1915 , Özür Dileyerek Değil Acıları Paylaşarak Anılmalı ( Tuncay Yılmazer )

Tarih: 16/12/2008   /   Toplam Yorum 10   / Yazar Adı:      /   Okunma 10388

Bugün Ermeni Sorunu diye adlandırdığımız olaylar silsilesinin 1915 dönemi , dünya görüşleri, felsefeleri hatta paramiliter güçleri birbirine benzeyen, çıkış noktaları başlangıçta dini kurumlara karşı olan, Fransız devriminden etkilenmiş, sosyal darwinizme inanan, zaman zaman da işbirliği yapmış iki örgütün, İttihat Terakki ve Taşnakların sivil halk üzerinden hesaplaşmalarının kanlı finalinden başka bir şey değildi. Bahaattin Şakir’lerin Talat Paşa’ların bir zamanlar işbirliği yaptıkları Pastırmacıyanlarla, Papazyanlarla ipleri koparttıkları dönemdi. O zamanın meşhur sosyal darwinist sloganı olan “güçlüler daima ayakta kalır” formülünün yansımasıydı. Sonuç binlerce sivil Osmanlı vatandaşının canına mal olan büyük bir felaketti. “Ermenilerden Özür Diliyorum Bildirisi” bu acıları istismar ediyor, “Büyük Felaket”i tek taraflı ele alarak tüm yönlerine duyarsız kalıyor. Basmakalıp ibarelerden oluşan , neden-sonuç ilişkisinden uzak , aceleyle hazırlandığı her haliyle belli olan bu bildiriyi imzaya açmanın varolan kutuplaşmayı daha da artırmaktan başka bir şey yapmayacağı ortada.

 

“1915'te Osmanlı Ermenileri'nin maruz kaldığı Büyük Felâket'e duyarsız kalınmasını, bunun inkâr edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum.”

 

Yukarıdaki ifadelerden oluşan “Ermenilerden Özür Diliyorum” başlıklı bildiri beklendiği gibi olumlu-olumsuz  tepkilerle karşılandı. Özür dilemenin çok soylu bir davranış olduğuna şüphe yok. Ancak böylesine soylu bir eylemi daha niteliği, nedenleri yeterince tartışılmamış, kuşaklarca iyi bilinmeyen son derece trajik bir olay için  kullanmanın, tek taraflı basmakalıp ibarelerden oluşan , neden-sonuç ilişkisinden uzak , aceleyle hazırlandığı her haliyle belli olan bu bildiriyi imzaya açmanın varolan kutuplaşmayı daha da artırmaktan başka bir şey yapmayacağı açık. Bu mesajı hazırlayanların ve altına imza atan aydınların bir şeye karar vermesi gerekiyor. Amaç sorunun çözümüne katkıda mı bulunmak  yoksa diaspora ırkçılığını tatmin mi etmek?

Ermeni Tehcirine yol açan olaylar göz önüne alındığında her iki tarafın yaşadığı acıları paylaşmak dururken, kontrolden çıkmış aşırı milliyetçiliğin nelere yol açabileceğinin korkunç örneklerinden ders almaya çağırmak varken, her ulus devlet oluşum sürecinde yaşanan kanlı olayları bir kere daha hatırlamak ve olmaması için neler yapılabileceğine dair önerilerde bulunmak gerekirken, ırkçılığın en büyük tehlike olduğunu, çok kültürlülüğü hoşgörüyü nasıl yok ettiğinin altı çizilmeliyken böyle bir bildiri neye hizmet edecek?

