Çanakkale Muharebeleri’nde Tekirdağ ( İslam Özdemir )

Tarih: 28/02/2008   /   Toplam Yorum 6   / Yazar Adı:      /   Okunma 20564

Daha önce Haydarpaşa’daki İngiliz Mezarlığı ile ilgili makalesinden tanıdığımız İslam Özdemir bu seferde bizler için Tekirdağ’daki Çanakkale’yi araştırdı ve yazdı.. Özdemir, Çanakkale Cephesini destekleyen en önemli lojistik kaynaklardan biri olan Tekirdağ’ın savaş boyunca şahit olduklarını anlatıyor, aynı zamanda Çanakkale Savaşı’ndan günümüze kalan izleri araştırıyor. Kendi ifadesiyle söylersek; “Tekirdağ’da Çanakkale Harbi’nin izlerini taşıyan yerler yıllardır ilgi ve alakaya muhtaçtır. Adına yakışır bir düzenlemeyi beklemektedir. Şehitliklerin yanına konulacak bir kitabeyle buraların önemine dikkat çekilmelidir. Namık Kemal Evi, Rakoczi Müzesi gibi çeşitli kültür yuvalarının süslediği bu şehirde halka Çanakkale Ruhunu aşılayacak bir 19.Tümen ve Atatürk Müzesi’nin bulunmaması ise çok büyük bir eksikliktir.”

 

 

Milletimiz için bir dönüm noktası olma özelliğini taşıyan Çanakkale Savaşı’nın bilinen ve hakkında çokça konuşulan yönleri  (deniz ve kara harekâtları ) dışında gündeme getirilmeyi bekleyen (hava harekâtları, lojistik faaliyetler vb. gibi) daha pek çok yönü bulunmaktadır. Özellikle bir savaşın gidişatını etkileyen en önemli unsurlardan biri olan lojistik faaliyetlerin diğerlerine göre ayrıcalıklı bir yeri vardır.

 Çanakkale harekât alanı çevresinde yer alan coğrafya (başta İstanbul olmak üzere Marmara Denizi kıyı şeridinde bulunan yerleşim yerleri, Trakya, Biga Yarımadası, Edremit Körfezi ve çevresi ) bu bağlamda savaş sırasında çok önemli görevler üstlenmiştir. Bilhassa Marmara Denizi kıyısındaki iskele ve limanlardan harekât alanına asker başta olmak üzere her türlü askeri malzeme ve erzak sevkiyatı yapılmış, bu bölgedeki hastanelerde, cepheden sevk edilen yaralılara imkânlar ölçüsünde sağlık hizmetleri verilmeye çalışılmıştır. Hastanelerin bulunduğu yerlerdeki halk buralarda tedavi gören muhariplere büyük ilgi göstermiş, yöre kadınları cephede vatan müdafaası yaparken yaralanan bu kahramanlara hastabakıcılık yapabilmek için adeta seferber olmuştur. Yaralı muhariplerden tedavi gördüğü sırada yaşamını yitirenler ise bulundukları yerlerde defnedilerek ölümsüzlük uykusuna yattıkları o beldenin ebedi şeref misafirleri olmuşlardır.

 

Çanakkale Cephesini destekleyen en önemli lojistik kaynaklardan biri olan Tekirdağ, coğrafi konumu itibariyle cepheye, yukarıda adı geçen ikmal noktalarının çoğundan daha yakındır. Bu konumundan dolayı savaş başladıktan sonra askeri anlamda önemi artan bu güzel şehir 1915 yılında çok hareketli günler yaşamıştır. Çanakkale Cephesine gönderilen askeri birliklerin birçoğu buradan sevk edilmiş, Kurmay Yarbay Mustafa Kemal Bey komutasındaki 19.Tümen ise burada kurulmuştur.

Bunun yanı sıra Tekirdağ  ve çevresinde kurulan  menzil hastanelerinde tıpkı diğer ikmal noktalarında olduğu gibi cepheden nakledilen yaralı muhariplere şifa dağıtılmış, Tekirdağlılar ise  bu kahramanların hasta döşeğinde rahat etmeleri için ellerinden geleni yapmıştır. Gazilerden ömrü vefa etmeyenler ebediyete kadar bu şehrin bağrını mesken tutmuştur.

Savaş’ın tüm şiddetiyle devam ettiği Nisan ayından itibaren Marmara Denizine sızmayı başaran düşman denizaltılarıyla cepheye lojistik destek sağlayan deniz araç ve gereçlerimiz arasında süregelen nefes kesen kovalamacalara ise Tekirdağ yakinen şahitlik etmiştir.

 

19. Tümen ve Tekirdağ

 

Arıburnu Muharebelerinde gösterdiği kahramanlıklarla tarihe adını altın harflerle yazdıran 19.Tümen’in ve komutanı Kurmay Yarbay Mustafa Kemal Bey’in mazisinde bu güzel şehrin çok özel bir yeri vardır. 1915 yılının Şubat ayının ilk günlerinde 3.Kolordu’ya ait 8.Tümen’in Filistin-Sina Cephesine sevk edilmesi üzerine; o tümenin yerine 19.Tümen kurulur. Tümen komutanlığına ise  Sofya’da askeri ataşe olarak görev yapan ve sürekli genelkurmay’dan fiili görev talep eden Kurmay Yarbay Mustafa Kemal Bey getirilir (20 Ocak 1915).[1] Genç komutan tayin emrini alır almaz soluğu İstanbul’da alır, 2 Şubat 1915 tarihinde de emir subayı ve Çerkeşli Hasan Çavuş komutasındaki koruma mangasıyla Tekirdağ’a gelir.[2]

Tekirdağ’a ayak basar basmaz çalışmalara başlayan Mustafa Kemal, 7.Tümen bünyesindeki birliklerden oluşan bu yeni tümeni sıkı bir eğitime tabii tutar. Bugünkü “Göğüs Hastalıkları Hastanesi” yanındaki sahil kışlalarında yoğun talim ve terbiye ile geçen günlerden birinde Mustafa Kemal Bey’in canını sıkan bir hadise vuku bulur. 57, 58 ve 59 numaralı üç alaydan oluşan 19.Tümen’in iki alayı (58. ve 59. Alaylar) o sırada Bakırköy’de konuşlanan 6.Kolorduya bağlı 24. ve 26.Tümenin iki alayı (72. ve 77. Alaylar) ile değiştirilir. Kurmay Yarbay Mustafa Kemal, ise 72. ve 77. Alayları eğitimleri az oldukları gerekçesiyle kabul etmez. Yapmış olduğu teşebbüslerde eğitmek için günlerce uğraştığı  eski alayların yeniden 19.Tümen’in kuruluşuna verilmesini talep eder. Kurmay Yarbay Mustafa Kemal’in bu talepleri Başkumandan vekili ve Harbiye Nazırı Enver Paşa tarafından değerlendirilir: “Artık değiştirilemezler. Çalışıp eksiklerini tamamlasınlar” cevabıyla  da  reddedilir.[3]

   19. Tümen, 57. Alay ile birlikte 25 Şubat 1915’de deniz yoluyla Tekirdağ’dan ayrılarak destanlar yazacağı Maydos’a (Eceabat) hareket eder. 72. ve 77. Alaylar ise İstanbul’dan daha sonra nakledilir.

