95. Yıldönümünde Sarıkamış Harekâtını Yeniden Değerlendirmek -1(Muzaffer Albayrak)

Tarih: 24/01/2010   /   Toplam Yorum 3   / Yazar Adı:      /   Okunma 20751

Gelibolu’yu Anlamak, son dönemde Sarıkamış Harekatı üzerine yazılmış en önemli analizlerden birini yayınlıyor. Tarihi bir olaya bakış açısının zaman içerisinde nasıl değişebileceğine en güzel örneklerden biri de Sarıkamış Harekâtı kuşkusuz. İki bölüm halinde yayınlayacağımız makalesinin ilk bölümünde Muzaffer Albayrak, Birinci Dünya Savaşı'nın hemen başlarında uygulanan sansürle unutturulmaya çalışan facianın , 1920'den sonra ise siyasi çekişme ve mücadelelerde propaganda malzemesi olarak kullanıldığını belirtiyor. Etkileri bugüne kadar ulaşan bazı yanlış ve mübalağalı anlatımların Sarıkamış'ta aslında ne olduğunu sakladığını, yanlı ve öznel yaklaşımların öne çıktığını vurguluyor. Albayrak’a göre bu hatalı “Sarıkamış algısında” , harekatın harp tarihi yönü atlanarak daha çok siyasi mülahazalarla yaklaşılmasının etkisi büyük.
İlk bölümde ayrıca harekâtın neden planlandığı ve seyri tartışılacak. Yazının ikinci bölümünde ise neden başarısız olunduğunun ayrıntılı analiziyle birlikte Sarıkamış harekâtı hakkında doğru bilinen yanlışları da okuyacaksınız.

 

Birinci Dünya Savaşı başında Osmanlı Devleti'nin ilk cephesi, doğuda Ruslara karşı açılan cephedir. Bu cephede, 1914 Kasım ayı içinde vuku bulan Köprüköy ve Azap Muharebeleri ilk sıcak çatışmalardır.

 

22 Aralık 1914 - 18 Ocak 1915 tarihleri arasında gerçekleşen ve adına Sarıkamış Harekâtı denilen kuşatma hareketi ise bu yazının konusunu oluşturmaktadır.

 

Sarıkamış Harekâtı aradan geçen 95 sene sonunda, bilhassa son on yıldır artan bir ilgi dolayısıyla üzerinde çokça konuşulan, tartışılan ve maalesef kamuoyunda genel olarak yanlış bilinen tarihi bir olaydır. Bu yanlışlığın oluşmasında ise, olaya bakış tarzında umumiyetle harp tarihi yönü atlanarak daha çok siyasi mülahazalarla yaklaşılmasının etkisi büyüktür.

 

Kara bahtlı Sarıkamış Harekâtı'nın tarihe mal oluşu da talihsizliklerle doludur. Harekâtın hemen sonrasında uygulanan sansürle, üstü kapatılarak unutturulmaya çalışan facia; 1920'den sonra ise siyasi çekişme ve mücadelelerde propaganda malzemesi olarak kullanılarak etkileri bugüne kadar ulaşan bazı yanlış ve mübalağalı anlatımlarla , Sarıkamış'ta aslında ne olduğu saklanmış, yanlı, öznel yaklaşımlar öne çıkmıştır.

 

Sarıkamış Harekâtı anlatılırken konu umumiyetle Enver Paşa odaklı ele alınır ki bunun temelinde Milli Mücadele dönemindeki siyasi çekişmeler, nüfuz ve iktidar mücadeleleri yatmaktadır.

 

Sarıkamış bir felaketle neticelendikten sonra bu planın hazırlanıp uygulanmasında en önemli figür ve etken olan Harbiye Nazırı ve Başkomutan Vekili Enver Paşa, daha harbin başında 3. Ordu gibi elde bulunan en iyi yetişmiş ve en güçlü orduyu neredeyse saf dışı bırakan hadiseyi örtmek ve bunu kamuoyundan gizlemek yolunu seçmiştir. Hemen sıkı bir sansür uygulanmış genelkurmayın cephelerdeki resmi tebliğleri haricinde, savaşın gidişatı, cephelerdeki durumla alakalı haberler basında çıkmamıştır. Zaten Sarıkamış'tan bir ay sonra İtilaf Devletleri donanmasının Çanakkale Boğazı'nı zorlayarak başkent İstanbul'u tehdit etmeleri üzerine bütün dikkatler Çanakkale'ye çevrildiğinden, Sarıkamış'ta yaşananları kimse hatırına bile getirmez olmuştu. Sarıkamış'ta kazanılan zafer ve bir kolordunun esir alındığına dair Rus basınında çıkıp Avrupa gazetelerinde iktibas edilen Sarıkamış felaketiyle ilgili haberler ise resmi ağızdan yalanlanmıştır.

 

Sarıkamış'ta yaşananların yeniden ortaya çıkarılıp, üzerinde yazılıp tartışılmaya başlanması 1921'den sonra olmuştur. 1921 Ekim ayında, Sarıkamış Harekâtı’na 9. Kolordu'nun Kurmay Başkanı unvanıyla katılmış olan Köprülülü Şerif (İlden), Sarıkamış hatıralarını Akşam gazetesinde tefrika etmeye başlamıştı. Şerif Bey'in bir yıl sonra kitap haline de getirilen bu hatıratı, Sarıkamış Harekâtı üzerine yazılmış ilk kitap olması yanında; edebi üslubu, akıcı anlatımı sayesinde çok tutulmuş daha sonra yazılan kitaplara kaynak teşkil etmiştir. Şerif Bey bu hatıratında Sarıkamış felaketinin müsebbibi olarak gördüğü Hafız Hakkı Paşa ve bilhassa Enver Paşa'yı yerden yere vurmuş, tahkir edici bir lisanla eleştirmiştir. O tarihte Hafız Hakkı altı sene önce vefat etmiş, Enver Paşa ise Mondros Mütarekesi akabinde İttihat ve Terakki ileri gelenleriyle birlikte yurtdışına kaçmış olduklarından Türkiye'de bulunmuyordu.

