1923’de Ankara, İstanbul'dan Sadece Başkentliği Değil, Süper Valisini de Almıştı ( Önder Kaya )

Tarih: 12/12/2010   /   Toplam Yorum 3   / Yazar Adı:      /   Okunma 13697

Tarihçi Önder Kaya’nın İstanbul’un tarihinden önemli kesitleri anlattığı 3 Devirde İstanbul serisinin üçüncü ve son kitabı “Cumhuriyetin Vitrin Şehri İstanbul” yayımlandı. Kaya bu çalışmasındaki bir makalesini de bizlerle paylaşıyor.

"Edirnekapı Mezarlığı’nda gömülü olan Ali Haydar (Yuluğ) Bey, İstanbul tarihi açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. Cumhuriyet devrinin ilk İstanbul valisi ve aynı zamanda Şehremini vekili olan Ali Haydar Bey, yaklaşık 14 ay süren görevi süresince yorulmak bilmez bir enerjiyle çalışmış modern mezbaha, itfaiye ve ekmek fırını gibi müesseselerin temelini atmıştı. 1957’ye kadar bugünkü Bayezid Meydanı’nda yer alan ve kendi adıyla anılan havuz, şehrin en önemli sembollerinden biri oluvermişti. Her ne kadar bazı uygulamaları ile eleştirilse de, genel olarak şehrin çağdaş bir görünüm almasına ve şehremini gelirlerinin artmasına yol açan girişimleri nedeniyle kendisi, taltif amacıyla İstanbul’dan, Ankara şehreminliğine tayin olunmuştu. Böylece Cumhuriyet İstanbul’u, başkentlik vasfından sonra, yetenekli bir idarecisinden de mahrum kalmıştı."

 

Edirnekapı Mezarlığı’nda gömülü olan Ali Haydar (Yuluğ) Bey, İstanbul tarihi açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. Cumhuriyet devrinin ilk İstanbul valisi ve aynı zamanda Şehremini vekili olan Ali Haydar Bey, yaklaşık 14 ay süren görevi süresince yorulmak bilmez bir enerjiyle çalışmış modern mezbaha, itfaiye ve ekmek fırını gibi müesseselerin temelini atmıştı. 1957’ye kadar bugünkü Bayezid Meydanı’nda yer alan ve kendi adıyla anılan havuz, şehrin en önemli sembollerinden biri oluvermişti. Her ne kadar bazı uygulamaları ile eleştirilse de, genel olarak şehrin çağdaş bir görünüm almasına ve şehremini gelirlerinin artmasına yol açan girişimleri nedeniyle kendisi, taltif amacıyla İstanbul’dan, Ankara şehreminliğine tayin olunmuştu. Böylece Cumhuriyet İstanbul’u, başkentlik vasfından sonra, yetenekli bir idarecisinden de mahrum kalmıştı.

 

 

MİLLİ MÜCADELEDE TAKINDIĞI TAVIR KADERİNİ TAYİN ETTİ

                Ali Haydar Bey, İzmir gümrüğünde görevli bir babanın oğlu olarak 1879’da doğdu. İzmir Mekteb-i Mülkiye İdadisi ve Mekteb-i Mülkiye’yi bitirdi. İlk zamanlar Ege Bölgesi’nde bazı idarecilik görevleri yaptı. Görev yaptığı yerlerde kendisi ile özdeşleşen en önemli icraatı, ihtiyaç duyulan bölgelerde okullar kurulmasına öncelik verilmesiydi. Seferihisar ve Milas kaymakamlıkları sırasında çok sayıda okulun yapımını temin ettiği gibi, Urfa ve Bolu’da mutasarrıflık yaptığı dönemlerde her iki şehre birer Sanayi Mektebi kazandırdı. Ama Haydar Bey’in bilhassa Milli Mücadele’de takındığı tutum, geleceğinin belirlenmesinde son derece önemli olacaktı.

                Ali Haydar Bey, Milli Mücadele sırasında oldukça kritik bir bölge olan Bolu mutasarrıflığında bulunmaktaydı. Şehir, İstanbul’dan Ankara’ya uzanan güzergah üzerinde yer almakta ve Haydar Bey’in takınacağı tutum mücadelenin mukadderatı üzerinde belirleyici bir etken olmaktaydı. Bu süreç içinde Haydar Bey, konumunu da tehlikeye atarak Ankara hükümeti ile ortak hareket etme yoluna gitmişti. Devrinde meydana gelen Düzce isyanı sırasında Ankara hükümetine olan yakınlığı, az daha canına mal olacaktı. Asiler Düzce’den Bolu’ya yürüyecek, Ali Haydar Bey’i esir alarak beraberlerinde Düzce’ye götüreceklerdi. Ali Haydar Bey’in hayatı Çerkez Ethem birliklerinin, Afyon Karakeçili aşiretine bağlı milis kuvvetlerin ve Binbaşı Hüsrev (Gerede) Bey’in bölgeye intikali sonrasında kurtulacaktı.

