18 Mart Özel- Dardanos Tabyası ve Hasan Hulusi ile Mehmet Mevsuf (İsmail Bilgin)

Tarih: 17/03/2012   /   Toplam Yorum 4   / Yazar Adı:      /   Okunma 14281

Dardanos Bataryası, Kepez’in güneyinde orta tahkimatta, kıyıdan 400 m. mesafede boğaza egemen bir tepenin yakınında çok iyi seçilmiş bir mevziye konuşlandırılmıştır. Antik Truva krallığının bir şehri olan Dardanos denilen bu mevki, boğazın girişine karşı bir konumdadır. Anadolu yakasında Kumkale’den sonra en önemli bataryadır. Batarya, 1892 yılında II. Abdülhamit döneminde Mareşal Asaf Paşa tarafından inşa edildi. 19 Ağustos 1914 tarihinde, seri atışlı İngiliz Vickers topları Asar-ı Tevfik savaş gemisinden üç adet 150 mm.lik top, Muin-i Zafer adlı gemiden de iki top sökülerek bataryaya yerleştirilmiştir Böylece top sayısı beşe çıkarılmıştır. Toplar 1905 modeldir. Ağır topları olmayan bataryanın uçaksavar görevinde kullanılan 37 mm.lik toplarından da bir tane vardı. Ayrıca kadro dışı bulunan adi ateşli toplardan ve bu toplardan oluşturulan sahte bataryalar Dardanos’ta düzenlenmişti Bataryanın başlıca amacı; boğazdaki mayınları sökmek için çalışan mayın tarayıcılarına karşı koymaktı. (İ.B)

 

DARDANOS TABYASI

Çanakkale ve civarında doktoramı yaparken(1994-1999 yılları) Hasan-Mevsuf şehitliğini ziyaret etmiştim. Bana tabyanın hali o zaman çok dokunmuştu. Doğru dürüst düzenleme yapılmamıştı. Ayrıca pek çok insan yazın denize, Güzelyalı’ya giderken önünden geçiyordu. Kimse ziyaret etmiyor, hayır duada bulunmuyordu. Bundan olsa gerek, tabyalar dendiğinde benim ilgimi, dikkatimi daima Hasan-Mevsuf Tabyası çeker.

Aşağıdaki makale, söz konusu ilgiden dolayı kaleme alınmıştır. Uzun zamandır bekleyen yazıyı derleyip yeniden gözden geçirdim. Kıymetli “Gelibolu’yu Anlamak” sitesinin araştırıcıları ve okuyucularının tabya hakkında bilgisi mutlaka vardır ama ben bir kez daha dile getirmek istedim…

1.DARDANOS MEVKİSİ ve TABYA ÖZELLİKLERİ

Dardanos Bataryası, Kepez’in güneyinde orta tahkimatta, kıyıdan 400 m. mesafede boğaza egemen bir tepenin yakınında çok iyi seçilmiş bir mevziye konuşlandırılmıştır. Antik Truva krallığının bir şehri olan Dardanos denilen bu mevki, boğazın girişine karşı bir konumdadır. Anadolu yakasında Kumkale’den sonra en önemli bataryadır.

Batarya, 1892 yılında II. Abdülhamit döneminde Mareşal Asaf Paşa tarafından inşa edildi. 19 Ağustos 1914 tarihinde, seri atışlı İngiliz Vickers topları Asar-ı Tevfik savaş gemisinden üç adet 150 mm.lik top, Muin-i Zafer adlı gemiden de iki top sökülerek bataryaya yerleştirilmiştir (1) Çetiner–Çanakkale Savaşı, s 58. Böylece top sayısı beşe çıkarılmıştır. Toplar 1905 modeldir. Ağır topları olmayan bataryanın uçaksavar görevinde kullanılan 37 mm.lik toplarından da bir tane vardı. Ayrıca kadro dışı bulunan adi ateşli toplardan ve bu toplardan oluşturulan sahte bataryalar Dardanos’ta düzenlenmişti (2)Atase Çanakkale Cephesi Harekâtı Cilt-1, s 185.

Bataryanın başlıca amacı; boğazdaki mayınları sökmek için çalışan mayın tarayıcılarına karşı koymaktı.

2.ÜSTEĞMEN HASAN HULUSİ EFENDİ

Hasan Efendi Ömer Çakır177-178

Hasan Hulusi 1896 yılında Kilitbahir’de doğar. Babası da Yüzbaşılıktan emekli İsmail Efendidir. Babası, oğlunu da bir asker gibi yetiştirmek ister. Bursa Askeri İdadisi’ne kayıt ettirir. İdadide çalışkan bir öğrenci olan Hasan Harp Okulunu 1906 bitirir sonrasında bir yıl boyunca öğrenim görecek olan Mühendishane-i Berri-i Humayun’a girer. Buradan da parlak bir derece ile topçu subayı diplomasını alır (3) Çakır-Çanakkale Mektupları, s 177-178. Hasan Hulusi Balkan Harbi’nde de Çatalca Hattındaki savunma yapan birliklere tayin edilmiştir. Harbin sonunda ise Ağır topçu Küçük Zabit Mektebi Birinci bölüğüne tayin edilir. Burada başarılı çalışmalarıyla ve atışlarda daima birinci gelmesiyle dikkati çeker (4) Çakır-Çanakkale Mektupları, s 177-178. Daha sonra da İstanbul Boğazı’ndaki Karadeniz İstihkâmlarına tayin edilir (5) Günesen-Çanakkale Savaşları, s 76-77.

Dünya Harbi’nin ilanıyla birlikte Çanakkale’ye tayin edilmiştir.

Çanakkale’de görev başında çarpışırken 17 Mart 1915 tarihinde bir kızı dünyaya gelir. İzin verilmesine rağmen kızını görmeye gitmez. Vazifesinin başından ayrılmaz. Hasan Hulusi kızını bir gün bile göremeden şehit olur. Ancak onun isteği üzerine kızına Didar(sevgili) ismi verilir. Kızı daha sonra Çanakkale‘deki törenlere katılarak babasının mezarını ziyaret etmiştir. Ayrıca Hasan Hulusi’nin dört yaşında Mehmed Nami isminde bir de oğlu vardır.

Dardanos’ta Batarya Komutanı olan Mülazımı-evvel (Üsteğmen) Hasan Hulusi Efendi’nin şehadeti Cevat Paşayı çok üzmüş; “Ben Hasan’ı Bouvet zırhlısına değişmem.” diyerek üzüntüsünü belirtmiştir. Hasan Hulusi 18 Mart 1915’ten üç-beş gün önce de yaralandığından dolayı altın madalya ile taltif edilmiştir (6) Çakır-Çanakkale Mektupları, s-181.

3. TEĞMEN MEHMET MEVSUF EFENDİ

Trablusgarplıdır, 1893 yılında doğmuş, 1914 yılında Harp okulundan mezun olmuştur. Okulunu bitirir bitirmez Dardanos’a tayin edilmiştir. Gözetleme subayı olarak görev yapmıştır. Yirmi yaşındadır. Çok çalışkan ve cesur subay olarak bilinirdi.

4. 18 MART ÖNCESİ DARDANOS TABYASI

25 Şubat’ta İtilaf Devletleri’nin saldırısının ana hedefi Dardanos’tu ve o gün çevresine 2.000 adet top mermisi atıldı (7) Çanakkale Deniz Savaşı, s 31.