 

Berlin’den Moskova’ya oradan da Batum’a gelen Enver Paşa, 1921 yılı içinde Anadolu'ya geçme teşebbüsünde bulunmuştu. Hatta Ankara ve Trabzon'daki bazı İttihatçılarla mektuplaşarak geçişin altyapısı hazırlanmaktaydı. İşte bu hazırlıklardan haberdar olan doğu cephesi komutanı Kâzım Karabekir Paşa, bu teşebbüsleri engelleyip iştirakçilerden bazılarını tutuklatıp bazı mülki ve askeri görevlilerin de yerlerini değiştirerek tedbirler aldığı gibi; Ankara'da bulunan Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ile T.B.M.M Reisi Mustafa Kemal Paşa'yı durumdan haberdar etmişti[1]. Kâzım Karabekir Paşa, Enver'in Anadolu'ya geçişine mani olmak için onun şahsına hücum edilerek halk nezdindeki itibarının ve etkisinin yok edilmesi gerektiğini, bunun için de basın yoluyla aleyhinde bir kampanya başlatılması gerektiğini tavsiye etmişti. Ankara'dan ona yazılan Mustafa Kemal imzalı cevabî telgrafta, önerilerin uygun bulunduğu ve kampanyanın başlatıldığı bildirilmişti[2].

 

Hakikaten de Ankara'da Hakimiyet-i Milliye Gazetesi, Sarıkamış'ta da Kâzım Karabekir’in çıkardığı Varlık Gazetesi, Enver Paşa aleyhine kampanya başlatarak bir takım düzmece haberler ve yorumlar neşretmeye başladılar. Bunlar arasında Enver'in Almanlardan para alarak devleti savaşa soktuğu ve memleketi harabeye çevirerek kaçıp gittiği, şimdi de Ruslardan para alarak Bolşevik olduğu, dinden çıktığı, Bolşevik ordusuyla Anadolu'ya girip kadınları erkeklerle birlikte açık gezdireceği vs. haberler yayıldı[3].

 

Bütün bunların yanında Enver Paşa'ya vurmak için, bu yazının konusunu içeren Sarıkamış'ta yaşanan facia da yeniden ısıtılıp ortaya çıkarıldı. Şerif Bey'in hatıratını kaleme alış zamanlaması da bu kampanya dâhilindeydi. Kaderin bir cilvesi olarak, bugün bile dile getirilen "Sarıkamış'ta 90 bin asker düşmana kurşun atamadan donarak şehit oldu" sözü Sarıkamış'ta çıkan bir gazete yoluyla yayıldı.

 

Enver Paşa Sakarya Muharebesi’nin neticesini Batum’da bekledi. Şayet Yunan ordusu muharebeyi kazanıp Ankara üzerine yürüseydi, Enver bir kurtarıcı gibi Anadolu’ya geçerek Milli Mücadele’nin başına geçmeyi düşünüyordu. Ancak Sakarya’da Türk ordusu zafer kazanıp Mustafa Kemal’in itibarı artıp yeri sağlamlaşınca Enver Paşa Anadolu’ya geçmekten vazgeçerek Türkistan’a gitmiş ve aradan bir sene geçmeden Ruslarla girdiği bir çatışmada şehit olmuştu.

 

Enver Paşa’ya karşı o tarihte yürütülen kampanya mevcut durum ve şartlar gereği yapılması gereken bir hareketti. Nitekim Kâzım Karabekir, Balkan Savaşı sonrası bir suçlamadan dolayı divan-ı harpçe hakkında verilen; "ordudan atılarak memleketten ihracına" ilişkin kararı Enver Paşa’nın yırtıp atması sayesinde askerlik hayatının devam ettiğini ve bu sayede Milli Mücadele’de vatana hizmet edebildiğini itiraf ettikten ve ona karşı olan sevgi ve hürmetini muhafaza ettiğini belirttikten sonra, Enver Paşa’nın memlekete girmesinin doğuracağı olumsuz sonuçları, iç çatışmayı ve bunun Milli Mücadele’yi akamete uğratmak ihtimalini düşünerek ona karşı tavır almakta tereddüt etmemiştir[4].

 

Ancak aradan geçen yüz yıla yakın bir süre sonra 1920’li yıllarda Milli Mücadele’nin buhranlı bir döneminde siyaseten söylenmiş sözlerin, yapılan propagandanın hiç değiştirilmeden bugün de anlatılması tarihî gerçekçilik açısından sakattır.

 

Sarıkamış’ta Aslında Ne Oldu?

 

Sarıkamış Harekâtı’na dair anlatımlarda farklı etkenlerin ve gerekçelerin nasıl ön plana çıktığını ve bir dönem için geçerli olmak üzere mevcut hâl ve şartlara istinaden tahrif edilerek aktarıldığını belirttikten sonra, gelelim "Sarıkamış’ta aslında ne oldu?" sorusuna cevap vermeye.

 

Osmanlı Devleti’nin Almanya ile ittifak yaptıktan sonra Karadeniz baskını ile fiili olarak savaşa girmesiyle askeri hareketlilik başlamıştı. Müttefikimiz Almanya 1914 Ağustosundan beri batıda Fransa ve İngiltere doğuda Rusya ile harp halindeydi. Biz ise Kasım ayına kadar bir taraftan seferberlik hazırlıklarına devam ederken diğer taraftan savaşın dışında kalabildik. Almanya’nın batı cephesinde Ağustos ayındaki hızlı ve başarılı harekâtı Eylülde Marn Muharebesi ile kırılıp siper harbi başlayınca ve doğu cephesinde de diğer müttefik Avusturya-Macaristan ordusunun kof çıkması ve Ruslar karşısında perişan olması üzerine Almanya neredeyse tek başına Ruslarla harp etmek durumunda kalmıştı.

