18 Mart Özel Yazısı: Dardanos’a Şan Verenler ( İslam Özdemir)

Tarih: 17/03/2011   /   Toplam Yorum 10   / Yazar Adı:      /   Okunma 28083

Dardanos Bataryasında beş adet seri ateşli, çapları 150/40’lık İngiliz Vickers marka gemi topu bulunmaktadır. Savaştan önce Çanakkale Boğazının muharebe gemilerine karşı etkin bir biçimde savunulması amacıyla yapılan düzenlemeler esnasında önceleri iki adet olan bu sayı 19 Ağustos 1914 tarihli Başkomutanlık emriyle, 2 Ekim 1914 tarihinde aynı özellikleri taşıyan üç adet bahriye topunun daha ilave edilmesiyle beşe yükseltilmiştir. Adı geçen topların üçü Balkan Savaşlarındaki Çatalca Muharebesi sırasında 13 Şubat 1913’te Karadeniz’de (Karaburun) batan Asar-ı Tevfik Zırhlısından, diğer ikisi de Muini Zafer gemisinden sökülerek bataryaya tabiye edilmiştir. Yapılan bu ıslahat çalışmalarıyla Dardanos Bataryasının boğazın girişinde etkili bir ateş gücüne sahip olması amaçlanmıştır. Çanakkale Müstahkem Mevkii Kumandanlığına bağlı 2.Ağır Topçu Tugayının 3.Ağır Topçu Alayının 2.Taburunun 1. Bataryası olarak görev yapan Dardanos Bataryasının Çanakkale Savunmasında destanlaşmasındaki diğer bir etken ise burada vatani görevini ifa eden personelin taşıdığı vazife şuuru ve sorumluluk bilincidir. Boğaz girişindeki tabyaların düşman topçusu tarafından sükût ettirildiği 25 Şubat 1915’ten 18 Mart 1915 Deniz Harekâtına kadar geçen 21 günlük zaman diliminde düşmanın, mayın hatlarını ve orta tahkimatı tahrip etmek gayesiyle geceli gündüzlü yapmış olduğu saldırılarda filonun muvaffak olamamasında Dardanos Bataryası personelinin emeği çok büyüktür. (İ.Ö.)

 

 

            Müslüman Türk Milletinin şanlı tarihinde 1915 yılındaki Çanakkale Savunmasının ve bu kutlu savunma neticesinde kazanılan zaferin çok ayrı bir yeri vardır. Tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biri olan bu şanlı müdafaa hakkın batıla, imanın küfre, maddenin manaya ve haklı olanın haksıza karşı her zaman üstün geleceğini bir kez daha ispat etmiştir. Bu milletin inandığı değerler uğruna neler yapabileceğini ve nelerden vazgeçebileceğini çok anlamlı bir biçimde tüm dünyaya haykırmıştır. Türk Milleti Çanakkale Zaferi ile üzerine serpilen ölü toprağını silkmiş, Balkan Savaşları yenilgisinin ruhunda açtığı yaraları iyileştirmiş ve tüm dünyanın ölümüne kati gözle baktığı bir zamanda yeniden küllerinden doğmuştur. Tarihe, aradan geçen yıllara inat her geçen zamanla gönüllerdeki yerini daha da fazla sağlamlaştıracak olan kahramanlar ve kahramanlık destanları hediye etmiştir. Bu kahramanların taşıdıkları birlik ve beraberlik anlayışını Çanakkale Ruhu adıyla tesmiye ederek insanımızı bu felsefe ile ebediyete kadar birleştirmeyi amaçlamıştır.

 

 

Binlerce fidanımızı hayatının baharında kara toprağın bağrına gömen bu savunma savaşında düşmanlarımız bizden ilk darbeyi Çanakkale Deniz Savaşlarında yemiştir. Çanakkale Muharebelerinin ilk safhasını oluşturan boğaz muharebeleri esnasında burada vatan hizmeti yapan büyük küçük her istihkâm görevini hakkıyla yerine getirmiştir. Boğaz müdafileri,1915 yılının şubat ve mart aylarında yüzer kaleleriyle Çanakkale Boğazını geçip, İstanbul’u ve vatan topraklarını istila etmeyi amaçlayan, güçlü toplarıyla boğaz kıyılarını cehenneme çeviren ve “ bir elimizi bağlasalar öteki elimizle boğaz engelini aşarız” diyerek pervasızca sözler sarf eden İngiliz ve Fransızların yüzüne acısını asla unutamayacakları tarihi bir tokat vurmuştur. Boğaz Muharebelerinde kati taarruzun yapıldığı 18 Mart 1915 sabahı Çanakkale Boğazına giren mağrur Avrupa’nın yenilmez armadasını akşam saatlerinde Ebrehenin orduları misali perişan eden şanlı istihkâmlarımızdan biri de Dardanos Bataryasıdır.

 

 

    Çanakkale Boğaz Savunmasında gerek muharebe hattındaki pozisyonu gerekse personelinin savunmada gösterdiği cesaret, fedakârlık ve kahramanlıklar nedeniyle Dardanos Bataryasının özel bir yeri vardır. Boğazın Anadolu yakasında Kepez burnunun güneyinde yer alan batarya, kıyıdan 400 metre yükseklikte olup boğaz methaline hakim konumdaki bir tepenin üzerine Sultan II. Abdülhamit Han döneminde tabiye edilmiştir.[1] Sultan II. Abdülhamit Han’nın askeri dehasını bir kez daha gözler önüne seren Dardanos Bataryasının konumu ve bu konumun savaş sırasında Türk Savunmasına sağlamış olduğu faydalar ile ilgili olarak Fransız Albay A. Thomazi eserinde; “-Bu bataryaya mermi isabet ettirmek çok güçtü, çünkü onun mevzilendiği tepe, arkasındaki hakim tepeler nedeniyle her zaman iyi görünmezdi. Onun ateşi ise çok etkiliydi.2 Martta, bu bataryanın mermilerinden dördü Canopus zırhlısına isabet etti ”ifadelerine yer vermektedir.[2]Batarya da beş adet seri ateşli, çapları 150/40’lık İngiliz Vickers marka gemi topu bulunmaktadır. Savaştan önce Çanakkale Boğazının muharebe gemilerine karşı etkin bir biçimde savunulması amacıyla yapılan düzenlemeler esnasında önceleri iki adet olan bu sayı 19 Ağustos 1914 tarihli Başkomutanlık emriyle, 2 Ekim 1914 tarihinde aynı özellikleri taşıyan üç adet bahriye topunun daha ilave edilmesiyle beşe yükseltilmiştir.[3]Adı geçen topların üçü Balkan Savaşlarındaki Çatalca Muharebesi sırasında 13 Şubat 1913’te Karadeniz’de (Karaburun) batan Asar-ı Tevfik Zırhlısından, diğer ikisi de Muini Zafer gemisinden sökülerek bataryaya tabiye edilmiştir.[4] Yapılan bu ıslahat çalışmalarıyla Dardanos Bataryasının boğazın girişinde etkili bir ateş gücüne sahip olması amaçlanmıştır. Çanakkale Müstahkem Mevkii Kumandanlığına bağlı 2.Ağır Topçu Tugayının 3.Ağır Topçu Alayının 2.Taburunun 1. Bataryası olarak görev yapan Dardanos Bataryasının Çanakkale Savunmasında destanlaşmasındaki diğer bir etken ise burada vatani görevini ifa eden personelin taşıdığı vazife şuuru ve sorumluluk bilincidir. Batarya efradı kalbindeki vatan sevgisinden almış olduğu ilhamla son ana kadar üzerine düşen görevi hakkıyla yerine getirmiş, memleketin harimi namusu olan İstanbul’a göz diken müstevlilere payitahtın giriş kapısını mezar etmeye yemin etmiştir. Boğaz girişindeki tabyaların düşman topçusu tarafından sükût ettirildiği 25 Şubat 1915’ten 18 Mart 1915 Deniz Harekâtına kadar geçen 21 günlük zaman diliminde düşmanın, mayın hatlarını ve orta tahkimatı tahrip etmek gayesiyle geceli gündüzlü yapmış olduğu saldırılarda filonun muvaffak olamamasında Dardanos Bataryası personelinin emeği çok büyüktür.

 

 

        Çanakkale Boğazına saldıran İtilaf Devletleri Filosunun kara listeye aldığı ve susturmak için defalarca uğraştığı Dardanos Bataryasının komutanı Kilitbahirli Üsteğmen Hasan Hulusi Efendidir. Bataryanın 1.Takım Komutanı Atğm. Adil Efendi, İkinci Takım Komutanı ise Edremitli zabit vekili İsmail Hakkı Efendidir. Bataryanın gözetleme mevkiinde ise Trablusgarplı Teğmen Mevsuf Efendi ve Nişangâh Çavuşu telemetreci Yozgatlı Yunus Çavuş bulunmaktadır. Üsteğmen Hasan Hulusi Efendi bataryaya tayin olduğu zaman burada daha evvel öğretmenlik yaptığı Topçu Küçük Zabit Mektebindeki bazı öğrencilerine rastlamış, bunları yanına alarak erlerini çok iyi bir eğitime tabii tutmuştur. [5] Batarya da görev yapan genç teğmenler eski hocaları bugünkü komutanları olan Üsteğmen Hasan Bey’in emirlerini büyük bir şevkle yerine getirir, düşman gemilerine karşı vereceği ateş emrini büyük bir sabırsızlıkla beklerlerdi. Onların bu azim ve iştiyakı batarya komutanını ziyadesiyle memnun ederdi. Batarya efradının sahip olduğu bu takım ruhu Dardanos’a saldıran düşman zırhlılarının sinirlerini alt üst ederdi. Ne zaman Dardanos Bataryasını susturmaya teşebbüs etseler gönderdikleri her salvonun karşılığını aynı şiddetle alır, batarya efradının gazabına uğrarlardı.