1 Mart Amiral de Robeck Triumph ve Albion’dan Dardanos bataryasının bombardıman edilmesini istedi (8) Çanakkale Deniz Savaşları, s 114

2 Mart günü Saat 14.20 de Canopus Dardanos’a ateş açtı. Bu bombardımana geminin yardımcısı da katıldı ve 16.20 dek sürdü. Önce bu ateşler karşısında susan Dardanos 16.15’te ateşe başladı. Dardanos’un etkin ateşleri gemileri güç durumda bıraktı. Üç isabet alan Canopus subay kabinesi tahrip edilmiş grandi kabinesi de havaya uçurulmuştu. Kıç bacası ve iki filikası da parçalanmış olduğu halde her iki gemi de hızla geri çekilmek zorunda kaldı (9) Çanakkale Deniz Savaşları, s 115.

5-6 Mart’ta İngilizler Dardanos’u ateş altına aldılar (10) Çanakkale Deniz Savaşları, s 116.

7 Mart’ta ise Dört Fransız zırhlısı boğazda dolaşarak Dardanos tabyası başta olmak üzere iki kıyıdaki tabyaları ateş altına alıp Lord Nelson ve Agamemnon zırhlısını korumaya çalıştı (11) Çanakkale Deniz Savaşı, s 31.

15 Mart’ta tarihinde ABD Büyükelçisi Henry Morgentau Serap bataryası olarak adlandırdığı Dardanos bataryasındaki eğitim ve disiplininden etkilenmiştir (12)Çanakkale Muharebeleri 75 Yıl, s 65. Söz Morgenthau’dan açılmışken onunla birlikte Çanakkale gezisine katılan General Pomiankowski’nin izlenimlerini de aktaralım.

“14 Mart sabahı İstanbul’dan hareket ettik. Öğrendiğime göre Enver Paşa bu geziyi Amerikan Büyükelçisi için tertiplemişti. Morgenthau, Türkiye’nin durumu hakkındaki kordiplomatik çevrenin endişe verici düşünceleri ile İngiliz-Fransız donanmasının pek yakında İstanbul önlerinde görüneceği söylentilerini yaydı. Hatta bizimle birlikte olan Enver Paşa bile 4. Kolordu’yu teftiş için Bandırma’da indi. Hemen hemen zamanının büyük bir kısmını Morgenthau ile konuşmakla geçirdi ve kendisini, kötümserliğe sevk edecek herhangi bir sebep olmadığı yolunda iknaya çalıştı.

Yörük akşamleyin Gelibolu Limanı’na girdi. Geceyi orada geçirdik. Ertesi sabah Çanakkale’ye hareket ettik, oradan karaya çıktık. Otomobillerle gezip gördüğümüz tabya ve bataryaların bulunduğu Anadolu kıyısına hareket ettik. Orada alabora olan Mesudiye gemisinin su yüzündeki enkazını gördük.

Öğleden sonra Avrupa yakasındaki tabyaları gezdikten sonra dönmüş için akşama doğru gemiye geri döndük ve 16 Mart günü öğleden sonra önce İstanbul’a geldik (13) Mütercimler-Gelibolu, s 136.”

5. 18 MART’TA DARDANOS TABYASI

“İtilaf Devletleri Donanması saat 11.00’de boğaz girdikten sonra birbirini 1.000 metre mesafeden savaş hattında izleyen A hattı gemileri; İnflexible, Lord Nelson, Agamemnon, Queen Elizabeth zırhlıları ilerliyor, Majestic ve Triumph ise bu gemilerin sağ ve sol gerilerinden geliyordu. 11.25’te ateş başladı (14) Moorehead- Gelibolu, s 55. “Düşmanın şiddetli ateşi ile Dardanos başta olmak üzere Mesudiye Soğanlı bölgesi sürekli ateş altına alındı.

“Dardanos, Birleşik filonun A hattı gemilerine saat 11.30’da başlattığı ateşini bir saat sürdürdü (15) Atase Çanakkale Cephesi Harekâtı Cilt-1, s 195.” ve Triumph ve Prince George zırhlılarını zor duruma soktu ve donanmanın bütün ateşini üzerine çekti.

Fransız gemileri 11.50’de iki gruba ayrıldı. Suffren ve Bouvet Asya kıyısında; Gaulois ve Charlemagne Avrupa kıyısında demirledi. Saat 12.00’de Swift zırhlısı 9.000-10.000 metreden Dardanos’a ateş açtı. Bu Suffren ve Bouvet saat 12.30’da Erenköy karşısında duran İngiliz savaş gemilerini büyük çaplı topları ile bir taraftan Kilitbahir ve Mesudiye bir taraftan da Dardanos ve Aktepe bataryalarına ateş ediyordu (16) Moorehead- Gelibolu, s 55. “

“Öğle üzeri Triumph muharebe gemisi Dardanos tabyasına ateş açtı. Karşılık verilmedi. Söz konusu gemi orta bataryaların en korkuncu olan Dardanos’u bombardıman ediyordu. Boğaz üzerinde keşif uçuşsu yapan bir uçak Dardanos ve çimenlik tabyalarında topçuların bulunmadığını bildirdi. Fransız gemileri ilerleyince Dardanos tekrar ateşe başladı. Saat 13.20 de Anadolu Hamidiyesi ateşe başladı. Dardanos’a sokulmak isteyen Fransız Bouvet’i ateş altına aldı (17) Çanakkale Cephesi Harekâtı Cilt-1, s 195.”

“Üsteğmen Hasan Dardanos bataryası bugün en çok bombardımana uğrayanlar arasındaydı. Bu tabyanın birinci ve ikinci toplarına 21 yaşındaki Asteğmen Adil Efendi ve üçüncü ile dördüncü toplarına da 19 yaşındaki Edremitli Subay Zabit Vekili İsmail Hakkı Efendi kumanda etmekteydi. Bataryanın gözcü mevkiinde ise Teğmen Mevsuf Efendi bulunmaktaydı.

Batarya Komutanı Hasan daha önce Topçu Küçük Zabit mektebinde öğretmenlik yaptığı için batarya geldiği zaman tanıdığı öğrencilerini de yanına almış, erlerini çok iyi yetiştirmişti. O gün Agamemnon’u hedef seçtiler. Ancak Queen Elizabeth’e de dört salvo yolladılar Üçü güvertede patladı. Birisi ise arkasında su sütunu kaldırdı.

Son 25 dakika içinde 12 isabet alan Agammenon’a üç isabet kaydeden Dardanos filoyu yıldırıyordu. Zırhlı aldığı isabet ile 360 derecelik bir dönüş yapmak zorunda kaldı. Saat 13.35 deki bu durumu İngiliz savaş muhabiri Smith şöyle anlatır:

“Bu sırada Agamemnon’a isabet eden Dardanos’un üç mermisinden ikisi yine güvertede patladı. Biri de arka bacayı yırtarak yeni açılmış nilüfer çiçeği haline koydu (18) Mütercimler-Gelibolu, s 167-168.”

Bataryalar ile İtilaf Devletleri zırhlıları arasındaki çarpışma bütün şiddetliyle devam ederken, Dardanos’un isabetli atışları donanmanın yoğun ateşinin tabyada toplanmasına sebep olur. Saat 14.00 sularından sonra bir mermi tabyaya isabet eder.

“Üsteğmen Hasan Hulusi’nin babası Emekli Yüzbaşı İsmail Beye verilen bilgiye göre olay şöyle olmuştur; Bouvet’in batışından sonra gözetleme yerindeki batarya komutanın telefona çağrıldığı bildirildi. Çağıran Tabur Komutanı Nihat Beydi. Telefonun bulunduğu siper gözetleme yerinden biraz uzakta ve o anda düşman mermilerinin fazlaca düştüğü bir yerdi. Üsteğmen telefona giderken arkasına takılan Mehmet Mevsuf’a niçin geldiğini sorar: Üstü başı toz toprağa bulanmış Mevsuf da çok susadığını söyler. İkisi de telefonun bulunduğu sipere girer girmez bir düşman salvosu siperin önündeki toprağı kaldırır ve üzerlerine yığar. Topraklar elden geldiği kadar çabuk kaldırılsa da Hasan Hulusi ve Mehmet Mevsuf şehit olurlar (12) Günesen-Çanakkale Savaşları, s 77.”