 

İşte bu sıkışık durumdayken Osmanlı Devleti’nin bir an evvel savaşa girerek Rusları ve İngilizleri meşgul edecek birer cephe açıp Almanya’nın yükünü hafifletmesi gerekiyordu. Savaşa girip girmemek hususunda tereddüt eden Osmanlı hükümeti, bir oldu bittiyle planlanıp tatbik edilen Karadeniz baskınını ile kendini savaşın içinde buldu.

 

Savaş başlayınca Alman genelkurmayının da talebi doğrultusunda Kafkasya üzerinden Ruslara, Süveyş Kanalı üzerinden de İngilizlere karşı birer cephe açılmasına karar verildi. Zaten daha savaşa fiili olarak girmeden önce Alman subaylardan Von Kress 20 Eylül’de Kanal Seferi hazırlıkları için Suriye’deki 8. Kolordu kurmay başkanı olarak bölgeye gönderilmişti bile[5].

 

Doğuda ise Rusların saldırısı ile Kasım ayı başında başlayan savaş, Köprüköy ve Azap Muharebeleriyle gelişmişti. Bu muharebelerde 3. Ordu sayıca kendinden daha az olan Rus kuvvetlerini geri püskürtmeye muvaffak olmuş kısmî başarılar kazanmıştı. Ancak zayıf Rus ordusunu ezebilecek kuvvetteki 3. Ordu Ruslara kati darbeyi vuramamıştı. Ordu komutanı olan Hasan İzzet Paşa’nın aşırı temkinli ve pasif tavrı yüzünden başarılı olunan Azap muharebesi bitiminde beyhude korkular ve tedbirler yüzünden ordu hiç gereği yokken 15 km geriye çekilmiştir. Halbuki Ruslar da bu sırada geri çekilmekteydi. Ancak 3. Ordu Kumandanlığı tereddütler ve endişeler içindeydi. Ruslar bizden biz Ruslardan korkuyorduk[6].

 

3. Ordu’nun bu gevşek hareketi ve üstün olmasına rağmen Ruslara kati bir darbe vuramaması üzerine Başkumandan Vekili ve Harbiye Nazırı Enver Paşa durumu yerinde incelemek ve Rusları sağ yanlarından kuşatıcı bir harekâtın uygulanabilir olup olmadığını rapor etmek üzere Genelkurmay ikinci başkanı Yarbay Hafız Hakkı’yı Erzurum’a gönderdi.

 

Sarıkamış Harekâtının başlangıcı Hafız Hakkı’nın Erzurum’a gelişidir.

 

Erzurum’a gelen Hafız Hakkı, 7 Aralık’ta gevşek davrandığı ileri sürülen 10. Kolordu komutanı Ziya Paşa’nın yerine rütbesi albaylığa terfi edilerek komutan tayin edildi. Daha önce Azap Muharebesi sonrası geri çekilmeye karşı çıkan ve genel olarak savaşa girilmesine muhalif olduğu öne sürülen 9. Kolordu komutanı Ahmet Fevzi Paşa da emekliye sevk edilerek yerine 34. Tümen komutanı İhsan Paşa tayin edilmişti. Böylece Sarıkamış harekâtı öncesi 3. Ordu’nun iki kolordusunda komutanlar değişmiş oldu.

 

Hafız Hakkı kolordu kumandanı olur olmaz daha önce İstanbul’da kendisiyle beraber Enver Paşa, Bronsart Paşa’nın birlikte hazırladıkları ve 3. Ordu komutanı Hasan İzzet Paşa’nın da iştirak ettiği Sarıkamış Harekâtı’nın tatbiki için hazırlıklara başlandı[7]. Esasında Hasan İzzet Paşa daha Eylül ayında savaşa girilmeden önce bu harekâtın prototipi denilebilecek bir taarruz planını genelkurmaya arz etmişti[8].

 

Enver Paşa, orduyu harekete geçirmek ve yapılacak harekât hakkında son düzenlemeleri yapmak üzere 12 Aralık’ta Erzurum’a geldi. Üç gün süren müzakerelerden sonra taarruz planı son şeklini aldı. Taarruzun 22 Aralık’ta başlamasına karar verildi.

 

Taarruz planına göre; 3. Ordu’yu oluşturan üç kolordudan 11. Kolordu Rusları Aras Nehri kuzeyinde cephede tutarken, 9 ve 10. Kolordular düşmanın sağ yanından bir yay çizerek arkasına düşecek ve sağ cenahtan kuşatılan düşman, çekilmesine meydan verilmeden yenilgiye uğratılacak ve esir edilecekti. (Bkz. Kroki-1)

 

 

 

 

 

Harekâtı icra etme görevi 3. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa’ya verildikten sonra, Enver Paşa 17 Aralık’ta Erzurum’a geri döndü. Ancak Hasan İzzet Paşa 19 Aralık’ta taarruz hakkında tereddütleri olduğuna dair görüşlerini içeren bir telgraf gönderince, Enver Paşa derhal onu görevden alıp 3. Ordu komutanlığını bizzat üstlendi[9].

