Dünden Bugüne Çanakkale'yi Ziyaret (Muzaffer Albayrak)

Tarih: 02/05/2010   /   Toplam Yorum 10   / Yazar Adı:      /   Okunma 13531

İster 18 Mart, ister 10 Ağustos veya 19 Mayıs günü olsun Çanakkale Muharebelerini hatırlamak, şehit ve gazilerin ruhuna Fâtiha okumak, fedakârlıklarını takdirle yâd edip minnet duygularımızı bir kere daha göstermek üzerimize düşen bir borçtur. Size bir Çanakkale ziyareti ve törenini anlatan 1952 yılında Sadi Koçaş tarafından Resimli Tarih Mecmuası'nda yayımlanmış bir gezi yazısını aktaracağım. Bu yazıda Çanakkale'yi ananlar ve zaferi kutlayanlar biraz farklı! Geziye katılan çoğu emekli olmuş ancak bizzat Çanakkale'de savaşmış subaylar; misafir olarak gelmiş yaşlı ziyaretçiler de uzak yakın köylerin ahalisinden olup Çanakkale'de vuruşmuş kahraman gazilerden oluşmaktadır. Ayrıca bu yazı bize Çanakkale'nin 1950'li yıllarda da okul gezilerine sahne olduğunu göstermesi yanında, o zamanki savaş alanının fiziki durumu, ziyaretçilerin katlanmak zorunda kaldıkları meşakkat hakkında da ilginç bilgiler vermektedir. (M.A)

 

 

Çanakkale Muharebelerini törenlerle hatırlamak ve muharebe alanlarını ziyaret etmek esasında daha I. Dünya Savaşı devam ederken 18 Mart Deniz Zaferi'nin yıldönümünde 1916 yılında yapılmıştı. Bu tarihten sonra Çanakkale Muharebelerini anmak üzere yapılan törenlerin 18 Mart günü yapılması bir gelenek olmuştur. Resmi törenler 18 Mart'ta yapılsa da kara savaşlarının ayrı olarak hatırlandığı bazı özel günlerde de merasimler yapılmış ve yapılmaktadır.

Bir Mayıs ayında Çanakkale'ye yapmış olduğumuz bir ziyarette, Akbaş Şehitliği'nde çevre köylerden gelen insanların burada Kur‘an okutup hazırlanan yiyeceklerle ikramda bulunduklarına ve bu usulün her sene bir köy tarafından tertip edilerek senelerden beri devam ettiğine şahit olduğumuzda hem şaşırmış hem de çok duygulanmıştık.
         Yine son beş-on senedir Anzakların 25 Nisan törenlerine mukabil olmak üzere 10 Ağustos günü Bigalı köyünden Conkbayırı'na yapılan bir yürüyüşle başlayıp Conkbayırı'ndaki törenle son bulan etkinlik resmi-sivil bir organizasyon eseridir.

Bir de Arıburnu'nda 19 Mayıs 1915 günü yapılan ancak bir felaketle neticelenen o talihsiz hücumda şehit olanları anmak adına aynı gün yapılan tören vardır ki bunu belli bir zümre sahiplenip tertip ettiği için (Tıp Şehitleri adıyla) çok kapsamlı olmamaktadır.

İster 18 Mart, ister 10 Ağustos veya 19 Mayıs günü olsun Çanakkale Muharebelerini hatırlamak, şehit ve gazilerin ruhuna Fâtiha okumak, fedakârlıklarını takdirle yâd edip minnet duygularımızı bir kere daha göstermek üzerimize düşen bir borçtur.

İşte aşağıda size bir Çanakkale ziyareti ve törenini anlatan 1952 yılında Sadi Koçaş tarafından Resimli Tarih Mecmuası'nda yayımlanmış bir gezi yazısını aktaracağım.

Bu yazıda Çanakkale'yi ananlar ve zaferi kutlayanlar biraz farklı! Geziye katılan çoğu emekli olmuş ancak bizzat Çanakkale'de savaşmış subaylar; misafir olarak gelmiş yaşlı ziyaretçiler de uzak yakın köylerin ahalisinden olup Çanakkale'de vuruşmuş kahraman gazilerden oluşmaktadır.

Bu yazıda Çanakkale'nin meşhur ve kahraman 27. Alayı'nın komutanı Şefik Bey'le aynı alayın erlerinde Kurucadere (Kocadere) köyünden Gazi Mehmet'in 37 sene sonra karşılaşması gibi dokunaklı hikayeler bulacaksınız.

Ayrıca bu yazı bize Çanakkale'nin 1950'li yıllarda da okul gezilerine sahne olduğunu göstermesi yanında, o zamanki savaş alanının fiziki durumu, ziyaretçilerin katlanmak zorunda kaldıkları meşakkat hakkında da ilginç bilgiler vermektedir.

***

Çanakkale'yi Ziyaret *

 

Bir sene kadar evvel İzmit Lisesi'nin müdür, öğretmen ve izci talebelerinden otuz kişilik bir grubun 23 Nisan tatilinden istifade ederek Çanakkale Muharebe meydanına yaptıkları ziyarette ben de bulunmuştum.

Boğucu ve bunaltıcı bir sıcak, toz, susuzluk ve yıllardır insan ayağı değmeyen çukurlu, tümsekli kötü bir yolda, kamyon üzerinde saatlerce süren bir yolculuktan sonra Conkbayırı'ndaki Anzak âbidesinin yanına varmıştık. Orada gür, kumral, örgülü saçları, yüzü gözü ve güzel izci elbisesi tozdan bembeyaz olmuş 13-14 yaşlarında genç bir izci kızın, daha dinlenecek kadar bile zaman geçmeden:

— Ağabey, biz burada düşmanlarımızı yenmemiş miydik, Atatürk'ün bir avuç kahramanla düşman sürülerini kovaladığı Conkbayırı burası değil mi? diyerek Anzakların bir türlü alamadıkları Conkbayırı'na sonradan diktikleri muazzam âbideyi teessürle süzdükten sonra sorduğu:

— Bizim şehitlerimiz için hiç âbide yok mu? Bunların hepsi düşmanın mı? sualine cevap verememenin acısını tam bir senedir çeker dururdum.

