Projesi (Celal Yildirim-Hatice Solmuş TED Mersin Koleji)

21/03/2015 - 04:13 CNNTürk Serdar Tuncer ile Başka Şeyler Programı Kaydı

17/03/2015 - 04:46 Çanakkale Muharebeleri- 100 Yıl önce 100 Yıl sonra (Tuncay Yılmazer)

13/03/2015 - 18:27 CNNTürk Serdar Tuncer ile Başka Şeyler- Çanakkale Savaşı Özel- Programı (14.3.2015 saat 00.00)

04/03/2015 - 16:22 CNR Kitap Fuarı’nda Çanakkale Muharebeleri Paneli ( 07.03.2015 saat : 15.30 Yeşilköy CNR Dünya Ticaret Merkezi )

16/02/2015 - 14:00 Acı bir Çanakkale Türküsüne adanan 4 yıllık bir emeğin takdimi- Harmanyeri 1915 (Yönetmen: Gürdal Uğur)

01/02/2015 - 03:46 100. Yıl’da Muhteşem Soru… Seyit Onbaşı’nın Kaldırdığı Mermi Kaç Kiloydu ? (Tuncay Yılmazer )

18/01/2015 - 15:05 Kireçtepe Jandarma Şehitliği Restorasyonu ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne Sorular (Tuncay Yılmazer)

10/01/2015 - 14:53 Konferans - Osmanlıyı Yıkan Cephe-Filistin

28/12/2014 - 13:48 Milli Park’tan Tarihi Alan Başkanlığına, Hollywood tartışmalarından Muhafazakarlığın Savruluşuna… Gelibolu’yu Anlamak’ta 2014 (Tuncay Yılmazer )

24/11/2014 - 14:52 Son Savruluş – Çanakkale Muharebe Alanlarına Hollywood Modeli Tema Parkı ! (Tuncay Yılmazer )

15/11/2014 - 01:37 Konferans - Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti

01/11/2014 - 03:54 Gelibolu yarımadasında utanç verici olay / The shameful event in Gallipoli Peninsula

09/10/2014 - 10:13 Uluslararası Sempozyum - Büyük Savaş ve Osmanlı Devleti: Savaşa Giden Süreç

24/09/2014 - 17:06 Çanakkale’de Yeni Şehitlik! (Gürsel Göncü)

12/09/2014 - 15:51 Çanakkale Savaşlarının 100. Yılı Özel Sayısı Makale Çağrısı

// - 09:52 Geliboluyu Anlamak’tan Kamuoyuna Duyuru

// - 06:37 Çanakkale Muharebeleri Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kanun Tasarısı Üzerine ( Tuncay Yılmazer )

// - 15:33 Gelibolu Yarımadasında Yeni Bir Dönem: Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’nın Kurulması (Dr. Mithat ATABAY)

23/05/2014 - 17:16 100.Yıldönümünde Birinci Dünya Savaşı’nı Hatırlamak” Sempozyumu

16/05/2014 - 16:24 SOMA MADENCİLERİNİ RAHMETLE ANIYORUZ

11/05/2014 - 13:05 Gelibolu Yarımadası Savaş Alanlarının Korunması ve Unesco Kültürel Mirası İlan Edilmesi (Dr. Mithat ATABAY)

09/05/2014 - 23:03 Çanakkale Muharebelerinin Komuta Kademesi ve İdaresi Çalıştayı İzlenimleri (Ahmet Yurttakal)

02/05/2014 - 06:00 Çanakkale Muharebelerinin Komuta Kademesi ve İdaresi Çalıştayı

15/04/2014 - 18:40 Savaş Tarihi Araştırmaları Uluslararası Kongresi (100. Yılında I. Dünya Savaşı ve Mirası)

06/04/2014 - 22:18 DOKUN Dergisi’nde Tuncay Yılmazer İle Söyleşi...