 

 

            18 MART 1915 DENİZ HAREKÂTINDA DARDANOS BATARYASI

 

 

       19 Şubat 1915 gününden beri Çanakkale Boğazını geçmek için yoğun uğraşlar veren İtilaf Devletleri donanması elde ettiği ufak tefek başarılara rağmen amacına ulaşmamıştı. Boğaz’da her geçen gün gücüne güç katan Türk Savunması karşısında İtilaf Devletleri Donanmasının çaresizliği ve Çanakkale Boğazının bir an önce geçilmesi konusunda Amirallik Birinci Lordu Sir Winston Churchill’in yaptığı baskılardan bunalıp sinirleri bozulan Akdeniz Filo Komutanı Koramiral Sackville Carden,bu duruma daha fazla dayanamayıp 16 Mart 1915’te görevinden istifa etti. Amiral Cardenin yerine 17 Mart 1915 tarihinde filo komutanlığına tayin edilen Amiral John De Robeck ise Churchill’e beklediği müjdeyi vermiş, 18 Mart 1915 günü Çanakkale Boğazına geniş kapsamlı bir deniz taarruzu yapmayı taahhüt etmişti.17 Mart 1915 akşamı amiral gemisi Queen Elizabeth’te kurmaylarıyla bir araya gelen yeni filo komutanı, sabah saatlerinde yapılacak saldırının planını açıklamış ve gerekli olan görev dağılımını yapmıştı.18 Mart sabahı saat:08.15’te tarihi görevini yerine getirmek için adalardaki üslerinden ayrılan İngiliz ve Fransız Savaş gemileri dumanlar savurarak Çanakkale Boğazının yolunu tutar. Donanmadaki bu hareketliliği fark eden Yenişehir bölgesindeki nöbetçilerin durumu Çanakkale Müstahkem Mevkii Kumandanlığına haber vermesiyle bölge de bir hava keşfi yaptırılır. Pilotların, zırhlıların boğaza yaklaştıklarını haber vermeleri üzerine boğazın iki yakasındaki tabya ve bataryalar harp vaziyeti alır. O heyecan dolu dakikaları ve Mehmetçiğin halet-i ruhiyesini Cevat Paşa dönünceye kadar savunmayı idare edecek olan Müstahkem Mevkii Kurmay Başkanı Selahattin Adil Bey hatıralarında şöyle anlatır: Subaylar kumanda ve gözetleme yerlerine, erlerde toplarının başına geçmişler, herkes büyük bir azim ve imanla beklenilen saldırının vatan için hayati önemini değerlendirerek görevine sarılmış, birçok noktalardan “Allah-u Ekber”le başlayan ezan sesleri göklere yükselmişti.[6].

 

     Saat 10.30’u gösterdiğinde filonun 1.Tümenini oluşturan savaş gemileri Agamemnon zırhlısının kılavuzluğunda boğaza girmeye başlar. Saat 11.00 de gemiler Kumkale gerisindeki obüs bataryalarının atış menziline girer ve mesafe kat ettikçe üzerlerine açılan ateş daha da şiddetlenir. Saat 11.15’te Triumph zırhlısının Halileli sırtlarına göndermiş olduğu salvolara İntepe Bataryaları karşılık verir. Saldırı planına göre Merkez Tahkimatını oluşturan Çanakkale-Kilitbahir grubu tabyalarına 14000 yarda (12800 metre)mesafede yerlerini alan zırhlılar, saat 11.30’da amiral gemisi Queen Elizabeth’in ateşe başlamasından on dakika sonra bombardımana başlar.[7]Dünya tarihinin en önemli ve unutulmaz deniz savaşının başladığı bu andan itibaren Çanakkale Boğazının iki yakası topların kulakları sağır edecek kadar güçlü ve korkunç gürlemeleriyle inliyordu. Gemilerden istihkâmlara gönderilen her mermi acı çığlıklar atarak hedefini buluyor ve korkunç patlamalarla infilak ederek düştüğü yeri cehenneme çeviriyordu. Çanakkale Harekâtını İslam Dünyasına karşı başlatılmış bir haçlı seferi olarak kabul eden batının yüzer kaleleri, 1453 yılından beri taşıdıkları kin ve nefreti büyük bir hırs ve intikam duygusuyla İstanbul’un kapısını bekleyen boğaz muhafızlarının üzerine kusuyordu. Merkez Tahkimatını oluşturan, Rumeli Mecidiye, Rumeli Hamidiye, Namazgâh, Çimenlik ve Anadolu Hamidiye Tabyaları, düşman donanmasının kendilerine yönelttiği kesif bombardımana gemiler atış menzilleri dışında bulunduğu için çaresizce karşılık veremiyor, sabırla hasımlarının daha da yaklaşmasını bekliyorlardı.

                      

     Merkez Tabyalarının bu bir anlık suskunluğunun aksine boğazdaki mayın hatlarını korumakla görevli olan bataryalar Avrupa’nın yüzer kalelerine karşı korkusuzca direniyor ve dualarla gönderdikleri her mermiyle Çanakkale Boğazının geçilmeyeceğini bir kez daha haykırıyorlardı. Boğazdaki mayın hatlarını ve merkez tahkimatını korumakla görevli olan Dardanos Bataryası, saat 11.30’da düşman donanması atış menziline girer girmez öldürücü salvolarıyla gemilere karşılık vermeye başlamıştı. Bataryanın yiğit efradı topları başında, Dardanos’un gelecek nesillere örnek olacak olan kahramanlık destanının şanlı sayfalarını yazmak için canla başla uğraşıyorlardı. Birinci İngiliz Tümenini Anadolu yakasındaki topçu bataryalarının ateşinden korumak için örtme vazifesi yapan Triumph zırhlısının batarya’ya karşı başlattığı cehennemi bombardımana Dardanos Bataryası da gücü nispetinde karşılık veriyordu.

 

 

Merhum Mehmet Akif’in yıllar sonra kaleme aldığı meşhur şiirinde; “Ne hayasızca tahaşşüt ki ufuklar kapalı, Nerde gösterdiği vahşetle bu bir Avrupalı!”sözleriyle bire bir tasvir ettiği bu sahne de Dardanos’un yiğit evlatları inançlarından aldıkları manevi güçle direnişin destanını yazıyorlardı. Üsteğmen Hasan Hulusi’nin: “-Göreyim sizi evlatlarım. Ateeeş!”emriyle sevinç gözyaşlarına boğulan bu arslanlardan kimileri namusları olan toplarını öpüyor, kimileri ise birbirlerine sarılıyor ve ardından düşmanın üzerine mermi yağdırıyorlardı.[8]Onları ne sağnak halinde üzerlerine yağan tonlarca top mermisi ne de etraflarında ard arda meydana gelen korkunç patlamalar korkutabiliyor, hepsi bir kalkan olup üstlerine gelen cehennemi göğüslerinde söndürüyorlardı.

 

Merkez Tabyalarına yapılan bombardımanın yeterli olduğuna karar veren Amiral De Robeck’in filoyu biraz daha yaklaştırıp, Amiral Guepratte komutasındaki Fransız Filosuna ait dört harp gemisini ileri sürmesiyle yarım saattir sukünetini muhafaza eden Çanakkale-Kilitbahir istihkâmları, top başı yaparak ve boğazdaki kardeşleriyle beraber düşman gemilerine ateş etmeye başlamıştı. Merkez Tahkimatının işe karışmasıyla şaşkına dönen Amiral De Robeck’in yenilmez armadası, aldığı isabetlerle yıpranmaya başlamıştı.12.45’de yirmi beş dakika içinde on iki isabet alan Agamemnon zırhlısı, Dardanos Bataryasını kendisine hedef olarak seçmişti. Batarya personelinin Agamemnon’a karşı ayrı bir kini vardı. “Kırık direk” adını verdikleri bu zırhlının boğaza her girişinde cephane yükünü istihkâmlar üzerinde tüketip pervasızca çıkıp gitmesine sinir olurlardı. Üsteğmen Hasan Hulusi Efendinin: “-Haydi çocuklar hedefimiz şu sizin kırık direk dediğiniz gemi”diye emir vermesiyle Agamemnon, Dardanos’un gazabına uğramaya başladı. Geminin baş ve güvertesine isabet eden ilk mermilerin sebep olduğu duman dağılıncaya kadar Queen Elizabeth’e atışlarını yönelten Dardanos Bataryasının yolladığı üç mermi, amiral gemisinin güvertesinde patladı. İkinci defa Agamemnon zırhlısını ele alan topçular bu defa üç isabet daha kaydetti. Zırhlı olduğu yerde döndü ve dumanlar içinde kaldı[9]

 

 

Saat:13.35 sularında Dardanos Bataryası ile Agamemnon zırhlısı arasında sürüp giden bu mücadeleyi ve Agamemnon zırhlısının yaşadığı zor anları harekâtı takip eden bir İngiliz Savaş muhabiri hatıralarında: “Bu sırada Agamemnona isabet eden Dardanosun üç mermisinden ikisi yine güvertede patladı. Biri de arka bacayı yırtarak yeni açılmış bir nilüfer çiçeği haline koydu.”sözleriyle anlatır.[10]Agamemnon zırhlısının yer değiştirmesi üzerine Prince George zırhlısını dövmeye başlayan batarya, gemiye beş isabet kaydetti ve teknede çok büyük bir yangın çıktı. Dardanos’un gönderdiği salvolarla alev alev yanan Prince George bulunduğu mevkiyi terk etti. Gemi personeli çıkan yangını söndürmeye çalıştı.[11]Tabyalardaki topların bombardımandan ötürü toprak altında kalması ve hasara uğraması nedeniyle Türk topçusunun atış hızı oldukça azalmıştı. Saat:13.45’de gemilerin kesin sonuç alma yerlerine yaklaşmalarının ve mayın hatlarında donanmanın İstanbul’a gidebilmesi için gerekli olan geçidin açılmasının zamanının geldiğini düşünen Amiral De Robeck, mayın arama ve tarama faaliyetlerini örtmek ve korumak amacıyla Albay Hayes Sadler komutasında altı İngiliz Zırhlısından oluşan 2.Tümeni yıpranan Fransız tümeniyle değiştirmeye karar verdi. İngiliz ve Fransız Zırhlıları arasında saat 14.00 civarında başlayan bu nöbet değişimi esnasında  o gün zaferin hangi taraftan yana olacağını gösteren ilk belirtiler tezahür etmeye başladı. Fransızların Bouvet Zırhlısı, Çanakkale Boğazından çıkarken Nusrat mayın gemisinin Erenköy Koyuna döktüğü mayınlardan birine çarparak sadece iki dakika içinde battı.[12]Müttefikler üzerinde şok etkisi yaratan bu olay boğaz savunucularının dayanma gücünü artırdı.18 Mart deniz savaşının kırılma noktası olarak kabul edebileceğimiz bu hadise, Türk topçusu için büyük bir moral kaynağı olmuş, onların maneviyatını arttırmıştı. Boğazın şanlı müdaafilerine emeklerinin asla zayi olmayacağını göstermiştir. O dakikalarda Kilitbahir’den Çanakkale’ye yeni geçen Müstahkem Mevkii Kumandanı Cevat Paşa, yaveri Selahaddin Adil Bey’den komutayı devralır. Cevat Paşa, düşmanın hiç ummadığı bir anda düçar olduğu bu felaketin Müstahkem Mevkii topçusu üzerindeki tesirini: “Bouvet’in batışı ve Fransız filosunun perişan hali bütün kale mensuplarının maneviyatlarını yükseltti. Onlara yeni bir kuvvet ve kudret verdi.”sözleriyle anlatır.[13]Üsteğmen Hasan Hulusi’nin topları o dakikalarda toprak altına gömüldüğünden dolayı Bouvet’e ateş açamamıştır.

