Çanakkale Cephesi ve Yunanlılar (İsmail Bilgin)

Tarih: 30/05/2010   /   Toplam Yorum 3   / Yazar Adı:      /   Okunma 9743

“Eğer kral dediğimi yapsaydı ve Metaxas (Yunan Genelkurmay Başkanı) Almanya’nın etkisiyle istifa edip bunalıma yol açmasaydı; eğer biz bir kolordu olmasa da da bir tümen yollayıp harekâta katılsaydık korumasız, savunmasız, askersiz bir durumda olan Gelibolu Yarımadası’nı ele geçirebilecektik… Bu söylediklerim değişik yerlerde verilen raporlarla da doğrulanmış olup İngiliz parlamentosu tarafından da onaylanmıştır. İşte baylar kendilerini ülkenin kurtarıcıları gibi tanımlayanlar, ülkenin büyük umutlarını ve doğuya yayılma şansını gömmüşlerdir!.. Politikam engellenmeseydi, Yunan Ordusu yarımadaya Şubat 1915 sonuna doğru ulaşırdı. İngiliz raporları da yarımadanın bu tarihten bir ay sonra savunma için hazırlandığını doğrular. Daha sonra Alman askeri-teknik bilgisi ve gücü ile desteklenecek olan bölgede iki yüz bin kişilik bir ordunun yapamadığını Yunan Ordusu o ilk günlerde rahatlıkla yapabilirdi, bu bizim için çocuk oyuncağı sayılırdı … Venizelos kaçırdıkları fırsatı bu sözlerle özetliyordu. Yazar İsmail Bilgin, Çanakkale Savaşı ve Yunanistan ilişkisini anlatıyor.

 

İtilaf Devletlerince Çanakkale Harekâtı’na karar verilmeden önce Yunanlıların Ege’de deniz üstünlüğünü korumak ve Osmanlı Devleti’ne mümkün olduğunca darbe vurmak düşünceleri bulunuyordu. Ayrıca topraklarını genişletmek, önlerine çıkmış veya çıkacak olan tarihi fırsatları değerlendirmek isteyen Yunan yöneticileri bu tutumlarını ısrarla sürdürmüşlerdir. İstanbul’u, Anadolu’yu işgal etmek tarihi emellerini oluşturmaktaydı. Bunun için işgal hazırlıkları/planları yapmışlardır.

Cemal Paşa anılarında Yunanlıların deniz üstünlüğünü korumak için şu hazırlıklarını anlatır: 

“1914 yılı mayıs ayı ortalarında Goben padişah hazretlerine saygılarını sunmak vesilesiyle yaptığı görkemli ve gösteri amaçlı ziyarete karşılık, İngilizler de kendi güçlerini göstermek için Akdeniz Filosu Komutanı Amiral de Robeck’i Haziran ortalarında İnflexible zırhlısı ile İstanbul’a göndermişlerdi. Amiral ile yaptığımız görüşmelerde sık sık Sultan Osman zırhlısını İstanbul’a getirmek için özel önlemler alıp almadığımızı ısrarla soruyordu. Ve diyordu ki:

“Sultan Osman’ın Osmanlı sularına gelmesi Yunanlıları son derece korkutuyor. Gelişini önlemeye kararlılar. Benim aldığım bilgilere göre geminin İngiltere’de son denemeleri yapılırken, fedailer kullanılarak tahrip edilecek, olmazsa Cebelitarık Boğazı civarında bir Yunan denizaltısı tarafından torpillenecek, bunu da başaramazlarsa, Yunan kara sularından geçerken, bütün Yunan donanmasıyla hücumu göze alacaklar uyanık olun (1).

*

İki ayrı bloğun başını çeken İngiltere ve Almanya’nın güç gösterisi İstanbul’da başlamıştı. Tarih daha sonra İstanbul’u ele geçirmek isteyen İngiltere’ye karşı Çanakkale’yi savunacak olan Osmanlı Devleti’nin yanında ittifakı olarak Almanya karşı karşıya getirecekti.

Zaman içinde ittifakların belirginleşip safların kesinleşmesinden sonra özellikle İtilaf Devletleri çeşitli planlar üzerinde çalışmalarını sürdürmekteydi. İşte o günlerde, 27 Ağustos 1914 tarihinde İngiltere Dışişlerine iki telgraf geldi. Bu telgraflarda bakanların dikkati Osmanlı Devleti’nin boğazlarına çekilmek isteniyordu. Telgraflardan ilki Atina’da bulunan İngiliz Maslahatgüzarındandı. Telgrafta Yunan Başvekili Venizelos’un, kral ve kabinenin tamamıyla mutabık kalmaları üzerine; Yunanistan’ın kara ve deniz bütün askeri kaynaklarını İtilaf Devletleri emrine vermiş olduğunu belirtiyordu (2).

 İki gün sonra da İngiltere’nin Atina maslahatgüzarı gerektiğinde Çanakkale Boğazı’na yapılacak bir taarruzda yardımcı kuvvet verip vermeyeceğini Yunan kralından sorulduğu haberi 29 Ağustosta Sir Francis Elliot (İngiltere’nin Atina Maslahatgüzarı) tarafından Londra’ya bildirildi. Haberin devamında, Kral eğer Bulgaristan tarafsızlığını korursa, yardım edebileceklerini kendisine söylemişti.

İngiltere bu destek ile yapılacak bir harekâtla Osmanlı Devleti’ne baskı kurmayı ve bu ülkenin eli kolu bağlamayı düşünmeye başladı. Üstelik Mısır’la Süveyş Kanalı hakkında hissedilen bütün endişeler de ortadan kaldırılabilinirdi. Yunanlıların da yardım edeceği düşünülürse bu pekâla mümkün olabilirdi.