Birinci Ordu temsil bürosunun Anafartalar muharebesinin 37. yıl dönümünde, Çanakkale muharebe sahasına büyük bir ziyaret tertip ettiğini öğrendiğim zaman daha evvel müteaddit defalar oraya gitmiş olmama rağmen, yeni bir ziyaret vesilesi daha kazandığım için sevinmiştim.
      

11 Ağustos 1952 sabahı güneşin doğuşunu, Birinci Dünya Savaşı'nda kuvvet, kudret, azametin timsali olan galiplerin, bir yıl önünde dönüp durdukları halde ulaşamadıkları Kilya koyunda seyrettik.

Otuz yedi yıl evvel dövüştükleri yerleri ziyaret ve şehit arkadaşlarının ruhlarına birer fatiha okumaya gelen Çanakkale gazileriyle, kocalarının, babalarının isimsiz ve belirsiz mezarları yerine Çanakkale topraklarına yüz sürmeye gelen şehit aileleri ve yakınlarının Etrüks vapurunun güvertesinden muharebe sahasını seyrederken yüzlerinde tazelenen matemlerinin ifadesini teessürle tetkik ettik.

Cesarettepe'deyiz.. Mehmet Çavuş âbidesinin yanında, merasimin başlayabilmesi için[1] ziyaretçilerin tamamen gelmelerini bekliyorduk. Bahçe kapısından âbideye giden dar yoldan beyaz sakallı, tek kollu bir ihtiyar ağır ağır bize doğru yaklaştıktan sonra, o ihtiyar vücuttan hiç beklenmeyen gür ve canlı bir sesle:

— Merhabalar! diye bizi selamladı.

— Merhaba baba, hoş geldin! Dedikten sonra yanına yaklaştım ve:

— Sen de buralarda savaştın mı? diye sordum.

Keskinliğinden bir şey kaybetmemiş olan gözlerini gözlerime dikerek ve tek eliyle Kemalyeri'ni, Kanlısırt'ı göstererek kısaca:

— Burada, dedi.. 27. Alay'da idim...

— İkinci taburda mıydın?

İhtiyar gazinin gözleri nemlenmiş ve sesi bir anda biraz evvelki kuvvetini kaybedivermişti. Sanki inler gibi bir sesle:

— Nerede bizde o talih oğul? dedi. İkinci taburun bütün kahramanları bu topraklarda can verdiler. Hemen hepsi şehit oldu onların. Ben Üçüncü taburda idim. Biz Kanlısırt'a çıktığımız zaman İkinci taburun son kahramanları da nöbetlerini bize teslim edip can verdiler.

— Biraz sonra o zamanki alay komutanınız da buraya gelecek. Görüşmek isterseniz size haber vereyim.

İhtiyar gazinin yüzünde bir anda değişen manayı ben anlatmaya bile teşebbüs etmeyeceğim. Kalem ve fırça bundan âcizdir. Titriyor mu, kükrüyor mu, boğuluyor mu pek anlayamadığım bir sesle:

— Mehmet Şefik Bey mi oğul? De Allah'ını seversen sağ mı kumandanımız? diye bağırdı.
                

Ne söyleyeceğimi şaşırmıştım. Daha merasim başlamamış, ziyaretçi gaziler gelmemiş, hatipler heyecanlı konuşmalar yapmamışlardı. Fakat ben sanki düşünme kabiliyetimi kaybetmiştim.

— Sağ, biraz sonra buraya gelecek.. diyebildim.

Bu sözlerim bir anda kulaktan kulağa dolaşmış ve etrafımı pek çoğu Çanakkale'nin kahraman gazilerinden olan köylüler sarmıştı. Hepsi o zamanki komutanlarının adlarını sayıyor, onların da sağ olup olmadıklarını, buraya gelip gelmeyeceklerini soruyorlardı. Bir tanesi yanıma sokularak:

— Ben de 57. Alay'da idim. Gazinin en sevdiği alaydı o.. Bizim alaydan kimse gelecek mi bugün?..
              

— Bilmiyorum, diyecektim. Bir anda gözlerimde kendisini fotoğraflarından tanıdığım 57. Alay'ın kahraman komutanı şehit Yarbay Hüseyin Avni Bey canlandı.

— Bilmiyorum, dedim. Gelince sorar öğreniriz. Yalnız o zamanki alay komutanınız Hüseyin Avni Bey'in oğlu geliyor. Onu size gösteririm. Şimdi generaldir. Havacı General Tekin Arıburnu..

— Arıburnu mu? Demek kumandanımızın oğlu paşa oldu ha?..

Heyecandan boğulacak gibiydim. Boğazıma bir şeyler tıkanıyor gibiydi ki, âbidenin önünde vasıtalardan inmeye başlayan ziyaretçi grubu bu havayı değiştirdi.

Aralarında uzun boyu, dimdik vücudu, yaşlı gözleriyle hemen gözüme çarpan 27. Alay Komutanı emekli Albay Mehmet Şefik Aker'in[2] yanına giderek kendisini eski Mehmetçiklerinin arasına götürdüm. Orada, bu eski silah arkadaşlarının yanında durmak, konuşmalarını tespit etmek ve o heyecanı aziz okuyucularıma da duyurmak niyetinde idim. Fakat Kurucadereli (Kocadere) ihtiyar gazi Mehmet Ünlü ile eski alay komutanı birbirlerine sarılıp öpüşürlerken:

— Beni de bildin mi beyim? Ben Ali Çavuş'um!..