 

       Fransız filosundan boğaz nöbetini devralan Albay Hayes Sadler komutasındaki altı İngiliz savaş gemisi saat 14.31’de boğazdan içeri girer. Ocean, Irresistible, Vangeance, Swiftsure, Majestic ve Albion muharebe gemilerinden oluşan 2.Tümen zırhlıları saat.14.39’da 12000 yarda(11000 metre) mesafeden Çanakkale-Kilitbahir istihkâmlarını güçlü toplarıyla dövmeye başlar. Sabahtan beri hattı harpte muharebe eden İngiliz zırhlılarıyla birlikte kaleleri hallaç pamuğuna çeviren bu yeni gemiler,merkez tahkimatıyla aralarındaki mesafeyi 10000 yardaya (9150 metre) düşürür. Merkez Tahkimatı,düşmanın taze kuvvetle başlattığı bu şiddetli bombardımana aynı nispette cevap veremez. Bu ateş ve çelik yağmuruna seri bir biçimde karşı koyan tek tabyamız Anadolu Hamidiye Tabyasıydı. Düşman ne yapsa bu şanlı muhafızı susturamıyordu. Queen Elizabeth ve Agamemnon Zırhlılarının alev kusan namlularına korkusuzca karşı koyan Hamidiye,saat 15.00’de Irresistible zırhlısını fena ele almış, bu gemi on dört dakika sonra büyük bir patlamayla sarsılmıştı.[14]Makine dairesi sular altında kalan ve sancak bordasına bayılan zırhlı, bütün hareket kabiliyetini yitirmiş, boğazdaki güçlü akıntının tutsağı olmuştu.Anadolu kıyıları boyunca sürüklenen Irresistible zırhlısı saat 16.15’te Nusrat’ın döktüğü mayınlardan birine çarptı.Sancak makine dairesinin altında,omurgaya yakın bir noktada patlayan mayın gemiyi ümitsiz vakıa haline getirdi.Suların her dakika esir aldığı tekne akıntının hızıyla bir müddet daha sürüklendi ve kaderin cilvesi Dardanos Bataryasının tam karşısında mıhlanıp kaldı.[15]

 

Dardanos Bataryası biraz evvel devasa toplarıyla silah arkadaşlarına kan kusturan ve şimdi derin bir acziyet içinde çaresizce karşısında bekleyen 15000 tonluk dev zırhlıyı, toplarıyla kalbura çevirmeye başladı. Irresistible Dardanos’tan yediği her darbeyle ölüme bir kat daha yaklaşıyordu. Dardanos’un dualarla yolladığı salvoların Irresistible Zırhlısına yaptığı tahribatı, o ana şahitlik eden bir yazar hatıralarında şu cümlelerle anlatır: “Fazla olarak sakatlanmış zırhlı, akıntının sevkiyle Asya kıyılarına doğru sürüklendi ve akıntının söndüğü bir noktaya gelincede olduğu yerde mıhlanıp kaldı.Halbuki bu sakin su bölgesi Dardanos Bataryalarının burnu dibindedir.Türk istihkamı için ne ele geçmez bir fırsattır bu!..Ve bütün mürettebatı güvertesinde tabur edilmiş şu koca düşman zırhlısı ne mükemmel bir hedef teşkil etmektedir.Omuz omuza duran bu et  yığınında Dardanos’un humbaraları geniş ve kanlı gedikler açıyor ve ateşe beş altı seyyar batarya da katılıyor”[16]

 

 

ŞEHADET VAKTİ

 

Boğaz harbinin galip ve mağlubunun belli olmaya başladığı akşam saatlerinde Anadolu yakasındaki Mesudiye Bataryasını bombardıman eden amiral gemisi Queen Elizabeth, bir müddet sonra devasa toplarını Dardanos Bataryasına tevcih ettirdi. Harekât boyunca kendilerine meydan okuyan ve atışlarıyla zırhlıları ciddi manada hasara uğratan Dardanos’u sükût ettirmeye niyetlenen Queen Elizabeth, 38’lik devasa toplarıyla bataryaya karşı müthiş bir baraj ateşi açtı. Ortalığı yerle bir eden bombardıman sırasında batarya efradı sığınaklara alındığından dolayı can kaybı yaşanmasa da etrafı toz ve toprakla dolan toplar işlemez hale gelmiş, Müstakem Mevki Kumandanlığıyla olan telefon irtibatı da kesilmişti. Top atışı bittiğinde sığınaklardan çıkan personel, süratle topları temizleyerek ateşe hazır hale getirdi. Kısacası yenilmez armadanın gücü yine Dardanos’u susturmaya yetmedi.Filo bu konu da yine sınıfta kaldı. Üsteğmen Hasan Hulusi Efendi telefon hatları tamir edilir edilmez Dardanos’un bu kısa süreli suskunluğundan endişe eden Cevat Paşa’yı arayıp yaşananlar hakkında malumat verdi. Topların düşmana mukabele etmeye hazır olduğunu duyan Cevat Paşa ise “Sağol kahraman evladım. Cenab-ı Hak hepinizi bu millete bağışlasın.”sözleriyle memnuniyetini ifade etti.[17]

 

Ne var ki bu Cevat Paşa’nın batarya komutanıyla son konuşması olacaktı. Bataryanın bu bir anlık sessizliğinden istifade ederek Merkez Tahkimatına daha rahat yüklenen zırhlılar, Dardanos’un yeniden üzerlerine mermi yağdırdığını görünce şaşkına dönmüşlerdi. Üsteğmen Hasan evvela o gün saat 16.05’te mayına çarpıp, batma tehlikesi geçirerek boğazdan dışarı kendisini zor atacak olan Inflexible zırhlısını ele aldı. Dardanos Bataryasının Inflexible zırhlısına saldırdığını gören Queen Elizabeth saat16.40’da bütün hırsıyla tekrar bordasındaki toplarını batarya ya çevirmiş, ortalığı yerle bir etmeye başlamıştı. Üsteğmen Hasan bunun üzerine hedef değiştirerek toplarını amiral zırhlısına tevcih ettirdi. Tabur Komutanı Mithat Bey tarafından telefona çağrıldığını haber alan batarya komutanı, gerekli emirleri vererek topların başından ayrıldı. Bu, batarya efradının çok sevdikleri komutanlarını son görüşleri ve ondan aldıkları son emirlerdi. Şehit namzedi Hasan Efendi düşman mermilerinin fazlaca düştüğü bir mahalde yer alan (tarassut/gözetleme yeri)muhabere mevkiine giderken peşinden gelen Teğmen Mevsufa neden geldiğini sorar. Üstü başı toza toprağa bulanmış olan Mevsuf Efendi de cevaben çok susadığını söyler. İkisi de telefonun bulunduğu sipere girer girmez bir düşman salvosu siperin önündeki toprağı kaldırır ve üzerlerine yığar. Canlarını, her şeyden aziz bildikleri mukaddes vatan toprakları için seve seve feda etmeye hazır olan bu iki mümtaz Osmanlı zabiti ve Yozgatlı Yunus Çavuş ölmeden diri diri toprağa gömülür ve çok geçmeden şehit olur. O anı ve sonrasında yaşanılanları Dardanos Bataryası ikinci takım komutanı Edremitli İsmail Hakkı Efendi hatıralarında şöyle anlatır: “Tam bu sırada müthiş bir patlama oldu. Her tarafımız toz duman içinde kaldı. Taş, toprak, tahta, kalas parçaları havada uçuşuyor. Sonrada üzerimize düşüyordu.

 

-Dikkat çocuklar, koruyun kendinizi diye bağırdım, üstümüz tamamen açık sığınacak bir yer yoktu. Arif birden:

-Bey bu mermi bizim tarassut tarafına düştü galiba  dedi,oraya yürüdü.Arif doğru tahmin etmişti.O taraftan birkaç inilti kulağıma geldi.Takıma:

 

-Ateş kes… Kumandası vererek tarassut mahalline koştum. Yaklaştıkça etraftaki enkaz fazlalaşıyordu. Arife yetiştim.

-Yürü Arif diyerek geçtim. Yanından tarassut mahalline girdiğim zaman gördüğüm manzara karşısında adeta kanım dondu. Kumandanımız Hasan Bey, Mülazım Mevsuf Bey ve çok sevdiğim Nişangâh çavuşumuz Yozgatlı Yunus şehit olmuşlar kanlar içinde enkazın arasında yatıyorlardı. Tam altı metre mesafeye düşen bir 38’lik bu üç kahraman arkadaşımızı bizden ayırmıştı. Tarassut yerinin önünde çukur açan bu uğursuz mermi arka tarafta da büyük hasar yapmış buradaki vazifeli dokuz erimizde şehit olmuşlardı. Az ilerde beş erimizde yaralanmış şehit arkadaşlarının arasında inildeyerek sağa sola davranıyorlardı. Hemen yardımlarına koştuk, sıhhiyeler geldi. Yaraları sarıldı. Aşağıya indirilip nakliye arabaları ile hastaneye yolladım onları. Tekrar tarassut yerine dönerek şehitlerin üzerlerini beyliklerle örttüm. Bu arada birinci takım subayı Adil geldi.

 

-Ne var İsmail? Diyerek nefes nefese sorunca:

 

-Metin ol Adilciğim. Kumandan Hasan Bey, Mülazım Mevsuf ve benim Yozgatlı burada şehit oldular. Arkada da daha dokuz şehidimiz var. Beş yaralımızı da yaralarını sarıp hastaneye gönderdim dedim. Adil evvela beni dikkatle dinledi. Bir durdu… Sonra birden şehitlerin üzerine adeta kendini attı. Yüzlerindeki örtüleri teker teker açarak hepsine birer kere baktı ve sonra da tekrar yavaşça hepsini örterek doğruldu. Gözlerinden yaşlar akıyor, bir hıçkırık duydum. Baktım Arif. Bataryanın gülü olan Arif gözlerinden yaşlar akarak kendi kendine söyleniyor. Yanına sokuldum. Elini omzuna koyup yüzüne baktım.