   

 Tekirdağ Askeri Kışlası (Sahil Kışlaları)

       

19.Tümen’in kurulduğu yer olan sahil kışlaları, geçen yıllara inat hala dimdik ayaktadır. Arıburnu Muharebeleri’nde gösterdiği kahramanlıklarla tarihe geçen bu efsanevi birliğin  aziz hatıraları kışla binasının dört  bir yanını sarmıştır. İnsan gözlerini kapatıp,hayal dünyasında kısa bir yolculuğa çıktığında sanki o günleri görür gibi olur.Denize nazır yüksek bir tepenin üzerinde etrafını saran çam ağaçlarının gölgesinde kendi sessizliğiyle baş başa bırakılan bina,  bu yalnız haliyle aslında çok şey anlatır gelen ziyaretçilere.

 

Askeri kışla, üç büyük binadan  oluşur. Bu binaların kuzeybatı kısmında ise yıkık durumda olan kışla ambarları  yer alır. Orijinal haliyle günümüze kadar ulaşan yapının o döneme göre sadece çatı yapısı bir değişiklik arzeder. Kışlanın denize bakan tarafında 1937 yılında yaptırılan Atatürk anıtı bulunmaktadır. Anıtın altındaki kitabelerde birkaç kelimeyle de olsa kışlanın Çanakkale Harbinde üstlendiği görev anlatılır.Gazi Mustafa Kemal bir zamanlar genç bir subay olarak etrafa emirler yağdırdığı sahil kışlalarına yıllar sonra yaptığı ziyaret esnasında ise duygularını;“-Hiç değişmemiş, hala bıraktığım gibi” sözleriyle ifade eder. (23 Ağustos 1928)

 

Atatürk’ün askeri kariyerinde önemli bir yere sahip olan bu mekan, “19.Tümen ve Atatürk Müzesi”  adıyla  gelecek nesillere hizmet edeceği ve tarih şuuru aşılayacağı günleri beklemektedir. Sahil Kışlalarının mahkum olduğu bu yalnızlıktan kurtarılması Anafartalar Kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de aziz hatırasını yad edecektir hiç kuşkusuz.       

 

Tekirdağ Göğüs  Hastalıkları Hastanesi’nin bahçesinde yer alan kışla binasına şehrin batı girişinde  bulunan kavşaktan sağa sapılarak (Barbaros-Kumbağ İstikametine) ulaşılabildiği gibi, şehir içinden hastaneye kalkan minibüsler vasıtasıyla da gidilebilir.

 

 

 

 

Tekirdağ’da Bulunan Hastaneler ve Sağlık Hizmetleri

 

Tekirdağ, Çanakkale Muharebeleri sırasında aynı zamanda cephe gerisinde sağlık hizmetlerinin verildiği önemli yerlerden biridir. Değişik yatak kapasiteli pek çok hastanenin bulunduğu bu şehre, Akbaş, Ağadere ve Kilya iskelelerinden demir alan Şirketi Hayriye’ye ait hastane gemileriyle yüzlerce vatan evladı taşınır.

Rüstem Paşa Camii önündeki Cemaati İslamiye Teşkilatı binası, Etyemez Mahallesinde yeni yaptırılan Memleket Hastanesi, kolordu binası ve çevresinde oluşturulan seyyar hastaneler bu yaralı yiğitlerin nicelerine hizmet eder.Şehir merkezi haricinde ise Mürefte, Eriklice ve Şarköy’de kurulan öteki hastaneler de yine  pek çok  yaralı tedavi edilir.Savaşın olanca  şiddetiyle devam ettiği günlerde hastaneler gelen yaralılarla dolup taşar.

       5.Ordu menzil teşkilatına bağlı sağlık depo taburları, veteriner-ilaç depoları, Menzil Hayvan Hastanelerinin de bulunduğu Tekirdağ’da o yıllarda hizmet veren değişik yatak kapasiteli hastanelerin isimleri ise şunlardır.[4]

 

 

 

a) Şehir merkezinde bulunanlar

 

1-Tekirdağ Merkez Hastanesi 850 yataklı(5.orduya bağlı)

2-Tekirdağ Hilali Ahmer (Kızılay) Seyyar Hastanesi 300 yataklı

3-Tekirdağ Memleket Hastanesi 50 yataklı

4-Tekirdağ Salib-i Ahmer Harp (Kızılhaç)Hastanesi

5-Tekirdağ Mecruhin Hastanesi

6-Gelibolu-Tekirdağ Asker Menzil Hastanesi(5.orduya bağlı)

 

b) Şarköy ve civarında bulunanlar

 

1-Şarköy 6.Harp Hastanesi 200 yataklı(5.orduya bağlı)

2-Şarköy Hilali Ahmer (Kızılay)Hastanesi

3-Mürefte Menzil Hastanesi 400 yataklı (5.orduya bağlı)

4-Eriklice Köyü 8.Tümen Seyyar Hastanesi 2000 yataklı

5-Malkara Hastanesi

 

Hastanelerde verilen sağlık hizmetleri sırasında karşılaşılan problemlerin en büyüğü ve en önemlisi tıbbi malzeme eksikliğidir. Bu eksiklik hasta yatağında şifa bekleyen zavallıların artan ızdıraplarıyla baş başa kalmalarına, kimilerinin ise göz göre göre çaresiz bir biçimde ölümün kucağına atılmasına  sebep olacak kadar ciddi bir tehlikedir. Cephe gerisinde bir düşman misali ansızın ortaya çıkan yoksulluğa karşı verilen bu amansız mücadeleden galip çıkmak için birtakım basit yöntemlere başvurulur. Her şeyin bir pamuk ipliğine bağlı olduğu bu zaman diliminde baş gösteren imkansızlık öylesine hissettirir ki  kendini, hastanelerde gönüllü olarak çalışan hastabakıcı kadınların,   döşeklere serilmek üzere evlerinden getirmiş oldukları tertemiz yatak çarşafları bile sargı bezi olarak kullanılır.