Diye ağlayarak eski komutanının ellerine sarılan diğer bir gazi son mukavemetimi de kırdı. Daha fazla tahammül edemedim bu heyecana.. Fakat nereye gidebilirdim ki.. Her tarafta aynı heyecan hâkim...
         

*

Merasim başlamıştı. Çanakkale şehitlerinin isimsiz ve belirsiz mezarlarının bugünkü kahraman bekçisi olan Kolordu Komutanı General İhsan Eriç konuşmasını; "5. Tümen İstihkâm Bölüğü takım komutanı olarak Arıburnu'nda ilk lağımı patlatan istihkâm mülazımı İhsan Efendi" diye kendisini tanıtarak bitirdikten sonra ziyaretçileri Çanakkale kahramanlarının manevi huzurunda bir dakika sükûta davet etti.

İkinci konuşmayı yapan emekli Orgeneral Fahrettin Altay[3]; "Çanakkale muharebelerinin başından sonuna kadar buradaki kolordumuzun kurmay başkanı idim" diye söze başladı.
       

Ondan sonra mikrofon başına gelen Mehmet Şefik Bey konuşurken hemen arkasında idim. İhtimal, ihtimal değil muhakkak, burada dövüşürken bile titremeyen bu kahraman asker; "Alayımın ikinci taburu bu kıyıları gözetlemeye memurdu. Fakat onlar gözetleme vazifelerini, hepsinin ölümü pahasına da olsa, müdafaa şeklinde yaparak kuvvetlerimiz yetişmeden düşmanın Conkbayırı'nı almasına mani oldular" derken bacakları tir tir titriyordu.

Bu heyecanlı konuşmalara Fransız muhariplerinin temsilcisi de birkaç kelime ilave ettikten sonra Çanakkale muharebeleri hakkında izahat veren kurmay yüzbaşı konuşmalarına, büyük hükümdar ve komutan Fatih Sultan Mehmed'e izafeten tekrarladığı:

— Şühedaya rahmet-i Rahman, gazilere şeref ü şan, bu millete fahr ü şükran lâyıktır!.. sözleriyle son verdi.
     

Cesarettepe'de Mehmet Çavuş âsidesindeki merasime, bembeyaz sakallı bir hoca efendinin ellerini göğe kaldırarak; "Ya Rabbi! Hepsinin mekânı Cennet olsun!" duasıyla son verildi.

*

Conkbayırı'na geldik..

Anzak kolordusunun sekiz ay, birkaç yüz metre mesafeden hasretle ve dehşetle seyrettiği ve zaptetmek için bütün gayretini sarf ettiği halde elde edemediği Conkbayırı'ndayız..

Eteklerinde ve yamaçlarında can veren Anzak askerleri için sonradan Conkbayırı'nın tepesine dikilen muazzam âbidenin etrafına temsil büromuzca ziyaretçiler için çadırlar kurulmuş. Burada Anafartalar ve Conkbayırı harekâtını anlatan genç bir kurmay subaydan sonra Behçet Kemal Çağlar'ı dinliyoruz.

Bir müddet evvel İstanbul radyosunda; "Destan yapmaktan destan yazmaya vakit bulamamıştık" diye bir konuşmasını dinlediğim genç şair Conkbayırı'nda coşmuş; "Biz destanı hep yazı ile sözle olur sanırdık. Meğer taşla da toprakla da destan olurmuş. Burada taşlar konuşuyor, topraklar konuşuyor.." diye Çanakkale'ye yarı manzum, yarı mensur olarak Çanakkale destanını dile getirmeye çalışıyordu.

General Cemil Conk[4] ve onu takiben de emekli Korgeneral Fahri Belen'i[5] dinledik. Onlar da çok heyecanlı.. Harp tarihinde, düşüp düşmemesi bir milletin mukadderatına hükmedecek tek tepe olarak Conkbayırı'nın büyük ehemmiyetini de onlardan öğrendik. Bu sırada Türk hava kuvvetlerinden bir filo Conkbayırı üzerinden uçarak merasime iştirak ediyordu. Daha birçok hatipler konuştular.

Göğsünde Çanakkale'de aldığı madalyaları taşıyan bir İngiliz muharibi de dünkü düşmanlarını saygı ile selamladıktan sonra Conkbayırı'ndaki merasime son verildi.

*

Alçıtepe'deyiz...

Burada eski muharipleri dinledik. General Hakkı Güvendik, teğmen rütbesiyle Alçıtepe'de tarassut vazifesi aldığı günleri anlatırken; Hisarlık, Zığındere, Kirte ve Kerevizdere'de dolaşan gözlerimde oralarda cereyan eden savaşlar canlanıyordu.

Alçıtepe de Conkbayırı'na benzer. Burası da dokuz ay düşman ordularının ilk hedefi olmuştu. Fakat onu da alamadılar. Bu iki alınmaz hedef, uğurlarında can veren şühedanın hatırasını taziz için üzerlerine dikilecek âbidelere ne güzel birer kaide olur diye düşünüyorum.