 

-İyi insanlardı bunlar bende yanlarında bulunsam ne olurdu? Diyordu.

 

Cenab-ı Hak onları bizden fazla seviyormuş. Metin ol Arifim sen. Dedim. Düşman tabyamızdaki infilakı ve ateşi kestiğimizi görerek toplarını Hamidiye ye çevirmiş ateş ediyordu. [18]
                                  

                                        Üsteğmen Hasan


                                 

                                                 Teğmen Mevsuf

 

Batarya’ya dönen Teğmen İsmail Hakkı Efendi personele acı haberi verir. Herkes derin bir teessür içindedir. İsmail Hakkı Bey efrada kumandanlarının ve şehit arkadaşlarının intikamlarını almaları için top başı yapmalarını emreder. Dardanos’un kahraman efradı milletimizin ateşle imtihan edildiği o tarihi günde şehadetleriyle bataryalarına şan veren ve gelecek nesile örnek teşkil eden komutanlarını ve arkadaşlarını kaybetmenin hırsı ile Queen Elizabeth zırhlısına ard arda intikam dolu atışlar yapar. Gönderilen her salvo koca dretnotun tepesinde patlar. Dardanos Bataryasının şanlı muhafızları, akşamüzeri boğazı terk eden müttefikler armadasına bir kez daha ölmediklerini, yılmadıklarını, vatan topraklarını savunmaktan vazgeçmeyeceklerini, Çanakkale Boğazının İstanbul’a gitmek isteyen her düşman kuvvete bir geçit değil, mezar olacağını haykırır. İsmail Hakkı Efendi o güne ait hatıralarında amiral gemisine yapılan bu son bombardımanın etkileriyle ilgili: “Büyük bir dikkat ve hırsla attığımız mermiler boşa gitmemeye başladı. Ancak danelerimizin çapları ufak olduğundan ve bu gemiler kum torbalarıyla korunduklarından tesirli olamıyorduk. Ama mermilerimizin patlayışı gemilerin personeli üzerinde sinir bozucu tesirler yaptığı muhakkaktı.”ifadelerini kullanır.[19]İstanbul Fatihi olmak hülyasıyla boğaza giren ve akşam saatlerinde hayal kırıklığı içinde boğazı terk eden Amiral De Robeck’in komuta gemisi, Dardanosun atış menzilinden çıkar çıkmaz batarya, Lord Nelson muharebe gemisine ateş etmeye başlar. Batarya’nın yolladığı dördüncü mermi geminin güvertesini alevler içinde bırakır.Lord Nelson’da Queen Elizabeth gibi selameti boğazdan kaçmakta bulur.[20]

 

 

 

GİTTİLER!…GEÇEMEDİLER!...GEÇEMEYECEKLER!........

 

 

Düşman gemileri bataryanın atış menzili dışına çıkıncaya kadar personel topçu ateşine devam eder. Gemiler uzaklaşınca beyhude yere cephane harcamamak için ateş kesilir. Bu sırada batarya’daki faciayı telefonda haber alan Çanakkale Müstahkem Mevkii Kumandanı Cevat Paşa Dardanos Bataryasına ulaşır. Beyaz atının üzerinde batarya’ya gelen Müstahkem Mevkii Kumandanı efradı selamlar ve hepsine: “-Başınız sağ olsun evlatlarım. Hepinize geçmiş olsun.”Diyerek taziyelerini iletir. Şehitlerin nerede olduğunu soran Cevat Paşa’ya İsmail Hakkı Efendi refakat eder. Birlikte facianın yaşandığı tarassut mahalline giderler. Edremit İsmail Hakkı Efendi hadisenin bundan sonraki kısmını hatıralarında şöyle anlatır: “-Batmakta olan güneşin kızıl renkleri tepeye çıkmakta olan Cevat Paşa’nın gözlük camlarında parıltılar yapıyordu. Bu manzaranın tesiri altında kalmış o renkleri doya doya seyrederken içimdeki acıyı unutmaya çalışıyordum. Tarassut mahalline geldik. Arif kalktı selam verdi. Paşa üzerleri örtülü şehitleri görünce birden sert bir şekilde toplandı vaziyet aldı. Bu kahraman ölüleri selamladı. Sonra eğildi yüzlerini açarak baktı.

 

-Fedakâr evlatlarım. Büyük rütbeyi aldınız. Ruhunuz şad olsun. Dedi. Gözlerinden yaş damlaları düşüyordu. Birkaç damla da şehitlerin üzerine aktı. Yavaşça örtüleri yüzlerine örttü. Doğruldu tekrar vaziyet alarak onları selamladıktan sonra bize döndü.

 

-Çıkalım. Bir de dışarısını görelim çocuklar. Diyerek önümüzden geçti. Merminin açtığı çukuru, etraftaki tahribatı görüp şehit erlerin yanına geldi. Bu şehitleri de tazim ile selamladıktan sonra hepsinin ayrı ayrı yüzlerini açtı ve;

 

-Benim kahraman çocuklarım derken. Derken yine gözlerinden yaşlar yuvarlanıyordu. Onların da yüzlerini örttü ve tekrar selamlayarak oradan ayrıldı. Aşağıya inerken bize:

 

-Çocuklar ben tertibat aldım. Şimdi arabalar ve Alay imamı gelecek şehitlerle meşgul olacaklar. Yaralıları ne yaptınız?

 

-İlk sargılarını yaptırıp hastaneye yolladık Paşam. Dedim.

-İçlerinde ağır olan var mı?

-Biri ağır diğerleri hafiftir cevabını verdim.

 

-Şimdi onları da hastanede görürüm. Dedi ve birlikte tabyaya indik. Efrad takımlar halinde toplanmışlardı. Onları selamlayan paşa:

 

-Başınız sağ olsun evlatlarım.

-Sağolun Paşam

 

-Kahraman arkadaşlarımız en büyük mertebeye erdiler. Onlar yattıkça Cenab-ı Hak sizlere ömür ihsan buyursun. Onların intikamını aldınız evlatlarım. Bu sırada yanımıza gelen bir er Ariften bize şu haberi getirdi.

-Düşmanın en son gemisi şu an boğazdan çıkıyor.Bu haberi paşaya bildirdik.Yanımızdaki yüksekçe bir tepeye yürüdü.Güneşin son ışıkları boğazdan perişan bir halde çıkan  sabahki mağrur düşman filosunun son gemisini ve bu korkunç armadayı mağlup eden kahraman Türk Topçularının Kumandanını aydınlatıyor.Bu manzara karşısında Cevat Paşa’nın;

 

-Gittiler… Geçemediler… Geçemeyecekler de… Diye konuştuğunu duyduk. Az sonra şosenin üzerinde beyaz atı ile Dardanos’tan uzaklaşan 18 Mart’ın bu muzaffer kumandanı etrafı sarmaya başlayan akşamın karanlıkları içinde karargâhına dönüyor ve görünmez oluyordu.[21]

            

          Cevat Paşa-Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı

 

Çanakkale Harekâtındaki deniz taarruzlarının en sonuncusu ve en kapsamlısı olan 18 Mart 1915 Deniz Harekâtı Cenab-ı Hakkın yardımı ve vatan kapısının şanlı muhafızlarının fedakârlık ve gayretleriyle paha biçilmez kıymette bir zafer olarak tarihe geçmiştir. Kendilerini haçlı ordularının devamı olarak kabullenip kin, nefret ve intikam duygularıyla payı tahtın kapısını hayâsızca zorlayan müstevliler, akşam saatlerinde zafer naraları atıp meydan okudukları dünya’ya, rezil rüsva olarak boğazı terk etmek mecburiyetinde kalmışlardır. O gün Çanakkale Boğazında mayınların ve topçuların işbirliğiyle batırılan üç koca zırhlı dünya durdukça 18 Mart 1915 saat.18.00’de kazanılan büyük Türk Zaferinin ebedi bir nişanesi olarak deryanın derinliklerinde kalacaktır.18 Mart’ı göğsümüzü kabartan ve milli mefkûremizi tazeleyen bir şeref ve kahramanlık günü haline gelmesinde Dardanos Bataryasının gösterdiği çabayı daima hatırlamak mecburiyetindeyiz. O gün düşmanın üzerine yağdırdığı 4000 mermiyi iman dolu göğsünde söndüren, üç defa toprak altında kalıp, kullanılmaz hale gelen toplarını, ümidini kaybetmeyip büyük bir tevekkül örneği sergilyerek ateşe hazır hale getiren ve düşmana haddini bildiren, verdiği şehitlerle vatan mihrabında şerefli bir hatıra bırakan Dardanos Bataryası, Çanakkale Muharebeleriyle başlayan milli dirilişimizin en önemli sembollerindendir.18 Mart günü dualarla namluya sürdüğü 115 mermiyle Birleşik Filoya meydan okuyan imanın, tevekkülün ve vatan sevgisinin bu aşılmaz seddini ve onun mücahitlerini aşağıdaki mısralar şu sözlerle ölümsüzleştirmektedir.[22]

 

O gün artık, ne ana ne bacı ne kardeş,

İlle vatan, vatan diye haykırırken Hasan,

Şehit düştü Dardanos Tabyasında o yiğit kumandan.

Onu yalnız bırakırımıydı Mevsufla yiğit erleri?

İşte o gün hepsi almışlardı en büyük rütbeyi.

Kan, ateş içerisinde boğuşuyordu Mehmet,

Artık düşmana çekilmek olmuştu kısmet,

Hayatla ölüm, karıştı birbirine,

Yine Çanakkale’m kaldı asıl sahiplerine.

 

18 Mart 1915 günü yazılan Dardanos Destanı kıyamete kadar unutulmayacak, yaşayan ve yaşayacak olan nesillere vatan müdafaası ve sevgisi adına ilham kaynağı olmaya devam edecektir.