31 Ağustos’ta Deniz Bakanı Churchill ve Savaş Bakanı Lord Kitchener oluşan yeni strateji  üzerinde tartıştı. Bu tartışmadan sonra Churchill, Paris’te iken Genelkurmay Başkanına müracaat etti. Bahriye Nezareti’nden verilecek iki subayla birlikte; İngiliz Donanmasını Marmara’ya sokmak amacıyla Gelibolu Yarımadası’nın yeterli sayıdaki Yunan Ordusu ile ele geçirilmesi için plan hazırlanmasını emretti. Buna da gerekçe olarak “Türkiye’nin her an bize savaş açma ihtimali vardır ve bu yüzden konu önemlidir.” deniliyordu. Bu noktada Askeri Tarihçi Oglander ise iki noktaya dikkati çekmektedir: İlk önceleri askeri harekâttan başka bir şey düşünülmüyordu. Yunan Ordusu yarımadayı ele geçirdikten sonra İngiliz Donanması Marmara’ya girecekti. Ancak bu harekât Türkiye’nin savaş ilanına göre yapılacaktı.(3)

O zamanki düşünceye göre Yunan Ordusu’nu yarımadaya çıkarmak, Çanakkale Boğazı’nın güvenliği sağlandıktan sonra da İngilizlerin rahatça İstanbul’a girmesine sebep olmaktı. Bu tipik İngiliz kurnazlığı ve politikasının bir düşüncesiydi. Kendi kuvvetlerinden çok başka kuvvetleri de işine çekmek ve asıl amaca ulaşmaktı. Ancak bu plana Harekât Dairesi Başkanı General Calwell karşı çıktı. Gelibolu Yarımadası’na yapılacak taarruzun son derece güç olduğunu bildirdi. General elde 60.000 asker ve kuvvetli toplar bulunmadıkça, bu harekâta girişmenin yersiz olacağını ifade etti. Calwell bu görüşüyle daha önce 1906 yılında hazırlamış olduğu Boğazlara saldırı planı ile ters düşmüş oluyordu.

Yine de Genelkurmaydan olumlu yanıt alan Churchill, Yunanistan’daki İngiliz Deniz Misyonu Bakanı Tuğamiral Mark Kerr’e 4 Eylül 1914 yılında telgraf çekti. Telgrafta ise şunlar yazıyordu:

“İngiltere ve Yunanistan’ın, Türkiye’ye karşı birlikte yürüteceği savaş politikası için Yunan generalleri ve donanma subayları ile temasa geçmemiz yararlı olacaktır. Siyasi ihtimalleri ilgili hükümetlere bırakmak koşuluyla amiralliğimiz bu konuda size izin vermektedir. Yunan hükümetine yaklaşınız. Konuyla ilgili olarak bizim görüşlerimiz şöyledir:

Türk ve Alman savaş gemilerine karşı Yunan Donanması size destek olmalıdır. İndomitable’ın sancak gemisi olacağı Birleşik Donanma komutanıza verilmelidir. Şartlar zorunlu kılarsa her türlü gemiyle de destekleneceksiniz (4).”

Aynı zamanda Sir Edward Grey eğer Osmanlı Devleti, Merkezi Devletlere katılırsa, Yunanistan’ın da kendilerine yardımını kabul edeceklerini 4 Eylül 1914 tarihinde Atina’ya bildirdi. Bundan sonra bir harp meydana geldiğinde Yunan kara ve deniz kuvvetleri ile görüşme yapmak üzere Mark Kerr’e (Yunanistan’daki deniz ıslahat başkanı) emir verdi. Ancak Türkiye tarafsız kalırsa, Yunanistan’ın da savaşa hiçbir şekilde girmeyeceği bildirildi.

 Gerekli izni alan Amiral Kerr, Kral Konstantin ile bir görüşme yaptı. Yunan Kurmayının Gelibolu Yarımadası’na saldırabileceklerini Eylül ayında İngiltere’ye bildirdi. Ancak Atina, Bulgaristan’ın tarafsız kalacağına inanmıyordu. Osmanlı Devleti’ne karşı Bulgar ordusu taarruza geçmedikçe, Yunanlılar da geçmeyeceklerdi. Bu şartla Yunan planı derhal yürürlüğe konabilirdi. Ayrıca Yunan Donanmasının iki veya üç parça muharebe kruvazörü birkaç kruvazör ve destroyer ile birlikte bir mayın tarama filosu ile takviyesi gerekiyordu.

Oysa daha önce Yunanlılar Osmanlı Devleti ile çıkacak bir savaşta ayrıntılı planlar yapmışlardı. Bu planların merkezinde yine Gelibolu Yarımadası’nın yanı sıra diğer önemli merkezlere saldırı şu şekilde planlanmıştı:

Çanakkale Boğazı’na saldırı mayın tarlaları temizlenmedikçe hiçbir donanma Marmara’yı geçemez. Ayrıca Boğazın her iki yanına da geniş ölçekli bir çıkarma yapılmalıdır.

Rumeli yakasının güney kısmındaki istihkâmları ele geçirmek için Kabatepe güneyine 60.000 asker çıkarılacaktır.

Asya yakasına ise iki tabur çıkarılacak ve Boğaz girişinde bulunan Kumkale istihkâmı ele geçirilecektir.

Aşağıdaki kuvvetlerin karaya çıkarılması ile beraber harekâta başlanacaktır.

Bolayır’ı ele geçirmek ve tutmak üzere 30.000 asker,

Demiryolunu güneyden kesmek için İskenderun’a 20.000 asker,

İzmir’deki kolorduyu etkili bir rol oynamaktan alıkoymak üzere 20.000 asker de Edremit Körfezi’ne çıkarılacak (5).