 

Çanakkale'de dövüşen ve bütün kudretlerine rağmen mağluben geri çekilen düşman ordusunun otuz iki mezarlık ve âbide ile temsil edildiği bu bir avuç toprak üzerinde, Mehmetçiğe lâyık, ama hakkıyla lâyık âbideler yapmak belki de güçtür. Fakat her güçlük ve imkansızlığı yenmekte üstad olan Mehmetçiğin canlı sembolü olan gençliğin mümessili burada yaptığı bir konuşmada bunu bize vaat etti. Artık Türk gençliği bu güçlüğü de yenecek ve Çanakkale'de Mehmetçiğin şerefiyle mütenasip bir âbide, en kısa zamanda muhakkak yükselecektir.[6]

Sabahtan beri devam eden yorgunluğumuzun bu vaatle azaldığını hissederek Alçıtepe'den ayrılırken, gözlerim gayr-i ihtiyari çok uzaklarda, Conkbayırı'nda yükselen ve ufka izdüşümü düşen muazzam Anzak âbidesine takıldı. O anda bu âbidenin dibinde bir sene evvel üzüntüden kıvranan genç izciyi hatırladım ve vaadinden emin insanlara has bir güvenle kendi kendime mırıldandım:

— Gözlerin aydın olsun Türk kızı... Senin bir sene evvelki üzüntünü bugün hepimiz paylaştık. İnşaallah bir daha bu aziz toprakları ziyarete gelirsen Mehmetçik âbidesinin dibinde de gurur ve iftiharla dolaşırsın.

Akşam üzeri Kilya'dan vapura binerek 18 Mart Deniz Muharebesi kahramanlarının da hatırasını taziz için Karanlık Liman içinde şöyle bir dolaştıktan sonra, Rumeli'deki ilk kalemiz ve Şehzade Gazi Süleyman Paşa'nın Türk milletine armağanı olan Gelibolu'ya çıktık. Hava iyice kararmış olduğu halde, bütün Gelibolulular Çanakkale gazilerini iskelede karşıladılar.

Son yorgunluğumuzu da kendini bildi bileli boru sesleriyle uyuyup boru sesleriyle uyanmaya alışmış olan, bu gazi şehrimizin muhteşem orduevinde bıraktıktan sonra İstanbul'a doğru yol alırken Mehmet Çavuş âbidesinin dibindeki genç kurmay yüzbaşının heyecanlı sesini duyuyordum:

— Şühedaya rahmet-i Rahman, gazilere şeref ü şan, bu millete fahr ü şükran lâyıktır!..



* Bu yazı 1952 yılında Sadi KOÇAŞ tarafından yazılmıştır. ("Resimli Tarih Mecmuası" c. 3, s. 1868-1872).

[1] Şefik Aker hatıratında; Cesarettepe'de 19-20 Aralık 1915 gecesi düşmanın kaçarken patlattığı lağımın açtığı çukuru düzelttirerek üzerinde top mermilerinden bir abide yaptırdığını, 1934'te bu abidenin yerine yeni bir abidenin dikildiğini yazmaktadır. İşte bu Mehmet Çavuş Abidesi, 1960 tarihine kadar Çanakkale'deki yegâne abidemiz olduğundan törenler burada yapılmaktaydı.

[2] Yarbay Şefik Aker, 25 Nisan günü Arıburnu'nda düşmanı ilk karşılayan 27. Alay'ın komutanı idi. 8 Ağustos'ta Mustafa Kemal'in Anafartalar Grup Komutanı olması üzerine 19. Tümen komutanı olmuştur.

[3] Fahrettin Altay, Çanakkale Muharebelerinde Arıburnu'ndaki cepheyi müdafaa eden Esat Paşa kumandasındaki 3. Kolordu'nun kurmay başkanıydı.

[4] Cemil Conk, 4. Tümen Komutanı olarak Conkbayırı muharebelerine katılmıştı.

[5] Fahri Belen teğmen rütbesiyle 8. Tümen'e bağlı 24. Alayın 1. Tabur 1. Bölük komutanı olarak hem Seddülbahir hem de Conkbayırı-Anafartalar muharebelerinde bulunmuştur.

[6] Bu yazının yazıldığı 1952 yılında Çanakkale'de bulunan bugünkü Şehitler Abidesi henüz proje aşamasındadır. Abide ancak 1960 yılında tamamlanabilmiştir.


  13531 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

1094_salim.ağkaş 05-05-2010, 11:20:22
Bu makaleyi kah duygulanarak kah ağlayarak okudum ozamanki o duygular vatanı için birşeyler yapabilmiş olmanın verdiği mağrurluk şehit olmuş arkadaşına üzülürken şehit olamamayı talihsizlik olarak gören bir neslin torunu olarakda ayrıca gururla doluyum.

Neyi ne için yaptığınız kadar kimin içinde yaptığınız önemli atalalarımızında bizlerden beklentisinninde bu olduğuna inanıyorum bize düşen ise üzerimize düşen bu vazifeyi doğru olarak anlamak ve anlatmak otuz yedi yıl sonra çarpıştığı toprakları gören komutanının bile yaşayıp yaşamadığını bilmeyen bu mütevazı insanlar bunları fazlasıyla hak ediyor onları doğru anlayalım biz onların gelecek nesilleriydik yüz karası olmayalım..
herkese selam..
 
1095_Ahmet Yurttakal 05-05-2010, 16:53:20
Yine muhteşem bir yazı.

Sayın Muzaffer Bey adeta hazineden bir altın çıkarıp sunmuş.

Artık Çanakkale Savaşlarına dair böyle kıymetli hatıra ve fotoğraflar
beni fazlasıyla heyecanlandırıyor.

Emeğinize sağlık...
 
1096_Cemalettin Yıldız 06-05-2010, 00:37:11
Muzaffer Albayrak Beye Bugezi yazısını gün ışığına çıkarıp bizlere ulaştırdığı için çok teşekkür ediyorum.Daha önce 1930 lu yıllarda Nihal Atsız Beyin veMilli Türk Talebe Birliğinin Çanakkale Savaş alanlarına gezi yazılarını okudum ,çok mutlu oldum. Bu gezi yazılarından ,o yıllardaki savaş alanlarının durumunu öğreniyoruz.Yeni gezi yazıları bekliyorum. Saygılarımla.
 