 

 

ŞEHİTLERE SON GÖREV

 

Tarih 19 Mart 1915, günlerden Cuma. Bir gün önce yapılan büyük savunma savaşının zaferle hitam bulması için canlarını feda eden Dardanos Bataryası kahramanları son yolculuğuna uğurlanıyor. Çanakkaleliler askeriyle siviliyle bir araya gelmiş subaylar, 3000 er ve büyük bir insan topluluğundan oluşan kalabalık vatanın selameti için canlarını veren bu ölümsüz kahramanlara son vazifelerini ifa ediyor.18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferinin en büyük kahramanı Cevat Paşa evlatlarım dediği Üsteğmen Hasan ve Teğmen Mevsufun Değirmenlik mezarlığındaki· kabirleri başında orada bulunanlara şöyle hitap ediyor;

 

Askerler, burada Hasan adında bir arkadaşımız yatıyor. Fâni mevcudiyetinden daha çok işler beklenirken şehit mertebesine erişip, ebediyete intikal etti El­bette bu zaferler bizi şerefli bir sulha kavuşturacak, hepiniz bi­rer gazi olarak evlerinize döne­ceksiniz. Kumandanınız ve silah arkadaşım olarak sizlerden ta­lep ediyorum: İlk doğacak oğlu­nuzun adını Hasan koyun ki Onun İçimizde yaşayan kahraman ruhuyla beraber İsmini de ebediyen yaşatalım.[23]

 

Bu sözlerle konuşmasına son veren Cevat Paşa, sarf ettiği cümleleri sadece o an ki duygu ve düşüncelerle irad edilen klasik bir nutuktan ibaret bırakmamıştır. Bu konudaki samimiyetini ortaya koyarak bu kahramanların isimlerinin ebediyete kadar yaşaması için girişimlerde bulunmuş, orada bulunanlara öncülük etmiştir. Bir kaç gün sonra kendi imzasını taşıyan bir baş sağlığı mektubuyla birlikte Üsteğmen Hasan Efendiye verilen Gümüş Liyakat Madalyası ve beratını, yetim kalan biri dört yaşında diğeri ise sadece yirmi iki gün evvel dünyaya gelen iki çocuğuna sarf edilmek üzere verilen 50 altın lirayı babası Yüzbaşı İsmail Bey’e teslim ettirmiştir. Olaylar karşısında büyük metanet gösteren babası,bu emanetleri kendisine teslim edildiğinde söylenen,: “Ne bahtiyar bir pedersiniz ki,kahraman oğlunuzun gözleri önünde Bouvet batmıştır.”sözleri karşısında gözyaşlarına hakim olamamıştır[24]

 

Cevat Paşa, Başkumandanlık Vekâletine 7 Nisan 1915 tarihinde göndermiş olduğu 707 numaralı yazıda Çanakkale Boğaz savunmasında fevkalade gayret gösteren ve 18 Mart 1915 deniz savaşında vazifesi başında şehitlik mertebesine ulaşan Dardanos Bataryası kumandanı Kilitbahirli Üsteğmen Hasan Hulusi Efendi ve Tarassut Subayı Trablusgarplı Teğmen Mevsuf Efendinin isimlerinin adı geçen bataryaya verilmesini ve Dardanos’un adının Hasan-Mevsuf Bataryası olarak değiştirilmesini talep emiştir. Başkumandanlık Vekâleti 16 Mayıs 1915 tarihinde gönderdiği cevabı yazıda Cevat Paşa’nın bu talebini münasip görerek Dardanos Bataryasının adının Hasan-Mevsuf Bataryası olarak değiştirilmesine karar vermiştir.Artık bu şanlı istihkam şehit kumandanlarının adıyla harp tarihimizin güzide sayfalarında yer alacaktır[25]

 

 

DARDANOS BATARYASINA AİT BAZI HATIRALAR

 

a)3.Kolordu Kurmay Başkanlığı 1.Şube Müdürü Binbaşı Sedat Bey’in 18 Mart 1915 sabahı savaş başlamadan önce Dardanos Bataryasına yaptığı ziyaret esnasında edindiği izlenimler

 

 18 Mart 1915 sabahı Müstahkem Mevkii Komutanı Gelibolu Yarımadasının güney kısmındaki Kitre ve çevresinin sahil korumasında bulunan bazı birlikleri teftişe gidecekti.19.Tümen Komutanı’nın da o bölgeyi görmek üzere kendileriyle buluşacağını, dolayısıyla Eceabat’ta bulunan tümen karargâhına hareketimi öğleden sonraya ertelememi emretti. “Dardanos’a, İntepe’ye git, düşman donanmasıyla nasıl boğuştuğumuzu gör, gece gördüklerin ve öğrendiklerin bir şenlik gecesini andırır. Gündüz yapılacaklar bundan çok farklıdır”dedi ve veda ederek ayrıldı. Pek çok defa düşman gemilerinin ateşine hedef olan bataryaları özellikle Dardanos bataryasını görmek merak uyandırıyordu. Bu bataryaya gittim. Dardanos, Kepez Burnu’ndan 1,5-2 kilometre güneyinde birden bire yükselmeye başlayan arazinin başlangıcında bir tepedir. Tepenin kuzey ve doğusunda daha o zamanlar ateş tesiriyle harap olmayan ve uzun düşen mermilerin isabetini gösteren, yüksek yüksek ağaçla sahip olan palamutluklar vardı. Çanakkale’den gelen ve Kepez Köyünden geçerek Dardanos’a özellikle Müstahkem Mevkinin ihtiyaçları düşünülerek yapılmış geniş ve sağlam bir şoseyi takip etmiştim. Dardanos’un bir kilometre kadar doğusunda Kepez deresinden itibaren bataryaya önceden yapılmış olan atışların işaretlerini gösteren çukurlar çoğalmaya başlıyordu.Dardanos’a yaklaştıkça bu yoğunluk artıyordu.Nihayet bataryanın bulunduğu dar ve yüksek hattın hemen gerisiyle ,ilerisi yalnız sürülmüş arazi görünümünü veriyor, aynı zamanda derin çukurlar geçilmesi güç engeller oluşturmuş bulunuyor ve toprağın adeta yanmış olduğu görülüyordu.

 

Bataryanın birkaç saat sonra şehit olacak olan komutanı Hasan Bey bataryanın çarpışmalarını, düşman atışlarını ve o arada özellikle 25 Şubat,7Mart ve sonraki günlerdeki muharebeleri anlattı.· Bizzat batarya da bütün çarpışmaların tesir ve tahribatının çok önemsiz olduğunu, bir topa isabet gerçekleştiğini ve fakat bir, iki gün sonra yine göreve hazır hale getirildiğini, diğer bir topun toprağa gömüldüğünü ve çıkarıldığını, bir üçüncüsün kalkana aldığı isabetle doğrultulamadığını ve fakat sonunda ıslah edilmiş olduğunu anlattı. Bütün bataryayı dolaştık, gözetlemeciler görev başında, toplarda göreve hazırdı.

 

Burgu ile delinmiş bir kuyu tarzında yapılmış derin gözetleme yeri, batarya komutanının savaş idare yerini oluşturuyordu. Bu kuyu derinliğinde yapılmış, bir merdivenle iskele tarzında inşa edilmiş dürbün mahalline merhum ile birlikte çıktık. Buralarda düşman gemilerinin nelerde durup atış yaptıklarına, bizim civar ve karşı sahilde bulunan bataryalarımızın ve mayın hatlarımızın yerlerine dair ayrıntılı bilgiler aldım. Defalarca gözetleme dürbününü boğaz girişine çevirdik. Bazı küçük gemilerin torpido gemileri ile kruvazörlerin girişe doğru geldiklerini görüyorduk. Hasan ve Mevsuf Beyler; “-Her günkü zamanları yaklaştı, hatta geçiyor bile. Talihiniz yok. Bugün galiba uğramayacaklar”dediler. Bu çarpışmayı yakından görmeyi çok istiyordum. Bu sebeple saat 10.00’a kadar belki,bir çeyrekten fazla bir zaman dürbün başında kaldığımız halde,batarya komutanının teminatı üzerine geri dönmeye mecbur oldum.

 

Geri dönüşüm sırasında Çanakkale istihkamlarına yönelince yapılan gizleme tertibatı özellikle dikkatimi çekti.Bağımsız çiftlik binalarından,kasabanın minareleri,çan kuleleri,yükselmiş binalarına ve Çimenlik tabyasındaki eski kaleye kadar uzaktan dikkati çekebilecek ne kadar beyaz bina varsa,muhtelif şekillerde koyu renklerle boyanmıştı.Dardanos civarı Çanakkale’den altı,yedi kilometre mesafede olduğu halde,bu mesafeden boyanmış olan yerler adeta güç ayırt ediliyordu.Düşman donanması ise daha uzaklardan buraları nişangah dürbünleriyle bile ayırt etmekte daha çok zorluk çekecek,bu şekilde yardımcı hedeflerini kolay kolay bulamayacaktı.Gizlenme tertibatının bizde ilk uygulandığı yer Çanakkale’dir.Burada düşmanlarımızda çok mükemmel gözlem araçları varken bile,çok iyi sonuç vermiştir.

 

Saat 10.30’a doğru Müstahkem Mevki karargâhına dönmüştüm. Komutan Paşa henüz dönmemişti. Öğle yemeğine kadar biraz beklemek geliyordu. Karargâhta muhafazalar içinde büyük bir dürbün dikkatimi çekti. Müstahkem Mevki için getirilmiş, gayet mükemmel ve son sistem bir dürbünü. Kurmay Kıdemli Yüzbaşı Osman Zati Bey’in-İmalat-ı Harbiye Fabrikaları Müdürü Osman Zati Beyefendi-gösterdiği böyle bir sehpalı dürbünü ilk defa görüyordum. Dürbünü karargâh binasının biraz ilerisine kurduk ve boğaz girişine çevirdik. Bazı büyük gemilerin girişten içeri girmekte olması dikkatimi çekti. Haber verdim, önce Osman Zati Bey ve sonra kurmay başkanı dürbün başına gelerek baktılar.

 

Kurmay Başkanı gözetlemeye devam ederek, gemilerin adlarını birer birer saymaya başladı. “-En güçlü İngiliz gemileri, durum ciddidir” dedi.Telefon başında Hamdi Bey merhumun almakta olduğu bilgiler,kurmay başkanının düşüncelerini teyit etti.Dürbün mahallinden gözetlenmeyen daha bir hayli Fransız ve İngiliz gemisinin boğaz girişinden girmekte oldukları ve bunların gördüğümüz gemileri takip etmekte oldukları anlaşıldı.Dürbünü alarak gözetleme mahalline tırmandık.Çok geçmedi savaş başladı.[26]

 

 

b)18 Ekim 1915’te Çanakkale Cephesine beş günlük bir ziyaret gerçekleştiren Suriye İlmi Heyetinin mihmandarlarından olan Üryanizade Ali Vahid Efendinin Dardanos Bataryasına ait izlenimleri

 

Ertesi günü boğazdaki mevaki-i müstahkemeyi ziyaret için ale’s-sabah hareket ettik. Mevki’-i Müstahkem Kumandan Vekili tarafından gayet mükellef bir ziyafet keşide olundu. Ba’de’z-zuhur “Hasan Mevsuf” namı verilen tepeye tepeye giderek oradaki bataryayı ziyaret ettik. Zabitandan biri eliyle toplardan birini okşayarak bize dönüp; “Efendiler! Düşman 5 Mart’ta yalnız bu bataryaya sadece 3000 mermi attı.· Lakin saklayan “Allah”sakladı. Düşmanın yaptığı zarar işte bundan ibarettir. Bakınız! Diyerek ehemmiyetsiz bir çizinti gösterdi. Ben kendimden geçerek hemen dudaklarımı o hilafet kapısının mübarek kilidi üstüne koyup tebrik ettim.