Düşmanın etkin karşı ateşlerinden hasar gören bataryanın bakım ve tamiri için giderilmesi için ateşine ara verdi. Bunun üzerine “Selahattin adil Dardanos’ta olup biteni öğrenmesi için Karargâhtan Kurmay Adayı Yüzbaşı Ali Beyi gönderir. Daha sonra Romanya’da Seret hattında şehit düşen Ali Bey atıyla bataryaya kadar geldi ve şu haberi verirdi;

Yüzbaşı Hasan ve Teğmen Mevsuf şehit batarya da tamamen harap olmuş (19) Hayat Mücadeleleri, s 226.”

Batarya komutanlığına atanan Yüzbaşı Muhitin kısa sürede bataryayı ateşe hazır hale getirdi. İrresistible üzerine ateş açar. Hasar olunca filoda büyük bir öfke hasıl olur.

“18.05 de Ocean Dardanos ve Soğanlıdere bataryalarının yoğun ateşi altında geri çekilirken mayına çarpar ve 15 derece eğilir (20) Mütercimler-Gelibolu, s 186.”

“İrresistible yan yattığı için gemi komutanı Hayes Sadler oradan geçmekte olan Coln, Jedm, ve Chelmer Muhriplerine yaklaşmalarını emretti. Bu muhripler Dardanos bataryası başta olmak üzere diğer bataryaların çapraz ateşi altında Ocean’daki personeli boşalttılar. Gemi 19.30 terk edildi. İrresistible özellikle Dardanos un isabetli atışları ile 19.30‘da batmıştı (21) Çanakkale Deniz Savaşı, s 31”

*

“Dardanos Bataryası 18 Mart’taki saldırının asıl yükünü çekmiş asıl hedef haline gelmiştir. Boğaz sırtların atılan mermilerin yaklaşık yarısını üzerine çeken bu bataryaya o gün düşman 4.000 adetten fazla mermi atmıştı. Halbuki o gün Türk Tabyalarından atılan mermilerin toplamı ise 1.900 idi (22) Mütercimler-Gelibolu, s 186. “ Dardanos ise o gün 115 mermi atmıştı.

Muharebe süresince çevresine 4.000 kadar mermi düşmesi tabyanın görevini yapmasını engelleyemedi. Ne var ki öğleden sonra Tabya Komutanı Üsteğmen Hasan Hulusi, Gözetleme Subayı Teğmen Mehmet Mevsuf ve Yedek Subayı Adayı Halim Efendiler ile 5 er şehit oldu (Bazı kaynaklarda da üç yada iki er in şehit olduğu belirtilir, ibilgin)

Kazım Nami ise o gün Dardanos’ta yaşananları şöyle anlatır;

“Dardanos denilen yer, tam boğazın girişine karşıdır. Burada çelik kalkanlı kocaman topla, toprak siperler arkasından Boğaz’ı gözetlerler. Anadolu yakasında Kumkale’den sonra en ehemmiyetli tabya burasıdır.

Zira düşmanın çelik toplu zırhlıları Boğaz’dan geçmek için savaşacak olurlarsa ilkin Dardanos’u ezmeye çalışacaklardı. Zaten onun işini çabuk bitireceklerini zannediyorlardı. Bunu Dardanos da biliyor, ona göre hazırlanıyordu. Küçüklüğüne göre yüreğindeki cevher pek büyüktü.

……….

1331 Martın beşinci günü (18 Mart 1915) düşmanın deniz üzerindeki çelik kaleleri sağlarından solarlından önlerinden ateşler açarak Boğaz’ın karşısında sıralandılar. Onların bilmem kaç saatlik yolarla kadar uçup giden koca gülleleri tabyalarımızın üzerine bir demir yağmuru gibi düşüyordu.

……….

Bizimkiler vuracağı yumruğu düşmanın en hazırlıksız yerine indirmek istiyormuşçasına henüz kımıldamıyordu. Sanki ardı sırası kesilmeyen çelik sağanağı altında sersemleşmiş kımıldayacak mecali kalmamıştı. Korkunç zırhlılar buna aldandılar mı bilmiyorum. Biraz daha ilerleyerek daha yakından kaleyi kasıp kavurmak hatta hayat izi dahi bırakmamak sonra kollarını sallaya sallaya Boğazdan geçmek istiyorlardı.

O vakit birden bire Dardanos’tan Hamidiye’den Rumeli Mecidiyesi’nden Baykuş tabyasında biraz daha içerideki gizli tabyalardan bir gümbürtüdür koptu. En dehşetli gök gürültülerine bile rahmet okutan bu demir fırtınası içinde tabyalarımızda kısa metanetli seslerle verilen kumandanlardan yüreklerinin derinliklerinden yanık bir dua sıcaklığı ile çıkarak göklere yükselene tekbirlerden başka bir şey duyulmuyordu. O küçük Dardanos karşısındaki dünya cehennemlerine vakarlı bir aslan kahramanlığı ile saldırıyor on beşlik (38 cm) güllerini mutlaka isabet ettirmek kasdıyla hesaplayarak savuruyordu.

Akşamın narin sisleri yavaş yavaş inerek her tarafı sükunetin siyah örtüsü içine sararken Dardanos tabyası muzafferiyet duyguları arasında iki şerefli kumandanının matemini tutuyordu. Zırhlılardan biri kaçarken korkak bir muşta gibi Dardanos’a son bir gülle savurmuştu. Bu kör dane melun bir tesadüf ile Dardanos’un sargı yerine düşmüş orada bataryasının yaralılarını şefkatli ihtimametli bakışlarla sözlerle teselli eden batarya kumandanı Hasan ve arkadaşı Mevsuf beyleri koca bir toprak yığını altına almış ikisini de şehit eylemişti, (23)Yeni Mecmua, s 239”

“18 Mart öncesinde gece ve gündüz süren muharebelerde, etkin ateşleriyle üstün başarı göstermiş olan batarya Birleşik Filonun adeta korkulu bir numaralı hedefi olmuştu.

18 Mart gününe dek düşman donanma ateşlerinden sadece bir kez isabet alarak hasara uğrayan Dardanos ne üzücüdür ki, kendisine yağdırılan yüzlerce mermiden birinin talihsiz bir rastlantı sonucu bataryasının telefon yerine isabeti batarya komutanı Üsteğmen Hasan ile Teğmen Mevsuf ve iki erimizin şehit olmasına sebep olmuş ve batarya susmuştu.

Ne var ki bu susuş uzun sürmemiş kutsal nöbet görevini devralan yeni komutan Yüzbaşı Muhittin kahraman Mehmetçiklerin olağanüstü çabalarıyla bataryanın üç topu ateşe hazır duruma getirilip yeniden ateşe başlaması Birleşik filoyu şaşkına çevirdi. Savaş gemileri ateşlerini hemen Dardanos’a yönelmişlerse de onu bir daha susturamadıkları gibi bu kez ateşini uğradığı harslardan dolayı terk edilmiş durumdaki İrresistible üzerine toplamaya başaran Dardanos onun kurtarılmasına fırsat vermeden tahrip etmeyi başarmıştı.”

Hasan-Mevsuf hakkında bir değerlendirme de Emin Ali yapmıştır:

………..