Bu plan o zaman için hiçbir şeyi tesadüfe ve şansa bırakmayacak kadar ayrıntılı hazırlanmıştı. Üstelik ilgili yerlere Osmanlı Devleti’nin yardım göndermesinin önü de kesiliyordu. Mayın tarlaları temizlenmedikçe hiçbir donanmanın boğazı geçemeyeceği öngörüsü de çok önemlidir. Ama Yunanistan’ın, İngiltere yanında harekâta katılması için bir şartı vardı. Bulgaristan’ın da İtilaf Devletleri tarafına çekilmesi lazımdı. Balkan Harbi’nde Osmanlı’ya karşı ittifak yapan bu iki devlet arasında toprak anlaşmazlığı sürüyordu.

Bu arada Bulgaristan’ın, Almanlara söz verdiğini öğrenen Kral Konstantin, Osmanlı Devleti Yunanistan’a saldırmadıkça, kendilerinin de Osmanlı Devleti’ne saldırmayacaklarını duyuruyordu. Bu duyuru üzerine Çanakkale’ye saldırı fikri Londra’da bir süre kesintiye uğradı. Ancak Boğazlara saldırma fikri üç hafta sonra tekrar ele alındı. Genç bir gazeteci iken yazdığı yazılarda dahi Boğaza saldırma düşüncesi kendisinde sabit bir fikir hale gelen Churchill Mısır ve Süveyş Kanalı’nın muhafazası için en iyi yolun Gelibolu Yarımadası’nı ele geçirmek olduğunu bildiriyordu. Ancak Lord Kitchener, Churchill’in fikrine itibar etmedi. Onun teklifini kabul etmedi. Mısır için bir tehlike olmadığını söyledi. Kısa bir süre için de olsa Çanakkale’ye bir harekât düzenlenme düşüncesi böylece rafa kaldırıldı.

Ocak bayı başında ise Avrupa Cephesinde çarpışmaların tavsamaya başlaması ve Rusya’nın durumu Çanakkale konusunu tekrar gündeme getirdi. Lord Fisher 3 Ocak 1915’te Bahriye Nazırı’na Osmanlı Devleti’ne karşı yapılacak olan taarruzu desteklediğini ifade ediyor ancak gelişmeleri şöyle öngörüyordu:

“Fransa’da bulunan Hintlilerle hazırlanmış olan 75.000 kişilik bir kuvvetin Mısır’ı korumak gibi bir amaç verilerek Marsilya’dan gemilere bindirilmesini teklif ediyordu. Önce Hayfa’ya ardından İskenderun’a bir gösteriş çıkarması yapılmalı daha sonra bu kuvvet Çanakkale’de Beşige’ ye çıkmalıdır.” diyor aynı zamanda ada Yunan Ordusu Gelibolu Yarımadası’na asker çıkarmaya, Bulgarların Edirne üzerine yürümeye, Romanyalıların da Avusturyalılara karşı yapılacak taarruzda Ruslar Sırplara katılmalı diyor ve ekliyordu, Amiral Sturdee Majestic ve Canopus sınıfı gemilerle aynı zamanda Çanakkale Boğazı’na saldırmalıdır. Ancak Fisher bir ekleme yapıyordu. Eğer hızlı hareket edilmezse bu harekâtta başarısızlık kaçınılmaz (6).”

Fisher’in hızlı olunması gerektiğini yazması önemlidir. Bu söz ile Osmanlı Devleti’nin hazırlanmasına izin verilmesi gerektiğini belirtir. İngiliz devlet adamları saldırı için kendilerinin yanlarına pek çok ülkeyi alarak en az hasar ve zayiat ile hedefe gitme düşüncesindeydiler. Bu günlerde yine Churchill gündemi belirlemek istedi. Bu sefer de boğazın her iki yakasının donanmanın en değersiz, yaşlı gemileriyle zorlanmasını düşünmeye başlamıştı. Majestic ve Canopus sınıfı zırhlılar ile pekâla zorlanabileceğini söylüyordu. Eğer başarı kazanılırsa, Bulgaristan İtilaf Kuvvetleri safında da yer alabilecekti. Özellikle Bulgaristan’ın kazanılması önemliydi. Onunla birlikte Balkan Devletleri de İtilaf Bloğu içine çekilebilirse, Almanya ve Osmanlı Devleti’nin bağlantısı olmayacaktı.

Saldırı için lojistik destek yerleri gerekli idi. Bunun içinde en uygun yer Selanik limanıydı. Ancak buradan faydalanmak için de Yunanistan’ın savaşa girmesi lazımdı. Bu ülkenin savaşa girmesi için Megalo İdea fikrine atfen Anadolu ödül olarak gösterildi. Tarih 8 Ocak 1915’ti. Yunan Hükümeti ise 23 Ocak 1915 tarihinde bu öneriye karşı üç şarttan birinin yerine getirilmesini istedi:

“Ya Bulgaristan harbe sokulmalı, ya da Bulgarlar tarafsız kalırsa bu kez Romanya’dan da yardım alınmalı veya Bulgaristan’ın tarafsızlığı sağlanamazsa İtilaf Devletleri Kral Ferdinand’ın kararsızlık ihtimaline karşı bir moral teminatı için Selanik’e yeteri kadar kuvvet gönderilmelidir.”  Bunun için iki İngiliz veya bir Fransız kolordusunun yeterli olacağını da söylendi.