 

Tepenin vech-i tesmiyesi hakkında izahat verdiler. Kal’a-i Sultaniyeli· Hasan Bey o bataryanın kumandanı, Trablusgarplı Mevsuf Bey’de· takım zabiti imiş[27].5 Mart’ta boğaz’da vuku bulan şiddetli taarruzda kemal-i maharet ve şeca’atle bu bataryayı idare eden bu iki zat, ikindi vakti birbirini müteakip burada yaralanarak şehit düşmüşler. Biz  o iki mübarek zatla diğer şühedanın ruhlarına Fatihalar okurken boğazın koyu mavi dalgaları koşup geliyor, düşmanın mağruk tahte’l-Bahrinin· meydanda kalan aksamına çarparak köpükler saçıyordu.[28]

 

 

Çanakkale Davasının edebiyatımızdaki en gür sesi ve en büyük şairi olan Merhum Mehmet Akif Ersoy’un o muhteşem şiirinde; “Tüllenen mağribi akşamları sarsam yarana, yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.”Sözleriyle minnet duygularını dile getirdiği, namusumuzu ve bağımsızlığımızı borçlu olduğumuz o asil kahramanlar, bizden sadece saygı, vefa ve dua beklemektedir. Hasan Mevsuf Şehitliğinin ve bataryanın bulunduğu mevki günümüzde ne yazık ki hak ettiği saygıyı görmemektedir. Tarih şuurundan yoksun bazı insanların davranışları şehitlerimizin kemiklerini sızlatmaktadır. Hasan Mevsuf Bataryasının mevzilendiği tepe ve şehitliğin çevresi bu saygısızlıktan kurtarılmalı, yetkililer bunun için önlem almalıdır. Ülkemizin dört bir yanından her sene Çanakkale Şehitlerini ziyarete gelen misafirlerimiz, Gelibolu Yarımadasını ziyaret ettikleri gibi, boğazın karşı tarafında yatan kahramanlarımızı da ziyaret etmeli, Dardanos Bataryası şehitlerini boynu bükük bırakmamalıdırlar. Hasan Mevsuf Bataryası ve şehitliğini ziyaret etmek isteyen misafirlerimiz Çanakkale-İzmir asfaltının 10.kilometresinde, yolun sağ tarafında Hasan Mevsuf Bataryası ve Şehitliği yazan bordo renkli bir tabelayla karşılaşacaklardır. Buradan sağa saparak iki kilometre devam ettikten sonra Dardanos Destanının yazıldığı bataryaya(beyaz renkli boğaz kontrol radar kulesinin bulunduğu nokta) ve bu destanın şanlı amillerinin ebedi istirahatgahlarına ulaşabileceklerdir. Bu vatanın ebediyyen Müslüman ve Türk kalması için canını veren aziz şehitlerimizi en derin rahmet ve hürmet duygularıyla yad ediyorum.Ruhunuz Şad Olsun…

 

                                                                    İslam ÖZDEMİR

                                                      Çanakkale Savaşları Araştırmacısı/Yazar

 

 

 

KAYNAKÇA:

 

 

 1-Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi Çanakkale Cephesi Harekâtı 5.Cilt 1.Kitap Genelkurmay Başkanlığı Yayınları Ankara 1993

 

2-Balkan Harbi Tarihi 7.Cilt Osmanlı Deniz Harekâtı Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Basımevi İstanbul 1965

 

3- Thomazi Alb. Çanakkale Deniz Savaşı Çev. Emekli Korgeneral Hüseyin IŞIK Genelkurmay Askeri Tarih Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları Ankara 1997

 

4- Harp Tarihi Gezileri –II (Çanakkale-Gelibolu) Genelkurmay Askeri Tarih Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları Ankara 2010

 

5- Yaratanların Ağzından 18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi Türkiye Eski Muharipler Cemiyeti Yayınları Ankara 1965

 

6- Saraçoğlu A.C.Çanakkale Zaferi 18 Mart 1915 Düşman Geliyor Top Başına Yeditepe Yayınları İstanbul Ocak 2007

 

7- Üryanizade A.V. Çanakkale Cephesinde Duyup, Düşündüklerim Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi c.XVIII. Sayı 53 Temmuz 2002

 

8- Sezen N. Boğaz Zaferinin Kazanılmasında Dardanos Bataryası Hasan ve Mevsuf Beylerin Rolü 18 Mart Deniz Zaferi Paneli Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Çanakkale Savaşları Araştırma Ve Tanıtma Topluluğu Yayınları Çanakkale 17 Mart 2009

 

 

9- Mirliva Sedat, Boğazlar Meselesi ve Çanakkale Deniz Savaşı’nda Türk Zaferi Sadeleştiren ve Yayına Hazırlayan Yrd. Doç. Mehmet Köçer Phoenix Yayınları Ankara 2007

 

10- Çanakkale Hatıraları 1.Cilt Arma Yayınları İstanbul

 

11- Tarhan M.18 Mart Zaferi Milliyet Gazetesi 18 Mart 1970

 

12- Bayrak M. 18 Mart 1915’ten 18 Mart 2009’a Çanakkale Deniz Zaferi www.geliboluyuanlamak.com

 

 

 

 

 

 



[1] Sezen N.Boğaz Zaferinin Kazanılmasında Dardanos Bataryası Hasan ve Mevsuf Beylerin Rolü s.183 18 Mart Deniz Zaferi Paneli Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Çanakkale Savaşları Araştırma Ve Tanıtma Topluluğu Yayınları Çanakkale 17 Mart 2009

[2] Thomazi A.Çanakkale Deniz Savaşı s.27/28 Çev. Emekli Korgeneral Hüseyin IŞIK Genelkurmay Askeri Tarih Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları Ankara 1997

[3] Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi Çanakkale Cephesi Harekâtı 5.Cilt 1.Kitap s.88 Genelkurmay Başkanlığı Yayınları Ankara 1993

[4] Balkan Harbi Tarihi 7.Cilt Osmanlı Deniz Harekâtı s.215 Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Basımevi İstanbul 1965

[5] Yaratanların Ağzından 18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi s.126 Türkiye Eski Muharipler Cemiyeti Yayınları Ankara 1965

[6] Selahaddin Adil Paşa’nın Çanakkale Hatıraları Çanakkale Hatıraları 1.Cilt s.130 Arma Yayınları İstanbul

[7] Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi Çanakkale Cephesi Harekâtı 5.Cilt 1.Kitap s.195 Genelkurmay Başkanlığı Yayınları Ankara 1993

 

[8] Yaratanların Ağzından 18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi s.124 Türkiye Eski Muharipler Cemiyeti Yayınları Ankara 1965

[9] A.g.e s.128

[10] A.g.e s.128

[11] A.g.e s.128

[12] Bayrak M. 18 Mart 1915’ten 18 Mart 2009’a Çanakkale Deniz Zaferi www.geliboluyuanlamak.com

[13] Yaratanların Ağzından 18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi s.129 Türkiye Eski Muharipler Cemiyeti Yayınları Ankara 1965

[14] Bayrak M. 18 Mart 1915’ten 18 Mart 2009’a Çanakkale Deniz Zaferi www.geliboluyuanlamak.com

[15] Saraçoğlu A.C.Çanakkale Zaferi 18 Mart 1915 Düşman Geliyor Top Başına s.82 (Fransız yazar Paul Schak’ın Marins a la bataille des Dardanelles aux Brumes du Nord adlı eserinden)

[16] A.g.e. s.82

[17] Yaratanların Ağzından 18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi s.150 Türkiye Eski Muharipler Cemiyeti Yayınları Ankara 1965

 

[18] A.g.e s.151/152

[19] A.g.e.s.152

[20] A.g.e s.152

[21] A.g.e s152/153

[22] Harp Tarihi Gezileri –II (Çanakkale-Gelibolu) s.183/184 Genelkurmay Askeri Tarih Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları Ankara 2010

· Kahraman şehitlerimizin mübarek cenazeleri üç yıl sonra bugünkü Hasan-Mevsuf Şehitliğinin olduğu yere nakledilmiştir.

[23] Tarhan M.18 Mart Zaferi. Milliyet Gazetesi 18 Mart 1970

[24] Tarhan M.18 Mart Zaferi. Milliyet Gazetesi 18 Mart 1970

[25] Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi Çanakkale Cephesi Harekâtı 5.Cilt 1.Kitap Belge No:3 Genelkurmay Başkanlığı Yayınları Ankara 1993

 

 

· Üsteğmen Hasan Bey o gün saat 16.40’da tarassut mevkiine düşen bir düşman mermisiyle şehit olmuştur.

[26] Mirliva Sedat, Boğazlar Meselesi ve Çanakkale Deniz Savaşı’nda Türk Zaferi s.196/199 Sadeleştiren ve Yayına Hazırlayan Yrd. Doç. Mehmet Köçer Phoenix Yayınları Ankara 2007

· 4000 mermi olacak

· Kal’a-i Sultaniye Çanakkale’nin o zamanlar ki adı

· Teğmen Mevsuf Efendi Dardanos Bataryasında gözetleme subayıdır.

 

· İngilizlerin E-15 denizaltısını kastediyor.

[28] Üryanizade A.V. Çanakkale Cephesinde Duyup, Düşündüklerim s.25-27 Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi c.XVIII. Sayı 53 Temmuz 2002


  28083 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

1535_nermin 20-03-2011, 16:20:50
İslam bu yazınla bir kez daha Çanakkale Savaşının herşeyden önce bir tekneloji savaşından öte bir inanç savaşı olduğunu ,inançla savaşan kahramanların bu destanı yazdıklarını bizlere anlatmışsın anlaşılır bir uslup ve hatıralarla zenginleştirdiğin yazını başarılı buluyorum devamını diliyorum.
 
