Kaderinde Çanakkale Yazan Komutan Selahaddin Adil Bey (Muzaffer Albayrak)

Tarih: 18/03/2007   /   Toplam Yorum 7   / Yazar Adı:      /   Okunma 21151

Bugün 18 Mart 2007… Bizlere bu zaferi hediye eden, o dönemdeki dünyanın en büyük kara ve donanmasını Çanakkale Boğazı’nda ve Gelibolu Yarımadası’nda perişan eden şehit ve gazilerimizi bir kere daha rahmetle anıyoruz.
Bugünün anlamını vurgulayan nefis yazısında Muzaffer Albayrak , ismini unuttuğumuz çok önemli bir Çanakkale kahramanını, Selahaddin Adil’i ve onun Yeditepe Yayınevi’nden çıkan Çanakkale Savaşı Anılarını anlatıyor.

 

Çanakkale Savaşı denince aklınıza kim gelir diye sorulduğunda, ekseriyetle Çanakkale ile özdeşleşmiş, sembol olmuş birkaç isim dışında kimse hatırlanmaz. Bu amansız ve kanlı harp meydanında düşmana göğsünü siper etmiş, canını feda etmekte tereddüt etmemiş binlerce isimsiz kahraman er bir tarafa, Çanakkale muharebelerinde kolordu komutanlığı yapmış, tümenleri yönetmiş subaylar bile bilinmez çoğunlukla.

Bu kabilden olmak üzere mesela Gelibolu Yarımadası'nın ucunda Seddülbahir'e yapılan çıkarmayı karşılayan 26. Alay 3. Tabur Komutanı Mahmut Sabri Bey bilinmez, hatta 26. Alay'ın kahraman komutanı ve savaşın buhranlı ilk günlerinde dirayet ve cesaretiyle Seddülbahir cephesini ayakta tutan Yarbay Hafız Kadri Bey de tanınmaz. Bu, nispeten yüksek rütbedeki komutanlar bile bilinmeyince, 25/26 Nisan gecesi Seddülbahir köyü ve kalesi içinde ölümüne boğuşan ve sabaha kadar ev ev, sokak sokak düşmana direnen ve onlara çok kıymetli zamanları kaybettiren ancak kendilerini de bu uğurda feda eden 26. Alay 3. Tabur 10. Bölük'ten Teğmen Abdurrahim ve takımını bilen var mı diye sormak abes olur herhalde! Ya Arıburnu'nda müttefik çıkarmasını karşılayan 27. Alay 2. Tabur 4. Bölük Komutanı Yüzbaşı Faik Bey, takım komutanları Muharrem, Hayreddin ve hepsi vatan uğruna canını vermeye gönüllü olmuş 240 fedai! Hiçbiri lâyıkıyla bilinmez maalesef.

19 Şubat – 18 Mart 1915 tarihleri arasında cereyan eden ve zaferimizle sonuçlanan Çanakkale Muharebelerinin birinci perdesini oluşturan deniz muharebelerinde de aynı durum söz konusudur. Müstahkem Mevki Komutanı olarak Cevat Paşa bilinir, bir de adlarına anıt dikilen Seyit Onbaşı ile Dardanos tabyasının subayları Üsteğmen Hasan ile Teğmen Mevsuf. Deniz muharebelerinde Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığı Kurmay Başkanlığını yapan yani Cevat Paşa'dan sonra ikinci adam olan ve 18 Mart Deniz Muharebesini Cevat Paşa'nın yokluğunda saat 14.30'a kadar idare eden Yarbay Selahaddin Adil'i bilen kaç kişidir acaba?

Yeditepe Yayınevi'nce neşredilen "Çanakkale Cephesi'nden Mektuplar-Hatıralar" kitabı işte bu Selahaddin Adil Bey/Paşa'yı anlatıyor. Selahaddin Adil kendinden bahsetmeyi, övmeyi sevmeyen mütevazı kişiliğiyle tanınan subaylardan biridir. O'nun adını, Çanakkale Savaşı'ndaki rolünü ve önemini ancak bu savaşla yakından ilgilenenler bilir. Hâlbuki Selahaddin Adil Bey, Çanakkale Savaşı'nda çok özel yere sahip bir subaydır ve Çanakkale onun kaderinde, zafer ve sevincin, üzüntü ve kederin peş peşe yaşandığı mekândır.

Selahaddin Adil Bey'in kendinden bahsetmeme ve kendini öne çıkarmama hasleti o dereceydi ki oğlu Semuh Adil Bey bile babasının Çanakkale'de bulunduğunu ve çok önemli işler başardığını ancak askerdeyken öğrenebilmişti. Bu ilginç anıyı Semuh Bey şöyle anlatmaktadır:

İnşaat mühendisi olduğum için asteğmen olarak Harbiye'de I. Ordu İstanbul Askeri İnşaat ve Emlak Müdürlüğü'nde görevli iken, 1953 senesi 18 Mart günü diğer mühendis arkadaşlarım, Yıldız Teknik Okulu'nda 18 Mart Deniz Zaferimizle ilgili tören yapılacağını ve oraya gitmek için yüzbaşıdan izin almamızı önerdiler. İzin alıp gittiğimizde ise Yıldız Teknik Okulu'nda babamla karşılaştım. Şaşırdım, çünkü annem ve babamla aynı evde oturuyorduk ve babam bana Yıldız'a gideceğini söylememişti. Babama; "Ne için buradasınız?" diye sorduğumda; "Bir şeyler anlatayım diye rica ettiler. Ben de hayır diyemedim" diye cevap verdi. Salona girdik ve babam kürsüde 18 Mart'ı anlatmaya başladı. Dinledikçe hayret ediyordum. Babam hiç kendisinden bahsetmeden, 18 Mart Deniz Savaşı'nı neredeyse dakikası dakikasına anlatıyordu. Bir aralık; "Babam savaş tarihini amma da iyi biliyormuş!" diye düşündüm.