 

Sarıkamış harekâtı 22 Aralık günü başladı. Plana göre:

 

9. Kolordu Koşa bölgesinden hareket ederek 23 Aralık’ta Çatak 24 Aralık’ta Yeniköy Kötek arasında Rus cephe hattının arkasına düşecekti. (Bkz. Kroki-1)

 

10. Kolordu ise Tortum bölgesinden hareket ederek bir tümeniyle İd’i (Narman) alacak diğer iki tümeniyle Oltu’yu zaptederek Rusları geri attıktan sonra 24 Aralık’ta Bardız’da olacak, buradan Sarıkamış yönünü emniyete aldıktan sonra 9. Kolordu’yla beraber Rus ordusunu çevirecekti. (Bkz. Kroki-1)

 

Hazırlanan plan bu idi; ancak uygulama şöyle oldu:

 

10. Kolordu Albay Hafız Hakkı komutasında bir gün önce 21 Aralık’ta ileri yürüyüşüne başlamış, 22 Aralık’ta Rus kuvvetlerinin karşısında harekete hazırdı. Kolorduyu oluşturan tümenlerden 30 ve 32. Tümenler birlikte hareket ederken, 31. Tümen İd (Narman) yolu üzerinde yürüyerek her iki kolordu arasında irtibat sağlamak üzere 9. Kolordu emrine verilmişti. Bu tümen İd’i (Narman) ele geçirdikten sonra Oltu yönünde ilerleyerek burada kolordusuna katıldı.

 

Oltu’dan sonra güneye Bardız yönüne dönmesi gereken 10. Kolordu Rus birliklerinin peşine takılarak 30 ve 31. Tümenlerle Kosor’a doğru gitti. Yalnız 32. Tümen güneye döndürülerek Bardız yönüne ilerledi. (Bkz. Kroki-2)

 

10 Kolordu komutanı tarafından 24 Aralık’ta taarruz planında yapılan bu değişiklik Sarıkamış felaketine sebep olan en büyük hatalardan biridir. 25 Aralık’ta Sarıkamış batısında Rus ordusunun arkasına düşmesi planlanan 10. Kolordu yürüyüş hedefinden saparak yolunu 75 km uzatmıştı. Sarıkamış’a varmak için Allahuekber Dağlarını aşmak zorunda kalmış bu dağlarda fırtına ve tipiye yakalanan birlikler büyük zayiat verdiği gibi son derece değerli olan vakit kaybına uğramışlardı. Asıl önemlisi ilk planda yeri olmayan Sarıkamış kasabası harekâtın tek hedefi haline gelerek kesin sonuç alınacak yerin uzağında kolordu eriyip gitmiştir.

 

 

 

9. Kolordu, 3. Ordu komutanlığını üstlenen Enver Paşa ve yanındaki genelkurmay karargahı ile birlikte (bunlar arasında Alman General Bronsart, Yarbay Feldman da vardı) 17, 28 ve 29. Tümenlerle 22 Aralık’ta hareket etti. 23 Aralık’ta Çatak’a gelen Enver Paşa yolunu Bardız’a kadar uzattıktan sonra Sarıkamış üzerine yürümüştür.

 

24 Aralık’ta Bardız’a varan 9. Kolordu buradan Kötek yönüne dönerek cephe arkasındaki Rus ihtiyatlarına baskın vermesi gerekirken Sarıkamış üzerine yönelmesi, planda yapılan ikinci bir sapma olmuştur. Ancak bu sapmada, Hafız Hakkı’nın Kosor yönüne giderek buradan 25 Aralık’ta Sarıkamış’ta olacağını bildirmesinin etkisi büyüktür. Enver Paşa, 25 Aralık’ta Sarıkamış önüne varacak olan Hafız Hakkı’yı yalnız bırakmamak için yönünü Kötek’ten Sarıkamış’a çevirmiştir. Bir diğer etken de Bardız’da ele geçirilen bir esirin Sarıkamış’ın Ruslar tarafından tutulmadığını, boş olduğunu söylemesi olmuştur[10]. Ancak Sarıkamış’a varmak için acele ettirilen 9. Kolordu 25-29 Aralık günleri boyunca tek başına Ruslarla mücadele etmek zorunda kalmıştır. Hafız Hakkı’nın 25 Aralık’ta Sarıkamış önünde olmasına ise imkan yoktu. Nitekim 10. Kolordu Allahuekber Dağlarını %20 mevcutla aşarak yorgun, bitkin bir halde Beyköy-Başköy hattına varmış toparlanıp Sarıkamış üzerine yürümesi 29 Aralık tarihini bulmuştur. (Bkz. Kroki-2).

 

 

 

 

 

 

 

 

9. Kolordu Sarıkamış’ı kuzeybatıdan, 10. Kolordu kuzeydoğudan tazyik etmişse de hakikaten 25/26 Aralık gecesine kadar neredeyse boş olan Sarıkamış kasabası Kars’tan gelen takviyeler ve asıl cephe hattında bulunan birliklerden gönderilen imdat kuvvetleriyle güçlendirilmiş ve nihayet 31 Aralık’tan itibaren sayı üstünlüğünü ele geçiren Ruslar savunmadan çıkıp taarruza geçmişlerdi.

 

Sarıkamış önüne gelen her iki Türk kolordusu çok büyük zayiat vermişti. 30 Aralık’ta Enver Paşa’ya bir rapor veren 9. Kolordu Komutanı İhsan Paşa; 22 Aralık’ta 21 bin muharip erle başlanan harekâtın 24 Aralık’ta Bardız’a gelindiğinde kuvvetinin 18 bine düştüğünü, 26-30 Aralık arasındaki muharebeler ve dondurucu soğuğun etkisiyle hâlen mevcut asker sayısını üç tümen için yaklaşık 1000 olarak vermektedir. Ancak şunu da eklemektedir; "Şayet on gün vakit bulunsa mevcut kuvvet 10 bine çıkarılabilir".[11]

 

Gerçekten de hem 9. Kolordu hem de 10. Kolordu Sarıkamış önüne mevcudunun %20’si ile gelebilmiştir. Bunun bir sebebi yollarda yancı ve artçı olarak bırakılan birliklerdir. Mesela 10. Kolordu’nun bir tümeni Bardız’da düşmana karşı yancı kalmıştır. 9. Kolordu’nun da iki alayı gerilerde kalmıştı. Karlı tipili bir havada yapılan harekâtta yürüyüş derinliği zaman zaman 15-20 km’yi bulduğundan soğuktan fazlasıyla etkilenen erler civar köylere mezralara dağılıp saklanmakta idiler. Aynı durum 10. Kolordu’nun Allahuekber Dağları’nı aşması esnasında da görülmüştür. Sarıkamış önünde muharebe devam ederken her iki kolordudan subaylar gerilere gönderilerek civar köylerde dağılıp kalmış askerler toplanıp getirilmekteydi. Bunun için İhsan Paşa’nın verdiği rakam o an yanında bulunan asker mevcudu idi. 26 Aralık’tan 4 Ocak tarihine kadar Sarıkamış önündeki mücadele, işte bu gerilerden toparlanan ve parça parça cepheye gönderilen askerlerle sağlanmıştır.