1121_TRAKYA FATİHİ 17(İslam ÖZDEMİR) 19-05-2010, 16:29:00
Onlara rahmeti rahman ve şerefü şan olsun.Mekanları cennet olsun dün gece sabaha saat 8 e kadar onların namus müdafaası yaptığı yerleri dolaştık adım adım.Gözyaşları döktük,onlarla kalbi rabıtamızı tesis etmeye çalıştık,dede geldik,yetiştik diye binlercesinin arslanlar gibi yattığı karanlık vadilere,sırtlara seslendik,seher vaktinin o bulunmaz güzelliğini,Kırmızısırtta,Merkeztepe'de,Bombasırtındaki o manevi atmosferle birleştirip doya doya yaşadık.19 Mayıs taarruzunda istikbali vatan için gözünü kırpmadan terki hayat eyleyen kahraman mehmetçiği yad etmeye çalıştık,bir şey yapamadık aziz hatıraları önünde tazimle eğilmekten başka.Çok arzuladık o hep hayal ettiğimiz gürbüz simaları karşımızda görmek için.Ben derim ki Gelibolu'yu yaşamak isteyenler oraları birde gece gezsinler.Bunu yaptıktan sonra anlayacaklar ki,gündüz yaptıkları ziyaretlerden daha fazla haz alacaklar.Gelibolu'da aydınlık yerini zulmete bıraktığında neler oluyor,nasıl bir manevi haz duyuluyor anlayacaklar.Şehitlerin ölü olmadığına bir defada orada hissederek iman edecekler.Muzaffer Abi'ye saygı ve sevgilerimi sunduktan ve bu kıymetli satırları bizlerle payşaığı için teşekkür etiikten sonra şunu acizane söylemek isterim.19 Mayıs gecesi sadece belirli bir zümrenin yad ettiği bir tören değildir.Dün gece ben oradayken gördüm ki Kabatepeden baktığım da albayraksırtından Kanlısırt'ta kadar orası gündüz gibi kalabalıktı.İstanbul'dan,Afyondan memeleketin pek çok yerinden insanlarımız o gecenin değerini ve önemini bilerek orada taarruz eden vatan evlatlarını anmaya gelmişti.Bu törenlerin söyle bir özellğii daha vardı.Oraya gelenler herkesin orada olmayı başaramayacağı bir zamanda orada bulunmaya azmetmiş,o anı yaşamak için oralara gelmiş şanslı kimselerdi.Çoğu sıcak yatağında mışıl mışıl uyurken onlar uykusuzluğu ve yorgunluğu göze alarak ecdadının yanında olmaya azmetmiş,buna muvaffak olmuş şanslı kimselerdi.Ben beş senedir 19 Mayıs yürüyüşlerine katılan ve bunu bu sitede yazan bir kardeşi olarak söylüyorum ki orada 18 Mart ve 25 Nisan'daki törenlerden daha fazla anlamlı bir buluşma gerçekleşiyor.19 Mayıs gecesi Arıburnu sırtlarını mesken tutan bu insanların içinde en anlamlı anma programını kimin yaptığını sorarsanız hiç tereddüt etmeden size Çanakkale 18 Mart Üniversitesinin Çanakkale Savaşları Araştırma Ve Tanıtma Topluluğudur derim.O topluluğa mensup bulunan genç nesil.bir sene boyunca o geceye ulaşmanın hasretini çeker.O an gelip çattığında ise ardına bakmadan kendisini Arıburnu Sırtlarına atar.Diğerlerinden en önemli farkı otobüslerle oralara gitmemesidir bence.Tıpkı atalarının bir zamanlar cepheye intikal ettiği gibi.Eceabat'tan Conkbayırına Oradan Kocadere Köyüne kadar olan 30 km yolu sabaha kadar fenerleriyle bayraklarıyla adım adım yütüyerek kat eder.Sessiz bir yürüyüş değildir bu sadece.Konuşmalar yapılır,şiirler okunur,dualar edilir,Kanlısırt'ta gelindiğinde Kırmısırt üzerine Allah Allah nidalarıyla taarrruzun başladığı saatlerde hücuma kalkar.atalarım o an neler hissetti diye.siperlerin içersine gecenin karanlığında mütevazi piyesler yapar,ağıtlar yakar,dualar eder,hıçkıra,hıçkıra göz yaşlarına boğulur.Tüm bunları yapar ama asla bundan dolayı mütekebbir olmaz aynı mehmetçiğin yaptığı gibi başını öne eğip,mütevazi bir biçimde yoluna devam eder.Ben dün gece buna bir defa daha şahit oldum.Ve bu milletin istikbalinin emin ellerde olduğuna iman ettim.Bu vesileyle Sayın Ağabeyime bu güzel çalışmasından doalyı teşekkür eder,95 sene evvel gencecik yaşında vatan ve mukaddesat için müstevlilerin kurşunlarına iman dolu göğsünü siper eden Muallim İbrahim Ethem gibi kahraman askerlerimizi rahmetle anar.Çanakkale Savaşları Araştırma ve Tanıtma Topluluğuna da kendilerini çok sevdiğimi belirterek yaptığı işlerde başarılar diler.bu anlattıklarımı yaşamak isteyen necip milletimin efradını da atalarının şehit olduğu o gece de Arıburnu'nun gazi sırtlarına davet ederim.
İSLAM ÖZDEMİR
İMAM HATİP
ÇANAKKALE SAVAŞLARI ARAŞTIRMACISI/YAZAR