9 Şubat’ta Harp Meclisi, Bulgaristan’ın Almanya safında olduğunu öğrendi. Kral Ferdinand Rusya’nın cephanesizlikten bir şey yapamayacağını belirtti. Ayrıca Romanya ittifaka girmeye çekindi. Bu arada Rusya’dan da kuvvet istendi. Rusya ancak 1.000 kazak süvarisi verebileceğini belirtti.

Bunun üzerine Yunanistan’ın ittifaka girmesini sağlamak üzere Yunanistan’ın istekleri kabul edildi. Hatta asker sayısının artırılması bile gündeme geldi. Ancak bir süre sonra Yunanistan’a, kolordu yerine bir tümen asker gönderileceği bildirildi. Yunanistan bunu kabul etmedi ve mutlaka Romanya’nın da katılımını şart koştu. Yunanistan’ın Selanik’e gönderilecek kuvveti az bulması üzerine bu şehir üzerinden Çanakkale’ye bir saldırıdan vazgeçildi. Ama yine bütün dikkatler boğazlara yapılacak bir saldırıdaydı. 29 Ocak’ta bazı kıtalar boğaza yapılacak harekâta katılmak için Yunan Hükümeti’nden izin alınmış ve Mondros’a doğru yola çıkmışlardı. Bu uluslararası bir anlaşmazlığa yol açmadı çünkü Türkiye, Limni adasında Yunan hakimiyetini tanımıştı(?) (7).

İtilaf Devletlerinin Çanakkale Seferini düzenleyeceğinin kesinleşmesi üzerine Anadolu’yu ele geçirme fikrinde olan Yunanistan Başbakanı Venizelos 1 Mart’ta Gelibolu Yarımadası’na üç tümenlik Yunan kuvveti çıkarılmasını teklif etti. Yunan kralı da harbe hazır olduğunu bildiriyordu.

Yunanlıların İtilaf Devletlerine kuvvet gönderme teklifi, İstanbul’u ele geçirmek düşüncesindeki Rusya’nın karşı hamle yapmasına sebep oldu. Rusya 2 Mart’ta Atina’ya Çanakkale Seferine iştiraklerinin kabul edilemeyeceğini bildirdi. Rus Dışişleri Bakanlığı Atina’daki maslahatgüzarına şöyle telgraf çekmişti: Müttefiklerin İstanbul’a karşı yapacakları taarruza Yunan kuvvetlerinin iştiraklerini asla istemeyiz…

Tarihi süreç içinde daima İstanbul’u ele geçirmek düşüncesinde olan Rusya bu konuda Yunanistan ile karşı karşıya gelmişti. Rusya’nın savaşacak cephanesi azdı. Üstelik buğdayını uzun bir süredir Avrupa’ya satamıyordu. İtilaf Devletlerinin Çanakkale Seferi düzenlenmesin isteyerek ayrıca doğuda Osmanlı Ordusunun baskısından kurtulmayı düşünüyordu.

3 Mart’ta Yunan Genelkurmayı yarımada üzerine başarılı bir taarruz yapmanın zamanını geçtiğini bildirdi. Bunda iki önemli etkenin rolü vardı: 1. Rusya’nın karşı çıkması ve 2. Ani ve kararlı bir taarruz zamanın geçtiği düşüncesi… Yunan kralı da Gelibolu’ya asker çıkarılmasını kabul etmemişti. Artık Yunanistan sefer dışında kalmıştı.

Gerçi Rusya İstanbul Boğazı İtilaf Devletleri’nin eline geçtiğinde kendisine İstanbul’un verilmesini ısrarla istediyse de bu hususta kendisine kesin bir taahhütte bulunulmamıştı (8). Bunun için İngiltere ve Fransa yine de 12 Mart’ta Rusya’ya gizli olarak eğer harbi sağlam bir neticeye ulaştırmak için elinden geleni yaparsa İstanbul kendisine bir zafer hediyesi olarak verilebileceğini bildirdi.

*

Artık karar verilmişti. Çanakkale’ye bir sefer düzenlenecekti. 12 Mart’ta Hamilton komutanlığa getirildi. Bu arada Calwell, Hamilton’a muhtemel Yunan planlarını bir harita üzerinde anlattı. Yunanlıların 150.000 asker ile çıkarmayı planladıklarını söyledi. Ancak söze karışan Lord Kitchener Türklerin şimdilik cephelerdeki durumlarından dolayı bu kuvvetin yarısının yeterli olabileceğini söyledi. Kitchener boğazın kolayca geçilebileceğini ve piyadeye büyük bir iş düşmeyeceğini düşünüyordu. O günü, Hamilton günlüğünde şöyle anlatır:

“…………..

Konuşmamız devam etti ve Kitchener gözlerini dikerek bana baktı. Calwell odaya elinde bir çok kağıtla girdiği zaman Kitchener’in ne söyleyeceğini bilmiyordum.

Harekât sahalarını gösteren haritanın tespit edildiği büyük bir levhaya yaklaştık. Callwelll Gelibolu Yarımadası’nda taarruz edilecek tahkimatı orada işaret etti. O bölgenin planları Yunan Kurmay Başkanlığınca hazırlanmıştı. Yunanlılar hatırladığıma göre, Çanakkale harekâtı için 150.000 kişilik bir kuvvet göndermeyi öngörmekteydiler. Planlarında çıkartma sahası olarak da Gelibolu Yarımadası’nın güney kesimin kuzey batı sahili karşı yakada ise Kumkale gösterilmişti.

Kirtchener; Fakat dedi harekâta bu sayının yarısı bile yetecektir. Türkler zaten her cephede meşguller bu derece kuvveti dahi karaya çıkartmamız gerekmeyecek ümit ederim. Şayet böyle bir kitle çıkartması icap ederse kuvvetli bir donanma arkanızda, birinci destek faktörü olarak seçtiği zaman ve mevkide yer alacaktır (9).