Konferans bitince kürsüye tanımadığım bir bey geldi (deniz savaşları uzmanı Abidin Dâver Bey olduğunu sonradan öğrendim). Bu bey şöyle konuştu: "Selahaddin Adil Paşa 18 Mart'ı çok güzel anlattı ama kendinden hiç bahsetmedi. Sizler onun orada misafir bir izleyici veya bir gazeteci olduğunu düşünmüş olabilirsiniz. Size şunu açıklamam lâzım ki; Paşa, o zaferi kurmay başkanı olarak hazırlayan ve o gün kumandan Cevat Paşa Kirte'ye teftişe gittiği için onun vekili olarak savaşı idare edip zaferi kazanan şahıstır".

Bu sözler üzerine diğer dinleyicilerle beraber ben de babamın 18 Mart'taki rolünü öğrendim ve tabii ki salondakiler bu kadar mütevazı bir kahramanı olağanüstü bir şevkle alkışladılar.

Selahaddin Adil Bey, Çanakkale Muharebelerinde çok özel bir yere sahiptir. Çünkü belki başka hiçbir komutana nasip olmayan bir ayrıcalığı vardır. Selahaddin Adil, Çanakkale Deniz Muharebelerinde Müstahkem Mevki Kurmay Başkanı olarak bulundu. Deniz zaferinin ardından düşmanın Gelibolu'ya çıkarma yapması üzerine başlayan kara savaşlarına Mayıs ayından itibaren 12. Tümen komutanı olarak katıldı. Temmuz ayına kadar Seddülbahir Güney Grubu Cephesi'nin sol yanında, Kerevizdere bölgesinde, Fransız ve İngilizlere karşı savaştı. Tümeni bu muharebelerde son derece kahramanca mücadele etmiş düşmanın hücumları karşısında sarsılmadan durmuştu. Ancak çok fazla şehid ve yaralı verdiğinden dinlendirilmek ve ikmal edilmek üzere cephe arkası sayılan Gelibolu'ya gönderildi. Burada bir ay kalıp nispeten toparlanan 12. Tümen, bu defa Müttefiklerin 6 Ağustos'ta Anafartalar sahillerine yaptıkları çıkarmayı karşılamak üzere Anafartalar Grup Komutanlığı emrine gönderildi. Düşmanı karşılayan ve 9 Ağustos'ta Birinci Anafartalar Muharebesi'nde sayıca kendinden üstün düşmanı mağlup eden Selahaddin Adil ve tümeni bu bölgede de silahının hakkını fazlasıyla vermiştir. Selahaddin Adil Bey, Eylül ayında 13. Tümen komutanlığına tayin olunarak yeniden Seddülbahir Güney Grubu cephesine geldi ve Ekim ayının sonunda 13. Tümen'le Çanakkale'den ayrıldı.

Çanakkale'nin neredeyse her köşesinde düşmana karşı savaşan Selahaddin Adil Bey, Dünya Savaşı boyunca doğu cephesinde bulunmuş ve savaşın son senesi kaderi onu yeniden Çanakkale'ye getirmişti. Bu defa Albay Selahaddin Adil Bey, Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanıdır. Osmanlı Devleti ile Müttefikler arasında imzalanan Mondros Mütarekesi hükümlerine göre Çanakkale Boğazı'nın teslim edilmesi gerekiyordu. Bu ağır ve acı verici teslim işi ne yazık ki Müstahkem Mevki Komutanı olarak Çanakkale'de düşmana karşı denizde ve karada mücadele eden Selahaddin Adil Bey'e düşmüştü. Çok değil üç sene önce denizde ve karada Çanakkale Boğazı'nı ve Gelibolu Yarımadası'nı binlerce askerini şehit veya yaralı vererek savunan ve sonuçta zafere ulaşan Selahaddin Adil Bey'e en zor gelen ve acı veren görevin Çanakkale'yi kendi elleriyle teslim etmek olduğu şüphesizdir.

Mütareke dönemi içerisinde İstanbul'da bulunan Selahaddin Adil Bey, Şubat 1920'de Harp Akademisi'nde kurmay subay adaylarına Çanakkale Deniz savaşlarını konu alan bir konferans vermiştir. Bu konferansta genç subaylara imkânsızlık ve zorluklar içerisinde bile olsa büyük işlerin başarılabileceğini anlatmış, mağlup ve işgal altındaki bir devletin genç subaylarında oluşması muhtemel bezginlik ve mesleği bırakmak fikrini izale etmeye çalışmıştır. Bu konferansın sonunda genç subaylara şöyle demiştir:

Bugün mütareke ve genel durum tesiriyle herkeste az çok mesleğinde bir tereddüt fikri mevcut ise de gelecek hiçbir zaman belli olmadığından bütün arkadaşlarımın her bir hâle karşı hazır olmaları ve çalışmaları lâzım geldiği kanaatindeyim. Karamsarlığın fena olduğunu, en küçük cüretkârane teşebbüsatın muvaffakıyetli netice vereceğini ve gayeye doğru yürümek lâzım geleceğini söylerim.