 

9. Kolordu Sarıkamış’a 2 km mesafedeki Yukarı Sarıkamış’a (Çerkezköy) 27 Aralık’ta 300 kişilik bir kuvvetle girmeye muvaffak olmuştu. Ancak bu kuvvet desteklenemediği için köyü takviye edilen Ruslar tarafından kuşatılmış 31 Aralık gününe kadar saklandıkları evlerde mücadeleye devam ettikten sonra son kalan 20-30 kişilik grup Ruslara esir düşmüştü.

 

Sarıkamış’a kuzeydoğudan taarruz eden 10. Kolordu birliklerinden bir alay, 600 kişilik bir kuvvetle kasabaya girmeye muvaffak olmuşsa da asker aç olduğundan yiyecek bulmak için kasabaya dağılınca takviye edilen Rus birliği tarafından kasaba dışına atılmıştı[12].

 

Esasında Sarıkamış harekâtının başarı ümidi kalmadığı 31 Aralık’ta ortaya çıkmıştı. Enver Paşa ve kurmay heyeti çekilme kararı alıp bunu kolordulara tebliğ etmişken sonradan vazgeçerek bulunulan mevkilerde müdafaa kararı almışlardı[13]. Bu tarihten sonra Enver Paşa Rusları asıl cepheden tazyik eden 11. Kolordu’nun yetişmesini beklemiştir. Ancak 11. Kolordu Rusları geriye doğru sürmekte ise de kati darbeyi vuramadığından 9 ve 10. Kolordulara yardım edememiştir.

 

Enver Paşa 2 Ocak’ta Hafız Hakkı’yı tuğgeneral rütbesine terfi ettirerek 9 ve 10. Kolordulardan oluşan "Sol Kanat Ordusu" komutanlığına getirdi. 4 Ocak günü Sarıkamış’tan ayrılarak Zivin’deki 11. Kolordu karargahına gitti.

 

4 Ocak’ta taarruza geçen Ruslar 9. Ordu karargahını basarak kolordu komutanı İhsan Paşa, Kurmay Başkanı Yarbay Şerif Bey ve kurmay heyetinin de içinde bulunduğu 106 subay 150 er esir edilmiştir[14]. 10. Kolordu geri çekilmeye muvaffak olarak önce Bardız’a gelmişti. Enver Paşa, 7 Ocak’ta Hafız Hakkı Paşa’yı 3. Ordu komutanlığına tayin ettikten sonra 9 Ocak’ta İstanbul’a gitmek üzere cepheden ayrıldı.

 

10. Kolordu ve 9. Kolordu’nun enkazı kendilerini takip eden Rus kuvvetleri önünde geri çekilerek 18 Ocak günü İd’i (Narman) Ruslara bıraktılar. Cephede Rus ordusu karşısındaki 11. Kolordu da Köprüköy hattına kadar geri çekildi.

 

Böylece 19 Ocak’ta her iki taraf Sarıkamış Harekâtı öncesindeki mevkilerine dönmüş oldu.

 

Sarıkamış Harekâtı aslında tatbik kapasitesi yüksek uygulanabilir bir plandı. Yapılan eleştirilerden biri bu harekâtın kış aylarında yapılmasına yöneliktir. Bu eleştiri doğru değildir zira baskın niteliği taşıyan harekâtın özünde düşmanın beklemediği bir zaman ve yerden yapılması hususu yatmaktadır. Harekâtı planlayanlar da önlerindeki arazinin karlar altında ve zorlu bir yol olduğunu biliyordu. Harekâtın baskın niteliği taşıması işte böyle bir mevsimde Türk ordusunun böylesine cüretkâr bir harekete girişebileceğini Rusların düşünmeyecek olmasıydı.

 

Nitekim Sarıkamış’ı anlatan Rus yazarlardan Maslofski Türk ordusunun Sarıkamış Muharebesini kazanmalarına ramak kaldığını itiraf etmiştir[15]. Ruslar harekâtın bir kuşatma planı olduğunu anladıklarında Kafkas Cephesi komutanı Mişlayefski panik halinde geri çekilme emri vermişti bile. Şunu söyleyebiliriz ki şayet ilk yapılan plan uygulansaydı ve kısa yoldan Rus cephe hattının arkası kuşatılsaydı harekât başarılı olurdu.

 

 

 

Önümüzdeki hafta yayınlanacak II.Bölüm'de:

 

Sarıkamış Harekâtı Neden Başarısız Oldu?

Sarıkamış Harekâtı'nda Doğru Bilinen Yanlışlar

 

 

 



[1] Kâzım Karabekir, İstiklal Harbimizde Enver Paşa ve İttihat Terakki Erkânı, Tekin Yayınevi, İstanbul 1990, s. 144.

[2] A.g.e, s. 147

[3] A.g.e, 145

[4] A.g.e, s. 77 ve 207

[5] Kress von Kressenstein, Son Haçlı Seferi; Kuma Gömülen İmparatorluk, Yeditepe yayınevi, İstanbul 2007, s. 22.