Dardanos ve Cevat Paşa bataryaları düşmanın karanlıktan istifade ederek hasarzede gemilerini çekmesine mani olmak üzere ateşe başladı. Dardanos bataryasının yeniden ve tekmil toplarıyla ateşe başlaması düşmanı, hayret ve hiddete duçar etti. Düşman 5 Mart’ta(18 Mart) muharebesinin bütün safahatında mert ve şeci bir kavga ile temayüz eden bu bataryanın artık ıskat edildiğine kani idi. Filhakika batarya bir an için susmuştu. Bu sükut, düşman ateşinin kahir tesirinden değil batarya kumandanının ziya-i eliminden mütehassıl idi. Batarya kumandanı şehit olmuştu. Fakat bataryada onun fedakârene ve şeci ruhu yaşıyordu. Düşman tekmil sefaini ile Dardanos’u ateş altına aldı. Mukabeleten batarya vazifesini yerine fütursuzca ifa ediyor, şayan-ı hayret bir sıhhat-ı endaht ile ateşini Ocean ve İrresistible zırhlıları üzerine topluyordu.

………….

Batarya Komutanı Hasan Efendi Takım subayı Mevsuf Efendi’nin ve bir iki erin şehit olmalarıyla sonuçlanmıştır. Bunun üzerine toplarda geçici bir suskunluk olmuştu. Teğmen Hasan Efendi görevine ve mesleğine iman aşkı derecesinde bağlı gayretli çalışkan bir subaydı. Dardanos mevki olarak önemi göz önün alınıp bu bataryanın fedakâr bir elde bulunması arzusuyla adı geçen Teğmene Hasan obüs alaylarından alınarak buraya verilmişti. Toplarına muhabbeti görevdeki heves ve gayreti mesleğindeki hüneri ve iktidarıyla gerçekten pek büyük hizmetler etmişti.

Mevsuf Efendi de en şiddetli ateş altında toptan topa koşmuş, en buhranlı zamanlarda yanındakilerin maneviyatını yüksek bulundurmak hususunda cesaret ve harikuladelikler göstermiş genç bir subaydı Bugünkü kayıplarımızın arasında en büyük kayıp bu iki genç arslan yavrusunun şehit olmalarıdır. Cenab-ı Hak bu muhterem şehitleri ilahi lütuflarına layık kılsın ve Osmanlı milletini mesut ve muzaffer eylesin (24) Emin Ali, Çanakkale’yi Yaşamak, s 61- 62.”

*

Mirliva(Korgeneral) Sedat Bey de Dardanos Tabyası ile ilgili gözlemlerini şöyle anlatır:

“18 Mart 1915 sabahı Müstahkem Mevki Kumandanı Gelibolu şibh-i ceziresinin kısm-ı cenubisinde kain Kirte havaisindeki sahil muhafazasında bulunan bazı kıtaatı tefrişe gidecekti. 19’uncu Fırka Kumandanı’nın da o havaliyi görmek üzere kendileriyle buluşacağını ve binaenaleyh Maydos’ta bulunan Fırka Karargâhı’na hareketimi öğleden sonra talik etmekliğimi emretti. Dardanos’a git İntepe’ye git, düşman donanmasıyla nasıl boğuştuğumuzu gör. Gece gördüklerin ve öğrendiklerin bir şenlik gecesini andırır. Gündüzki işler bundan çok farklıdır dedi veda ederek ayrıldı.

Pek çok defa düşman gemilerinin ateşine hedef olan bu bataryaları bilhassa Dardanos bataryasını görmek merakever idi. Bu Bu bataryaya gittim. Dardanos Kepez Burnu’ndan 1,5-2 km güneyinde birdenbire yükselmeye başlayan arazinin mebdeinde bir tepedir.

Tepenin kuzeyinde ve doğusunda daha o zamanlar ateş etkisiyle tamamen harap olmamış ve uzun düşman mermilerinin isabetini engelleyen yüksek palamut ağaçları vardı. Çanakkale’den gelen ve Kepezden geçerek Dardanos’a özellikle Müstahkem mevki ihtiyacı düşünülerek yapılmış geniş ve sağlam bir şoseyi takip etmiştim. Dardanos’un bir km doğusuna Kepez deresinden itibaren bataryaya daha önceki ateşlerin isabetlerini gösteren çukurlara rastlamaya başladım. Dardanos’a yaklaştıkça bu çukurlar artıyordu. Bataryanın bulunduğu yere geldiğimde sürülmüş arazi şeklini andırıyor aynı zamanda derin çukurlar geçilmesi güç engeller oluşturuyordu. Toprak ise adeta yanmış görüntüsü veriyordu.

Bataryanın birkaç saat sonra şehid kumandanı merhum Hasan Bey bataryanın muharebatını ve düşman atışlarını ve o meydanda bilhassa 25 Şubat ve 7 Mart ve diğer günler muharebelerini anlattı. Bizzat bataryada bütün bu muharebatın izlerinin ve tahribatın önemsiz olduğunu, bir topa isabet olduğunu ve fakat bir iki gün sonra yine vazifeye hazır hale getirildiğini diğer bir topun da toprağa gömüldüğünü ve çıkarıldığını bir üçüncüsünün kalkanına denk gelen hasarın tamir edildiğini söyledi. Tekmil bataryayı dolaştık. Gözcüler vazifede topçular hizmete amade idi.

Burgu ile delinmiş gibi kuyu tarzında yapılmış tarassud mevki Batarya komutanının muharebe idare mahallini teşkil ediyordu. Bu kuyu gibi derinlikte oluşturulmuş bir merdivenle iskele tarzında inşa edilmiş dürbün mahalline merhum ile birlikte çıktık. Burada düşman gemilerinin nerelerde durduğunu atış yaptıklarına bizim ve karşı sahilde bulunan bataryalarımızın ve mayın hattımızın mevkilerine dair bilgi ve ayrıntı aldım. Gözetleme dürbününü girişe çevirdik. Bazı küçük gemilerin torpido ve sefain ile kruvazörlerin medhale geldiklerini fakat girmeyip kuzeye doğru gittiklerini görüyorduk. Hasan Mevsuf Beyler “Her günkü vakitleri yaklaştı hatta geçti bile… Talihiniz yok! Bugün galiba uğramayacaklar dediler. Ben bu muharebeyi yakından görmeyi çok istiyordum. Ben saat ona kadar bir çeyrekten belki biraz fazla müddet dürbün başında kaldığımız halde batarya komutanının teminatı üzerine dönüşe geçtim (25) Mirliva Sedat, Boğazlar Meselesi ve Çanakkale Deniz Zaferi, s 249-250.

6. 18 MART SONRASI DARDANOS TABYASI

Çanakkale Müstahkem Mevkii Komutanlığı 707 sayılı yazısıyla başkomutanlığa bir yazı yazar ve tabyanın adının değiştirilmesini teklif eder:

“Başkumandanlık Vekâlet-i Celilesine,

12 Şubat’tan (25 Şubat) beri devam eden boğaz muharebatında ve bilhassa 5 Mart’ta (18 Mart)düşmanın pek şiddetli ateşine maruz kaldığı halde soğukkanlılıkla ve kahramanlıkla ifayı vazife ederek düşmana birçok hasar ikaına muvaffak olan(zarar vermeyi başaran) ve bu uğurda adı geçen 5 Mart(18 Mart) Muharebesi’nin sona ermesine yakın düşmanın tek hedefi olan bataryası başında şehit düşerek kalplerimize gömülen Dardanos Bataryası Kumandanı Üsteğmen Kilitbahirli Hasan ve takım subayı Teğmen Trablusgarplı Mevsuf efendilerin bu uğurda gösterdikleri ulu vazifeperveri ve fedakârlığa karşılık olmak üzere söz konusu Dardanos Bataryası’nın Hasan Mevsuf Bataryası unvaniyle adlandırılarak ölümsüzleştirmek ve müdafaa-yı vatan uğrunda böyle muvaffakiyetli harplerde ibraz-ı asar-ı fedakârı ederek ahlafa (fedakârlık eseri göstererek gelecektekilere) cidden gıpta aver emsal (özenilen örnek) olacak kahramanlık örneği gösteren fedekâran-ı ümmete pek münasip tarihe geçme sebebi olacağı düşünülmüş ve buraca o suretle tesmiyesi kararlaştırılarak birliklere tebliğ edilmiş olmakla makamınızca uygun görülmesinden şüphe edilmeyen bir suret-i tesmiyenin lütfen kabülüyle resmen emir ve tebliğine müsaadei aliyelerinin izin verilmesi arz olunur.