Yaşanan olaylar sonrasında Ankara hükümetine bağlılığını gösteren Ali Haydar Bey’in, Bolu’dan sonraki durağı Sivas valiliği oldu. Böylelikle Milli Mücadele’nin sembol kentlerinden biri, 1921 yılının ortalarında onun idaresine bırakılmıştı. Haydar Bey burada son derece memnuniyet verici bir çalışma temposu yakaladı. Kendisinden önceki valinin başlattığı işleri sonladırmakla işe başladı. Belediyecilik tarihimiz üzerine verdiği eserlerle tanınan Osman Nuri Ergin’in de belirttiği üzere, selefin başladığı işe halefin sahip çıkmadığı bir toplumda, Haydar Bey’in bu tutumu alkışlanası bir tavırdı. Yine görev yaptığı yaklaşık bir buçuk yıllık zaman diliminde vilayet dahilinde 35 okul kurdurmuş, kilometrelerce de yol açmıştı. İşte hem ulusal mücadelede takındığı tutum, hem de başarılı hizmet grafiği, ona İstanbul valiliğinin yolunu açtı.

 

MEZBAHA İNŞAATINI PROTOKOLE YEĞ TUTTU

                Haydar Bey, 12 Mart 1923’de İstanbul valiliğine getirildi. Yaklaşık üç ay kadar sonra da şehreminliği vekaletini üzerine aldı. Cumhuriyet İstanbul’u, bundan böyle uzunca bir süre merkezden atanan ve hem vali hem de belediye başkanlığı vazifelerini bünyesinde bulunduran kişilerce idare edilecekti. Başta dönemin matbuatı olmak üzere bu uygulama sıklıkla eleştiri aldı. Eleştiriler genelde iki noktada toplanıyordu. İlkin şehrin altyapı, sağlık, ulaşım gibi hayati sorunları ile uğraşacak ve kenti iyi tanıması zaruri olan bir idarecinin, merkezden tayin edilmesi tepki çekiyordu. Nitekim Ali Haydar Bey bir İstanbullu değildi. İkinci olarak böylesine kritik iki vazifeyi bünyesinde taşıyan bir valinin her iki işi de hakkını vererek yapması pek mümkün görünmüyordu. Nitekim Ali Haydar Bey zaman zaman matbuat tarafından belediyecilikten anlamamakla itham edildiği gibi, bir vesile ile İstanbul’a gelen devlet erkanı da valinin kendilerini devlet protokolü çerçevesinde karşılayıp ağırlamamasından şikayet ediyordu. Nitekim Ali Haydar Bey’in protokol kurallarını anlamsız bulduğu, bir devlet büyüğünü karşılamak için Haydarpaşa garının yolunu tutmaktansa, Sütlüce’de yaptırılan mezbaha inşaatının başında durmayı yeğ tuttuğu bilinmekteydi.

 

 

OSMANOĞULLARINA SÜRGÜN KARARINI TEBLİĞ ETMİŞTİ

                Ali Haydar Bey’in göreve geldikten sonraki en önemli icraatlarından biri 3 Mart 1924’de alınan hilafetin ilgası kararını, şehrin valisi sıfatıyla halife Abdülmecid Efendi’ye tebliği vazifesiydi. Oldukça müşkil olan bu kararı tebliğ için Haydar Bey, kendisinden bir süre sonra İstanbul valiliği de yapacak olan zamanın Emniyet amiri Muhittin (Üstündağ) Bey’i de yanına alarak Dolmabahçe Sarayı’nın yolunu tuttu. Kendi ifadesi ile beraberinde gelen polisleri ve Muhittin Bey’i halifeye tebliği yapacağı salonun dışında bırakan Haydar Bey, durumu Abdülmecid Efendi’ye münasip bir dille anlatmaya çalışmış, ancak hiç ummadığı bir tepki almıştı. Abdülmecid Efendi, tebligatın bitiminde derhal yandaki odaya dalmış ve Ali Haydar Bey de sıkıntılı bir bekleme sürecine girmişti. Kendisini düşündüren şey, halifenin bundan sonraki tepkisi idi. Belki de Abdülmecid Efendi odaya silah almak için dalmıştı. Nitekim kendisi, o anı anlatırken “Maksadını anlayamadığım için aklıma gelen ilk şey, kararı verenler hakkındaki gayzını benden çıkaracağı ve kendisiyle hanedanın intikamını benden almak isteyeceği yönündeydi” şeklinde bir ifade kullanacaktı. Neyse ki halife odadan sadece elinde bir takım gazete kupürleri, telgraf ve yazışma müsveddeleri olduğu halde çıkınca rahatlamıştı. Abdülmecid Efendi bunları göstererek Kuvva-i Milliye’ye yaptığı hizmetleri ispatlamaya çalışmıştı. Ancak Haydar Bey, meclisin kararını uygulamakla yükümlü olduğunu beyan ile sınır dışının gerçekleşmesine iki saat kaldığını söyleyerek, halifeden yol tedariki için hazırlanmasını rica etmişti. Sonrasında Sirkeci garına kadar kendisine refakat ederek büyük bir hadiseye mahal vermeden bu kritik emri yerine getirmişti.