[6] Şerif (İlden), Sarıkamış, T. İş Bankası Kültür Yay., İstanbul, 1999, s. 115.,

[7] Selahattin, Kafkas Cephesinde 10. Kolordunun Birinci Dünya Savaşının Başlangıcından Sarıkamış Muharebelerinin Sonuna Kadar Olan Harekâtı, Genelkurmay ATASE Yayınları, Ankara 2006, s.73.

[8] Fevzi Çakmak, Birinci Dünya Savaşında Doğu Cephesi, Genelkurmay Basımevi, Ankara 2005, s.12-13

[9] Fevzi çakmak, a.g.e, s.48.

[10] A.g.e, s. 51

[11] Selahattin, a.g.e, s.152

[12] Fevzi Çakmak, a.g.e, s.57.

[13] Yarbay Guse, Birinci Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi’ndeki Muharebeler, Çev. Yarbay Hakkı, Genelkurmay ATASE Yayınları, Ankara 2007, s.51. (Bu bilgiyi Guse’nin kitabını Almancadan çeviren Yarbay Hakkı Bey, Sarıkamış Harekâtı ile alakalı bölüme yazdığı açıklama kısmında vermektedir. Geri çekilme emrinin yazılıp sonradan iptal edilmesine bizzat şahit olmuştur).

[14] Birinci Dünya Harbi’nde Türk Harbi, Kafkas Cephesi 3. Ordu Harekâtı, Genelkurmay Basımevi, Ankara 1993, c. I, s. 513.

[15] Fevzi Çakmak, a.g.e, s. 64.


  20751 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

8290_Burakn Ünsal 09-12-2015, 12:48:41
Savaşta sadece iki sonuç vardır ya kazmışsındır ya kaybetmişsindir, benim görüşüme göre Enver Paşanın savaş kararı alması mantıksızcaydı, eğer iyi bir komutan olsaydı baskılara rağmen savaşa girmemeye çaba gösterebilirdi. Ayrıca Iraktan askerleri hazırlıksız bir şekilde Erzurum kadar aç, susuz,yorgun bir şekilde yürütmek ve Sarıkamışta o iklim şartlarında savaşta savunma yerine taarruz kararı almak büyük risktir. Yanı şöyle bir bakarsak karın, buzun içinde büyümüş Ruslar ve hayatlarında kar görmemiş Irak cephesinden gelen askerlerimiz sonucun facia olması muhtemel. Yanlışım varsa affola.
 

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

09/09/2017 - 05:40 Florence Nightingale’in Eli Anadolu’ya da Değmişti-Kırım Savaşından Unutulan İlk Prefabrik Hastane: Erenköy (Renkioi) (Mustafa Onur Yurdal)

22/08/2017 - 07:18 Kuşatma ve Esaretin Adı KÛTULAMÂRE Esir Bir İngiliz Subayın Anıları - Edward W.C. Sandes -(Muzaffer Albayrak)

09/08/2017 - 18:07 19. Tümen Kurmay Başkanı İzzettin Çalışlar’ın Çeşitli Konferans ve Yayınlarında Conkbayırı Süngü Taarruzu (Melike Bayrak-Mustafa Onur Yurdal)

27/07/2017 - 13:33 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması 2.Bölüm - 2.Gazze Muharebesi (Tuncay Yılmazer )

11/07/2017 - 10:07 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması : Gazze Muharebeleri ( 1.Bölüm) (Tuncay Yılmazer)

22/05/2017 - 05:29 Müstahkem Mevkii’nin Anafartalar’daki Sesi - Küçük Anafartalar Topları (Bayram Akgün)

09/05/2017 - 08:12 Kûtulamâre Kuşatması’ndan Esarete Yüzbaşı Sandes’in Hatıraları - Çev. Tuncay Yılmazer

02/05/2017 - 11:45 İzmir-Bayındır İlçesinden Çanakkale Harbine Katılanlar (Necat Çetin)

28/04/2017 - 08:49 Kûtulamâre Zaferi 1916 (Muzaffer Albayrak – Vahdettin Engin)

23/04/2017 - 21:24 Türk Ordusu’nda Künye Uygulamasına İlişkin İlk Girişimler ve İlk Künyelerle İlgili Kısa Bilgiler (The First Attempts On The Use Of Identity Tags In Turkish Army And Information About The Early Identity Tags) (Burhan SAYILIR)

13/04/2017 - 05:43 Müstahkem Mevki’nin Kara Savunması İçin Top Desteği Sağlaması (Bayram Akgün)

07/04/2017 - 14:30 Çanakkale Muharebelerinde İdari ve Lojistik Faaliyetler (Ayhan Candan)

06/04/2017 - 19:17 Kabataş Erkek Lisesi 1.Büyüteç Tarih Öğrenci Sempozyumu (8-9 Nisan 2017)

04/04/2017 - 21:12 Resmi Belgelere (Nüfus Ölüm-Genelkurmay-Kayıtsız Ölüm Defterleri) Göre İzmir - Beydağ Şehitleri (Necat Çetin-A.Levent Ertekin)

31/03/2017 - 07:25 Çanakkale nin Şehit Kalemleri (İsmail Sabah)

27/03/2017 - 19:43 Çanakkale Müstahkem Mevkii’ye Bağlı Top Mermisi Çeşitleri (Bayram Akgün)

25/03/2017 - 20:58 GeliboluyuAnlamak Özel- 100. Yılında Gazze Muharebeleri Kahramanlarını Anıyoruz (Tuncay Yılmazer)

17/03/2017 - 21:15 18 Mart Özel Makalesi - Yaşayanların Ağzından 18 Mart Boğaz Muharebesi (Ahmet Yurttakal)

16/03/2017 - 08:51 18 Fotoğrafla Çanakkale Boğaz Muharebesi 18 Mart 1915 - 18 March 1915 Dardanelles Assault with 18 photographs (Ahmet Yurttakal)

13/03/2017 - 05:47 Çanakkale Muharebeleri’nde Bir Hile: Sahte Toplar (Bayram Akgün)