Halkın bu kahramanlara yaşadıkları sıkıntılı günleri unutturmak için göstermiş olduğu gayret ise takdire şayandır. Bu fedakâr insanlar,Gelibolu’da düşmanla mücadele eden, ölümle burun buruna gelen ve onca tehlikeli serüvenin ardından  iyileşmek ümidiyle şehirlerine gelen şerefli misafirlerine, minnet borcunu ödeyebilmek için varını yoğunu ortaya koyar. Yöre kadınları hastabakıcılık yapmak için akın ettikleri hastanelerde, acılar içinde kıvranan ve çoğu zaman bir annenin şefkat dolu yüzüne hasret kalan bu kahramanları, evlatları gibi bağrına basıp, bir nebze olsun teskin etmeye çalışırlar.

Tekirdağ Hastanelerinde tedavi gördükten sonra sağlığına kavuşan vatan evlatlarının çoğu, yaşadıklarını savaştan yıllar sonra kaleme aldıkları hatıralarında en güzel cümlelerle anlatır.O günleri yaşayanlardan biri de Arıburnu Kahramanlarından,  16.Tümen 48.Alay 6.Bölük Astsubayı Mersin’li Emin Çöl’dür. (1892/1977).Arıburnu Cephe’sinde yaralandıktan bir müddet sonra Mürefte’ye sevk edilen  bu kahraman gazi,limana yanaşan Şirketi Hayriye vapurundan gördüğü manzarayı; “-İskeleden çıktığımızda hayli halk, sağlık ekipleri birikmişti.”sözleriyle ifade ederken bir nevi  karşılaştığı  bu beklenmeyen   insan selinin kendisinde meydana getirdiği  şaşkınlığı da dile getirmektedir.Emin Çöl izlenimlerini  anlatmaya şu cümlelerle devam eder;

 

    “-Kolu bantlı sağlık ekipleri bizi kucaklayarak arabaya bindirdiler. Kasabanın dışında tek katlı bir evin önüne ilettiler. Üç çadır kurulmuştu. Ateşin üstünde iki kazan sıcak su kaynıyordu. Tırnaklarımızı kestiler, traş ettiler, yıkandık, tertemiz iç, dış giysilerini giydik, okulun bir odasında, yere serilmiş yataklara yatırıldık. Burası Mürefte’nin bir ilkokuluymuş. Başucumuz da boydan boya bir tele asılan kimliklerimiz vardı. Tereyağı sürülmüş ekmek, çay, peynir getirildi. Sonra da birer bardak sütlü kahve, birer paket sigara, birer mendil getirildi. Çarşafların, mendillerin, yatak yüzlerinin, berelerin, gömlek yakalarının üzerinde kırmızı iplikle “MÜREFTE KADINLARI” diye işlenmişti. Her yanı pırıl pırıldı. Bu sağlık yurdunu savcının, hâkimin, hekimin, garnizon subaylarının eşleri açmıştı. Savaşın seferlerin, sıkıcı, bunaltıcı yaşamından sonra böyle şefkat dolu bir yuva hepsini unutturuyordu. “Bir daha böyle yaralansam, bir daha buraya gelsem, olmazdı ya gönül böyle istiyordu.” Bu cümleleri hasta yuvasının hatıra defterine yazmıştım. Bu yazı beni tanıtmış, sevdirmişti. Sağlık yurdunu açan kadınlar her gün sabah erkenden, geliyorlar, temizlik işleriyle uğraşıyorlar, yüzüme tatlı tatlı bakıyorlardı.Acaba bir ağrıları,sızıları,istekleri var mı? diye. Burada bir aydan fazla kaldım. Belimdeki bacağımdaki yaralar 20 gün sonra iyi olmuştu. 5-6 günde ayak tedavisine geldim, gittim.”[5]

    Hasta yatağında verdikleri yaşam mücadelesinden kaderin bir cilvesi olarak mağlup çıkan birçok kahramanın şahadet şerbetini içtikten sonraki ebedi istirahatgahı  ise şehitliklerdir.

 

Sonsuza dek Tekirdağ topraklarını mesken tutan bu kahramanlarımızın metfun bulundukları yerler ise şunlardır.[6]

 

a) Namazgâh Şehitliği (Şehitler Abidesi)

 

Çanakkale Cephesinde yaralanıp, Tekirdağ Hastanelerinde tedavi gördüğü esnada şehitlik mertebesine ulaşan aziz kahramanlarımızın ebedi istirahatgahıdır.

O dönemi anlatan kaynakların, tek beygirli bir cenaze arabasının her Allah’ın günü içindekilerle birlikte ziyaret ettiğini ifade ettikleri bu yerde sayısı tespit edilen 370 Çanakkale Kahramanının medfun bulunduğu bilinmektedir.

Vaktiyle 40 dönümlük bir alanı kapsayan Çanakkale Şehitliği günümüzde, etrafındaki apartmanların arasında sıkışıp kalmış  ve ne yazık ki 3800 metrekarelik bir alana düşmüştür.Görgü şahitleri 1973 yılında yapılan istimlâkler sırasında buradan asker üniformalı pek çok cesedin çıkarıldığını anlatır.[7]

13 Kasım 1957 tarihinde “Şehitler Abidesi” adıyla açılışı yapılan mekânın Muratlı Caddesi üzerindeki giriş kapısından içeri girildiğinde Mithat Cemal Kuntay’a ait “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğruna ölen varsa vatandır” diye başlayan anlamlı dizeler karşılar gelen ziyaretçileri. Çam ağaçlarının gölgesinde hüzünlü bir sessizliğin hâkim olduğu mekân maruz kaldığı tahribatlar nedeniyle mezarlık özelliğini tamamıyla yitirmiş, klasik bir anıt görünümünü almıştır. Giriş kısmındaki merdivenlerin bittiği yerde bulunan siyah ve beyaz mermerlerle bezeli abide, her ne kadar buradaki kahramanların mütevazılığını yansıtsa da o ruhu temsil etmekte maalesef yetersiz kalır. Herhangi bir bilgilendirme levhasının da bulunmadığı mekân, mevcut tüm eksikliklere rağmen Tekirdağ genelinde Çanakkale Kahramanlarına ait şehitliklerin en önemlisi ve en büyüğüdür.