Her türlü şart altında inancını ve imanını yitirmeyen bir insanın bunun karşılığını en güzel bir şekilde gördüğünü Selahaddin Adil örneğinde görmekteyiz. Selahaddin Adil Bey, Haziran 1920'de Anadolu'ya geçip Milli Mücadele'ye katılmıştı. Kurtuluş Savaşı'nda paşalığa terfi etmişti ve 1922 Kasım ayında İstanbul Merkez Komutanı ve Ankara Hükümeti'nin temsilcisi olarak İstanbul'a gelmişti. Bu görevdeyken imzalanan Lozan Andlaşması hükümlerine göre İstanbul'u işgal altında bulunduran İngiliz, Fransız ve İtalyan kuvvetleri komutanları ile Türk Hükümeti adına Selahaddin Adil Paşa arasında bir mukavele akdedilerek İstanbul teslim edilmiştir. 2 Ekim 1923'te İngiliz, Fransız ve İtalyan işgal kuvvetleri komutanları ve askerleri Fındıklı açıklarında bekleyen Arabic gemisine bindirilerek gönderilmiştir.

Selahaddin Adil'in kaderi ona gerçekten de sevinç ve üzüntüyü, mutluluk ve acıyı peş peşe yaşatmıştır. Çanakkale'nin her köşesinde savaşıp zaferi tadan bir komutanken, üç sene sonra bin türlü zorluk ve fedakârlıklarla korudukları Çanakkale'yi kendi elleriyle düşmana teslim etme acısını yaşamıştı. Ancak gayret ve inancını kaybetmeyen bu insan karşılığını İstanbul'u işgalden kurtaran belgeye imza koyan ve işgalcileri vapura bindirip geldikleri gibi gönderen komutan olmanın sonsuz mutluluğunu ve sevincini yaşamıştır. Oğlu Semuh Adil o günleri şöyle anlatıyor:

Babamın İstanbul'un işgalden kurtulduğu günlerde çekilmiş fotoğraflarının hepsinde ortak bir yön vardır. O da bu resimlerde babamın sürekli bütün dişleri görülür. Sevincinden ve mutluluğundan her resimde güler vaziyette çıkmıştır.

Hayatının dokuz senelik bölümüne sığan bunca önemli olayı ve yaşadığı acı tatlı anılarını özetleyerek anlatmaya çalıştığımız Selahaddin Adil Paşa'nın savaş anılarını ve eşine yazdığı mektupları içeren "Çanakkale Cephesi'nden Mektuplar-Hatıralar" kitabı bu dokuz senenin yalnızca Çanakkale'de geçen bir senesini oluşturmaktadır.

Bu kitapta Selahaddin Adil Paşa'nın Çanakkale'de geçirdiği günleri ve hatıraları üç bölüm hâlinde hazırladık.

Birinci bölümde, Paşa'nın Şubat 1920'de İstanbul'da Erkân-ı Harbiye Mektebi'nde, kurmay subay adaylarına vermiş olduğu Çanakkale Deniz Savaşı'na dair konferans bulunmaktadır. Aynı mektebin matbaasında basılan konferansın Osmanlıca metnini, günümüz Türkçesine göre sadeleştirerek verdik.

İkinci bölüm, Selahaddin Adil Paşa'nın Hayat Mücadeleleri adıyla 1982'de yayınlanan hatıratının Çanakkale savaşları ile alâkalı kısmından oluşmaktadır. Paşa'nın hatıratının orijinal metnine sadık kalınarak yeniden redaksiyonu yapılan metnin içerisinde geçen ve bugün anlaşılamayacak derecede ağdalı Osmanlıca kelimeleri günümüz Türkçesine uyarlayarak kitaba aldık.

Üçüncü bölümde ise, Selahaddin Adil Paşa'nın Çanakkale'den eşi Siret Hanım'a yazdığı mektuplar bulunmaktadır. İlk defa yayınlanan bu mektuplar, Paşa'nın Çanakkale'ye tayin edildiği Ağustos 1914 ile Çanakkale cephesinden ayrıldığı Ekim 1915 tarihleri arasında yazılmıştır. Mektupların Osmanlıca metninin transkripsiyonunu yapılırken, orijinalliği bozmamak adına, konferans ve hatırat metninde yaptığımız gibi mektupları günümüz Türkçesine uyarlamak yerine, yazıldığı hâliyle çevirmek yolu tercih edildi. Yalnızca anlama kolaylığı sağlamak amacıyla, mektupların üslubuna müdahale etmeden, günümüzde kullanılmayan Osmanlıca kelimelerin bugünkü karşılığını parantez içinde ilave ettik.

Bu mektuplarla bir taraftan savaşın ortasındaki bir subayın, sorumlu bir komutanın savaş hakkındaki düşüncelerini, endişelerini okuyarak duygularına yakından tanıklık ediyoruz. Diğer taraftan ise; ailesinin geçim derdini düşünen, onların sağlığını merak eden, yeni doğmuş kızına hasret duyan mesuliyet sahibi bir eş, müşfik bir babanın insanî yönünü okuyarak savaşın ve gündelik hayatın nasıl iç içe girdiğini öğreniyoruz.

Bu vesile ile başta Selahaddin Adil Paşa olmak üzere Çanakkale'de bu vatan ve din uğruna sonsuz bir fedakârlıkla canını vermiş, kanını dökmüş aziz şehit ve gazilerimizi hatırlatabildiysek, onlara medyun olduğumuz ve asla tam manasıyla ödeyemeyeceğimiz şükran borcumuzu bir nebze olsun yerine getirebilmenin mutluluğunu yaşayacağız.