İMAM HATİP
 
1122_Tosun Saral 22-05-2010, 16:59:44
Makalede adı geçen Gelibolu'da bulunan II nci Kolordu Komutanı Korgeneral İhsan Eriç'tir.
Korgeneral İhsan Eriç'in askeri sicili:
İs.(istihkam) 1330 (1914)- c-34
Tuğgeneral; 1945, Tümgeneral:1947, Korgeneral: 1952
Emekli Tarihi: 14.7.1954
Sicilde görülen -c- ibaresi o yıl Harbiyeden ihtiyaç duyulan subay kadroları için a, b, ve c sınıflarının mezun olduğunu göstermektedir.
Rahmetli İhsan Paşa'yı Kavak Köyü ilkokulunun 5 nci sınıf öğrencisi iken tanıdım. Rahmetli babam Tümgeneral Ahmet Hulki Saral o zamanlar Kavak köyünde bulunan II nci Kolordu, 4 ncü Tümen 42 nci Alay komutanı idi. İhsan paşa o yıllarda yeni evlenmiş ve bir de oğul babası olmuştu. Ailecek kutlamak için kolordu lojmanına gittik. Paşa esmer tenli, babacan ve sevecen bir kişi idi. Bütün astları tarafından sevilirdi. Pantolonunun kırmızı paşa şeritleri çoçuk ruhumu hayli etkilmişti. hiç unutamadım. Bu vesile ile Çanakkale kara ve deniz savaşlarında hayatını kaybeden ve cefa çeken kahramanlarımıız ve İhsan Paşa için Yüce Yaratandan rahmet dilerim.
 
1123_Tosun Saral 23-05-2010, 01:28:31
Aziz dostum ve sevgili kardeşim Ahmet, Değerli araştırmacının milli kamuoyumuza sunduğu bu yazıyı
21.8. 2006 da dünya ve Anzac kamuoyunun bilgisine sunmuştum.
http://forum.axishistory.com/viewtopic.php?f=80&t=106539&hilit=+%C5%9Fefik+aker
 
8725_Şükrü Karaca (Muhârib Gâzî) 05-11-2016, 11:33:41
Bu muhteşem hatırayı okudum.
Üç Büyük Amcası bu Şühedâ yurdunda yatmakta ve bir diğeri de "Gâzî" olarak Baba ocağına dönmüş olan bir muhârib gâzî olarak, iliklerime kadar titredim.
Bu kutlu topraklara Kan veren Şühedânın, ve emsalsiz kahraman gâzîlerimizin aziz ruhları önünde ihtiram ile eğiliyorum.

Şükrü KARACA
Muhârib Gâzî
 

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

09/09/2017 - 05:40 Florence Nightingale’in Eli Anadolu’ya da Değmişti-Kırım Savaşından Unutulan İlk Prefabrik Hastane: Erenköy (Renkioi) (Mustafa Onur Yurdal)

22/08/2017 - 07:18 Kuşatma ve Esaretin Adı KÛTULAMÂRE Esir Bir İngiliz Subayın Anıları - Edward W.C. Sandes -(Muzaffer Albayrak)

09/08/2017 - 18:07 19. Tümen Kurmay Başkanı İzzettin Çalışlar’ın Çeşitli Konferans ve Yayınlarında Conkbayırı Süngü Taarruzu (Melike Bayrak-Mustafa Onur Yurdal)

27/07/2017 - 13:33 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması 2.Bölüm - 2.Gazze Muharebesi (Tuncay Yılmazer )

11/07/2017 - 10:07 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması : Gazze Muharebeleri ( 1.Bölüm) (Tuncay Yılmazer)

22/05/2017 - 05:29 Müstahkem Mevkii’nin Anafartalar’daki Sesi - Küçük Anafartalar Topları (Bayram Akgün)

09/05/2017 - 08:12 Kûtulamâre Kuşatması’ndan Esarete Yüzbaşı Sandes’in Hatıraları - Çev. Tuncay Yılmazer

02/05/2017 - 11:45 İzmir-Bayındır İlçesinden Çanakkale Harbine Katılanlar (Necat Çetin)

28/04/2017 - 08:49 Kûtulamâre Zaferi 1916 (Muzaffer Albayrak – Vahdettin Engin)

23/04/2017 - 21:24 Türk Ordusu’nda Künye Uygulamasına İlişkin İlk Girişimler ve İlk Künyelerle İlgili Kısa Bilgiler (The First Attempts On The Use Of Identity Tags In Turkish Army And Information About The Early Identity Tags) (Burhan SAYILIR)

13/04/2017 - 05:43 Müstahkem Mevki’nin Kara Savunması İçin Top Desteği Sağlaması (Bayram Akgün)

07/04/2017 - 14:30 Çanakkale Muharebelerinde İdari ve Lojistik Faaliyetler (Ayhan Candan)

06/04/2017 - 19:17 Kabataş Erkek Lisesi 1.Büyüteç Tarih Öğrenci Sempozyumu (8-9 Nisan 2017)

04/04/2017 - 21:12 Resmi Belgelere (Nüfus Ölüm-Genelkurmay-Kayıtsız Ölüm Defterleri) Göre İzmir - Beydağ Şehitleri (Necat Çetin-A.Levent Ertekin)

31/03/2017 - 07:25 Çanakkale nin Şehit Kalemleri (İsmail Sabah)

27/03/2017 - 19:43 Çanakkale Müstahkem Mevkii’ye Bağlı Top Mermisi Çeşitleri (Bayram Akgün)

25/03/2017 - 20:58 GeliboluyuAnlamak Özel- 100. Yılında Gazze Muharebeleri Kahramanlarını Anıyoruz (Tuncay Yılmazer)

17/03/2017 - 21:15 18 Mart Özel Makalesi - Yaşayanların Ağzından 18 Mart Boğaz Muharebesi (Ahmet Yurttakal)

16/03/2017 - 08:51 18 Fotoğrafla Çanakkale Boğaz Muharebesi 18 Mart 1915 - 18 March 1915 Dardanelles Assault with 18 photographs (Ahmet Yurttakal)

13/03/2017 - 05:47 Çanakkale Muharebeleri’nde Bir Hile: Sahte Toplar (Bayram Akgün)