                Ali Haydar Bey’in İstanbul şehremanetine pek çok katkısı oldu. Bu katkıları da büyük ölçüde belediyenin gelirlerini arttırmak suretiyle elde etti. Bu anlamda en çok tepki çeken uygulaması ise belediye namına şehre giren ticari mallardan “oktruva” olarak nitelenen iç gümrük vergisinin konmasıydı. Ali Haydar Bey, aldığı başkaca tedbirlerle belediye gelirlerini bir yıl içinde neredeyse üç kat arttırdı. Yaklaşık 14 ay İstanbul şehreminliği vazifesini yürüten Ali Haydar Bey, bu süre içinde hatırı sayılır icraatlara imza attı. Haydar Bey’in şehir sağlığı açısından en önemli icraatı Sütlüce tarafında mükemmel bir mezbahanın kurulmasıydı. İstanbul’da 20. yüzyıl başlarına kadar her kasap dükkanı, aynı zamanda bir mezbaha idi. Bunların kestikleri hayvanların kanları, sakatatları şehir içinde pis bir kokuya ve bazı hastalıkların çıkmasına yol açıyordu. Bu durumun etkisiyle 2. Meşrutiyet devrinde kesim yapabilecek kasap sayısı 147 ile sınırlanmış, belirlenen dükkanlar dışında sadece et satışına izin verilmişti. İstanbul’un meşhur belediye reisi Operatör Cemil (Topuzlu) Paşa bu sayıyı 22’ye çıkartıp, çağdaş bir mezbaha için kolları sıvamıştı. 1919’da başlayan inşaat, Haydar Bey tarafından sona erdirilmiş ve şehir modern bir mezbahaya kavuşmuştu. Haydar Bey bununla da yetinmemiş, şehir halkının ucuz et yemesi için şehrin belli bölgelerine belediyeye bağlı kasap dükkanları açtırmış ve mezbahada kesilen etlerin bir kısmını bu dükkanlar vasıtasıyla doğrudan halka arz etmişti.

Mezbahanın yanı başına bir de buzhane yaptırıldı. Buzhaneye verilen para neredeyse belediyenin bir yıllık gelirine denk olduğundan bu durum halkın ve basının büyük tepkisine neden olmuş, “Haydar Bey, İstanbullunun paralarını çarçur ediyor” dedikodularını beraberinde getirmişti. Ancak uzun vadede buzhanenin faydaları kendini gösterdi. Her şeyden önce burada, kesilen etler depolanabiliyordu. Dahası o vakte kadar şehrin buz ihtiyacını Şişli’deki Bomonti Bira Fabrikası tekeline almıştı. Fabrika, aynı zamanda bira üretimi de yaptığı için haliyle bu içeceğin depolanacağı bir buzhaneye de ihtiyaç duymaktaydı. Ancak fabrika, buzun okkasını bir kuruşa satma konusunda belediye ile anlaşmış iken çeşitli gerekçeler öne sürerek okkasını on kuruşa kadar satar olmuştu. Belediye böylelikle hem Bomonti Bira Fabrikası’nın tekelini kırmış, hem de bazı kamu kuruluşlarına bedava, halka da ucuz bir bedel karşılığı buz temin eder duruma gelmişti. 

 

      

 

HALK EKMEĞİN MİMARI ALİ HAYDAR BEY’DİR

                Belediyenin hayvan kesimine el atması doğal olarak kasaplık yapan kişilerin zararına, şehir halkının ise hem sıhhi, hem de ucuz et yeme imkanına kavuşması sebebiyle yararına bir durumdu. Benzer bir gelişme İstanbullunun temel yiyecek maddesi olan ekmekte de yaşandı. Öncelikle devlete ait olup atıl durumda bulunan Unkapanı’ndaki değirmen, şehremaneti adına kiralandı. Sonrasında Nişantaşı’nda hizmete giren ekmek fabrikasında ucuz ve kaliteli ekmek üretimine başlandı. Değirmende öğütülen unlardan imal edilen ekmeklerin satışı için de, şehrin farklı bölgelerinde satış yerleri açıldı. Diğer fırınlardan birkaç kuruş eksiğine sattırılan ekmek, doğal olarak pek çok fırının kapanmasına neden oldu. Yine halkın bilhassa kış mevsimlerinde artan kömür ihtiyacını gidermek amacıyla sahil kesimlerine odun-kömür depoları kurulmuş, gemilerle getirilen yakacak malzemeleri buralara indirilmişti. İtfaiye teşkilatının belediye bünyesinde teşkilatlanması da bu dönemde gerçekleşti. İstanbul’un en büyük kabuslarından biri olan yangınların hızlı bir şekilde söndürülmesi, eski devirlerden beri hayati bir meseleydi. Mütareke döneminde işgal kuvvetleri yangınların söndürülmesinde görev alırken, onların başkenti terk etmesi sonrasında bu görev Selahaddin Adil Paşa’ya bağlı askeri kuvvetlerce yerine getirilmeye çalışıldı. Haydar Bey, gerekli düzenlemeleri yaptıktan sonra itfaiye teşkilatını devraldı ve modernleştirme konusunda bazı önemli adımlar attı. Onun devrinde girişilen faaliyetlerden biri de özellikle gıda sağlığını korumak amacıyla bir kimyahane kurulmasıydı. Bugün Fatih’teki eski belediye binası ile itfaiye binasının tam köşesine denk düşen yerde inşa olunan kimyahane, halkın sağlığının korunmasında önemli bir görev icra etti. Şehirde bu işe tahsis edilen en önemli kurum olduğu için, özel sektöre de belli bir ücret mukabilinde hizmet verilmekteydi. Haydar Ali Bey’in belediye bünyesinde açtığı bir matbaa da, kuruma ait evrakın basılmasını temin ederek bu alanda tasarruf edilmesini temin etti. Belediye teşkilatına yeni temizlik araçları satın alınırken, el arabası ve diğer bazı temizlik aletlerinin imali için bir de marangozhane kuruldu.