Evrensel anlamda çok uluslu imparatorluklardan ulus-devletlere geçiş süreci her zaman için acılarla dolu olmuştur. Birinci Dünya Savaşı boyunca da bu gerçeğin trajik örnekleri karşımıza çıkar. Üç yıl önce kaybettiğimiz Tarihçi Stefanos Yerasimos, Osmanlı İmparatorluğu bünyesindeki halkların ayaklanması ve ulus devletin kurulması 3 temel ögeye bağlı olduğunu belirtir: Ayaklanmanın entellektüel ve operasyonel altyapısını hazırlayacak , yani aydınlanma ve örgütlenmeyi yürütecek zengin ve okumuş bir zümrenin varlığı, ayaklanmayı gerçekleştirecek ve ilerideki ulus devletin  nüvesini oluşturacak kitlenin bir yörede yoğun biçimde bulunması , dış destek yani dönemin büyük güçlerinin desteği…Yerasimos’a göre Ermeni sorunun ciddi problem haline gelmesinde özellikle 2. maddedeki şartların oluşmaması büyük etkendir [1]. Ayrıca iki milliyetçiliğin, Türk ve Ermeni milliyetçiliğinin doğrudan çatışması sözkonusudur.[2] Ben ise bunu çok daha somut bir şekilde ifade etmek istiyor, 1915 Ermeni Tehciri’nin İttihatçı – Taşnak hesaplaşması  olduğunu ve bunun da masum sivil halk üzerinden yapıldığını savunuyorum.

Bugün Ermeni Sorunu diye adlandırdığımız olaylar silsilesinin 1915 dönemi , dünya görüşleri,  felsefeleri hatta paramiliter güçleri birbirine benzeyen, çıkış noktaları başlangıçta dini kurumlara karşı olan, Fransız devriminden etkilenmiş, sosyal darwinizme inanan, zaman zaman da işbirliği yapmış iki örgütün,  İttihat Terakki ve Taşnakların sivil halk üzerinden hesaplaşmalarının kanlı finalinden başka bir şey değildi. Bahaattin Şakir’lerin Talat Paşa’ların bir zamanlar işbirliği yaptıkları Pastırmacıyanlarla, Papazyanlarla ipleri koparttıkları dönemdi. O zamanın meşhur sosyal darwinist sloganı  olan “güçlüler daima ayakta kalır” formülünün yansımasıydı. “Altın” vuruşu (!) İttihatçılar daha iyi yaptı kendilerince… Sarıkamış Hezimeti , Çanakkale Savaşı vs. derken Alman akıl hocalarının nasihatlarıyla panik içerisinde aldıkları kararları uyguladılar. Binlerce Ermeniyi kadın çoluk çocuk demeden Deyr-i Zor yollarına dökerek, açlığa, eşkıyaya  mahkum ederek… Taşnak çeteleri ise gerek köy baskınlarında gerekse Van’ı işgal ettikleri kısa süre içerisinde “sivil Müslümanlar işkence çektirilerek nasıl öldürülür” gibi konularda bir hayli uzman (!) olduklarını gösterdiler. Rus devrimini izleyen aylarda Doğu Anadolu’da meydanı boş bulunca yukarıdaki cinayetlerin kat kat daha fazlasını , öldürme yöntemlerini daha da geliştirerek işleme imkânı buldular.

Büyük felaket asırlardır bir arada yaşayan milletlerin felaketiydi aslında. “Ermenilerden Özür Diliyorum Bildirisi” bu acıları istismar ediyor,  “Büyük Felaket”in tüm yönlerine duyarsız kalıyor , tek taraflı ele alıyor. Yunus Emreleri, Mevlanaları, Mimar Sinanları yetiştiren bir milleti mahkum etmeye yönelik bu davranışı vicdanım kabul etmiyor ve bu adaletsizliği reddediyorum. 1915, tek taraflı özür dileyerek değil acıları paylaşarak anılmalı..

Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu vatandaşları arasında yaşanan elim olaylardan dolayı büyük üzüntü duyuyor, felakete maruz kalan dini, ırkı ne olsun tüm sivillerin acısını paylaşıyorum.