07/03/2017 - 04:27 Çanakkale Zaferi’nden Mescid-i Nebevi’ye (Enver Paşa’nın 1916 Filistin-Hicaz ziyareti) (Tuncay Yılmazer)

23/02/2017 - 07:48 Gelibolu Savunması Bir Karargâh Çalışması - General G.S. Patton (Haluk Oral)

09/02/2017 - 06:24 İkinci Kirte Muharebesi (6-8 Mayıs 1915 Taarruzları) (Yücel Özkorucu)

31/01/2017 - 12:29 Türk Boğazları Meselesi (Ayhan Candan)

24/01/2017 - 05:39 Kanlı Bir Mendil Hikayesi (Ömer Arslan)

19/01/2017 - 10:32 Irak Cephesinde Gönüllü Kahramanlar Osmancık Taburu (Muzaffer Albayrak)

23/12/2016 - 20:32 Atlas Tarih Dergisi Aralık-Ocak Sayısında 1916 Sina Filistin Hicaz Cephesi (Tuncay Yılmazer)

13/12/2016 - 07:23 Birleşik Harekat Tecrübesi Olarak Cihan Harbinde Türk-Alman Askeri İttifakı (Gültekin Yıldız)

02/12/2016 - 20:23 Çanakkale Kara Muharebelerinde Ağıl Dere (Şaban Murat Armutak)

15/11/2016 - 11:48 Çanakkale de Bir Melek Hanım (Muzaffer Albayrak)

01/11/2016 - 05:41 Çanakkale Kara Muharebelerinde Asma Dere (Şaban Murat Armutak)

24/10/2016 - 06:55 42. Alay / Gelibolu 1915 - Ahmet Diriker (Oğuz Çetinoğlu)

10/09/2016 - 11:12 Seddülbahir Kahramanı Bigali Mehmet Çavuş (Ömer Arslan)

03/07/2016 - 14:42 Çanakkale’den 100. Yılında Somme’a:Bir Savaş, İki Muharebe (Mustafa Onur Yurdal)

11/06/2016 - 14:37 I.Dünya Savaşı nda Şii Ulemasının Cihat Fetvaları Çerçevesinde Irak Cephesi (Ziya Abbas)

01/06/2016 - 06:23 Kutülamare- Yarbay Mehmed Reşid Bey in Günlüğü (İ. Bahtiyar İstekli)

23/05/2016 - 12:01 Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Muharebelerinde Sağlık Alanındaki Faaliyetleri (Ayhan Candan)

16/05/2016 - 07:38 Bir Osmanlı Kurmay Subayı- Iraklı Kürt Devlet Adamı, Mehmet Emin Zeki Bey in Yaşam Öyküsü (Tuncay Yılmazer)

10/05/2016 - 13:00 Mezopotamya da Bir Savaş 1915-1916 KutülAmare – Nikolas Gardner ( Tuncay Yılmazer )

07/05/2016 - 07:31 Birinci Dünya Savaşının İslam Dünyasına Etkileri (Yüksel Nizamoğlu)

30/04/2016 - 19:20 Çanakkale Savaşı: Bir Siyasi Mücadele Alanı (Özgür Öztürk)

23/04/2016 - 19:13 25 Nisan 1915 Anzak Çıkarması İlk Saatleri – Daha Erken Müdahale Edilebilir miydi? ( Ahmet Yurttakal )

17/04/2016 - 21:26 Maskirovka Harekatı - KutülAmare bir zafer midir? ( Tuncay Yılmazer )

13/04/2016 - 05:30 Çanakkale Savaşları ve Barbaros’un Batışı (İsmail Bilgin)

28/03/2016 - 11:20 Çanakkale Muharebelerinde Osmanlı Ordusunun Asker Kaybı (Ayhan Candan)

26/03/2016 - 09:55 Eğitimli Neslin Birinci Dünya Savaşı ile İmtihanı ( Dr. Nuri Güçtekin )

24/03/2016 - 10:00 Birinci Dünya Savaşı nda Yozgat Lisesi (Dr. Nuri Güçtekin)

21/03/2016 - 06:35 Çanakkale Seferberliği: Savaş, Eğitim, Cephe Gerisi (Mustafa Selçuk)

17/03/2016 - 08:15 18 MART ÖZEL - Çanakkale Zaferi ve Cevat Paşa (Ahmet Yurttakal)

11/03/2016 - 06:49 Zaferi Kanla Yazan Fındıklılı Mehmet Muzaffer (İsmail Bilgin)

02/03/2016 - 12:48 Kut’ül Amare Zaferi -2 (İsmail Bilgin)

29/02/2016 - 11:29 Kut’ül Amare Zaferi -1 (İsmail Bilgin)

22/02/2016 - 12:27 Gertrude Bell Irak Sınırını Çizen Kadın (Veysel Sekmen)

14/01/2016 - 08:43 Çanakkale Şehidi Feyzi Çavuş’un Zevcesi Zehra Hanımın Padişaha Mektubu (Osman Koç)

23/12/2015 - 16:47 Çanakkale Savaşlarında Binbaşı Halis Bey’e Ait Bir Ganimetin Öyküsü (Serdar Halis Ataksor)

10/12/2015 - 18:03 Mesudiye Zırhlısının Dramı (Cemalettin Yıldız)

06/12/2015 - 20:29 Kut’ülamarenin Türklere Tesliminden Sonra Irak İngiliz Ordusunun Faaliyetlerine Dair Rapor (Haz. Serdar Halis Ataksor)

01/12/2015 - 10:11 10 Ağustos 1915 Conkbayırı Süngü Hücumu (Muzaffer Albayrak)

17/11/2015 - 21:09 Çanakkale Deniz Muharebelerinde Verilen Zayiatlar (Ahmet Yurttakal)

10/11/2015 - 05:19 Reis-i Cumhur Mustafa Kemal in Çanakkaleyi ziyaretleri (M. Onur Yurdal )