 

 

SEN MİSİN MEYDAN AÇAN

                Teşkilatlanma dışında Haydar Bey şehrin imarı konusunda da bir takım teşebbüslerde bulunmuş, bazı yollar ve meydanlar açmıştı. Ancak bu alandaki bir takım faaliyetleri basının tepkisine sebebiyet vermişti. Bunlardan biri Heybeliada iskelesinin yapımı teşebbüsüydü. Basın, yüksek bir meblağa mâl olan Heybeliada iskelesi konusunu uzunca bir süre diline dolamış ve matbuat aleminde şu ifadelere yer verilmişti; “İstanbul’un giderilmemiş bir sürü ihtiyacı varken elli sene sonra hatıra gelebilecek bir işin bugün acil ihtiyaçlara rağmen yapılması, fakir halkın pek buhranlı zamanlarda dişinden tırnağından artan paranın soğukkanlılıkla denize dökülmesi demektir”.

Tanin gazetesi Aksaray Meydanı’nın açılmasına tepki göstermekteydi. Halbuki tarihi yarımadanın tam göbeğinde yer alan ve yakın zamanlarda büyük yangınlara sahne olan bu semtin, en kısa zamanda kalkındırılması büyük önem taşıyordu. Nitekim Aksaray hem Bayezid, Süleymaniye, Fatih gibi semtlere yakınlığı hem de tramvay güzergahı üzerinde kalması gibi etkenler vesilesiyle de yatırımı hak eden bir muhitti. Buna rağmen Tanin gazetesi Haydar Bey’in bu teşebbüsünü, Ankara’ya tayin olduğu günlerde şu satırlarla sütunlarına taşıyordu; “Haydar Bey’in sarfiyat hususunda ölçüsü büyüktü. Aksaray harabeleri arasında elli metre genişliğinde, 1500 metre uzunluğunda bir bulvar açmakta tereddüt etmedi”.

                Tüm bu icraatlarını Haydar Bey gayet kısa bir zaman dilimine sığdırmıştı. 8 Haziran 1924 tarihinde Ali Haydar Bey, İstanbul’da yaptığı hizmetler de göz önüne alınarak Ankara şehreminliğine tayin edildi. Ne de olsa yeni devletin vitrin kenti Ankara idi. Neredeyse sıfırdan inşa edilen bir şehri, tecrübesi ve faaliyetleri ile rüştünü ispat etmiş olan Ali Haydar Bey’e emanet etmek anlaşılır bir tutumdu. Hatta dönemin Dahiliye vekili Recep (Peker) Bey, gazetecilerin söz konusu tayinin sebebini sormaları karşısında “Ankara süratle inkişafa muhtaçtır. Haydar Bey tecrübe edilmiş ve bu sahadaki kıymeti hakkında bizde kuvvetli bir fikir hasıl olmuştur” şeklinde cevap vermişti.

 

Ancak Ali Haydar Bey’in bu vazifeye atanmasında başka faktörlerin de etkili olduğu kulaktan kulağa fısıltı şeklinde dolaşmaktaydı. Bunların başında kendisinin, belediyecilik işlerine büyük vakit ayırırken valilik yanını arka plana ittiği, CHP’nin şehirdeki örgütlenmesiyle layığıyla ilgilenmediği gibi hususlar gelmekteydi. Yine Haydar Bey’in salmış olduğu vergiler ve kurmuş olduğu müesseseler de gelişmelerden olumsuz etkilenen bazı nüfuzlu şahsiyetleri rahatsız etmişti. Tüm bu etkenler üst üste konulduğunda Haydar Bey’in tayinine sebep olan nedenler daha açık bir şekilde gün yüzüne çıkmaktaydı.

 

 

ANKARA’YI ŞEKİLLENDİREN ADAM

               

Kendisinin yerine Operatör Emin Bey İstanbul’un yeni valisi ve şehremini vekili olacaktı. Emin Bey’in iş başına gelmesi ile eski kötü alışkanlıklar yeniden hortlamış, bulundukları kurumların başında kendilerini ispat etmiş bazı bürokratlar hızla tasviye edilirken, yerlerine Emin Bey’e yakın isimler getirilmişti. Emin Bey, basına verdiği bazı demeçlerle de bir takım polemiklere sebep olmuş, Haydar Bey’in bu güzide şehirle layığı ile ilgilenmediğini beyan eden demeçler vermişti. İstanbul basını Haydar Bey’in Ankara’ya tayinini genel itibari ile buruklukla karşılamış, bununla birlikte yukarıda anlatılan bazı uygulamaları nedeniyle giderayak eleştirmekten de geri kalmamıştı. Akşam gazetesi tayin sonrasında Haydar Bey hakkındaki görüşlerini şu ifadelerle okurlarına aktarıyordu; “Herhalde İstanbullulara sorulsaydı Şehreminin gitmesine razı olmazlardı. Nasıl ki bir aralık İzmir valiliğine tayini haberi çıktığı zaman İstanbul şiddetle itiraz etmişti. O zamandan beri Haydar Bey bir oktruva çıkardı. Eğer bu yeni vergi olmasaydı İstanbul yine bu görev değişimine karşı feryat ederdi”.   