07/03/2017 - 04:27 Çanakkale Zaferi’nden Mescid-i Nebevi’ye (Enver Paşa’nın 1916 Filistin-Hicaz ziyareti) (Tuncay Yılmazer)

23/02/2017 - 07:48 Gelibolu Savunması Bir Karargâh Çalışması - General G.S. Patton (Haluk Oral)

09/02/2017 - 06:24 İkinci Kirte Muharebesi (6-8 Mayıs 1915 Taarruzları) (Yücel Özkorucu)

31/01/2017 - 12:29 Türk Boğazları Meselesi (Ayhan Candan)

24/01/2017 - 05:39 Kanlı Bir Mendil Hikayesi (Ömer Arslan)

19/01/2017 - 10:32 Irak Cephesinde Gönüllü Kahramanlar Osmancık Taburu (Muzaffer Albayrak)

23/12/2016 - 20:32 Atlas Tarih Dergisi Aralık-Ocak Sayısında 1916 Sina Filistin Hicaz Cephesi (Tuncay Yılmazer)

13/12/2016 - 07:23 Birleşik Harekat Tecrübesi Olarak Cihan Harbinde Türk-Alman Askeri İttifakı (Gültekin Yıldız)

02/12/2016 - 20:23 Çanakkale Kara Muharebelerinde Ağıl Dere (Şaban Murat Armutak)

15/11/2016 - 11:48 Çanakkale de Bir Melek Hanım (Muzaffer Albayrak)

01/11/2016 - 05:41 Çanakkale Kara Muharebelerinde Asma Dere (Şaban Murat Armutak)

24/10/2016 - 06:55 42. Alay / Gelibolu 1915 - Ahmet Diriker (Oğuz Çetinoğlu)

10/09/2016 - 11:12 Seddülbahir Kahramanı Bigali Mehmet Çavuş (Ömer Arslan)

03/07/2016 - 14:42 Çanakkale’den 100. Yılında Somme’a:Bir Savaş, İki Muharebe (Mustafa Onur Yurdal)

11/06/2016 - 14:37 I.Dünya Savaşı nda Şii Ulemasının Cihat Fetvaları Çerçevesinde Irak Cephesi (Ziya Abbas)

01/06/2016 - 06:23 Kutülamare- Yarbay Mehmed Reşid Bey in Günlüğü (İ. Bahtiyar İstekli)

23/05/2016 - 12:01 Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Muharebelerinde Sağlık Alanındaki Faaliyetleri (Ayhan Candan)

16/05/2016 - 07:38 Bir Osmanlı Kurmay Subayı- Iraklı Kürt Devlet Adamı, Mehmet Emin Zeki Bey in Yaşam Öyküsü (Tuncay Yılmazer)

10/05/2016 - 13:00 Mezopotamya da Bir Savaş 1915-1916 KutülAmare – Nikolas Gardner ( Tuncay Yılmazer )

07/05/2016 - 07:31 Birinci Dünya Savaşının İslam Dünyasına Etkileri (Yüksel Nizamoğlu)

30/04/2016 - 19:20 Çanakkale Savaşı: Bir Siyasi Mücadele Alanı (Özgür Öztürk)

23/04/2016 - 19:13 25 Nisan 1915 Anzak Çıkarması İlk Saatleri – Daha Erken Müdahale Edilebilir miydi? ( Ahmet Yurttakal )

17/04/2016 - 21:26 Maskirovka Harekatı - KutülAmare bir zafer midir? ( Tuncay Yılmazer )

13/04/2016 - 05:30 Çanakkale Savaşları ve Barbaros’un Batışı (İsmail Bilgin)

28/03/2016 - 11:20 Çanakkale Muharebelerinde Osmanlı Ordusunun Asker Kaybı (Ayhan Candan)

26/03/2016 - 09:55 Eğitimli Neslin Birinci Dünya Savaşı ile İmtihanı ( Dr. Nuri Güçtekin )

24/03/2016 - 10:00 Birinci Dünya Savaşı nda Yozgat Lisesi (Dr. Nuri Güçtekin)

21/03/2016 - 06:35 Çanakkale Seferberliği: Savaş, Eğitim, Cephe Gerisi (Mustafa Selçuk)

17/03/2016 - 08:15 18 MART ÖZEL - Çanakkale Zaferi ve Cevat Paşa (Ahmet Yurttakal)

11/03/2016 - 06:49 Zaferi Kanla Yazan Fındıklılı Mehmet Muzaffer (İsmail Bilgin)

02/03/2016 - 12:48 Kut’ül Amare Zaferi -2 (İsmail Bilgin)

29/02/2016 - 11:29 Kut’ül Amare Zaferi -1 (İsmail Bilgin)

22/02/2016 - 12:27 Gertrude Bell Irak Sınırını Çizen Kadın (Veysel Sekmen)

14/01/2016 - 08:43 Çanakkale Şehidi Feyzi Çavuş’un Zevcesi Zehra Hanımın Padişaha Mektubu (Osman Koç)

23/12/2015 - 16:47 Çanakkale Savaşlarında Binbaşı Halis Bey’e Ait Bir Ganimetin Öyküsü (Serdar Halis Ataksor)

10/12/2015 - 18:03 Mesudiye Zırhlısının Dramı (Cemalettin Yıldız)

06/12/2015 - 20:29 Kut’ülamarenin Türklere Tesliminden Sonra Irak İngiliz Ordusunun Faaliyetlerine Dair Rapor (Haz. Serdar Halis Ataksor)

01/12/2015 - 10:11 10 Ağustos 1915 Conkbayırı Süngü Hücumu (Muzaffer Albayrak)

17/11/2015 - 21:09 Çanakkale Deniz Muharebelerinde Verilen Zayiatlar (Ahmet Yurttakal)

10/11/2015 - 05:19 Reis-i Cumhur Mustafa Kemal in Çanakkaleyi ziyaretleri (M. Onur Yurdal )