[1] Stefanos Yerasimos, Birinci Dünya Savaşı’nda Ermeni Sorunu, Büyük Felaket, 1915 Katliamı ve Ermeni Sorunu içerisinde , Re yayıncılık,İstanbul, 2005 s. 87

[2] A.g.m  s.87
 


  10388 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

520_Kemal Gurulkan 17-12-2008, 07:59:03
Sevgili Tuncay Yılmazer,
Pekçok insanın meramını dile getirme anlamına gelen yazınız için teşekkürler. Samimi duygularla ifade edilen ama fazlaca hince ortaya atılan bir düşünce karşısında bu toprakların samimi insanlarının temiz yürekli duygularını içeren birinci makalenize göre bence bu yazınızda meranızın daha net ifade edildiğini gördük. Elinize sağlık. "Özür dileme" şerbetli zehiri ile işin nerelere getirilmek istendiğini bence güzel ifade etmişsiniz.
"Büyük felaket asırlardır bir arada yaşayan milletlerin felaketiydi aslında. “Ermenilerden Özür Diliyorum Bildirisi” bu acıları istismar ediyor, “Büyük Felaket”in tüm yönlerine duyarsız kalıyor , tek taraflı ele alıyor. Yunus Emreleri, Mevlanaları, Mimar Sinanları yetiştiren bir milleti mahkum etmeye yönelik bu davranışı vicdanım kabul etmiyor ve bu adaletsizliği reddediyorum. 1915, tek taraflı özür dileyerek değil acıları paylaşarak anılmalı…" paragrafında ifade etmiş olduğunuz ve vicdanlarımızın itiraz ettiği husus işte tam da budur Sayın Yılmazer.
Tekrar teşekkür eder, başarılı çalışmalarınızın devamını dilerim.
Kemal Gurulkan
 
521_Muzaffer ALBAYRAK 17-12-2008, 08:39:22
Teşekkürler Sayın Yılmazer,
Gündeme oturtulmaya çalışılan, ne idüğü belirsiz, maksadı meşkuk "özür bildirisi"ni son derece doğru ve anlaşılır bir dille tenkidinize gönülden katılıyorum.
Yazınızın sonuna koyduğunuz "karşı bildirinize" de imzamı atıyorum.
 
522_Arife 17-12-2008, 09:23:02
Sağduyulu ve olayı iyi analiz eden yorumlarınız için teşekkür ederim. İyi niyetli yaklaşımların çok rahat suistimal edilebileceğine net bir örnek olarak değerlendiriyorum ben bu girişimi. Ve sizin tam zamanında ve yerinde bulduğum izahatlarınız, bu girişimde bulunanlara aydın sorumluluklarını hatırlatmalı diyorum. Niyetler iyi, ancak hareketin neticesini vahim olarak görüyorum.
 
523_osman ünal 17-12-2008, 23:23:22
İtirazım var.
1. Tehcir, vatandaşlar arasında yaşanan elim bir olay değildir. Doğudaki milliyetçi Ermeni örgütlerin yaptıklarının bahane edilerek, Doğu ve bütün ülkedeki Ermenilerin sürülmesi olayıdır. Sadece olaylara katılan Ermeniler cezalandırılmamış, binlerce kadın, çocuk ve yaşlı sürgün sırasında ölmüş ve mallarına da el konulmuştur.
2. "Yunus Emre, Mevlana ve Mimar Sinan'ı yetiştiren bir millet ", söyleminin bir anlamı yok. Goethe, Schiller, Hesse ve Lessing gibi değerler yetiştiren Alman milleti de Hitler'i çıkarabilmiştir.
3.Tehcir kararını alınmasını Almanlara yıkmanın iki yanlışlığı var; a. Tallat ve Enver Paş'nın Alman hayranlığının gözlerini kör ettiği, onların Alman uşağı olduğu sonucunu getirir, b. eğer tehcir Alman fikri idiyse, üzerime almadığımıza göre, savunmamızın da gerekliliği kalmaz."Biz karşıydık, Almanlar yaptırdı " der geçeriz.
4." Acıları paylaşmak", burada yanlış kullanılıyor. Biz, zaten Ermeni zulmunden ölen vatandaşlarıızın acıları hissediyoruz, insan kendi acısını paylaşmaz yaşar, başkalarının acısını paylaşır. Eğer söylenmek istenen, Ermeniler de bize yaptıkları için özür dilesinlerse, bu pazarlığa girer ve pazarlıkla acı paylaşılmaz. Özür vicdan ile ilgilidir. Siz, özrünüzü diler ya da acılarını paylaşır, gerisini karşıya bırakırsınız. Bu bir el uzatmadır, uzatılan el tutulur ya da tutulmaz, ama el şartlı uzatılırsa anlamını yitirir.
 