Devlet Hastanesi’nin üst tarafındaki  Muratlı Caddesi hizasında yer alan Namazgâh Şehitliğine,  belediye  halk otobüsleriyle gidilebilir. Halk arasında “Şehitler Abidesi” adıyla bilinen bu mekân, gelecek yıllarda yapılması düşünülen çevre düzenlemesiyle şu anki halinden daha iyi bir durumda olacaktır.Kara toprağın bağrını mesken tutan bu asil ruhun, sessiz çığlıklarla yıllarca hasret kaldığı torunlarını çağırdığını asla unutmamak gerekir.

 

b) Şarköy Şehitliği

 

Şehitlik,Tekirdağ’ın Şarköy İlçesinde şehir mezarlığı bitişiğinde yaklaşık bir dönümlük bir alandır. Çanakkale Muharebelerinde Şarköy’de kurulan hastanelerde tedavi gördüğü sırada şehitlik mertebesine ulaşan 79 vatan evladının ebedi istirahatgahıdır.Bakımlı olan şehitlik  mütevazi bir anıta sahiptir.

 

c) Mürefte Şehitliği

 

Üzüm bağlarıyla meşhur olan Mürefte Şarköy’ün bir beldesidir. Çanakkale Gazisi Merhum Emin Çöl’ün hatıralarında övgüyle bahsettiği 400 yataklı Mürefte Menzil Hastanesinde şehit düşen 6 Mehmetçiğimizin ebedi istirahatgahıdır. Mürefte Sağlık Evi’nin bahçesin de metfun bulunan bu kahramanlar maalesef çevresindeki kalabalığın içerisinde yalnızlığı yaşamaktadır.

 

d) Eriklice Köyü Şehitliği

                 

Şarköy ilçesine bağlı Eriklice Köyünde Çanakkale Muharebeleri sırasında kurulan sahra hastanesinde şehit düşen 18 Mehmetçiğimizin ebedi istirahatgahıdır. Vefasızlık nedeniyle uzun yıllar kaderine terk edilen bu kahramanların  mekanı günümüzde daha iyi durumdadır. Yine de ilgi ve alakaya muhtaçtır.

 

  

Tekirdağ Sahilleri’nde Denizaltı Faaliyetleri

 

Osmanlı Devleti’nin başkenti İstanbul’u işgal etmek için Çanakkale önlerinde aylar süren zorlu bir mücadeleye girişen İtilaf devletleri güçleri içerisinde, boğaz engelini aşmaya muvaffak olan tek unsur denizaltılardır.

 

Çanakkale Cephesine yapılan lojistik desteği kesmek, Yavuz Zırhlısını batırmak ve İstanbul’u psikolojik baskı altına alıp gözdağı vermek gibi çeşitli sebeplerle yapılan bu saldırıların başlangıç tarihi ise  25 Nisan 1915’dir.Kısıtlı erzak ikmalini yakaladıkları gıda yüklü küçük tekneleri soyarak telafi etmeye çalışan ve Marmara’nın dört bir yanında adeta birer köpekbalığı gibi kol gezen bu ölüm makineleri, ansızın karşısında belirdikleri pek çok deniz aracını içindekilerle birlikte denizin dibine yollar. Marmara Denizini bir dehşet ve korku yuvası haline getiren müttefik denizaltıları, Çanakkale cephesine deniz yoluyla yapılan lojistik desteği neredeyse imkânsız hale getirir.

Bu yaşanılanlardan Marmara’nın kuzeybatı kıyıları boyunca uzanan Tekirdağ sahilleri de üzerine düşen payı fazlasıyla alır. Kıyılarında, Türk gemileriyle Müttefik denizaltıları arasında nefes kesen kovalamacıların yaşandığı bu şehir, mezkûr cedelleşmenin neticesinde batan gemilerimizde boğularak hayatını kaybeden insanlarımızın hazin öyküsüne yakinen şahitlik eder. Tekirdağ ve Şarköy açıkları Çanakkale’ye yapılan yolculuklar sırasında hiç beklenmedik bir anda çıkıp gelen serseri bir torpilin hayattan çekip aldığı bu zavallı insanların ebedi istirahatgahıdır.

 İngilizlerin E-14 denizaltısı tarafından batırılan Nurulbahir gambotu’nun öyküsü Marmara’da müttefik denizatlılarının başlattığı intikam savaşına   örnek teşkil eder. Aldığı torpil yaralarıyla Şarköy açıklarında 50 metre derine gömülen Nurulbahir’de 4 subay ve 32 er şehit olurken, 29 denizci Zuhaf korveti tarafından kurtarılır.[8]

Tekirdağ açıklarında düşman denizatlılarıyla Türk gemileri arasında gerçekleşen diğer sürpriz bir karşılaşma ise 24 Mayıs 1915 tarihinde gerçekleşir. Şirketi Hayriye filosuna ait en gözde deniz taşıtlarından biri olan Tahsin Kaptan idaresindeki 62 numaralı Hünkâr İskelesi vapuru, o gün İstanbul’dan yükünü almış vaziyette Çanakkale’nin yolunu tutar. Büyük bir tedirginlikle geçen zaman içinde Tekirdağ açıklarına 5/6 mil yaklaştıklarında korkulan olur ve kapkara bir denizaltı karşılarında belirir. Tahsin Kaptan durumu anlamakta gecikmez. Türk Bayrağı çeken İngiliz Denizaltısının kendilerini tuzağa düşürmek istediğini sezdiği için hiç istifini bozmadan son sürat yoluna devam eder. Bu dakikadan itibaren Hünkâr İskelesi ile İngiliz Denizaltısı arasında nefes kesen bir kovalamaca başlar. Gemiler bir ara borda bordaya seyrettiği esnada denizaltı’dan Tahsin Kaptan’a “-teslim ol !”çağrısı yapılır. Bu çağrıya hiç aldırış etmeyen usta denizci yoluna devam eder ve Tekirdağ İskelesi yakınlarında Hünkâr İskelesini karaya oturtur. Zaman kısıtlı akıbet bellidir. Kaptan gemideki personelin acilen tahliye edilmesini emreder. Buna rağmen o, pek çok hatırasını paylaşan cefakâr dostunu son ana kadar yalnız bırakmak istemez. Mürettebat, gemide bulunan subay aileleri ve cepheye götürülen askeri mühimmatın ve erzağın bir bölümü bu kısacık zaman zarfında tahliye edilir. Derken avcı görünür. Üzerindeki Türk sancağını indirerek Britanya sancağını çeken denizaltı aniden Hünkâr İskelesine bir torpil yollar. Geminin kazan dairesine isabet eden torpil, korkunç bir patlamayla infilak eder. Kaptan sona ana dek terk etmediği dostuna patlamadan çok kısa bir süre önce veda eder ve denize atlayarak ölümden kıl payı kurtulur. Kendiyle birlikte onlarca insanın hayatını kurtaran Tahsin Kaptan cesaretiyle tarihe geçer. [9]

Müttefik denizaltılarının Marmara Denizindeki bu faaliyetlerinin bilançosu Osmanlı Devleti için oldukça ağırdır. Bu saldırılar esnasında tüm kıyıları bize ait olan Marmara’nın her köşesinde pek çok deniz taşıtı içindekilerle birlikte sulara gömülür. Marmara Denizinin tamamını bir su altı şehitliğine çeviren bu saldırılar esnasında Tekirdağ ve Şarköy açıklarında batan gemilerimizden tespit edilebilenlerin isimleri şunlardır.