 Son aşamada savaş konseyinde Çanakkale Boğazı’nın kolayca geçileceği fikri oluşmuştu. Bunun için donanmadaki yaşlı zırhlılardan bir donanma meydana getirildi. Ayrıca kara ordusu da sömürge ve dominyon askerleri tarafından desteklenecekti.

18 Mart 1915’ten sonra ise İtilaf Devletleri planlarının Yunanlıların hazırladığı planlar kadar  etkili olmadığı anlaşılmıştı. Yunanlıların planlarında üç ana unsur dikkati çekmekteydi. 

1. 150.000 kişilik bir ordu.

2. Mayın tarlaların mutlaka temizlenmesi.

3. Süratle hareket edilerek Osmanlılara hazırlanma fırsatının verilmemesi. 

Çanakkale Harekâtı’nın başarısızlığı üzerine kuşkusuz ki pek çok sebep sayılabilir. Bu sebepler kitap hacmini tutacak kadar da ayrıntılıdır. Ancak şunu belirtmek gerekir ki, İtilaf Devletleri Çanakkale Harekâtı’nı planlarken Osmanlı Devleti’nin gücünü küçümsemiş ve gerekli ayrıntı içeren hızlı ve kararlı bir strateji geliştirmekte zorlanmışlardır. Burada diğer önemli bir nokta Yunanlılara Anadolu’da bazı yerlerin teklif edilmesidir ki bu 1919 yılında uygulamaya konulmuştur.    

*

Harekât sırasında Yunanlılar

7 Ağustos 1915 tarihinde Suvla Çıkarması esnasında iki İngiliz savaş gemisi ile taşınan Yunanlı Teğmen Gruparis komutasındaki 300 kişilik gönüllü Rum müfrezesi saat 02.00’de 160 kişiyi Saroz kuzeyindeki Sazlıdere ile Karaçalı arasına çıkardı. Bağımsız Türk süvari tugayına ait kuvvetlerin çıkarma yerine gelmesi ile bu gönüllü birliği kaçtı (10). (Bu bölgede bazı gözetleme yerleri Kocaçeşme Köyündeki suni tepe halen durmakta, Saroz Körfezi kuzey kıyısı boyunca oluşturulan siper izleri zor da olsa tanınabilmektedir, İbilgin)

Ayrıca 1915 yılı Ağustos başında İngiliz birlikleri Gelibolu Yarımadası’nda yeni ve büyük bir saldırı başlatılırken 3.000 (?) (300 kişi olmalı, İbilgin) Yunanlı da gönüllü olarak savaş katılmıştır. Yunan gönüllüler Gelibolu Yarımadası’nı savunan Türkleri şaşırtmak amacıyla savaş bölgeleri dışında kalan Saroz Körfezi’nde Enez kıyılarına çıkarılmıştır. Selanik’te yayınlanan Ellas gazetesi 7 Ağustos 1915 tarihindeki nüshasında şu haber yer almıştır.

 Ağustos 1915’te Çanakkale/Gelibolu cehenneminde ateşe sürülen üç bin gönüllü Yunanlı savaşçıdan yalnız doksan tanesi ağır yaralı olarak sağ kalabilmiştir.

Bu Yunan trajedisi, Yunanistan’da İngiltere ve Fransa karşıtı büyük gösterilere sebep olmuştur (Ancak bu kadar sayıda Yunanlının savaşa katıldığını ihtiyatla karşılamak gerek, İbilgin) (11).

Ayrıca Çanakkale Muharebeleri sırasında esir alınan bir askerin ifadesi şu şekilde kayda geçmiştir:

 “……….

Çıkarılan bütün gürültü patırtının ise gönüllülerin yaptıkları tehlikeli işlerden kaynaklandığını ifade ediyor. Yabancılar lejyonunda düzeni bozan Yunan birliklerinin varlığını da doğruluyor. Bütün komutanların ve müfreze komutanlarının Yunan olduğunu ilave diyor. Bunlar Fransız subayların komutası altındaymışlar. Bu askerler hangi dille emirlerin verildiğini bilmiyor (12).”

*

Yunanlılar Çanakkale Harekâtı öncesinde bu bölgeyi işgal etmek için ayrıntılı planlar hazırlamış ve gerekli fırsatı kollamaya başlamışlardır. Yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı harekât dışında kalmalarına rağmen topraklarını, limanlarını ve askerlerini İtilaf Devletlerinin emrine vermişler, bunun karşılığında Osmanlı Devleti’nden toprak kazanma düşüncesine sahip olmuşlardır. Savaştan yıllarca sonra bu konuda açıklama yapan eski başbakanlardan Venizelos’un açıklaması çok manidardır:

“………

Eğer kral dediğimi yapsaydı ve Metaxas (Yunan Genelkurmay Başkanı) Almanya’nın etkisiyle istifa edip bunalıma yol açmasaydı; eğer biz bir kolordu olmasa da da bir tümen yollayıp harekâta katılsaydık korumasız, savunmasız, askersiz bir durumda olan Gelibolu Yarımadası’nı ele geçirebilecektik… Bu söylediklerim değişik yerlerde verilen raporlarla da doğrulanmış olup İngiliz parlemantosu tarafından da onaylanmıştır. İşte baylar kendilerini ülkenin kurtarıcıları gibi tanımlayanlar, ülkenin büyük umutlarını ve doğuya yayılma şansını gömmüşlerdir!.. Politikam engellenmeseydi, Yunan Ordusu yarımadaya Şubat 1915 sonuna doğru ulaşırdı. İngiliz raporları da yarımadanın bu tarihten bir ay sonra savunma için hazırlandığını doğrular. Daha sonra Alman askeri-teknik bilgisi ve gücü ile desteklenecek olan bölgede iki yüz bin kişilik bir ordunun yapamadığını Yunan Ordusu o ilk günlerde rahatlıkla yapabilirdi, bu bizim için çocuk oyuncağı sayılırdı (13).”