1536_olgun cenis 21-03-2011, 15:04:30
Yazara teşekkürler, ayrıntılı güzel bir derleme olmuş.
Ancak eksik bi şey var sanki.
Hasan ve Mevsuf Beylerin mezarı nerede Değirmenlik mezarlığında mı? Eğer öyleyse yazıda görülen Hasan Beyin mezarının fotoğrafından oranın Dardanos yeni ismiyle Hasan-Mevsuf tabyası olduğu anlaşılıyor. Mezarın yeri değişti mi? Değiştiyse ne zaman değişti?
Yazar bi zahmet bunları açıklayabilir mi?
 
1537_İSLAM ÖZDEMİR 21-03-2011, 21:23:17
Değerli Kardeşim

İşaret ettiğiniz nokta ile ilgili şu izahı yapmakta fayda buluyorum.Üsteğmen Hasan,Teğmen Mevsuf ve o gün şehit olan efrad 19 Mart 1915 cuma günü Değirmenlik Mezarlığına defnedilmiştir.Üsteğmen Hasan Bey'in yeğeni olan Mukbile Tarhan kaynakçamda da kullandığım Milliyet Gazetesinin 18 Mart 1970 tarihli nüshasındaki yazısında cenazelerin adı geçen yerden bugünkü şehitliğin olduğu mevkiye üç yıl sonra nakledildiğini yazar.Harp Mecmuasından alıp sizlerle paylaştığım iki fotoğrafta da dikkatli bakıldığı zaman daha iyi anlaşılacaktır ki kastedilen yer bugünkü Hasan Mevsuf Şehitliği'dir.Konuyla ilgili daha güzel bilgileri yukarı da ismini zikrettiğim kişinin kelame aldığı yazıdan da temin edip okuyabilirsiniz.Bu şekilde bilgi seviyemizi artıracak yorumlarınız için teşekkür ediyor,saygıları sunuyorum.

İSLAM ÖZDEMİR

ÇANAKKALE SAVAŞLARI ARAŞTIRMACISI/YAZAR
 
1538_Cemalettin Yıldız 22-03-2011, 23:45:19
Sevgili İslam Kardeşim ;18 Mart 1915 tarihinde Anadolu Yakası Dardanos Bataryası Destanınıçok güzel belgeselleştirmişsin ,teşekkür ederim.Makalenden çok güzel yeni bilgiler edindim.Araştırmanın bir yerinde Üsteğmen Hasan Hulusi Efendinin Biri 4 yaşında diğeri 22 günlük iki evladından bahsediyorsun.Çanakkale Şehitlikleri yerel rehberlerinin piri olan rametle andığımız Ekrem Boz ,bizlere Hasan Efendinin küçük kızı Didar Hanımı 1980li yıllarda şehitlikleri gezdirdiğini anlatırdı.Didar Hanımın babasınıhiç görmediğini ,doğum müjdesinin Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa tarafından bizzat tabyaya gelinerek verildiğini dinlemiş.Cevat Paşanın Hasan Efendiye bir kızının olduğunu müjdeleyen telgrafı verip ona izin teklif etmesine rağmen babasının kabul etmediğini , kızının adının Didar olmasını istediğini söyler.Ekrem Bozun Adım Adım Çanakkale Savaş Alanları adlı kitabında Didar Hanımın fotoğrafı ve öyküsünü görüp okuyabilirsiniz..Saygılarımla
 
1540_alaettin ilhan 25-03-2011, 22:22:53
Sevgili kardeşim İslam çanakkale savaşları hakında yazdığın yazı dizisini okudum.
cok beğendim. Yazılarınızın devamını dilerim
 
1543_İsmail SABAH 12-04-2011, 23:21:34
Vefakar dostum, değerli araştırmacı İslam abim, İşlerimin yoğunluğundan bir türlü okumaya fırsat bulamadığım eserini okuamaya yeni muktedir oldum. Kendine has üslubunda daha da kıymetlenen çalışman, Hasan-Mevsuf Bataryası ve Şehitliği hakkında bilmediğim birçok şeyi öğrenmemevesile oldu. Anadolu yakasında kalması hasebiyle çok ziyaret edilemeyen bu nokta maalesef rehberler tarafından da çok anlatılmayan bir konudur. Anlatılmamasının nedenlerinden biride bu kahraman batarya ve aziz şehitleri hakkında böylesine güzel bir tanıtımın bu zamana kadar yapılmamış olmasıdır. Aziz şehitlerimiz hakkında verdiğin bilgiler için can-ı gönülden tebrik ve teşekkür ederim. Bundan sonra bu şehitleri ve bataryayı bir alan klavuzu olarak anlatmak şahsıma şerefli bir yükümlülükdür. Kıymetli çalışmalarının devam etmesi dileği ile...
 
1544_Zekeriya durmaz 13-04-2011, 13:53:41
islam Bey, Çanakkale'nin sadece bir bataryasında yaşananları böylesine kapsamlı bir şekilde ele aldığınız ve bu biligileri paylaştığınız için teşekkürler. Ayrıca yorumlarda sorulan sorular bile bizlerin çok daha fazla ve ayrıntılı bir şekilde bilgi sahibi olmamızı sağladı.Ecdad adına yaptığınız çalışmaların devamını diliyor, Adıyaman'dan saygılarımı sunuyorum.
 
1594_ramazan arı 19-05-2011, 13:15:30
değerli kardeşim islam,
dardanos bataryasını o ince duygularınca inci inci işlemen büyük bir lütuf..eline bilgine yüreğine sağlık. (E) TOPÇU YÜZBAŞI R.ARI
 
1601_salim ağkaş 11-07-2011, 13:45:10
İslam beye belgesel tadındaki bu makalesi içi teşekkür eder bundan sonraki makalelerinide merakla beklediğimizi belirtmek isterim ayrıca bir istiramda bulunmak istiyorum İslam bey ve diğer makale yazarlarımızın makalelerini dağa çok reismlerdirirlerse (eski ve yeni) bunun makaleyi dağa zenginleştireseğini ve merak katacağını düşünüyorum herkese sevgiler.
 

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

17/03/2017 - 21:15 18 Mart Özel Makalesi - Yaşayanların Ağzından 18 Mart Boğaz Muharebesi (Ahmet Yurttakal)

16/03/2017 - 08:51 18 Fotoğrafla Çanakkale Boğaz Muharebesi 18 Mart 1915 - 18 March 1915 Dardanelles Assault with 18 photographs (Ahmet Yurttakal)

13/03/2017 - 05:47 Çanakkale Muharebeleri’nde Bir Hile: Sahte Toplar (Bayram Akgün)

07/03/2017 - 04:27 Çanakkale Zaferi’nden Mescid-i Nebevi’ye (Enver Paşa’nın 1916 Filistin-Hicaz ziyareti) (Tuncay Yılmazer)

23/02/2017 - 07:48 Gelibolu Savunması Bir Karargâh Çalışması - General G.S. Patton (Haluk Oral)

09/02/2017 - 06:24 İkinci Kirte Muharebesi (6-8 Mayıs 1915 Taarruzları) (Yücel Özkorucu)

31/01/2017 - 12:29 Türk Boğazları Meselesi (Ayhan Candan)

24/01/2017 - 05:39 Kanlı Bir Mendil Hikayesi (Ömer Arslan)

19/01/2017 - 10:32 Irak Cephesinde Gönüllü Kahramanlar Osmancık Taburu (Muzaffer Albayrak)

23/12/2016 - 20:32 Atlas Tarih Dergisi Aralık-Ocak Sayısında 1916 Sina Filistin Hicaz Cephesi (Tuncay Yılmazer)

13/12/2016 - 07:23 Birleşik Harekat Tecrübesi Olarak Cihan Harbinde Türk-Alman Askeri İttifakı (Gültekin Yıldız)

02/12/2016 - 20:23 Çanakkale Kara Muharebelerinde Ağıl Dere (Şaban Murat Armutak)

15/11/2016 - 11:48 Çanakkale de Bir Melek Hanım (Muzaffer Albayrak)

01/11/2016 - 05:41 Çanakkale Kara Muharebelerinde Asma Dere (Şaban Murat Armutak)

24/10/2016 - 06:55 42. Alay / Gelibolu 1915 - Ahmet Diriker (Oğuz Çetinoğlu)

10/09/2016 - 11:12 Seddülbahir Kahramanı Bigali Mehmet Çavuş (Ömer Arslan)

03/07/2016 - 14:42 Çanakkale’den 100. Yılında Somme’a:Bir Savaş, İki Muharebe (Mustafa Onur Yurdal)

11/06/2016 - 14:37 I.Dünya Savaşı nda Şii Ulemasının Cihat Fetvaları Çerçevesinde Irak Cephesi (Ziya Abbas)

01/06/2016 - 06:23 Kutülamare- Yarbay Mehmed Reşid Bey in Günlüğü (İ. Bahtiyar İstekli)

23/05/2016 - 12:01 Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Muharebelerinde Sağlık Alanındaki Faaliyetleri (Ayhan Candan)

16/05/2016 - 07:38 Bir Osmanlı Kurmay Subayı- Iraklı Kürt Devlet Adamı, Mehmet Emin Zeki Bey in Yaşam Öyküsü (Tuncay Yılmazer)

10/05/2016 - 13:00 Mezopotamya da Bir Savaş 1915-1916 KutülAmare – Nikolas Gardner ( Tuncay Yılmazer )

07/05/2016 - 07:31 Birinci Dünya Savaşının İslam Dünyasına Etkileri (Yüksel Nizamoğlu)

30/04/2016 - 19:20 Çanakkale Savaşı: Bir Siyasi Mücadele Alanı (Özgür Öztürk)

23/04/2016 - 19:13 25 Nisan 1915 Anzak Çıkarması İlk Saatleri – Daha Erken Müdahale Edilebilir miydi? ( Ahmet Yurttakal )

17/04/2016 - 21:26 Maskirovka Harekatı - KutülAmare Bir Zafer Midir? ( Tuncay Yılmazer )

13/04/2016 - 05:30 Çanakkale Savaşları ve Barbaros’un Batışı (İsmail Bilgin)

28/03/2016 - 11:20 Çanakkale Muharebelerinde Osmanlı Ordusunun Asker Kaybı (Ayhan Candan)

26/03/2016 - 09:55 Eğitimli Neslin Birinci Dünya Savaşı ile İmtihanı ( Dr. Nuri Güçtekin )