 

Gemi Adı

Batırıldığı Tarih

Batırıldığı     Mevkii

Batıran Denizaltı

Nurulbahir Gambotu

01.05.1915

Şarköy

E-14

Hünkâr İskelesi Vapuru

24.05.1915

Tekirdağ

-

Bülbül Vapuru

2. 07.1915

Tekirdağ

E-12

Hayrullah Vapuru

27. 07.1915

Şarköy

E-12

M.Şevket Paşa Gemisi

08.08.1915 (yara aldı)

Şarköy

E-12

Plevne Nakliye Gemisi

23.08.1915

Şarköy

E-11

 

Denizaltı saldırıları sırasında hayatını kaybeden insanlarımız yapılacak görkemli bir anıtla yâd edilmeyi beklemektedir.

 

Sonuç

 

     Her köşesini Atatürk’ün ve aziz şehitlerimizin ebedi hatıralarının kuşattığı bu güzide şehir, sahip olduğu Çanakkale Mirasıyla insanların gönlünde taht kurmayı arzu etmektedir.  Tekirdağ’da Çanakkale Harbi’nin izlerini taşıyan yerler yıllardır ilgi ve alakaya muhtaçtır.Adına yakışır bir düzenlemeyi beklemektedir.Şehitliklerin yanına konulacak bir kitabeyle buraların önemine dikkat çekilmelidir. Namık Kemal Evi, Rakoczi Müzesi gibi çeşitli kültür yuvalarının süslediği bu şehirde halka Çanakkale Ruhunu aşılayacak bir 19.Tümen ve Atatürk Müzesi’nin bulunmaması ise çok büyük bir eksikliktir.

     Şehrin Çanakkale savunmasının zaferle sonuçlanması için gösterdiği gayret ve yaptığı fedakârlıklar asla unutulmamalı ve unutturulmamalıdır. Tekirdağ’daki Çanakkale izlerini hak ettiği yerde görmek ümidiyle, bu vefakâr şehrin bağrını mesken tutan aziz kahramanlarımızı rahmet ve saygıyla anıyorum.

 

İslâm ÖZDEMİR

Çanakkale  Savaşları Araştırmacısı  /  Yazar               

Gallipoli1984@hotmail.com

                                                              

Not: “Fetihler Ufku Tekirdağ’a ithaf ettiğim bu çalışmanın hazırlanması sırasında benden yardımlarını esirgemeyen Tekirdağ Tarihi Araştırmacısı Sn. Mehmet Serez’e ve kadim dostum Çanakkale Savaşları Araştırmacısı Sn. Ahmet Yurttakal’a teşekkürlerimle  ”

 


[1] Yılmazer, T. “Alçıtepe’den Anafartalar’a Çanakkale Kara Muharebeleri” syf:18/19  

[2] Serez M. “Tekirdağ Tarihi ve Coğrafyası Araştırmaları 2007”syf:366

[3] Sorgun T. “İmparatorluktan Cumhuriyet’e Fahrettin Altay Paşa anlatıyor” syf:82/83

[4]  Şahin Aldoğan-Melike Bayrak  “Çanakkale Cephesinde idari faaliyetler ve lojistik”  syf:7/19  

[5] Emin Çöl “Çanakkale ve Sina Savaşları’nda” Çanakkale-Arıburnu Kahramanları  syf:191-192  Derleyen: Cemalettin   –Nebahat Efe Yıldız

[6] Bu şehitliklerle ilgili ayrıntılı bilgi, Yerel Tarihçi Mehmet Serez tarafından hazırlanan “Tekirdağ ve Çevresi Şehitlikleri  ( Tekirdağ Valiliği Yayınları 1993 ) adlı eserde bulunabilir.

[7] Serez M. a.g.e” syf:38

[8]  Savaş Karakaş Çanakkale Geçildi mi? Yakın Tarih İncelemeleri-1  Albayrak M.  syf:  146

[9] Yetkin İşcen “Marmara’da Denizaltı Savaşları” 

 

 Kaynakça :

 

  1. Tekirdağ ve Çevresi Şehitlikleri Mehmet SEREZ Tekirdağ Valiliği Yayınları 1993

  2. Tekirdağ Tarihi ve Coğrafyası Araştırmaları 2007 Mehmet SEREZ Tekirdağ 2007

  3. Arıburnu Muharebeleri Raporu Mustafa Kemal ATATÜRK Yayına Hazırlayan: Uluğ İğdemir Türk Tarih Kurumu Yayınları Ankara 1993

  4. Doğumunun 125.yılında Atatürk ve Tekirdağ Mehmet SEREZ Tekirdağ Valiliği Yayınları Kasım 2006

  5. Atatürk ve Milli Mücadele’de Tekirdağ Mehmet SEREZ Tekirdağ Valiliği Yayınları 2004 Tekirdağ’da Atatürk Aydın OY İstanbul 1965

  6. Siperin Ardı Vatan Çanakkale Savaşı Gürsel GÖNCÜ-Şahin ALDOĞAN MB Yayınevi İstanbul 2006

  7. Alçıtepe’den Anafartalar’a Çanakkale Kara Muharebeleri Tuncay YILMAZER Yeditepe Yayınları İstanbul Nisan 2005

  8. Yakın Tarih İncelemeleri -1 Çanakkale Savaşı Ed: Muzaffer Albayrak İstanbul 2006

  9. Çanakkale-Arıburnu Kahramanları (Derleme-Hatıralar) Derleyen Cemalettin YILDIZ Nebahat Efe YILDIZ Çanakkale 2006

  10. Şehit’ten Kale’ler Dergisi Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Çanakkale Savaşları Araştırma ve Tanıtma Topluluğu s:3 Çanakkale Haziran 2007

  11. Marmara’da Denizaltı Savaşları Yetkin İŞÇEN

  12. Çanakkale Savaşlarında idari faaliyetler ve lojistik Şahin ALDOĞAN-Melike Bayrak

  13. www.sirketihayriye.com

  14. www.savaskarakas.com


  20564 defa Görüntülendi.