Muzaffer Albayrak

 


  21151 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

24_Bekir L. Yildirim 19-03-2007, 00:13:58
Tuncay Bey,

"Osmanlı’yı Yıkan Cephe - Filistin” kitabı; okurken sizleri kâh duygulandıracak, kâh rahatsız edecek bir kitap. Ancak yaklaşık 400 yıl adaletle, tüm milletlerin haklarına saygılı bir şekilde yöneten idarenin (ve iradenin) bu şekilde ortadan kalkmasından sonra Ortadoğu’nun 90 yıldır iflah olmadığını bilmek, hüznünüzü ve rahatsızlığınızı daha da artıracak. " demissiniz.

Simdi ben "rahatsizligimi, huznumu" artiracak bir kitabi niye alip okuyayim? :)

Saka degil, gercekten "acili tarih"okuyacak yurek kalmadi bende. Bu kadarini okumak dahi elemlere boguyor insani. Adeta bu kadar rahat yasadigim ve mazlum, magdur ve hakli olan icin birseyler yapamadigim icin sucluluk duyuyorum. Ayni duyguyu Zaman'daki "bir doktorun olumu" yaziniz ve Selahaddin Adil Bey'in hatirati ile ilgili Muzaffer Albayrak'in kitabinin tanitimini okudugumda da hissettim. Her iki kitabi da edinmeyi dusunuyorum. Belki birgun cesretimi toplar okurum; ya da bulunsun kutuphanemde, belki baskalarinin okumasina vesile olurum.

Ibret alincak bu bilgileri simdiki ve gelecek nesillere aktarmada emegi gecen herkesten Allah razi olsun. Dununu bilmeyen bugununu anlayamaz.
 
42_yarbay sefik 01-04-2007, 21:19:42
sayın muzaffer bey emeğinize sağlık bu eseri hazırladığınız için


fakat selahattin adil bey verdiği bir konferansta ve hatıralarında cevat paşadan pek bahsetniyor neden?

1 sene aynı karagahta hacıpaşa çiftliinde beraber oldunuz nasıl pek anlatmaz analmış deilim

ayrıca 18 martı tek başına idare ettiğinden bahseder

tamam öğlen sonu 2ye kadar idare etmiştir karagahta en üst o vardır ama o saate kadar koskaoca cevat paşa yangelip yatmadıya rumeli yakasında savaşı ordanda idare etti
anadolu yakasına geçtiğinde karagahın başına geçmiştir. bu konuda muhterem müstahkem mevki komutanımız Cevat (Çobanlı) Paşa'nın da hakkını vermek lazım diye düşünüyorum

saygılarımla
 
50_Muzaffer Albayrak 06-04-2007, 21:36:01
Ahmet Kardeşim Selahaddin Adil Paşa'dan iki konuda şikayetçi olmuş:
Birincisi "konferans ve hatıratında Cevat Paşa'dan bahsetmediğini" iddia ediyor: Eğer kitap dikkatlice okunursa Boğaz'daki müdafaa tedbirleri ve hazırlık aşamasında Cevat Paşa'nın çalışmaları ve gayretlerinden defaatle bahsedildiği görülür.
Bundan başka Selahaddin Adil Paşa o günleri anlatırken en başta kendisi olmak üzere şahısları ön plana çıkarmadan sürekli "biz" demeye özen göstermiştir. Bu onun son derece mütevazı karakterinden kaynaklanıyor. Kitap tanıtım yazısında da yazdığım gibi vermiş olduğu konferansta hiçbir şekilde "ben" dememiştir. Bu durum konferansa katılan Abidin Daver tarafından dinleyecilere izah edilmiştir (bkz. kitap tanıtım yazısı)
İkincisi "Selahaddin Adil'in 18 Mart Deniz Savaşı'nı kendisinin idare ettiğinden bahsettiği " iddiası:
Selahaddin Adil bu konuda şöyle söylüyor: "Pek erkenci olan Cevat Paşa merhum, Gelibolu'ya gelmiş olan 3. Kolordu Kumandanı Esat Paşa'yı (Yanyalı) ziyaret ve Bolayır istihkâmlarını teftiş etmek üzere, Gelibolu'ya hareket etmiş olduğundan durum kendisine telgrafla bildirildi..."
Tabiidir ki Cevat Paşa olmayınca komuta kurmay başkanı olarak Selahaddin Adil Bey'e kalmış. Ancak ne hatıratta ne de konferansta Selahaddin Adil "savaşı ben idare ettim" iddiasında değildir. Aksine bu zor ve mesuliyetli vazifenin ağırlığı altında ezildiği ve Cevat Paşa'nın dönüşünü dört gözle beklediği anlaşılıyor. Nereden mi? hatıratta şöyle diyor: "Bana gelince; sabahtan beri taşımakta olduğum manevi mesuliyet yükünü, birkaç dakika sonra gözetleme mevkiine gelmiş olan Cevat Paşa'ya müjdeli haberi vererek devretmiş olmakla hem rahatlamış hem de genel durumun ümit verici bir hâl aldığını, vazifemin de hafiflemiş olduğunu görmüş olmakla ayrıca memnun olmuş idim".
Hatta bununla da kalmıyor. Cevat Paşa'nın Gelibolu'dan Çanakkale'ye geldiği an Bouvet'nin battığı andır ve Selahaddin Adil bunu Cevat Paşa'nın ayağının uğuru olarak kabul eder, şöyle der konferans metninde: "Saat 14'e yakın bir zamanda tabya kumandanı iki isabet aldığını söyledi. Bu sırada karargâhtan da Bouvet'nin batmakta olduğu görülüyordu. Tam bu zaman, Cevat Paşa hazretlerinin Rumeli'den Anadolu'ya ayak bastığı zamana tesadüf eder. Paşa talihini Anadolu'ya ayak bastığı zaman göstermiştir"
Şimdi özetlemek gerekirse Selahaddin Adil, Cevat Paşa'dan bahsetmemiş değildir. Yeri geldiğinde ve gerektiğinde hem de hep müspet manada Cevat Paşa'dan bahseder. Bunu anlamak için kitabın pek çok yerinde geçen Cevat Paşa ile alakalı bölümler okunursa durum vuzuha kavuşur sanıyorum.
18 Mart'ı kendisinin idare ettiğini değil iddia eden, ima eden bir kelimesi yoktur. Şunu da ilave etmek gerekir ki Cevat Paşa 18 Mart günü saat 14'e kadar tabii ki yan gelip yatmadı, Çanakkale'deki karargahına ulaşmaya çalıştı. Ama Rumeli yakasından da savaşı idare etmedi. Doğrudan karargahına ulaşmaya çalıştı.
Bence kitabı dikkatli okumamaktan ileri gelen bir yanılgıyla alınganlık göstererek Cevat Paşa'nın hakkının yendiğini düşünmüşşünüz. Belirttiğim hususları kitaptan bir daha kontrol ederseniz bana hak verirsiniz zannederim. Şuna itina göstermenizi isterim ki Cevat Paşa'nın hakkını müdafaa ederken yok yere Selahaddin Adil'in hakkını yemeyin.
Selam ve saygılarımla
 