08/11/2015 - 22:04 Mustafa Kemal Paşanın Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşına girişiyle ilgili görüşlerine dair bir belge

Osmanlı Devleti Umumi Harpte Tarafsız Kalabilir miydi? - Yusuf Akçura (Değerlendirme: Muzaffer Albayrak)

Nazım’ın Dayısı Çanakkale Şehidiydi (Melih Şabanoğlu)

Çanakkale Destanının Ölümsüz Efsaneleri (Osman Koç)

21/10/2015 - 04:02 100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale’de Programı

17/10/2015 - 11:50 Çanakkale Savaşı'nın Kanada'da Bıraktığı İzler (Birol Uzunmehmetoglu)

27/09/2015 - 16:01 1917 Yılında Hicaz Cephesi:Arap İsyanının Yayılması ve Medine’nin Tahliyesi Programı (Yüksel Nizamoğlu)

22/09/2015 - 13:07 III. Kolordu’nun Çanakkale Muharebeleri’ne Hazırlanış Süreci (İsmail Bilgin)

15/09/2015 - 04:28 Kutü-l Amare Kahramanı Halil Kut Paşa (Enes Cifci)

11/08/2015 - 04:07 Türkiye Büyük Savaş a Nasıl Girdi? ( Emre Kızılkaya )

29/07/2015 - 03:30 1915 Gelibolu Harbi Günlüğü- Kazım Şakir (İ. Bahtiyar İstekli)

07/07/2015 - 02:49 Suyu Arayan Adamların Öyküsü - Millete Deva Olmak , Osmanlı Savaş Esirleri, TIP ve Milliyetçilik ( 1914-1939 ) -Yücel Yanıkdağ (Tuncay Yılmazer)

30/06/2015 - 03:55 Tarih, Otobiyografi ve Hakikat Yüzbaşı Torosyan Tartışması ve Türkiye’de Tarih Yazımı (Derleyen: Bülent Somay)

21/06/2015 - 16:34 Türklere Esir Olmak (Doğan Şahin)

23/05/2015 - 04:36 Çanakkale Savaşı

16/05/2015 - 15:30 İtilaf Devletleri Askerlerinin Gözüyle Çanakkale

12/05/2015 - 12:50 Muaveneti Milliye Muhribi Torpito Zabiti Ali Haydar Öztalay (Çimen Yüksel)

09/05/2015 - 08:24 Osmanlılar ve Ermeniler / Bir İsyan ve Karşı Harekâtın Tarihi (Edward J. Erickson)

03/05/2015 - 15:39 Neuve Chapelle’den Gelibolu’ya: Bir Askeri Planın Gelibolu’da Uygulamaya Konulması ( Mustafa Onur Yurdal )

28/04/2015 - 03:52 Cephe Arkadaşı Çanakkale Cephesi

25/04/2015 - 03:07 Çanakkale Müstahkem Mevkii Bataryalarının 25 Nisan 1915 ‘teki Rolü (Bayram Akgün)

24/04/2015 - 15:07 25 Nisan 1915 üzerine Gelibolu’yu Anlamak’ta çıkmış makalelerden seçmeler (Tuncay Yılmazer)

18/04/2015 - 17:10 Çanakkale Şehitleri Listesinde Ezineli Yahya Çavuş’un Adı Yok (Osman Koç)

10/04/2015 - 00:06 Kıyamet Koptuğunda - Hasan Cevdet Bey

03/04/2015 - 01:36 Rusya’daki 90.000 Osmanlı Savaş Esiri ve Sarıkamış Muharebesi (Yücel Yanıkdağ)

27/03/2015 - 17:57 Bir Hikayenin Daha Sonu: Topçamlar Tabyası (Bayram Akgün)

14/03/2015 - 07:57 Düşmana Korku Salan Efsanevi İntepe Topçularından Topçu Üsteğmen Mehmet Ali Bey (Muzaffer Albayrak)

11/03/2015 - 02:38 Seddülbahir’de Yalnız Top-210/40’lık Roon Topu (Bayram Akgün)

01/03/2015 - 13:31 Çanakkale Muharebeleri’nin İdaresi, Komutanlar - Strateji (Ed.: Lokman Erdemir, Kürşat Solak)

24/02/2015 - 17:39 Çanakkale Cephesinde Bir Damla Su İçin- Gelibolu Yarımadasında Jeoloji ve Muharebe İlişkisi ( İsmail Bilgin )

15/02/2015 - 17:55 Hashtag Tarih Dergisi Şubat 2015 Sayısında Kitap Değerlendirme Yazısı

08/02/2015 - 07:11 “Hafız Hakkı Paşanın Sarıkamış Günlüğü” Kitabıyla İlgili Mülahazalar (İsmail Bilgin)

// Bir Asır Sonra Ermeni Tehciri ve Çanakkale Üzerine… 100. Yıl Nasıl Anılmalı? (Tuncay Yılmazer)

23/12/2014 - 08:24 Sarıkamış İhata (Kuşatma) Harekâtı (İsmail Bilgin)

17/12/2014 - 02:24 Kut ül Amare Zaferi (Necmettin Özçelik)

08/12/2014 - 18:22 1. Dünya Harbi

06/12/2014 - 13:44 The Water Diviner – Son Umut Filminin Galasından Notlar… ( Tuncay Yılmazer )

01/12/2014 - 17:22 Cevat Çobanlı Paşa Çanakkale Kahramanı -Ahmet Yurttakal

16/11/2014 - 01:54 Goltz Paşa nın Mirası, Türkiye nin Geleceği – Osmanlı Devletinin 1. Dünya Savaşı na Girişi üzerine ( Tuncay Yılmazer )

10/11/2014 - 04:07 Turkish–Australian Reapprochement In The Light Of The Gallipoli Campaign (Kenan Çelik)