 

Bununla birlikte Haydar Bey, Ankara’da giriştiği faaliyetlerle de kısa sürede adından bahsettirecekti. Ankara’nın imar edilmesi, şehrin en hayati meselesi olduğundan bu iş için gerekli malzemeyi yurt dışından satın almak yerine, inşaat sahasında bir nevi alt yapı vazifesi görecek olan bazı girişimlerde bulunmayı tercih etti. Avrupa’dan makineler sipariş ederek tuğla, kiremit, kereste, kireç ve elektrik fabrikalarının temellerini attı. İstanbul’da kısa vadede eleştirilen ancak uzun süreçte kendini gösteren bazı teşebbüslerini Ankara’da da tekrarladı. Elektrikle çalışan bir değirmen, bir buz fabrikası ve numune fırını kurdu. İtfaiye teşkilatını yapılandırdı. Şehrin yeşillenmesi konusunda Gazi Mustafa Kemal Paşa ile hemfikir olduğundan, Avrupa ve İstanbul’dan getirttiği binlerce fidanı Ankara’ya diktirdi. Yeni Ankara’yı kale eteklerinde yani eski şehrin bulunduğu yerde değil de, Ulus ile Kızılay arasında inşa etme fikri, devrin idaresince destek görünce büyük istimlak faaliyetlerine girişti.

                     

 

Ali Haydar Bey, Ankara’ya tayininin üzerinden iki yıldan biraz daha fazla bir süre geçtiği esnada sağlık sorunlarını gerekçe göstererek istifa edecekti. Atatürk’ün ısrarı ile İstanbul’dan mebus seçilecek, temelinde önemli hizmetlerinin geçtiği bu şehirde 18 Eylül 1937’de kalp yetmezliğinden ölecekti. Mezarı bugün Edirnekapı’dadır.              

 

 

 

KAYNAKÇA

 

Burhan Arpad; Yokedilen İstanbul, İstanbul 1983

Günay Çağlar; “Ali Haydar (Yuluğ) Bey’in Bolu Mutasarrıflığı Sırasınad Karşılaştığı Meseleler (23 Ocak 1919-30 Mayıs 1920), Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Araştırma Dergisi, sayı: 22, Erzurum 1995, s. 91-102 

Osman Nuri Ergin; İstanbul Şehreminleri (haz: Ahmed Nezih Galitekin), İstanbul 1996

Emin Nedret İşli; “Beyazıt Meydanı ve Haydar Bey Havuzu”, Arkitekt, sayı: 415, Haziran 1994,ü s. 54-57

Reşat Ekrem Koçu; “Bayazıd Meydanı, Bayazıd Hürriyet Meydanı”, İstanbul Ansiklopedisi, cilt: 4, İstanbul 1960, s. 2251-2255 

Hayri Orhun vd.; Meşhur Valiler, İçişleri Bakanlığı Merkez Valileri Bürosu yayınlarından, Ankara 1969

Mehmet Sarıoğlu; “Ankara Şehremini ve Valisi Ali Haydar Bey ve Faaliyetleri”, Kebikeç, sayı: 9, Ankara 2000, s. 125-130

Haluk Y. Şehsuvaroğlu; “Beyazıt Meydanı”, Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu Belleteni, Ağustos-Eylül 1958, s. 6-7

Nazır Şentürk; İstanbul Valileri, İstanbul 2008

Ertan Ünal; “Sessiz Tanık: Beyazıt Meydanı”, Popüler Tarih, sayı: 18, Şubat 2002, s. 62-67

Neşe Yeşilkaya; “19. Yüzyılın İkinci Yarısında İstanbul Beyazıt Meydanı ve Kentsel Mekâna Yönelik Tasarım İzleri: Aks, Arkad, Yapı Yüzü”, Mimarlık, sayı: 334, Mart-Nisan 2007, s. 35-39

Rakım Ziyaoğlu; İstanbul Kadıları, Şehreminleri, Belediye Reisleri ve Partiler Tarihi, İstanbul 1971

 


  13697 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

1324_Tosun Saral 12-12-2010, 21:01:27
Benim bilgime göre Cumhuriyet döneminin ilk İstanbul valisi rahmetli Esat Paşadır. . 7.10.1922- 4.4.1923 tarihleri arasında görev yapmıştır.
Esat Paşa 1875 yılında Şebinkarahisar'da doğmuştur. Sadrazam müşir Ahmet İzzet Paşa'nın kardeşidir.Harbiyeden süvari mülazımı olarak mezun olmuş, çeşitli kıta görevlerinde bulunmuştur. Gelibolu kara savaşlarında yaralanmış uzun süre tedavi görmüştür. kısmen iyileşmesine rağmen Kafkas cephesinde ve Filistin cephesinde 3 ncü süvari tümeni komutanı olarak savaşmıştır, Filistin cephesinde büyük yararlıkları vardır. O ve Tümeni gelinceye kadar meydanı boş bulan Avusturalya Atlı birlikleri onun gelmesiyle rahat hareket edemez duruma gelmişlerdir. Ne var ki Miralay Esat Bey bu muharebelerin birinde yeniden ağır bir şekilde yaralandığından geri hizmete alınmış İstanbul'a yollanmıştır. Kuvvayı Milliyeyi meşhur Karakol teşkilatını kurarak desteklemiş bunun sonucu olarak Cumhuriyet kurulunca Büyük Atatürk tarafından mükafatlandırılmış mirlivalığa yüksetilerek İstanbul valiliğine atanmıştır.
Ruhu şad olsun. Allah ondan razı olsun! Ben çoktandır razıyım.
 