248_CANPOLAT137 26-12-2007, 13:53:46
CEVAT PAŞA'YA BİZZAT AİLESİ SAHİP ÇIKMAMIŞTIR BUGÜNE KADAR NE MUZAFFER ALBAYRAK SUÇLU BUNDA NE DE TÜRK MİLLETİ. KENDİ AİLESİ CEVAT PAŞAYI BİZZAT UNUTMUŞTUR AİLESİDE BİR KISMI ZENGİNLİK BİR KISMI YOKLUK İÇİNDE HALEN MÜCADELE ETMEKTEDİR.YAZIK Kİ TÜM ÇABALARIMA RAĞMEN BU AİLEYİ BİR ARAYA GETİREMEDİM.SELAHADDİN ADİLİN EVET HAKKI YENMİŞTİR BENİM ANLATMAK İSTEDİKLERİMİ SAYIN MUZAFFER ALBAYRAK ÇOK GÜZEL ANLATMIŞ SELAHADDİN ADİL HAKKINDA .UMARIM SELAHADDİN ADİL VE O GÜN ORADA OLANLAR VE ANADOLU YAKASINDA ÇANAKKALENİN ŞEHİT OLANLAR EN KISA ZAMAN İÇİNDE GEREKTİKLERİ İLGİ VE ALAKAYI GÖRECEKLERDİR.BUNUN İÇİN TÜM HIRSIMLA ÇALIŞIYORUM.TEŞEKKÜRLER MUZAFFER ALBAYRAK.
 
406_Tosun Saral 17-08-2008, 17:00:49
Elinize sağlık. Bundan 15 sene önce kahramanlarımız hakkında kimse bir şey bilmiyordu. O kadar cahildik ki bir gün tiyatro ve sinema sanatcısı Toto Karaca vefat edince, o zaman Bakırkoy Belediye Başkanı olup daha sonraları bakanlık yapmış bir politikacımız, davul zurna, TV kameraları ve gazeteciler ordusu karşısında Bakırköy'de bulunan "Tayyareci Sadık" sokağının ismini "Toto Karaca" sokağı olark değiştirebilmişti. Bu yanlışı düzeltmek için çok çalıştım. Sonunda başarılı oldum. Bu gün Bakırköyde Tayyareci Sadık Sokağı var ve o sokakta bir levha üzerinde "Bu sokakta Toto Karaca oturmuştur" ibaresi yazılıdır. Üstteğmen Tayyareci Sadık Efendi İstanbul-Kahire seferini yaparken şehit olan ilk iki hava şehidimizden biridir. Diğer mübarek şehit ise fethi Bey'dir. Aşağıdaki sayfama bakınız:
http://members.virtualtourist.com/m/7d696/1c1e18/

Tiyatro ve sinema sanatcılarına saygım buyuktur. Ancak Milli Kahramanlar ilerde gorev alacak cocuklarımıza önder olurlar.

Yazınızı okuyunca duygulandım. Çünkü Selahattin Adil Paşa'nın unultulmak üzere olduğunu görüyordum. Yerli bir sanatcımız Gelibolu isimli bir filim çekmişti. O filmin sonunda, en sonunda, perde kapanırken Selahattin Adil Paşa'nın annesine yazdığı bir mektup okundu ve flim bitti. Çok üzüldüm.