08/11/2015 - 22:04 Mustafa Kemal Paşanın Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşına girişiyle ilgili görüşlerine dair bir belge

Osmanlı Devleti Umumi Harpte Tarafsız Kalabilir miydi? - Yusuf Akçura (Değerlendirme: Muzaffer Albayrak)

Nazım’ın Dayısı Çanakkale Şehidiydi (Melih Şabanoğlu)

Çanakkale Destanının Ölümsüz Efsaneleri (Osman Koç)

21/10/2015 - 04:02 100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale’de Programı

17/10/2015 - 11:50 Çanakkale Savaşı'nın Kanada'da Bıraktığı İzler (Birol Uzunmehmetoglu)

27/09/2015 - 16:01 1917 Yılında Hicaz Cephesi:Arap İsyanının Yayılması ve Medine’nin Tahliyesi Programı (Yüksel Nizamoğlu)

22/09/2015 - 13:07 III. Kolordu’nun Çanakkale Muharebeleri’ne Hazırlanış Süreci (İsmail Bilgin)

15/09/2015 - 04:28 Kutü-l Amare Kahramanı Halil Kut Paşa (Enes Cifci)

11/08/2015 - 04:07 Türkiye Büyük Savaş a Nasıl Girdi? ( Emre Kızılkaya )

29/07/2015 - 03:30 1915 Gelibolu Harbi Günlüğü- Kazım Şakir (İ. Bahtiyar İstekli)

07/07/2015 - 02:49 Suyu Arayan Adamların Öyküsü - Millete Deva Olmak , Osmanlı Savaş Esirleri, TIP ve Milliyetçilik ( 1914-1939 ) -Yücel Yanıkdağ (Tuncay Yılmazer)

30/06/2015 - 03:55 Tarih, Otobiyografi ve Hakikat Yüzbaşı Torosyan Tartışması ve Türkiye’de Tarih Yazımı (Derleyen: Bülent Somay)

21/06/2015 - 16:34 Türklere Esir Olmak (Doğan Şahin)

23/05/2015 - 04:36 Çanakkale Savaşı

16/05/2015 - 15:30 İtilaf Devletleri Askerlerinin Gözüyle Çanakkale

12/05/2015 - 12:50 Muaveneti Milliye Muhribi Torpito Zabiti Ali Haydar Öztalay (Çimen Yüksel)

09/05/2015 - 08:24 Osmanlılar ve Ermeniler / Bir İsyan ve Karşı Harekâtın Tarihi (Edward J. Erickson)

03/05/2015 - 15:39 Neuve Chapelle’den Gelibolu’ya: Bir Askeri Planın Gelibolu’da Uygulamaya Konulması ( Mustafa Onur Yurdal )

28/04/2015 - 03:52 Cephe Arkadaşı Çanakkale Cephesi

25/04/2015 - 03:07 Çanakkale Müstahkem Mevkii Bataryalarının 25 Nisan 1915 ‘teki Rolü (Bayram Akgün)

24/04/2015 - 15:07 25 Nisan 1915 üzerine Gelibolu’yu Anlamak’ta çıkmış makalelerden seçmeler (Tuncay Yılmazer)

18/04/2015 - 17:10 Çanakkale Şehitleri Listesinde Ezineli Yahya Çavuş’un Adı Yok (Osman Koç)

10/04/2015 - 00:06 Kıyamet Koptuğunda - Hasan Cevdet Bey

03/04/2015 - 01:36 Rusya’daki 90.000 Osmanlı Savaş Esiri ve Sarıkamış Muharebesi (Yücel Yanıkdağ)

27/03/2015 - 17:57 Bir Hikayenin Daha Sonu: Topçamlar Tabyası (Bayram Akgün)

14/03/2015 - 07:57 Düşmana Korku Salan Efsanevi İntepe Topçularından Topçu Üsteğmen Mehmet Ali Bey (Muzaffer Albayrak)

11/03/2015 - 02:38 Seddülbahir’de Yalnız Top-210/40’lık Roon Topu (Bayram Akgün)

01/03/2015 - 13:31 Çanakkale Muharebeleri’nin İdaresi, Komutanlar - Strateji (Ed.: Lokman Erdemir, Kürşat Solak)

24/02/2015 - 17:39 Çanakkale Cephesinde Bir Damla Su İçin- Gelibolu Yarımadasında Jeoloji ve Muharebe İlişkisi ( İsmail Bilgin )

15/02/2015 - 17:55 Hashtag Tarih Dergisi Şubat 2015 Sayısında Kitap Değerlendirme Yazısı

08/02/2015 - 07:11 “Hafız Hakkı Paşanın Sarıkamış Günlüğü” Kitabıyla İlgili Mülahazalar (İsmail Bilgin)

// Bir Asır Sonra Ermeni Tehciri ve Çanakkale Üzerine… 100. Yıl Nasıl Anılmalı? (Tuncay Yılmazer)

23/12/2014 - 08:24 Sarıkamış İhata (Kuşatma) Harekâtı (İsmail Bilgin)

17/12/2014 - 02:24 Kut ül Amare Zaferi (Necmettin Özçelik)

08/12/2014 - 18:22 1. Dünya Harbi

06/12/2014 - 13:44 The Water Diviner – Son Umut Filminin Galasından Notlar… ( Tuncay Yılmazer )

01/12/2014 - 17:22 Cevat Çobanlı Paşa Çanakkale Kahramanı -Ahmet Yurttakal

16/11/2014 - 01:54 Goltz Paşa nın Mirası, Türkiye nin Geleceği – Osmanlı Devletinin 1. Dünya Savaşı na Girişi üzerine ( Tuncay Yılmazer )

10/11/2014 - 04:07 Turkish–Australian Reapprochement In The Light Of The Gallipoli Campaign (Kenan Çelik)