1386_TRAKYA FATİHİ 24-01-2011, 22:48:54
TOSUN BEY BAHSETTİĞİNİZ ESAT PAŞA ZANNEDİYORUM ESAT BÜLKAT PAŞA DEĞİLDİR.BİLDİĞİM KADARIYLA 3.KOR.KOMUTANIMIZ YANYALIDIR.HERHALDE BU BAŞKA BİR ESAT PAŞA ÇANAKKALE MUHAREBELERİNDEKİ KITA KÜNYESİNİ BURADA VERİRSENİZ AÇIKLAYICI OLACAKTIR.

SAYGILARIMLA
 

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

15/03/2017 - 13:17 18 Mart Zaferi ve Kahramanları Sergisi

03/03/2017 - 18:04 Çanakkale Gazisi Bigalı Mehmet Çavuş Anma Programı - 4 Mart 2017 Bahçeli Köyü/Biga

13/02/2017 - 08:53 Atlas Tarih Dergisi Şubat Sayısında 1. ve 2. Gazze Muharebesi Dosyası (Tuncay Yılmazer)

05/01/2017 - 11:29 Duyuru: Tarihin Akışını Değiştiren Savaş Çanakkale - 17 Ocak 2017 Muzaffer Albayrak Söyleşisi

28/12/2016 - 18:07 15 Temmuz Darbesinin Gölgesinde Bir Yıl: Çanakkale, KutülAmare, Somme dan Halil İnalcık Hocaya... 10 Yaşına Giren GeliboluyuAnlamak ta 2016 böyle geçti (Tuncay Yılmazer)

11/12/2016 - 15:52 GeliboluyuAnlamak tan Duyuru: Teröre Lanet

24/11/2016 - 06:22 Kronik Kitap Dört Yeni Eserle Yayın Hayatına Başladı

17/11/2016 - 07:02 Tarih Bir Din Değil İlim Sahasıdır (Seyit Ahmet Sılay)

29/09/2016 - 18:50 Dr. Kilisli Rıfat ın İzinde Osmanlı dan Türk e ve Ötesi (Nükhet Kardam)

09/08/2016 - 13:11 Aşk Cephesi – Bahadır Yenişehirlioğlu ( Sinem Şahin )

04/08/2016 - 17:27 Çanakkale Muharebelerine Dair Bir Site; canakkalemuharebeleri1915.com

16/07/2016 - 09:28 GeliboluyuAnlamak tan Duyuru: Darbelere Hayır! Demokrasiye Evet

15/07/2016 - 09:35 Birinci Dünya Savaşı Araştırmaları Sitesi cihanharbihatiralari.com (Mehmet Beşikçi)

07/04/2016 - 07:10 Konferans - Kut ül Amare Zaferi ( İPTAL DUYURUSU )

31/03/2016 - 06:05 Türkiye nin Bağdat Büyükelçiliği Kutü-l Amare Zaferini her yıl kutluyor ( Faruk Kaymakçı)

24/03/2016 - 03:58 Çanakkale Savaşı nın Dünya Tarihindeki Yeri - NTV Mete Çubukcu ile Pasaport Programı - 18 Mart 2016

16/03/2016 - 08:38 Çanakkale Savaşının 101. yıldönümü Yeni Bakışlarda konuşuldu.

11/03/2016 - 06:46 Konferans - Çizgilerle 1. Dünya Savaşı

19/02/2016 - 06:58 Konferans - Vahdettin Engin - İkinci Abdülhamit'in Politikaları

15/02/2016 - 07:10 Birinci Dünya Savaşı’nda Gördüklerim ve Yaşadıklarım - Erich Ludendorff

08/02/2016 - 09:09 Osmanlı Devleti nin I. Dünya Savaşı na Girişi (Ali Kaşıyuğun)

01/02/2016 - 09:01 İki Siper Bir Mektup Bir Çanakkale Projesi Değerlendirmesi (Celal Yıldırım)

25/01/2016 - 11:57 Gelibolu Yarımadasında Geçmişin İzleri ve İz Bırakanlar (Gürsel Akıngüç)

18/01/2016 - 12:52 Seddülbahir 32 Saat Dizisi Üzerine... Bizi Affedin ( Seyit Ahmet Sılay )

18/01/2016 - 10:27 İstanbul Büyükşehir Belediyesi Konferans - Osmanlının Suriye Politikası

13/01/2016 - 08:08 Şiir ve Öykü Yarışması

05/01/2016 - 12:42 PROGRAM: İtilaf Devletlerinin Çanakkale den Tahliyelerinin 100. Yılı-Onlar Giderken

03/01/2016 - 10:32 Konferans - Çanakkale Savaşlarında Tahliye Harekatı - Kenan Çelik

14/12/2015 - 06:31 Konferans - Haluk Oral - Bir Kırılma Noktası Çanakkale

26/11/2015 - 18:34 Gelibolu Yarımadası Savaş Alanlarının Hava Fotoğrafları (Gökhan Tarkan Karaman)