524_fatih güldal 18-12-2008, 13:30:42
tuncay bey, diğer yorumcuların yazdığı gibi gerçekten birçok kişinin duygularına tercüman oldunuz. Konuya iyi bir açılım getirdiniz.tebrik ederim
 
532_serkan 23-12-2008, 01:21:11
Yeter ya.Türkiyemizi küçük düşürmeye çalışanlar hiç boşu boşuna uğraşmasınlar,YIKAMAZLAR.uğraşmayın bizlerle,neyapmaya çalıştığınızı çok iyi biliyoruz.karıştıramazsınız,yıkamazsınız.bir gurup aydınlar diyosunuz,kim o aydınlar çok merak ediyorum türkiyeye mal olamanlar geçinmesinler aydınım diye. bizler ÇOK GÜÇLÜYÜZ,ÇÜNKÜ TÜRKÜZ.
 
543_bulent ergun 27-12-2008, 15:08:13
Sayın Tuncay beye katılmamak mumkun degıl .Kendısını bu yazıdan dolayı kutlarım .Burada dıkkat etmemız gereken bence bu tehcırı hazırlyan ve yöneten yanı herturlu sekılde gerceklestıren jön turklerın devamı ittihatcı mantıgıdır .Turkıyenın kurulmasında da yer alan bu dusunca hala aramızda ve bu ozur kampanyasını baslatıyor ve kendı medyası yazarı cızerı popcusu sarkıcısı ıle bu memleketınde gercek unsuru olan ermenı kardeslerımızden ozur dılıyor .Aslında bızım olmayan bır sucu bıze mal edıyorlar .Bu yapan tabıkı BEYAZ TURKLER .Bence bı ozur varsa ve dılenecekse dönmeler dilemeli .
 
701_vedat demir 31-03-2009, 18:17:16
FSH.....FLASH.......FLASH....... 1915 olayinin suclusu bulundu........TIKLAYINIZ
http://www.turkla.com/index.php?c=1&yid=4
http://www.turkla.com/
http://www.talkturkey.us/2008/06/genocide-revisi.html
 

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

06/06/2016 - 07:34 Çanakkale Muharebelerinde ve Ermeni Olaylarında Alman İzleri: Zaferi Anma, Soykırımla Suçlanma (M.Onur Yurdal)

28/12/2015 - 14:01 Çanakkale Savaşı ve Ermeni Tehcirinin 100. Yılında , 24-25 Nisan Tartışmalarından Harp Tarihi Derneğine , Kanaviçe Romanından Torosyan Hatıratına GeliboluyuAnlamak ta bir yıl... ( Tuncay Yılmazer )

23/04/2015 - 12:57 Her Yıl 24 Nisan, Hüzün Doluyor İnsan – “1915 ve Sonrası Türkler ve Ermeniler” Taner Timur- Tuncay Yılmazer

26/12/2011 - 11:50 1915 – Osmanlı Ermenilerine Ne Oldu? Çarpıtılan-Değiştirilen Tarih – Guenter Lewy

04/04/2010 - 14:17 Muhafazakâr Aydınların Ermeni Sorunu’na Yaklaşımı Değişiyor mu? (Tuncay Yılmazer)

15/02/2009 - 20:17 Tarih Ayrıntıda Gizlidir- İttihatçılar Taşnaklara Ne Önermişlerdi ? ( Tuncay Yılmazer )

16/12/2008 - 23:48 1915 , Özür Dileyerek Değil Acıları Paylaşarak Anılmalı ( Tuncay Yılmazer )

17/11/2008 - 12:45 Tehcir Övünülecek Bir Uygulama Değildir ( Tuncay Yılmazer )

10/01/2007 'Ermeni Soykırımı' Neden Soykırım Değildi? makalesine yazılan yorum