 

Yararlanılan Kaynaklar

1. Cemal Paşa, 1996, Hatırat, Arma Yayınları, s 104.

2. Aspinal Oglander, 1940, Çanakkale-Gelibolu Askeri Harekâtı, Cilt-I, s 50.

3. a.g.e, s 52.

4. Mete Tunçoku, 2002, Çanakkale 1915, Buzdağının Altı, TTK Yayınları XVI Dizi-Sayı:91, s 39.

5. Aspinal Oglander, 1940, Çanakkale-Gelibolu Askeri Harekâtı, Cilt-I, s 54.

6. a.g.e, s 67.

7. a.g.e, s 80.

8. Aspinal Oglander, 1940, Çanakkale-Gelibolu Askeri Harekâtı, Cilt-I, s 97.

9. General Ian Hamilton, 1972, Gelibolu Günlüğü, Hürriyet Yayınları, s

10. Genelkurmay Başkanlığı, 1993, Çanakkale Cephesi Harekâtı III. Cilt, s 389.

11. Metin Erksan, 2007, 18 Mart 1915-Çanakkale Boğazı Savaşı, Yeni Hayat Dergisi Mart Sayısı, s 11.

12. Genelkurmay Başkanlığı, 2009, Çanakkale Muharebelerinin Esirleri, İtiraflar ve Mektuplar, Cilt:1, s 72.

13. Mete Tunçoku, 2002, Çanakkale 1915, Buzdağının Altı, TTK Yayınları XVI Dizi-Sayı:91, s 42.

 

 

 

 


  9743 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

22/05/2017 - 05:29 Müstahkem Mevkii’nin Anafartalar’daki Sesi - Küçük Anafartalar Topları (Bayram Akgün)

09/05/2017 - 08:12 Kûtulamâre Kuşatması’ndan Esarete Yüzbaşı Sandes’in Hatıraları - Çev. Tuncay Yılmazer

02/05/2017 - 11:45 İzmir-Bayındır İlçesinden Çanakkale Harbine Katılanlar (Necat Çetin)

28/04/2017 - 08:49 Kûtulamâre Zaferi 1916 (Muzaffer Albayrak – Vahdettin Engin)

23/04/2017 - 21:24 Türk Ordusu’nda Künye Uygulamasına İlişkin İlk Girişimler ve İlk Künyelerle İlgili Kısa Bilgiler (The First Attempts On The Use Of Identity Tags In Turkish Army And Information About The Early Identity Tags) (Burhan SAYILIR)

13/04/2017 - 05:43 Müstahkem Mevki’nin Kara Savunması İçin Top Desteği Sağlaması (Bayram Akgün)

07/04/2017 - 14:30 Çanakkale Muharebelerinde İdari ve Lojistik Faaliyetler (Ayhan Candan)

06/04/2017 - 19:17 Kabataş Erkek Lisesi 1.Büyüteç Tarih Öğrenci Sempozyumu (8-9 Nisan 2017)

04/04/2017 - 21:12 Resmi Belgelere (Nüfus Ölüm-Genelkurmay-Kayıtsız Ölüm Defterleri) Göre İzmir - Beydağ Şehitleri (Necat Çetin-A.Levent Ertekin)

31/03/2017 - 07:25 Çanakkale nin Şehit Kalemleri (İsmail Sabah)

27/03/2017 - 19:43 Çanakkale Müstahkem Mevkii’ye Bağlı Top Mermisi Çeşitleri (Bayram Akgün)

25/03/2017 - 20:58 GeliboluyuAnlamak Özel- 100. Yılında Gazze Muharebeleri Kahramanlarını Anıyoruz (Tuncay Yılmazer)

17/03/2017 - 21:15 18 Mart Özel Makalesi - Yaşayanların Ağzından 18 Mart Boğaz Muharebesi (Ahmet Yurttakal)

16/03/2017 - 08:51 18 Fotoğrafla Çanakkale Boğaz Muharebesi 18 Mart 1915 - 18 March 1915 Dardanelles Assault with 18 photographs (Ahmet Yurttakal)

13/03/2017 - 05:47 Çanakkale Muharebeleri’nde Bir Hile: Sahte Toplar (Bayram Akgün)

07/03/2017 - 04:27 Çanakkale Zaferi’nden Mescid-i Nebevi’ye (Enver Paşa’nın 1916 Filistin-Hicaz ziyareti) (Tuncay Yılmazer)

23/02/2017 - 07:48 Gelibolu Savunması Bir Karargâh Çalışması - General G.S. Patton (Haluk Oral)

09/02/2017 - 06:24 İkinci Kirte Muharebesi (6-8 Mayıs 1915 Taarruzları) (Yücel Özkorucu)

31/01/2017 - 12:29 Türk Boğazları Meselesi (Ayhan Candan)

24/01/2017 - 05:39 Kanlı Bir Mendil Hikayesi (Ömer Arslan)

19/01/2017 - 10:32 Irak Cephesinde Gönüllü Kahramanlar Osmancık Taburu (Muzaffer Albayrak)

23/12/2016 - 20:32 Atlas Tarih Dergisi Aralık-Ocak Sayısında 1916 Sina Filistin Hicaz Cephesi (Tuncay Yılmazer)

13/12/2016 - 07:23 Birleşik Harekat Tecrübesi Olarak Cihan Harbinde Türk-Alman Askeri İttifakı (Gültekin Yıldız)