13/11/2015 - 21:12 Konferans -Çanakkale’de Bir Edebi Heyet

15/10/2015 - 13:23 Konferans - Çanakkale'de Yitirilen Tahsilli Gençlik

29/05/2015 - 14:34 Benim Çanakkale kahramanım Mahmut Sabri Bey’dir- Atlas Tarih Çanakkale Özel Sayısında Tuncay Yılmazer Röportajı

15/05/2015 - 16:25 İBB Konferans - Cepheden Mektuplar (Doç.Dr.Ömer Çakır)

27/04/2015 - 02:44 Çanakkale Söyleşileri 25 Nisan 1915 Müttefiklerin Çıkarma Harekatı-Kenan Çelik

15/04/2015 - 08:30 Atlas Tarih’ten Çanakkale Özel Sayısı

08/04/2015 - 17:12 Derinlerden Siperlere: Çanakkale 1915 Sergisi

30/03/2015 - 17:08 Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı na Çağrı, Kamuoyuna Duyuru

26/03/2015 - 09:02 Konferans-18 Mart Kahramanı Cevat Paşa

24/03/2015 - 17:04 “İki Siper Bir Mektup” Bir Çanakkale Projesi (Celal Yildirim-Hatice Solmuş TED Mersin Koleji)

21/03/2015 - 04:13 CNNTürk Serdar Tuncer ile Başka Şeyler Programı Kaydı

17/03/2015 - 04:46 Çanakkale Muharebeleri- 100 Yıl önce 100 Yıl sonra (Tuncay Yılmazer)

13/03/2015 - 18:27 CNNTürk Serdar Tuncer ile Başka Şeyler- Çanakkale Savaşı Özel- Programı (14.3.2015 saat 00.00)

04/03/2015 - 16:22 CNR Kitap Fuarı’nda Çanakkale Muharebeleri Paneli ( 07.03.2015 saat : 15.30 Yeşilköy CNR Dünya Ticaret Merkezi )

16/02/2015 - 14:00 Acı bir Çanakkale Türküsüne adanan 4 yıllık bir emeğin takdimi- Harmanyeri 1915 (Yönetmen: Gürdal Uğur)

01/02/2015 - 03:46 100. Yıl’da Muhteşem Soru… Seyit Onbaşı’nın Kaldırdığı Mermi Kaç Kiloydu ? (Tuncay Yılmazer )

18/01/2015 - 15:05 Kireçtepe Jandarma Şehitliği Restorasyonu ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne Sorular (Tuncay Yılmazer)

10/01/2015 - 14:53 Konferans - Osmanlıyı Yıkan Cephe-Filistin

28/12/2014 - 13:48 Milli Park’tan Tarihi Alan Başkanlığına, Hollywood tartışmalarından Muhafazakarlığın Savruluşuna… Gelibolu’yu Anlamak’ta 2014 (Tuncay Yılmazer )

24/11/2014 - 14:52 Son Savruluş – Çanakkale Muharebe Alanlarına Hollywood Modeli Tema Parkı ! (Tuncay Yılmazer )

15/11/2014 - 01:37 Konferans - Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti

01/11/2014 - 03:54 Gelibolu yarımadasında utanç verici olay / The shameful event in Gallipoli Peninsula

09/10/2014 - 10:13 Uluslararası Sempozyum - Büyük Savaş ve Osmanlı Devleti: Savaşa Giden Süreç

24/09/2014 - 17:06 Çanakkale’de Yeni Şehitlik! (Gürsel Göncü)

12/09/2014 - 15:51 Çanakkale Savaşlarının 100. Yılı Özel Sayısı Makale Çağrısı

// - 09:52 Geliboluyu Anlamak’tan Kamuoyuna Duyuru

// - 06:37 Çanakkale Muharebeleri Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kanun Tasarısı Üzerine ( Tuncay Yılmazer )

// - 15:33 Gelibolu Yarımadasında Yeni Bir Dönem: Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’nın Kurulması (Dr. Mithat ATABAY)

23/05/2014 - 17:16 100.Yıldönümünde Birinci Dünya Savaşı’nı Hatırlamak” Sempozyumu

16/05/2014 - 16:24 SOMA MADENCİLERİNİ RAHMETLE ANIYORUZ

11/05/2014 - 13:05 Gelibolu Yarımadası Savaş Alanlarının Korunması ve Unesco Kültürel Mirası İlan Edilmesi (Dr. Mithat ATABAY)

09/05/2014 - 23:03 Çanakkale Muharebelerinin Komuta Kademesi ve İdaresi Çalıştayı İzlenimleri (Ahmet Yurttakal)

02/05/2014 - 06:00 Çanakkale Muharebelerinin Komuta Kademesi ve İdaresi Çalıştayı

15/04/2014 - 18:40 Savaş Tarihi Araştırmaları Uluslararası Kongresi (100. Yılında I. Dünya Savaşı ve Mirası)

06/04/2014 - 22:18 DOKUN Dergisi’nde Tuncay Yılmazer İle Söyleşi...