Bahr-i safid Boğazı Mevki-i Müstahkem Komutanı

Mirliva Cevad

İmza (26) Çanakkale Muharebeleri 75. Yıl Arm., s 203, Belge-2.

*

Osmanlı Başkumandanlık Vekâleti, Cevat Paşanın teklif ettiği Dardanos Tabyası’nın isminin değiştirilme isteğini kabul etti. Cevabi yazı şöyle idi:

Bahri Sefid (Çanakkale) Boğazı Mevki-i Müstahkemi Kumandanlığına,

Cevap: 7 Nisan tarih ve 707 no.lu yazışma.

Dardanos Bataryası’nın Hasan Mevsuf Bataryası unvanıyle adlandırılması uygundur.

İmza İmza

Hasan Tahsin İsmet, (27) Çanakkale Muharebeleri 75. Yıl, s 206, Belge-3.

“19 Mart Cuma… Bir gün evvel Albay Cevat Bey, Cevat Paşa olmuştur. Cevat Paşa, subaylar, 3.000 er ve büyük bir halk topluluğunun katıldığı sade bir törenle 18 Mart Şehitleri Değirmenlik Mezarlığı’nda toprağa verildi. Cevat Paşa, Üsteğmen Hasan Hulusi’nin mezarı başında yaptığı bir konuşmayı şu sözlerle bitiriyordu:

Askerler!... Burada Hasan adında bir arkadaşınız yatıyor. Fani mevcudiyetinden daha pek çok işler beklenirken, şehitlik mertebesine erişip ebediyete intikal etti. Elbette bu zaferler bizi şerefli bir sulha kavuşturacak, hepiniz birer gazi olarak evlerinize döneceksiniz. Komutanınız ve silah arkadaşınız olarak sizlerden talep ediyorum: İlk doğacak oğlunuzun adını Hasan koyun ki onun içimizde yaşayan kahraman ruhu ile beraber ismini de ebediyyen yaşatalım (28) Günesen-Çanakkale Savaşları, s 78.

Tasviri Efkâr Gazetesinin muhabiri Agah Bey 19 Mart’taki cenaze merasimini ve Hasan Hulusi ile Mehmet Mevsuf hakkında şunları yazmıştır:

“Bir şehid cenazesi, Mülazım Hasan Efendi,

Tabutu i’layı şanı için uğrunda isar-ı hün ve hayat eylediği rayet-i necm ve hilal pirayedar bir şehid cenazesi… Etrafını ihata den silah arkadaşlarının enzar-ı girye-naki güzergâha elem ve hürmet hisleri saçtığı halde bir hüzn-i mütevekkilane ile istiratgah-ı ebedisine getirilen bu rah-rev-i suy-beka kimdir? Dedim. Aldığım izahat, şehid-i mübeccelin tasavvur edebildiğim hayat- şehametini nazarımda bir kata daha i’la eyledi. Kilidbahirli Mülazım-ı evvel Hasan Efendi’yi buralarda tanımayan, sevmeyen kimse yoktu. Vazife-i askeriyesine aşk v sevda derecesinde şedid bir alaka-i kalbiye ile merbut olan bu genç ve güzide zabit, iktidarı şecaati, hüsn-i ahlakı ile mafevkinin muhabbetini, madunundakilerin hürmetini kazanmış bir fedakâr-ı vatan imiş. Bilhassa Boğaz istihkâmatına tayin olunduktan sonra ibraz ettiği maharet ve muvaffakiyeti düşmanın en şedid muhrib ateşleri altında gösterdiği itidal ve sükunetle herkes tarafından bir lisan-ı şükr ve sena ile yad ve rüfeka-yı cihadı arasında numune olarak tezkar edilmektedir. Merhum 5 Mart’a kadar vuku bulan taarruzların kaffesinde bir dakika bile bataryasının başından ayrılmayarak hidematı vataniyesini idameye muvaffak olmuş iken o günkü muharebe-i azimede nasılsa bir dane-i kaza ile şehid düşmüş, vasıl-ı rahmet-i Rahman olmuştur.

Şerefli bir terceme hal:

Hasan Efendi yukarıda bilmünasebe zikr eylediğimiz vechile yirmi dokuz otuz sene evvel Kilitbahir’de tevellüd ediyor. Pederi-elyevm yüzbaşılıktan mütekaid-İsmail Efendi, oğlunun da kendiis gibi asker olarak yetişmesini arzu ettiğinden ibtidal ve rüşdi tahsilini de ba’del ikmal Bursa Askeri İdadisi’ne kaydettiriyor. 317(1901 yılı) senesine müsadif olan bu tarihte ise Bursa İdadisi Mekatib-i saire askeriye arasında emr-i inzibat ve intizam-ı tedrisattaki ciddiyetiyle temeyyüz etmiş bulunmakta idi. Dahil olduğu hayat-ı askeriyenin evveliyatını bir asker için en ziyade lazım olan tahammül ve itaati öğretecek şerait içinde imrar eyledikten sonra Mühendishane-i Berr-i Hümayun’a girmiş ve 322(1906 yılı) senesinde parlak bir surette topçu zabiti şahadetnamesini ahz ile Karadeniz Boğazı’na tayin edilmiş idi.

Merhum balkanlar Harb’inde de çatalca hatt-ı müdafaasına tayin edilerek hidemat-hasenesi görüldüğünden harbin nihayetinde Ağır Topçu Küçük Zabit Mektebi Birinci Bölüğü’ne nakledilmişti. Buradaki muvaffakiyetinin de şayan-ı takdir olduğunu, bahusus muhtelif endaht tecrübelerinde daima birinciliği ihraz eylediğini naklediyorlar. İlan-ı harbi müteakib Çanakkale’de bulunduğu için en mühim bataryalarımızdan birine muktedir ve güzide bir zabitan tayini müzakere edildiği zaman, def’aten herkesin hatırına merhum gelmiş ve şimdi rütbe-i refla-i şehadeti ihraz eylediği mevkia gönderilmişti. Memuriyet-i ahiresinde bulunduğu üç ay zarfında ise hakkındaki hüsn-i zan ve itimadı te’yid edecek müessir-i fedakârane izharından hiçbir dakika hali kalmamıştır. 22 Şubat’ta(6/7 Mart) düşman bütün sefain-cesimesiyle Boğaz’ı zorlayarak bataryasına iki binden ziyade mermi attığı halde toplarının başında daima bir heykel-i ahenin-i besalet gibi durmuş, hayrte-aver cesaretler göstermiştir.