**********************

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Tuncay Yılmazer'in benimsediği anlamına gelmez. Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

**********************

Makaleye Yorum Ekle

 

YORUMLAR

273_habib kaplan 28-02-2008, 23:19:02
bizim gibi köklü milletlerin köklü tarihleri olur..ve bu tarih anlatılmayla bitmez..bu ve bunun gibi kendini tarihi araştırmaya adamış siteler biz ülke insanlarını güzel bir şekilde bilgilendiryor.
bu araştrımayı hazılayan değerli dostum islam kardeşim,kendini tarihe adamış,ve bu uğurda can siparane çalışmaktadır.bunu birlikte gezye çıktığımız zaman çanakkalenin her köşesini,her taşını,her kahramanını bize anlatarak gösterdi..kendisine teşekkür eder ve bu çalışmalarının devamını dilerim..saygılarımla.
 
274_ÖMER ARSLAN 29-02-2008, 15:20:02
son dönemde çanakkale savaşlarına karşı artan ilgi aşikardır.ancak genel itibariyle araştırmalar hep kısır bir döngüde sürmektedir.bu bağlamda çanakkale savaşları tarihinin bilinmeyenleri hep tozlu raflarda beklemektedir.sevgili dostum islam özdemir tekirdağda çanakkale izlerini anlatarak bir bilinmezi gün yüzüne çıkarmış bizlerin istifadesine sunmuştur.bu vesileyle kendisine şükranlarımı ve tebriklerimi iletiyor bu güzel araştırmalarının devamını diliyorum.
 
276_İsmail SABAH 03-03-2008, 11:04:16
Değerli araştırmaci İslam ÖZDEMİR abim. Yazmış olduğun yazı ile Çanakkale davasının bir karanlık noktasını aydınlatmanın yanında bu davaya ne kadar bağımlı olduğunu, ne kadar sevdiğini ve bu sevginde ne kadar samimi olduğunu gösterdin. bir aylığına başka bir şehre giden insan orada işlerinin yanında vakit geçirmek varken boş durmuyor ve hemen bulunduğu yerin aşkı ile bağlantısını araştırıyor buluyor ve onu diğer insanlarla paylaşıyor. Gerçekten emeğine, yüreğine sağlık.
 
277_Ahmet Yurttakal 03-03-2008, 11:24:48
Vatanımızın birçok yerinde çanakkale izleri mevcut.
özellikle müreftelilerin kahramanlıkalrı gözlerimi yaşarttı aziz vatanımın insanlarını en net şekilde gösteriyor

değerli araştırmacı İslam Özdemir'in bu izleri yaşaması ve bizlere de yaşatması son derece önemli

daha nice izlerin araştırlıması dileğiyle..

 
298_Ramazan MOZ 25-03-2008, 16:39:32
Değerli kardeşim İslam Özdemir' e bu değerli araştırmasından dolayı öncelikle teşekkürlerimi sunuyorum. Önemli olan da budur işte. Çanakkale sadece Çanakkale değildir. Çanakkale Türkiye'dir. Bu cennet vatanımızın her karışında buram buram Çanakkale kokmaktadır. Başka yerlerin bilinmeyenlerine yolculuğuna bizleri de davet etmeni dilerim... Saygılarımla...
 
303_Duygu AK 03-04-2008, 00:18:45
Artık tarihimizi üstünkörü anlatmak ya da şu oldu,bu oldu deyip tarihe karşı olan görevimizi yaptık(!) düşüncesiyle yıllardır aynı geleneği sürdürmek yerine bilineni en derin ayrıntılarıyla,sebep ve sonuçlarıyla o zaman içinde vermeli,yaşatmalıyız;bilinmeyenleri ise sandıklardan çıkarıp gün yüzüne çıkartmalıyız ve o da derinlikleriyle, doğru bir şekilde yaşamaya devam etmeli. Böyle bir tarih yazmayı başaran Sevgili İslam Abiciğim gerçekten memleketimin Çanakkale Savaşlarına bu kadar katkısının olduğunu bilmiyordum, gerçekten duygulandım. Daha nice sandıkların kilitlerini açman dileklerimle...Ellerine sağlık,çok güzel bir yazı...
 

KATEGORİDEKİ DİĞER BAŞLIKLAR

09/09/2017 - 05:40 Florence Nightingale’in Eli Anadolu’ya da Değmişti-Kırım Savaşından Unutulan İlk Prefabrik Hastane: Erenköy (Renkioi) (Mustafa Onur Yurdal)

22/08/2017 - 07:18 Kuşatma ve Esaretin Adı KÛTULAMÂRE Esir Bir İngiliz Subayın Anıları - Edward W.C. Sandes -(Muzaffer Albayrak)

09/08/2017 - 18:07 19. Tümen Kurmay Başkanı İzzettin Çalışlar’ın Çeşitli Konferans ve Yayınlarında Conkbayırı Süngü Taarruzu (Melike Bayrak-Mustafa Onur Yurdal)

27/07/2017 - 13:33 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması 2.Bölüm - 2.Gazze Muharebesi (Tuncay Yılmazer )

11/07/2017 - 10:07 Çanakkale’nin Filistin’deki Yansıması : Gazze Muharebeleri ( 1.Bölüm) (Tuncay Yılmazer)

22/05/2017 - 05:29 Müstahkem Mevkii’nin Anafartalar’daki Sesi - Küçük Anafartalar Topları (Bayram Akgün)

09/05/2017 - 08:12 Kûtulamâre Kuşatması’ndan Esarete Yüzbaşı Sandes’in Hatıraları - Çev. Tuncay Yılmazer

02/05/2017 - 11:45 İzmir-Bayındır İlçesinden Çanakkale Harbine Katılanlar (Necat Çetin)

28/04/2017 - 08:49 Kûtulamâre Zaferi 1916 (Muzaffer Albayrak – Vahdettin Engin)

23/04/2017 - 21:24 Türk Ordusu’nda Künye Uygulamasına İlişkin İlk Girişimler ve İlk Künyelerle İlgili Kısa Bilgiler (The First Attempts On The Use Of Identity Tags In Turkish Army And Information About The Early Identity Tags) (Burhan SAYILIR)

13/04/2017 - 05:43 Müstahkem Mevki’nin Kara Savunması İçin Top Desteği Sağlaması (Bayram Akgün)

07/04/2017 - 14:30 Çanakkale Muharebelerinde İdari ve Lojistik Faaliyetler (Ayhan Candan)