15/03/2014 - 18:00 Hatıralarıyla Çanakkale Muharebelerinin Komutanları Paneli

09/03/2014 - 14:19 Çanakkale Savaşları Resmi Koleksiyoneri Seyit Ahmet SILAY

06/03/2014 - 22:33 Konferans -'Çanakkale Muharebelerinde Bir Kahraman Asker Gazi Binbaşı Halis Bey

28/01/2014 - 07:35 Sadece Bir Emir Kipi...İsrail'i Kur! - Wladimir Jabotisnky ( Çev. Atilla Aşçı )

14/01/2014 - 16:21 Balkan Harbi - Trakya Seferi Kitabını Yeniden Hatırlamak (Şahin Aldoğan, Selim Meriç)

06/01/2014 - 12:12 Birinci Dünya Savaşı’nın Yüzüncü Yılında Savaşa Dair Önemli Bir Eser: “GRİFF NACH DER WELTMACHT: Die Kriegszielpolitik des kaiserlichen Deutschland 1914/1918” Kadir Kon

30/12/2013 - 22:51 Şehit Teğmen İbrahim Naci’den Çanakkale’de tarihin betonlaşmasına… 2013 Yılının muhasebesi ( Tuncay Yılmazer )

06/12/2013 - 22:00 32. Gün Programında Çanakkale Muharebe Alanlarında Betonlaşma Konusu Tartışmaya Açıldı

11/11/2013 - 05:23 Yüzüncü Yıla Doğru Yazıları-2 : Çanakkale Muharebe Alanları’ndaki Betonlaşma Meselesi Neden İlgi Görmüyor? ( Tuncay Yılmazer )

03/11/2013 - 20:03 Çanakkale Muharebe Alanlarında İnşaat Çalışmaları Tüm Hızıyla Devam Ediyor… (Tuncay Yılmazer)

05/10/2013 - 11:07 Zaman Gazetesi'nde 05.10.2013'te Yayınlanan Haber- Çanakkale Şehitlikleri'nde Betonlaşma Tehlikesi ( Burak Can- Mehmet Güler)

11/09/2013 - 21:28 Derinlerden Yansımalar: Çanakkale Savaşı Batıkları (Mithat Atabay, Okan Taktak, Savaş Karakaş, Selçuk Kolay)

25/08/2013 - 15:29 Zığındere Vadisinden Geçecek Yol Tarihi Tahrip Edecektir! (Tuncay Yılmazer)

14/08/2013 - 18:40 Ağadere'ye Sahip Çık (Murat Sayar)

28/07/2013 - 14:53 NTV Tarih’in Kapanması Üzerine Birkaç Not… ( Tuncay Yılmazer )

08/07/2013 - 20:00 Çanakkale Muharebe Alanlarının Şehitlik İnşasıyla İmtihanı! (Muzaffer Albayrak)

26/06/2013 - 21:59 100. Yıl’a Doğru Yazıları- Çanakkale’de Şehitliklerin İhyası Gerçekten Gerekli mi? ( Tuncay Yılmazer )

10/05/2013 - 14:36 İlber Ortaylı Seyahatnamesi

23/04/2013 - 18:49 Tarihçi-Yazar Muzaffer Albayrak İle Söyleşi (Yunus Emre Tozal)

21/04/2013 - 14:44 GEO Dergisi Nisan 2013 Sayısında Hayal Kırıklığı ( Tuncay Yılmazer )

09/04/2013 - 13:18 Meclisin Unuttuğu Kahraman Nezahet-Ozan Bodur

23/03/2013 - 21:43 Ayraç Kitap Dergisi Çanakkale Özel Sayısı

22/03/2013 - 22:03 Çukurova Üniversitesi'ndeki Konferans ile İlgili Gelibolu’yu Anlamak Okurlarına Açıklama ( Tuncay Yılmazer )

21/03/2013 - 20:14 Çukurova Üniversitesi'nde Çanakkale Savaşı Konferansı ( 22.3.2013)

16/03/2013 - 10:44 18 Mart Üniversitesi ve AÇASAM “2015’e Doğru Çanakkale Muharebelerini Anlamak ve Anlatmak” Paneli ( 19.3.2013)

12/03/2013 - 07:39 Şehit Teğmen İbrahim Naci’nin Günlüğü’nden Çanakkale Muharebeleri Konulu Panel

08/03/2013 - 07:01 Gelibolu'yu Anlamak twitter'da....www.twitter.com/gelibolu2015

01/03/2013 - 13:59 NTV Tarih'te Şehit Teğmen İbrahim Naci Bey Dosyası

24/02/2013 - 20:18 Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde Safiye Hüseyin Konferansı (İsmail Bilgin)

19/02/2013 - 14:35 TRT Avaz 'da Çanakkale Programı

18/02/2013 - 07:22 Çanakkale Muharebeleri’nde Kahraman Bir Hemşire: Safiye Hüseyin Elbi Konferansı

07/02/2013 - 17:03 Prof. Dr. Vahdettin Engin'in 'Asayiş' adlı eseri kitapçılarda...

04/02/2013 - 11:05 Sör Siyonist , İngiltere'den Filistin'e Toprak Kavgası -Çiğdem Bayraktar Ör ( Prof. Dr. Vahdettin Engin )

18/01/2013 - 06:39 Çanakkale Valiliğince Yayımlanan 'Çanakkale'de Kahramanlar Geçidi, 57. Piyade Alayı' İsimli Kitaba Dair Eleştiriler (Şahin Aldoğan-Selim Meriç)

12/01/2013 - 20:34 Sarkis Torosyan'a Enver Paşa'nın Verdiği İddia Edilen Belge Üzerine (Prof.Dr.Taha Niyazi Karaca)