Garib bir tecelli-i tali:

Garib bir tesadüf ve tecelli-i talidir ki sinesinde ecdadının ruh-ı hamaseti fürüzan olan bu genç dilaver, o günkü mücadele-i kahramananesine devam ederken İstanbul’da da bir kerimesi dünyaya geliyordu. Didar tevsim edildiğini işittiğim bu nevzadı, gazi ve şehid babasının bir kere bile görmesine kaderin müsaade etmeyişi ne hazin maceralardandır. Hasan Efendi’nin Mehmed nami isminde ve dört yaşlarında bir mahdumu daha olup kendisi henüz beş sene evvel teehhül eylemişti.

Bu kıymettar zabitimizin vatanperver fedakârımızın terceme-i hal-i hayatı hakkında karilerimize verdiğim malumatı itmam etmiş olmak üzere edebildiğim bir resmini de gönderiyorum. Mahsusat-ı ruhiyesiyle milletinin hafızasında ebedi şükran ve ihtiram izleri bırakan hasan Efendi’nin maddiyetinden bize nişan kalabilen bu zılal-i payidarını da ümid ederim ki mutaliin-i kiram aynı hiss-i tevkir ve ibtihac ile karşılayacaktır.

Kahraman Mevsuf Efendi:

Pek cüz’i ve adeta hiç mesabesinde zayiat ile muzafferen def eylediğimiz 5 Mart(18 Mart) muharebesindeki zararlarımızdan biri de Trablusgarplı Mülazım Mevsuf Efendi’dir. Henüz bu sene mektepten çıkarak Hasan Efendi Bataryası’na tayin edilmiş olan Mevsuf Efendi sinen pek genç, daha yirmi yaşında olmakla beraber hamiyet ve şecaette pek ulvi misaller irae eden kahramanlardan biridir.

Mermilerin hre taraftan bir ateş baranı gibi yağdığı esnalarda Mevsuf Efendi katiyen bir telaş bir tereddüt eseri göstermiyor, vazifesini harika addedilecek bir metanet-i fedakârene ile ifa eyliyordu. Hasan ve Mevsuf, dünkü melhame-i düzah-feşanın iki Barika-i celadetiydi ki nasiye-i zi-vekar ve mehabetleri, hiçbir tarraka-i havl-aver karşısında izhar-ı çin etmemiş hatta şehid oldukları zaman bile o muhteşem, ulvi sükunetlerini muhafaza eylemişlerdir.

İntikamları alınmıştı:

Şayan-ı dikkat ve iftihar bir safha-i harp olmak üzere şunu da arz edeyim. Bu kadar iki zabitin gaybubeti muharebe esnasında o bataryamızda hüzün ve teessürden başka hiçbir tesir-i mahsus hasıl etmiyor ve her iki şehidi-i mağfurun yetiştirmiş olduğu arkadaşların himmet ve gayreti sayesinde akşama kadar düşmana karşı top ateşinin intizamına halel getirilmedikten başka İngilizlerin İrresistible zırhlısı da o ateşlere gark ve nabud oluyor, böylelikle şüheda’yı mağfurenin intikamlarını derhal arkadaşları almış oluyordu. Zaten Hasan ve Mevsuf ziyaı kendilerini sevenlerin hissedecekleri elem-i gaybubetten maada bir tesir-i maddi hasıl edemeyeceğini buralardaki ahval-i ruhiye ve maneviyeyi görenler pek iyi takdir edebilirler. Bugün o iki vücud-ı Mübeccel uful etmiş olmakla beraber Çanakkale’nin muhafazasını deruhde etmiş olan her top başında aynı kalp ve histe gazanferler durmaktadır (29) Çakır-Çanakkale Mektupları, s 176-178.

Agah

18 Mart Zaferinden üç yıl sonra Hasan Hulusi, Mehmet Mevsuf ve diğer şehitlerin naşı Değirmenlik Mezarlığından alınarak Hasan-Mevsuf Tabyasının bulunduğu tepenin arka yamacına defnedildi. Buraya Hasan-Mevsuf şehitliği denildi.

Artık Çanakkale Boğazı, onların manevi bekçiliğine, sonsuza kadar bırakılmıştı

7. SONUÇ

Dardanos Tabyası 25 Şubat, 7 Mart ve 18 Mart 1915 tarihlerinde, asıl görevi mayın hatlarını korumak ve kollamak olan tabya düşmana karşı fedakâr ve kahramanca çarpışmış ve büyük yararlılıklar göstermiştir. Agamemnon’u isabetli atışları ile yaralamış ve ağır hasar alan İrressitible’yi de batırmıştır. Ancak saat 14.00’den sonra telefon merkezine düşen bir mermi sebebiyle Kilitbahirli Üsteğmen Hasan Hulusi, Trablusgarplı Teğmen Mehmet Mevsuf ve beş er şehit düşmüştür. 25 Şubat’ta 2.000, 18 Mart’ta ise 4.000 top mermisi çevresine düşmesine rağmen tabyadakiler yılmadan çarpışmışlardır.

Bütün şehitlerimizin ruhu şad olsun…

*

NOT-1: Bugün Kilitbahir’e, Hasan Hulusi ile ilgili bir plaketin yazılıp/anıtın yapılıp hatırasının yaşatılması gerekmektedir.

NOT-2: Bazı kaynaklarda Hasan Hulusi’nin rütbesi Yüzbaşı olarak geçmektedir. Kendisi 1906 yılında Harbiye’den mezun olduğuna göre, Çanakkale Muharebeleri sırasında dokuz yıllık bir askerlik hayatı söz konusudur. Bu süre zarfında Yüzbaşı olma ihtimali de vardır. Bu konuda destekleyici daha başka bilgilere gerek vardır.

 

 


  14281 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

1810_Tosun Saral 18-03-2012, 13:13:53
Her iki şehidimizin resmi Harb Mecmuası'nın Yaşayan Ölüler sayfasında şu izahatla basılıdır.
Ağır Obüs taburu Kumandanı Kale-i Sultaniye'li İsmail oğlu Mülazım-ı evvel (üstteğmen) Hulüsi Efendi (301) Şehadet tarihi 5 Mart 331 (18 Mart 1915). Takım zabiti Mevsuf Efendi ile birlikte fevkalade fedakarlık ve şeceaat göstermiş olduğundan kumanda ettiği bataryaya "Hasan Mevsuf Bataryası" namı verilmiştir. Gümüş liyakat madalyasıyla da taltif edilmiş idi. Vuku-u şehadetine mebni mezkur madalya berad-ı aliyesiyle beraber ailesine ihda olunmuştur.

Ağır Obüs Tabur 1, Bölük 1 mülazım-ı sanisi (teğmen) Trablusgarblı Muhammed Mevsuf Efendi (309) 5 Mart 331 (18 Mart 1915) mezkur tarihte fedakarhane ifa-yı vazife etmekte iken batarya kumandanı Hasan HulusiEfendiyle birlikte ihraz-ı rütbe-işehadet eylemiştir.

Not: Osmanlıca sözcüklere inceltme işareti koyamadığım için özür dilerim.
ÇOK ÖNEMLİ NOT: Bugün kutladığımız "18 Mart" bayramı aslında Osmanlı takvimine göre "5 Mart 331"ta cereyan etmiştir. 18 Mart miladi takvime göredir.
Selam ve sevgiler. Paylaşılmayan bilgi unutulur.
 
1811_Ahmet Yurttakal 18-03-2012, 16:16:07
Evet İsmail Bey'in önerisine katılıyorum. Kilitbahir'de Üsteğmen Hasan Bey'in anıtı yapılması gerekir.

Bende yeni bir öneri getireyim. Şuan kilitbahir ilköğretim okulunun adının değiştirilip "Şehit Üsteğmen Hasan Hulusi İlköğretim Okulu" olsun. Sayın yetkililere duyrulur.
 