06/04/2017 - 19:17 Kabataş Erkek Lisesi 1.Büyüteç Tarih Öğrenci Sempozyumu (8-9 Nisan 2017)

04/04/2017 - 21:12 Resmi Belgelere (Nüfus Ölüm-Genelkurmay-Kayıtsız Ölüm Defterleri) Göre İzmir - Beydağ Şehitleri (Necat Çetin-A.Levent Ertekin)

31/03/2017 - 07:25 Çanakkale nin Şehit Kalemleri (İsmail Sabah)

27/03/2017 - 19:43 Çanakkale Müstahkem Mevkii’ye Bağlı Top Mermisi Çeşitleri (Bayram Akgün)

25/03/2017 - 20:58 GeliboluyuAnlamak Özel- 100. Yılında Gazze Muharebeleri Kahramanlarını Anıyoruz (Tuncay Yılmazer)

17/03/2017 - 21:15 18 Mart Özel Makalesi - Yaşayanların Ağzından 18 Mart Boğaz Muharebesi (Ahmet Yurttakal)

16/03/2017 - 08:51 18 Fotoğrafla Çanakkale Boğaz Muharebesi 18 Mart 1915 - 18 March 1915 Dardanelles Assault with 18 photographs (Ahmet Yurttakal)

13/03/2017 - 05:47 Çanakkale Muharebeleri’nde Bir Hile: Sahte Toplar (Bayram Akgün)

07/03/2017 - 04:27 Çanakkale Zaferi’nden Mescid-i Nebevi’ye (Enver Paşa’nın 1916 Filistin-Hicaz ziyareti) (Tuncay Yılmazer)

23/02/2017 - 07:48 Gelibolu Savunması Bir Karargâh Çalışması - General G.S. Patton (Haluk Oral)

09/02/2017 - 06:24 İkinci Kirte Muharebesi (6-8 Mayıs 1915 Taarruzları) (Yücel Özkorucu)

31/01/2017 - 12:29 Türk Boğazları Meselesi (Ayhan Candan)

24/01/2017 - 05:39 Kanlı Bir Mendil Hikayesi (Ömer Arslan)

19/01/2017 - 10:32 Irak Cephesinde Gönüllü Kahramanlar Osmancık Taburu (Muzaffer Albayrak)

23/12/2016 - 20:32 Atlas Tarih Dergisi Aralık-Ocak Sayısında 1916 Sina Filistin Hicaz Cephesi (Tuncay Yılmazer)

13/12/2016 - 07:23 Birleşik Harekat Tecrübesi Olarak Cihan Harbinde Türk-Alman Askeri İttifakı (Gültekin Yıldız)

02/12/2016 - 20:23 Çanakkale Kara Muharebelerinde Ağıl Dere (Şaban Murat Armutak)

15/11/2016 - 11:48 Çanakkale de Bir Melek Hanım (Muzaffer Albayrak)

01/11/2016 - 05:41 Çanakkale Kara Muharebelerinde Asma Dere (Şaban Murat Armutak)

24/10/2016 - 06:55 42. Alay / Gelibolu 1915 - Ahmet Diriker (Oğuz Çetinoğlu)

10/09/2016 - 11:12 Seddülbahir Kahramanı Bigali Mehmet Çavuş (Ömer Arslan)

03/07/2016 - 14:42 Çanakkale’den 100. Yılında Somme’a:Bir Savaş, İki Muharebe (Mustafa Onur Yurdal)

11/06/2016 - 14:37 I.Dünya Savaşı nda Şii Ulemasının Cihat Fetvaları Çerçevesinde Irak Cephesi (Ziya Abbas)

01/06/2016 - 06:23 Kutülamare- Yarbay Mehmed Reşid Bey in Günlüğü (İ. Bahtiyar İstekli)

23/05/2016 - 12:01 Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Muharebelerinde Sağlık Alanındaki Faaliyetleri (Ayhan Candan)

16/05/2016 - 07:38 Bir Osmanlı Kurmay Subayı- Iraklı Kürt Devlet Adamı, Mehmet Emin Zeki Bey in Yaşam Öyküsü (Tuncay Yılmazer)

10/05/2016 - 13:00 Mezopotamya da Bir Savaş 1915-1916 KutülAmare – Nikolas Gardner ( Tuncay Yılmazer )

07/05/2016 - 07:31 Birinci Dünya Savaşının İslam Dünyasına Etkileri (Yüksel Nizamoğlu)

30/04/2016 - 19:20 Çanakkale Savaşı: Bir Siyasi Mücadele Alanı (Özgür Öztürk)

23/04/2016 - 19:13 25 Nisan 1915 Anzak Çıkarması İlk Saatleri – Daha Erken Müdahale Edilebilir miydi? ( Ahmet Yurttakal )

17/04/2016 - 21:26 Maskirovka Harekatı - KutülAmare bir zafer midir? ( Tuncay Yılmazer )

13/04/2016 - 05:30 Çanakkale Savaşları ve Barbaros’un Batışı (İsmail Bilgin)

28/03/2016 - 11:20 Çanakkale Muharebelerinde Osmanlı Ordusunun Asker Kaybı (Ayhan Candan)

26/03/2016 - 09:55 Eğitimli Neslin Birinci Dünya Savaşı ile İmtihanı ( Dr. Nuri Güçtekin )

24/03/2016 - 10:00 Birinci Dünya Savaşı nda Yozgat Lisesi (Dr. Nuri Güçtekin)

21/03/2016 - 06:35 Çanakkale Seferberliği: Savaş, Eğitim, Cephe Gerisi (Mustafa Selçuk)

17/03/2016 - 08:15 18 MART ÖZEL - Çanakkale Zaferi ve Cevat Paşa (Ahmet Yurttakal)

11/03/2016 - 06:49 Zaferi Kanla Yazan Fındıklılı Mehmet Muzaffer (İsmail Bilgin)

02/03/2016 - 12:48 Kut’ül Amare Zaferi -2 (İsmail Bilgin)

29/02/2016 - 11:29 Kut’ül Amare Zaferi -1 (İsmail Bilgin)

22/02/2016 - 12:27 Gertrude Bell Irak Sınırını Çizen Kadın (Veysel Sekmen)

14/01/2016 - 08:43 Çanakkale Şehidi Feyzi Çavuş’un Zevcesi Zehra Hanımın Padişaha Mektubu (Osman Koç)

23/12/2015 - 16:47 Çanakkale Savaşlarında Binbaşı Halis Bey’e Ait Bir Ganimetin Öyküsü (Serdar Halis Ataksor)