O büyük Kahraman, Kurtuluş Savaşının Güney cepjhesi Komutanı, İstanbul'u düşmandan geri alan büyük asker böylemi anılmalıydı. ( Tosun Saral, Vatan Nasıl Kurtarıldı"

Bu nedenle aşağıdaki çalışmalarımı el oğluna tanıtmal için İngilizce kaleme aldım:
http://forum.axishistory.com/viewtopic.php?f=80&t=91990&hilit=+Selahattin+Adil
http://forum.axishistory.com/viewtopic.php?f=80&t=108570&hilit=+Selahattin+Adil
http://forum.axishistory.com/search.php?st=0&sk=t&sd=d&sr=topics&sid=474e2ac1bf6d414d5c1a79ef85adb7eb&author_id=16361
Bir gün Selahattin Harun Yılmaz isimli bir arkadaştan bir mesaj aldım.
"Ben Selahattin Adil Pasanin buyuk torunuyum. Ilk once buyuk dedemi bu web sitesine koymanizdan dolayi cok tesekkur ederim. Elinize saglik. Yaptiginiz ise Pasa'nin bir akrabasi olarak ufak bir katkim olsun istedim. Bende Adil Pasanin cok daha iyi resimleri mevcut, bunlari da tarayip, kisisel web siteme koydum. Eger isterseniz, sizin siyah beyaz olarak koydugunuz fotografi, renklisi ile yer degistirebiliriz. Ya size email ile gondereyim, ya da benim web sayfamdan kopyalayabilirsiniz. Sizin icin nasil uygun ise. Asagidaki adreste bahsettigim fotograf mevcut.

http://harunpredecessors.blogspot.com/

Yüce Yaratan hepsinden razı olsun! Ben çoktandır razıyım.
Selam ve sevgilerimle
İsmail Tosun Saral
 

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

17/03/2017 - 21:15 18 Mart Özel Makalesi - Yaşayanların Ağzından 18 Mart Boğaz Muharebesi (Ahmet Yurttakal)

16/03/2017 - 08:51 18 Fotoğrafla Çanakkale Boğaz Muharebesi 18 Mart 1915 - 18 March 1915 Dardanelles Assault with 18 photographs (Ahmet Yurttakal)

13/03/2017 - 05:47 Çanakkale Muharebeleri’nde Bir Hile: Sahte Toplar (Bayram Akgün)

07/03/2017 - 04:27 Çanakkale Zaferi’nden Mescid-i Nebevi’ye (Enver Paşa’nın 1916 Filistin-Hicaz ziyareti) (Tuncay Yılmazer)

23/02/2017 - 07:48 Gelibolu Savunması Bir Karargâh Çalışması - General G.S. Patton (Haluk Oral)

09/02/2017 - 06:24 İkinci Kirte Muharebesi (6-8 Mayıs 1915 Taarruzları) (Yücel Özkorucu)

31/01/2017 - 12:29 Türk Boğazları Meselesi (Ayhan Candan)

24/01/2017 - 05:39 Kanlı Bir Mendil Hikayesi (Ömer Arslan)

19/01/2017 - 10:32 Irak Cephesinde Gönüllü Kahramanlar Osmancık Taburu (Muzaffer Albayrak)

23/12/2016 - 20:32 Atlas Tarih Dergisi Aralık-Ocak Sayısında 1916 Sina Filistin Hicaz Cephesi (Tuncay Yılmazer)

13/12/2016 - 07:23 Birleşik Harekat Tecrübesi Olarak Cihan Harbinde Türk-Alman Askeri İttifakı (Gültekin Yıldız)

02/12/2016 - 20:23 Çanakkale Kara Muharebelerinde Ağıl Dere (Şaban Murat Armutak)

15/11/2016 - 11:48 Çanakkale de Bir Melek Hanım (Muzaffer Albayrak)

01/11/2016 - 05:41 Çanakkale Kara Muharebelerinde Asma Dere (Şaban Murat Armutak)

24/10/2016 - 06:55 42. Alay / Gelibolu 1915 - Ahmet Diriker (Oğuz Çetinoğlu)

10/09/2016 - 11:12 Seddülbahir Kahramanı Bigali Mehmet Çavuş (Ömer Arslan)

03/07/2016 - 14:42 Çanakkale’den 100. Yılında Somme’a:Bir Savaş, İki Muharebe (Mustafa Onur Yurdal)

11/06/2016 - 14:37 I.Dünya Savaşı nda Şii Ulemasının Cihat Fetvaları Çerçevesinde Irak Cephesi (Ziya Abbas)

01/06/2016 - 06:23 Kutülamare- Yarbay Mehmed Reşid Bey in Günlüğü (İ. Bahtiyar İstekli)

23/05/2016 - 12:01 Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Muharebelerinde Sağlık Alanındaki Faaliyetleri (Ayhan Candan)

16/05/2016 - 07:38 Bir Osmanlı Kurmay Subayı- Iraklı Kürt Devlet Adamı, Mehmet Emin Zeki Bey in Yaşam Öyküsü (Tuncay Yılmazer)

10/05/2016 - 13:00 Mezopotamya da Bir Savaş 1915-1916 KutülAmare – Nikolas Gardner ( Tuncay Yılmazer )

07/05/2016 - 07:31 Birinci Dünya Savaşının İslam Dünyasına Etkileri (Yüksel Nizamoğlu)

30/04/2016 - 19:20 Çanakkale Savaşı: Bir Siyasi Mücadele Alanı (Özgür Öztürk)

23/04/2016 - 19:13 25 Nisan 1915 Anzak Çıkarması İlk Saatleri – Daha Erken Müdahale Edilebilir miydi? ( Ahmet Yurttakal )

17/04/2016 - 21:26 Maskirovka Harekatı - KutülAmare Bir Zafer Midir? ( Tuncay Yılmazer )

13/04/2016 - 05:30 Çanakkale Savaşları ve Barbaros’un Batışı (İsmail Bilgin)