02/12/2016 - 20:23 Çanakkale Kara Muharebelerinde Ağıl Dere (Şaban Murat Armutak)

15/11/2016 - 11:48 Çanakkale de Bir Melek Hanım (Muzaffer Albayrak)

01/11/2016 - 05:41 Çanakkale Kara Muharebelerinde Asma Dere (Şaban Murat Armutak)

24/10/2016 - 06:55 42. Alay / Gelibolu 1915 - Ahmet Diriker (Oğuz Çetinoğlu)

10/09/2016 - 11:12 Seddülbahir Kahramanı Bigali Mehmet Çavuş (Ömer Arslan)

03/07/2016 - 14:42 Çanakkale’den 100. Yılında Somme’a:Bir Savaş, İki Muharebe (Mustafa Onur Yurdal)

11/06/2016 - 14:37 I.Dünya Savaşı nda Şii Ulemasının Cihat Fetvaları Çerçevesinde Irak Cephesi (Ziya Abbas)

01/06/2016 - 06:23 Kutülamare- Yarbay Mehmed Reşid Bey in Günlüğü (İ. Bahtiyar İstekli)

23/05/2016 - 12:01 Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Muharebelerinde Sağlık Alanındaki Faaliyetleri (Ayhan Candan)

16/05/2016 - 07:38 Bir Osmanlı Kurmay Subayı- Iraklı Kürt Devlet Adamı, Mehmet Emin Zeki Bey in Yaşam Öyküsü (Tuncay Yılmazer)

10/05/2016 - 13:00 Mezopotamya da Bir Savaş 1915-1916 KutülAmare – Nikolas Gardner ( Tuncay Yılmazer )

07/05/2016 - 07:31 Birinci Dünya Savaşının İslam Dünyasına Etkileri (Yüksel Nizamoğlu)

30/04/2016 - 19:20 Çanakkale Savaşı: Bir Siyasi Mücadele Alanı (Özgür Öztürk)

23/04/2016 - 19:13 25 Nisan 1915 Anzak Çıkarması İlk Saatleri – Daha Erken Müdahale Edilebilir miydi? ( Ahmet Yurttakal )

17/04/2016 - 21:26 Maskirovka Harekatı - KutülAmare bir zafer midir? ( Tuncay Yılmazer )

13/04/2016 - 05:30 Çanakkale Savaşları ve Barbaros’un Batışı (İsmail Bilgin)

28/03/2016 - 11:20 Çanakkale Muharebelerinde Osmanlı Ordusunun Asker Kaybı (Ayhan Candan)

26/03/2016 - 09:55 Eğitimli Neslin Birinci Dünya Savaşı ile İmtihanı ( Dr. Nuri Güçtekin )

24/03/2016 - 10:00 Birinci Dünya Savaşı nda Yozgat Lisesi (Dr. Nuri Güçtekin)

21/03/2016 - 06:35 Çanakkale Seferberliği: Savaş, Eğitim, Cephe Gerisi (Mustafa Selçuk)

17/03/2016 - 08:15 18 MART ÖZEL - Çanakkale Zaferi ve Cevat Paşa (Ahmet Yurttakal)

11/03/2016 - 06:49 Zaferi Kanla Yazan Fındıklılı Mehmet Muzaffer (İsmail Bilgin)

02/03/2016 - 12:48 Kut’ül Amare Zaferi -2 (İsmail Bilgin)

29/02/2016 - 11:29 Kut’ül Amare Zaferi -1 (İsmail Bilgin)

22/02/2016 - 12:27 Gertrude Bell Irak Sınırını Çizen Kadın (Veysel Sekmen)

14/01/2016 - 08:43 Çanakkale Şehidi Feyzi Çavuş’un Zevcesi Zehra Hanımın Padişaha Mektubu (Osman Koç)

23/12/2015 - 16:47 Çanakkale Savaşlarında Binbaşı Halis Bey’e Ait Bir Ganimetin Öyküsü (Serdar Halis Ataksor)

10/12/2015 - 18:03 Mesudiye Zırhlısının Dramı (Cemalettin Yıldız)

06/12/2015 - 20:29 Kut’ülamarenin Türklere Tesliminden Sonra Irak İngiliz Ordusunun Faaliyetlerine Dair Rapor (Haz. Serdar Halis Ataksor)

01/12/2015 - 10:11 10 Ağustos 1915 Conkbayırı Süngü Hücumu (Muzaffer Albayrak)

17/11/2015 - 21:09 Çanakkale Deniz Muharebelerinde Verilen Zayiatlar (Ahmet Yurttakal)

10/11/2015 - 05:19 Reis-i Cumhur Mustafa Kemal in Çanakkaleyi ziyaretleri (M. Onur Yurdal )

08/11/2015 - 22:04 Mustafa Kemal Paşanın Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşına girişiyle ilgili görüşlerine dair bir belge

Osmanlı Devleti Umumi Harpte Tarafsız Kalabilir miydi? - Yusuf Akçura (Değerlendirme: Muzaffer Albayrak)

Nazım’ın Dayısı Çanakkale Şehidiydi (Melih Şabanoğlu)

Çanakkale Destanının Ölümsüz Efsaneleri (Osman Koç)

21/10/2015 - 04:02 100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale’de Programı

17/10/2015 - 11:50 Çanakkale Savaşı'nın Kanada'da Bıraktığı İzler (Birol Uzunmehmetoglu)

27/09/2015 - 16:01 1917 Yılında Hicaz Cephesi:Arap İsyanının Yayılması ve Medine’nin Tahliyesi Programı (Yüksel Nizamoğlu)

22/09/2015 - 13:07 III. Kolordu’nun Çanakkale Muharebeleri’ne Hazırlanış Süreci (İsmail Bilgin)