10/12/2015 - 18:03 Mesudiye Zırhlısının Dramı (Cemalettin Yıldız)

06/12/2015 - 20:29 Kut’ülamarenin Türklere Tesliminden Sonra Irak İngiliz Ordusunun Faaliyetlerine Dair Rapor (Haz. Serdar Halis Ataksor)

01/12/2015 - 10:11 10 Ağustos 1915 Conkbayırı Süngü Hücumu (Muzaffer Albayrak)

17/11/2015 - 21:09 Çanakkale Deniz Muharebelerinde Verilen Zayiatlar (Ahmet Yurttakal)

10/11/2015 - 05:19 Reis-i Cumhur Mustafa Kemal in Çanakkaleyi ziyaretleri (M. Onur Yurdal )

08/11/2015 - 22:04 Mustafa Kemal Paşanın Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşına girişiyle ilgili görüşlerine dair bir belge

Osmanlı Devleti Umumi Harpte Tarafsız Kalabilir miydi? - Yusuf Akçura (Değerlendirme: Muzaffer Albayrak)

Nazım’ın Dayısı Çanakkale Şehidiydi (Melih Şabanoğlu)

Çanakkale Destanının Ölümsüz Efsaneleri (Osman Koç)

21/10/2015 - 04:02 100 Yıl Sonra İlim Heyeti Çanakkale’de Programı

17/10/2015 - 11:50 Çanakkale Savaşı'nın Kanada'da Bıraktığı İzler (Birol Uzunmehmetoglu)

27/09/2015 - 16:01 1917 Yılında Hicaz Cephesi:Arap İsyanının Yayılması ve Medine’nin Tahliyesi Programı (Yüksel Nizamoğlu)

22/09/2015 - 13:07 III. Kolordu’nun Çanakkale Muharebeleri’ne Hazırlanış Süreci (İsmail Bilgin)

15/09/2015 - 04:28 Kutü-l Amare Kahramanı Halil Kut Paşa (Enes Cifci)

11/08/2015 - 04:07 Türkiye Büyük Savaş a Nasıl Girdi? ( Emre Kızılkaya )

29/07/2015 - 03:30 1915 Gelibolu Harbi Günlüğü- Kazım Şakir (İ. Bahtiyar İstekli)

07/07/2015 - 02:49 Suyu Arayan Adamların Öyküsü - Millete Deva Olmak , Osmanlı Savaş Esirleri, TIP ve Milliyetçilik ( 1914-1939 ) -Yücel Yanıkdağ (Tuncay Yılmazer)

30/06/2015 - 03:55 Tarih, Otobiyografi ve Hakikat Yüzbaşı Torosyan Tartışması ve Türkiye’de Tarih Yazımı (Derleyen: Bülent Somay)

21/06/2015 - 16:34 Türklere Esir Olmak (Doğan Şahin)

23/05/2015 - 04:36 Çanakkale Savaşı

16/05/2015 - 15:30 İtilaf Devletleri Askerlerinin Gözüyle Çanakkale

12/05/2015 - 12:50 Muaveneti Milliye Muhribi Torpito Zabiti Ali Haydar Öztalay (Çimen Yüksel)

09/05/2015 - 08:24 Osmanlılar ve Ermeniler / Bir İsyan ve Karşı Harekâtın Tarihi (Edward J. Erickson)

03/05/2015 - 15:39 Neuve Chapelle’den Gelibolu’ya: Bir Askeri Planın Gelibolu’da Uygulamaya Konulması ( Mustafa Onur Yurdal )

28/04/2015 - 03:52 Cephe Arkadaşı Çanakkale Cephesi

25/04/2015 - 03:07 Çanakkale Müstahkem Mevkii Bataryalarının 25 Nisan 1915 ‘teki Rolü (Bayram Akgün)

24/04/2015 - 15:07 25 Nisan 1915 üzerine Gelibolu’yu Anlamak’ta çıkmış makalelerden seçmeler (Tuncay Yılmazer)

18/04/2015 - 17:10 Çanakkale Şehitleri Listesinde Ezineli Yahya Çavuş’un Adı Yok (Osman Koç)

10/04/2015 - 00:06 Kıyamet Koptuğunda - Hasan Cevdet Bey

03/04/2015 - 01:36 Rusya’daki 90.000 Osmanlı Savaş Esiri ve Sarıkamış Muharebesi (Yücel Yanıkdağ)

27/03/2015 - 17:57 Bir Hikayenin Daha Sonu: Topçamlar Tabyası (Bayram Akgün)

14/03/2015 - 07:57 Düşmana Korku Salan Efsanevi İntepe Topçularından Topçu Üsteğmen Mehmet Ali Bey (Muzaffer Albayrak)

11/03/2015 - 02:38 Seddülbahir’de Yalnız Top-210/40’lık Roon Topu (Bayram Akgün)

01/03/2015 - 13:31 Çanakkale Muharebeleri’nin İdaresi, Komutanlar - Strateji (Ed.: Lokman Erdemir, Kürşat Solak)

24/02/2015 - 17:39 Çanakkale Cephesinde Bir Damla Su İçin- Gelibolu Yarımadasında Jeoloji ve Muharebe İlişkisi ( İsmail Bilgin )

15/02/2015 - 17:55 Hashtag Tarih Dergisi Şubat 2015 Sayısında Kitap Değerlendirme Yazısı

08/02/2015 - 07:11 “Hafız Hakkı Paşanın Sarıkamış Günlüğü” Kitabıyla İlgili Mülahazalar (İsmail Bilgin)

// Bir Asır Sonra Ermeni Tehciri ve Çanakkale Üzerine… 100. Yıl Nasıl Anılmalı? (Tuncay Yılmazer)

23/12/2014 - 08:24 Sarıkamış İhata (Kuşatma) Harekâtı (İsmail Bilgin)

17/12/2014 - 02:24 Kut ül Amare Zaferi (Necmettin Özçelik)

08/12/2014 - 18:22 1. Dünya Harbi

06/12/2014 - 13:44 The Water Diviner – Son Umut Filminin Galasından Notlar… ( Tuncay Yılmazer )

01/12/2014 - 17:22 Cevat Çobanlı Paşa Çanakkale Kahramanı -Ahmet Yurttakal

16/11/2014 - 01:54 Goltz Paşa nın Mirası, Türkiye nin Geleceği – Osmanlı Devletinin 1. Dünya Savaşı na Girişi üzerine ( Tuncay Yılmazer )

10/11/2014 - 04:07 Turkish–Australian Reapprochement In The Light Of The Gallipoli Campaign (Kenan Çelik)