28/03/2016 - 11:20 Çanakkale Muharebelerinde Osmanlı Ordusunun Asker Kaybı (Ayhan Candan)

26/03/2016 - 09:55 Eğitimli Neslin Birinci Dünya Savaşı ile İmtihanı ( Dr. Nuri Güçtekin )

24/03/2016 - 10:00 Birinci Dünya Savaşı nda Yozgat Lisesi (Dr. Nuri Güçtekin)

21/03/2016 - 06:35 Çanakkale Seferberliği: Savaş, Eğitim, Cephe Gerisi (Mustafa Selçuk)

17/03/2016 - 08:15 18 MART ÖZEL - Çanakkale Zaferi ve Cevat Paşa (Ahmet Yurttakal)

11/03/2016 - 06:49 Zaferi Kanla Yazan Fındıklılı Mehmet Muzaffer (İsmail Bilgin)

02/03/2016 - 12:48 Kut’ül Amare Zaferi -2 (İsmail Bilgin)

29/02/2016 - 11:29 Kut’ül Amare Zaferi -1 (İsmail Bilgin)

22/02/2016 - 12:27 Gertrude Bell Irak Sınırını Çizen Kadın (Veysel Sekmen)

14/01/2016 - 08:43 Çanakkale Şehidi Feyzi Çavuş’un Zevcesi Zehra Hanımın Padişaha Mektubu (Osman Koç)

23/12/2015 - 16:47 Çanakkale Savaşlarında Binbaşı Halis Bey’e Ait Bir Ganimetin Öyküsü (Serdar Halis Ataksor)

10/12/2015 - 18:03 Mesudiye Zırhlısının Dramı (Cemalettin Yıldız)

06/12/2015 - 20:29 Kut’ülamarenin Türklere Tesliminden Sonra Irak İngiliz Ordusunun Faaliyetlerine Dair Rapor (Haz. Serdar Halis Ataksor)

01/12/2015 - 10:11 10 Ağustos 1915 Conkbayırı Süngü Hücumu (Muzaffer Albayrak)

17/11/2015 - 21:09 Çanakkale Deniz Muharebelerinde Verilen Zayiatlar (Ahmet Yurttakal)

10/11/2015 - 05:19 Reis-i Cumhur Mustafa Kemal in Çanakkaleyi ziyaretleri (M. Onur Yurdal )

08/11/2015 - 22:04 Mustafa Kemal Paşanın Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşına girişiyle ilgili görüşlerine dair bir belge

Osmanlı Devleti Umumi Harpte Tarafsız Kalabilir miydi? - Yusuf Akçura (Değerlendirme: Muzaffer Albayrak)

Nazım’ın Dayısı Çanakkale Şehidiydi (Melih Şabanoğlu)

Çanakkale Destanının Ölümsüz Efsaneleri (Osman Koç)

21/10/2015 - 04:02 100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale’de Programı

17/10/2015 - 11:50 Çanakkale Savaşı'nın Kanada'da Bıraktığı İzler (Birol Uzunmehmetoglu)

27/09/2015 - 16:01 1917 Yılında Hicaz Cephesi:Arap İsyanının Yayılması ve Medine’nin Tahliyesi Programı (Yüksel Nizamoğlu)

22/09/2015 - 13:07 III. Kolordu’nun Çanakkale Muharebeleri’ne Hazırlanış Süreci (İsmail Bilgin)

15/09/2015 - 04:28 Kutü-l Amare Kahramanı Halil Kut Paşa (Enes Cifci)

11/08/2015 - 04:07 Türkiye Büyük Savaş a Nasıl Girdi? ( Emre Kızılkaya )

29/07/2015 - 03:30 1915 Gelibolu Harbi Günlüğü- Kazım Şakir (İ. Bahtiyar İstekli)

07/07/2015 - 02:49 Suyu Arayan Adamların Öyküsü - Millete Deva Olmak , Osmanlı Savaş Esirleri, TIP ve Milliyetçilik ( 1914-1939 ) -Yücel Yanıkdağ (Tuncay Yılmazer)

30/06/2015 - 03:55 Tarih, Otobiyografi ve Hakikat Yüzbaşı Torosyan Tartışması ve Türkiye’de Tarih Yazımı (Derleyen: Bülent Somay)

21/06/2015 - 16:34 Türklere Esir Olmak (Doğan Şahin)

23/05/2015 - 04:36 Çanakkale Savaşı

16/05/2015 - 15:30 İtilaf Devletleri Askerlerinin Gözüyle Çanakkale

12/05/2015 - 12:50 Muaveneti Milliye Muhribi Torpito Zabiti Ali Haydar Öztalay (Çimen Yüksel)

09/05/2015 - 08:24 Osmanlılar ve Ermeniler / Bir İsyan ve Karşı Harekâtın Tarihi (Edward J. Erickson)

03/05/2015 - 15:39 Neuve Chapelle’den Gelibolu’ya: Bir Askeri Planın Gelibolu’da Uygulamaya Konulması ( Mustafa Onur Yurdal )

28/04/2015 - 03:52 Cephe Arkadaşı Çanakkale Cephesi

25/04/2015 - 03:07 Çanakkale Müstahkem Mevkii Bataryalarının 25 Nisan 1915 ‘teki Rolü (Bayram Akgün)

24/04/2015 - 15:07 25 Nisan 1915 üzerine Gelibolu’yu Anlamak’ta çıkmış makalelerden seçmeler (Tuncay Yılmazer)