15/03/2014 - 18:00 Hatıralarıyla Çanakkale Muharebelerinin Komutanları Paneli

09/03/2014 - 14:19 Çanakkale Savaşları Resmi Koleksiyoneri Seyit Ahmet SILAY

06/03/2014 - 22:33 Konferans -'Çanakkale Muharebelerinde Bir Kahraman Asker Gazi Binbaşı Halis Bey

28/01/2014 - 07:35 Sadece Bir Emir Kipi...İsrail'i Kur! - Wladimir Jabotisnky ( Çev. Atilla Aşçı )

14/01/2014 - 16:21 Balkan Harbi - Trakya Seferi Kitabını Yeniden Hatırlamak (Şahin Aldoğan, Selim Meriç)

06/01/2014 - 12:12 Birinci Dünya Savaşı’nın Yüzüncü Yılında Savaşa Dair Önemli Bir Eser: “GRİFF NACH DER WELTMACHT: Die Kriegszielpolitik des kaiserlichen Deutschland 1914/1918” Kadir Kon

30/12/2013 - 22:51 Şehit Teğmen İbrahim Naci’den Çanakkale’de tarihin betonlaşmasına… 2013 Yılının muhasebesi ( Tuncay Yılmazer )

06/12/2013 - 22:00 32. Gün Programında Çanakkale Muharebe Alanlarında Betonlaşma Konusu Tartışmaya Açıldı

11/11/2013 - 05:23 Yüzüncü Yıla Doğru Yazıları-2 : Çanakkale Muharebe Alanları’ndaki Betonlaşma Meselesi Neden İlgi Görmüyor? ( Tuncay Yılmazer )

03/11/2013 - 20:03 Çanakkale Muharebe Alanlarında İnşaat Çalışmaları Tüm Hızıyla Devam Ediyor… (Tuncay Yılmazer)

11/09/2013 - 21:28 Derinlerden Yansımalar: Çanakkale Savaşı Batıkları (Mithat Atabay, Okan Taktak, Savaş Karakaş, Selçuk Kolay)

25/08/2013 - 15:29 Zığındere Vadisinden Geçecek Yol Tarihi Tahrip Edecektir! (Tuncay Yılmazer)

14/08/2013 - 18:40 Ağadere'ye Sahip Çık (Murat Sayar)

28/07/2013 - 14:53 NTV Tarih’in Kapanması Üzerine Birkaç Not… ( Tuncay Yılmazer )

08/07/2013 - 20:00 Çanakkale Muharebe Alanlarının Şehitlik İnşasıyla İmtihanı! (Muzaffer Albayrak)

26/06/2013 - 21:59 100. Yıl’a Doğru Yazıları- Çanakkale’de Şehitliklerin İhyası Gerçekten Gerekli mi? ( Tuncay Yılmazer )

10/05/2013 - 14:36 İlber Ortaylı Seyahatnamesi

21/04/2013 - 14:44 GEO Dergisi Nisan 2013 Sayısında Hayal Kırıklığı ( Tuncay Yılmazer )

09/04/2013 - 13:18 Meclisin Unuttuğu Kahraman Nezahet-Ozan Bodur

23/03/2013 - 21:43 Ayraç Kitap Dergisi Çanakkale Özel Sayısı

22/03/2013 - 22:03 Çukurova Üniversitesi'ndeki Konferans ile İlgili Gelibolu’yu Anlamak Okurlarına Açıklama ( Tuncay Yılmazer )

21/03/2013 - 20:14 Çukurova Üniversitesi'nde Çanakkale Savaşı Konferansı ( 22.3.2013)

16/03/2013 - 10:44 18 Mart Üniversitesi ve AÇASAM “2015’e Doğru Çanakkale Muharebelerini Anlamak ve Anlatmak” Paneli ( 19.3.2013)

12/03/2013 - 07:39 Şehit Teğmen İbrahim Naci’nin Günlüğü’nden Çanakkale Muharebeleri Konulu Panel

08/03/2013 - 07:01 Gelibolu'yu Anlamak twitter'da....www.twitter.com/gelibolu2015

01/03/2013 - 13:59 NTV Tarih'te Şehit Teğmen İbrahim Naci Bey Dosyası

24/02/2013 - 20:18 Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde Safiye Hüseyin Konferansı (İsmail Bilgin)

19/02/2013 - 14:35 TRT Avaz 'da Çanakkale Programı

18/02/2013 - 07:22 Çanakkale Muharebeleri’nde Kahraman Bir Hemşire: Safiye Hüseyin Elbi Konferansı

07/02/2013 - 17:03 Prof. Dr. Vahdettin Engin'in 'Asayiş' adlı eseri kitapçılarda...

04/02/2013 - 11:05 Sör Siyonist , İngiltere'den Filistin'e Toprak Kavgası -Çiğdem Bayraktar Ör ( Prof. Dr. Vahdettin Engin )