1813_islam ÖZDEMİR 26-03-2012, 11:46:37
ÇALIŞMANIN SONUNA BİR KAYNAKÇA EKLENSE DAHA GÜZEL OLMAZ MI?SAYGILARIMLA
 

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

09/08/2017 - 18:07 19. Tümen Kurmay Başkanı İzzettin Çalışlar’ın Çeşitli Konferans ve Yayınlarında Conkbayırı Süngü Taarruzu (Melike Bayrak-Mustafa Onur Yurdal)

27/07/2017 - 13:33 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması 2.Bölüm - 2.Gazze Muharebesi (Tuncay Yılmazer )

11/07/2017 - 10:07 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması : Gazze Muharebeleri ( 1.Bölüm) (Tuncay Yılmazer)

22/05/2017 - 05:29 Müstahkem Mevkii’nin Anafartalar’daki Sesi - Küçük Anafartalar Topları (Bayram Akgün)

09/05/2017 - 08:12 Kûtulamâre Kuşatması’ndan Esarete Yüzbaşı Sandes’in Hatıraları - Çev. Tuncay Yılmazer

02/05/2017 - 11:45 İzmir-Bayındır İlçesinden Çanakkale Harbine Katılanlar (Necat Çetin)

28/04/2017 - 08:49 Kûtulamâre Zaferi 1916 (Muzaffer Albayrak – Vahdettin Engin)

23/04/2017 - 21:24 Türk Ordusu’nda Künye Uygulamasına İlişkin İlk Girişimler ve İlk Künyelerle İlgili Kısa Bilgiler (The First Attempts On The Use Of Identity Tags In Turkish Army And Information About The Early Identity Tags) (Burhan SAYILIR)

13/04/2017 - 05:43 Müstahkem Mevki’nin Kara Savunması İçin Top Desteği Sağlaması (Bayram Akgün)

07/04/2017 - 14:30 Çanakkale Muharebelerinde İdari ve Lojistik Faaliyetler (Ayhan Candan)

06/04/2017 - 19:17 Kabataş Erkek Lisesi 1.Büyüteç Tarih Öğrenci Sempozyumu (8-9 Nisan 2017)

04/04/2017 - 21:12 Resmi Belgelere (Nüfus Ölüm-Genelkurmay-Kayıtsız Ölüm Defterleri) Göre İzmir - Beydağ Şehitleri (Necat Çetin-A.Levent Ertekin)

31/03/2017 - 07:25 Çanakkale nin Şehit Kalemleri (İsmail Sabah)

27/03/2017 - 19:43 Çanakkale Müstahkem Mevkii’ye Bağlı Top Mermisi Çeşitleri (Bayram Akgün)

25/03/2017 - 20:58 GeliboluyuAnlamak Özel- 100. Yılında Gazze Muharebeleri Kahramanlarını Anıyoruz (Tuncay Yılmazer)

17/03/2017 - 21:15 18 Mart Özel Makalesi - Yaşayanların Ağzından 18 Mart Boğaz Muharebesi (Ahmet Yurttakal)

16/03/2017 - 08:51 18 Fotoğrafla Çanakkale Boğaz Muharebesi 18 Mart 1915 - 18 March 1915 Dardanelles Assault with 18 photographs (Ahmet Yurttakal)

13/03/2017 - 05:47 Çanakkale Muharebeleri’nde Bir Hile: Sahte Toplar (Bayram Akgün)

07/03/2017 - 04:27 Çanakkale Zaferi’nden Mescid-i Nebevi’ye (Enver Paşa’nın 1916 Filistin-Hicaz ziyareti) (Tuncay Yılmazer)

23/02/2017 - 07:48 Gelibolu Savunması Bir Karargâh Çalışması - General G.S. Patton (Haluk Oral)

09/02/2017 - 06:24 İkinci Kirte Muharebesi (6-8 Mayıs 1915 Taarruzları) (Yücel Özkorucu)

31/01/2017 - 12:29 Türk Boğazları Meselesi (Ayhan Candan)

24/01/2017 - 05:39 Kanlı Bir Mendil Hikayesi (Ömer Arslan)

19/01/2017 - 10:32 Irak Cephesinde Gönüllü Kahramanlar Osmancık Taburu (Muzaffer Albayrak)

23/12/2016 - 20:32 Atlas Tarih Dergisi Aralık-Ocak Sayısında 1916 Sina Filistin Hicaz Cephesi (Tuncay Yılmazer)

13/12/2016 - 07:23 Birleşik Harekat Tecrübesi Olarak Cihan Harbinde Türk-Alman Askeri İttifakı (Gültekin Yıldız)

02/12/2016 - 20:23 Çanakkale Kara Muharebelerinde Ağıl Dere (Şaban Murat Armutak)

15/11/2016 - 11:48 Çanakkale de Bir Melek Hanım (Muzaffer Albayrak)

01/11/2016 - 05:41 Çanakkale Kara Muharebelerinde Asma Dere (Şaban Murat Armutak)

24/10/2016 - 06:55 42. Alay / Gelibolu 1915 - Ahmet Diriker (Oğuz Çetinoğlu)

10/09/2016 - 11:12 Seddülbahir Kahramanı Bigali Mehmet Çavuş (Ömer Arslan)

03/07/2016 - 14:42 Çanakkale’den 100. Yılında Somme’a:Bir Savaş, İki Muharebe (Mustafa Onur Yurdal)

11/06/2016 - 14:37 I.Dünya Savaşı nda Şii Ulemasının Cihat Fetvaları Çerçevesinde Irak Cephesi (Ziya Abbas)

01/06/2016 - 06:23 Kutülamare- Yarbay Mehmed Reşid Bey in Günlüğü (İ. Bahtiyar İstekli)

23/05/2016 - 12:01 Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Muharebelerinde Sağlık Alanındaki Faaliyetleri (Ayhan Candan)

16/05/2016 - 07:38 Bir Osmanlı Kurmay Subayı- Iraklı Kürt Devlet Adamı, Mehmet Emin Zeki Bey in Yaşam Öyküsü (Tuncay Yılmazer)

10/05/2016 - 13:00 Mezopotamya da Bir Savaş 1915-1916 KutülAmare – Nikolas Gardner ( Tuncay Yılmazer )

07/05/2016 - 07:31 Birinci Dünya Savaşının İslam Dünyasına Etkileri (Yüksel Nizamoğlu)

30/04/2016 - 19:20 Çanakkale Savaşı: Bir Siyasi Mücadele Alanı (Özgür Öztürk)

23/04/2016 - 19:13 25 Nisan 1915 Anzak Çıkarması İlk Saatleri – Daha Erken Müdahale Edilebilir miydi? ( Ahmet Yurttakal )

17/04/2016 - 21:26 Maskirovka Harekatı - KutülAmare bir zafer midir? ( Tuncay Yılmazer )

13/04/2016 - 05:30 Çanakkale Savaşları ve Barbaros’un Batışı (İsmail Bilgin)

28/03/2016 - 11:20 Çanakkale Muharebelerinde Osmanlı Ordusunun Asker Kaybı (Ayhan Candan)

26/03/2016 - 09:55 Eğitimli Neslin Birinci Dünya Savaşı ile İmtihanı ( Dr. Nuri Güçtekin )

24/03/2016 - 10:00 Birinci Dünya Savaşı nda Yozgat Lisesi (Dr. Nuri Güçtekin)

21/03/2016 - 06:35 Çanakkale Seferberliği: Savaş, Eğitim, Cephe Gerisi (Mustafa Selçuk)

17/03/2016 - 08:15 18 MART ÖZEL - Çanakkale Zaferi ve Cevat Paşa (Ahmet Yurttakal)