24/03/2016 - 10:00 Birinci Dünya Savaşı nda Yozgat Lisesi (Dr. Nuri Güçtekin)

21/03/2016 - 06:35 Çanakkale Seferberliği: Savaş, Eğitim, Cephe Gerisi (Mustafa Selçuk)

17/03/2016 - 08:15 18 MART ÖZEL - Çanakkale Zaferi ve Cevat Paşa (Ahmet Yurttakal)

11/03/2016 - 06:49 Zaferi Kanla Yazan Fındıklılı Mehmet Muzaffer (İsmail Bilgin)

02/03/2016 - 12:48 Kut’ül Amare Zaferi -2 (İsmail Bilgin)

29/02/2016 - 11:29 Kut’ül Amare Zaferi -1 (İsmail Bilgin)

22/02/2016 - 12:27 Gertrude Bell Irak Sınırını Çizen Kadın (Veysel Sekmen)

14/01/2016 - 08:43 Çanakkale Şehidi Feyzi Çavuş’un Zevcesi Zehra Hanımın Padişaha Mektubu (Osman Koç)

23/12/2015 - 16:47 Çanakkale Savaşlarında Binbaşı Halis Bey’e Ait Bir Ganimetin Öyküsü (Serdar Halis Ataksor)

10/12/2015 - 18:03 Mesudiye Zırhlısının Dramı (Cemalettin Yıldız)

06/12/2015 - 20:29 Kut’ülamarenin Türklere Tesliminden Sonra Irak İngiliz Ordusunun Faaliyetlerine Dair Rapor (Haz. Serdar Halis Ataksor)

01/12/2015 - 10:11 10 Ağustos 1915 Conkbayırı Süngü Hücumu (Muzaffer Albayrak)

17/11/2015 - 21:09 Çanakkale Deniz Muharebelerinde Verilen Zayiatlar (Ahmet Yurttakal)

10/11/2015 - 05:19 Reis-i Cumhur Mustafa Kemal in Çanakkaleyi ziyaretleri (M. Onur Yurdal )

08/11/2015 - 22:04 Mustafa Kemal Paşanın Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşına girişiyle ilgili görüşlerine dair bir belge

Osmanlı Devleti Umumi Harpte Tarafsız Kalabilir miydi? - Yusuf Akçura (Değerlendirme: Muzaffer Albayrak)

Nazım’ın Dayısı Çanakkale Şehidiydi (Melih Şabanoğlu)

Çanakkale Destanının Ölümsüz Efsaneleri (Osman Koç)

21/10/2015 - 04:02 100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale’de Programı

17/10/2015 - 11:50 Çanakkale Savaşı'nın Kanada'da Bıraktığı İzler (Birol Uzunmehmetoglu)

27/09/2015 - 16:01 1917 Yılında Hicaz Cephesi:Arap İsyanının Yayılması ve Medine’nin Tahliyesi Programı (Yüksel Nizamoğlu)

22/09/2015 - 13:07 III. Kolordu’nun Çanakkale Muharebeleri’ne Hazırlanış Süreci (İsmail Bilgin)

15/09/2015 - 04:28 Kutü-l Amare Kahramanı Halil Kut Paşa (Enes Cifci)

11/08/2015 - 04:07 Türkiye Büyük Savaş a Nasıl Girdi? ( Emre Kızılkaya )

29/07/2015 - 03:30 1915 Gelibolu Harbi Günlüğü- Kazım Şakir (İ. Bahtiyar İstekli)

07/07/2015 - 02:49 Suyu Arayan Adamların Öyküsü - Millete Deva Olmak , Osmanlı Savaş Esirleri, TIP ve Milliyetçilik ( 1914-1939 ) -Yücel Yanıkdağ (Tuncay Yılmazer)

30/06/2015 - 03:55 Tarih, Otobiyografi ve Hakikat Yüzbaşı Torosyan Tartışması ve Türkiye’de Tarih Yazımı (Derleyen: Bülent Somay)

21/06/2015 - 16:34 Türklere Esir Olmak (Doğan Şahin)

23/05/2015 - 04:36 Çanakkale Savaşı

16/05/2015 - 15:30 İtilaf Devletleri Askerlerinin Gözüyle Çanakkale

12/05/2015 - 12:50 Muaveneti Milliye Muhribi Torpito Zabiti Ali Haydar Öztalay (Çimen Yüksel)

09/05/2015 - 08:24 Osmanlılar ve Ermeniler / Bir İsyan ve Karşı Harekâtın Tarihi (Edward J. Erickson)

03/05/2015 - 15:39 Neuve Chapelle’den Gelibolu’ya: Bir Askeri Planın Gelibolu’da Uygulamaya Konulması ( Mustafa Onur Yurdal )

28/04/2015 - 03:52 Cephe Arkadaşı Çanakkale Cephesi

25/04/2015 - 03:07 Çanakkale Müstahkem Mevkii Bataryalarının 25 Nisan 1915 ‘teki Rolü (Bayram Akgün)

24/04/2015 - 15:07 25 Nisan 1915 üzerine Gelibolu’yu Anlamak’ta çıkmış makalelerden seçmeler (Tuncay Yılmazer)

18/04/2015 - 17:10 Çanakkale Şehitleri Listesinde Ezineli Yahya Çavuş’un Adı Yok (Osman Koç)

10/04/2015 - 00:06 Kıyamet Koptuğunda - Hasan Cevdet Bey

03/04/2015 - 01:36 Rusya’daki 90.000 Osmanlı Savaş Esiri ve Sarıkamış Muharebesi (Yücel Yanıkdağ)

27/03/2015 - 17:57 Bir Hikayenin Daha Sonu: Topçamlar Tabyası (Bayram Akgün)

14/03/2015 - 07:57 Düşmana Korku Salan Efsanevi İntepe Topçularından Topçu Üsteğmen Mehmet Ali Bey (Muzaffer Albayrak)

11/03/2015 - 02:38 Seddülbahir’de Yalnız Top-210/40’lık Roon Topu (Bayram Akgün)

01/03/2015 - 13:31 Çanakkale Muharebeleri’nin İdaresi, Komutanlar - Strateji (Ed.: Lokman Erdemir, Kürşat Solak)

24/02/2015 - 17:39 Çanakkale Cephesinde Bir Damla Su İçin- Gelibolu Yarımadasında Jeoloji ve Muharebe İlişkisi ( İsmail Bilgin )

15/02/2015 - 17:55 Hashtag Tarih Dergisi Şubat 2015 Sayısında Kitap Değerlendirme Yazısı

08/02/2015 - 07:11 “Hafız Hakkı Paşanın Sarıkamış Günlüğü” Kitabıyla İlgili Mülahazalar (İsmail Bilgin)

// Bir Asır Sonra Ermeni Tehciri ve Çanakkale Üzerine… 100. Yıl Nasıl Anılmalı? (Tuncay Yılmazer)

23/12/2014 - 08:24 Sarıkamış İhata (Kuşatma) Harekâtı (İsmail Bilgin)

17/12/2014 - 02:24 Kut ül Amare Zaferi (Necmettin Özçelik)

08/12/2014 - 18:22 1. Dünya Harbi

06/12/2014 - 13:44 The Water Diviner – Son Umut Filminin Galasından Notlar… ( Tuncay Yılmazer )

01/12/2014 - 17:22 Cevat Çobanlı Paşa Çanakkale Kahramanı -Ahmet Yurttakal

16/11/2014 - 01:54 Goltz Paşa nın Mirası, Türkiye nin Geleceği – Osmanlı Devletinin 1. Dünya Savaşı na Girişi üzerine ( Tuncay Yılmazer )

10/11/2014 - 04:07 Turkish–Australian Reapprochement In The Light Of The Gallipoli Campaign (Kenan Çelik)

04/11/2014 - 01:37 Boğaziçi’nden Çanakkale’ye Şirket-i Hayriye Vapurları (Gözde Keskin)

19/10/2014 - 06:44 Beyrut Müftüsü Mustafa Neca Efendi’nin Anafartalar Grubuna Hitabı (Osman Koç)

11/10/2014 - 10:34 Bir Çanakkale Şehidinin Hikâyesi: Koca Ali Oğlu Mustafa (Necat Çetin)

14/09/2014 - 07:01 Suçlu Sırbistan- Ayağa Kalk ! Avrupa 1914’te Savaşa Nasıl Sürüklendi ? Sleepwalkers (Uyurgezerler) Christopher Clark- Tuncay Yılmazer

06/09/2014 - 07:14 Bilgeliğin Yedi Sütunu- Thomas Edward Lawrence (Nagihan Haliloğlu)

30/08/2014 - 20:49 1. DÜNYA SAVAŞI’YLA İLGİLİ TÜRKİYE’DE NELER YAPILDI/YAPILIYOR? (Adem Koçal)

23/08/2014 - 16:25 Vehip Paşa Kahramanlıktan Sürgüne (Dr. Yüksel Nizamoğlu)

28/07/2014 - 13:17 tarih Dergisi Ağustos Sayısında 1. Dünya Savaşı nın Nedenleri Dosyası

18/07/2014 - 14:59 Çanakkale Boğazı Müstahkem Mevkii İntepe Topçu Grubu’ndan Bir Subayın Günlüğü (Dr. Lokman Erdemir)

// - 07:47 Saklı Tarih: Umuda Yolculuğun Adı Barboros Hayrettin Zırhlısı(Ömer Tekinbaş)

// - 16:40 Gavrilo’nun Suçu Neydi? Birinci Dünya Savaşı’nı Yeniden Düşünmek (Tuncay Yılmazer)

// - 15:29 Efsane Komutanlar ve Zaferleri (Jeremy Black)

// - 18:30 Cepheden Cepheye Pilot Teğmen Cemal (Durusoy) Efendi (-İsmail Bilgin)

24/05/2014 - 18:56 Kara Muharebelerinde Müttefiklere Korku Salan Toplar “Asiatic Annie, Beachy Bill ve Anafarta Annie” (M. Onur Yurdal)

17/05/2014 Çanakkale'nin Meş' um Günü: 19 Mayıs Taarruzu Nasıl Planlandı? Niçin Başarısız Oldu? ( Muzaffer Albayrak )

29/04/2014 - 08:11 Kut’ul AmareOsmanlı’nın Son Zaferi (İsmail Bilgin)

23/04/2014 - 16:53 Niçin Kaçıyorsunuz? Düşmandan Kaçılmaz! – Popüler Resmi tarih’in 25 Nisan 1915 Anlatımı Üzerine Eleştiriler ( Tuncay Yılmazer )