18/04/2015 - 17:10 Çanakkale Şehitleri Listesinde Ezineli Yahya Çavuş’un Adı Yok (Osman Koç)

10/04/2015 - 00:06 Kıyamet Koptuğunda - Hasan Cevdet Bey

03/04/2015 - 01:36 Rusya’daki 90.000 Osmanlı Savaş Esiri ve Sarıkamış Muharebesi (Yücel Yanıkdağ)

27/03/2015 - 17:57 Bir Hikayenin Daha Sonu: Topçamlar Tabyası (Bayram Akgün)

14/03/2015 - 07:57 Düşmana Korku Salan Efsanevi İntepe Topçularından Topçu Üsteğmen Mehmet Ali Bey (Muzaffer Albayrak)

11/03/2015 - 02:38 Seddülbahir’de Yalnız Top-210/40’lık Roon Topu (Bayram Akgün)

01/03/2015 - 13:31 Çanakkale Muharebeleri’nin İdaresi, Komutanlar - Strateji (Ed.: Lokman Erdemir, Kürşat Solak)

24/02/2015 - 17:39 Çanakkale Cephesinde Bir Damla Su İçin- Gelibolu Yarımadasında Jeoloji ve Muharebe İlişkisi ( İsmail Bilgin )

15/02/2015 - 17:55 Hashtag Tarih Dergisi Şubat 2015 Sayısında Kitap Değerlendirme Yazısı

08/02/2015 - 07:11 “Hafız Hakkı Paşanın Sarıkamış Günlüğü” Kitabıyla İlgili Mülahazalar (İsmail Bilgin)

// Bir Asır Sonra Ermeni Tehciri ve Çanakkale Üzerine… 100. Yıl Nasıl Anılmalı? (Tuncay Yılmazer)

23/12/2014 - 08:24 Sarıkamış İhata (Kuşatma) Harekâtı (İsmail Bilgin)

17/12/2014 - 02:24 Kut ül Amare Zaferi (Necmettin Özçelik)

08/12/2014 - 18:22 1. Dünya Harbi

06/12/2014 - 13:44 The Water Diviner – Son Umut Filminin Galasından Notlar… ( Tuncay Yılmazer )

01/12/2014 - 17:22 Cevat Çobanlı Paşa Çanakkale Kahramanı -Ahmet Yurttakal

16/11/2014 - 01:54 Goltz Paşa nın Mirası, Türkiye nin Geleceği – Osmanlı Devletinin 1. Dünya Savaşı na Girişi üzerine ( Tuncay Yılmazer )

10/11/2014 - 04:07 Turkish–Australian Reapprochement In The Light Of The Gallipoli Campaign (Kenan Çelik)

04/11/2014 - 01:37 Boğaziçi’nden Çanakkale’ye Şirket-i Hayriye Vapurları (Gözde Keskin)

19/10/2014 - 06:44 Beyrut Müftüsü Mustafa Neca Efendi’nin Anafartalar Grubuna Hitabı (Osman Koç)

11/10/2014 - 10:34 Bir Çanakkale Şehidinin Hikâyesi: Koca Ali Oğlu Mustafa (Necat Çetin)

14/09/2014 - 07:01 Suçlu Sırbistan- Ayağa Kalk ! Avrupa 1914’te Savaşa Nasıl Sürüklendi ? Sleepwalkers (Uyurgezerler) Christopher Clark- Tuncay Yılmazer

06/09/2014 - 07:14 Bilgeliğin Yedi Sütunu- Thomas Edward Lawrence (Nagihan Haliloğlu)

30/08/2014 - 20:49 1. DÜNYA SAVAŞI’YLA İLGİLİ TÜRKİYE’DE NELER YAPILDI/YAPILIYOR? (Adem Koçal)

23/08/2014 - 16:25 Vehip Paşa Kahramanlıktan Sürgüne (Dr. Yüksel Nizamoğlu)

28/07/2014 - 13:17 tarih Dergisi Ağustos Sayısında 1. Dünya Savaşı nın Nedenleri Dosyası

18/07/2014 - 14:59 Çanakkale Boğazı Müstahkem Mevkii İntepe Topçu Grubu’ndan Bir Subayın Günlüğü (Dr. Lokman Erdemir)

// - 07:47 Saklı Tarih: Umuda Yolculuğun Adı Barboros Hayrettin Zırhlısı(Ömer Tekinbaş)

// - 16:40 Gavrilo’nun Suçu Neydi? Birinci Dünya Savaşı’nı Yeniden Düşünmek (Tuncay Yılmazer)

// - 15:29 Efsane Komutanlar ve Zaferleri (Jeremy Black)

// - 18:30 Cepheden Cepheye Pilot Teğmen Cemal (Durusoy) Efendi (-İsmail Bilgin)

24/05/2014 - 18:56 Kara Muharebelerinde Müttefiklere Korku Salan Toplar “Asiatic Annie, Beachy Bill ve Anafarta Annie” (M. Onur Yurdal)

17/05/2014 Çanakkale'nin Meş' um Günü: 19 Mayıs Taarruzu Nasıl Planlandı? Niçin Başarısız Oldu? ( Muzaffer Albayrak )

29/04/2014 - 08:11 Kut’ul AmareOsmanlı’nın Son Zaferi (İsmail Bilgin)

23/04/2014 - 16:53 Niçin Kaçıyorsunuz? Düşmandan Kaçılmaz! – Popüler Resmi tarih’in 25 Nisan 1915 Anlatımı Üzerine Eleştiriler ( Tuncay Yılmazer )