11/03/2016 - 06:49 Zaferi Kanla Yazan Fındıklılı Mehmet Muzaffer (İsmail Bilgin)

02/03/2016 - 12:48 Kut’ül Amare Zaferi -2 (İsmail Bilgin)

29/02/2016 - 11:29 Kut’ül Amare Zaferi -1 (İsmail Bilgin)

22/02/2016 - 12:27 Gertrude Bell Irak Sınırını Çizen Kadın (Veysel Sekmen)

14/01/2016 - 08:43 Çanakkale Şehidi Feyzi Çavuş’un Zevcesi Zehra Hanımın Padişaha Mektubu (Osman Koç)

23/12/2015 - 16:47 Çanakkale Savaşlarında Binbaşı Halis Bey’e Ait Bir Ganimetin Öyküsü (Serdar Halis Ataksor)

10/12/2015 - 18:03 Mesudiye Zırhlısının Dramı (Cemalettin Yıldız)

06/12/2015 - 20:29 Kut’ülamarenin Türklere Tesliminden Sonra Irak İngiliz Ordusunun Faaliyetlerine Dair Rapor (Haz. Serdar Halis Ataksor)

01/12/2015 - 10:11 10 Ağustos 1915 Conkbayırı Süngü Hücumu (Muzaffer Albayrak)

17/11/2015 - 21:09 Çanakkale Deniz Muharebelerinde Verilen Zayiatlar (Ahmet Yurttakal)

10/11/2015 - 05:19 Reis-i Cumhur Mustafa Kemal in Çanakkaleyi ziyaretleri (M. Onur Yurdal )

08/11/2015 - 22:04 Mustafa Kemal Paşanın Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşına girişiyle ilgili görüşlerine dair bir belge

Osmanlı Devleti Umumi Harpte Tarafsız Kalabilir miydi? - Yusuf Akçura (Değerlendirme: Muzaffer Albayrak)

Nazım’ın Dayısı Çanakkale Şehidiydi (Melih Şabanoğlu)

Çanakkale Destanının Ölümsüz Efsaneleri (Osman Koç)

21/10/2015 - 04:02 100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale’de Programı

17/10/2015 - 11:50 Çanakkale Savaşı'nın Kanada'da Bıraktığı İzler (Birol Uzunmehmetoglu)

27/09/2015 - 16:01 1917 Yılında Hicaz Cephesi:Arap İsyanının Yayılması ve Medine’nin Tahliyesi Programı (Yüksel Nizamoğlu)

22/09/2015 - 13:07 III. Kolordu’nun Çanakkale Muharebeleri’ne Hazırlanış Süreci (İsmail Bilgin)

15/09/2015 - 04:28 Kutü-l Amare Kahramanı Halil Kut Paşa (Enes Cifci)

11/08/2015 - 04:07 Türkiye Büyük Savaş a Nasıl Girdi? ( Emre Kızılkaya )

29/07/2015 - 03:30 1915 Gelibolu Harbi Günlüğü- Kazım Şakir (İ. Bahtiyar İstekli)

07/07/2015 - 02:49 Suyu Arayan Adamların Öyküsü - Millete Deva Olmak , Osmanlı Savaş Esirleri, TIP ve Milliyetçilik ( 1914-1939 ) -Yücel Yanıkdağ (Tuncay Yılmazer)

30/06/2015 - 03:55 Tarih, Otobiyografi ve Hakikat Yüzbaşı Torosyan Tartışması ve Türkiye’de Tarih Yazımı (Derleyen: Bülent Somay)

21/06/2015 - 16:34 Türklere Esir Olmak (Doğan Şahin)

23/05/2015 - 04:36 Çanakkale Savaşı

16/05/2015 - 15:30 İtilaf Devletleri Askerlerinin Gözüyle Çanakkale

12/05/2015 - 12:50 Muaveneti Milliye Muhribi Torpito Zabiti Ali Haydar Öztalay (Çimen Yüksel)

09/05/2015 - 08:24 Osmanlılar ve Ermeniler / Bir İsyan ve Karşı Harekâtın Tarihi (Edward J. Erickson)

03/05/2015 - 15:39 Neuve Chapelle’den Gelibolu’ya: Bir Askeri Planın Gelibolu’da Uygulamaya Konulması ( Mustafa Onur Yurdal )

28/04/2015 - 03:52 Cephe Arkadaşı Çanakkale Cephesi

25/04/2015 - 03:07 Çanakkale Müstahkem Mevkii Bataryalarının 25 Nisan 1915 ‘teki Rolü (Bayram Akgün)

24/04/2015 - 15:07 25 Nisan 1915 üzerine Gelibolu’yu Anlamak’ta çıkmış makalelerden seçmeler (Tuncay Yılmazer)

18/04/2015 - 17:10 Çanakkale Şehitleri Listesinde Ezineli Yahya Çavuş’un Adı Yok (Osman Koç)

10/04/2015 - 00:06 Kıyamet Koptuğunda - Hasan Cevdet Bey

03/04/2015 - 01:36 Rusya’daki 90.000 Osmanlı Savaş Esiri ve Sarıkamış Muharebesi (Yücel Yanıkdağ)

27/03/2015 - 17:57 Bir Hikayenin Daha Sonu: Topçamlar Tabyası (Bayram Akgün)

14/03/2015 - 07:57 Düşmana Korku Salan Efsanevi İntepe Topçularından Topçu Üsteğmen Mehmet Ali Bey (Muzaffer Albayrak)

11/03/2015 - 02:38 Seddülbahir’de Yalnız Top-210/40’lık Roon Topu (Bayram Akgün)

01/03/2015 - 13:31 Çanakkale Muharebeleri’nin İdaresi, Komutanlar - Strateji (Ed.: Lokman Erdemir, Kürşat Solak)

24/02/2015 - 17:39 Çanakkale Cephesinde Bir Damla Su İçin- Gelibolu Yarımadasında Jeoloji ve Muharebe İlişkisi ( İsmail Bilgin )

15/02/2015 - 17:55 Hashtag Tarih Dergisi Şubat 2015 Sayısında Kitap Değerlendirme Yazısı

08/02/2015 - 07:11 “Hafız Hakkı Paşanın Sarıkamış Günlüğü” Kitabıyla İlgili Mülahazalar (İsmail Bilgin)

// Bir Asır Sonra Ermeni Tehciri ve Çanakkale Üzerine… 100. Yıl Nasıl Anılmalı? (Tuncay Yılmazer)

23/12/2014 - 08:24 Sarıkamış İhata (Kuşatma) Harekâtı (İsmail Bilgin)

17/12/2014 - 02:24 Kut ül Amare Zaferi (Necmettin Özçelik)

08/12/2014 - 18:22 1. Dünya Harbi

06/12/2014 - 13:44 The Water Diviner – Son Umut Filminin Galasından Notlar… ( Tuncay Yılmazer )

01/12/2014 - 17:22 Cevat Çobanlı Paşa Çanakkale Kahramanı -Ahmet Yurttakal

16/11/2014 - 01:54 Goltz Paşa nın Mirası, Türkiye nin Geleceği – Osmanlı Devletinin 1. Dünya Savaşı na Girişi üzerine ( Tuncay Yılmazer )

10/11/2014 - 04:07 Turkish–Australian Reapprochement In The Light Of The Gallipoli Campaign (Kenan Çelik)

04/11/2014 - 01:37 Boğaziçi’nden Çanakkale’ye Şirket-i Hayriye Vapurları (Gözde Keskin)

19/10/2014 - 06:44 Beyrut Müftüsü Mustafa Neca Efendi’nin Anafartalar Grubuna Hitabı (Osman Koç)