15/09/2015 - 04:28 Kutü-l Amare Kahramanı Halil Kut Paşa (Enes Cifci)

11/08/2015 - 04:07 Türkiye Büyük Savaş a Nasıl Girdi? ( Emre Kızılkaya )

29/07/2015 - 03:30 1915 Gelibolu Harbi Günlüğü- Kazım Şakir (İ. Bahtiyar İstekli)

07/07/2015 - 02:49 Suyu Arayan Adamların Öyküsü - Millete Deva Olmak , Osmanlı Savaş Esirleri, TIP ve Milliyetçilik ( 1914-1939 ) -Yücel Yanıkdağ (Tuncay Yılmazer)

30/06/2015 - 03:55 Tarih, Otobiyografi ve Hakikat Yüzbaşı Torosyan Tartışması ve Türkiye’de Tarih Yazımı (Derleyen: Bülent Somay)

21/06/2015 - 16:34 Türklere Esir Olmak (Doğan Şahin)

23/05/2015 - 04:36 Çanakkale Savaşı

16/05/2015 - 15:30 İtilaf Devletleri Askerlerinin Gözüyle Çanakkale

12/05/2015 - 12:50 Muaveneti Milliye Muhribi Torpito Zabiti Ali Haydar Öztalay (Çimen Yüksel)

09/05/2015 - 08:24 Osmanlılar ve Ermeniler / Bir İsyan ve Karşı Harekâtın Tarihi (Edward J. Erickson)

03/05/2015 - 15:39 Neuve Chapelle’den Gelibolu’ya: Bir Askeri Planın Gelibolu’da Uygulamaya Konulması ( Mustafa Onur Yurdal )

28/04/2015 - 03:52 Cephe Arkadaşı Çanakkale Cephesi

25/04/2015 - 03:07 Çanakkale Müstahkem Mevkii Bataryalarının 25 Nisan 1915 ‘teki Rolü (Bayram Akgün)

24/04/2015 - 15:07 25 Nisan 1915 üzerine Gelibolu’yu Anlamak’ta çıkmış makalelerden seçmeler (Tuncay Yılmazer)

18/04/2015 - 17:10 Çanakkale Şehitleri Listesinde Ezineli Yahya Çavuş’un Adı Yok (Osman Koç)

10/04/2015 - 00:06 Kıyamet Koptuğunda - Hasan Cevdet Bey

03/04/2015 - 01:36 Rusya’daki 90.000 Osmanlı Savaş Esiri ve Sarıkamış Muharebesi (Yücel Yanıkdağ)

27/03/2015 - 17:57 Bir Hikayenin Daha Sonu: Topçamlar Tabyası (Bayram Akgün)

14/03/2015 - 07:57 Düşmana Korku Salan Efsanevi İntepe Topçularından Topçu Üsteğmen Mehmet Ali Bey (Muzaffer Albayrak)

11/03/2015 - 02:38 Seddülbahir’de Yalnız Top-210/40’lık Roon Topu (Bayram Akgün)

01/03/2015 - 13:31 Çanakkale Muharebeleri’nin İdaresi, Komutanlar - Strateji (Ed.: Lokman Erdemir, Kürşat Solak)

24/02/2015 - 17:39 Çanakkale Cephesinde Bir Damla Su İçin- Gelibolu Yarımadasında Jeoloji ve Muharebe İlişkisi ( İsmail Bilgin )

15/02/2015 - 17:55 Hashtag Tarih Dergisi Şubat 2015 Sayısında Kitap Değerlendirme Yazısı

08/02/2015 - 07:11 “Hafız Hakkı Paşanın Sarıkamış Günlüğü” Kitabıyla İlgili Mülahazalar (İsmail Bilgin)

// Bir Asır Sonra Ermeni Tehciri ve Çanakkale Üzerine… 100. Yıl Nasıl Anılmalı? (Tuncay Yılmazer)

23/12/2014 - 08:24 Sarıkamış İhata (Kuşatma) Harekâtı (İsmail Bilgin)

17/12/2014 - 02:24 Kut ül Amare Zaferi (Necmettin Özçelik)

08/12/2014 - 18:22 1. Dünya Harbi

06/12/2014 - 13:44 The Water Diviner – Son Umut Filminin Galasından Notlar… ( Tuncay Yılmazer )

01/12/2014 - 17:22 Cevat Çobanlı Paşa Çanakkale Kahramanı -Ahmet Yurttakal

16/11/2014 - 01:54 Goltz Paşa nın Mirası, Türkiye nin Geleceği – Osmanlı Devletinin 1. Dünya Savaşı na Girişi üzerine ( Tuncay Yılmazer )

10/11/2014 - 04:07 Turkish–Australian Reapprochement In The Light Of The Gallipoli Campaign (Kenan Çelik)

04/11/2014 - 01:37 Boğaziçi’nden Çanakkale’ye Şirket-i Hayriye Vapurları (Gözde Keskin)

19/10/2014 - 06:44 Beyrut Müftüsü Mustafa Neca Efendi’nin Anafartalar Grubuna Hitabı (Osman Koç)

11/10/2014 - 10:34 Bir Çanakkale Şehidinin Hikâyesi: Koca Ali Oğlu Mustafa (Necat Çetin)

14/09/2014 - 07:01 Suçlu Sırbistan- Ayağa Kalk ! Avrupa 1914’te Savaşa Nasıl Sürüklendi ? Sleepwalkers (Uyurgezerler) Christopher Clark- Tuncay Yılmazer

06/09/2014 - 07:14 Bilgeliğin Yedi Sütunu- Thomas Edward Lawrence (Nagihan Haliloğlu)